Monthly Archives

Mart 2018

Başka Bir Okul Mümkün Derneği Kurumsal Hibe Programı Kapsamındaki Faaliyetlerini Anlattı

By | Röportaj | No Comments

Başka Bir Okul Mümkün Derneği‘ni Kurumsal Destek Programı dahilinde destekledik. Onlarla, hibe sürecini gelecekteki planlarını konuştuğumuz röportajın devamını aşağıda okuyabilirsiniz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Kurumsal Hibe Programı dahilinde hibe desteği aldınız. Bu kapsamda kaynak geliştirme konusunda ne gibi çalışmalarınız oldu?

Başka Bir Okul Mümkün Derneği: 2017 ve 2018 için finansal hedeflerimizi belirleyerek hedeflerimize ulaşabileceğimiz bir iş planı yaptık. Deneyimli STK’lar ile değerlendirme ve deneyim paylaşımı için görüşmeler yaptık. Fundraising School, Fongogo, Fonlabeni, Adım Adım (Açık Açık) gibi kuruluşlarla iş birlikleri yapmaya çalıştık. 2016 yılında anlaşma sağladığımız Fonzip ile daha kapsamlı çalışmaya başladık. Fonzip’in de kendini geliştirmesi ile derneğimizin bağış toplama, aidat toplama ve takibi, kampanyaları duyurma, bilgilendirme vb birçok konuda aktif kullanmaya başladık. Bu sayede derneğimizin bugüne kadar gönüllü olarak manuel takip ettiği birçok konuyu iş yükü olmaktan çıkarıp online bir şekilde takip etmeye başlamış olduk. Finansal yapının şeffaflaşması ve takip edilebilirliğini arttırmış olduk.

Derneğimiz adına en etkili kaynak geliştirme faaliyeti konumuna gelen Adım Adım ile iş birliğimiz sağlam adımlarla devam ediyor. İlk deneyimimiz olan 2016 Avrasya Maratonu sonrası Mayıs 2017 Bozcaada Maratonu ile önemli bir kaynak geliştirme faaliyetini daha başarı ile tamamlamış olduk. Bu deneyim sayesinde 2017 iş planımıza diğer Adım Adım Koşularını da ekleyerek yılsonu gelir hedeflerimizi revize ettik.

  • 2017 Bozcaada Maratonunda 223 bağışçıdan 20,227 TL bağış elde ettik.
  • 2017 Avrasya Maratonun da ise şuana kadar 433 bağışçıdan 31,700 TL bağış elde ettik.

2017 içerisinde STDV dışında bir de Smart Start programına başvuru yaptık ve onay aldık. Bbom Derneğinin yayıncılık faaliyeti için can suyu olacak bu destek ile derneğimizin hedeflerine daha kolay ulaşacağına inanıyoruz

STDV ve diğer kurumlardan aldığımız desteklerle Bbom Derneği Öğretmen Köy’ünde çeşitli etkinlik ve programları gerçekleştirdik;

Mart 2017’de Şiddetsiz İletişim Derneği ile ortak olarak Sura Hart ile Şiddetsiz İletişim eğitimi düzenledik.

Öğretmen Köyü eğitimcilerine yönelik Türkiye’de ilk defa Sosyokrasi Eğitimi düzenledik.

Bilgi Üniversitesi Sosyal Kuluçka Merkezi ve Mikado’nun kapasite geliştirme, gönüllü yönetimi, fundrising vb. birçok eğitim ve seminerine katılım sağladık.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Önümüzdeki dönemde kaynak geliştirme konusunda yapmak istediklerinizden kısaca bahseder misiniz?

Başka Bir Okul Mümkün Derneği: Öncelikli hedefimiz Kaynak Geliştirme konusunda profesyonel yapıyı korumak ve yeterli büyümeyi gerçekleştirikten sonra profesyonel kişilerden oluşan bir departman haline getirmek.

2017 yılında gerçekleştirdiğimiz kaynak geliştirme faaliyetlerini daha da büyüterek Derneğimizin etki alanını genişletmek istiyoruz. Proje ve hibelerin takibi ve yazımının yanı sıra bireysel bağışçılığı güçlendirecek çalışmalar yapmak ve düzenli bağışçı sayısının ve gelirinin Derneğimizin sabit maliyetlerini karşılaması 2018 için öncelikli hedeflerimizden olacak.  Ayrıca 2018 içinde yeni kaynak geliştirme projeleri yaratarak gelir kalemlerimizi arttırmak istiyoruz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Genel olarak kapasite gelişimine yönelik olarak sağlanan ve insan kaynağını da kapsayan “kurumsal desteklerin” etkisini nasıl değerlendirirsiniz?

Başka Bir Okul Mümkün Derneği: Türkiye’deki sivil toplum örgütlerinin genelde gönüllülük esasına dayalı olduğunu ve uzun vadede bu yapının kırılgan ve sürdürülebilir olmadığını görüyoruz. Bunun da en temel göstergelerinden biri STK’lardaki kişilerin sirkülasyon hızları. STK’lar kısıtlı finans ve emek gücünü genelde faaliyetlerine ayırmak istiyorlar ve gönüllü emeğine sarılıyorlar ama uzun vadede bu da verimliliği ve etkiyi azaltan bir hale dönüşüyor. Tam bu noktada STDV’nin insan kaynağını da içeren desteği çok değerli oluyor. STK’larda 1 tam zamanlı çalışanın bile etkisinin ne kadar önemli ve dönüştürücü olduğunu bu sene deneyimleyerek gördük. Bu nedenle STDV’nin bu desteği sürdürmesini diliyoruz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV):Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğinin çalışmalarınıza ve projelerinize nasıl bir katkısı olduğunu düşünüyorsunuz?

Başka Bir Okul Mümkün Derneği: STDV desteği ile hedeflediğimiz Kaynak Geliştirme Sorumlusunun 9 aylık maliyetinin finanse edilmesi ile projenin başarılı bir şekilde gerçekleştiğini düşünüyoruz. Bu destek ile Kaynak Geliştirme pozisyonunun Bbom Derneğine katmış olduğu maddi ve kurumsal değerin derneğimizin sürdürülebilirliği açısından ne kadar faydalı ve gerekli olduğu bir kez daha ortaya çıkan istatistikler ile görülmüş oldu.

Bbom Derneği olarak hedefimiz Kaynak Geliştirme Koordinatörlüğü pozisyonunu devamlı kılmak ve uzun vadede bu pozisyonu bir ekip olarak kurgulamak olacaktır.

Sivil Toplum için Destek Vakfı’na bu süreçte Bbom Derneğini desteklediği, maddi ve manevi olarak yanımızda yer aldığı için bir kez daha şükranlarımızı sunmak isteriz.

 

BoMoVu Çocuk Fonu Dahilinde Yapacaklarını Anlattı

By | Röportaj | No Comments

Sporu ve beden hareketini sosyal faydaya dönüştürmek için programlar geliştirip sporun içinde varolan ayrımcılıkla mücadele eden BoMoVu ile aldıkları Çocuk Fonu Hibe Programı kapsamında yapacaklarını konuştuk.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Derneği (BoMoVu) hangi sosyal problemden yola çıkarak kuruldu? Genel olarak çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

BoMoVu: Bizleri BoMoVu’nun kurulmasına getiren süreç, 2013 yılında İstanbul’da göçmen erkek çocukların yaşadığı bir sığınma evinde Nil ve Gözde’nin gerçekleştirdiği Muay Thai etkinliğiyle başladı. Etkinlik sayesinde bu tür buluşmaların beklediğimizden daha büyük etkileri olduğunu farkettik. Bu koşullarda yaşayan kişiler için genellikle temel sağlık, beslenme, ulaşım üzerine gidilirken mutlulukları ve hayattan alacakları zevklerin güçlenmeleri için önemli bir faktör olduğu atlanıyor. Bu tür durumlarda sporun kişilerin kendilerine güvenmeleri ve yeteneklerine inanmaları konusunda güçlendirici etkisi üzerinde durmaya karar verdik. Kendi bireysel hikayelerimizle de birleşince eleştirel bir perspektiften sporu yeniden düşünmeye başladık. Aileden uzak ve eğitim olanakları kısıtlı kişilere, hayatta mutlu ve güçlü olabilmeleri için spor üzerinden bir alan yaratmak gündemimiz oldu.

Nil’in Hrant Dink Vakfı’nın Sınırları Aşıyoruz Programı kapsamında Ermenistan’da Kadın Kaynak Merkezi’nde gerçekleştirdiği Capoeira programı da besleyici oldu. Buradaki deneyim toplumsal cinsiyet eksenli bir perspektife yönlendirdi. Kadın bedenini hapseden varsayımlar ve sosyal beklentileri sarsmak üzerine tasarlanan bir program gerçekleşti. Bu sonraki çalışmaları da etkiledi.

Sonuçta fiziksel sağlığın, psiko-sosyal güçlenmedeki etkilerini deneyimledikçe heyecanımız arttı. Bunları daha fazla insanla paylaşmanın zamanı geldi dediğimiz anda da Ağustos 2015’te BoMoVu’yu kurma fikri oluştu.

Sorunları görüp kenara çekilmektense kendi çözümlerimizle sahada kalmakta ısrarcı olduk. En temelde, BoMoVu olarak fiziksel aktivitelere ulaşımın bir hak olduğuna, spor ve beden hareketini kullanarak insanların dünyaya bakma biçimlerini ve davranışlarını etkileyebileceğimize inanıyoruz. Sporu ve beden hareketini sosyal faydaya dönüştürmek için programlar geliştiriyoruz. Şu anda faaliyet gösterdiğimiz projelerden ikisi: İstanbul’da yaşayan farklı yaş gruplarından mültecileri içeren “Hareketin Özgür” ve birazdan bahsedeceğimiz “Barışa Oyna”.

 

DV: “Spor ve oyun” çalışmalarınızda nasıl bir rol oynuyor? Çocuklar üzerindeki etkisini nasıl yorumlarsınız?

BoMoVu: Kuruluşa gelen süreçte spor ve oyunun rolünü keşfetmemizin çok etkisi var. 2014 yılında Fatih Gençkal ve Nil Delahaye Urfa’da Capoeira’yı kullanarak bahsettiğimiz Muay Thai etkinliğine benzer programlar gerçekleştirdiler. Bu deneyim de yine bize, yerinden edilmiş çocuklara yönelik beden hareketi ve sporla ilgili çalışmaların iyileşmedeki etkisini gösterdi.  Burada tanıştığımız çocukların çoğu, her şeyi geride bırakmış ve eski hayatlarına dönmek konusunda belirsizliklerle dolu bir yola çıkmışlardı. Spor, bu çocuklara dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar “kendi bedenleri” gibi çok güçlü ve daima yanlarında bulundurabilecekleri bir araçları olduğunu gösterdi.

Sporun bünyesinde barındırdığı hoşgörü, kapsayıcılık, eşit haklar, erdem, haz, mutluluk, sevgi ve saygı gibi değerler oyunda da öne çıkıyor. Oyunlar aracılığıyla çocukların çevreleriyle kurdukları ilişkide sosyal kapsayıcılığı temel alan barışçıl bir ortamın gelişimine katkıda bulunmanın mümkün olduğunu gördük. Çocukların hareketini kısıtlayan, onları ‘çiçek çocuklar’ olarak isteyen şehir hayatı ve yaygın eğitim ortamında her şeyden önce oyuna davet edilmekten mutlu olduklarını görüyoruz. Oyunlar aynı zamanda çocuklar için kendilerini oldukları gibi ifade edebilecekleri özgür bir alan sağlıyor.  Bu alanda, çocuklarla iletişime ve öğrenmeye imkan veren ortam kendiliğinden oluşuyor.

 

DV: Çocuk Fonu dahilinde “Barışa Oyna” projesi için destek alıyorsunuz? Projeden kısaca bahsedebilir misiniz?

BoMoVu: Barışa Oyna projesi, çocuklarla çalışmak üzere geliştirilen beden hareketi odaklı bir oyun programıdır. Projenin öncelikli amacı, oyunların bünyesinde barındırdığı özgürlük alanından faydalanarak çocukların sınır ötesi algısını iyileştirerek, çocuklarda barış kültürünün oluşmasına katkıda bulunmak. Bunu yaparken, kültürel mirasın önemli bir parçası olan çocuk oyunlarını kendimize araç edindik. Sporun bünyesinde barındırdığı değerleri oyunlar aracılığıyla ön plana taşıyarak, çocukların çevreleriyle kurdukları ilişkide sosyal kapsayıcılığı temel alan barışçıl bir ortamın gelişimine katkıda bulunmayı, yaşadıkları bölgeden kaynaklanan ‘öteki’ olarak algıladıkları bütün kimlikler hakkındaki ön yargılarını tanımalarına ve sorgulamalarına yardımcı olmayı amaçlıyoruz.

Barışa Oyna’nın gerçekleşmesi için bir ön araştırma ve takip eden günlerde belirlenen şehirde yaşlılarla bir araya gelerek sözlü tarih görüşmeleri yapıyoruz. Bu görüşmeler oynadıkları oyunlar ve çocukluk dönemlerindeki öteki ve sınır algıları etrafında şekilleniyor. Ardından bu oyun ve anlatıları değerlendirerek çocuklarla oynamaya hazır oyun uygulamaları ve çözümleme sorularını geliştiriyoruz. Çocuklarla oynarken, oyunlardaki deneyimleri üzerinden çocukların ürettiği söylemlerin ortaya çıkabilmesine odaklanıyoruz. Oyunlar ve ardından yapılan çözümlemeler; barış, sınır, birlikte yaşam, öteki, düşman algısı, kültürel miras gibi kavramlar etrafında şekilleniyor. Çocukların oyundaki deneyimleri üzerinden kendi sözleriyle, ön yargıları ve bazı çelişkileri keşfetmelerinin ve  değerlendirmelerinin geliştirici bir deneyim olduğunu görüyoruz. Oyunla gelen mutlu anlarda bu tür değerlendirmeler yaparken etkileyici diyaloglar gelişebiliyor.

 

DV:“Barışa Oyna” bir devam projesi, bu dönemde gerçekleşecek olan projenin önceki dönmelerden bir farkı var mıdır? Varsa nelerdir?

BoMoVu: Barışa Oyna projesi 2016 yılında Kars ve Ardahan’da başladı. Geçtiğimiz yıl Edirne’de gerçekleştirdiğimiz uygulama ile her deneyimin hem katılımcılara hem de  içeriğin gelişmesine önemli katkılar sunduğunu gördük. Bu nedenle bu yıl Barışa Oyna projesini geliştirmek ve yaygınlaştırmak üzere yola çıktık.

Önceki dönemden farklı olarak, Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın katkısıyla bir yaygınlaştırma eğitimi (eğitmen eğitimi) planlıyoruz. Örnek ön araştırma ve uygulamaların ardından İstanbul’da deneyimleri çoğaltmayı hedefleyen ve 12 sivil toplum kuruluşundan katılımcıları ağırlayacağımız bir yaygınlaştırma eğitimi gerçekleştireceğiz.

 

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğinin çalışmalarınıza nasıl bir katkısı olduğunu düşünüyorsunuz?

BoMoVu: Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın Çocuk Fonu tarafından BoMoVu’ya (Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Derneği) sağlanan finansal destek Barışa Oyna projesinin sürdürülebilirliği konusunda yeni bir yol açmış oluyor. Bu projenin geçmiş uygulamaları çerçevesinde her bölgenin ve şehrin kendine özgü hassasiyetleri ve ihtiyaçları olduğunu gördük. Dolayısıyla tek bir uygulama ve onun üzerinden önerilen çözümden ziyade her bölgenin hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak programı yerelleştirme ihtiyacı doğdu. Bu anlamda STDV’den aldığımız destek, çalışma yapmak istediğimiz sınır bölgelerindeki yapıyı tanıyan ve Barışa Oyna programının gelişmesine katkıda bulunabilecek yerel aktörlerle bir araya gelmemizi sağlaması açısından çok değerli. Bir model önerisi ile farklı deneyimlere katkı sunabilmek önemli bir adım.  Önümüzdeki süreç modeli ve birbirimizi geliştirmek, güçlendirmek için çok iyi bir fırsat. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendireceğimize, hem Barışa Oyna projesine hem de sivil toplum alanında birlikte öğrenme sürecine katkı sunacağımıza inanıyoruz.

Denizli Koruyucu Aile Derneği’ne Proje Hibe Desteği

By | Kurumsal Destek | No Comments

Denizli Koruyucu Aile Derneği, 2009 yılında korunmaya ihtiyacı olan her çocuğun güvenli bir aile ortamında sevgiyle hayata hazırlanması gerektiğine inanarak kuruldu.

Koruyucu aile hizmetinden yararlanan çocukların uluslararası standartlarda bakımlarının sürdürülmesi amacıyla Koruyucu Aile sisteminin yerel ve ulusal ölçekte yaygınlaşması, aday koruyucu ailelerin duygu ve deneyim paylaşımı yoluyla sürece hazırlanması, sisteme dâhil olan ailelerin ve çocukların desteklenmesi yoluyla koruyucu aile sisteminin uygulamadaki niteliğinin artırılmasını amaçlıyor.

Dernek, aldığı Proje Hibe Desteği ile ”Koruyucu Ailelere Teknolojiyle Rehberlik: Beyaz Penguen, Öğretiyor” başlıklı projesini hayata geçirecektir. Bilgisayar oyununa dönüştürülmüş bu öykü, 3-6 yaş aralığında travmatik yaşantılara sahip, koruyucu aile yanındaki çocukların duygularını anlayabilmelerini ve anne-babanın iletişim becerilerini geliştirmeyi hedefliyor.