Category

Acil Destek Fonu

Hayata Destek Derneği Edirne’deki Mültecilerin Acil İhtiyaçlarının Giderilmesine Yönelik Çalışmalarını Tamamladı

By | Acil Destek Fonu

Edirne sınır bölgesinde Şubat 2020’de yaşanan acil durum üzerine mültecilerin öncelikli ihtiyaçlarının karşılanmasına destek olmak amacıyla oluşturduğumuz Acil Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile Hayata Destek Derneği’ne hibe desteği sağladık. Bu hibe ile başta bebekler ve küçük çocuklar için besleyici mama ihtiyacının karşılanması olmak üzere çeşitli çalışmalar yapan Hayata Destek Derneği’nin Operasyonlar Koordinatörü Volkan Pirinççi ile derneğin mülteci alanındaki çalışmalarını, COVID-19 salgınının ortaya çıkardığı ihtiyaçları ve çalışmalarına etkilerini konuştuk.

2005 yılında kurulan Hayata Destek Derneği insani yardım alanında faaliyet gösteriyor ve afetlerden etkilenmiş toplulukların temel hak ve ihtiyaçlarına erişimlerini sağlamak amacıyla çalışmalar yapıyor. Bu amaç doğrultusunda yaptığınız çalışmalardan ve bu çalışmaları yaparken dikkate aldığınız temel ilkelerden bahseder misiniz?

Afetlerden etkilenmiş toplulukların temel hak ve ihtiyaçlarına erişimlerini sağlamayı amaçlayan bir insani yardım kuruluşuyuz. 2005’ten bu yana Acil Yardım, Mülteci Destek, Mevsimlik Tarımda Çocuk Koruma ile Sivil Toplumu Güçlendirme ve Koordinasyon çalışmaları yürütüyor ve hayatı destekliyoruz. Bugün mülteci destek ve mevsimlik tarımda çocuk koruma programları ile Türkiye’de 8 ilde yerleşik ekiplerimizle düzenli faaliyetler yürütüyoruz. Bir afet veya acil durumda ise Türkiye’nin herhangi bir yerine müdahale etmeye hazırız. Uluslararası desteğe ihtiyaç duyulacak ölçüde büyük afetlerde Türkiye dışında bölge ülkelere de destek olmamız söz konusu olabiliyor. Bir yandan da tüm çalışma alanlarımızda kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının kapasitelerini güçlendirmeye gayret ediyoruz. Diğer bir deyişle afetten etkilenmiş herkesin insan onuruna yaraşır yaşamlar sürdüğü bir dünya için çalışıyoruz.

Bunu yaparken insanlık, ayrım gözetmeme, tarafsızlık, bağımsızlık ve hesap verebilirlik gibi temel evrensel ilkelere bağlı çalışıyoruz. Biraz daha detaylandırmak gerekirse, yaptığımız işin temeline insanı ve insanlık onurunu alıyoruz. Milliyet, ırk, cinsiyet, dini inanç, sınıf veya politik görüş anlamında hiçbir ayrım yapılmadan sadece ihtiyaç temelli çalışıyoruz. Hiçbir çatışmanın tarafı olmadan, yardım önceliğimizde siyasi, ekonomik, askeri çıkar gözetmeden insani ihtiyaçlara odaklanıyoruz.
İnsani yardım aktörleri, yürüttükleri çalışmalarda birey, topluluk, ortak, bağışçı ve devletler dahil tüm paydaşlara karşı hesap verebilir olmalıdır. Tüm faaliyetlerimizi hesap verme sorumluluğu bilinciyle yürüterek hayatlara destek oluyoruz.

Öncelikli çalışma alanlarınızdan biri olan Mülteci Destek Programı kapsamında 2012 yılından bu yana mültecilerin kendi ayakları üzerinde duran güçlü bireyler haline gelmesini ve onurlu bir yaşam hakkına erişmesini sağlamak için çalışıyorsunuz. Mülteci Destek Programı mülteciler için ne tür destekleri içeriyor, göçmen ve mültecileri güçlendirmek için hangi yöntemleri kullanıyorsunuz?

Türkiye’de geçici koruma ve uluslararası koruma statüleriyle ikamet eden mültecileri güçlendirmek için benimsediğimiz temel yaklaşım, onlar için değil onlar ile birlikte çalışmak. Örneğin temel hak ve hizmetlere erişim konusunda topluluk üyelerini bilgilendirmek için 2019 yılında 170 topluluk gönüllüsüyle birlikte çalıştık. İçlerinde yaşadıkları toplulukların problemlerini ilk elden tecrübe eden ve bilen gönüllülerimiz önderliğinde, 2 bin 500’e yakın bilgilendirme oturumu düzenledik. 26 bin 461 kişiye eğitim, sağlık, barınma, koruma, kayıt, sosyal yardımlar gibi temel hizmetlere erişim, ayrıca çocuk hakları, çocuk işçiliğinin olumsuz etkileri, çocuk yaşta evliliklerin önlenmesi, kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi konularda bilgilendirme sağladık.

Vaka temelli destek faaliyetlerimiz, mülteci destek programımızın diğer bir önemli bileşenini oluşturuyor. Söz konusu ihtiyaca göre psikologlarımız, hukuki danışmanlarımız, sosyal çalışmacılarımız kişilerin temel ihtiyaçlarının karşılanması için çalışıyorlar. Bu kapsamda geçtiğimiz sene 7.127 kişinin doğru zamanda, doğru desteğe erişmesine aracı olduk. Sahada çalışan 8 avukatımız, 1.329 kişiye; aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıkları, refakatsiz çocuklara vasi atanması veya kamu gözetimine alınmaları, ceza hukuku uyuşmazlıkları, iş hukuku uyuşmazlıkları, aile birleşimi, kayıt olma, sınır dışı ve idari gözetim süreçleri gibi farklı konularda hukuki destek sundu. Ruh sağlığı ve psikososyal destek çalışmalarımızla topluluk üyelerinin travma ve uyum sorunlarının azaltılmasını, gündelik hayata uyum sağlamalarını amaçladık.

Suriye krizi, bizim ‘uzun erimli’ olarak tarif ettiğimiz bir noktada. Dolayısıyla can güvenliği arayışıyla Türkiye’ye göç eden bireylerin burada bağımsız yaşamlar sürebilmeleri, kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için geçim kaynaklarına erişmelerini sağlamak da bizim için önemli bir öncelik. Bu kapsamda dil eğitimlerinden, mesleki kurslara ve sosyal girişimcilik faaliyetlerine birçok hizmet sağlıyoruz. 2019 yılında mesleki eğitimler aracılığıyla 969 kişinin hayatına destek olduk. Tüm bunları yaparken yerel ekonomilerin canlanmasına, sosyal uyumun birlikte çalışarak gelişmesine katkı sunmayı amaçladık. Bunun yanında İstanbul sahamızda 18-24 yaş grubundaki 132 gence istihdam edilebilirlik eğitimi vererek 30 genci 3 aylık staj programlarına yerleştirdik ve 10 gencin de kalıcı olarak işe yerleşmesini sağladık.

Şubat 2020 tarihinde Edirne sınır bölgesinde başlayan acil durum üzerine mültecilerin öncelikli ihtiyaçlarının karşılanmasına destek olmak amacıyla oluşturduğumuz Acil Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile derneğinize hibe desteği sağladık. Bu hibe kapsamında yaptığınız çalışmaları anlatır mısınız?

Edirne’de yaşanan acil duruma hızlı müdahil olmak büyük önem taşıyordu ve STDV – Turkey Mozaik Foundation ortaklığında sağlanan fon bize tam olarak bu imkanı sağladı. Sınıra doğru hareket eden göçmenlere dair ilk haberler 27 Şubat günü yayılmaya başlamıştı. Kamu kurumları dışında sahaya ilk giden sivil toplum kuruluşlarından biriydik.

Hayata Destek Derneği ise Edirne – Pazarkule bölgesindeki ihtiyaç analiz çalışmasını 1 Mart 2020 tarihinde tamamladı. İhtiyaç analizi sonucunda farklı fonları ve kaynakları buraya aktarmaya karar verdik. Çok sayıda insan temel ihtiyaçlarına erişmekte güçlük yaşıyordu. Bu fon ile bebekler ve küçük çocuklar için besleyici mama ihtiyacını karşılamayı hedefledik. Proje kapsamında 15.360 kavanoz yemeye hazır, sebze ve meyve bazlı, yüksek besin değeri olan bebek maması dağıtımı gerçekleştirdik.

Hayata Destek Derneği ekipleri 13 Mart’ta sahadan ayrıldı, fakat sonraki süreci İstanbul’dan da yakından takip ettik. Edirne’den yaşadıkları şehirlere dönmek isteyen mültecilerin Edirne İl Göç İdaresi Desteği ile İstanbul otogarına gelmeye başladıklarını tespit ettik, fakat sonrasına ne yapacaklarını, yaşadıkları illere nasıl döneceklerine dair belirsizlik vardı. İstanbul saha ekiplerimizin yaptığı ihtiyaç tespiti sonrasında Esenler otogarında yol parası olmadığı için kendi şehrine gidemeyen aileler tespit edildi. 19 Mart tarihi itibariyle 9 günlük süreçte daha önce Edirne sınır kapısında bulunan ve kayıtlı oldukları illere gitmek isteyen 77 kişiye ulaşım desteği sağladık.

Bu aşamadan sonra ise projemizde kısa bir bekleme dönemine girdik. Keza Covid-19 salgını ülkede etkisini göstermeye başlamıştı ve Edirne’den ayrılan aileler çeşitli illerde iki haftalık karantina uygulamasına tabi tutuldular. 14 gün sonunda düzensiz göç kapsamındaki mülteciler ikamet edildikleri iller yerine kayıt edilmeleri için çevre illere gönderildi. Kayıtları tamamlanan ve eskiden ikamet ettikleri illere gidebilmeleri için yol izinleri verilen mültecilerin maddi kaynakları olmadıkları için yine zor durumda kaldıklarını gözlemledik. Özetle, STDV ve Turkey Mozaik Foundation’ın ortak fonu sayesinde Edirne’de yaşanan krizin hem birincil hem ikincil etkilerinin her aşamasında oluşan kırılganlıklara müdahil olduk diyebiliriz.

COVID-19 salgını hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep oldu. Bu durum mevcut çalışmalarınızı ve yürüttüğünüz programları nasıl etkiledi? Bu dönemde çalışmalarınıza devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

Hayata Destek için dijitalleşme 2020-2021 stratejik öncelikleri arasındaydı. Burada dijitalleşmeden kastımız faaliyetlerimizi daha hızlı bir şekilde, daha çok kişiye ulaştırmak ve iç süreçlerimizi daha etkin kılmak için yenilikçi, iletişim ve bilişim odaklı çözümlerden yararlanmak. Biz kendi içimizde bu dönüşümü planlamaya çalışırken, yaşanan Covid-19 salgını bizi bu çalışmalarımızı hızlandırmaya itti. Çalıştığımız tüm illerde uzaktan çalışma esasına göre faaliyet planlarımızı güncelledik. Bir sanal santral kurarak destek hattımızı günler içinde faaliyete sokmayı başardık. Dil eğitimleri gibi eğitimlerimizi de kısa sürede webinar yöntemleriyle dijital platformlarda yapmaya başladık.

Tabii hali hazırda çok kısıtlı imkanlara sahip olan, çok büyük çoğunlukla kayıt dışı işlerde çalışan mülteciler için salgının ekonomik etkileri çok daha ağır oldu. Bu kapsamda küresel insani yardım koordinasyonundan sorumlu UNOCHA’nın (United Nations Office for the Coordination of Humanitarian Affairs) yayınladığı Küresel İnsani Müdahale Planı’na paralel şekilde kendi müdahale planımızı geliştirdik ve mevcut bağışçı kuruluşlarımızla mutabık kalarak yürüttüğümüz faaliyetlere özel ihtiyaçlara yönelik ek bileşenler ve modeller ekledik.

İnsani yardım alanında bu dönemin can alıcı kavramları esneklik ve hızlı adaptasyon becerisi oldu diyebiliriz. Bizim gibi özelleşmiş insani yardım aktörleri, iç süreçleri çok sıkı denetlenen ve suistimale yer bırakmamak için adına iç politika ve prosedürlerini titizlikle yürüten kurumlar. Bu da bizi zaman zaman hantallaştırıyor.

COVID-19 kapsamında alınan önlemler sonucunda ve bu dönemde ortaya çıkan ihtiyaçlara paralel olarak bundan sonraki süreçte sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanlarında ve iş yapma biçimlerinde değişiklikler yaşanması bekleniyor. Bu durumdan hareketle, Hayata Destek Derneği önümüzdeki dönemde çalışma alanlarında, çalışma biçimlerinde ve birlikte çalıştığı hedef kitlelerle ilgili değişiklikler yapmayı planlıyor mu? 2020 yılının kalanı için öncelikleriniz neler olacak?
Oluşturduğumuz Covid-19 müdahalemizde kendimize başlıca iki misyon belirledik: mevcut insani yardım faaliyetlerinin sürekliliğini sağlamak ve Covid-19 salgınının birincil ve ikincil etkileri neticesinde ortaya çıkan ihtiyaçlara cevap vermek. Yaşadığımız, her şeyden önce bir afet durumu ve Hayata Destek, kuruluş misyonu itibarıyla afetten etkilenen birey ve toplulukları odağına koyuyor ve bu defa şehir, ülke, kıta demeden hepimiz birden bu afetten etkilendik. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde afet bilincini artırmak, afete dayanıklı kurum ve sistemler kurmanın ne anlama geldiğini tüm paydaşlarla paylaşmak, gerekli kapasitelerin kazanılması için çalışmak muhakkak önceliğimiz olacak.

COVID-19 Acil Destek Fonu Başvuruları Sona Erdi

By | Acil Destek Fonu

COVID-19 salgını ekseninde yaşanan gelişmeler doğrultusunda güncellediğimiz 2020 yılı hibe stratejimiz kapsamında 2016-2019 döneminde vakfımızdan hibe alan sivil toplum kuruluşlarına (STK) yönelik olarak Turkey Mozaik Foundation iş birliği ile bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz COVID-19 Acil Destek Fonu’nun başvuruları sona erdi.

Fona 24 STK başvuru yaptı ve bu kuruluşların 4’ü teknik kriterlerin değerlendirilmesi aşamasında elendi. Teknik elemeyi geçen başvuruların 18’i dernek, 2 tanesi ise vakıf statüsündeki STK’lar tarafından yapıldı. İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep, Ordu ve Diyarbakır’dan alınan başvuruların 18’i kurumsal gelişim, 2’si ise proje desteği için hibe başvurusunda bulundu. Fondan talep edilen toplam hibe tutarı 370.234 TLoldu

COVID-19 Acil Destek Fonu Başvuruları Açıldı

By | Acil Destek Fonu

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak, COVID-19 salgını ekseninde yaşanan gelişmeler doğrultusunda güncellediğimiz 2020 yılı hibe stratejimiz kapsamında 2016-2019 döneminde vakfımızdan hibe alan sivil toplum kuruluşlarına (STK’lara) yönelik olarak Turkey Mozaik Foundation iş birliği ile bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz COVID-19 Acil Destek Fonu’nun başvuruları açıldı.

2016-2019 döneminde hibe verdiğimiz kuruluşların kısa vadede ayakta kalabilmelerini destekleyerek; ortaya çıkan kurumsal ihtiyaçlarının ve hedef kitlelerinin acil ihtiyaçlarının giderilmesi amacıyla oluşturduğumuz fona aşağıdaki alanlardan bir tanesi için başvuru yapılabilir:

  • Kurumsal destek: COVID-19 ve bu kapsamda alınan tedbirler dolayısıyla ortaya çıkan kurumsal ihtiyaçların (insan kaynakları, kira, dijital araçların satın alması vb.) giderilmesine yönelik çalışmalar,
  • Proje desteği: COVID-19 ve bu kapsamda alınan tedbirler kapsamında STK’ların hedef kitlelerinin ortaya çıkan yeni ihtiyaçlarını tespit etmeye ve gidermeye yönelik destekler.

COVID-19 Acil Destek Fonu kapsamında STK’lara dağıtılacak hibenin toplam tutarı en az 100.000 TL’dir. Başvuru yapan STK’lar hibe programından en fazla 20.000 TL talep edebilirler.

Aşağıdaki başvuru kriterlerine uyan STK’lar hibe programına başvurabilirler:

  • 2016-2019 döneminde Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan hibe almaya hak kazanmış STK’lar. Dönem aralığı oluşturulurken hibelerin başlangıç tarihi değil ilgili fonunun açıldığı tarih esas alınmıştır (Örnek: 2019’da açılan Çocuk Fonu’na başvuran kuruluşların hibe sözleşmeleri 2020’de imzalanmış olmasına rağmen bu fona başvurma hakkına sahiptir)
  • 2019 yılı gelirleri en az 30.000 ve en fazla 1.500.000 TL olan STK’lar

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın devam eden bir hibesini kullanan STK’ların başvurmasının önünde bir engel yoktur.

COVID-19 Acil Destek Fonu’na başvurmak isteyen STK’ların başvuru formunu 8 Haziran Pazartesi günü saat 10:00’a kadar eksiksiz şekilde doldurmaları gerekir.

COVID-19 Acil Destek Fonu hakkında detaylı bilgiye (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve takvim) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.