All Posts By

Sivil Toplum için Destek Vakfı

İstanbul Koruyucu Aile Hibe Süreci Sona Erdi

By | Röportaj | No Comments

Kurumsal Hibe Programı dahilinde desteklenen İstanbul Koruyucu Aile Derneği, 13 Haziran 2017- 13 Haziran 2018 tarihleri arasında geçen hibe sürecini tamamladı. Türkiye’de koruyucu aileliği yaygınlaştırmak ve devlet korumasındaki çocukların personel eliyle değil aile yanında büyümesine katkı sağlamak için çeşitli çalışmalar yürüten dernek ile hibe sürecini ve gelecek planlarını konuştuk.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Kurumsal Program dahilinde hibe desteği aldınız. Hibe süresince finansal sürdürülebilirlik konusunda ne gibi çalışmalarınız oldu?

İstanbul Koruyucu Aile Derneği: Derneğimiz finansal sürdürebilirlik için bireysel bağışçıların dışında bu süreçte daha çok hibe programlarını takip ederek çeşitli hibe programlarına başvurular yapmıştır. STGM’nin birlikte programının ilk aşamasından  geçmiş olmamıza rağmen ikinci aşamada maalesef aynı başarıyı gösteremedik. Başvuru yapılan birkaç hibe programından ise geri dönüşler beklenmektedir.

DV: Kaynak geliştirme konusunda yapmak istediklerinizden kısaca bahseder misiniz?

İstanbul Koruyucu Aile Derneği: Derneğimizi ve hitap ettiğimiz hedef kitlemizi(Koruyucu aileler ve Çocuklarını) geliştirecek proje başvuruları takip edilmekte ve gerekli müracaatlar yapılmaktadır. Projelerin yanı sıra önümüzdeki dönem için gerek Koruyucu Aileliği tanıtmak, gerekse hedef kitlemize yönelik  çocuk aile temalı ürünler konusunda çalışan kurumsal  firmalara ulaşmak üzere  sunum dosyaları ve materyaller hazırlayarak faaliyetlerimizi, yapmak istediğimiz yazılı görsel envanterleri oluşturma konusunda söz konusu firmalardan destek ve  sponsorluk alınması  konusunda faaliyet ve projeler planlanmaktadır.

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğinin çalışmalarınıza nasıl bir katkısı olduğunu düşünüyorsunuz?

İstanbul Koruyucu Aile Derneği: Vakfınızdan aldığımız destek ile derneğimizde ilk defa gönüllü çalışmalar dışında ücretli bir kişilik personel istihdamı gerçekleştirilmiştir. Bu sayede derneğin kurumsal yapısı ve verilerin düzenli hale getirilmesi, iletişim ve irtibatların toplanması ve işleyiş/yapı biraz daha iyileştirilmiş olup, alanda çalışan dernekler arası iletişim arttırılmıştır. İlk faaliyet raporumuz oluşturulup, paydaşlar ile paylaşılmıştır. Derneğe ait önemli verilerin güncellemeleri yapılmış, aday ailelerin ve gönüllülerin verisi tutulup, takibi yapılmış ve ilgili etkinliklerde davet edilerek işlerlik kazandırılmıştır. Bu aracılıklar ile ulaşılan kurumsal firmalar ile irtibatlar geliştirilmiş ve firmalara Koruyucu Ailelik sistem ve devlet korumasındaki çocuklara ve sisteme ilişkin veriler paylaşılmıştır. Önümüzdeki dönemde daha fazla kurumsal firmaya ulaşmak, derneğimizi ve sistemi anlatır verilerden sunum dosyalarının hazırlanması konusunda çalışmalar planlanmıştır. Ayrıca hedef kitleye yönelik planlanan projelerin kısa özetleri ve bütçeleri çıkartılarak sunumlarımıza eklenmiştir. Derneğin web sitesi şuan yeterli bilgi içeriğine sahip olmadığı için sitenin yeniden yapılandırılması planlanmıştır. Bunun için yeni site içeriği oluşturulmuştur.  Kısaca anlattığımız bu çalışmalar ve yıl boyu yapılan birçok çalışma ile aslında derneğin kurumsal yapısı güçlendirilerek önümüzdeki dönemde daha güçlü ve kaynak geliştirebilir hale gelmesi yönünde derneğin gelişimine birçok katkı sağlanmıştır.

DV: Önümüzdeki döneme ilişkin neler yapmayı hedefliyorsunuz? Yeni çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

İstanbul Koruyucu Aile Derneği: Alanda birlikte çalıştığımız Bizim Çocuklar Gençlik Akademisi Derneği ile yapacağımız ortaklık sonucu hem koruyucu aile yanında hem de devlet koruması altında olup eğitimine devam eden gençlerin gelişimi için çeşitli sportif aktiviteler ve eğitimler yapılması planlanmaktadır. Koruyucu ailelik alanında yetersiz olan yazılı kaynakların arttırılması için derneğimize destek veren psikolog Görkem Demirdöğer ile yazılı kaynaklar oluşturulması planlanmaktadır. Derneğe destek veren psikolog sayısı arttırılmıştır. Psikologlar, önümüzdeki dönem bir araya gelerek ‘ailelere psikolojik destek için daha farklı neler yapılabilir’ konusunda görüşeceklerdir. Destek alan ailelerdeki gelişimler ve alanda ihtiyaç duyulanlar üzerine çalışmalar yapılması planlanmaktadır. Koruyucu aileler ile aday ailelerin bir araya getirildiği etkinliklerin arttırılması planlanmaktadır. Öte yandan, belediyeler ve kurumsal firmalar ile iletişimin arttırılması hedeflenmektedir.

Sivil Toplum için Destek Vakfı Diyarbakır’da Bomovu’yu Ziyaret Etti

By | Röportaj | No Comments

Bomovu, Çocuk Fonu kapsamında Barışa Oyna Projesi ile özellikle sınır bölgelerinde bulunan, yaşadıkları yerin tarihinde farklı etnik kökenlere ait izler taşıyan şehirlerde yaşayan çocuklara yönelik çalışmaktadır.  Çocukların yaşadıkları yerlerden kaynaklanan ön yargılarını keşfetmelerine ve sorgulamalarına araç olarak o topraklarda geçmişte oynanan çocuk oyunlarını kullanmaktadır. Projeyi uyguladıkları iki sınır bölgesinden biri olan Diyarbakır’da Sivil Toplum için Destek Vakfı, Çocuk Fonu kapsamında çekeceği tanıtım filmi için Bomovu’yu ziyaret etti.

Sivil Toplum için Destek Vakfı Mardin Ziyareti

By | Vakıf Haberi | No Comments

Sivil Toplum için Destek VakfıÇocuk Fonu kapsamında çekeceği tanıtım filmi için Mardin’de Her Yerde Sanat Derneği‘ni ziyaret etti.
Her Yerde Sanat Derneği (Sirkhane), Mardin’de ve çevresinde sanatın ulaşılabilirliğini ve yaygınlığını artırmak amacıyla yerel, ulusal ve uluslararası sanat-eğitim projeleri yapmaktadır.
Sirkhane, sirk pedagojisi ile sosyal sirk eğitimlerinin yanı sıra Mardin ve çevresinde yaşayan Suriyeli ve yerel çocukların ve gençlerin güzel sanatlar, müzik, çocuk hakları atölyesi, akran zorbalığı atölyesi gibi etkinlikler yapmaktadır.

Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği ile Proje Hibe Süreci Hakkında Konuştuk

By | Röportaj | No Comments

Türkiye’de ve Dünya’da omurilik felçlilerine yönelik tıbbi, mesleki, ekonomik, sosyal, kültürel ve hukuki alanlarda hizmet veren  bir STK olan Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği (TOFD) ile, 1 Kasım 2017- 1 Kasım 2018 tarihleri arasında Proje Hibe desteği kapsamında yapacakları ve gelecek planları üzerine sohbet ettik.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Türkiye Omurilik Felçleri Derneği, ne zaman kuruldu? Genel olarak ne tür faaliyetlerde bulunuyorsunuz?

TOFD: Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği 1998 yılından bu yana; öncelikle omurilik felçlileri olmak üzere tüm ortopedik engellilerin tıbbi, mesleki, ekonomik ve sosyal sorunlarının çözümlerine yönelik ulusal ve uluslararası alanlarda çalışmalar yapmaktadır. TOFD, başarılı ve yaygın çalışmaları nedeniyle 03.05.2004 tarih ve 2004/7252 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla “Kamu Yararına Çalışan Dernek” statüsünde hizmet vermektedir. Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği, hayata geçirdiği projelerini ve yaptığı tüm çalışmalarını merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları ile yürüttüğü işbirliği çerçevesinde sürdürmektedir. Derneğimizin birincil hedeflerinden biri yeni oluşabilecek kalıcı sakatlıkların önlenmesi ve toplumun bu alanda bilgilenmesini sağlamaktır. Derneğimiz var olan sorunların bilincinde olarak; hem bireysel engelli haklarını ve hem de kamusal alanda yaşanan engellerin ortadan kaldırılması için çözümler üreterek uygulanmasını sağlamaktadır. Amaçlarımızı gerçekleştirmek ve hizmet verdiğimiz bireylerin yaşam standartlarını iyileştirmek amacıyla bahsettiğimiz birçok ulusal ve uluslararası projeyi sürdürmekteyiz.

DV: Çalışmalarınızı sürdürürken nasıl sorunlarla karşılaşıyorsunuz? Sizce bu sorunları aşmak için “yapılması gerekenler” nelerdir, kısaca bahseder misiniz?

TOFD: Çalışmalarımızı sürdürürken karşılaştığımız sorunların başında mevcut yasaların uygulamadaki eksiklikleri gelmektedir. Derneğimizin kamu yararına unvanına rağmen, kamusal alanlarda sağlanan olanaklardan gerektiği gibi yararlanamamaktadır. Örneğin, hizmetlerimizin gerçekleştirip genişletebilmek için yeni arazi ve binalara ihtiyaç duyulmaktadır. TOFD bu çalışmalarını sürdürebilmesi için yüksel bedeller ödeyebilmektedir. Toplum, STK’lar ve yapmış olduğu çalışmalar konusunda yeterince bilgi sahibi değildir. Dolaysıyla STK’lar aktif çalışabilecek ve daha fazla sorumluluk alabilecek kişilere ulaşmakta zorluk çekebilmektedir.

DV: ‘Erişebilirim’ projesi nasıl ortaya çıktı? Bu proje, “sorunu” çözmek için nasıl bir yol izliyor?

TOFD: TOFD’nin kuruluşundaki en önemli nedenlerden biri engellilerin yaşadığı erişim sorunudur. Standartlara uygun olmayan yapı ve kamusal alanlarda yaşanan zorluklar engellilerin sosyal yaşama katılımını engellemekte ve dolayısıyla tüketicilikten üreticiliğe geçişlerinde engel taşımaktadır. Sorunların çözülebilmesi için merkezi yönetimlerde eksikliklerin tamamlanması, yerel yönetimlerde standartların eksiksiz uygulanabilmesi, üniversiteler ve STK’lar ile çözüm odaklı çalışmalar yaparak web sitelerinde ve sosyal meralarda sorun ve çözüme yönelik duyular yapmak büyük önem taşımaktadır.

DV: Proje dâhilinde verilecek eğitimler ile kimlere ulaşmayı hedefliyorsunuz? Eğitimler sonrasındaki aşamalar neler olacaktır?

TOFD: Proje dâhilinde verilecek eğitimler ile akademisyen ve öğrenciler (MİMARLIK, MÜHENDİSLİK, KENTSEL TASARIM, ENDÜSTRİYEL TASARIM, İÇ MİMARİ, ÇEVRE, PEYZAJ, İNŞAAT VS. ) yerel yönetimler, ilgili kamu ve özel sektöre ulaşmayı hedeflemekteyiz.

  • Video Yayınlama ve Paylaşım
  • İçerik pdf aktarımı ve paylaşım
  • Konu hakkında uzmanların paylaşımları
  • Paylaşımlara yorum yapabilme özelliği
  • Uzmanların Önerilerini Kapsayacak Videolar ile eğitimler sonrasında ki aşamalar hedeflenmektedir.

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı tarafından sağlanan hibe desteği, proje çerçevesinde nasıl bir katkı sağladı?

TOFD: Yapılacak ve tamamlanacak olan çalışmalar sonucunda engelliler ile ilgili evrensel standartların birçok yerde uygulanmasına olanak sağlanabilmesi amacıyla; TOFD’nin erişilebilirlik konusunda hayata geçirmeyi planladığı platform çalışmasına başlandı. Konuyla ilgili eğitimler ve sempozyumlar yapılarak hedeflenen kitlenin bilgilendirilmesi amacına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir. Hazırlanan tanıtım filmi ile projenin daha geniş kitlelere duyurularak genişletilmesi sağlanacaktır.

DV: Önümüzdeki dönem gerçekleştirmeyi planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

TOFD: Engelli cinselliği ( veri çalışması-çalıştay-sempozyum), Engelli çocuk ve ebeveyn aile etkileşimi psikososyal destek, engelli ve siyaset (sempozyum), TOFD Pilates Akademi Kuruluşu (engelli eğitimci eğitimi-30 engellinin pilates yaparak iskelet, kemik ölçümleri, kas gelişimleri, yağ ölçümleri sonrasında belirlenen sürede daha sağlıklı yaşamalarının hedeflenmesi, omurilik felçlilerinde bası yaraları ve çözümlerine yönelik sempozyum, TOFD Sanat Atölyesinde engelli konularında toplumsal farkındalık yaratmak amacıyla tiyatro çalışmaları

Karakutu Derneği’ne Kurumsal Hibe Desteği

By | Kurumsal Destek | No Comments
Karakutu Derneği, toplumun özellikle gençlerin, adil bir hafızaya ihtiyacı olduğunu düşünerek, resmi tarih yaklaşımı ile sunulanlar dışındaki anlatıları duymasını mümkün kılmak ve aynı olay ya da durumlara başka açılardan da bakılabileceğini hatırlatmak için 2014 yılında İstanbul’da kuruldu. Temel faaliyetleri; gençlerin katıldığı hafıza projeleri, geçmişle yüzleşme üzerine eğitim ve toplantılar, toplumlar arası tarihsel diyalog çalışmalarıdır.
Finansal sürdürülebilirliklerini sağlamak amacıyla, Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldıkları kurumsal hibe desteği ile bu sene özellikle üye sayılarını arttırmayı hedefliyorlar.

Barış için Müzik Vakfı ile Çocuk Fonu Hibe Sürecini Konuştuk

By | Röportaj | No Comments

Çocuk Fonu kapsamında desteklediğimiz Barış için Müzik Vakfı ile hibe sürecini, bu süreçte yapacaklarını ve gelecek planlarını konuştuğumuz röportajı aşağıda okuyabilirsiniz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Çocuk Fonu dahilinde aldığınız hibe desteği ile hangi projenizi hayata geçiriyorsunuz?
Barış için Müzik Vakfı (BİM): Bu destek ile 6 – 13 yaş arası, 100 çocuktan oluşan İlk Adım Orkestrası’nı kurduk. Orkestralar piramidi ile şekillenen eğitim modelimizde her yeni dönemde yeni orkestraların kurulmasıyla bu model güçleniyor ve sonuç olarak daha fazla çocuğa ulaşmış oluyoruz.

DV: İlk Adım Orkestrası’nda yer alan çocuklar orkestraya nasıl dahil oluyorlar? Çalışma sürecinden bahsedebilir misiniz?
BİM: Barış İçin Müzik Vakfı’nda herhangi bir yetenek sınavına girmeden eğitim almaya başlayan her çocuk, enstrümanını eline aldığı ilk günden itibaren kendi seviyesindeki çocuklarla oluşturulan orkestranın bir parçası haline geliyor, bireysel ve toplu derslerden yararlanıyor. Vakıf, orkestrayı temel alan eğitim modelini toplumun bir minyatürü olarak yorumluyor. Farklı sosyal statülere ve kültürlere sahip çocuklar orkestra içerisinde ortak bir amaç için birlikte çalışmayı, farklı seslere saygı duymayı, kendini ifade edebilmeyi öğreniyor.

DV: İlk Adım Orkestrası’nın sizce çocuklar açısından “farklı” noktaları nelerdir?
BİM: İlk Adım Orkestrası’nda yer alan çocuklar için diğer orkestralarımızdan farklı olarak enstrüman eğitimi dışında kulak geliştirme ve koro çalışmaları ekledik. Böylece çocuklar bir çok alanda kendini geliştirme fırsatı buldu. Ayrıca uygulamış olduğumuz ek dersler çocukların çaldıkları enstrümanlardaki gelişimlerini hızlandırdı.

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğinin projenize nasıl bir katkısı oldu?
BİM: Sivil Toplum İçin Destek Vakfı’ndan aldığımız hibe desteğiyle en büyük gider kalemlerimizden biri olan personel giderinin bir kısmı karşılanmış oldu. Böylece elimizdeki bütçeyi, enstrüman satın alımı, bakım ve onarımı gibi diğer gerekli alanlarda kullanmak üzere tasarruf etmiş olduk.

DV: Gelecek dönem yapmayı planladığınız çalışmalarla ilgili bilgi verebilir misiniz?
BİM: Gelecek dönemlerde, kurmuş olduğumuz orkestralarla yurt içi ve yurt dışında konserler vermeye devam etmeyi ve böylece müziğin iyileştirici gücünü daha fazla insana gösterebilmeyi arzu ediyoruz. Sistemin içinden yetişen öğrencilerimizin eğitmen olarak sisteme katkıda bulunmaları için onlara gerekli donanımları sağlayabilmek çalışmalarımızın bir diğer amacı. Çünkü yetişen her bireye istihdam sağlamak sistemin sürdürülebilirliği anlamına gelecek ve toplumda yaratmak istediğimiz dönüşüm hareketi de ivme kazanacak.

Denizli Koruyucu Aile Derneği’nin Proje Hibe Programı Kapsamında Hedefleri

By | Röportaj | No Comments

Denizli Koruyucu Aile Derneği‘ni Proje Hibe Programı dahilinde destekledik. Hibe sürecini, çalışmalarını ve gelecekteki planlarını konuştuğumuz röportajı aşağıda okuyabilirsiniz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Denizli Koruyucu Aile Derneği ne zaman kuruldu? Genel olarak derneğin etki alanından ve çalışmalarından bahseder misiniz?

Denizli Koruyucu Aile Derneği: Denizli Koruyucu Aile Derneği’ni, tüm çocukların sevgi ve güven ortamında büyümeye hakları olduğu inancıyla 03.06.2009 tarihinde kurduk. Derneğin etki alanı, koruyucu aile sisteminin öncelikle yerelde olmak üzere ülke genelinde yaygınlaştırılması ve uygulamada niteliğinin artırılmasına yöneliktir. Sistemin ülkemizde uluslararası standartlara ulaşması amacıyla yerel, ulusal ve uluslararası çalışmalarda yer almaktadır.Kuruluşunun ilk yıllarından itibaren, öncelikle sistemin tüm detaylarını anlamaya ve değerlendirmeye çalıştık, bu amaçla 2011 yılında uluslararası katılımcıları da olan geniş katılımlı bir çalıştay gerçekleştirdik. Çalıştay sonunda hazırlanan sonuç raporunu ASP bakanlığına sunarak 2012 yılında koruyucu aile yönetmeliğinin kapsamlı değişiklikler yapılarak yeniden yayınlanmasında etkili olduk.

Kurulduğu ilk günden bu yana, sistem toplumsal farkındalık amaçlı büyük çapta organizasyonlar yaptı. Farkındalık çalışmalarımız farklı faaliyetlerle halen devam etmektedir. Dernek, koruyucu aileler ve bakımı sağlanan çocuklarla yakın iletişim halindedir. Yapılan çalışmalar çoğunlukla Türkiye’de bir ilk niteliğindedir. Koruyucu ailelerin duygu ve deneyim paylaşımı toplantıları 2010 yılından bu yana rutin aralıklarla devam etmekte ve bu buluşmalara aday ailelerin davet edilmesi, sürece sağlıklı hazırlanmalarına katkı sağlamaktadır. Hem çevresiyle hem de kendi aralarında duygu, deneyim ve bilgi paylaşımı yoluyla sistemi yaygınlaştırmaya katkı sağlarken, koruyucu ailelerde yaşanan benzer sorunların veya mutlulukların paylaşılması ailelerin zorluklara karşı dirençlerini ve bakış açılarını geliştirmiştir. Oluşturulan bu model diğer illerdeki koruyucu aile derneklerine örnek teşkil etmekte ve yaygınlaşmaktadır. Düzenli aralıklarla yapılan ev ziyaretleri yalnız olmadıkları duygusunu sağlamakta kamu dışında kendileri gibi insanlar tarafından desteklendiklerini bilmek hem sisteme hem STK ya olan aidiyeti güçlü kılmaktadır. Koruyucu aileler kadar koruyucu ailelere yerleştirilen çocukların da bir araya gelmesi aidiyet duygusunun gelişmesini, yalnızlık duygusunun engellenmesini sağlamaktadır. Duygu deneyim paylaşımlarının yanı sıra yapılan atölye çalışmaları ve eğitimler, workshoplar ailelerin ebeveynlik becerilerinin geliştirilmesine katkı sağlamak amaçlı devam etmektedir. Ailelerin desteklenmesi ve eğitimindeki temel amaç, çocuğa olumlu yansıması ve çocuğun iyilik haline odaklı bir koruyucu aile sisteminin hayata geçirilmesidir. Dernek yereldeki bu çalışmaların yanı sıra ulusal ve uluslararası akademik çalışmalar, sempozyum ve konferanslarda sunumlarla yer alarak alana yönelik bilgi ve deneyimlerini geliştirmekte yenilikleri takip etmektedir.

Son çalışmamızla Sivil Düşün AB programı desteğiyle Malta İFCO konferansına katılım sağladık. Edindiğimiz bilgileri Türkiye’de, alanda çalışan sivil toplum örgütleriyle paylaştık. Öncü sivil topum örgütü rolümüz devam etmektedir. İstanbul, İzmir, Bursa, Kahramanmaraş, Urfa, Kütahya, Samsun illerinde koruyucu aile derneklerinin kurulmasına öncülük ettik. Desteğimiz devam etmektedir.2014 yılından beri AB projeleri yürütülmekteyiz. 2014-2015 Sivil Toplum diyalogu III “Sevgi Dolu Bir Ailede Büyümek Her Çocuğun Hakkı” projesi tamamlandı ve ASP bakanlığına koruyucu aile yasa taslağı sunuldu. Çocukla çalışma metodu olan “backpack”  30 alan çalışanına aktarıldı.2015-2017 Ulusal Ajans “Her Çocuk Özeldir” projesi kapsamında koruyucu ailelerdeki çocuklar ve travma ile baş etme yöntemlerine yönelik Çek Cumhuriyeti, Litvanya ve Belçika ile çalıştık. Proje kapsamında çocuğun ruh sağlığının ve ailenin bu süreçteki kapasitesinin sistemin sağlıklı uygulanmasında ne denli önemli olduğu ve ülkemizdeki uygulamalardaki yetersizliklere dikkat çekilmiştir.

(DV): Bu yılki çalışmalarınızın, faaliyetlerinizin odak noktası nedir?

Denizli Koruyucu Aile Derneği: Bu seneki çalışmalarımızın odak noktası koruyucu ailelerin ebeveynlik becerilerini artırmaya dönük eğitim çalışmalarıdır. Ailelerin bir araya gelmesi sanat terapileri ve rekreasyon terapilerle rahatlatılması, travmatik geçmişi olan bir çocukla birlikte yaşarken karşılaştığı zorluklar ve çözüm yöntemlerini içeren çalışmalar önceliğimiz olmaya devam ediyor. Ne yazık ki alanda yeterli çalışmalar olmamasına rağmen, gözlemlerimiz çocuğun sorun davranışlarıyla başa çıkamayan ailelerin süreci sonlandırdıkları ve çocuğun yeniden terk edilme duygusunu yaşamasıdır. Bu istenmeyen durumu en aza indirmek koruyucu ailenin travmalar yaşamış bir çocuğu anlayabilecek ve olumlu tutum geliştirebilecek ebeveynlik becerileri edinmesi ile en aza indirilecektir.

(DV): Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğini nasıl kullanmayı planlıyorsunuz? Projeyle ilgili bilgi verebilir misiniz?

Denizli Koruyucu Aile Derneği: STDV hibesi bu seneki odak çalışmalarımızla örtüşüyor. Koruyucu ailelerin çocuğa bakış açısını geliştirmek, travmatik süreçler yaşamış bir çocuğun bakımını sağlarken karşılaştığı zorluklarla başa çıkabilmek ve çocuğu anlayabilmek koruyucu aile süreçlerine olumlu katkı sağlıyor. Bu nedenle projemizde koruyucu aileleri geleneksel yöntemlerle eğitmek yerine, eğitimi daha eğlenceli ve nitelikli hale dönüştürmeyi ve daha cazip hale getirmeyi hedefliyoruz. Koruyucu ailelerin ‘teknoloji ile öğreniyor’ projesi koruyucu ailenin öğrenmesini daha istekli ve etkili kılacaktır.

(DV): Bu projenin derneğin diğer faaliyetlerine nasıl bir katkı yapacağını düşünüyorsunuz?

Denizli Koruyucu Aile Derneği: Önceliğimiz yerelde, koruyucu aileler ve bakımı sağlanan çocuklarla yapılan çalışmalardır. Yapılan çalışmalarla bir model oluşturmayı ve etkisini değerlendirmeyi, yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Proje bu amaçla birebir örtüşmektedir.

(DV): Son dönemde koruyucu aile konusuyla ilgili çalışan derneklerde bir hareketlenme var. Farklı şehirlerde önemli işler yapan dernekler oluşmaya başladı. Genel hatlarıyla, bu alanda yaşadığınız zorluklar ve edindiğiniz deneyimler nelerdir?

Denizli Koruyucu Aile Derneği: Öncü sivil toplum örgütü rolümüz devam etmektedir. İstanbul, İzmir, Bursa, Kahramanmaraş, Urfa, Kütahya, Samsun illerinde koruyucu aile derneklerinin kurulmasına öncülük edilmiştir. Bu illerde dernekler faaliyetlerine başlamıştır. Derneğin ülke genelindeki bilinirliği nedeniyle pek çok koruyucu aile derneğe ulaşmıştır. Aileler yeni sivil toplum örgütlerinin kuruluşları için yüreklendirilmiş, bazılarına ziyaretlere gidilmiş, kuruluş ve çalışmalar konusunda bilgi ve doküman paylaşılmıştır. Desteklerimiz halen devam etmektedir. Dernekler için bir model oluşturma çalışması gündemimizdedir. Geleneksel yöntemlerle devam eden sivil toplum örgütü çalışmaları ve benzer bir toplumsal algı çalışmalarda en zorlandığımız alanlardandı. Derneğin kuruluş aşamasında model alabileceğimiz alana yönelik bir örnek olmayışı, tematik alanımıza dair bilgi yetersizliklerimiz, sivil toplum deneyimlerimizin de eksikliği başlangıçta zorlandığımız noktalar oldu. Kamu kurumlarının sivil toplum örgütlerine bakış açısı iletişim sorunları da sıklıkla karşılaştığımız sorunlar arasındaydı.

(DV): Derneğiniz, çözmeyi amaçladığı sorun veya yaratmayı hedeflediği değişim açısından genel olarak nelere ihtiyaç duyuyor?
Denizli Koruyucu Aile Derneği: Çözmeyi amaçladığımız sorun koruyucu aile sisteminde niteliğin artması ve çocuğun iyilik haline odaklı bir yapının oluşmasıdır. Bazı yönlerden olumlu gelişmeler olsa da halen yetersizlikler mevcuttur.

Bu amaçla en temel ihtiyacımız

  • Toplumsal destek
  • Kamu STÖ işbirliklerinde pozitif iletişim
  • Nitelikli gönüllü
  • Sürdürülebilir finansal kaynaklar

 

KODA Çocuk Fonu Hibe Sürecini Anlattı

By | Röportaj | No Comments

Köy Okulları Değişim Ağı (KODA)‘nı Çocuk Fonu dahilinde destekledik. Hibe sürecini, gelecekteki planlarını konuştuğumuz röportajı aşağıda okuyabilirsiniz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Köy Okulları Değişim Ağı Derneği’nin oluşum sürecinden kısaca bahseder misiniz?

Köy Okulları Değişim Ağı (KODA): Köy Okulları Değişim Ağı (KODA) fikri, çoğu zaman yoksunluklarıyla gündeme gelen köy okullarının, aslında hayalimizdeki eğitim için büyük fırsatlar sunabileceği inancıyla ortaya çıktı. 2016’nın ilk aylarında saha çalışmalarımıza başladık ve bu inancımızda haklı olduğumuzu gördük, kırsal alanlar gerçekten de hayalimizdeki eğitim için büyük fırsatlar barındırıyordu; akran eğitimi, doğayla iç içe olmak, sınıf mevcudunun azlığı sebebiyle öğrenciyi bir birey olarak tanıyabilmek, ailelerin okula fiziksel yakınlığı, genç ve motivasyonu yüksek öğretmenler…

Biz de bu fırsatları keşfetmemizin ardından, Türkiye’nin dört bir yanındaki köylerde çalışan motivasyonu yüksek öğretmenler, eşit eğitimin gücüne inanan eğitmenler, değişime inancı tam gönüllüler olarak sürdürebilir değişimi yaratmak için bir araya geldik.
Yola çıktık, bu yolun adını da KODA koyduk. Çalıştığımız bölgelerde iki ana faaliyet gerçekleştiriyoruz:

Çocuklarla Atölyeler:

Seçilen pilot köy okullarını gönüllü eğitmenleriyle ayda bir ziyaret ederek, çocuklarla atölyeler gerçekleştiriyoruz. Uygulanan atölyelerle, köy okullarında çocuk merkezli, yenilikçi, örnek eğitsel uygulamalar ortaya koymayı hedefliyoruz.

Öğretmen Buluşmaları:

Çalıştığımız bölgelerde, yine ayda bir olmak üzere, köy öğretmenlerinin kişisel ve mesleki motivasyon ve farkındalıklarını artırmaya, mesleki kapasitelerini geliştirmeye yönelik ‘öğretmen buluşmaları’ düzenliyoruz. Bu gönüllü öğretmenlerimiz de yerelde köy okulları için bir araya gelmiş, gittikçe büyüyen ve sayıları artan topluluklar olarak KODA ailemize katılıyorlar.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Çocuk Fonu dahilinde “Kırsalda Kaliteli Eğitim” projesi için hibe desteği alıyorsunuz. Yürüteceğiniz proje hangi sorundan ortaya çıktı?

Köy Okulları Değişim Ağı (KODA): Türkiye’de ekonomik sınıf ve coğrafi bölge gibi kaliteli eğitime erişimi etkileyen en önemli faktörlerden biri de kır-kent farklılığı. Fırsat eşitsizliği dediğimizde de sadece çocukların eğitime erişip erişemediğine değil “kaliteli eğitime erişim şansına” bakmamız gerekli. Farklı fırsatlarıyla, sorunlarıyla, sosyal ve ekonomik yapısıyla köy okullarında kaliteli, çocuk merkezli bir eğitim sağlanabilmesi için Türkiye’de köy okulları için farklı bir eğitim modeline ihtiyaç olduğuna inanıyoruz. Bu modelin de fikir bazında ilerleyen, yalnızca akademik bir araştırma olmasını değil, köylerde çalışan öğretmenlerle beraber geliştirilmesini ve deneyimlenmesini önemsiyoruz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Proje, söz konusu sorunu çözmek için nasıl bir fayda sağlayacak?

KODA: Köy okullarındaki sorunları görmezden gelmeden ama köylerde mevcut olan sınıf mevcudunun azlığı, okulların doğayla iç içe oluşu, öğretmen-öğrenci-veli ilişkilerinin yakınlığı  gibi fırsatlardan da en iyi biçimde faydalanarak Türkiye’deki köy okulları için yeni bir eğitim vizyonu ortaya koymayı amaçlıyoruz. Bu amaç doğrultusunda başlıca hedeflerimiz: 1- Köy öğretmenlerinin, gönüllü ve uzmanların birbirlerini destekleyebilecekleri fiziksel bir alan oluşturmak, 2- Köy okulları için örnek uygulamalar yaratmak, benzer uygulamaları paylaşmak ve yaygınlaştırmak. Dolayısıyla KODA, Türkiye’deki köy öğretmenlerinin birbirleriyle etkileşimlerini arttırarak ve kaliteli, çocuk merkezli eğitim uygulamalarını yaygınlaştırarak var olan kır-kent temelli eğitim eşitsizliğine de fayda sağlamış olacak.

DV: Proje sonucunda ne gibi değişiklikler yaratmayı amaçlıyorsunuz?

KODA: Bu proje kapsamında da geliştirdiğimiz “köyde öğretmen olmak modülü” bir öğretmenin köyde hem eğitim alanında hem de köyde kalkınma alanında kendini gerçekleştirebileceği, neler yapabileceğini görebileceği ve var olan mevcut durumu nasıl değiştirebileceğini öğrendiği sürdürülebilir bir modül olarak tasarlandı. Öğretmen bu modüle katılım sağlayarak sürdürülebilir bir kırsalda eğitim modelini gittiği her yere taşıyabilir.

Kırsalda eğitim modelimiz ile beraber, köylerde hedeflediğimiz değişimin, her çocuğun kendini gerçekleştirme potansiyelini arttırmasını hedefliyoruz.. Bu sayede tüm çocukların hakkı olan kaliteli eğitimin her bölgeye eşit olarak dağılabileceğine inanıyoruz.

DV: Bahsedilen sorunun çözümüne dair Türkiye’de neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

KODA: Sürdürülebilir olmayan tek seferlik eğitim içerikli atölyeler, mevcut fakat sürdürülebilir, MEB kazanımlarına uygun, kırsalda eğitime odaklanmış, ölçme değerlendirme çıktıları alınabilen uygulamalar ve içerikler yok. Bu uygulamaların çoğalması, yaygınlaştırılabilir olması çok önemli. Bu uygulamalar başarılı olduğunda Türkiye genelinde köy okulları için bir model olacak ve köy okulları vizyonu değişecektir.

DV: Önümüzdeki döneme ilişkin neler yapmayı hedefliyorsunuz? Yeni çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

KODA: KODA olarak önümüzdeki yıllarda etki alanımızı genişletmek ve daha fazla çocuğun ve köy öğretmeninin kendini gerçekleştirebilme potansiyelini ortaya çıkartmak istiyoruz. Çalışma alanlarımızı çoğaltarak, ulusal ve uluslararası konferanslar düzenleyip bu alanda çalışan tüm eğitimcileri bir araya getirerek, deneyim ve tecrübe ağımızı kuvvetlendirmek istiyoruz.

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğinin çalışmalarınıza nasıl bir katkısı olduğunu düşünüyorsunuz?

KODA: Hedeflerimize  ilerlerken, insan kaynağı ve finansal ihtiyaçlarımız  konusunda desteğe ihtiyaç duyuyoruz, projemizin gelişmesi, gerekli araştırmaların doğru bir şekilde yapılması ve uzmanlar tarafından destek alıyor olmamız projeyi sürdürülebilir kılıyor. Ayrıca finansal şeffaflık ve denetlenebilirlik projenin güvenilirliğini de destekliyor.

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nda hibe almış olmak derneğin sadece finansal ve insan kaynağını güçlendirmekle kalmıyor, daha çok kişi ve kurum tarafından bilinmemize de imkan sağlayarak saygınlık kazandırıyor.