Monthly Archives

Nisan 2016

Sulukule Gönüllüleri Derneğine Hibe Desteği

By | Kurumsal Destek | No Comments

Sulukule Gönülleri Derneği (SGD), Sulukule’de yaşayan risk altındaki, dezavantajlı, ayrımcılığa maruz kalmış, maddi güçlük çeken gruplarla çalışmak, hak temelli faaliyetlerle bu kesimlerin günlük hayatındaki yaşam kalitesini geliştirmek ve bu kesimlerin toplumsal katılımlarını artırmak amacıyla 2010 yılında kurulmuştur.

Okul terkini önlemek, kadınlara ve çocuklara hakları konusunda farkındalık kazandırmak, SGD’nin başlıca hedeflerindendir. 

Bu kapsamda; okulu terk etmenin ciddi bir sorun olduğu mahallede okula devamı odağa alan çalışmalar gerçekleştirmek, okul içi ve dışında çocukların eğitsel ve yaratıcılıklarının gelişimine yönelik faaliyetler organize etmek, eğitim hakkından yararlanabilmeleri için maddi imkanı yetersiz olan çocuklara beslenme, kırtasiye ve burs desteği sağlamak  ve mahalledeki kadınlara yönelik eğitimler organize etmek çalışmaları arasında yer almaktadır.

Detaylı bilgi için http://sulukulegonulluleri.org adresini ziyaret edebilirsiniz.

Sulukule Gönüllüleri Derneği, finansal sürdürülebilirliğini güçlendirmek için Sivil Toplum için Destek Vakfından Kurumsal Program dahilinde hibe desteği alacaktır. 

Hibe, Mayıs 2016 – Ocak 2017 tarihleri arasında derneğin tam zamanlı çalışanların giderlerini destekleyerek, kaynak geliştirme çalışmalarına ağırlık vermelerini amaçlamaktadır.

Karakutu Derneğine Hibe Desteği

By | Kurumsal Destek | No Comments

Hatırlamak ve sessizleştirilen hikayelerin görünürlüğünü arttırmak üzerinden toplumsal barışa ve demokratikleşme sürecine katkıda bulunmayı hedefleyen Karakutu Derneği 2014 yılında kuruldu. 

Karakutu, adalet ve barış için geçmişten dersler çıkarmanın, hatırlamanın elzem olduğundan yola çıkarak bu alanda Türkiye toplumunun çoğunluğunu oluşturan, seslerini yeterince duyuramayan, yetişkin toplumu ve onun kurumları tarafından “kıskaca alınmış” ama ciddi bir dönüştürücü potansiyele sahip olan gençler ile çalışıyor. 

Gençlerin geçmişe alışılagelmiş olandan daha geniş bir perspektiften bakılabilmesi, tabulaşmış konularla yüzleşilmesi ve dönüştürücü gücü etkisiyle Karakutu, geliştirdiği yenilikçi bir akran eğitimi metodu olan “Hafıza Yürüyüşü” ile gönüllü gençleri ve katılımcıları “hazine avı” benzeri bir oyunla hatırlamaya ve yüzleşmeye çağırıyor. 

Hafıza Yolculuğu Programı içinde yer alan Hafıza Yürüyüşü, gönüllü gençlerin ve katılımcıların dini, cinsiyete dayalı, etnik veya politik nedenlerle tarihsel olarak dışlanmış gruplara yapılan haksızlıkları keşfetmesini ve sorgulamasını hedefliyor. 

Detaylı bilgi için www.karakutu.org.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı, bu çalışmalar çerçevesinde Mayıs 2016 – 2017  tarihleri arasında Karakutu Derneğine profesyonel ekibe destek olmak, kapasite gelişiminine katkı sağlamak amacıyla hibe verecektir. 

Öğretmen için Festival

By | Röportaj | No Comments

Eğitim Reformu Girişimi – ERG / erg.sabanciuniv.edu

Öğretmen için Festival / www.ogretmenicinfestival.org

“Festivaldeki etkinlikler direkt olarak öğretmeni eğitmeyi hedeflemeyen içeriklere sahip olmalarıyla diğer çalışmalardan ayrılıyorlar. Burada amaç; öğretmenlerin farklı mekanlarda farklı etkinliklerle ve uzmanlık alanlarıyla buluşmalarını sağlamak ve birey olarak gelişimlerine katkı sağlamak.”

Sivil Toplum için Destek Vakfı, Proje Programı dahilinde Eğitim Reformu Girişimi (ERG) tarafından Türkiye’de ilk defa düzenlenen öğretmen festivali ‘Öğretmen için Festival’e hibe desteği sağladı. Festival ve ERG ile ilgili daha detaylı bilgi edinmek için aşağıdaki röportajı okuyabilirsiniz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Eğitim Reformu Girişimi ne zaman kuruldu? Genel olarak faaliyetlerinden ve hangi sosyal sorunun çözümüne yönelik çalıştığından bahseder misiniz?

Eğitim Reformu Girişim (ERG): ERG, çocuğun ve toplumun gelişimi için eğitimde yapısal dönüşüme nitelikli veri, yapıcı diyalog ve eleştirel bakış yoluyla katkı yapan bağımsız ve kar amacı gütmeyen bir girişimdir. Eğitimde karar süreçlerinin veriye dayalı olması, paydaşların katılımıyla gerçekleşmesi, her çocuğun kaliteli eğitime erişiminin güvence altına alınması yapısal dönüşümün ana unsurlarıdır. 2003 yılında kurulan ERG, Türkiye’nin önde gelen vakıflarının bir arada desteklediği bir girişim olmasıyla Türkiye sivil toplumu için de iyi bir örnek oluşturur. ERG, Eğitim Gözlemevi birimi ve ATÖLYE Labs ile ortak girişimi Eğitim Laboratuvarı aracılığıyla araştırma ve eğitim faaliyetlerini gerçekleştirir.

DV: “Kaliteli eğitim” kavramından ne anlamalıyız? Sizce Türkiye’deki durum nedir ve öğretmenlerin bu konuya yaklaşımı, katkısı nasıl seyreder?

ERG: ERG için kaliteli eğitim;

•  İnsan odaklıdır.

•  Eşitlikçidir.

• Hesap verebilirlik, saydamlık, katılımcılık başta olmak üzere iyi yönetişim ilkelerini yaşama geçirir.

• Çocukların/gençlerin potansiyellerini gerçekleştirmelerine ve bireysel olgunluğa

ulaşmalarına olanak sağlar.

•  Bilgiyi beceriye dönüştürür.

• Çocuklara/gençlere yaratıcılık ve eleştirel düşünme vb. temel becerileri kazandırır.

• Öğrenme zevkini ve çocuğun merakını kamçılayarak çocukları yaşam boyu öğrenmeye hazırlar.

• Çoğulculuk, özgür düşünce, örgütlenme ve siyasi katılım özgürlüğü ile insan haklarına saygının yer aldığı demokratik bir çerçeveye katkıda bulunabilecek aktif yurttaşlar yetiştirir.

• Çocuklara/gençlere sağlıklı ve güvenli eğitim ortamlarında uygun kaynakları ve olanakları sağlar.

Bu kapsamda Türkiye’deki durumu aktarabilmek için de her yıl Eğitim İzleme Raporlarını yayınlıyoruz. 2014 yılınınkine buradan ulaşabilirsiniz. Öğretmenlerin bu konuya yaklaşımıyla ilgili bir araştırma yok. O yüzden bir genelleme yapamıyoruz ancak tam da bunun için “Öğretmen İçin Festival” gibi “İyi Örnekler Konferansı” gibi öğretmenlerle karşılaşma alanları kurgulamaya gayret ediyoruz.

DV: “Öğretmen için Festival” fikri nasıl oluştu? Festival içindeki etkinlikleri kısaca anlatır mısınız?

ERG: Son 12 yıldır benzer formatta ilerleyen eğitimde iyi örnekler konferans ruhunu ve içeriğini daha geniş zamana yayabilmek ve farklı etkinliklerle konferansı yeni mekanlara taşımak istedik, buradan da festival fikri çıktı. Festivalde; hafıza yürüyüşü, yaşayan kütüphane, yaratıcı yazma, forum tiyatro ve PechaKucha Night gibi etkinlikler var.

Hafıza Yolculuğu Programı kapsamında gerçekleştiren hafıza yürüyüşü; gençlerin dini, cinsiyete dayalı, etnik veya politik nedenlerle tarihsel olarak dışlanmış gruplara yapılan haksızlıkları keşfetmesini ve sorgulamasını hedefler.

Yaşayan Kütüphane’de kitaplar; insanlardır ve kitaplar ile okuyucular bir diyalog içerisine girerler. Yaşayan Kütüphane’de bulunan kitaplar sıklıkla kendilerine karşı önyargı beslenen gruplardan ve sistematik bir şekilde ayrımcılık ve sosyal dışlanmaya maruz kalan gruplardan belirlenir.

Yaratıcı yazma atölyesi Sait Faik müzesinde gerçekleştirildi, Sait Faik öyküleri üzerine kurgulanan bir çalışma yapıldı.

Forum tiyatroda öğretmenlerin yaşadığı sorunlar üzerinden kurgulanan bir oyun sergilendi, sonrasında izleyicinin oyuna girerek ve rolu alarak kendi çözümlerini üretmesine olanak sağlandı.

PechaKucha tekniğinde; sunuş yapan kişi her biri 20 saniye süresince 20 görseli toplam 6 dakika 40 saniye süresince göstererek sunuşunu tamamlar. Bu sunuş tarzıyla öğretmenler kendi hikayelerini anlatacaklar.

DV: Festivalin öğretmenlere/eğitmenlere yönelik diğer çalışmalardan farkı nedir?

ERG: Festivaldeki etkinlikler direkt olarak öğretmeni eğitmeyi hedeflemeyen içeriklere sahip olmalarıyla diğer çalışmalardan ayrılıyorlar. Burada amaç; öğretmenlerin farklı mekanlarda farklı etkinliklerle ve uzmanlık alanlarıyla buluşmalarını sağlamak ve birey olarak gelişimlerine katkı sağlamak.

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteği “Öğretmen için Festival”e nasıl bir katkı sağladı?

ERG: Festival ile ilgili iletişim materyallerinin tasarımına dair bütçeye katkı sağlamakla birlikte, etkinlik bazında ihtiyaç duyulan, yol, yemek gibi harcama kalemlerinde katkısı oldu.

Türkiye’de Eğitim Politikaları, STK’lar ve Bağışçılık

By | Uzman Görüşü | No Comments

Batuhan Aydagül (Eğitimde Reform Girişimi Direktörü) / http://erg.sabanciuniv.edu

Türkiye’de uzun vadeli sosyal ve ekonomik kalkınmanın sağlanması için eğitime çok görev düşüyor. Bunun için, çocukların ve gençlerin aktif yurttaş olmaları, hayat boyu öğrenme temeli oluşturmaları ve işgücüne katılmaları amacıyla örgün eğitimde gerekli bilgi ve becerileri edinmeleri önemli. Devlet, her bireye bu bilgi ve becerileri kazanabilmeleri için eşit fırsatlar sunmalı ve sosyal adalet ilkesi içinde dezavantajlı gruplara özel olarak destek olmalı. Bu, kamuya düşen anayasal bir sorumluluk. Ülkemizin Avrupa Birliği ve Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’ndeki (OECD) akranlarına göre geride kalan eğitim düzeyini iyileştirmek için katetmesi gereken zorlu bir yol var ve bu mücadelede kamunun önemli bir ortağı sivil toplum. Bireyler ve sivil toplum kuruluşları (STK’lar) farklı şekillerde doğrudan gereksinim sahibi insanlara dokunan desteklerinin yanı sıra eğitim reformuna makro politika düzeyinde ve yapısal değişimi amaçlayan girişimleri de desteklemeli.

Cumhuriyet tarihine baktığımızda sivil toplumun eğitime katkısının özellikle çocukların eğitime erişimini desteklemeye yönelik olduğunu görüyoruz. Bu katkı başlıca burslarla ve Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağışlanan okul binalarıyla gerçekleşiyor. Aynı zamanda STK’ların kurduğu ve işlettiği özel okullar var (bazı vakıf üniversiteleri de bu kapsamda değerlendirilebilir) ancak bunların sayısı sınırlı. 1990’lardan itibaren ise doğrudan bireylere yönelik hizmet üreten ve böylelikle hem yenilikçi modeller geliştiren hem de kamunun verdiği eğitim hizmetlerini tamamlayan STK’lar kuruldu. Bireyler, yardımlarıyla bu STK’ları da destekliyorlar.

Bireyler ve STK’lar tarafından verilen burslar, MEB’e bağışlanan okullar, işletilen eğitim kurumları ve sunulan doğrudan hizmetlerin tamamı ele alındığında ulaşılan birey sayısı Türkiye’nin örgün eğitimdeki çocuk sayısından çok uzakta kalıyor. Okul öncesi ve temel eğitim çağında yaklaşık 16 milyon çocuk ve genç var. Onların tamamına sadece ülkenin en ücra köşesine bile ulaşabilen MEB hizmet götürebilir. MEB, aynı zamanda 16 milyon öğrenciyi ve 850 bin öğretmeni ilgilendiren tüm eğitim politikalarının geliştirilmesi ve uygulanmasından sorumlu. MEB, eğitimde karar alırken iyi yönetişim ilkeleri doğrultusunda araştırmadan yararlanmalı ve paydaşların katılımını sağlamalı. Böylelikle, kamu ve paydaşları arasında eğitim politikasına dair bir diyalog alanı oluşabilir ve sivil toplum da bu alanı kullanarak eğitim politikalarının şekillenmesine katkı yapabilir.

Kamu politikalarını veri kullanarak etkileme eylemi veya süreci sivil toplum sektöründe ‘savunu’ olarak tanımlanıyor. Savunu, İngilizce “bir nedeni ya da öneriyi destekleme eylemi ve süreci” olarak kullanılan advocacy kelimesinden çeviri; Türk Dil Kurumu sözlüğündeki karşılığı ise savunma. Türkiye’de çok farklı alanlarda savunu yapan STK’lar var, eğitim de bunlardan biri. Eğitimde ise STK’lar gerek tek başlarına gerekse bir araya gelerek konu bazında engeli olan çocukların eğitimi, çocuk hakları, ana dilinde eğitim ve/veya çift dilli eğitim, din ve eğitim, kız çocuklarının eğitimi, okulöncesi eğitim, Roman çocukların eğitimi, çalışan çocukların eğitimi ve eğitimin kalitesi alanlarında savunu yaparak kamu politikalarını etkilemeye çalışıyorlar. Savunu çalışmaları sonucunda kamu politikalarında ve tabii ki karar vericilerin farkındalık ve yaklaşımlarında oluşabilecek değişiklikler savununun odağındaki tüm çocukların iyi haline katkı yapma potansiyeline sahip (örneğin tüm fiziksel ya da zihinsel engeli olan çocukları ilgilendiren bir değişikliğin gerçekleşmesi). Bu nedenle de savunu sosyal değişim için kritik bir araç ve savunu yapan STK’ların bağışçılar tarafından desteklenmeleri öncelikli bir gereksinim.

Eğitim Reformu Girişimi (ERG) deneyiminde savunu yapan bir girişimin mali kaynak arayışında karşısına çıkan zorlukları birebir yaşadım. Açık Toplum Vakfı, Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) ve Sabancı Üniversitesi’nin yenilikçi ve ileri görüşlü işbirliği sayesinde 2003’te kurulan ERG’nin ilk yıllarında destekçi bulmakta oldukça zorlandık ancak zaman içinde yol aldık ve ERG bugün on vakıf, dört şirket ve üç üniversite tarafından kurumsal olarak destekleniyor. Buna rağmen yeni destekçi bulmakta halen zorlanıyoruz. Savunu yapan diğer STK’ların da benzer zorluklar yaşadığını ve özellikle insan kaynakları ve genel giderleri karşılamak için şartsız desteklere gereksinimleri olduğunu biliyorum.

Eğitimde yapısal değişim için savunu yapan STK’ların fon bulmak için karşılarına çıkan zorluklara baktığımda Türkiye’de eğitime destek verenlerin farkındalıklarının ve ilgi alanlarının burs – okul veya yurt yaptırma – bireye dokunan hizmetlere destek olmayla sınırlı olduğunu görüyorum. Diyelim ki 5000 çocuğun okuyacağı bir okul binasına milyon lira düzeyinde desteği çok rahat yapabilen bağışçı o çocukların okulda alacakları eğitimin niteliğinin artması için savunu yapan bir kuruma on bin ila yüz bin lira arasında destek vermekten kaçınabiliyor. Ya da kamunun sosyal yardımlarının yaygınlaştığı ve örneğin MEB’in çocukların okullulaşmasını desteklemek için şartlı nakit yardımı verdiği bir çerçevede bağışçı bireyler ve kurumlar kaynaklarının bir bölümünü burslardan çocukların erişiminin önündeki diğer engellerin kalkması için çalışan STK’lara aktarabilir.

Burada Türkiye’deki bağışçılık kültürünün ve pratiklerinin Kuzey Amerika ve Avrupa’da 20. yüzyılda gördüğümüze benzer bir evrimi daha geç ve yavaş bir süreçte geçirdiğini görüyorum. Daha çok sayıda bağışçı kaynaklarının bir bölümü ile daha uzun dönemli ve sonuçlarını zaman içinde görebilecekleri sosyal değişim gayretlerini desteklerse bunun eğitimde ilerlemeye da katkısı çok olumlu olacaktır. ERG örneğinde Haydi Kızlar Okula ya da Baba Beni Okula Gönder kampanyalarıyla okula başlayan kız çocuklarının ve hatta oğlan akranlarının okula devamsızlık ve okuldan diplomasız ayrılma durumlarının yüksek olduğunu ilk olarak gündeme 2007 yılında getirdik. O günden bu yana kamu dahil tüm paydaşların farkındalığı arttı ve MEB okula devamı artırmak için arka arkaya birçok politika geliştirdi ve uyguladı. Bu politikalar yüz binlerce çocuğa değdi ve değmeye devam ediyor. Bugün ERG tüm çocukların okuldan diplomayla ayrılabilmesinin savunusunu yapmaya devam ediyor ve bunu hem kurumsal hem de proje bazında fon sağlayan destekçilerinin katkısıyla gerçekleştirebiliyor.

Bağışçıların eğitim reformunda yapısal değişime destek vermesinin bir yararı da ülkedeki kurumların kapasitelerini güçlendirmek olur. Bu, hem kamu hem de STK’lar için geçerli çünkü kurumlar arasında oluşturulan iletişim ve işbirliği ilişkileri sürece dahil olan bireyler için karşılıklı olarak öğrenme ve gelişme fırsatı sunuyor. STK’ların savunu yaklaşımı ve süreçleri, kamuyla ilişkiler ve iletişim stratejisi gibi başlıklarda beceri ve deneyim edinmeleri uzun vadede çarpan etkisi yüksek olacak kazanımlar. Dolayısıyla, yapısal değişimi desteklerken ülkenin demokratik kapasitesi ve pratiklerinin olgunlaşmasına da katkı yapmak mümkün.

Eğitimde yapısal değişim için günlük siyasi konjonktürden bağımsız olarak sürekli olarak çalışmaya devam etmek çok önemli. Kamu ve STK’lar arasında sürekli ve tutarlı bir diyalog özenle korunmalı. Bağışçıların da kaynaklarının bir bölümüyle eğitimde savunu yapan, yenilikçi çözümleri deneyerek geliştiren ve sonra yaygınlaştırmak için kamuyla paylaşan ve eğitimde yapısal dönüşüm için çalışan kurumlara iyi ve kötü havalarda destek olmaya devam etmesi çok değerli. Bu şekilde uzun dönemde sağlanabilecek gelişme ülkemizi ileriye taşıyacak.

Öğretmen için Festival’e Hibe Desteği

By | Proje Desteği | No Comments

Sivil Toplum için Destek Vakfı, Eğitim Reformu Girişimi tarafından düzenlenen Türkiye’nin ilk öğretmen festivali ‘Öğretmen için Festival’e destek oluyor.

Türkiye’de toplumsal ve ekonomik gelişmeyi sağlayacak eğitim politikalarının iyileştirilmesi için süreç ve çıktıları izlemek, veri temelli eğitim politikalarının oluşturulmasına katkıda bulunmak misyonuyla 2003 yılında kurulan Eğitim Reformu Girişimi (ERG), Türkiye’de kız ve erkek tüm çocukların hakkı olan kaliteli eğitime erişimlerinin güvence altına alınmasına yönelik çalışmalar düzenlemektedir.  (www.erg.sabanci.edu) 

Eğitimde paydaşların katılımını önemseyen ERG, öğretmenleri mesleklerinin ötesinde birey olarak tanıyan, onlar için bir şeyler üreten bir ‘paylaşım alanı’ oluşturma fikrinden yola çıkarak festivali kurguladı. 

Öğretmenlere, İstanbul’un farklı mekanlarında çeşitli atölye ve etkinliklerle keyifli zaman geçirmeleri, aynı zamanda ortak üretime geçmeleri, karşılıklı paylaşımlarda bulunmaları ve farklı bakış açıları kazanmaları için bir ‘karşılaşma’ ortamı sunan festival, 2-14 Nisan tarihleri arasında gerçekleşiyor. 

Yaşayan Kütüphane, Forum Tiyatro ve Hafıza Yürüyüşü gibi katılımı arttıran ve non-formal metodlarla öğrenmeyi gerçekleştiren etkinliklerin yer aldığı festivale, İstanbul’da yaşayan öğretmenler, öğretmen adayları ve eğitim fakültesi öğrencileri katılabiliyor. 

Detaylı bilgi için http://www.ogretmenicinfestival.org/ adresini ziyaret edebilirsiniz. 

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın seçici kurulu tarafından değerlendirilen başvurular sonucunda hibe alması kararlaştırılan ERG, ‘Öğretmen için Festival’ projesi kapsamında Nisan ayı boyunca hibe desteğinden yararlanacak.  

Proje Programı kapsamında alınan hibe aracılığıyla festivali düzenleyen profesyonel ekibe katkı sağlanacak.