All Posts By

Sivil Toplum için Destek Vakfı

Köy Okulları Değişim Ağı Derneği ile Çalışmalarını ve Kurumsal Destek Fonumuzu Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

Kurumsal Destek Programımızın 2019 döneminden hibe ve mentorluk desteği alan Köy Okulları Değişim Ağı Derneği (KODA) ile mevcut çalışmalarını, 2020 yılı için hedeflerini ve kurumsal hibe programımızı konuştuk.

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nı takip edenler eğitimde fırsat eşitliği yaratmak ve köy okullarında eğitim kalitesini artırmak amacıyla çalışan KODA’yı 2018 yılında Çocuk Fonu kapsamında verdiğimiz hibe desteğinden de tanıyorlar. Projenin tamamlanmasının ardından KODA’nın çalışma alanlarında ve yürüttüğü faaliyetlerde değişiklikler oldu mu? 2020’de KODA’nın gündeminde ne tür çalışmalar yer alacak?

Köylerde, çocuktan başlayarak tüm topluluğa yayılacak ve kırsal kalkınmayı destekleyecek yenilikçi bir eğitim anlayışını hayata geçirmek için yürüttüğümüz faaliyetlerimizde yaygınlaşma odağındaki çalışmalarımız devam ediyor.

Köy öğretmenlerinin ihtiyaç duydukları konularda eğitimler almasını, kişisel ve mesleki açıdan güçlenmesini ve sürdürülebilir bir ağ kurmayı hedefleyen Öğretmen Toplulukları Programı, 3 yıldır Şanlıurfa-Harran ve 2 yıldır da Diyarbakır’da devam ediyor. Farklı bölgelerdeki köy öğretmenlerinden sık sık katılım talebi aldığımız programı önümüzdeki dönem; Malatya, Siirt-Pervari ve Samsun’da da uygulayabilmek için Milli Eğitim Müdürlükleri ile ön görüşmeler yaparak anlaşmaya vardık. Bütçe bulmamız halinde bu programı, ikinci dönemde yürütmeye başlayacağız.

Eğitim fakültelerinde okuyan öğretmen adayı üniversite öğrencilerinin, mezun olmadan önce köyde öğretmenlik yapmaya dair uygulamalı deneyim kazanmaları için yürüttüğümüz Çocuk Atölyeleri Programı’nı, geçtiğimiz yıl Muş’ta Muş Alparslan Üniversitesi’nde, İzmir’de Ege Üniversitesi’nde ve Samsun’da Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde uyguladık. Çocuk Atölyeleri Programı’na bu dönem Diyarbakır’da Dicle Üniveristesi’ni de dahil ederek devam ettik. Daha fazla üniversitede bu programı uygulamak için ve programa katılarak mezun olan öğretmen adaylarıyla nasıl bir kapsamda çalışmaya devam edebileceğimizin planlanmasına dair hazırlıklarımız sürüyor.

Geçtiğimiz yıl Şanlıurfa-Harran ve Diyarbakır-Çınar’da uyguladığımız mentorluk desteği uygulamamıza bu dönem bütçe bulamadığımız için devam edemedik. Bu uygulamanın amacı katılımcı öğretmenlerin, mentorluk desteği alarak akran mentorluğu eğitimi ile diğer köy öğretmenlerine destek olup, elde ettikleri kazanımların başka okullara da taşınması için öncülük etmelerini sağlamak. Şubat ayı itibariyle yeniden uygulamaya geçebilmek için; Siirt-Pervari, Diyarbakır-Çınar ve Şanlıurfa-Harran için projelendirmemizi ve bütçe çalışmamızı tamamladık. Mentorluk desteği uygulamamızda geçen yıl bir mentor öğretmenimiz, Şanlıurfa-Harran ve Diyarbakır-Çınar’daki köy okullarını ayda bir kez ziyaret ederek köy öğretmenlerine geri bildirimler verdi. Bu yıl Mentorluk Desteği’nin daha yaygın bir model olabilmesi için, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) atadığı 4 öğretmenin mentorluk yapabileceği bir projeyi Siirt-Pervari, Diyarbakır-Çınar ve Şanlıurfa-Harran için oluşturduk. Eğer bütçe bulabilirsek, önümüzdeki dönem bu 3 bölgede uygulamaya başlayacağız.

İçerik geliştirme faaliyetlerimizde, bu yıl büyük bir yol kat ettik. Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Müdürlüğü ve Sabancı Vakfı iş birliğinde, köy öğretmenlerinin ihtiyaçlarına yönelik olarak hazırladığımız “Köy Öğretmeninin Başucu Kitabı” ve “Birleştirilmiş Sınıflı Köy Okulları için Etkinlik Kitabı”nı tamamlayarak, Eğitim Bilişim Ağı üzerinden açık kaynak olarak öğretmenlerin kullanımlarına sunduk.

Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Müdürlüğü ve Sabancı Vakfı ile “Birleştirilmiş Sınıflarda Görev Yapan Köy Öğretmenlerinin Mesleki Kapasitelerini Geliştirme Eğitici Eğitimi” kursunun verilmesi ve yukarıda bahsettiğimiz kitaplarımızın yaygınlaştırma sürecini kapsayan bir yıllık bir protokol imzaladık. Köylerde birleştirilmiş sınıfların kendine özgü problemleriyle tek başına mücadele eden öğretmenlere destek olmak ve mesleki gelişimlerine katkıda bulunmak için aşağıdaki konuları içeren bir eğitici eğitimi tasarladık:

– Birleştirilmiş Sınıflarda Sınıf Yönetimi ve Planlama
– Birleştirilmiş Sınıflarda Öğretim Yöntem ve Teknikleri
– Birleştirilmiş Sınıflarda Sanatsal Beceriler (yaratıcı drama, hikaye anlatıcılığı, ritim, müzik, görsel sanatlar)
– Birleştirilmiş Sınıflarda Öğrenme
– Birleştirilmiş Sınıflarda Kapsayıcı Eğitim
– Birleştirilmiş Sınıflarda Ölçme ve Değerlendirme
– Doğada Öğrenme
– Okula Aidiyeti Geliştirmeye Yönelik Vaka Çalışmaları
– Okul, Aile, Köy İlişkileri
– Köyde Sosyal Girişimcilik

23-29 Ağustos ve 1-7 Eylül tarihleri arasında yaklaşık 100 öğretmene birer hafta süren ilk aşama eğitici eğitimi kursunu verdik. Kasım ayında da bu kursa katılan 100 öğretmeni davet ederek ileri seviye eğitici eğitimi kursunu verdik. Ocak ayında yeniden bir eğitici eğitimi kursu açarak, Türkiye’nin tüm illerinden birer öğretmenin katılmasını sağlamayı planlıyoruz. Böylece Türkiye’deki birleştirilmiş sınıf okutan tüm öğretmenlerin bu eğitimi alabilmesini hedefliyoruz. Eğitici eğitimini alan öğretmenlerin, kendi bölgelerindeki öğretmenlere 25’er kişilik gruplar halinde, seminer dönemlerinde ve sömestr tatillerinde bu eğitimleri vermeleri planlanıyor.

Bu protokol kapsamında yürüteceğimiz bir diğer çalışma ise; eğitim modüllerinin oluşturulması ve online bir platform üzerinden tüm öğretmenler ile paylaşılması.

KODA olarak 2020 yılı için gündemimizde olan çalışmalar; Öğretmen Toplulukları Programı’nı ve Çocuk Atölyeleri Programı’nı yaygınlaştırmak, mentorluk desteği uygulamasını yeniden hayata geçirmek, eğitici eğitimleri ile Türkiye’nin dört bir yanındaki birleştirilmiş sınıf okutan köy öğretmenlerini güçlendirmek. Tüm bunların yanında; eğitim müfredatı, köylerde sanat, model okul ve akademi gibi bütçe ve planlama çalışmalarını yaptığımız yeni proje fikirlerimizi bütçe bulmamız halinde faaliyete geçirmeyi planlıyoruz.

KODA’nın köy okullarında yürüttüğü çalışmaların önemli bir bölümü birleştirilmiş sınıflar üzerine olduğunu görüyoruz. Birleştirilmiş sınıf nedir? KODA olarak birleştirilmiş sınıflar ve bu sınıflardaki öğretmenlere yönelik olarak yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Birleştirilmiş sınıf; nüfusun az olduğu bölgelerde farklı yaş gruplarındaki ilkokul öğrencilerinin bir öğretmen tarafından aynı sınıfta okutulması ile oluşturulan bir öğretim yöntemidir. Ülkemizde çoğunlukla olumsuz söylemler ile anılan birleştirilmiş sınıflar, Almanya ve Finlandiya gibi ülkelerde, öğrenme kolaylığı (akran öğrenmesi gibi) ve sahip olduğu avantajlar açısından özellikle tercih edilmektedir. Birleştirilmiş sınıf okutan öğretmenleri desteklemek üzere yürüttüğümüz çalışmalarımızı 4 ana başlıkta özetlemek mümkün: kaynak kitaplar, eğitici eğitimleri, ağ kurma ve öğretmen adaylarına mezun olmadan önce uygulamalı deneyim kazandırma.

Köy öğretmenlerine bir rehber niteliğinde olan, köy okullarında eğitime dair örnek uygulamaları ve uzman görüşlerini paylaştığımız Köy Öğretmeninin Başucu Kitabı’mıza ve MEB müfredatında yer alan ders kazanımlarının disiplinler arası etkinlikler ile işlenmesine aracılık ederek, sınıf içi ve sınıf dışı uygulamaları desteklemeyi amaçlayan Birleştirilmiş Sınıflı Köy Okulları İçin Etkinlik Kitabı’mıza tüm öğretmenler Eğitim Bilişim Ağı üzerinden erişebiliyor.

Birleştirilmiş sınıf okutan tüm öğretmenlerin güçlendirilmesini hedefleyen eğitici eğitimi kurslarımız (Birleştirilmiş Sınıflarda Görev Yapan Köy Öğretmenlerinin Mesleki Kapasitelerini Geliştirme Eğitici Eğitimi) ile birleştirilmiş sınıf okutan tüm öğretmenlerimize ulaşmayı planlıyoruz. Öğretmenlerin hem kişisel hem de mesleki olarak sürekli bir gelişim halinde kalmalarını hedefleyen Öğretmen Toplulukları Programı’mız ile bir ağ kurmayı hedefliyoruz.
Üniversitelerin eğitim fakültelerinde okuyan öğretmen adaylarının mezun olmadan önce uygulamalı deneyim kazanmalarını sağlayan Çocuk Atölyeleri Programı’mızı yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.

 Türkiye’de köy okulları genellikle eksikler ve imkansızlıklar üzerinden anılıyor. Oysa, KODA olarak köy okullarında okumanın öğrenciler için birçok fırsat sunduğunu söylüyorsunuz. Bu fırsatlardan ve bu fırsatların ortaya çıkmasında öğretmenlerin oynadığı rolden bahseder misiniz?

Öğretmenlerle yaptığımız çalışmalar ve saha araştırmalarımız sonucunda, farkına vardığımız ve çalışmalarımızda odaklandığımız fırsatlar şöyle;

1. Okulların doğa içinde olması:
– Çocukların gelişiminde çok önemli olan, koşup oynamak için yeterli büyüklükte ve doğa ile iç içe bir alan,
– Doğayı bir öğrenme aracı olarak kabul etme,
– Öğrenmeyi sınıfın dışına taşıma olanağı,
– Çocuğun kendisinin doğanın bir parçası olduğunu fark etmesi.

2. Küçük okullarda öğretmenin inisiyatif almasının daha kolay olması

3. Sınıf mevcudunun azlığı:
– Daha sıcak, güvenilir bir okul ortamı ve bu ortamın çocuğun gelişimine sağlayacağı olumlu etki,
– Öğretmenin öğrenciyle daha derin bir ilişki geliştirebilmesi ve bunun çocuğun gelişimine yapacağı olumlu etki,- Öğretmenin öğrenciyi daha iyi tanıyarak daha kişiselleştirilmiş bir öğrenme sürecini tasarlama fırsatının olması.

4. Okul-aile-köy halkı arasındaki fiziksel yakınlık:
– Köyün coğrafi ve sosyal yapısının okul-aile iş birliğini geliştirmek için çok elverişli olması,
– Öğretmenin çocuğu bir birey olarak tanıması.

Bir köy okulundaki öğretmenin konumu, öğrencilerine bilişsel beceriler kazandırmasının yanında, çocuğun kendi olma halini koruyabilmesine ve kurduğu hayallerinin büyümesine de rehberlik etmek oluyor. Öğretmen ne kadar çok mevcut fırsatlara odaklanarak kendini geliştirirse, öğrenciler için de o denli faydalı olması mümkün.

Son dönemde Milli Eğitim Bakanlığı ile bir iş birliğine başladınız. Kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birlikleri hem fırsatlar hem de zorluklar içeriyor. Kamu kurumlarıyla iş birliği yapmak isteyen STK’lara önerileriniz neler olur?

Kamu kurum ve kuruluşlarıyla olan iş birlikleri, en üstteki kurum (örneğin bizim için Milli Eğitim Bakanlığı) ile çalışmak olarak düşünülebiliyor. Oysa bizim KODA olarak deneyimimizde, henüz referansı olmayan bir dernekken bile il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlükleriyle çalışmamız mümkün oldu. Kamu kurum ve kuruluşlarıyla olan iş birliğini doğrudan bakanlık düzeyinde ilgili kurumun merkeziyle ve en baştaki yöneticileriyle iş birliği gibi düşünmek yerine, yereldeki kamu kurumlarıyla olan iş birliklerini de çok önemsemek gerektiğini düşünüyoruz. Yereldeki kamu kurumlarıyla çalışmak, özellikle ilk aşamalarda çok güç katabilecek iş birliklerine dönüşebilir.

Eğer bakanlık seviyesinde bir çalışma varsa, orada da ilişkinin üst düzeydeki yöneticilerle sınırlı kalmaması, bakanlığın içinde aynı alanda beraber çalışılan kişilerle ilişkilerin geliştirilmesi, onların bakış açılarının anlaşılması önemli.

Kamu kurum ve kuruluşlarının kendilerine özgü birtakım prosedürleri olabiliyor. Bu prosedürleri öğrenmeye zaman ayırmanın da önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu konuda kurumun kendisi çok açıklayıcı olmasa bile iletişimde kalınan diğer paydaşlardan (örneğin bizim için öğretmenler) destek almak faydalı olabilir.

Yereldeki kamu kurumlarını bir paydaş olarak görmek, yapılan işi, başarıyı ve sosyal etkiyi paylaşmak, onlara da görünürlük vermek ilişkilerin geliştirilmesi açısından kritik. Etkili iş birlikleri için iletişimi sürekli tutmak, iş yapılan zamanların dışında da süreç içinde birkaç kez görüşmek, yapılan çalışmalara davet etmek ve katılmalarını sağlamak gerektiğini düşünüyoruz.

Kurumsal Destek Fonu’muzun 2019 döneminde aldığınız hibe ve mentor desteği ile KODA’nın kurumsal kapasitesini hangi alanda ve hedefler doğrultusunda geliştirmeyi planlıyorsunuz?

KODA olarak finansal sürdürülebilirliğimizi sağlamak adına kaynak geliştirme ve bağışçı yönetimini geliştirmeyi planlıyoruz. İletişim stratejimizi ve kaynak geliştirme stratejimizi oluşturarak bireysel ve kurumsal bağışçı sayımızı artırmayı hedefliyoruz.

Bilim Kahramanları Derneği’nin Kızlar Bilimle Buluşuyor Projesi Tamamlandı

By | Çocuk Fonu

2018 -2019 döneminde Çocuk Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla 60.000 TL hibe desteği sağladığımız Bilim Kahramanları Derneği (BKD) “Kızlar Bilimle Buluşuyor” projesini tamamladı.

2011 yılında kurulan Bilim Kahramanları Derneği, çocuk ve gençleri erken yaşta yenilikçi metotlar kullanarak bilim ve bilimsel düşünceyle buluşturmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Uluslararası bir ağın parçası olan dernek; Bilim Kahramanları Buluşuyor/FIRST LEGO League, Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor / FIRST LEGO League Jr, Dünya Robot Olimpiyatı/World Robot Olmpiad Türkiye gibi fen, matematik, teknoloji ve mühendislik odaklı çeşitli programları hayata geçiriyor. BKD, genç bilim insanlarının bilimsel çalışmalarının ve başarılarının teşvik edilmesine yönelik çalışmalar da yapıyor.

Bilim Kahramanları Derneği, Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor / FIRST LEGO League Jr. Programı kapsamında uyguladığı Kızlar Bilimle Buluşuyor projesiyle, kız çocuklarına bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik becerileri (STEM) kazandırmayı ve kodlama, proje geliştirme, takım çalışması, sunum yapma gibi alanlarda deneyim kazanmalarını sağlamayı amaçladı. Dernek, bu proje ile, ilk defa 6-10 yaş arasındaki kız çocuklarından oluşan takımları destekledi.

Denizli, Diyarbakır, İzmir ve Samsun’daki devlet okullarından birer; Edirne, Hatay, İstanbul, Mersin’deki devlet okullarından ise ikişer olmak üzere toplam 12 kız takımının katıldığı projeyle, 72 kız çocuğu ile takımlara destek olan 24 koç ve danışmana (öğretmenlere) ulaşıldı. 2019 yılında, “Görevimiz: Ay” temasıyla, Ay’da insan yaşamı ile ilgili sorunlara çözüm bulmak için çalışan kız takımları, dernek tarafından sağlanan tablet, robotik Lego setleri ve kodlama kitlerini kullanarak projelerini hazırladı. Kendi illerinde “Minik Kahramanlar Buluşuyor” bilim fuarlarına katılan ve hazırladıkları projeleri sunan kız takımları katılımcılardan büyük ilgi gördü.

Bilim Kahramanları Derneği tarafından proje sonunda yapılan değerlendirme anketine katılan takım koçları, kız öğrencilerin STEM konularına ve derslerine merak, heyecan, çaba ve isteklerinin arttığını belirtti. Aynı anketin sonuçlarına göre, çocuklarda, gelişim gözlemlenen diğer konular; özgüven, eleştirel düşünme yetisi ve kendilerini ifade etme, daha kolay anlama ve hatırlama, kodlama becerileri, STEM mesleklerine ilgi, iş birliği ve yardımlaşarak çalışma ile öğrenme ortamının gelişimi oldu.

Bilim Kahramanları Derneği ile projeye dair yaptığımız röportaja buradan ulaşabilirsiniz.

2020 Çocuk Fonu Başvuru Süreci Sona Erdi

By | Çocuk Fonu

2017 yılından beri devam eden Çocuk Fonu’nun 2020 dönemi için başvuru süreci 18 Aralık’ta başlamıştı. 8 Ocak 2020 saat 10.00 itibariye biten başvuru sürecine ilgi gösteren bütün STK’lara teşekkür ederiz.

Çocuk Fonu için toplamda 28 şehirden 88 kurumun başvurusunu aldık. Başvuran kurumların %80’i dernek, %10’u vakıf, %2’si kooperatif ve %6’sı diğer statüdeki (üniversite, vb.) kuruluşlar oldu. Başvuran sahiplerinin %87’si formda belirtilen ihtiyacın karşılanması amacıyla başka bir kuruluşa/kişiye başvurulmadığını iletti. Başvuru formlarının çoğunluğu (%64) Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından doldurulurken ücretli çalışanların doldurduğu formların oranı %13.

Talep edilen toplam hibe 5.540.994 TL; STK başı ortalama talep edilen hibe 61.965 TL oldu. Hibelerin %85’i proje için talep edilirken %15’i kurumsal gelişimin desteklenmesi için talep edildi. Proje için yapılan başvuruların da %76’sı yeni, %24’ü de devam projeleri için yapıldı. Başvurularla ilgili ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz

Başvurular ile ilgili değerlendirme sürecimiz başladı. Ocak ayı içerisinde başvuru süreçleri sonuçlanan STK’larla iletişime geçmeyi umuyoruz.

İlginiz için teşekkür ederiz.

Kültür Sanat Fonu’ndan Hibe Alacak Sivil Toplum Kuruluşları Belirlendi

By | Kültür Sanat Fonu

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak, Turkey Mozaik Foundation iş birliği ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı Kültür Politikaları Çalışmaları bölümünün içerik ortaklığında 2019 yılında ilk kez hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’ndan faydalanacak sivil toplum kuruluşları belirlendi.

Kültür Sanat Fonu kapsamında, Aralık 2019- Aralık 2020 döneminde kullanılmak üzere 5 sivil toplum kuruluşuna toplam 300.020 TL hibe desteği sağlanacak. Hibe almaya hak kazanan STK’lar ve projelere ilişkin bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Eğitimde Görme Engelliler Derneği (EGED), görme engelli bireylerin eğitim olanaklarının iyileştirilmesi ve herkesle eşit şartlarda bilgiye erişimini mümkün kılmak amaçlarıyla çalışıyor. İlköğretimden yaygın öğretime kadar her türlü eğitim kademesinde öğrenim gören görme engelli öğrencileri, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı kurumlarda görev yapan görme engelli öğretmenleri ve görme engelli çocuğu bulunan velileri hedef kitlesi olarak belirleyen EGED; eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmasına yönelik her türlü tedbirin alınması için çalışmalar yapıyor ve engelli bireylerin eğitim hayatında karşılaştığı sorunlar için çözüm önerileri geliştiriyor. EGED, aldığı 67.200 TL hibe desteği ile bir devam projesi olan Engelsiz Nota’yı hayata geçirecek. Proje kapsamında üniversitelerin müzik bölümleri ile iş birliği yaparak 2.500 adet Türk müziği eserini kabartma yazıcıdan çıktı alınabilir ya da Braille ekranlarca görüntülenebilir brf formatında hazırlaması yoluyla görme engelli bireylerin müzik eğitimine erişiminin artması sağlanacak. EGED’e yapılan hibe desteği Turkey Mozaik Foundation bünyesindeki Meltem Göçer Fonu aracılığıyla karşılanıyor.

S.S. Kalkınma Atölyesi Bilim, Kültür, Eğitim, Araştırma, Uygulama, Üretim ve İşletme Kooperatifi (Kalkınma Atölyesi), 15 yıldır ağırlıklı olarak mevsimlik gezici tarım işçiliğinde insana yakışır yaşam ve çalışma koşullarının sağlanması ile farklı sektörlerde çocuk işçiliği ile mücadele konusunda çalışıyor. Bunun yanı sıra, toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı sosyal kalkınma veya kırsal kalkınma, gençler için kooperatifçilik hareketi, arı dostu kent ve okul girişimi, mesleki eğitim modellemeleri gibi alanlarda saha araştırmaları yaparak politika önerileri ve uygulama modelleri geliştiriyor, yerel aktörlerin kapasitelerini güçlendiriyor, savunu ve eğitim çalışmaları yapıyor. Kalkınma Atölyesi, aldığı 61.870 TL hibe desteği ile bir devam projesi olan Sihirli Lamba’yı hayata geçirecek. Projede yapılacak çalışmalar ile mevsimlik gezici tarım işçiliği yapan hanelerdeki bireylerin sinema sanatı yoluyla kendilerini ifade etmelerine yönelik eğitim ve destekler verilecek. Projeye katılanların çekecekleri kısa filmlerin bir savunu aracı haline getirilerek, çeşitli kurum, kuruluş veya kişilerin, bu ihtiyaçları ve deneyimleri dinlemeleri ve harekete geçmeleri sağlanacak.

Mezopotamya Caz Müzik ve Dans Kültürü Derneği, kültürler arası etkileşim, ifade özgürlüğü çocuk hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği alanlarında dansın ve müziğin temel araç olduğu çalışmalar yapıyor. Sosyoekonomik açıdan dezavantajlı yetişkinler, gençler ve çocuklar için dans atölyeleri düzenleyerek; onlara toplumsal cinsiyet, beden/sınırlar ve mahremiyet, farklılıklara saygı gibi alanlarda özgür tartışma ortamı ve kendilerini ifade şansı sunuyor. Kültür Sanat Fonu kapsamında kurumsal kapasite gelişimi çalışmaları için 40.950 TL ile desteklenecek dernek, dans atölyelerini çoğaltmayı, Diyarbakır’da özellikle çocuklarla çalışan STK ile iş birliği yaparak daha fazla sayıda çocuğa ulaşmayı ve derneğin ulusal ve uluslararası etkileşimini artırmayı hedefliyor.

Nefes Kültür Sanat Derneği, Suriye ve Türkiye’den genç sanatçı ve sanatseverler tarafından kurulan dernek, Suriyeli göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı Gaziantep’te çocuklar ve gençler için kültür sanat eğitimi, üretimi ve katılımı üzerinden çok kültürlülüğe ve kültürel mirasın değerine vurgu yapmak ve formel olmayan eğitim süreçlerine imkan sağlayacak kültür sanat mekânları yaratmak amacıyla çalışıyor. Birey ve toplulukların kendini sanat aracılığıyla ifade etmeleri ve kültürel – sanatsal beceriler edinerek güçlenmelerini amaçlıyor. Nefes Kültür Sanat Derneği, aldığı 65.000 TL hibe desteği ile bir devam projesi olan Nefes Müzik Okulu’nun 2020 faaliyetlerini hayata geçirecek. Proje kapsamında yapılacak çalışmalarla ritim, ud, ney, kanun, gitar ve koro konularında yetişen çocukların mevcut eğitim seviyelerini geliştirerek profesyonel müzik hayatının kapılarını açmaları ve bir müzik orkestrası kurulması hedefleniyor.

Puruli Kültür Sanat Derneği, engelli bireylerin sosyal ve kültürel haklarından faydalanabilmelerine olanak tanıyan projeler gerçekleştiriyor. Dernek; görme, işitme, ortopedik engellilerin de erişebildikleri bir altyapı ile her yıl Engelsiz Filmler Festivali’ni düzenliyor. İstanbul, Eskişehir ve Ankara’da düzenlenen bu festival bünyesinde Türkiye ve dünyadan 40 film sesli betimleme, işaret dili ve ayrıntılı altyazı ile gösteriliyor. Yönetmen ve oyuncularla söyleşiler, çeşitli engel gruplarına yönelik animasyon, senaryo ve dans atölyeleri ile otizm dostu gösterimler gerçekleştiriliyor. Kültür Sanat Fonu kapsamında kurumsal kapasite gelişimi çalışmaları için 65.000 TL hibe desteği alacak olan Puruli, engelliler ve/veya kültür sanat alanında Ankara’da çalışan sivil toplum kuruluşları ile iş birlikleri geliştirmek ve Türkiye’deki diğer film festivallerle erişilebilirlik konusunda tecrübe paylaşımında bulunmak amacıyla çalışmalar yapacak bir kişiyi istihdam edecek.

İZEV’le Kurumsal Destek Programımızı Konuştuk

By | Röportaj

Kurumsal Destek Programımız kapsamında hibe verdiğimiz İstanbul Zihinsel Engelliler için Eğitim ve Dayanışma Vakfı (İZEV) ile zihinsel engelliler için yaptıkları çalışmalar ve kurumsal hibenin derneğe katkılarını konuştuk.

Zihinsel engelli çocukların aileleri tarafından kurulanİZEV 1997 yılından beri çalışmalarına devam ediyor. Vakfın yürüttüğü çalışmalardan ve bu çalışmaların zaman içerisinde nasıl geliştiğinden bahseder misiniz?
Zihinsel engellilerin toplumca farklı bireyler olarak kabul edilmesini sağlayarak, onları bağımsız yaşama hazırlayan ve hayatın her alanında yer almaları için çalışmalar yürüten bir sivil toplum kuruluşuyuz. 1989 yılında dernek olarak kurulan ve 1997 de vakıf tüzel kişiliğinde yapılanan İZEV , evlatları zihinsel engelli olan aileler tarafından kuruldu. İZEV, genç ve yetişkin zihin engelli bireylerin hayata hazırlanması ve sosyal yaşamda yer almalarına yönelik çalışmalar yapıyor. Ayrıca daha fazla kamusal yarar sağlamak üzere birçok proje üretiyor.

Kuruluşundan bu yana İZEV’in çalışmaları, daha çok özel eğitime gereksinim duyan çocuklar, ergen ve yetişkinlerin ihtiyaçları yönünde yönünde gerçekleşti. 0-25 yaş arası zihin engelli çocuklara rehabilitasyon, terapi, ilköğretim ve mesleki eğitim hizmetleri veren Saadet İlköğretim Okulu ve Mesleki Eğitim Merkezi’nin kurucusu ve destekçisi olduk. Bu kurumun rehabilitasyon, terapi merkezi ve korumalı iş yeri binası vakfımız ve vakıf üyelerimiz tarafından yaptırılarak kamuya hibe edildi.

Tüm faaliyetlerimizi, toplumda zihinsel engelli olarak tanımlanan bireylerin hayatın her alanında yer alabileceklerine inanarak, onların aktif görev alacakları şekilde kurguluyor ve zihinsel engelli bireylerin başardıklarıyla toplumda farkındalık yaratmalarını sağlıyoruz.

2019 yılında uzun iki araştırma ve raporlama projesi gerçekleştirdik. 2020 yılında da aynı yoğunlukta araştırma ve raporlama çalışmalarımıza devam edeceğiz. Yönetim Kurulu kararıyla 2020 şubeleşme yılı olarak belirlendi. Hem yurt içi hem de yurt dışında şubeler açarak faaliyetlerimizin kapsamını geliştireceğiz ve erişilebilirliğini artıracağız.

Mottomuz “Hayatın her alanında biz de varız!” ve bu hedefi gerçekleştirmek üzere tekrarladığımız 2018 sloganımız: “Yıkılmak zorunda olan zihinlerdeki duvar!” Her yıl bir motto açıklıyoruz. 2019 yılı mottomuz ise: “Yaşam bir deniz, biz de sizdeniz!”

Bağımsız Yaşam Evi’nde gençlerle ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Yaptığınız çalışmaların gençleri sosyal hayata hazırlamak yönünde ne tür katkıları oluyor?
Vakfımız faaliyetlerine merkez olarak Sarıyer Tarabyaüstü’nde bulunan Bağımsız Yaşam Evi’nde devam ediyor. Bağımsız Yaşam Evi’mizde 35 farklı birey, hafta içi 5 gün tam zamanlı hizmet alıyor. Yogadan mandalaya, şan çalışmalarından aikidoya uzanan verimli bir program yürütüyoruz. Ana hedefimiz, “farklı” genç ve yetişkinleri daha bireysel, daha sosyal ve daha özgür birer birey haline getirebilmek ve kendilerini gerçekleştirmelerine destek olmak. Bağımsız Yaşam Programımızın iki tamamlayıcısı kültür gezileri ve kaynaştırma çalışmalarıyla sosyalleşme ve mesleki eğitim çalışmalarıyla istihdama hazırlık.

Bunun yanında kurumsal firmalar ve eğitim kurumlarıyla yürüttüğümüz iletişim de toplumsal farkındalık odağında ilerliyor. Bağımsız Yaşam Programımız ve destekleyici çalışmalarımızın ülkemiz standartlarının çok üzerinde olduğuna inanıyoruz. Geçtiğimiz ay, Berlin’de gerçekleştirdiğimiz araştırma projesi sonrasında da programımızın (devlet destekleri ve sosyal hizmetlerdeki kısıtlılıklara rağmen) Avrupa Birliği standartlarının dahi üzerinde olduğunu görmenin mutluluğunu yaşıyoruz.

Bugün İZEV Bağımsız Yaşam Evi’nde gün boyu akademik öğretim ve hayata yönelik eğitim programları çerçevesinde gençlerimiz çok çeşitli aktivitelere katılıyor. Geliş-gidişleri servislerle sağlanan gençler, her iş günü 10.00-15.30 saatleri arasında hem eğitim alıyor hem de hayatın içine entegre olma noktasında uygulama imkânları buluyor. Vakfın, istihdam ettiği sürekli hizmet veren öğretmenler ve gönüllü eğitmenler eşliğinde yürütülen programlarda Türkçe, matematik, sosyal bilgiler, İngilizce, bilgisayar gibi akademik kazanımlara ek olarak yoga, nefes terapisi, seramik, sabun üretimi, ebru, heykel, müzik, ritim, yüzme, çeşitli el sanatları ve süsleme çalışmaları yapılıyor. Bunun dışında, sofra hazırlama, kaldırma ve servis uygulamaları gibi mutfak çalışmaları, hep birlikte yenilen yemekler için bir laboratuvar oluşturuyor. Haftada bir düzenlenen gezilerle müzeler, sergiler ziyaret ediliyor; davet alındığında çeşitli restoranlara gidilerek hep birlikte yemek yeniliyor.

Pink Floyd’un eski basçısı ve solisti Roger Waters’ın da desteğiyle “Another Brick in The Wall” şarkısını Türkiye’den birçok ünlü sanatçının seslendirmesi ve zihinsel engelli gençlerin katılımıyla “Yaşam Hakkı- Duvar” adıyla yeniden yorumladığınız kampanyanızdan bahseder misiniz? Başta sosyal medya olmak üzere farklı mecralarda oldukça ilgi gören bu kampanyanın zihinsel engellilerle ilgili farkındalık yaratmada ne tür bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?
Yaşam Hakkı – Duvar, 5 yıllık sosyal farkındalık projemizin 2. etabı olan Hayvanlar ve Biz’in şarkısı olarak hem ülkemizde hem de dünyada büyük etki yarattı. Projemiz Amerika’da Mercury Ödüllerinden, biri tek onur ödülü olmak üzere 3 ödül; Avrupa’da ise Stevie Ödüllerinde Avrupa’nın en iyi sosyal sorumluluk projesi ödülünü alarak toplamda 17 ödülle yoluna devam ediyor.

Şarkı seçimi, kast seçimi, senaryo gibi ögelerden de anlaşılacağı gibi Yaşam Hakkı-Duvar zihinsel engelli bireylerin ilk manifestosu olma özelliği taşıyor. Video klip, izleyenlerin zihnindeki engelli algısının dönüştürülmesine büyük katkı sunmayı başardı. Toplumun, sivil topluma yaklaşımında da pozitif bir dönüşümü hedefledik. Ajitasyon ve korku temelli bir yardım etme ediminden çok uzakta, empati ve dayanışma duygusu yaratacak bir proje örneği oluşturmaya çalıştık. Projemiz, İZEV’in bilinirliğini artırdı ve marka değerine büyük katkı sundu, engelli olarak tanımlanan bireylerin ve ailelerinin motivasyonlarını da artırdı.

Kampanya henüz yolculuğunu tamamlanmış ve tüm hedeflerine erişmiş durumda değil. 2. versiyonun çekimleri ve kayıtları 6 ay önce tamamlandı, yayın için Roger Waters’dan onay bekliyoruz. Daha geniş kitlelere ulaşmaya ve daha fazla etki yaratmaya ihtiyacımız bulunuyor.

2019 yılında hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Programı’ndan aldığınız hibe ve mentor desteği ile İZEV’in kurumsal kapasitesini hangi alanda ve hedefler doğrultusunda geliştirmeyi planlıyorsunuz?
Kurumsal Destek Programı’ndan aldığımız hibe ve mentor desteği ile organizasyon şeması ve görev tanımlarını net olarak belirleyerek, raporlama formlarını oluşturarak, etki değerlendirme raporları ve özellikle iş takip formları geliştirerek İZEV’in kurumsal kapasitesini geliştirmeyi planlıyoruz.

Geleceğe dair ana eylem ve hareketlerin planlanmasını; online ve dijital arşiv oluşturarak, evrak ve belge dokümantasyonunu online ve güvenli şekilde yaparak, kişi ve kurum listelerini güncelleyerek, kurum içi iş takibine yarayacak araçlar kullanarak, herkesin erişilebilirliğine açık, online takvim sistemi kurarak, stratejik plan ve kurumsal kimlik oluşturarak yapmayı hedefliyoruz.

Hibe, mentorlarla yapılan çalışmalar ve uzmanlık temelli gönüllü desteklerinden oluşan kurumsal hibe desteğinin İZEV’e ve vakfın çalışmalarına ne tür katkılar sağlayacağını düşünüyorsunuz?
Mentorlarla ve uzman gönüllülerle yapılan çalışmalar ile bu kurumsal hibe desteği, İZEV’e ve vakfın çalışmalarına kurumsal gelişim ile ilgili ihtiyaçların belirlenmesi, kurumsal gelişim odaklı stratejik yönelim dokümanının hazırlanarak uygulanması noktasında katkı sağlayacak. Buna uygun olarak, kurumsal gelişim konusunda bize destek olan mentorlar ile kurumun vizyon ve misyonunu belirleme konusunda çalışmalar yapacağız. Kurumsal anlamda eksik kalınan noktalar ile ilgili ihtiyaç belirleme ve buna uygun yol alarak bilgi alışverişi ile katkı sağlanacak. Şubeleşme yılımız olan 2020’de almış olduğumuz kurumsal desteklerin büyük faydası olacağına inanıyoruz.

Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği ile Kurumsal Destek Programı Kapsamında Aldıkları Hibe Desteğini Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

Kurumsal Destek Programımız kapsamında desteklediğimiz Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği ile yavaş yaşam felsefesi kapsamında yaptıkları çalışmaları ve aldıkları kurumsal hibenin derneğe katkılarını konuştuk.

Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği, “hayatı, zamanı, dünyayı tüketme” sloganıyla 2011 yılından beri İzmir’de faaliyetlerini sürdürüyor. Derneğin amaçları arasında olan yavaş yaşam felsefesi ve bu felsefenin yaygınlaştırılması için yürüttüğünüz çalışmalar hakkında bizimle bilgi paylaşabilir misiniz?
Yavaş yaşam felsefesinin birçok alt başlığı ve tanımı var. Yavaş yemek hareketinin iyi, temiz ve adil gıda yaklaşımı var; yavaş şehir hareketinin sürdürülebilir kentler oluşturma vizyonu var; yavaş mimari, yavaş para gibi birçok hareket var. Temel olarak hayatın mevcut hızından memnun olmama ve bir şekilde hayatı yakalamak için herkesin kendi yöntemiyle hayatı yavaşlatmaya çalıştığını söyleyebiliriz. Bizim açımızda yavaş yaşam, birbirimize iyi gelen karşılaşmaların, sadece tüketmek yerine üretmeyi teşvik edecek girişimlerin olduğu, doğayla barışık, sakin ve huzurlu bir toplumsal yaşamdır. Toplumda farklı kesimlerden insanların karşılaşması, bir araya gelmesi, birbirlerinden haberdar olması, iletişim kurması üzerine bu sene bazı faaliyetlerimiz var. Yavaş Yaşayanlar isimli bir kısa belgesel çalışmamız sonra erdi, 12 Aralık’ta gala gecesini yapacağız. Türkiye’nin farklı yerlerinden 9 kişinin sessiz sedasız yaptığı hak temelli çalışmaları kayıt altına aldık ve bunları yayınlayacağız. 2020 yılında İzmir’de çalışan hak temelli sivil toplum örgütlerinin destekleyecek bir kuluçka merkezi/destek merkezi kurma projemiz var, bunun için İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte çalışıyoruz.

2016 yılında yürüttüğünüz “Yavaş Yaşa” kampanyası farklı kesimler arasında oldukça dikkat çekti. Diğer yandan, “Black Friday Türkiye” olarak bilinen ve tüketimi teşvik eden kampanyalar da Türkiye’nin gündeminde giderek daha fazla yer buluyor. Yavaş Yaşa kampanyasının ortaya çıkışından, kampanyanın ana mesajlarından ve kampanya sonrasında aldığınız tepkilerden bahseder misiniz?
Yavaş Yaşa kampanyası oldukça düşük bir bütçeyle, Sivil Düşün AB Programı desteğiyle gerçekleşti. Biz birçok konuda en büyük “düşman” olarak bilinçsiz tüketimi görüyoruz. Çevrenin kirlenmesi, insanların emeklerinin istismar edilmesi, insanların borç batağına saplanması ve insanlara karşı önyargının yaygınlaşmasının en büyük sebebi tüketim. Biraz daha geniş çerçeveden bakarsak ekonomik krizlerin hatta savaşların bile sebebi tüketim. Eğer tüketicilerin çoğunluğu elektrikli arabaları tercih etse, petrolün değeri düşse, petrol kaynaklarını ele geçirmek için savaş çıkar mıydı? Sonuçta tüketimin azalması lazım, günümüzdeki tüketim miktarı bu dünya kaynakları tarafından karşılanamıyor. İnsanların tüketimlerini azaltmaları ve bilinçli tüketmeleri gerekiyor. Bilinçli derken, Amazon ormanlarını kesen bir firmanın ürününü kullanmak yerine kesmeyen bir firmanın ürününü kullanmak gibi yaklaşımlardan bahsediyoruz. Kampanyamız beklediğimizin çok üstünde ses getirdi. Facebook paylaşımlarımız milyonlarca insana ulaştı, televizyon haberlerinde, radyo programlarında, internet sitelerinde bahsedildi. CNN Türk, TedX Koç Üniversitesi ve TedX Bursa programlarına davet edildik. Hazırladığımız görselleri okullarına asmak isteyen öğrenciler, eğitim vermemizi isteyen öğretmenler, bizi davet eden, üye olmak isteyen yüzlerce insan bize ulaştı.

Uluslararası bir ağ ve yaklaşım olan Cittaslow Birliği’ne de dahilsiniz. Cittaslow’un nasıl bir vizyonu var? Bu vizyonu Türkiye’de uygularken nasıl tecrübeler edindiniz?
Cittaslow, yavaş yaşam hareketini yerel yönetimler ölçeğinde yaymaya çalışan uluslararası bir belediyeler birliği. Biz de dernek olarak Cittaslow Türkiye ağının ortağıyız diyebiliriz. Cittaslow’un amacı yaşam kalitesi yüksek, kendine yeten kentler oluşturmak. Tarımın, yerel üretimin, yerel el emeği ürünlerinin geliştirildiği, kentin tarihine, geleneklerine, doğasına sahip çıkan kentler oluşturmak. Bu vizyonu Türkiye’de uygularken fark ettiğimiz en önemli şey köylerin, kasabaların ve küçük kentlerin her geçen gün ıssızlaşmasıydı. Tarımla ve hayvancılıkla geçinemeyen insanların büyük şehirlere göçmesi aynı zamanda daha az üretim ve kendine daha az yeten bir ülke anlamına geliyor.

2019 yılında hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Programı’ndan aldığınız hibe ve mentor desteği ile Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin kurumsal kapasitesini hangi alanda ve hedefler doğrultusunda geliştirmeyi planlıyorsunuz?
Bu hibe çerçevesinde yaptığımız öz değerlendirme çalışmasında iletişim alanında sıkıntılarımız olduğunu gördük. Üyelerimizle, destekçilerimizle, ortaklarımızla düzenli ve anlamlı bir iletişim içinde olmadığımızı fark ettik. Bu yüzden, hibe sayesinde bir iletişim sorumlusu istihdam etmeye başladık. Amacımız hem kendimizi hem yaptıklarımızı daha çok kişiye ulaştırmak ve halihazırda ilişki içinde olduğumuz şahıs ve kurumlarla daha verimli bir iletişim kurabilmek.

Hibe, mentorlarla yapılan çalışmalar ve uzmanlık temelli gönüllü desteklerinden oluşan kurumsal hibe desteğinin Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği ve derneğin çalışmalarına ne tür katkılar sağlayacağını düşünüyorsunuz?
Derneğimizin kurumsal hibe desteği sayesinde doğru bir iletişim stratejisi oluşturup uygulaması sonucu tanınırlığımızın artmasını, paydaşlarımızla iş birliği imkanlarımızın gelişmesini ve daha fazla sayda gönüllünün bize destek olmasını umuyoruz. Birçok alanda proje bazlı hibelere erişmemize rağmen doğrudan kurumsal kapasitemizin arttırılması için aldığımız bu hibenin çok yararlı olacağını düşünüyoruz. Bir proje veya faaliyet karşılığında değil sadece kendi kurumumuzu daha iyi hale gelmesi için bir hibe alabilmek bizim için çok önemli.

Arada Derneği ile Kurumsal Destek Programı Kapsamında Aldıkları Hibeyi Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

Kurumsal Destek Progragımı’nın 2019-2020 dönemi kapsamında hibe verdiğimiz Arada Derneği ile sanat ve sosyal uyum alanlarındaki çalışmalarını ve kurumsal desteğin katkılarını konuştuk.

Arada Derneği farklı sosyo-kültürel grupları bir araya getiren sanat ve sosyal uyum aktiviteleri düzenliyor. Birlikte çalıştığınız gruplar ve bu gruplara yönelik olarak düzenlediğiniz çalışmalardan bahseder misiniz?
Arada Derneği sanat ile sosyal fayda sağlamak amacıyla çalışıyor. Yaptığımız aktivitelerde ‘Herkesle sanat herkese sanat’ sloganıyla sanatta fırsat eşitliği sağlıyoruz. Çalıştığımız bölgenin ihtiyacına göre şiddetsiz iletişim, cinsiyet eşitliği gibi kavramlar üzerine farkındalık arttırıcı etkinlikler düzenliyoruz. Hedef grubumuz yoksul bölgelerdeki çocuklar, engelliler, mülteciler, göçmenler, kadınlar ve LGBTİ+ bireyler gibi dezavantajlı gruplar. Sosyal içerme odaklı projelerde, farklı etnik ve kültürel yapılardan bireyleri bir araya getirerek aralarındaki iletişimi güçlendirecek, varsa çatışmaları en aza indirecek, dışlanmaya maruz kalan grupların görünürlüklerini arttıracak ve kendilerini daha iyi ifade etmelerini sağlayacak sanat etkinlikleri düzenlemekteyiz.

Çalışmalarımızın içerisinde Disiplinler Arası Sanat Atölyeleri, Eğitim Tiyatrosu (Forum ve İmaj Tiyatrosu), dans, ritim, ses ve hareket, koreografi, resim, heykel, endüstri ürünleri tasarımı, beden farkındalığı atölyeleri bulunmaktadır. Genellikle üretim odaklı yaptığımız çalışmalarda tiyatro gösterimi, sergi, film çekimi ve gösterimi gibi etkinlikler düzenleyerek çalıştığımız grubun görünürlüğünü arttırıyoruz ve kendilerini sanatsal bir dille ifade etmelerine destek oluyoruz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı: Farklı hedef kitlelerle çalışmalarınızla edindiğiniz deneyimi düşündüğünüzde, sanat faaliyetlerinin sosyal uyum çalışmalarına etkisi ve bu kapsamda yaratılan değişim hakkında bizimle neler paylaşabilirsiniz? Bu yaklaşımı tercih etmenizin nedeni nedir?
Sosyoekonomik ve sosyokültürel olarak dezavantajlı, etnik köken farklılığı vb. nedenlerle dışlanmış gruplar çoğunlukla şehrin merkezinden uzak ya da gettolarda yaşadıkları için sanat faaliyetlerinden yeterince yararlanamıyorlar ve kendilerini toplum içerisinde ifade etmekte zorlanıyorlar. Dezavantajlı bireyleri de içeren (katılımcı ve yönlendirici olarak) sanat çalışmaları yaparak toplum içerisinde daha görünür olmalarını ve kendilerini daha iyi ifade etmelerini sağlıyoruz.

Sanat çalışmaları; farklılıkları renk olarak kullanan, çatışmaları yaratıcı süreçlerle çözen, en hızlı şekilde iletişim kurma ve kaynaşma sağlayan, toplumsal sınıflamaları ve dışlamaları da ortadan kaldıran veya azaltan bir yöntem olduğu için hem sosyal etkisi yüksek hem sürdürebilir bir yöntem olduğunu düşünüyoruz. Özellikle beden üzerine yoğunlaşan sanat atölyeleri, dil engelini kaldırıyor duygusal ifadeleri paylaşma ve ortaklıklar kurarak sosyal iletişimi arttırıyor. Bedensel olarak kendini rahat ifade edebilen ve birbirlerinin hareket alanlarına saygılı etkin bir iletişim halinde olan bireylerin sosyal becerilerini geliştiriyor sözlü ve fiziksel şiddetten uzaklaştırıyor.

Sosyal uyumda sanat daha akıcı, kaynaştırıcı, özellikle dezavantajlı grupların mevcut çalışmalar içerisinde kendilerini daha iyi ifade etmelerini sağlıyor. Dans, müzik, resim gibi evrensel bir dil olan sanat; katılımcıların hem hızlı iletişim kurmalarını hem de eğlenmelerini sağladığı için dışlanmaya maruz kalmadan sosyal ortamlar yaratıyor.

Çocuklarla yaptığımız çalışmalarda disiplinler arası sanat metodunu kullanıyoruz. Farklı alanlara yetenekleri olan çocukların bu yeteneklerini keşfetmelerini ve ailelerinin de bu yönde farkındalığını arttırmalarını hedefliyoruz. Çocukların küçük yaştan itibaren sosyal hayatın içerisine girebilecek ve farklı sosyal ortamlarda kendilerini ifade etmelerini sağlayacak beceriler geliştirmelerinde yardımcı oluyoruz. Özellikle gettolarda yaşadığı ortam itibari ile şiddete maruz kalan ve uyuşturucu madde kullanımına şahit olan çocukların bu becerilerini geliştirmesi kendi sosyal ortamlarını seçmeleri ve okula devamlılıklarının artmasında da etkili oluyor.

Engelliler ile yaptığımız çalışmalarda Türkiye’de uygulanan acındırma ve sosyal dışlama içeren yöntemleri değiştirmek adına daha interaktif katılımcılı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Sadece engelliler ile çalışmak yerine farklı grupları bir araya getiriyoruz. Acındırma yerine sosyal içerme alanında engellileri güçlendirme ve görünürlüklerini arttırma üzerine odaklanıyoruz. Bu alanda yaptığımız çalışmaları İstanbul Üniversitesi Engelliler Uygulama Araştırma Yüksek Lisans Programındaverdiğimiz seminerlerle pekiştirilerek bilimsel alana da katkı sağlıyoruz.

Kadın ve LGBTİ+ alanındaki derneklere daha çok bedensel farkındalık ve güçlendirme içeren sanat aktiviteleri düzenliyoruz. Bu alandaki ana amacımız bu alanda derneklerin bu tür etkinliklerin sosyal etkilerinin farkına vararak devam ettirmesini sağlamak.

Arada Derneği uluslararası ve disiplinler arası bir sanat festivali olan Arada Festivali’ni de düzenliyor. Arada Festivali kapsamında ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Festivalin farklı alanlarda gerçekleştirdiğiniz çalışmalara nasıl bir katkısı oluyor?
Arada Festivali yaklaşık 10 senedir Arada sosyal çalışmalarının içerik geliştirmesine yardımcı oluyor. Gerçekleştirilen uluslararası iş birlikleri, derneğin ağlarının yurtdışına uzamasını sağlıyor. Farklı ülkelerden genç sanatçıların sosyal sorunlar üzerine düşünüp farklı çözüm yolları üretmesinde öncü oluyor. Son senelerdeki hedefimiz sanatçıları sosyal sorunlar üzerine düşünmeye teşvik ederken diğer yandan da farklı alanlardaki STK’ları sanat alanına çekerek disiplinler arası bir ağ oluşturmak. Aynı zamanda her festivalde hem uluslararası hem de belediyeler arası farklı iş birlikleri oluşturarak kamu, sanatçı, aktivist ve akademisyenler arasından konsolosluklar desteği ile de diplomasiye kadar uzanan bir dayanışma ağı oluşturuyoruz.

Daha önce Viyana-Avusturya, Amsterdam-Hollanda arasında gerçekleşen festivalin bu seneki ayağı ağırlıklı olarak Londra’da olacak. Bu anlamda Londra’ya Ocak ayında yapacağımız gezilerde AB Sivil Düşün desteği ile hem sanatçılarla hem de sosyal içerme üzerine çalışan birçok kurumla buluşacağız.

Sivil Toplum için Destek Vakfı: 2019 yılında hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Programı’ndan aldığınız hibe ve mentor desteği ile Arada Derneği’nin kurumsal kapasitesini hangi alanda ve hedefler doğrultusunda geliştirmeyi planlıyorsunuz?

Kurumsal Destek Programı, kurumun iletişim stratejilerinin geliştirilmesi, uzun ve kısa vadede fon vb. destek çalışmalarının sürdürebilir ilişkiler üzerinden kurulması, daha çok yararlanıcıya ulaşacak ve daha çok gönüllüyü kapsayacak bir çalışma sisteminin oluşturulması ve diğer kurumlarla kurduğumuz iş birliklerindeki konumumuzun netleşmesi, sürdürebilir finansal kaynaklar yaratmamız üzerine büyük katkılar sağlayacağını düşünüyoruz.

Hibe, mentorlarla yapılan çalışmalar ve uzmanlık temelli gönüllü desteklerinden oluşan kurumsal hibe desteğinin derneğinize ve derneğin çalışmalarına nasıl bir katkı sağlamasını bekliyorsunuz?
Uzman desteğiyle yeni iş birlikleri geliştirilmesi, fon ve sponsorluk desteği aldığımız kurumlara yaklaşımımız ve bireysel bağışçılar ile iletişimlerimizin sürdürebilirliği ve verimliliği, gönüllülerimizin fon ve iletişim stratejisindeki rolleri konularında kurumumuzu geliştiriyoruz. Ayrıca, ekibin bu stratejiler doğrultusundaki çalışma gücünün yönetiminde, mevcut/planlanan kampanyaların ve eğitimlerin kurumun sürdürebilir fon yaratma konusunda daha güçlü stratejiler ile yönetilmesinde ve sosyal medya kanallarının bu anlamda daha etkili ve verimli kullanılmasında bir uzmanla çalışmanın, deneyimli bir bağımsız gözlemci olarak bizi daha etkili çalışmaya motive edeceğini düşünüyoruz.

Galata Rum Okulu Vakfı ile Gerçekleşen Projelerini Konuştuk

By | Proje Destek Fonu

2019 yılında Proje Hibe Desteği Programı kapsamında desteklediğimiz Galata Rum Okulu Vakfı’nın bu destek ile gerçekleştirdiği ‘’206 Odalı Sessizlik: Büyükada Rum Yetimhanesi Üzerine Etüdler’’sergi projesini, proje kapsamında düzenlenen atölye çalışmalarını ve vakfın gelecek planlarını konuştuk.

Vakfımızın sağladığı proje hibe desteği hayata geçirdiğiniz “206 Odalı Sessizlik: Büyükada Rum Yetimhanesi Üzerine Etüdler’’sergi projesi hakkında bilgi verir misiniz?
Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın üretim desteği verdiği hibe ile 10 Ekim -10 Kasım 2018 tarihlerinde ‘’206 Odalı Sessizlik: Büyükada Rum Yetimhanesi Üzerine Etüdler’’ sergisi Galata Rum Okulu’nda açıldı. Kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmalarıyla bilinen bir sivil toplum kuruluşu olan Europa-Nostra tarafından 2018 Kültürel Miras Yılı kapsamında “Tehlike Altındaki 7 Dünya Mirası” arasında gösterilen Büyükada Rum Yetimhanesi’ne odaklanan sergi,izleyiciyi kent tarihinin görünmez katmanlarını içinde barındıran bir hayat okulu olan yetimhaneninkoridorlarında gezinmeye ve geçmişe bugünün gözünden bakmaya davet eden çalışmalarla, bilinmeyen bir tarihe ışık tutmayı amaçlamıştır.

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın sağladığı hibe desteğini projedeki hangi çalışmalar için kullandınız?
Vakfın sağladığı hibe, proje ekibinin (editör, çevirmen, asistan) giderleri ve özellikle baskı gibi prodüksiyon kalemlerine destek oldu.

‘’206 Odalı Sessizlik:Büyükada Rum Yetimhanesi Üzerine Etüdler’’ sergisinin nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?
Sergi sürecinde, sergi ve paralelindeki etkinlikler vesilesiyle bilinmeyen ve hakkında çok fazla araştırma yapılmamış olan bir tarihe ışık tutarak konu ile ilgilenebilecek araştırmacılara, öğrencilere bir başlangıç noktası olabilecek bir alan açıldı. Özellikle toplumsal tarih, mimarlık, mimari tarih ve kültürel miras alanında çalışanlar açısından bir referans noktası oluşturuldu. Paralel etkinlikler ile farklı alanlardan kişiler bir araya gelerek sadece Büyükada Rum Yetimhanesi özelinde değil aynı zamanda kent tarihinde önemi olan benzer örnekler üzerinden kültürel miras kavramının alt katmanlarına indiler. Bu konuşmalardan özellikle yetimhaneyi odağına alanları vesilesiyle Patrikhane ve Europa Nostra’dan ekipler daha sık bir araya gelmeye başladılar. Bu anlamda sergi, yapının geçirdiği süreç içerisinde ufak da olsa itici bir destek görevi görmüş oldu. Sergi sonrasında da, yeni yayınlanan sergi kitabımız da bu çalışmanın kalıcı bir belgesi ve aynı zamanda hakkında daha derinleşmek isteyenler için iyi bir kaynak niteliği taşıyor.

Galata Rum Okulu bu sergiden ne gibi deneyimler kazandı? Kurum olarak bu süreçten neler öğrendiniz?
Sergi süreci daha önceden Galata Rum Okulu’nda alışık olduğumuz üniversite öğrencileri, sanat ve entellektüel çevreler gibi sürekli katılımcıların dışındaki, toplumun farklı kesim ve alanlarından gelen toplulukları ağırlamamıza ve ilişki kurmamıza vesile oldu. Bu anlamda bir kültür ve sanat mekanı olarak bu kent ve kent sakinleri için rolümüzü yeniden sorgulamamızı sağladı. Özellikle toplumsal tarih ve kent araştırmalarını konu alan çalışmaların görsel dili sayesinde genel izleyici ile kurduğumuz bağ bizim için son derece önemli. Bu anlamda serginin insanlarla kurduğu bağ bizim için çok değerliydi.

Galata Rum Okulu , 2019’un ikinci yarısından itibaren çalışmalarına nasıl devam ediyor?
2019’un ikinci yarısında Galata Rum Okulu’nda birkaç farklı grubun çalıştay ve konuşma serileri (Türk ve Yunanlı mimarlık öğrencileri ile yapılan kent analizi atölyeleri, Amazon gibi kimi özel kuruluşların konferans ve çalıştayları gibi) ve son olarak 206 Odalı Sessizlik kitabının tanıtımı gerçekleştirildi. Galata Rum Okulu 2020’nin ilk ayından itibaren onarıma gireceğinden dolayı şu an mimarların mekanda çalışabilmeleri adına binada herhangi bir etkinlik bulunmuyor.

Bilim Kahramanları Derneği ile “Kızlar Bilimle Buluşuyor” Projesini Konuştuk

By | Çocuk Fonu, Röportaj

Bilim Kahramanları Derneği ile Çocuk Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation’ın hibe desteğiyle hayata geçirdikleri “Kızlar Bilim ile Buluşuyor” projesini ve projenin etkilerini konuştuk.

Bilim Kahramanları Derneği, bilimin çocuklar ve gençler arasında yaygınlaşması için uzun süredir çalışmalar yapıyor. Çocuk Fonu tarafından desteklenen “Kızlar Bilim ile Buluşuyor” projesi kapsamında gerçekleştirdiğiniz çalışmalardan bahseder misiniz?
Şubat ayında başlayan “Kızlar Bilim ile Buluşuyor” projemiz ile 6-10 yaş arasındaki çocuklara bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik becerileri (STEM) kazandırmayı, kodlama alanında farkındalık yaratmayı, proje geliştirme, takım çalışması, sunum yapma gibi alanlarda da deneyim kazandırmayı hedefledik.

Bu proje özelinde kendi imkanları ile bu tür STEM projelerine katılma imkanı olmayan devlet okullardan ve tamamı kızlardan oluşan takımlar kurarak Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor / FIRST LEGO League Jr. isimli STEM programımıza dahil ettik. Böylelikle hem devlet okulları tarafında fırsat eşitliğini sağlamaya katkı sunduk, hem de kız çocuklarının bilimsel etkinliklere katılımı konusunda onları teşvik etme fırsatı elde ettik.

Proje kapsamında takımlar “Görevimiz Ay” teması kapsamında ayda bir yaşam alanı kurdular ve oluşturdukları ay üssünde havayı, suyu ve enerjiyi nasıl depolayabileceklerine yönelik çözümler ürettikleri bir proje modeli hazırladılar. Lego parçalarından hazırladıkları proje modellerine kodladıkları robotlarıyla hareket kattılar. Tüm bunları yaparken de takım çalışması, problem çözme becerileri, eleştirel düşünme ve sunum becerilerini geliştirecek bir süreç yaşadılar. En önemlisi de ekip olarak bilim yapmanın ve üretmenin keyfine vardırlar.

Proje ile 8 farklı ilden 72 kız çocuğuna ulaştık. Yalnızca kız çocuklarından oluşan 12 Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor takımlarının desteklendiği iller ise; Denizli, Diyarbakır, Edirne, Hatay, İstanbul, İzmir, Mersin ve Samsun oldu.

Proje kapsamında neden yalnızca kız çocuklarından oluşan takımlarla çalışmayı tercih ettiniz? Proje sürecini düşündüğünüzde geliştirdiğiniz bu yaklaşımın alanda yaptığınız çalışmalara ne tür katkıları olduğunu düşünüyorsunuz?
Özellikle, kızlardan oluşan takımları kurmaktaki sebebimiz gözlemlerimiz ve deneyimlerimiz oldu.
Çocuklar, Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor / FIRST LEGO League Jr. fuarlarına gelip çalışmalarını sergileyene kadar, farklı alanlarda çalışmalar yürütüyorlar: Proje geliştirme, araştırma, hareketli model oluşturma, kodlama, takım çalışması.

Çocuklar ve koçlarıyla yapılan gözlemlerde takım için görev dağılımlarında cinsiyete dayalı bir farklılık olabildiğini gözlemledik. Karma takımlarda; sıklıkla, proje geliştirme ve kodlama ve robotik süreçlerini erkek öğrencilerin üstlendiklerini ve fuar günü de erkek öğrencilerin sunduklarını; öte yandan, süsleme, takımın iyi ve ait hissetmesi için yapılan çalışmalarda öne çıkanların kız çocukları olduğunu gözlemliyoruz.

Toplumsal kalıp yargılarının beslediği bu görev paylaşımını nasıl ortadan kaldırabiliriz diye düşünürken; kız takımlarını destekleme fikri ile ilerlemeyi tercih ettik. Eğer tüm üyeleri kızlardan oluşan takımlar oluşturabilirsek, kodlamadan proje geliştirmeye; robotikten takım çalışmalarına kadar her adımda kız çocukları etkin bir rol benimseyebilir; katıldıkları fuarlarda da diğer takımlara ilham olabilir diye düşündük.

Sonuç ise gerçekten beklediğimiz gibi oldu. Fuar günü farklı takımlar bir araya geldiklerinde tüm kız ve erkek çocukları karşılıklı deneyimlerini paylaştılar. Tüm katılımcılardan, velilerden, öğretmenler ve idarecilerden de olumlu dönüşler aldık.

Ayrıca proje sonunda, 72 kız çocuğunun çalışmalarına rehberlik eden takım koçları ile yaptığımız ankette; takım koçları kız çocuklarının merak duygusunda %100 özgüven ve kendini ifade etme alanlarında ise %90’ın üzerinde artış olduğundan bahsettiler. Bu da, projeyi yazarken amaçladığımız ana hedeflerimiz için oldukça önemli çıktıların gerçekleştiğini ifade ediyor.

Kızlar Bilimle Buluşuyor projesine dahil olan okulların yöneticilerinden, takım koçlarından, öğrenci ya da velilerden projeye dair ne tür geri dönüşler aldınız? Projenin etkisi ve kız çocuklarında yarattığı değişim konusunda bizimle paylaşabileceğiniz bilgiler var mı?
Kızlar Bilimle Buluşuyor projesine katılan okullarda yer alan takım koçları ve idarecilerden önemli ve olumlu birçok geri bildirim aldık. Sıklıkla, kız takımlarının çalışmalarının okulda oldukça ilgi çektiği, çalışmaların takım çalışmasının önemine vurgu anlamında okulda bir kültürün oluşmasına yönelik katkı sunduğundan bahsettiler.

Programın 6-10 yaş arasındaki çocuklara olan katkısının yanı sıra çalışmalara sezon boyunca rehberlik eden takım koçları ve danışmanların da mesleki bilgilerine katkı sunduğu yönünde geri bildirimler aldık. Yaptığımız ankette yer alan geri bildirimlerden birinde bu tespiti açıkça görebiliyoruz: “Böyle fırsat yaratıldığı için kendimi çok şanslı hissediyorum çünkü bizim gibi köy okullarının STEM ve kodlama yapabilmesi imkânsız denilebilir. Bu program sayesinde bildiklerimi uygulamaya dökebildim ve artı-eksilerimi gördüm. Bu program beni STEM ve kodlama alanındaki çalışmalarımın devamı için pekiştirdi.”

Velilerin de çocuklarında gördükleri değişime dair geri bildirimleri, projenin amacını ve misyonunu önemli ölçüde destekliyor. İlk defa ailelerinden ayrı bir şekilde seyahat eden, ebeveynlerinden ayrı sorumluluk aldıkları kendilerine ait çalışmaların olması kız çocuklarının kendilerini birer birey olarak hissetmelerini sağladı.

Bu çok yönlü projenin gerçekleşmesini sağlayan takım koçları ve danışmanlarına, okul idarecilerine, velilere, maddi destekleri için Sivil Toplum için Destek Vakfı’na, Turkey Mozaik Foundation’a en çok da kızlara çok teşekkür ederiz!

Çocuk Fonu’ndan aldığınız hibe desteğinin derneğinize ve kaynak geliştirme çalışmalarınıza ne tür katkıları oldu? Hibe sürecine dair deneyimlerinizi bizimle paylaşır mısınız?
Sivil Toplum için Destek Vakfı Çocuk Fonu’nun dernek için özel bir yeri oluştu. Derneğin, herkese açık ve başvuru yapılabilen fonlar arasında kazandığı ilk destek. Kurumsal kapasite ve hafızamız açısından da bir ilk olma özelliği taşıyacak bundan sonra bizim için. Ayrıca derneğimizin çok önemsediği toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da daha görünür bir adım atmasına fırsat sağladı. Bu motivasyonla farklı fon başvurularımız da oldu. Heyecanla sonuçlanmalarını bekliyoruz.

Bilim Kahramanları Derneği’nin gelecek dönemde gerçekleştirmeyi planladığı diğer çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?
2019 – 2020 akademik yılında da çalışmalarımızı tüm heyecanıyla sürdürmeye devam ediyoruz. Çocuklar ve gençler için yürüttüğümüz Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor, Bilim Kahramanları Buluşuyor, Dünya Robot Olimpiyatı Türkiye ve Merak Makinesi programlarımızı daha fazla çocuk ve gencin katılımıyla devam ettiriyoruz. Ayrıca genç bilim insanlarının çalışmalarını toplumla buluşturmamızı sağlayan Yılın Bilim İnsanı – Genç Bilim İnsanı Ödülleri başvuruları Aralık ayı içerisinde açılacak.

Gönüllülerimizin ve bağışçılarımızın desteğiyle, hedeflerimizi elbette başta kız çocukları olmak üzere devlet okullarında okuyan tüm çocukları bilimle erken yaşta buluşturmaya ve toplumsal cinsiyet eşitliğine vurgu yaparak büyüteceğiz.

Çalışmalarımıza dair detaylı bilgi için okuyucuları, web sitemizi ve sosyal medya hesaplarımızı takip etmeye davet ediyoruz.

Bu önemli destek için Sivil Toplum için Destek Vakfı’na ve Turkey Mozaik Foundation’a çok teşekkür ediyoruz. Umuyoruz, işbirliklerimizi artırarak devam ettireceğiz.

Çocuk Fonu 2019 – 2020 dönemi başvuruları başladı

By | Çocuk Fonu, Vakıf Haberi

Çocuk Fonu 2019 – 2020 Dönemi Başvuruları Açıldı

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak, Turkey Mozaik Foundation iş birliği ve bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonu’nu 2019-2020 dönemi başvuruları açıldı.

Çocukların ihtiyaçları ve hakları üzerine çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını desteklemek amacıyla hayata geçirilen Çocuk Fonu kapsamında 0 -15 yaş arası çocukların temel çocuk haklarına erişimlerini tesis etmeye yönelik projeler ya da bu alanda çalışan kuruluşların kapasite gelişim ihtiyaçları desteklenecek.

Çocuk Fonu kapsamında dağıtılacak toplam hibe tutarı en az 250.000 TL’dir. Başvuru yapan STK’lar hibe programından en fazla 12 ay süreyle faydalanabilirler ve en fazla 75.000 TL talep edebilirler.

Aşağıdaki başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar hibe programına başvurabilirler:

– Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler ve diğer kar amacı gütmeyen,
– En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan,
– 2019 gelirleri en az 30.000 TL en fazla 1.000.000 TL olan,
– Çalışmalarının odağı çocuk hakları ya da çocuk alanında yapılan çalışmalar olan kuruluşlar.

Çocuk Fonu’na başvurmak isteyen STK’ların aşağıdaki bağlantıda yer alan formu eksiksiz şekilde doldurarak 8 Ocak 2020 Çarşamba günü saat 10:00’a kadar göndermeleri gerekir.

Program hakkında detaylı bilgiye (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri, takvim, başvuru formu, vb.) buradan ulaşabilirsiniz. Başvuru formuna ulaşmak için lütfen buraya tıklayın.