Monthly Archives

Eylül 2020

Hayat Sende Derneği Deneyimden Çocuğa Projesini Tamamladı

By | Çocuk Fonu

Hayat Sende Gençlik Akademisi Derneği (Hayat Sende Derneği), koruma altındaki çocuk ve gençler ile korumadan ayrılan bireylere yönelik yenilikçi politikalar geliştiriyor ve bu amaca hizmet eden çalışmalar yapıyor. Çocuk Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansmanıyla hibe verdiğimiz Hayat Sende Derneği, Deneyimden Çocuğa projesini tamamladı. Koruma altındaki çocuk ve gençlerin sahip oldukları haklar ve bu haklara erişim mekanizmaları konusundaki farkındalıklarını artırmayı hedefleyen proje kapsamında hazırlanan Koruma Sonrası Topluma Geçiş Rehberi yayınladı. Hayat Sende Derneği Genel Sekreteri Nur Çubuk Karan ile Deneyimden Çocuğa projesini , derneğin yakın zamanda yayınladığı Çocuk Koruma Sistemi Danışma Hattı 2019 raporunun öne çıkan bulgularını ve COVID-19 salgını döneminde hayata geçirdikleri Acil Burs Destek Fonu’nu konuştuk.

Vakfımızın Çocuk Fonu kapsamında gerçekleştirdiğiniz Deneyimden Çocuğa projesini tamamladınız. Proje kapsamında yaptığınız çalışmaları ve gelecek dönemde bu kapsamda yapmayı planladığınız çalışmaları anlatır mısınız?

Deneyimden Çocuğa projemiz kapsamında akran öğrenimi ön plana çıkarttık. Bu çerçevede, proje ile devlet korumasında olan 18-25 yaş aralığındaki üniversite öğrencisi 20 gencin ve 15-18 yaş arası Ankara’daki koruma kurumlarında bulunan 150 çocuğa temel haklar ve koruma altında olmaktan kaynaklı haklara erişimleri üzerine eğitimler vermeyi ve bir rehber hazırlamayı planladık.

Koruma deneyimi olan gençlerin katılımı ile ihtiyaç alanlarının ve potansiyel çözüm önerilerinin tartışılacağı bir çalıştay gerçekleştirerek, bu çalıştayın sonunda projenin ana çıktılarından biri olan Koruma Sonrası Topluma Geçiş Rehberi’nin içeriğini oluşturmak için temelleri atmış olduk. İçerik ile ilgili yapılan çalıştay ardından sosyal hizmet uzmanı ve avukatların desteği ile rehberi tamamladık ve basımını sağladık.

Koruma deneyimi olan 18-25 yaş arasındaki 20 üniversite öğrencisi genç ile 4 tam gün süren akran eğitimi ve mentorluk eğitim çalışmalarını tamamladık. Eğitime katılan 20 gencin öğrendiklerini akranlarına aktaracakları eğitimler ise COVID-19 salgını önlemleri nedeniyle yapılamadı.

Projenin devamı niteliğinde, Koruma Sonrası Topluma Geçiş Rehberi’ni mobil uygulama haline getirilerek tüm gençlerin erişimine sunmayı hedefliyoruz.

Derneğiniz Çocuk Koruma Sistemi Danışma Hattı 2019 raporunu yakın zamanda yayınladı. Danışma hattının amacını ve raporun öne çıkan bulgularını bizimle paylaşır mısınız?

Hayat Sende Derneği Çocuk Koruma Sistemi Danışma Hattı, koruma altında bulunan çocuk ve gençler, çocuk koruma sisteminden reşit olarak veya reşit olmadan koruma kararı kaldırılarak ayrılan bireyler, koruyucu aileler, evlat edinen aileler ve koruyucu aile olmak veya evlat edinmek için başvuru sürecinde bulunan bireylere karşılaştıkları sorunlar çerçevesinde yönlendirme yapmak ve danışmanlık hizmeti vermek amacıyla kuruldu.

Başvurularda göze çarpan bulguların en önemlisi gençlerin haklarını tam olarak bilmemesi ve bu nedenle talep edememeleri oldu. Hatta barınma, eğitim ve koruma kararının kaldırılması gibi hukuk alanındaki konularda oldukça fazla danışma başvurusu geliyor. Projemizle beraber çocuk ve gençlerin hem dernek çalışmalarımız ile hem de akranları aracılığı ile haklarına erişebilmelerini hedefliyoruz.

Hatta yapılan başvuruları avukat ya da sosyal hizmet uzmanı gibi alanında uzman kişilerden oluşan danışman havuzumuzdan destek alarak ve sorunun çözümüne kadar süreci takip ederek destek veriyoruz.

Derneğinizin hedef kitlesi olan devlet korumasından ayrılan gençler COVID-19 salgınından nasıl etkilendi? Gençlerin bu dönemde ortaya çıkan ihtiyaçlarından ve bu ihtiyaçlara cevap verebilmek için başta Acil Burs Destek Fonu olmak üzere yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Devlet koruması altındaki çocuk ve gençler COVID-19 sürecinden olumsuz şekilde etkilendi. Üniversite okuyan burslu öğrencilerimizi tek tek arayarak yaşadıkları bir olumsuz durum varsa bildirmelerini istedik. En çok başvuru aldığımız alan barınma sorununa ilişkindi. Öğrencilerin büyük bir çoğunluğu Kredi ve Yurtlar Kurumu’na (KYK) bağlı yurtlarında kalıyor ve salgın döneminde karantina alanı olarak KYK yurtlarının belirlenmesi ile öğrencilerin kalacak yer sorunları oldu. Bu süreçte arkadaşlarında kalmak gibi ara çözümler buldular ancak kalıcı bir çözüm için nakdi kaynağa ihtiyaç duyduklarını da belirledik. Barınma sorunlarının bu süreç bitene kadar kalıcı bir çözüme kavuşması için Acil Burs Destek Fonu’na aktarmak üzere dijital kaynak yaratma kampanyası yürüttük ve tüm bursiyerlerimize toplanan kaynağı eşit miktarlarda ulaştırdık.

Yaşanan bir diğer durum ise genellikle üniversite öğrencilerinin yarı zamanlı çalıştıkları iş yerlerinin kapanması oldu. Gerek ek gelir elde etmek gerekse yabancı dil gibi ek eğitimlerini karşılamak için çalıştıkları yarı zamanlı işlerde artık çalışamıyorlar. Bu nedenle birikim yapmakta ve eğitimler ile kendilerini güçlendirmekte zorluk yaşıyorlar.

COVID-19 sürecinde sadece nakdi destek değil aynı zamanda içerik ve mentorluk ile gençlere destek verilmesini de sağladık. Sürekli bir haberleşme ağı kurarak, akrandan öğrenme ve bu süreçte kendilerini geliştirebilecekleri alanlarda çevrimiçi içerikler sunduk.

COVID-19 salgını kapsamında alınan önlemler hayatın diğer alanlarında olduğu gibi STK’ların çalışmalarında da değişikliklere ve aksamalara sebep oldu. Bu durum derneğinizin çalışmalarını nasıl etkiledi? Bu süreçte faaliyetlerinize devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

COVID-19 salgını nedeniyle derneğin 2020 faaliyet planında tamamen değişiklikler yapmak zorunda kaldık. Planlanan projeler, atölye ve eğitimleri tamamlamamız mümkün olmadı. Derneğin daha fazla kişiye ulaşması, gönüllü, bağışçı ve destekçi kitlesinin genişletilmesi üzerine planlamalar yapılmıştı. Özellikle finansal sürdürülebilirlik sağlanması için yapılan çalışmaların yürütülememesi oldukça olumsuz bir etki yarattı. Basit bir örnek vermek gerekirse; Deneyimden Çocuğa projemizin bir çıktısı olan rehberimizin mobil uygulama olarak hazırlanması salgın sürecinin sonuna kaldı, gerekli kaynağın yaratılması için çalışmalarımız devam etse de şu anda olumlu bir ilerleme kaydedemedik.

Faaliyetlerimize devam etmek için dijital araçlardan destek aldık ve çevrimiçi içerik üretimi, faydalanıcı gruba erişim imkanlarını araştırarak süreçte yanlarında olmak için çalışmalar yaptık.

Hayat Sende Derneği önümüzdeki dönemde ne tür çalışmalar yapacak? Salgın sürecindeki deneyimlerinizi de düşündüğünüzde, çalışma alanlarınız ve kullandığınız yöntemlerle ilgili değişiklik yapmayı düşünüyor musunuz?

Salgın sürecinde gençlik kampı, çalıştay gibi faaliyetlerimizi gerçekleştiremedik ve gençlerle bir araya gelmek, öğrenme ve deneyim aktarım süreçlerinin dijital ortama taşınması gerekliliği ile karşılaştık. Dijital süreçleri daha aktif yürütmek ve çocuk ve gençlerin erişimlerini sağlamak üzere destek kanalları oluşturulması gerektiği için çalışma planlarımızı bu yönde güncelledik. Projenin çıktısı olan Koruma Sonrasına Geçiş Rehberi’nin mobil uygulama olarak sunulması ve basılı materyal olarak yaygınlaştırılmasından ziyade dijital araçların kullanılması gerekiyor. Çalışmalarımızı genişletebilmek, yeni alanlar yaratabilmek için dijital ortam araçlarını aktif olarak kullanmaya karar verdik.

Kültür Sanat Fonu’nun 2020 Dönemi için Başvurular Sona Erdi

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür-sanat kurumlarının ve kültür-sanat alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK), COVID-19 salgını ile başlayan yeni döneme adapte olmalarına destek olmak amacıyla Turkey Mozaik Foundation iş birliği ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı Kültür Politikaları Çalışmaları bölümünün içerik ortaklığında hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’nun 2020 dönemi başvuruları sona erdi.

Fona kültür sanat alanında çalışan 72 kültür-sanat kurum ve STK başvuruda bulundu. Başvurulardan 10’u teknik kriterlerin değerlendirilmesi aşamasında elendi. Teknik elemeyi geçen 62 başvurunun 49’u dernek, 9’u vakıf ve 4’ü kooperatif tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona aralarında Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bayburt, Bursa, Çanakkale, Diyarbakır, Elazığ, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Karabük, Malatya, Mardin, Mersin, Ordu, Rize, Samsun’un yer aldığı toplam 21 şehirden başvuru alındı. Kültür Sanat Fonu’ndan talep edilen toplam hibe tutarı ise 4.505.935 TL oldu.

İZEV Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Tamamladı

By | Kurumsal Destek Fonu

Özel gereksinimli çocuk, genç ve yetişkinlerin eğitimlerini, bireyselleşmelerini ve istihdam edilmelerini destekleyerek hayatın her alanında yer almaları için faaliyetler yürüten İstanbul Zihinsel Engelliler için Eğitim ve Dayanışma Vakfı’na (İZEV) Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile hibe desteği sağladık. Hibe kapsamında Vakfın organizasyonel yapısını güncellenmek için çalışmalar yapan İZEV’in Genel Sekreteri Merve Kılıç ile kurumsal hibe deneyimlerini, COVID-19 salgının çalışmalarına etkisini ve İZEV’in gelecek planlarını konuştuk.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Vakfımızdan aldığınız kurumsal hibe ile hangi kapasite gelişim başlığında, ne tür çalışmalar gerçekleştirdiniz? Bu tür bir kurumsal desteğin çalışmalarınıza nasıl bir katkısı oldu?

Kurumsal hibe ile aldığımız finansal destek ve kapasite gelişim kapsamındaki mentor desteği, Vakfımızın 30 yıllık kurumsal altyapısını güncellememiz ve kurumsallaşma sürecini tamamlamamız konusunda büyük destek sağladı. Bunun yanında personel ve kira giderimiz için de kaynak oluşturuldu. Bu desteklerin İZEV gibi özel sektör tarafından finanse edilmeyen, siyasi angajmanı bulunmayan, destek gruplarından maddi katılım talep etmeyen ve yalnızca yaptığı faaliyetlerle sürdürülebilirliğini sağlamaya çalışan sivil toplum kuruluşları için çok faydalı olduğuna inanıyoruz. İZEV Ailesi adına desteğiniz için tekrar teşekkür ederiz.

Dezavantajlı ya da risk altındaki toplulukların COVID-19 salgınından daha olumsuz şekilde etkilendiğini görüyoruz. Bu durumun birlikte çalıştığınız özel gereksinimli bireyler üzerindeki etkilerinden ve bu süreçte ortaya çıkan ihtiyaçlardan bahseder misiniz?

Vakfımızın destek verdiği özel gereksinimli bireyler haftada 5 gün tam zamanlı yürütülen Bağımsız Yaşam Evi programımıza devam ediyordu, bu program sayesinde bağımsız yaşam becerilerini sürdürüyor, sosyalleşiyor ve mesleki eğitim programlarına dahil oluyorlardı. COVID-19 salgını sebebiyle öncelikli riskli grupta bulundukları ve bu konuda bilgilendirilmeleri gerektiği için salgından olumsuz şekilde etkilenecekleri bekliyorduk. Bağımsız Yaşam Evi programına devam edemeyecekleri için de eğitim, sosyalleşme ve kaynaşma çalışmaları da kesintiye uğrayacaktı. Fakat Vakıf olarak Mart ayında acilen gönüllülerimiz ve ekibimizle çevrimiçi bir çalışma grubu oluşturarak İZEV Online-Evde Destek, Sosyalizasyon ve Eğitim Programını hazırladık. Bu sayede birlikte çalıştığımız özel gereksinimli bireylerin COVID-19 konusunda bilinçlenmelerini, eğitimlerine devam etmelerini ve kaynaştırma çalışmalarına katılmalarını sağlayacak projemizi hayata geçirdik.

Proje, 35 özel gereksinimli birey ve ebeveynleri, seçili lise öğrencileri ve sektör öncülerinin katılımıyla 15 Mart’tan bu yana devam ediyor. Gençler teknoloji kullanımından ilkyardıma, aikidodan Fransızca’ya uzanan geniş bir müfredatla haftada 5 gün çevrimiçi eğitim alıyor. Bu yenilikçi çalışmaların çıktıları bizleri de şaşırttı çünkü hem onlar hem de aileleri evde ve yeni normal şartlarında geçen aylarda hiçbir kaybın yaşanmadığını, yetkinliklerinin de her geçen gün artığını ifade ediyorlar. Bu projemizi İstanbul geneline yayabilmek için İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile görüşme halindeyiz, hedef kitlenin acil ihtiyacını çözmek için model programımızın büyük fayda sağlayacağına inanıyoruz. Projemiz Ocak ayına dek devam edecek, COVID-19 gündeminin sürmesi halinde ise Haziran ayına uzatılacak.

COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep olduğunu biliyoruz. Bu durum İZEV’in genel faaliyetlerini ve Bağımsız Yaşam Evi’ndeki çalışmaları nasıl etkiledi? Çalışmalarınıza devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşır mısınız?

Önceki sorunun yanıtında bahsettiğimiz gibi Bağımsız Yaşam Programımızı geliştirerek çevrimiçi platforma taşıdık. Gönüllülerimizle eskisinden daha sık bir araya geliyoruz, çevrimiçi toplantı deneyimleri bizi daha kolay iletişim sağlayabilen bir grup haline getirdi. Bu iletişimi devam ettirebilmek için özel Whatsapp grupları oluşturduk. Vakıf binamızın en az bir yıl daha kalabalık grupları ağırlayamayacağını ve maliyetinin daha küçük bir yapıya taşınarak düşürülebileceğini gördük. Bu sebeple de tek katlı bir merkeze taşınıyoruz. İZEV olarak yoğun bir şekilde saha etkinlikleri düzenleyen bir ekiptik, COVID-19 nedeniyle bu çalışmaların gerçekleşemeyeceğini öngördüğümüz için onları da çevrimiçi yapıya taşımak üzere bir program hazırladık. Etkinlik odaklı gelir modelimizi de ürün satışlarıyla değiştirmek üzere harekete geçtik. Ekim ayında e-ticaret sitelerinde İZEV’in ürün dükkanları açılıyor olacak. Böylece ekonomik olarak Vakfın ihtiyaçlarını karşılamak konusunda zorluk yaşamadan 2020 yılını tamamlamayı hedefliyoruz.

İZEV’in gönüllülük programı olan Duvar Yıkıcılar çalışmalarına çevrimiçi olarak devam ediyor. Vakfınızın çevrimiçi gönüllülük programı ne şekilde ilerliyor? Çevrimiçi bir gönüllülük programı yürütmenin Vakfınız açısından olumlu ve olumsuz yönleri neler?

Duvar Yıkıcılar Gönüllülük Programı İZEV’in hem saha çalışmaları hem eğitim çalışmaları hem de farkındalık çalışmaları için 3 ayrı başlıkta gönüllü havuzunu geliştirmeyi planladığımız bir proje. Bu başlıklardan ikisi şuan COVID-19 nedeniyle askıya alındı. Buna rağmen, oluşan gönüllü havuzu çevrimiçi eğitimler için ihtiyacımız olan gönüllülere erişimimizi sağladı. Duvar Yıkıcılar programının kapsamı daralsa da ihtiyaçlarımıza cevap verecek bir yapıda ve aktif olarak devam ediyor.

İZEV’in gelecek dönem planlarından bahseder misiniz? Önümüzdeki dönemde hangi alanlarda, ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Gelecek dönem için çalışmalarımızı eğitim, farkındalık, mesleki eğitim ve farkındalık başlıkları altında planlıyoruz. Çevrimiçi Eğitim Programımıza devam edeceğiz ve programın faydalanıcı sayısı da artarak devam edecek. Yaşam Hakkı-Duvar adıyla hazırladığımız ve 14 ödülle 2018-2019 yıllarında Vakfımızı uluslararası anlamda tanınan bir kurum olarak konumlamamazı sağlayan projemizin 2. etabı ve devam klibi için hazırlık yapıyoruz. Yine uluslararası müzik tarihinin en sevilen şarkılarından birinin telifini almayı başardık, çok yakında ilk duyurularını çıkacağımız farkındalık projemizin “Yaşamda Ol Benle Ol” adıyla lansmanı yapılacak ve Aralık ayında yayına girecek. Bunun yanı sıra, üç özel gereksinimli bireyimize özel ve onların da pay sahibi olduğu üç marka hazırlıyoruz. Her markanın modelliğini ve temsilciliğini de özel gereksinimli bireyler yapacak. Bu çalışma da diğer çalışmalarımız gibi dünyada ilk kez özel gereksinimli bireyler için ve onlar tarafından Vakfımız himayesinde gerçekleşecek. Bu proje için de çok heyecanlıyız.

Arada Derneği Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Tamamladı

By | Kurumsal Destek Fonu

Arada Derneği, herkes için fırsat eşitliği yaratmak amacıyla kadınlar, LGBTİ+ bireyler, engelliler ve çocuklarla sanatı merkeze alan sosyal uyum faaliyetleri gerçekleştiriyor ve başta performans sanatları ve görsel sanatlar olmak üzere disiplinlerarası sanat konularında çalışmalar yapıyor. Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde sağladığımız hibe ile bir kaynak geliştirme sorumlusu istihdam ederek kurumsal görünürlüğünü artırmak ve kaynak geliştirme kapasitesini güçlendirmek için çalışmalar yapan Arada Derneği hibe sürecini tamamladı. Arada Derneği’nden Serkan Bozkurt ve Evrim Doğan ile derneğin COVID-19 salgını ile başlayan süreçte yaptığı çalışmaları, salgının kültür-sanat alanına etkilerini ve Arada’nın gelecek dönem planlarını konuştuk.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Vakfımızdan aldığınız kurumsal hibe ile ne tür çalışmalar gerçekleştirdiniz? Kurumsal gelişim alanında odaklandığınız konu başlıklarından ve Fonun derneğinize katkılarından bahseder misiniz?

Kurumsal hibe ile kapasite geliştirme alanında yeni fon kaynakları yaratma, kurumsal iletişim stratejilerini geliştirme, bireysel bağışçılar bulma, gönüllü yönetimini geliştirme üzerine çalıştık. Festival veya diğer sanat projelerimiz için bu iletişim stratejisini kullanarak sosyal medya takipçilerimizi artırdık. Çalışmalarımıza daha fazla destek bulmak için çevremize yönelerek bireysel bağış toplama yoluna gittik. Böylelikle faaliyetlerimizi daha etkin şekilde gerçekleştirebildik. Kapasite Gelişim Bileşeni bize bulunduğumuz konum ile varmak istediğimiz yer arasındaki yolu çizmemiz için daha net bir harita oluşturdu.

Şubat 2020’de gerçekleştirdiğiniz 9. Arada Disiplinlerarası Sanat Festivali beden ve cinsiyet politikalarını odağına aldı. Arada Derneği, sanat ile beden ve cinsiyet politikaları arasında nasıl bir bağ kuruyor? Bu yaklaşım festivaldeki çalışmalara ne şekilde yansıdı?

Küratörlüğünü Serkan Bozkurt’un yaptığı 9. Arada Disiplinlerarası Sanat Festivali’nde disiplinlerarası bir bakış açısı ile saç, beden ve cinsiyet üzerine yapılan araştırmaları farklı yaklaşımların yer aldığı sanat eserleri ile bir araya getirdik. Beden ve özellikle saç üzerinden yaratılan stereotipler üzerinden güzellik olgusunu ve bunun getirdiği dışlamaları ve ötekileştirmeleri incelemek istedik.

Farklı varoluşların, bedenlerin birbirini anlaması ve birbirine yer vermesi, bir arada yaşayabilmek için önemli. Arada Derneği olarak sosyal içerme ve bir aradalık kavramımızı, dışlanmış, bastırılmış ve şiddete maruz kalmış cinsel kimliklerin ve farklı bedenlerin söylemlerini üreten queer ve feminist sanatçılara festivalde yer vererek, bu kimliklerin görünürlüğü artırarak ve söylemlerini bir araya getirerek güçlendirmek istedik.

Bedenler ve onların üzerine dayatılan cinsiyet politikalarına karşı “Her beden biricik ve kendi kimliğini ve söylemini oluşturması açısından önemlidir” diyerek bu festivalin konseptini oluşturduk. Festivalin sloganı ‘Kel Ama Kıllı’ hem absürt hem de dikkat çekici oldu.

Bedeni ve beden üzerindeki farklılıkları en çok görünen ve hakkında konuştuğumuz saç üzerinden konuşmak ve bunun üzerinden mevcut duruma göz atmak istedik.

Hem Türkiye’de hem dünyada salgının en çok etkilediği alanlardan bir tanesi de kültür sanat çalışmaları oldu. Arada Derneği olarak çalıştığınız alanda önümüzdeki dönemde ne gibi değişiklikler yaşanmasını bekliyorsunuz?

COVID-19 salgını döneminden en çok etkilenen alanlardan biri kültür sanat ve özellikle de görsel sanatlar ile performans sanatları oldu. Her ne kadar açık havada gösteriler ve konserler düzenlenmeye çalışılsa da her geçen gün iptalleri duyuyoruz. Bu dönemde en çok etkilenenlerden biri performans sanatçıları oldu. Özellikle bağımsız çalışan sanatçılar, seyircileri ile buluşamadı ve şu an çok ciddi maddi sorunlar yaşıyorlar. Türkiye’de ne yazık ki bu alanda yapılan çalışmalar çok yetersiz kalıyor. Çoğu sanatçı çalışma alanlarını değiştirdi, diğerleri sosyal medya kanalları ile izleyiciler ile buluşmaya çalışıyor. Ama sosyal medya henüz birebir iletişimin verdiği karşılıklı etkileşimi oluşturacak bir iletişim kanalı değil. Bu yüzden hem Türkiye’de hem dünyada sosyal mesafe dikkate alınarak seyirci ile bir araya gelmek için farklı araştırmalar yapılıyor. Bu sırada sosyal medya bu konudaki tartışmaların sürdürülmesi için özgür bir alan sağlamak için kullanılıyor. Sanatçılardan oluşan Arada Derneği olarak biz de bu dönemde farklı araştırmalar yaparak ayakta kalmaya ve diğer yandan da bir dayanışma ortamı yaratarak alana hizmet etmeye çalışıyoruz.

COVID-19 salgını döneminde başlattığınız Aradalık Çevrimiçi Seminerleri’nin amacından ve bu zamana kadar ele aldığınız konulardan bahseder misiniz?

Aradalık seminerlerini, yaklaşık 10 senedir üzerinde çalıştığımız Aradalık kavramı üzerinden oluşturduk. Amacımız bu alanda görsel ve yazılı yayınlar hazırlayarak konuyla ilgili araştırmalar yapmış akademisyenler, aktivistler ve diğer ilgilileri bir araya getirmek, Aradalık kavramının kapsayıcılığını göstermek ve Türkiye’de disiplinlerarası bakış açısını geliştirmeye katkı sağlamaktı. Bu nedenle Arada Derneği’nin aradalık grupları olan mülteci, göçmen, çocuk, kadın, engelli, LGBTQİ+ çalışma alanlarından ve kültür sanat çalışmalarından disiplinlerarası araştırmacılara ulaştık. İlk seminerde salgın döneminde tam merkezinde kaldığımız aradalık halini antropontolojik (insan-varlık felsefesi) açıdan değerlendirdiğimiz bir felsefe semineri düzenledik. Sonrasında hem Türkiye hem dünyaya coğrafi olarak aradalık kavramını Hibritleşme ve Küreselleşme açısından gözden geçirme fırsatımız oldu. 3. seminerde tekrar ana konumuz Göçmenlik olarak Aradalık’a dönerek göçmenliğin nedenlerini, demografik sonuçlarını ekonomik ve politik açıdan inceledik. Son olarak 19 Eylül’de Göçmenlik ve Müzik olarak Aradalık seminerimizi gerçekleştirdik. Devamında Ekim ayında Sakatlık ve Aradalık konusunda İdil Seda Ak ile bir buluşma gerçekleştireceğiz.

COVID-19 kapsamında alınan önlemler ve bu dönemde ortaya çıkan ihtiyaçlara paralel olarak bundan sonraki süreçte sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanlarında ve iş yapma biçimlerinde değişiklikler yaşanması bekleniyor. Arada Derneği olarak önümüzdeki dönemde çalışma alanlarınız veya çalışma biçimlerinizle ilgili değişiklikler yapmayı planlıyor musunuz?

Arada ekibi olarak 10 yıldır sosyal içerme üzerine ve sanatta fırsat eşitliği alanında çalışan bir kurumuz. Festival ve diğer uluslararası projelerimizle Meksika, Hindistan, İngiltere, İran, Avusturya, Hollanda, Finlandiya, Rusya gibi dünyanın birçok yerinden sanatçılar ve dezavantajlı bireylerle çalışmalar yapan kurumlarla iş birlikleri geliştirdik. Bu iş birlikleri sonucu farklı sanat ve sosyal içerme projeleri üreterek yeni deneyimler kazandık, bakış açımızı daha da genişlettik. Bu deneyimimizi Türkiye’deki diğer STK’lar ve aktivistlerle paylaşmak için festival ve sosyal içerme projelerimizi daha çok sosyal medya üzerinde devam ettirmeyi istiyoruz. Sanat alanındaki hareketi sürdürmek ve salgın döneminde söz konusu dezavantajlı gruplara sanatçıların da dahil olduğunu düşünerek, çalışmalarımızı özellikle LGBTİ, kadın, engelli sanatçılar başta olmak üzere kendi varoluşları ve etkileşimlerini sürdürebilmeleri üzerine yoğunlaştırmak istiyoruz. Salgın dönemine özel olarak hem sosyal medyayı en verimli şekilde kullanarak hem de açık havada sosyal mesafe önlemlerini göz önünde bulundurarak önümüzdeki sene engelliler ve toplumsal cinsiyet alanlarında planladığımız iki uluslararası projeyi hayata geçirmeyi planlıyoruz. Ayrıca Aradalık Çevrimiçi Buluşmaları’nı görsel ve basılı yayına dönüştürmek için çalışmalara da başladık.

Kurumsal Destek Fonu’na Yapılan Başvuruları Değerlendirdik

By | Kurumsal Destek Fonu

Dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak üzere çalışan sivil toplum kuruluşlarının kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerine destek olmak amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminin başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

Sivil toplum kuruluşlarının bu süreçte öne çıkan kurumsal çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla Kurumsal Destek Fonu’na yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı metine buradan ulaşabilirsiniz.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 Döneminde Desteklenecek Sivil Toplum Kuruluşları Belirlendi

By | Kurumsal Destek Fonu

Dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak amacıyla çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerinin güçlenmesine katkı sağlamak amacıyla Dalyan Foundation, Kahane Foundation, Turkey Mozaik Foundation iş birliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminde hibe vereceğimiz STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 9 STK’ya toplam 688.440 TL hibe desteği sağlayacağız.

Hibe almaya hak kazanan STK’lar ve yapacakları çalışmalara ilişkin bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Açık Alan Derneği: Sosyal, ekonomik ve kültürel olarak farklı kesimlerden başta gençler olmak üzere kadınlara ve çocuklara yönelik hak temelli bir bakış açısı ile eğitim alanında çalışmalar gerçekleştiren Açık Alan Derneği, Çimenev Bilim Sanat Merkezi’nde ekonomik olarak risk altındaki çocuklara yönelik okul devamsızlığını önlemek amacıyla faaliyetler yürütüyor. Dernek, yoksullukla mücadele etmek amacıyla hayata geçirdiği Derin Yoksulluk Ağı ile salgın sürecinde temel ihtiyaçlara erişmekte zorlanan ailelerle bağışçıları buluşturan bir platformun yürütücülüğünü de yapıyor. Kurumsal Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation ile beraber desteklediğimiz Açık Alan Derneği, kaynak çeşitliliğini artırmak ve finansal sürdürülebilirliğini sağlamak üzere çalışmalar yapacak.

Bütün Çocuklar Bizim Derneği: Okul öncesi ve ilkokul birinci sınıftaki çocukların eğitimsel ve yaşamsal ihtiyaçlarının giderilmesine destek olmak amacıyla okullarda çalışmalar gerçekleştirerek çocukların sağlıklı gelişimlerine katkı sunan dernek, bu alandaki ekonomik, sosyal, hukuki, psikolojik ve kültürel her türlü engele karşı mücadele ediyor. Bütün Çocuklar Derneği, Kurumsal Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibe ile bütünsel yönetim yaklaşımını kuvvetlendirmek amacıyla organizasyon yönetimi başlığı altında çalışacak.

Dem Derneği: İşiten toplum ile işitmeyen toplum arasında acıma duygusundan uzak diyalog alanları yaratmayı ve kolektif şekilde çözümler üretmeyi amaçlayan Dem Derneği, iletişim seminerleri ve farklı paydaşlıklar ile çeşitli farkındalık faaliyetleri düzenliyor ve Türk İşaret Dili eğitimlerini dijitalleştirdikleri sosyal girişimleri bukalemun.co ile Türkiye’deki herkesin işaret dili bilgisini kazanmasını sağlıyor. Dem Derneği, Kurumsal Destek Fonu kapsamında verdiğimiz hibe ile derneğin dijital platformlara yönelik proje geliştirme kapasitesini artırmak üzere çalışmalar gerçekleştirecek.

Rengarenk Umutlar Derneği: Rengarenk Umutlar Derneği, başta Sur bölgesi olmak üzere Diyarbakır’daki dezavantajlı mahallelerde yaşayan, risk altında, ayrımcılığa maruz kalmış kadın ve çocukların fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla faaliyet gösteriyor. Dernek, Kurumsal Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibe ile çalışmalarında, sahada ve çocuk hakları alanındaki sosyal etkisini ölçmek üzere kurumsal kapasitesini geliştirmeyi amaçlıyor.

Tarih Vakfı: Tarih Vakfı, Türkiye’de bireylerin tarihe bakışlarına yeni bir içerik, zenginlik kazandırmayı ve tarihi mirasın korunmasını köklü bir duyarlılıkla, geniş toplum kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Bu amaçla, tarih alanında oluşturulacak eleştirel, alternatif ve çok sesli eserlerin, kaynakların ve referansların öncelikli olarak öğrenciler, öğretmenler ve akademisyenler olmak üzere farklı hedef kitleler arasında yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor. Tarih Vakfı, Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile sağladığımız hibe ile finansal sürdürülebilirliğini sağlamak üzere yeni kaynak modelleri geliştirmek için çalışmalar yapacak.

Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği (TTM): Tarlabaşı semt sakinlerine eğitsel, sosyal ve psikolojik destek sağlamak amacıyla çalışan TTM, bölge sakinlerinin kent yaşamına eşit katılımını desteklemek üzere hak temelli çalışmalar yapıyor. TTM, Kurumsal Destek Fonu kapsamında Kahane Foundation finansmanı ile sağladığımız hibeyle derneğin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak için kaynak geliştirme ve iletişim alanında çalışmalar yapmayı planlıyor.

Temiz Giysi Kampanyası Derneği: Tekstil işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesini amaçlayan Temiz Giysi Kampanyası Derneği tekstildeki çalışma şartları, üretim metotları ve kullanılan kimyasallar hakkında araştırmalar yapıyor; tüketici aktivizm kampanyaları düzenliyor; markalar, işçi sendikaları, STK’lar ve devlet kurumları ile savunuculuk ve lobicilik faaliyetleri düzenliyor, daha fazla işçinin meslek hastalıklarından korunma ve tedaviye erişebilmesi için bilgilendirme çalışmaları yürütüyor. Temiz Giysi Kampanyası Derneği, Kurumsal Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibe ile iletişim stratejisi oluşturmak ve uygulamak için çalışacak.

Toy Gençlik Derneği: Toy Gençlik Derneği (TOY), gençlerin kendilerini ilgilendiren konularda karar alma süreçlerine aktif katılımını, akranlar arası yatay öğrenme ortamlarının yaratılmasını, gençlerin gönüllülük bilinci ile tanışmasını sağlamak adına sosyal, kültürel, ekonomik ve çevresel konularda yerel, ulusal ve uluslararası alanlarda çalışmalar yürütüyor. TOY, fon kapsamında sağladığımız hibe ile derneğin gençlik alanı ile ilgili savunuculuk ve lobicilik faaliyetlerini çevrimiçi olarak sürdürmeyi ve geliştirmeyi planlıyor.

Yeryüzü Derneği: Sürdürülebilir yaşam prensiplerinin hayata geçirilmesini, ekolojik, paylaşımcı ve doğayı koruyan toplum yaratılmasını sağlamak amacıyla çalışan Yeryüzü Derneği bu kapsamda kent bahçeleri ve gıda toplulukları oluşturuyor, tohum takas ve ileri dönüşüm şenlikleri düzenliyor, bu konularda kampanyalar, çalıştaylar ve eğitim faaliyetleri düzenliyor. Kurumsal Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile hibe sağladığımız dernek iletişim alanında kurumsal kapasitesini iletişim geliştirmeyi hedefliyor.

KuzeyDoğa Derneği Göçmen Kuşların Peşinde Projesini Tamamladı

By | Şartlı Hibe

Kars, Ardahan, Iğdır ve Ağrı illerinin doğa alanlarında biyolojik çeşitliliğin korunmasını amaçlayan KuzeyDoğa Derneği, bölgedeki canlı çeşitliliğini ortaya çıkarma ve etkin koruma konularında çeşitli çalışmalar gerçekleştiriyor. KuzeyDoğa Derneği, Şartlı Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansmanıyla hibe verdiğimiz Göçmen Kuşların Peşinde projesini tamamladı. Aras Nehri vadisinde kuşların göç yolu üzerinde yer alan Aras Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi’nde kuş halkalama ve uydu vericisi ile takip çalışması yapan KuzeyDoğa Derneği’nin Bilim Koordinatörü Uzman Biyolog Emrah Çoban ile kuş halkalama çalışmalarını, derneğin ulusal ve uluslararası alandaki iş birliklerini ve COVID-19 salgını ile başlayan sürecin çevre koruma çalışmalarına etkilerini konuştuk.

Vakfımızın Şartlı Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile gerçekleştirdiğiniz Göçmen Kuşların Peşinde projesini yakın zamanda tamamladınız. Bu projenin amacı ve bu kapsamda yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Aras Kuş Halkalama ve Araştırma Merkezi’miz, Iğdır’ın Tuzluca ilçesine bağlı Yukarı Çıyrıklı köyünde, Aras Nehri kıyısında. Afrika-Avrasya kuş göç yolu üzerinde ve göçmen kuşların beslenmek, dinlenmek ve üremek için kullandıkları çok önemli bir sulak alanda yer alıyor.

Merkezimizde her yıl ilkbahar ve sonbahar sezonlarında toplam 6-7 ay kuş halkalama çalışması yürütülüyor. Bu çalışma ile alandaki kuş varlığı tespit ediliyor, yıllara göre değişimi izlenebiliyor ve kuş göç yolları hakkında bilgi ediniliyor.

Kuş halkalama, kuşlara zarar vermeyen çok ince ağlarla kuşları yakalayıp, her birinde özgün bir numara olan ve kimlik niteliği taşıyan, hafif, paslanmaz, alüminyum halkaları kuşların bacağına takarak kuş göçlerini ve kuş sayılarındaki değişiklikleri takip etmek anlamına gelir. 100 yıldan fazla bir süredir birçok ülkede milyonlarca kuş bu yöntemle araştırılıyor. Üzerinde kuşun halkalandığı ülkenin adını ve ülke halkalama merkezinin adresini taşıyan bu halkalar, halkalı bir kuş tekrar yakalanırsa veya ölüsü bulunursa, kuşun nereden geldiğini göstermiş oluyor. Halkalama istasyonlarında tür tanımı, kuşları halkalama (kimlik), cinsiyet ve yaş belirleme, kanat ve kuyruk ölçümleri, ağırlık ve yaş oranı, tüy değişme durumu ve yön bulma deneyleri yapılıyor ve başta okul çocukları olmak üzere ziyaretçi eğitimleri gerçekleştiriliyor.

Kuş halkalama çalışmalarının yanı sıra merkezimizde, bazı kuşlara uydu vericisi de takıp göçlerini daha detaylı olarak takip ediyoruz. Ayrıca bölgedeki sulak alanlarda düzenli kuş gözlemi ve sayımı yaparak, kuş varlığını düzenli olarak izliyor ve takip ediyoruz.

Kuşlar doğal dengenin devamlılığı için çok önemli canlılar ve çok sayıda ekolojik işlevi yerine getiriyorlar. Ayrıca kuşların göç davranışları, bizlere iklim değişikliği ile ilgili önemli veriler sunuyor. Yürüttüğümüz bu faaliyetlerin ancak düzenli olarak tekrarlanması sonucunda yıllar içinde anlamlı analizler yapabilecek veriler elde ediyoruz.

Dernek başkanımız Prof. Dr. Çağan Şekercioğlu’nun 2005 yılında keşfettiği Aras Nehri Kuş Cenneti’nde 15 yıldır aralıksız her sezon yaptığımız kuş halkalama ve takip araştırmalarında şimdiye kadar 120.000’den fazla kuş halkaladık ve 300 kuş türü kaydettik. Türkiye’deki tüm kuş türlerinin %62’sini oluşturan bu sayı, Aras Nehri Kuş Cenneti’nin Türkiye sınırları içinde ve Samsun-Adana hattının doğusunda en çok kuş türüne sahip olan yer olduğunu gösterdi. Doğu Anadolu’nun en zengin kuş cenneti olan Iğdır Aras Nehri Kuş Cenneti, 2013’de verdiğimiz dilekçeye cevaben Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından Doğu Anadolu’nun ilk Tabiatı Koruma Alanı olmaya layık görüldü. Ancak tüm çabalarımıza rağmen bu statü halen resmiyete kavuşmadı.

KuzeyDoğa Derneği çalışmalarını Türkiye’de ve uluslararası alanda faaliyet gösteren birçok kurum ve kuruluşla iş birliği halinde gerçekleştiriyor. Bu iş birliklerinin kapsamı ve çalışmalarınıza katkıları hakkında bilgi verebilir misiniz?

KuzeyDoğa Derneği olarak çalışmalarımızı Tarım ve Orman Bakanlığı , Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü izni ile yürütüyoruz. Bu yıl derneğimiz SEO/BIRDLIFE İspanya ile Aras Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi çalışmalarını ortak yürütmüştür. Hem “Bozayı (Ursus Arctos), Kurt (Canis Lupus), Vaşak (Lynx lynx) Yakalama ve Takip” projemiz hem de “Göçmen Kuşların Peşinde” projemiz kapsamında yurtiçi ve yurtdışı üniversiteler ve alanında uzman kişilerle iş birliği içindeyiz. Şu an aktif olarak Utah Üniversitesi, Koç Üniversitesi, Zagreb Üniversitesi ve Iğdır Üniversitesi ile hem sahada hem de analiz aşamasında iş birliklerimiz sürüyor.

Farklı konularda alanında uluslararası tanınırlığa sahip uzmanların ayrı ayrı katkıları çalışmalarımız için çok önemli ve çok değerli. Bu iş birlikleri, çalışmaya katılanlar arasında bilgi ve deneyim aktarımı için de çok değerli imkanlar sunuyor.

COVID-19 salgınıyla başlayan süreçte alınan tedbirlerin çevreye olumlu etkilerine dair haberler son zamanlarda çok fazla gündeme geldi. KuzeyDoğa Derneği’nin çalışma alanları açısından değerlendirdiğinizde bu tür olumlu bir tablodan bahsetmek mümkün mü? Bu olumlu etkinin devam edebilmesi için neler yapılmalı?

İklimsel ve çevresel değişimleri kısa vadede değerlendirmek bizi gerçekçi sonuçlara ulaştırmaz. Bu nedenle bu değerlendirmeyi yapmak için daha uzun zaman aralığına ait verilerin olması gerekli. Küresel çapta yapılan analizler, bu olumlu etkilerin genellikle geçici olduğunu, birçok şehirde hava kirliği miktarının COVID-19 öncesi seviyelere ulaştığını ve tüm kısıtlamalara rağmen dünya çapında sera gazı emisyonlarının bu sene 2019’a göre sadece %6 düşeceğini gösteriyor. Yayınlanmaya başlayan bilimsel makaleler, kamuoyunun gözlemlediği birçok “olumlu etkinin” esasında insanların daha önce de bölgede yaşayan yaban hayatını yeni yeni fark etmesinden kaynaklandığını gösteriyor. Ne yazık ki KuzeyDoğa Derneği’nin de tecrübe ettiği gibi COVID-19 salgını sebebiyle uygulanan sivil toplum, araştırma, ekoturizm ve doğa koruma faaliyetlerinin durdurulmaları ve kısıtlanmaları; zaten kanuna uymayan kaçak avcılık, kaçak inşaat ve diğer doğaya zarar veren faaliyetlerin daha da rahatlıkla yapılmasına imkan verdi, uzun süreli yaban hayatı takip ve koruma çalışmalarını durdurdu ve bu kritik süreçte yaban hayatının tepkilerinin bilimsel çalışmalarla ölçülmesini büyük ölçüde engelledi. Ayrıca COVID-19’un yarattığı ekonomik kriz, doğa koruma örgütlerini oldukça olumsuz şekilde etkiledi ve acil desteklere gerek doğurdu. Science dergisinde yayınlanan makaleden konunun ayrıntılarına dair bilgi edinilebilir.

Derneğimizin görüşü, COVID-19 salgını kaynaklı kısıtlamalarının uzun vadede doğaya net etkisinin negatif olacağı ve uzun süreli doğa koruma ve araştırma çalışmalarına zarar verdiği yönünde. Bu süreçteki tek tesellimiz; fotokapan, uydu takip ve kuş halkalama çalışmalarıyla bölgedeki yaban hayatını 15 yıldır takip eden derneğimizin, bu verilerle COVID-19 sebebiyle insan faaliyeti kısıtlamalarının yaban hayatına etkisini ölçen uluslararası bilimsel çalışmalara davet ediliyor ve katkı sunuyor olması.

COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep olduğunu biliyoruz. Bu durum KuzeyDoğa Derneği’nin çalışmalarını ne şekilde etkiledi? Bu dönemde çalışmalarınıza devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşır mısınız?

COVID-19 salgını önlemleri kapsamında dernek olarak 2020 ilkbahar-yaz dönemindeki çalışmalarımıza gönüllü alımını durdurmuştuk. “Kontrollü sosyal hayat” olarak adlandırılan dönem ile beraber sonbahar kuş halkalama çalışmamız için gönüllü alımına başlamakla beraber, devam eden riski azaltmak adına 15 günlük gönüllü çalışma süresini 21 güne çıkararak, gönüllü sirkülasyonunu azaltma yoluna gittik.

Ayrıca yöredeki okullarda yürütmekte olduğumuz eğitim çalışmalarımızı da yine şartlar dolayısıyla gerçekleştiremedik. Eğitim yerine, bir fon desteği ile daha önce bastırıp eğitimlerde dağıttığımız doğal hayat üzerine bilgiler içeren “Birbirimize İhtiyacımız Var” çocuk kitabını tekrar bastırıyoruz. Kitabı çocuklara ulaştırarak, doğa eğitimi açığını bir nebze kapatmayı hedefliyoruz.

Bunun yanında, bölge halkının doğadan sürdürülebilir gelir kazanması için yürüttüğümüz köy tabanlı ekoturizm faaliyetleri de 2020’de durma noktasına geldi. Arazi çalışmalarımızın başlama ve bitiş zamanları da COVID-19 döneminde ulusal ve uluslararası kısıtlamalardan dolayı değişiklik gösterdi.

KuzeyDoğa Derneği’nin gelecek dönemdeki öncelikleri neler olacak ve bu kapsamda ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Çalışmalarımızı düzenli olarak sürdürmeyi hedefliyoruz. Doğa koruma çalışmalarında alanın ve dolayısıyla alandaki değişikliklerin yıllar bazında izlenebilmesi çalışmanın sürekliliği ile mümkündür. Hem bilimsel çalışmalarda hem de eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarında etkili yöntemlerle çalışmalarımızı sürdürmeyi ve etkin lobicilik ve savunuculuk çalışmaları yürütmeyi hedefliyoruz.

En önemli önceliğimiz ise dilekçeler, çevresel komisyon toplantıları ve diğer resmi girişimlerle Kuzeydoğu Anadolu’da daha fazla doğal alanın resmi koruma altına alınması ve hali hazırda koruma statüsüne sahip alanların da daha etkin koruma sağlayan statülerine terfi ettirilmesi olacak.

Kültür Sanat Fonu 2020 Dönemi Başvuruları Açıldı

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür-sanat kurumlarının ve kültür-sanat alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK), COVID-19 salgını ile başlayan yeni döneme adapte olmalarına destek olmak amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı Kültür Politikaları Çalışmaları bölümünün içerik ortaklığında hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’nun 2020 dönemi başvuruları açıldı.

Kültür Sanat Fonu ile kültür-sanat kurumları ve kültür-sanat alanında faaliyet gösteren STK’ların, dayanışmayı temel alan ve teknolojinin imkânlarından faydalanan yeni işbirliği modelleri yaratmaya, önümüzdeki dönemin ihtiyacını karşılayacak yaklaşım ve uygulamaları keşfetmeye yönelik çalışmalarına destek sağlanacak. Bu çerçevede, başvuru yapan kuruluşların aşağıda örnekleri sunulan alanlardaki proje fikirlerine veya kurumsal gelişimlerine destek verilecektir:

  • Salgın döneminin koşullarına uygun kurgulanan yeni etkinlikler ve/veya formatlar (evden erişilebilen, sosyal mesafe kurallarına uyumlu vb.),
  • Kültür-sanat profesyonellerinin (sanatçılar, yöneticiler, aktivistler vb.) salgın döneminde üretim ve paylaşımlarını sürdürebilmeleri için gerekli fiziksel ve/veya teknolojik araçlara erişiminin sağlanması ve bu araçların kullanımına yönelik eğitim faaliyetleri,
  • Kültür-sanat alanında uzun dönemli etkileşim, ortak çalışma ve işbirliklerinin önünü açacak yerel, ulusal ve uluslararası ağların oluşturulması veya sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik faaliyetler/projeler,
  • Yukarıdaki maddeler dışında kalan ancak benzer alanları içeren ve sanatsal üretimin sürdürülebilirliğini ve alandaki dayanışmayı önceliklendiren türdeki faaliyetler.

Kültür Sanat Fonu’na başvuru yapan STK’lar en fazla 80.000 TL talep edebilirler.  Aşağıda yer alan başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar fona başvurabilirler:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler ve diğer kar amacı gütmeyen,
  • 2019 yılından beri sahada aktif olarak çalışan,
  • 2019 yılı gelirleri 30.000 TL ile 1.500.000 TL arasında olan,
  • Kültür-sanat kurumları ve/veya kültür-sanat alanında faaliyet gösteren STK’lar.

Kültür Sanat Fonu’na başvurmak isteyen kuruluşların başvuru formunu 25 Eylül 2020 saat 18:00’e kadar eksiksiz şekilde doldurmaları gerekir.

Kültür Sanat Fonu hakkında detaylı bilgiye (hibe süreci, başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve takvim) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.

Doğa ve Çevreyi Koruma Yaşatma Derneği ile Çalışmalarını Konuştuk

By | Şartlı Hibe

Şartlı Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile hibe desteği sağladığımız Doğa ve Çevreyi Koruma Yaşatma Derneği (DOĞÇEV) doğal hayatın ve ekolojik dengenin korunması amacıyla özellikle sokak hayvanlarının tedavi edilmesi, beslenmesi ve aşılanması konusunda çalışmalar yapıyor. DOĞÇEV Başkanı Behiye Fatma Eryılmaz ile derneğin çalışmalarının, sokak hayvanlarının korunması ve durumlarının iyileştirilmesi için alınması gereken tedbirleri ve hibe kapsamında yapacakları çalışmaları konuştuk.

Doğa ve Çevreyi Koruma, Yaşatma Derneği’nin amaçlarını ve bu doğrultuda yaptığınız çalışmaları bizimle paylaşır mısınız?

Doğa ve Çevreyi Koruma, Yaşatma Derneği, 2005 yılında doğal hayatın ve dengenin korunması amacıyla doğayı ve doğadaki her türlü canlıyı korumaya ve yaşatmaya çalışmak, bozulma veya yok olma riskini önlemek, doğa ve hayvan sevgisini yaymak ve bu amaçla sosyal, bilimsel, ekonomik ve kültürel alanlarda çalışmalar yapmak üzere kuruldu. Bu amaçlar doğrultusunda Çevre ve Orman Bakanlığı Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Şube Müdürlüğü’nce yürütülen Hatıra Ormanı kampanyası kapsamında derneğimize tahsis edilen arazinin ağaçlandırılması çalışmalarına başladık ve her yıl yüzlerce ağaç dikerek ağaçlandırma faaliyetlerimize devam ediyoruz. Arazimiz çok güzel bir yerde olmakla beraber arazi inşaat atıklarıyla doldurulduğu için ağaç dikimine uygun bir alan değil. Ancak biz, kepçelerle büyük çukurlar açtırıp getirdiğimiz toprakla bu çukurları doldurup araziyi ağaç dikimine uygun hale dönüştürüyoruz. Farkındalık yaratmak amacıyla, özellikle ilköğretim, lise ve üniversiteli doğaseverlerle hatıra ormanımıza ağaç dikme etkinlikleri de düzenliyoruz. Ormanımız içinde 250 sahipsiz kedinin barınabileceği dört bölümden oluşan ısıtmalı ve bahçeli kedi evimiz ve 60 sahipsiz köpeğin barınabileceği köpek kulübelerinin bulunduğu beş adet köpek bahçesi bulunuyor. Buradaki dostlarımızın kısırlaştırma işlemleri, rutin aşı ve sağlık kontrolleri veterinerimiz, düzenli bakım ve temizlik işleri ise sorumlu personellerimiz tarafından yapılıyor.

Özellikle sahipsiz hayvanların korunması, rehabilite edilmesi, kısırlaştırılması, aşılatılması ve sahiplendirilmeleri ile doğadaki canlıların yaşatılması ve ekolojik dengenin korunması için çalışıyoruz. İmrahor deresi etrafında ve Ankara’nın çeşitli bölgelerindeki doğal alanda yaşayan tüm canlara yönelik olarak da bölge beslemesi ve kurtarma faaliyetleri yürütüyoruz. Dernek alanımızın içinden geçen İmrahor Deresinde yaşayan ve kışın donma tehlikesi ile karşılaşan yaban tavukları, karabatak ve ördeklerin de korunmasını da sağlıyoruz. DOĞÇEV olarak sahipsiz hayvanların kafeslenmiş barınaklara değil, doğal yaşam alanlarına ihtiyacı olduğuna inanıyoruz.

“Önce Can” sloganı ile çalışan derneğimiz, çocuklar başta olmak üzere toplumun her kesimine doğa ve canlı sevgisini aşılamak ve yaymak amacıyla çeşitli eğitici faaliyetlerde ve etkinliklerde bulunuyor. Geçtiğimiz yıllarda doğa ve hayvan sevgisini aşılamak amacıyla okulları ziyaret ettik, gösteriler yaptık, okullarla ortak yürüttüğümüz projeler gerçekleştirerek hayvan hakları ve doğa konusunda farkındalık yarattık. Şu anda arazimizde bulunan baykuş ailesi, Bilis İlköğretim Okulu’ndaki minik doğa ve hayvansever arkadaşlarımızın çalışması sonucu yaptıkları kuş evinde yaşıyor.

Sokak hayvanlarının yaşam hakkına saygı gösterilmesi konusunda toplumda bilinç oluşturabilmek adına işletmelere yapıştırmak üzere çıkartmalar yaptırdık. Ayrıca bireysel olarak bu farkındalığa sahip olan dostlarımız için de arabalarına yapıştırmaları için çıkartmalarımız mevcut. Bunların ötesinde yaşam hakkına saygı konusunda, hayvan haklarının ihlali konusunda ve doğaya verilen tüm zararlar konusunda yüksek bilince sahip olmamız sebebiyle bir nefer gibi çalışıyoruz.
Kedi evinde bulunan kedilerimiz doğal ortama alıştığı için sahiplendirme kapsamında değerlendirilmiyor. Diğer taraftan sahipsiz yavru kedi ve köpekler hastalıklara karşı savunmasız olduğundan, aşıları tamamlanmadan ve kısırlaşmadan kedi ve köpek evimize kabul edemiyoruz. Sahiplendirebileceğimiz yavru kedi ve köpekleri ise geçici yuvalarda misafir edip sahiplendiriyoruz. Yavrularımız bakımları yapılarak ve aşılama şartıyla sahiplendiriliyor.

Türkiye’de sahipsiz sokak hayvanlarının yaşam hakları tehlike altında ve çoğu zaman yerel dayanışmalar ile barınma, yiyecek ve diğer bakım ihtiyaçları karşılanıyor. Sokak hayvanlarının durumlarının iyileştirilmesi konusunda ne tür tedbirler alınmalı veya hangi yasal değişiklikler yapılmalı?

Ağzı dili olmayan sokak hayvanlarımız bize emanettir. Ancak, biz bu emanete ne yapıyoruz?

Belli bölgelerde besleme yapan hayvanseverler olarak yaz kış mücadele veriyoruz. Hali hazırda çok zor temin edilen yiyecekleri onlara ulaştırmak kolay değil. Ancak, evlatlarımız kabul ettiğimiz canlarımızın bu sefaleti yaşaması vicdanları yaralıyor. Bir de bu hayvanları şikayet üzerine kendilerine ait olan bu sokaklardan alarak meçhule götürmek yapılmaması gereken bir şey.

Rehabilite Merkezleri barınak olarak kullanılmaktan çıkmalı ve sadece hasta ve saldırgan olan hayvanlar orada tedavi edilmeli. Belediyeler, sokaktan aldıkları canları aşılayıp kısırlaştırdıktan sonra alındıkları yerlere tekrar bırakmalı. Canlarımızın popülasyonu öldürmekle azaltılamaz. Önerdiğimiz bu adımlar kanunlaştırılır ve icra makamlarınca uygulanırsa ömürleri bir veya iki yıl olan sokak hayvanlarımız kısa bir sürede azalacak ve yaşamları hak ettikleri düzeyde olacaktır.

Sokak hayvanları ülkemizde gün geçtikçe artıyor ve maalesef alınan önlemler yetersiz kalıyor. Sokak hayvanlarımız bir vahşeti yaşıyor. Bunda hepimizin payı büyük. Sokak hayvanlarının oluşumunda büyük katkısı olan ev hayvanlarına çip takılarak sokağa atılmasını engellemek için iyi bir adım atıldı. Yalnız, alacağımız önlemler eşzamanlı olmalı ve eksik kalmamalı . Önerdiğimiz yasal önlemleri ise aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

  • Pet ve yabani hayvanların (Türkiye’ye uyum sağlayamayanların) ithal edilmemesi.
  • Gümrüklerden kaçak hayvan sokulmasının engellenmesi.
  • Üretim çiftliklerinin denetlenmesi ve üretimin bir süre engellenmesi.
  • Evcil hayvan dükkanlarında hayvan satışının engellenmesi.
  • Yeni çıkan yönetmelikte de belirtildiği gibi ev hayvanlarına çip takılması.
  • Belediyeler tarafından sırasıyla önem arz eden, sokak hayvanlarının kısırlaştırılıp, aşılanıp, eşzamanlı çip uygulamasına geçilmesi ve bu çipler sayesinde hastalıklarının takibi ve aşıların tekrarının yapılması.

Bu adımları bir seferberlik anlayışı içinde yapmazsak çalışmaların anlamsız kalacağını düşünüyoruz.

Sokak hayvanlarının korunması konusunda yerel yönetimlerin de çeşitli yükümlülükleri bulunuyor DOĞÇEV olarak birlikte çalıştığınız yerel yönetimler bulunuyor mu? Bu kapsamda yapılan işbirliklerini bizimle paylaşır mısınız?

Ne yazık ki birçok defa talepte bulunmamıza rağmen yerel yönetimlerden herhangi bir destek göremedik. Ankara Büyükşehir Belediyesi salgın döneminde sokak beslemesi yapan hayvanseverlere hem mama desteği vererek hem de kendileri besleme yaparak canlarımıza sahip çıktı. Ayrıca, yeni bir iş birliği ortamı yaratmak, hayvan ve doğaseverleri bir çatı altında buluşturmak amacıyla Ankara Kent Konseyi’ni oluşturdu.

Vakfımızın Şartlı Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansal desteğiyle sağladığımız hibe ile ne tür çalışmalar gerçekleştirmeyi planlıyorsunuz?

DOĞÇEV gibi sivil toplum örgütleri duyarlı insanların küçücük katkı ve destekleri ile yaşamlarını sürdürebiliyor. Sayısı az olan gönüllü destekçilerimizin maddi ve özellikle de manevi katkıları çok önemli oluyor ancak yine de yetersiz kalıyor. Bu nedenle hiçbir yerden gelir elde etmeyen bizim gibi dernekler bağışlarla ayakta durmak zorunda. Söz konusu olan doğa ve hayvan dernekleri olduğunda işler maalesef daha da zorlaşıyor. Yardımlaşma bilinci, iyi ve sağlıklı bir toplumun temel taşlarından biridir. Derneğimize bağış yapılması konusundaki temel isteğimiz ise, örf ve ananelerimizde de önemli bir yeri olan lakin unutmaya meyilli olduğumuz yardımlaşma konusunda bireylere bilinç kazandırabilmek, bunu bir davranış biçimi haline getirmelerini sağlamak. Dolayısıyla, bize sağlamış olduğunuz bu hibe ile canlarımızın beslenme, sağlık ve bakımla ilgili ihtiyaçlarını gidermeyi, ormanlarımızın bakımını sağlamayı ve tabii ki dernek faaliyetlerimizin sürdürmeyi planlıyoruz.

COVID-19 kapsamında alınan önlemler ve bu dönemde ortaya çıkan ihtiyaçlara paralel olarak bundan sonraki süreçte sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanlarında ve iş yapma biçimlerinde değişiklikler yaşanması bekleniyor. COVID-19 salgını DOĞÇEV’in çalışma alanlarını nasıl etkiledi? Önümüzdeki dönemde çalışma alanlarınız veya çalışma biçimleriniz ile ilgili değişiklikler yapmayı planlıyor musunuz?

Çocuklarla ve gençlerle okullarda ve sahada yaptığımız eğitim faaliyetlerimizi durdurmak zorunda kaldık, açmış olduğumuz yarışmaların sonuçlarını bildirmemiz ve ödül olan kitapları iletmemiz mümkün olmadı. Herkese açık yaptığımız kermes, barınak ziyaretleri, piknik, yemek gibi sosyal faaliyetlerimizi durdurduk. Bu da bizim gelir sağlamamızı sekteye uğrattı. Bu yöndeki faaliyetlerimiz, sadece SMS kampanyamızın ve mama bağışı kampanyamızın sosyal medya aracılığıyla daha yaygın bir şekilde duyurulmasını sağlamak oldu. Çalışma biçimimizde canlarımızın ve ormanımızın bekasını etkileyecek bir değişiklik yapmayı planlamıyoruz. Sokak beslemelerine ve oradaki canların kurtarılması ve sahiplendirilmesi için çalışmalarımıza da devam edeceğiz.