Category

Cemre Fonu

Cemre Fonu Ön Başvuruları Sona Erdi

By | Cemre Fonu

Sivil toplum kuruluşlarının (STK) yoksullukla mücadele alanında yapılan çalışmalarının desteklenmesi yoluyla toplumsal ihtiyaçların karşılanması, ortaya çıkacak modellerin diğer sivil toplum ve kamu paydaşları tarafından benimsenmesi ve bu alandaki deneyimin artırılması amacıyla kurulan Cemre Fonu’nun ön başvuru süreci sona erdi.

Fona toplam 63 kuruluş tarafından başvuru yapıldı, teknik elemeyi geçen başvuru sayısı ise 52 oldu. Yapılan başvuruların 43’ü dernek, 5’i vakıf, 3’ü kooperatif ve 1’i sendika tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı.

Cemre Fonu Değerlendirme Komitesi tarafından yapılacak ön değerlendirmenin ardından ayrıntılı başvuru formu doldurması beklenen STK’larla önümüzdeki günlerde iletişime geçilecektir.

Cemre Fonu Ön Başvuru Çağrısı Açıldı

By | Cemre Fonu

Türkiye’de yoksulluk sorununa yönelik çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşlarını (STK) desteklemek amacıyla kurulan Cemre Fonu’nun ön başvuru çağrısı açıldı.

Yoksullukla mücadele alanında yapılan sivil toplum çalışmalarının desteklenmesi yoluyla toplumsal ihtiyaçların karşılanması, ortaya çıkacak modellerin diğer sivil toplum ve kamu paydaşları tarafından benimsenmesi ve bu alandaki deneyimin artırılmasını amaçlayan Cemre Fonu kapsamında STK’ların çalışmaları desteklenecek. Fon kapsamında hibe almaya hak kazanan kuruluşlara ayrıca kaynak ve uzmanlık aktarımı yoluyla da destekler sağlanacak. Cemre Fonu ile ilgili ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

İki kademede değerlendirilecek fonun ilk aşamasında aşağıdaki kriterlere uyan STK’ların ön başvuruları kabul edilecek:

• Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler ve diğer kar amacı gütmeyen
• 2019 veya daha öncesinden beri sahada aktif olarak çalışan,
• 2019’daki gelirleri 30.000 TL üstünde olan kuruluşlar.

STK’ların önerdikleri proje fikirlerinin bütçesinin en fazla 150.000 TL olması gerekir.

Doğrudan yoksullukla mücadele alanında çalışmasa da çalıştıkları hedef kitle çerçevesinde kurumsal bir uzmanlık geliştirmiş olan STK’ların, bu yeni dönemin oluşturduğu ihtiyaçlar kapsamında yoksulluk alanında yapmak istedikleri projelerle fona başvurmaları teşvik edilmektedir.

Cemre Fonu’na başvuru yapmak isteyen kuruluşların başvuru formunu eksiksiz şekilde doldurarak 23 Aralık 2020 Çarşamba günü saat 10:00’a kadar göndermeleri gerekmektedir.

Fon hakkında detaylı bilgiye (ön başvuru formu, değerlendirme kriterleri ve fon takvimi) buradan ulaşabilirsiniz.

Bağışçılarımıza Yönelik Çevrimiçi Etkinlik Serimiz Güzel İşler’in İlk Etkinliği Gerçekleşti

By | Cemre Fonu, Güzel İşler

Bağışçılarımıza yönelik olarak düzenlediğimiz yeni çevrimiçi etkinlik serimiz Güzel İşler’in ilk buluşmasını Türkiye’de Yoksulluk ve Yoksullukla Mücadele başlığıyla 11 Kasım’da gerçekleştirdik. Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu’ndan Doç. Dr. Volkan Yılmaz ve Derin Yoksulluk Ağı’ndan Hacer Foggo’nun konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte, Türkiye’de yoksulluğun durumunu, COVID-19 salgını ve ekonomik krizin yoksulluk üzerindeki etkilerini ve sivil toplum kuruluşlarının yoksullukla mücadele alanındaki çalışmalarını yapılan araştırmalar ve sahadaki deneyimler üzerinden konuştuk.

Etkinlikten öne çıkan başlıkları aşağıda görebilirsiniz:

    • Temel ihtiyaçlara erişim üzerinden ölçümlenen “mutlak yoksulluk” ile bir toplumda yaygın olarak kabul gören yaşam standardını sürdürememek ile ilişkilendirilen “göreli yoksulluk” arasında fark bulunuyor. Göreli yoksulluk ülkeden ülkeye değişiyor.
    • Yoksulluğun etkilerini azaltmak için gereken devlet politikaları -gelirden bağımsız olarak- kaliteli eğitim ve sağlık sistemlerine erişim, kapsayıcı sosyal sigortalar ve ekonomik büyümenin hane gelirlerine yansımasıdır.
    • COVID-19 salgını halihazırda yoksul olan kişileri etkiledi. Ayrıca önceki dönemde orta gelirli olan ancak salgın dolayısıyla işini kaybeden ya da ücretsiz izin verilen kişiler bu dönemin “yeni yoksulları” olarak ortaya çıkıyor.
    • Kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşları arasında “yapıcı gerginlik” yaklaşımı doğrultusunda hareket etmek gerekiyor. Bu bağlamda, sivil toplum kuruluşlarının odaklanabileceği temel alanlar olarak sosyal sigorta sistemlerinden faydalanamayan bireylere ya da gruplara verilecek destekler ve bu alanda yapılan çalışmalara yönelik izleme-değerlendirme çalışmaları ile desteklenen savunuculuk faaliyetleri önem teşkil ediyor. Sivil toplum aktörlerinin yoksullukla mücadeledeki bir diğer rolü ise, salgın döneminde daha da görünür hale gelen ve özellikle eğitime erişim konusunda internet erişimi problemi gibi, toplumun değişen temel ihtiyaçlarını gözlemlemek ve bu ihtiyaçların giderilmesine katkı sağlamak için yapılacak çalışmalar olarak ortaya çıkıyor.
    • Mahalle düzeyinde ve farklı kurumları (belediyeler, sivil toplum kuruluşları, okullar vb.) dahil ederek geliştirilecek modeller ve pilot çalışmalar önemli. Yoksullukla mücadele alanında yapılan çalışmalarda merkezi ve yerel düzeydeki kamu kurumlarının dahil edilmesi kritik rol oynuyor.
    • “Derin yoksulluk” nesilden nesle aktarılıyor ve devamlılık gösteriyor.
    • Çalışmalarına salgın döneminde başlayan Derin Yoksulluk Ağı (DYA) destekçilerle ihtiyaç sahibi aileleri eşleştirerek 2.000 ihtiyaç sahibi ailenin bebek bezi, mama ve gıda başta olmak üzere temel ihtiyaçlarının karşılanmasına olanak sağladı. Bu kapsamda, Derin Yoksulluk Ağı ekibi bizzat sahada ziyaretler yaparak ailelerin ihtiyaçlarını tespit ediyor, bu ihtiyaçlar listelenerek destekçilere iletiliyor ve destekçilerin sanal marketlerden yaptığı alışveriş yoluyla ihtiyaç sahiplerine yardım ediliyor.
    • DYA birlikte çalıştığı ailelerin profiline ilişkin bir araştırma üzerinde çalışıyor. İstanbul’un Ataşehir, Beyoğlu, Çekmeköy, Fatih, Şişli, Ümraniye, Esenyurt ve Avcılar ilçelerinde toplamda 103 hanede gerçekleştirilen araştırmaya göre, hanelerin %64’ü gelirlerini hurda toplayıcılığı, tekstil işçiliği, temizlik görevlisi, seyyar satıcılık gibi güvencesiz günlük işlerden elde ediyor. Ailelerin aylık gelirleri 700-800 TL arasında ve en büyük gider kalemi 400-450 TL ile kira giderleri.
    • Yerel ve merkezi yönetimlerin salgın sırasındaki destekleri, standart gıda kolisi ile sınırlı. Oysa her hanenin ihtiyacı yaşayanların durumuna göre (bebekler, çocuklar, hastalar, yaşlılar vb.) farklılaşıyor.
    • Salgının en temel etkisi eşitsizlikleri arttırarak yoksulluğu derinleştirmesi. Salgın sürecince ertelenen faturalar ya da işten çıkartma yasakları sorunu ortadan kaldırmıyor, sadece erteliyor. Salgın sonrasında evsizlik, okul terki ve çocuk işçiliği, gıdaya erişememe gibi önemli sorunların daha da artması bekleniyor.