Monthly Archives

Mayıs 2018

Karakutu Derneği’ne Kurumsal Hibe Desteği

By | Kurumsal Destek | No Comments
Karakutu Derneği, toplumun özellikle gençlerin, adil bir hafızaya ihtiyacı olduğunu düşünerek, resmi tarih yaklaşımı ile sunulanlar dışındaki anlatıları duymasını mümkün kılmak ve aynı olay ya da durumlara başka açılardan da bakılabileceğini hatırlatmak için 2014 yılında İstanbul’da kuruldu. Temel faaliyetleri; gençlerin katıldığı hafıza projeleri, geçmişle yüzleşme üzerine eğitim ve toplantılar, toplumlar arası tarihsel diyalog çalışmalarıdır.
Finansal sürdürülebilirliklerini sağlamak amacıyla, Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldıkları kurumsal hibe desteği ile bu sene özellikle üye sayılarını arttırmayı hedefliyorlar.

Barış için Müzik Vakfı ile Çocuk Fonu Hibe Sürecini Konuştuk

By | Röportaj | No Comments

Çocuk Fonu kapsamında desteklediğimiz Barış için Müzik Vakfı ile hibe sürecini, bu süreçte yapacaklarını ve gelecek planlarını konuştuğumuz röportajı aşağıda okuyabilirsiniz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Çocuk Fonu dahilinde aldığınız hibe desteği ile hangi projenizi hayata geçiriyorsunuz?
Barış için Müzik Vakfı (BİM): Bu destek ile 6 – 13 yaş arası, 100 çocuktan oluşan İlk Adım Orkestrası’nı kurduk. Orkestralar piramidi ile şekillenen eğitim modelimizde her yeni dönemde yeni orkestraların kurulmasıyla bu model güçleniyor ve sonuç olarak daha fazla çocuğa ulaşmış oluyoruz.

DV: İlk Adım Orkestrası’nda yer alan çocuklar orkestraya nasıl dahil oluyorlar? Çalışma sürecinden bahsedebilir misiniz?
BİM: Barış İçin Müzik Vakfı’nda herhangi bir yetenek sınavına girmeden eğitim almaya başlayan her çocuk, enstrümanını eline aldığı ilk günden itibaren kendi seviyesindeki çocuklarla oluşturulan orkestranın bir parçası haline geliyor, bireysel ve toplu derslerden yararlanıyor. Vakıf, orkestrayı temel alan eğitim modelini toplumun bir minyatürü olarak yorumluyor. Farklı sosyal statülere ve kültürlere sahip çocuklar orkestra içerisinde ortak bir amaç için birlikte çalışmayı, farklı seslere saygı duymayı, kendini ifade edebilmeyi öğreniyor.

DV: İlk Adım Orkestrası’nın sizce çocuklar açısından “farklı” noktaları nelerdir?
BİM: İlk Adım Orkestrası’nda yer alan çocuklar için diğer orkestralarımızdan farklı olarak enstrüman eğitimi dışında kulak geliştirme ve koro çalışmaları ekledik. Böylece çocuklar bir çok alanda kendini geliştirme fırsatı buldu. Ayrıca uygulamış olduğumuz ek dersler çocukların çaldıkları enstrümanlardaki gelişimlerini hızlandırdı.

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğinin projenize nasıl bir katkısı oldu?
BİM: Sivil Toplum İçin Destek Vakfı’ndan aldığımız hibe desteğiyle en büyük gider kalemlerimizden biri olan personel giderinin bir kısmı karşılanmış oldu. Böylece elimizdeki bütçeyi, enstrüman satın alımı, bakım ve onarımı gibi diğer gerekli alanlarda kullanmak üzere tasarruf etmiş olduk.

DV: Gelecek dönem yapmayı planladığınız çalışmalarla ilgili bilgi verebilir misiniz?
BİM: Gelecek dönemlerde, kurmuş olduğumuz orkestralarla yurt içi ve yurt dışında konserler vermeye devam etmeyi ve böylece müziğin iyileştirici gücünü daha fazla insana gösterebilmeyi arzu ediyoruz. Sistemin içinden yetişen öğrencilerimizin eğitmen olarak sisteme katkıda bulunmaları için onlara gerekli donanımları sağlayabilmek çalışmalarımızın bir diğer amacı. Çünkü yetişen her bireye istihdam sağlamak sistemin sürdürülebilirliği anlamına gelecek ve toplumda yaratmak istediğimiz dönüşüm hareketi de ivme kazanacak.

Denizli Koruyucu Aile Derneği’nin Proje Hibe Programı Kapsamında Hedefleri

By | Röportaj | No Comments

Denizli Koruyucu Aile Derneği‘ni Proje Hibe Programı dahilinde destekledik. Hibe sürecini, çalışmalarını ve gelecekteki planlarını konuştuğumuz röportajı aşağıda okuyabilirsiniz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Denizli Koruyucu Aile Derneği ne zaman kuruldu? Genel olarak derneğin etki alanından ve çalışmalarından bahseder misiniz?

Denizli Koruyucu Aile Derneği: Denizli Koruyucu Aile Derneği’ni, tüm çocukların sevgi ve güven ortamında büyümeye hakları olduğu inancıyla 03.06.2009 tarihinde kurduk. Derneğin etki alanı, koruyucu aile sisteminin öncelikle yerelde olmak üzere ülke genelinde yaygınlaştırılması ve uygulamada niteliğinin artırılmasına yöneliktir. Sistemin ülkemizde uluslararası standartlara ulaşması amacıyla yerel, ulusal ve uluslararası çalışmalarda yer almaktadır.Kuruluşunun ilk yıllarından itibaren, öncelikle sistemin tüm detaylarını anlamaya ve değerlendirmeye çalıştık, bu amaçla 2011 yılında uluslararası katılımcıları da olan geniş katılımlı bir çalıştay gerçekleştirdik. Çalıştay sonunda hazırlanan sonuç raporunu ASP bakanlığına sunarak 2012 yılında koruyucu aile yönetmeliğinin kapsamlı değişiklikler yapılarak yeniden yayınlanmasında etkili olduk.

Kurulduğu ilk günden bu yana, sistem toplumsal farkındalık amaçlı büyük çapta organizasyonlar yaptı. Farkındalık çalışmalarımız farklı faaliyetlerle halen devam etmektedir. Dernek, koruyucu aileler ve bakımı sağlanan çocuklarla yakın iletişim halindedir. Yapılan çalışmalar çoğunlukla Türkiye’de bir ilk niteliğindedir. Koruyucu ailelerin duygu ve deneyim paylaşımı toplantıları 2010 yılından bu yana rutin aralıklarla devam etmekte ve bu buluşmalara aday ailelerin davet edilmesi, sürece sağlıklı hazırlanmalarına katkı sağlamaktadır. Hem çevresiyle hem de kendi aralarında duygu, deneyim ve bilgi paylaşımı yoluyla sistemi yaygınlaştırmaya katkı sağlarken, koruyucu ailelerde yaşanan benzer sorunların veya mutlulukların paylaşılması ailelerin zorluklara karşı dirençlerini ve bakış açılarını geliştirmiştir. Oluşturulan bu model diğer illerdeki koruyucu aile derneklerine örnek teşkil etmekte ve yaygınlaşmaktadır. Düzenli aralıklarla yapılan ev ziyaretleri yalnız olmadıkları duygusunu sağlamakta kamu dışında kendileri gibi insanlar tarafından desteklendiklerini bilmek hem sisteme hem STK ya olan aidiyeti güçlü kılmaktadır. Koruyucu aileler kadar koruyucu ailelere yerleştirilen çocukların da bir araya gelmesi aidiyet duygusunun gelişmesini, yalnızlık duygusunun engellenmesini sağlamaktadır. Duygu deneyim paylaşımlarının yanı sıra yapılan atölye çalışmaları ve eğitimler, workshoplar ailelerin ebeveynlik becerilerinin geliştirilmesine katkı sağlamak amaçlı devam etmektedir. Ailelerin desteklenmesi ve eğitimindeki temel amaç, çocuğa olumlu yansıması ve çocuğun iyilik haline odaklı bir koruyucu aile sisteminin hayata geçirilmesidir. Dernek yereldeki bu çalışmaların yanı sıra ulusal ve uluslararası akademik çalışmalar, sempozyum ve konferanslarda sunumlarla yer alarak alana yönelik bilgi ve deneyimlerini geliştirmekte yenilikleri takip etmektedir.

Son çalışmamızla Sivil Düşün AB programı desteğiyle Malta İFCO konferansına katılım sağladık. Edindiğimiz bilgileri Türkiye’de, alanda çalışan sivil toplum örgütleriyle paylaştık. Öncü sivil topum örgütü rolümüz devam etmektedir. İstanbul, İzmir, Bursa, Kahramanmaraş, Urfa, Kütahya, Samsun illerinde koruyucu aile derneklerinin kurulmasına öncülük ettik. Desteğimiz devam etmektedir.2014 yılından beri AB projeleri yürütülmekteyiz. 2014-2015 Sivil Toplum diyalogu III “Sevgi Dolu Bir Ailede Büyümek Her Çocuğun Hakkı” projesi tamamlandı ve ASP bakanlığına koruyucu aile yasa taslağı sunuldu. Çocukla çalışma metodu olan “backpack”  30 alan çalışanına aktarıldı.2015-2017 Ulusal Ajans “Her Çocuk Özeldir” projesi kapsamında koruyucu ailelerdeki çocuklar ve travma ile baş etme yöntemlerine yönelik Çek Cumhuriyeti, Litvanya ve Belçika ile çalıştık. Proje kapsamında çocuğun ruh sağlığının ve ailenin bu süreçteki kapasitesinin sistemin sağlıklı uygulanmasında ne denli önemli olduğu ve ülkemizdeki uygulamalardaki yetersizliklere dikkat çekilmiştir.

(DV): Bu yılki çalışmalarınızın, faaliyetlerinizin odak noktası nedir?

Denizli Koruyucu Aile Derneği: Bu seneki çalışmalarımızın odak noktası koruyucu ailelerin ebeveynlik becerilerini artırmaya dönük eğitim çalışmalarıdır. Ailelerin bir araya gelmesi sanat terapileri ve rekreasyon terapilerle rahatlatılması, travmatik geçmişi olan bir çocukla birlikte yaşarken karşılaştığı zorluklar ve çözüm yöntemlerini içeren çalışmalar önceliğimiz olmaya devam ediyor. Ne yazık ki alanda yeterli çalışmalar olmamasına rağmen, gözlemlerimiz çocuğun sorun davranışlarıyla başa çıkamayan ailelerin süreci sonlandırdıkları ve çocuğun yeniden terk edilme duygusunu yaşamasıdır. Bu istenmeyen durumu en aza indirmek koruyucu ailenin travmalar yaşamış bir çocuğu anlayabilecek ve olumlu tutum geliştirebilecek ebeveynlik becerileri edinmesi ile en aza indirilecektir.

(DV): Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğini nasıl kullanmayı planlıyorsunuz? Projeyle ilgili bilgi verebilir misiniz?

Denizli Koruyucu Aile Derneği: STDV hibesi bu seneki odak çalışmalarımızla örtüşüyor. Koruyucu ailelerin çocuğa bakış açısını geliştirmek, travmatik süreçler yaşamış bir çocuğun bakımını sağlarken karşılaştığı zorluklarla başa çıkabilmek ve çocuğu anlayabilmek koruyucu aile süreçlerine olumlu katkı sağlıyor. Bu nedenle projemizde koruyucu aileleri geleneksel yöntemlerle eğitmek yerine, eğitimi daha eğlenceli ve nitelikli hale dönüştürmeyi ve daha cazip hale getirmeyi hedefliyoruz. Koruyucu ailelerin ‘teknoloji ile öğreniyor’ projesi koruyucu ailenin öğrenmesini daha istekli ve etkili kılacaktır.

(DV): Bu projenin derneğin diğer faaliyetlerine nasıl bir katkı yapacağını düşünüyorsunuz?

Denizli Koruyucu Aile Derneği: Önceliğimiz yerelde, koruyucu aileler ve bakımı sağlanan çocuklarla yapılan çalışmalardır. Yapılan çalışmalarla bir model oluşturmayı ve etkisini değerlendirmeyi, yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Proje bu amaçla birebir örtüşmektedir.

(DV): Son dönemde koruyucu aile konusuyla ilgili çalışan derneklerde bir hareketlenme var. Farklı şehirlerde önemli işler yapan dernekler oluşmaya başladı. Genel hatlarıyla, bu alanda yaşadığınız zorluklar ve edindiğiniz deneyimler nelerdir?

Denizli Koruyucu Aile Derneği: Öncü sivil toplum örgütü rolümüz devam etmektedir. İstanbul, İzmir, Bursa, Kahramanmaraş, Urfa, Kütahya, Samsun illerinde koruyucu aile derneklerinin kurulmasına öncülük edilmiştir. Bu illerde dernekler faaliyetlerine başlamıştır. Derneğin ülke genelindeki bilinirliği nedeniyle pek çok koruyucu aile derneğe ulaşmıştır. Aileler yeni sivil toplum örgütlerinin kuruluşları için yüreklendirilmiş, bazılarına ziyaretlere gidilmiş, kuruluş ve çalışmalar konusunda bilgi ve doküman paylaşılmıştır. Desteklerimiz halen devam etmektedir. Dernekler için bir model oluşturma çalışması gündemimizdedir. Geleneksel yöntemlerle devam eden sivil toplum örgütü çalışmaları ve benzer bir toplumsal algı çalışmalarda en zorlandığımız alanlardandı. Derneğin kuruluş aşamasında model alabileceğimiz alana yönelik bir örnek olmayışı, tematik alanımıza dair bilgi yetersizliklerimiz, sivil toplum deneyimlerimizin de eksikliği başlangıçta zorlandığımız noktalar oldu. Kamu kurumlarının sivil toplum örgütlerine bakış açısı iletişim sorunları da sıklıkla karşılaştığımız sorunlar arasındaydı.

(DV): Derneğiniz, çözmeyi amaçladığı sorun veya yaratmayı hedeflediği değişim açısından genel olarak nelere ihtiyaç duyuyor?
Denizli Koruyucu Aile Derneği: Çözmeyi amaçladığımız sorun koruyucu aile sisteminde niteliğin artması ve çocuğun iyilik haline odaklı bir yapının oluşmasıdır. Bazı yönlerden olumlu gelişmeler olsa da halen yetersizlikler mevcuttur.

Bu amaçla en temel ihtiyacımız

  • Toplumsal destek
  • Kamu STÖ işbirliklerinde pozitif iletişim
  • Nitelikli gönüllü
  • Sürdürülebilir finansal kaynaklar

 

KODA Çocuk Fonu Hibe Sürecini Anlattı

By | Röportaj | No Comments

Köy Okulları Değişim Ağı (KODA)‘nı Çocuk Fonu dahilinde destekledik. Hibe sürecini, gelecekteki planlarını konuştuğumuz röportajı aşağıda okuyabilirsiniz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Köy Okulları Değişim Ağı Derneği’nin oluşum sürecinden kısaca bahseder misiniz?

Köy Okulları Değişim Ağı (KODA): Köy Okulları Değişim Ağı (KODA) fikri, çoğu zaman yoksunluklarıyla gündeme gelen köy okullarının, aslında hayalimizdeki eğitim için büyük fırsatlar sunabileceği inancıyla ortaya çıktı. 2016’nın ilk aylarında saha çalışmalarımıza başladık ve bu inancımızda haklı olduğumuzu gördük, kırsal alanlar gerçekten de hayalimizdeki eğitim için büyük fırsatlar barındırıyordu; akran eğitimi, doğayla iç içe olmak, sınıf mevcudunun azlığı sebebiyle öğrenciyi bir birey olarak tanıyabilmek, ailelerin okula fiziksel yakınlığı, genç ve motivasyonu yüksek öğretmenler…

Biz de bu fırsatları keşfetmemizin ardından, Türkiye’nin dört bir yanındaki köylerde çalışan motivasyonu yüksek öğretmenler, eşit eğitimin gücüne inanan eğitmenler, değişime inancı tam gönüllüler olarak sürdürebilir değişimi yaratmak için bir araya geldik.
Yola çıktık, bu yolun adını da KODA koyduk. Çalıştığımız bölgelerde iki ana faaliyet gerçekleştiriyoruz:

Çocuklarla Atölyeler:

Seçilen pilot köy okullarını gönüllü eğitmenleriyle ayda bir ziyaret ederek, çocuklarla atölyeler gerçekleştiriyoruz. Uygulanan atölyelerle, köy okullarında çocuk merkezli, yenilikçi, örnek eğitsel uygulamalar ortaya koymayı hedefliyoruz.

Öğretmen Buluşmaları:

Çalıştığımız bölgelerde, yine ayda bir olmak üzere, köy öğretmenlerinin kişisel ve mesleki motivasyon ve farkındalıklarını artırmaya, mesleki kapasitelerini geliştirmeye yönelik ‘öğretmen buluşmaları’ düzenliyoruz. Bu gönüllü öğretmenlerimiz de yerelde köy okulları için bir araya gelmiş, gittikçe büyüyen ve sayıları artan topluluklar olarak KODA ailemize katılıyorlar.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Çocuk Fonu dahilinde “Kırsalda Kaliteli Eğitim” projesi için hibe desteği alıyorsunuz. Yürüteceğiniz proje hangi sorundan ortaya çıktı?

Köy Okulları Değişim Ağı (KODA): Türkiye’de ekonomik sınıf ve coğrafi bölge gibi kaliteli eğitime erişimi etkileyen en önemli faktörlerden biri de kır-kent farklılığı. Fırsat eşitsizliği dediğimizde de sadece çocukların eğitime erişip erişemediğine değil “kaliteli eğitime erişim şansına” bakmamız gerekli. Farklı fırsatlarıyla, sorunlarıyla, sosyal ve ekonomik yapısıyla köy okullarında kaliteli, çocuk merkezli bir eğitim sağlanabilmesi için Türkiye’de köy okulları için farklı bir eğitim modeline ihtiyaç olduğuna inanıyoruz. Bu modelin de fikir bazında ilerleyen, yalnızca akademik bir araştırma olmasını değil, köylerde çalışan öğretmenlerle beraber geliştirilmesini ve deneyimlenmesini önemsiyoruz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Proje, söz konusu sorunu çözmek için nasıl bir fayda sağlayacak?

KODA: Köy okullarındaki sorunları görmezden gelmeden ama köylerde mevcut olan sınıf mevcudunun azlığı, okulların doğayla iç içe oluşu, öğretmen-öğrenci-veli ilişkilerinin yakınlığı  gibi fırsatlardan da en iyi biçimde faydalanarak Türkiye’deki köy okulları için yeni bir eğitim vizyonu ortaya koymayı amaçlıyoruz. Bu amaç doğrultusunda başlıca hedeflerimiz: 1- Köy öğretmenlerinin, gönüllü ve uzmanların birbirlerini destekleyebilecekleri fiziksel bir alan oluşturmak, 2- Köy okulları için örnek uygulamalar yaratmak, benzer uygulamaları paylaşmak ve yaygınlaştırmak. Dolayısıyla KODA, Türkiye’deki köy öğretmenlerinin birbirleriyle etkileşimlerini arttırarak ve kaliteli, çocuk merkezli eğitim uygulamalarını yaygınlaştırarak var olan kır-kent temelli eğitim eşitsizliğine de fayda sağlamış olacak.

DV: Proje sonucunda ne gibi değişiklikler yaratmayı amaçlıyorsunuz?

KODA: Bu proje kapsamında da geliştirdiğimiz “köyde öğretmen olmak modülü” bir öğretmenin köyde hem eğitim alanında hem de köyde kalkınma alanında kendini gerçekleştirebileceği, neler yapabileceğini görebileceği ve var olan mevcut durumu nasıl değiştirebileceğini öğrendiği sürdürülebilir bir modül olarak tasarlandı. Öğretmen bu modüle katılım sağlayarak sürdürülebilir bir kırsalda eğitim modelini gittiği her yere taşıyabilir.

Kırsalda eğitim modelimiz ile beraber, köylerde hedeflediğimiz değişimin, her çocuğun kendini gerçekleştirme potansiyelini arttırmasını hedefliyoruz.. Bu sayede tüm çocukların hakkı olan kaliteli eğitimin her bölgeye eşit olarak dağılabileceğine inanıyoruz.

DV: Bahsedilen sorunun çözümüne dair Türkiye’de neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

KODA: Sürdürülebilir olmayan tek seferlik eğitim içerikli atölyeler, mevcut fakat sürdürülebilir, MEB kazanımlarına uygun, kırsalda eğitime odaklanmış, ölçme değerlendirme çıktıları alınabilen uygulamalar ve içerikler yok. Bu uygulamaların çoğalması, yaygınlaştırılabilir olması çok önemli. Bu uygulamalar başarılı olduğunda Türkiye genelinde köy okulları için bir model olacak ve köy okulları vizyonu değişecektir.

DV: Önümüzdeki döneme ilişkin neler yapmayı hedefliyorsunuz? Yeni çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

KODA: KODA olarak önümüzdeki yıllarda etki alanımızı genişletmek ve daha fazla çocuğun ve köy öğretmeninin kendini gerçekleştirebilme potansiyelini ortaya çıkartmak istiyoruz. Çalışma alanlarımızı çoğaltarak, ulusal ve uluslararası konferanslar düzenleyip bu alanda çalışan tüm eğitimcileri bir araya getirerek, deneyim ve tecrübe ağımızı kuvvetlendirmek istiyoruz.

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğinin çalışmalarınıza nasıl bir katkısı olduğunu düşünüyorsunuz?

KODA: Hedeflerimize  ilerlerken, insan kaynağı ve finansal ihtiyaçlarımız  konusunda desteğe ihtiyaç duyuyoruz, projemizin gelişmesi, gerekli araştırmaların doğru bir şekilde yapılması ve uzmanlar tarafından destek alıyor olmamız projeyi sürdürülebilir kılıyor. Ayrıca finansal şeffaflık ve denetlenebilirlik projenin güvenilirliğini de destekliyor.

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nda hibe almış olmak derneğin sadece finansal ve insan kaynağını güçlendirmekle kalmıyor, daha çok kişi ve kurum tarafından bilinmemize de imkan sağlayarak saygınlık kazandırıyor.