Acil Destek Fonu

BoMoVu COVID-19 Acil Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarına Başlıyor

Sporu ve beden hareketini sosyal faydaya dönüştürmek için programlar geliştiren Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Derneği (BoMoVu) çocuklar, mülteciler, kadınlar gibi çeşitli dezavantajlı gruplara yönelik olarak yaptığı çalışmalarla bu grupların sosyal olarak güçlenmelerine katkı sağlıyor. COVID-19 Acil Destek Fonu kapsamında hibe desteği sağladığımız BoMoVu, bu kurumsal desteği çalışmalarına çevrimiçi olarak devam edilmek amacıyla gerekli teknik ekipmanın alınması ve kira desteği için kullanacak. Dernek ekibiyle yaptığımız röportajda, COVID-19 salgınının derneğin çalışmalarına ve birlikte çalıştıkları gruplara etkisini, salgın döneminde gerçekleştirdikleri çevrimiçi etkinlikleri ve hibe kapsamında yapacakları çalışmaları konuştuk.

Salgın sebebiyle evde kaldığımız dönemde beden hareketleri ve spor faaliyetlerine erişim birçok grup açısından önemli ölçüde kısıtlandı. Bu durumun BoMoVu’nun birlikte çalıştığı gruplar üzerindeki etkilerinden bahseder misiniz?

Salgınla birlikte evine kapanmak zorunda kalan insanlar, toplulukla arasına mesafe koyarak aynı zamanda içine de kapandı. Ötekiyle ilişkinin de daha mesafeli hale geldiği bu zorlu süreç, bireyselleşme eğilimini artırarak farklı gruplarla kurulan bağların zayıflamasına zemin hazırladı. Aynı zamanda sadece ailesiyle vakit geçirmek zorunda kalan çocuklar da oyun arkadaşlarından uzak kalarak yalnızlaştılar. Dolayısıyla uygulanan sosyal mesafe, insanların doğrudan temas halinde, bedensel faaliyetler aracılığıyla kendilerini ifade edebildikleri aktivitelerimizi doğrudan etkiledi.

İstanbul’da bulunan iki ortaokulda haftalık olarak yürüttüğümüz basketbol ve dans aktivitelerinin yer aldığı Hareket Okulda projesi, okulların kapanmasıyla birlikte sekteye uğradı. Bu süreçte aktivite gerçekleştirdiğimiz çocuklara ulaşma konusunda sıkıntılar yaşadık. Çocukların sosyo-ekonomik olarak dezavantajlı denilebilecek bölgelerde yaşaması ve kendileriyle iletişim kurmamızı kolaylaştıracak teknolojik aygıtlara ve internete doğrudan erişimlerinin kısıtlı olması başlangıçta iletişimimizin kopmasına sebep oldu. Uzaktan eğitimin çocuklar arasındaki eşitsizliği göz önüne serdiği bu süreçte, sadece bu ve benzeri projelerin bedensel faaliyetleri kısıtlanmakla kalmadı, çocuklar zaruri içeriklere ulaşmakta dahi güçlük çekti. İnternetin ve teknolojinin sağlayabildiği imkanlar var fakat bu imkanlardan uzaktaki çocukların ilk başta iletişimi sürdürmeye istekli olsalar dahi, süreç içerisinde motivasyonlarının kırıldığını duyduk. Bu minvalde çeşitli çözümler geliştirmeye çalıştık fakat sorunun çok daha yapısal olduğunu düşünüyoruz.

Hareketin Özgür programı kapsamında, İstanbul’da iki vakıfta, yerinden edilmiş ve sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı ailelerin çocukları ile haftalık aktiviteler gerçekleştiriyorduk. Bu program içerisinde toplam 53 çocukla çalıştık ve 6 farklı fiziksel aktiviteyi (dans, basketbol, sirk sanatları, yoga, hiphop, futbol) 2,5 ay boyunca düzenli olarak gerçekleştirdik. COVID-19 salgını ile birlikte, çocuklarla fiziksel olarak bir araya gelme olanağımız olmadığı için Haziran sonuna kadar sürmesi planlanan bu aktiviteler kesintiye uğradı. Ortaklık yaptığımız vakıflarla ve mümkün olduğu durumlarda çocukların aileleri aracılığıyla çocuklarla iletişimde kalmaya çalışıp bu aktiviteleri çocukların evde kendi kendilerine yapmaları için ürettiğimiz video içeriklerini ulaştırmaya çalışsak da çocukların ekonomik ve teknolojik olanakları çok sınırlı olduğundan bu çoğu çocuk için mümkün olmadı. Bilgisayarları ya da internet erişimleri olmayan çocuklar, ev içerisinde internete erişim için kullanılabilecek tek aracı (eğer varsa ebeveynlerin akıllı telefonu) tüm kardeşleri ve ebeveynleriyle nöbetleşe kullanmak zorundaydı ve bu nedenle eğitimlerine devam etmeleri bile mümkün olmadı. Ekonomik zorluklar da yaşayan ebeveynler, çocuklarının spor ya da sanatla ilgilenmesine, zevk aldığı fiziksel aktiviteleri sürdürmesine her zaman öncelik veremediler. Çocukların sokağa çıkmaları da sınırlandırıldığından, hareketlilikleri oldukça kısıtlandı.

COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin, hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep olduğunu biliyoruz. Bu durum BoMoVu’nun çalışmalarını nasıl etkiledi? Bu süreçte çalışmalarınıza devam etmek için ne tür yöntemler kullandınız?

COVID-19 salgını döneminde, çalışmalarımız, eriştiğimiz kişilerin ihtiyaçlarının değişmesi ile ilgili şekil aldı. Gerek belirli yaş gruplarına gerek derneklere getirilen kısıtlamalarla bu kitleye birebir erişimimiz tamamen kesildi. Öncelikle devam eden projelerimizi bitirebilmek adına ne tür alternatif çalışma biçimleri olabileceğini konuştuk ve aklımıza gelen fikirleri destekleyici kurumlarımızla paylaştık. Bu kurumların eriştiği başka derneklerin de geliştirdiği yaratıcı fikirlerle aslında birbirimizi ne kadar merak ettiğimizi anladık.

Bir yandan Whatsapp ve Instagram uygulamalarını normalde eriştiğimiz kitleye ulaşmak için kullanırken bir yandan da kendi içimizdeki çalışmaları zenginleştirmeye yönelik çalışmalar yaptık. Ekip olarak bu zor dönemde birbirimizi dinleyebileceğimiz ve besleyeceğimiz haftalık buluşmalarla uzakta olan arkadaşlarla hayal gücümüzü zorladığımız proje fikirleri geliştirebildik. Ayrıca uzun zamandır yapmak istediğimiz ve yakında yayınlayacağımız kapsamlı bir kılavuzu yazmaya vakit ayırabildik. Bu kılavuzun sporu sosyal güçlenme aracı olarak kullanmak isteyen herkesin güvenli ve etkili programlar geliştirmelerine yardımcı olmasını diliyoruz.

Bunların dışında bazı projelerimiz özelinde de çözüm önerileri geliştirmeye çalıştık. Örneğin Hareket Okulda projesi çıktılarından olan Aktif Okul Kılavuzu’nda yer alan çeşitli bedensel aktiviteler, proje ortakları tarafından videolara dönüştürüldü ve çocuklarla paylaşıldı. Ayrıca sürekli hareket ihtiyacı içerisinde olan çocukların evlere kapandığı bu süreçte, aktivite yürüttüğümüz toplam 120 çocuğa içinde masa tenisi, dart, hulahoop gibi evde de hareket etmelerine destek olacak malzemelerin bulunduğu eğlence çantaları hazırlayıp yolladık.

Birçok STK gibi BoMoVu da salgın döneminde pek çok faaliyetini çevrimiçi olarak devam ettirdi. Beden hareketi ve spor faaliyetlerini çevrimiçi platformlar üzerinden yapmanın kurumunuz ve birlikte çalıştığınız hedef kitleler açısından olumlu yanları ve zorlukları neler oldu?

Fiziksel aktivitelerin bir kısmının çevrimiçi olarak sürdürülmesi, salgın öncesinde birlikte çalıştığımız kişilerle iletişimde kalmamızı ve bu kişilerin hareket pratiklerine evlerinde de devam edebilmesini sağladı. Aktivitenin içeriğine ve paylaşım yapılan dijital platforma bağlı olarak olumlu yanları ve zorlukları değişiklik gösterdi. Örneğin nstagram canlı yayını üzerinden yapılan aktiviteler, daha önce mekansal uzaklık ya da erişim zorlukları nedeniyle kendi mekanımızda aktiviteye katılamayan yeni insanlara ulaşmamıza olanak tanıdı. Fakat bu yayınlar, antrenör ya da eğitmenler için katılımcıları görememeleri ve duyamamaları nedeniyle zaman zaman zorlayıcı oldu. Bu nedenle, hem antrenörün kendini daha rahat hissetmesi için hem de aktiviteyi evinde uygulayacak kişilerin kendilerine uygun bir zamanı rahatça seçebilmeleri için bazı aktivitelere önceden kaydedilen videoların sosyal medyada paylaşımı ile devam edildi. Video konferans platformlarında yapılan aktivitelerde ise daha interaktif bir ortam sağlanabildi; fakat bu dönemde herkesin ekran karşısında çokça vakit geçirmesi ve zaman planlamasının zorlaşmış olması nedenleriyle, aynı saatte ekran başında buluşmayı gerektiren bu etkinliklere katılım çok yüksek olamadı. Katılanların içinde bulundukları mekanla yeniden ilişki kurdukları, ekrana bağlı olmadan, herkesin evde kendi kendine hareket ederken bir yandan da aynı ortamı paylaşarak bir aradalığı hissettiği pratikler gerçekleştirildi.

Salgın sürecinde çevrimiçi olarak yaptığınız Eleştirel Beden Sohbetleri isimli etkinlik serisinde ırkçılık, toplumsal cinsiyet eşitliği, göçmenlik gibi konular spor ve beden hareketi çerçevesinde tartışıldı. Bu etkinlik serisinin fikri nasıl oluştu? Önümüzdeki dönemde hangi başlıklara yer vermeyi hedefliyorsunuz?

Biz, spora ve beden hareketine eleştirel bakmaya ve üzerine düşünmeye yönelik seminer ve konuşmalar düzenliyorduk. Ancak, hafta içi iş yorgunluğu ile akşam derneğe gelen kişi sayısı sınırlı oluyordu ve çok değerli konuşmacılar ağırlamamıza rağmen dinleyicisi kısıtlı kalıyordu. Salgında insanların evde olması dolayısıyla bu konuşmaları çevrimiçi ortama taşımaya karar verdik ve bu sayede çok daha fazla kişiye erişebildik. Daha önceki söyleşi formatının yerine aynı konular üzerine çalışmalar yürüten kişileri bir araya getirip bir sohbet formatı geliştirdik. Böylece farklı deneyimlerin karşılıklı olarak konuşulmasına vesile olmaya çalıştık. Bunun yanı sıra hem tüm Türkiye’de hem de dünyanın çeşitli yerlerinde olan kişilerin sesine kulak verme şansımız oldu. Online Seminars iş birliğiyle başladığımız Eleştirel Beden Sohbetleri serisinde spor ve hareket üzerine çalışanların ve bu alandaki aktivistlerin bir araya gelip deneyimlerini paylaştıkları çevrimiçi paylaşımlar ve etkinlikler düzenliyoruz. Bedensel farklılıklarımızdan ya da sosyal konumlarımızdan dolayı spor ve hareket alanında karşılaştığımız ayrımcı ve baskılayıcı tutumları, bunlarla mücadele yolları ararken destek bulabildiğimiz alanları, hareket pratiğimizin bizi fiziksel veya sosyal olarak nasıl güçlendirdiğini ve birbirimizin tecrübelerine dair merak ettiğimiz her şeyi bu sohbetlerde paylaşmaya gayret ediyoruz.

Şu ana kadar yaptığımız sohbetler çeşitli konulara çeşitli açılardan değiniyor. Yoga vasıtasıyla bedensel ve sosyal normları tartışmaya açmak, dans alanında kendini gösteren erk mekanizmaları, İstanbul’da yaşayan Afrikalı futbolcuların durumu, Irak Kürdistanı bölgesinde mülteci kadınların bisiklete binmesi üzerine yapılan bir projeyi, İtalya’dan ve Türkiye’den feminist basketbolu, sosyal mesafeli taşıma aracı olarak bisikleti, Fransa’da mültecileri sosyalleşmesi ve profesyonel beceri kazanmaları için spor kullanan bir derneğin çalışmaları, Ermenistan’da kadınların köyler arasında yürüyüş düzenleyerek kadın haklarını anlatması gibi konuları ele aldık. Sonrasında, bizim de uzun zamandır üzerine çalıştığımız ırkçılık konusuyla da örtüşen ve George Floyd’un katledilmesi ile trajik bir şekilde gündeme gelen ırka dayalı ayrımcılığı da ele aldığımız Türkiye’den ABD’ye ten rengi ayrımcılığı, Türkiye ve Amerikan sporunda ırkçılık konularını ele aldık. Sohbetlerimiz alternatif spor alanları yaratan kişilere yer vererek devam ediyor. Umarız yakında sporda ırkçılık üzerine başlı başına bir seri düzenleyebiliriz. Bu sohbetleri ve dernekte daha önce düzenlediğimiz konuşmaların ses kayıtlarını podcast kanalında da yayınlamaya hazırlanıyoruz.

Vakfımızın COVID-19 Acil Destek Fonu’ndan hibe alan kuruluşlar arasında yer alıyorsunuz. Bu hibeyle yapmayı planlandığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Sizden aldığımız hibe ile öncelikle uzun zamandır ihtiyacını hissettiğimiz video kamerayı alacağız. BoMoVu Derneği olarak yürüttüğümüz projelerin arşivini tutmak, yararlanıcılarımızla paylaşmak, çalışmalarımızı yaygınlaştırmak ve derneğin görünürlüğünü artırmak açısından video kamera bizler için elzem bir ihtiyaçtı. Ayrıca bundan sonraki süreçte, etkinliklerimizin video kayıtlarına ayrılan bütçeyi hizmetlere erişimi kısıtlı olan, yoksul çocuk ve gençlerin sosyal becerilerini güçlendirmek amacıyla çeşitli atölyeler gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.

Öte yandan, Sen Neredeysen Hareket Orada projemizin video çekimleri için derneğin bir odasını stüdyo haline getirdik. Söz konusu projede; COVID-19 boyunca uygulanan eve kapanma sürecinde başta yerinden edilmiş çocuklar, yaşlılar ve çeşitli kırılgan gruplar olmak üzere dezavantajlı bireylerin, evde spor ve fiziksel aktivitelere erişimini mümkün kılmak için, kapsayıcılığı temel alan video ve basılı materyaller üretecek ve söz konusu insanların erişimine sunacağız. Farklı dillerde üretilecek dijital ve basılı materyalleri hedef kitlemize ulaştırarak kendi kendilerine pratik etmelerine imkan sağlayacağız.

Son olarak STDV’den aldığımız dört aylık ofis kirasının, salgın sürecinde üzerine düşündüğümüz çözüm önerilerini geliştirmemizde ve hayatın durma noktasına geldiği dönemde yaşadığımız ekonomik zorlukların bir kısmını atlatmamızda önemli bir katkısı oldu. Bunun için teşekkür ederiz.