Monthly Archives

Mayıs 2016

Kentsel Dönüşüm ve Sulukule

By | Röportaj | No Comments

Sulukule Gönüllüleri Derneği / http://www.sulukulegonulluleri.org/

Sivil Toplum için Destek Vakfı, Sulukule Gönüllüleri Derneğine Kurumsal Program dahilinde hibe desteği sağlıyor. Sulukule Gönüllüleri’ni ve çalışmalarını daha yakından tanımak için aşağıdaki röportajı okuyabilirsiniz.

“Evleri yıkılanlar, evsiz kaldı veya Karagümrük’teki akrabalarının yanına yerleşti. Yıkımlar en fazla çocukları ve kadınları etkiledi. Okulu terk oranı arttı, çocuklar arasında okula gitmeyenler de fazlaydı. Dernek kuruluşundan önce bu yıkım alanında çocuklarla çalışmaya başladık, derneği kurmamız, şu anki çalışma programımızı oluşturmamız, yıkım alanında başladığımız çocuk çalışmalarının bir ürünüdür.”

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Sulukule Gönüllüleri Derneği ne zaman kuruldu? Genel olarak mahalledeki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Sulukule Gönüllüleri Derneği (SGD): Sulukule Gönüllüleri Derneği, Sulukule Platformu’nun bir parçası olarak, yıkım alanında gönüllü çalışan kişiler tarafından, 2010 yılında kuruldu.

SGD, risk altındaki, dezavantajlı, ayrımcılığa maruz kalmış gruplarla çalışmayı, hak temelli faaliyetler organize etmeyi hedeflemektedir. Okulu terki önlemek, kadınlara ve çocuklara hakları konusunda farkındalık kazandırmak, SGD’nin hedeflerinin başında gelmektedir.

Dernekte ve çocukların devam ettiği okullarda yaptığımız çalışmalarla şunları hedefliyoruz;

  • Risk altındaki çocukların eğitime erişebilirliğine destek olmak, okula bağlamak

  • Uyum problemi olan çocukların, çevreleriyle sağlıklı iletişim kurmalarına ve kişisel gelişimlerine katkı sağlamak

  • Erişim imkanı bulamadıkları sosyal-kültürel faaliyetlere ulaşmalarını sağlamak

  • Okulu terki önleme konusunda okul yönetimi, öğretmenler, veli, öğrenci ve sivil toplum ayaklarını birlikte güçlendirmek

  • Eğitim hakkından yararlanabilmeleri için maddi imkanı yetersiz olan çocuklara beslenme, kırtasiye ve burs desteği sağlamak

Birçok çocuğun temel konulardaki ihtiyaçlarına çözüm bulmaya çalışarak çocukların eğitim haklarından yararlanmaları kolaylaştırılmakta, böylece ihtiyaç sahiplerine doğrudan odaklanılarak ilgili çocuklar desteklenmektedir.

DV: ’Kentsel dönüşüm’ ve Suriyeli mültecilerin ‘entegrasyonu’ günlük yaşamı nasıl etkiledi?

SGD: Sulukule’nin Yenileme Alanı ilan edilip, kentsel dönüşüme uğraması uzun bir zamana yayıldı, 2006 ile 2009 yılları boyunca yıkımlar sürdü. Mahalle bu süre boyunca bir enkaz yığını halinde bırakıldı ve evleri ‘henüz yıkılmamış’ insanlar bu koşullarda yaşadılar. Evleri yıkılanlar, evsiz kaldı veya Karagümrük’teki akrabalarının yanına yerleşti. Yıkımlar en fazla çocukları ve kadınları etkiledi. Okulu terk oranı arttı, çocuklar arasında okula gitmeyenler de fazlaydı. Dernek kuruluşundan önce bu yıkım alanında çocuklarla çalışmaya başladık, derneği kurmamız, şu anki çalışma programımızı oluşturmamız, yıkım alanında başladığımız çocuk çalışmalarının bir ürünüdür.

Suriyeli mülteciler ise son 2-3 yıldır Fatih’te, özellikle de yıkılan ve yerine lüks konutların yapıldığı eski Sulukule mahallesinde yer seçmeye başladılar. Fatih ilçesi İstanbul’da üçüncü en fazla Suriyeli mülteci nüfusunun barındığı ilçedir. Ancak yıkılan mahallelerinin yakınında yaşayan Romanlar arasında evlerinin, mahallelerinin Suriyeli mültecilere verildiği algısı oluştu.

Derneğimize Türkçe’yi bilen Suriyeli çocuklar yeni yeni gelmeye başladı. Derneğin kuruluşundan bu yana Roman çocuklar ile mahalledeki Kürt ve Türk çocukların kaynaşma ortamı olması gibi Suriyeli çocukların da onlarla bir arada olabileceği bir ortam olmasını istiyor, çabalıyoruz.

DV: Okul terkini azaltmak için ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Okula devamı sağlamak konusunda veli (daha çok anne veya nine), okul ve sivil toplum ilişkisinden bahsedebilir misiniz?

SGD: Dernekte ve çocukların devam ettiği okullarda gerçekleştirdiğimiz tüm faaliyetler ve destek çalışmalarımızın tümü okulu terki önlemek ve çocuğu okula bağlamak için 5 yıldır kullandığımız yöntemlerdir. Bu sayede Karagümrük bölgesinde kimliği olmayan, okulu bırakmış, hiç okula başlamamış çocuklar SGD gönüllülerinin okul ve İlçe MEB ile iletişim kurması sayesinde okula başlamıştır.

Hali hazırda okula devam eden ancak hem maddi güçlük çeken hem de okul başarısı düşük çocuklara sunulan destek çalışmaları (beslenme desteği, eğitim bursu gibi), çocuğun bu yoksunluklar sebebiyle okuldan ayrılmasının önüne geçmektedir.

Gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerde sivil toplum, veli (özellikle anne veya nine) ve okul ayaklarını hep birlikte güçlendirmeyi hedefliyoruz, böylece okulu terki önlemek için tüm aktörler arasında işbirliği sağlamayı istiyoruz. Risk altındaki çocuklarla çalışmada tutarlı olunması, benzer davranış kalıplarının sergilenmesi önemlidir. Özellikle dezavantajlı bölgelerde yaşayan çocukların hayatların hiçbir zaman rutin yoktur, bu rutini sağlamak için tüm aktörler işbirliği halinde olmalıdır.

Kadınlarla çalışmalar ise, çocuğuna okulda destek olmak isteyen annelerin okuma-yazmayı öğrenme taleplerini derneğe iletmeleriyle açılan dersler sayesinde başlamıştır. Bunun yanında yine kadınlardan gelen ihtiyaçlar doğrultusunda çocuk yetiştirme üzerine eğitimler organize edilmiş, burada öğrenilenlerin çocuklara yaklaşımda kullanılması sayesinde, çocuğun hem dernek hem de ev ortamında daha uyumlu olması sağlanmaya başlanmıştır.

DV: Saha çalışmaları sırasında en çok zorlandığınız konu/alan nedir?

SGD: Özellikle okul içinde yaptığımız çalışmalarda bazı bürokratik engeller çalışmaları aksatabiliyor. Okul terki için okul içinde atölyeler yapmayı çok önemsiyoruz, dönem başında Fatih İlçe Milli Eğitim’den izinlerimizi alıyoruz ancak dönem içinde Belediye veya Kaymakamlık tarafından bizim kullanacağımız mekanlar başka bir işe ayrılıyor ve atölyelerimiz aksayabiliyor.

Dernek mekanımızın küçük ve tek oda olması da saha çalışmalarımızda bir diğer engel. Aynı anda farklı yaş grupları veya çocuk ve kadınlarla çalışmalar yürütemiyoruz. Özellikle kadın çalışmalarında küçük çocuğu olan kadınlar çocuklarını da yanlarından getirdikleri için, tam anlamıyla kendilerine vakit ayıramamış oluyorlar.

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğini nasıl kullanmayı planlıyorsunuz?

SGD: Bu hibe ile bir kapasite geliştirme uzmanı ve bir genel koordinatör istihdam etmeye başladık.

DV: Özellikle “finansal sürdürülebilirlik” açısından hibe desteğinin size nasıl bir katkı sağlayacağını düşünüyorsunuz? Kurumun devamlılığı için neler yapmayı düşünüyorsunuz?

SGD: Kapasite geliştirme uzmanı derneğe kaynak geliştirme, bağışçılarla ilişkileri güçlendirme, görünürlüğü arttırma alanlarında katkı sunacak;  genel koordinatör ise derneğin genel faaliyetlerinin yürütülmesi, koordinasyonun yapılmasına destek olacak. Böylece kurumsal kapasiteyi güçlendirmek adına ilk kez profesyonel bir destek almış oluyoruz.

DV: Mahalle temelli çalışan sivil toplum kuruluşlarının sizce en çok karşılaştığı ihtiyaç nedir?

SGD: SGD ve benzer şekilde yerelde çalışan derneklerin en büyük sorunlarından birisi finansal sürdürülebilirlik. Bunun için sadece hibe ve fonlara bağımlı kalmak, belirli süreli (genelde 12 ay) projelerin sonucunda devamlılık kaygısı yaşamak yıpratıcı bir durum oluşturuyor. Bu nedenle Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın desteği bizim gibi kurumlar için çok uygun bir destek oldu.

Öneri olarak, belki her yeni fon veya hibe, kurumun devamlılığı için de içinde bir destek payı içerebilir. 12 ay boyunca desteklenen proje, takip eden yıl da devamlılığı olan bir çalışma ise, desteğin devamı ve o kurumun önceliğinin gözetilmesi için yöntemler düşünülebilir. Bu durum, ilk kez destek alacak kurumların payını kısıtlayacak şekilde olmamalıdır elbette…

Adım Adım Oluşumu ve Bağışçılık

By | Uzman Görüşü | No Comments

Adım Adım Oluşumu / http://www.adimadim.org/ 

Renay Onur, Itır Erhart / Kurucu Üyeler

Adım Adım ile tanışan ve yardımseverlik koşusu yapan kişilerin %70-80’i hayatlarında daha önce bir yarışa katılmamış, bir kısmı da hayatında hiç koşmamış. Bu da gösteriyor ki; Adım Adım koşucuları aslında hali hazırda koşucu oldukları için değil koşarak bağış toplamak ve farkındalık yaratmak istedikleri için yardımseverlik koşusu yapmaktadır.

Adım Adım Oluşumu, yurtdışında ‘charity run’ olarak bilinen kolektif yardımseverlik koşusunu Türkiye’de tanıtmak ve yaygınlaştırmak için kurulmuş ilk sivil toplum oluşumudur. 2016 itibariyle 13 bin gönüllü koşucusu ve 111 bin bağışçı aracılığıyla bünyesinde yer alan sivil toplum kuruluşlarına 14.5 milyon TL kaynak yaratmıştır.

Adım Adım’ı ve oluşturdukları kaynak geliştirme sürecini daha yakından tanımak için oluşumun kurucu üyeleri Itır Erhart ve Renay Onur ile yaptığımız röportajı okuyabilirsiniz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Adım Adım’ın koşucuları ve bağışçıları kim?

Adım Adım (AA): Adım Adım’ın gönüllü koşucularının ve bağışçılarının bağış davranışlarına bakmadan önce Adım Adım gönüllü koşucularının demografisine bakmak faydalı olacaktır.

Adım Adım koşucularının 2008 – 2014 demografik dağılımı

%81’i İstanbul’da yaşayan, %48’i kadın, %52’si erkek olan, ortalama yaşı 34-35 olan ve 69 kilo olan bir profil vardır. Adım Adım ile tanışan ve yardımseverlik koşusu yapan kişilerin %70-80’i hayatlarında daha önce bir yarış koşmamışlar, bir kısmı da koşmamış. Bu da gösteriyor ki Adım Adım koşucuları aslında hali hazırda koşucu oldukları için değil koşarak bağış toplamak ve farkındalık yaratmak istedikleri için yardımseverlik koşusu yapmaktadırlar.

Öte yandan, son 2 yıldır daha sistematik bir şekilde büyütmeye çalıştığımız kurumsal takımlar ve özellikle otomotiv şirketleri sayesinde de beyaz yaka ağırlıklı olan koşucu profilimiz arzu ettiğimiz şekilde tabana yayılmakta ve mavi yakalı koşucu sayılarımız da atmaktadır. Bu rakamlara detaylı bakmamızın sebebi şudur; koşucular bağış için kendi çevrelerine çağrı yaptıkları için, bağışçılar da aslında koşucuların profiline sahiptirler. Başka bir değişle, koşucu profilinin bağışçı profilini de yansıttığını düşünebiliriz.

DV: Bugüne kadar sivil toplum kuruluşlarına (STK) sağlanan maddi destek miktarı ne kadardır?

AA: 2008 yılındaki kuruluşumuzdan 2015 yılı sonuna kadar 11.7 milyon TL bağış toplanmıştır. Bunun yıllara yaygın detaylı dağılımı aşağıdadır.

Son 2 yıldır ulaştığımız yıllık bağış beraber koştuğumuz STK’ların bireysel bağışlarının %30’una eşittir. 8 sekiz sene önce %0 olan bir kaynak Adım Adım sayesinde %30’a ulaşmıştır.

DV:  Bu işe ilk başladığınızdaki bağışçı ve koşucu profili ile bugün arasında fark var mı?

AA:  İki önemli fark var;

1- Mavi yakalı bağışçı oranının, yavaş yavaş da olsa, artması bağışçılık kültürünün farklı sosyo-ekonomik gruplarda yayılmaya başladığına işaret etmektedir.

2- Okulların Adım Adıma ilgisi her geçen gün artmaktadır. Okullarda yaptığımız konuşmalar, atölyeler, toplanan bağış miktarını fazla etkilemese de, farkındalığın artması ve kermes dışında farklı kaynaklar ile bağış yaratılabildiğinin gösterilmesi açısından çok önemli. Bu etkileşimlerin, uzun vadede, ölçülmesi zor ama önemli bir sosyal etkisi olduğuna inanıyoruz.

DV:  Bağış konusu sizce bugünün Türkiye’sinde neden önemli?

AA: Türkiye’deki en büyük eksiklik eğitimden de önce empatidir. Empatinin güzel olan tarafı, bu zamanla gelişebilen bir özelliktir. Bir özelliğin gelişebilmesi için tekrarlanası gerekmektedir. Gönüllülük, işin süresine göre, kısa veya uzun empati tekrarlarıdır. Bağışçılık da esasında kısa süreli empati egzersizleridir. Bağış yapan ve tekrarlayan kişi sayısı arttıkça, bunun Türkiye’nin empati seviyesine çok olumlu katkıda bulunacağına inanıyoruz. Şu anda Gallup’un yaptığı dünya bağışçılık sıralamasında yeri 2014 itibariyle 140 ülke arasında sondan 19.dur. Bu veri bile günlük hayatımızı olumsuz etkileyen onlarca olayın sebeplerine dair ip uçları vermektedir.   

DV:  Türkiye’de bağışçıların bağış yapmasının önündeki temel engeller nedir?

AA: İlk günden beri karşımıza çıkan en büyük engel güven. Güven konusu potansiyel bağışçıların kurumlar üzerinden bağış yapmasını engelliyor. Bağışlarının doğru ve etkili bir şekilde kullanılacağını konusunda bağışçıyı ikna edebilmemiz gerekiyor.

Bir başka engel ise bağış kültürünün yaygın olmaması. STK’ların şeffaf ve hesap verebilir olmasının bağışçılık kültürünün yaygınlaşmasına da katkı sağlayacağını düşünüyoruz.

DV: Önümüzdeki dönem bağışçılıkla ilgili hem Türkiye’deki hem de dünyadaki trendleri nasıl görüyorsunuz?

AA: Önümüzdeki dönemde şeffaflık ve hesap verilebilirliğin yanı sıra sosyal etkinin ölçülmesinin de önem kazanacağını düşünüyoruz. Bağışçılar daha bilinçli, daha akıllı bağış yapmaya başlayacaklar ve STK’ları değerlendirirken sosyal etkileri konusunda da bilgi sahibi olmak isteyecekler.

Bir başka gözlemimiz de bağışçılık yaşının düşmeye başlaması. Bu nedenle bireysel bağış toplamak isteyen STK’ların gençlere de konuşması önem kazanacak.

DV:  Sizce bağışçılar bağış yaparken nelere bakmalılar?

AA: Öncelikle, bağış yapmayı düşündükleri STK’nın bağışçı haklarını tanıyıp tanımadığına, bağışçılarına ve kamuoyuna karşı şeffaf ve hesap verebilir olup olmadığına bakmalılar. Web sitelerine girdiklerinde STK’nın finansal verilerini, yöneticilerini görebilmeliler.

Ve tabi bağışları ile ne yapılıyor? Örneğin bir çocuğun hayatını olumlu yönde değiştirmek isteyen potansiyel bağışçı 100 TL ile nerede en fazla sosyal etki yaratabiliyor buna bakmayı öğrenmeli.

DV:  Bağışçılar arasındaki ilişkide beklentiler, mevcut durum, gerilimler, vb. var mı?

AA: Bağışçıların akıllı bağışa (araştırarak, karşılaştırarak) yönlenmeleri STK’ları daha şeffaf, daha hesap verebilir olma yolunda motive ettiğini gözlemliyoruz.  Etkisini ölçmeye başlayan STK’ların sayısı da gün geçtikçe artıyor. Yani bağışçının talepleri artıkça STK’ların kapasiteleri gelişiyor. 

Çocuk Hakları Fonu, Tarlabaşı Toplum Merkezini destekleyecek

By | Proje Desteği | No Comments

Çocuk Hakları Fonu, Tarlabaşı Toplum Merkezini destekliyor.

Sivil Toplum için Destek Vakfı üyelerinden Ali Karabey, çevresinden doğum gününde hediye alınması yerine vakfa, çocuklara yönelik çalışan bir kurumun desteklenmesi amacıyla, bağış yapılmasını istedi. 

Doğum günü etkinliğinin gerçekleştiği ANY İstanbul, o günkü cirosunun yarısını bu fona aktardı. Doğum günü bağışları ve ANY İstanbul’un desteğiyle, dezavantajlı çocukların güçlenmesine yönelik çalışmaları desteklemek amacıyla ‘Çocuk Hakları Fonu’ oluşturuldu. 

Bağışçıların görüşü ve kurum ziyaretlerinin sonucunda ‘Çocuk Hakları Fonu’ hibe desteğinin Tarlabaşı Toplum Merkezine aktarılması kararlaştırıldı. 

Tarlabaşı Toplum Merkezi, İstanbul’un merkezindeki dezavantajlı bölgelerinden biri olan Tarlabaşı’nda sosyal hayattan dışlanan, yoksullukla mücadele eden kadın, çocuk ve gençlerin kent yaşamına eşit katılımını desteklemek için 2006 yılında kurulmuş bir sivil toplum örgütüdür.

Çocuklara yönelik okula devamı destekleyecek kurslar, sanat ve medya atölyeleri, çocuk hakları forumu düzenliyor  ve ihtiyaç duyan çocuklara da psikolojik danışmanlık hizmeti veriyorlar. 

2006 yılından bu yana Tarlabaşı’nda 13.000’in üzerinde dezavantajlı çocuk, genç ve kadına sosyal, psikolojik ve eğitsel destek ve danışmanlık sağlamışlar.

Sağlanan hibe desteği ile, çocuklar üzerinde çok etkili olduğunu belirttikleri ritm atölyesini 6 ay daha devam ettirecekler. 

Toplum Merkezi’nin alt katında çalışabilecekleri ek bir mekanın hazırlıklarını tamamlayacaklar.