Category

Çocuk Fonu

Bilim Kahramanları Derneği Kızlar Bilimle Buluşuyor Projesinin 3. Fazı için Çalışmalarına Başladı

By | Çocuk Fonu

Çocuk Fonu’nun 2020-2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile desteklediğimiz Bilim Kahramanları Derneği (Bilim Kahramanları) bilimsel düşünce ve bilimsel farkındalığın toplumun her kesiminde yayılması ve teşvik edilmesi amacıyla çalışmalar yapıyor, çocukların ve gençlerin erken yaşta bilimle buluşmalarını sağlıyor. Bilim Kahramanları, sağladığımız hibe ile uluslararası bir program olan Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor (FIRST LEGO League Jr) kapsamında 6-10 yaş arasındaki kız çocuklarının bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik becerileri (STEM) geliştirmelerini ve kodlama, proje geliştirme, takım çalışması, sunum yapma gibi alanlarda deneyim kazanmalarını amaçlayan Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin 3. fazını hayata geçiriyor. Projenin yeni döneminde Antalya, Diyarbakır, Edirne, Hatay, Mersin ve Samsun’dan devlet okullarında okuyan 120 kız çocuğu bilimsel ve eleştirel düşünme aracılığıyla toplumsal sorunlara özgün çözümler bulacakları projelerini hazırlayacak ve düzenlenen bilim fuarlarında sunacak. Bilim Kahramanları Derneği Örgütlenme Koordinatörü Merve Özayıtgu ile yaptığımız röportajda derneğin salgın döneminde gerçekleştirdiği çevrimiçi çalışmaları ve  Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin 3. fazında yapacakları faaliyetleri konuştuk.

Bilim Kahramanları Derneği çalışmalarını ağırlıklı olarak okullarda ve yüz yüze gerçekleştiren bir sivil toplum kuruluşu. Oysa salgın sürecinde alınan tedbirler çalışmaları çevrimiçi platformlar üzerinden gerçekleştirmeyi zorunlu hale getirdi. Bu durum derneğin faaliyetlerini nasıl etkiledi? Hedef kitleniz ve çalıştığınız alan açısından düşünüldüğünde bu sürecin olumlu ve olumsuz yanları neler oldu?

Bilim Kahramanları Derneği olarak, 2004 yılından bu yana sürdürdüğümüz çalışmalarımızın hepsi sahada, kalabalık gruplarla ve takım halinde yoğun olarak çalışmayı gerektiren bir anlayışıyla sürdürülüyordu. Ancak 9 Mart 2020 gününde aldığımız kararla uygulama metotlarımızı değiştirmenin yolları açıldı. Yeni dönemde önceliğimiz fiziksel olarak bir araya gelerek yürüttüğümüz etkinlikleri çevrimiçi olarak yürütmenin yollarını aramak, programlarımızda çocuklarımıza rehberlik eden öğretmenlerimizi mesleki anlamda desteklemek ve gönüllülerimiz için çevrimiçi etkin olarak destek verebilecekleri alanlar yaratmak oldu.

Bu süreçte ilk olarak mevcut etkinliklerimizi çevrimiçi ortamlara taşıdık. Bilim Kahramanları Buluşuyor/FIRST LEGO League Challenge programımızın İzmir’de gerçekleştirmeyi planladığımız ulusal turnuvasını, Global Innovation Award Türkiye Etkinliğini, Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor/FIRST LEGO League Explore fuarlarını Nisan-Aralık 2020 aylarında çevrimiçi olarak planladık. Ayrıca Yılın Bilim İnsanıGenç Bilim İnsanı ödül törenimizi 200’ü aşkın seyirci ile Instagram üzerinden canlı yayın ile gerçekleştirerek genç bilim insanlarımızı kamuoyu ile tanıştırma fırsatı bulduk. Bunlara ek olarak çocukların ve gençlerin bilimsel süreçlerden uzak kalmamasını sağlamak adına Nisan – Kasım ayları arasında programlarımıza katılan 6-10 yaş arasındaki çocukların katılımlarıyla bilim atölyeleri ve şenlikleri düzenledik.

Çevrimiçi yöntemleri kullanarak yürüttüğümüz çalışmaların olumlu yanlarından en önemlisi fiziksel buluşmalar gerçekleştiremediğimiz şehirlerden öğretmenler, aileler, çocuklar ve gençlerle tanışmamız oldu. Ayrıca fiziksel buluşmalara ara verdiğimiz için faydalanıcılarımızı farklı alanlarda destekleyen söyleşi, atölye, mentorluk buluşmaları ve kapasite geliştirme çalışmalarına daha çok zaman ayırabildik. Bilim Kahramanları ile Söyleşiler serimizi başlattık; gönüllülerimiz, katılımcı çocuklar ve öğretmenlere yönelik farklı temalarda uzman söyleşileri planladık. Öğretmenlerimiz için mesleki anlamda destekleyici seminerler ve atölyeler yürüttük. İnsan kaynakları, iletişim ve dijitalleşme tarafında kurumumuzu güçlendirmek için önemli adımlar attık. Olumsuz yanlarına gelirsek hedef kitlemizde internet ve donanıma erişim sorunu yaşayan gruba ulaşma imkanımız tamamen ortadan kalktı. Gönüllülerimizi dahil ettiğimiz etkinliklerimizin sayısı azaldı.

Dernek olarak hayata geçirdiğiniz STEM Destek Programı kapsamında öğretmenlere ulaşarak daha çok çocuğun bilim ile erken yaşta buluşmasını hedefliyorsunuz. Bu programın kapsamından ve öğretmenlere yönelik olarak sağladığınız desteklerden bahseder misiniz?

STEM Destek Programı, derneğimizin 2020 yılında programlarına dahil olan bir destek modeli. Uzun sürelerdir, uluslararası programlarımız kapsamında özel sektörden, uluslararası kurumlardan ya da kamudan çeşitli destekler alıyor, bu destekleri takımlarla buluşturuyoruz. Bu desteklerin kapsamını çoğu zaman global eğitim materyallerinin, robot setlerinin temini oluşturuyor. Bu da aslında imkanı kısıtlı ancak öğrencilerini uluslararası bilimsel etkinliklere dahil etmek isteyen özverili öğretmenlerimizin en büyük ihtiyaçlarından biri. Bu nedenle, 2020 – 2021 sezonundan itibaren, aldığımız her türlü maddi ve ayni desteğin takımlarla buluşturulmasını STEM Elçilerimiz olarak adlandırdığımız öğretmenlerimiz aracılığıyla sağlayacağız. STEM Elçilerimiz, 4 – 16 yaş arasındaki çocuklara ve gençlere rehberlik ederken STEM çalışmalarının önemine işaret eden çeşitli görünürlük çalışmaları da yapacaklar. Bu sayede, takımların kendi yerellerinde önemli imkanlar da elde edeceğini düşünüyoruz. Program kapsamında öğretmenlerin kendi içlerinde de bir paylaşım ağı kurmalarını da önemsiyoruz. İlk yıllarda bizim öncülüğümüzde yürütülen çeşitli atölye ve seminerlere öncelik vereceğiz; ancak ilerleyen dönemlerde deneyimli öğretmenlerin yeni başlayan öğretmenlere destek vermesini de sağlamak istiyoruz.

2012 yılından beri Yılın Bilim İnsanı, Genç Bilim İnsanları Ödül Töreni’ni hayata geçiriyorsunuz. Bu ödülün amacını ve bu kapsamda sağlanan teşvikleri paylaşır mısınız?

2012 yılından beri sürdürdüğümüz Yılın Bilim İnsanı programımız kapsamında, 38 yaş altındaki mühendislik ve temel bilimler alanında çalışan bilim insanlarımızın çalışmalarını bilme katkı, bilimin toplum yararına kullanılmasına katkı ve bilim yayılmasına katkı başlıklarında değerlendirerek öne çıkan bilim insanlarımızı kamuoyu ile tanıştırma fırsatı buluyoruz.

Genç Bilim İnsanı Ödül Töreni’nde bilim insanlarımıza akademik çevreden ve sivil toplumdan profesyonellerin katılımıyla plaketlerini ve ödüllerini takdim ediyoruz ve onların çalışmalarından bahsediyoruz. Programa her sene üç üniversite liderlik ediyor ve ev sahibi üniversitelerin rektörleri bağımsız seçici kurul üyeleri atıyor. Başvurular seçici kurul üyeleri tarafından titizlikle değerlendirildikten sonra o seneye çalışmalarıyla katkı sunan ve öne çıkan bilim insanları seçiliyor. Dernek olarak ödül töreni öncesinde ve sonrasında basında çeşitli haberler yapıyoruz ve bilim insanlarının tanınmasına katkı sağlamaya çalışıyoruz. Yılın Bilim İnsanı programımızın 2020 yılı için başvuruları 30 Aralık’ta başladı ve Şubat ayı ortasında tamamlandı . Ayrıntılı bilgiye sitemizden ulaşabilirsiniz.

Çocuk Fonu’nun 2020-2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız hibeyle Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin 3. dönemini hayata geçiriyorsunuz. Bu kapsamda yapacağınız çalışmaları ve projenin bu döneminde yeni eklenen faaliyetleri bizimle paylaşır mısınız?

2018 – 2019 yılında ilk kez başvurduğumuz Çocuk Fonu’nda birçok başvuru arasından destek almaya hak kazanmanın büyük mutluluğunu yaşadık. İlk kez desteklendiğimiz sezonda, 8 şehirden 12 kız takımını destekledik ve kızların uluslararası programımız olan Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor/FIRST LEGO League Explore programına katılmasını sağladık. Aynı zamanda takımlarımıza 36 öğretmen, takım koçu ve danışmanı olarak rehberlik etti. Yalnızca kızlardan oluşan ve bilimsel araştırma ve proje geliştirme süreçlerinde onlara rehberlik eden takım koçları ve danışmanlar sayesinde süreci başarıyla deneyimleyen kızlarımızın imkan sağlandığında neler yapabileceğini gördük. Kızlarımızın başarısı, Sivil Toplum için Destek Vakfı tarafından  gerçekleştirilen Destekle Değiştir  etkinliğinde de önemli destekler almamızı sağladı. Bu etkinlikteki destekçilerimizin sayesinde takım sayısını 20’ye çıkarma şansı bulduk. 2019 – 2020 sezonunda 16 şehirdeki 20 takımdan 120 kız çocuğu çalışmalarda yer aldı. Kızlara, 52 öğretmen rehberlik etti. Bu destek kapsamında, yine takımlarımızın ihtiyaç duyduğu eğitim materyallerini ve robot setlerini temin ettik. Projenin 2. fazında ise çok önem verdiğimiz bir iş birliği yaptık. Bahçeşehir Üniversitesi BAUSTEM ile çalışmalarda kızların kazanımlarını ölçen bir etki çalışması sürdürdük. Takım üyeleri olan kızlarla ve takım koçları ve danışmanları ile odak grup çalışmaları gerçekleştirdik, anketler sayesinde geri bildirimlerini aldık. Bu kapsamda hazırladığımız raporu Şubat ayının sonuna doğru duyuracağız. İçinde bulunduğumuz 3. fazda ise 16 şehirden 20 kız takımını desteklemeye devam edeceğiz. Programda yine 40 öğretmen yeni mesleki beceriler deneyimleyecek. Bu fazda ise en önemli faaliyetlerimizden biri 40 öğretmene sağlayacağımız 12 saatlik eğitimler olacak. Bu eğitimlerde amacımız öğretmenlerin, hem takımların kullandıkları robot setlerinde yüz yüze ve çevrimiçi olarak kullanıma dair daha derinlemesine bilgi sahibi olması hem proje geliştirme süreçlerinde desteklenmeleri hem de programın en önemli amaçlarından biri olan toplumsal cinsiyet konusunda farkındalık kazanmaları olacak. Eğitimlerimizi Şubat ayında uzmanların kolaylaştırıcılığında gerçekleştireceğiz. 20 kız takımımız bu sene herkesi harekete geçirecek ve spora teşvik edecek projeler geliştirecekler. Çalışmalarını sundukları çevrimiçi festivallere ise Mayıs ve Haziran aylarında katılacaklar.

Vakfımızı takip edenler daha önceki iki döneminde de hibe desteği sağladığımız Kızlar Bilimle Buluşuyor projesini yakından tanıyor. Bu projenin birlikte çalıştığınız kız çocuklarının hayatına etkisinden bahseder misiniz? Projede uzun soluklu bir yaklaşımı devam ettirmenin nasıl bir katkısı olacağını düşünüyorsunuz?

Çocuk Fonu’na başvuru yaparken amacımız daha fazla kız çocuğunun STEM (fen, teknoloji, mühendislik, matematik) yolculuğunda, kodlama ve robotik tasarım süreçlerinde yer almasını sağlamak, mühendislik becerilerini geliştirmelerine olanak sağlamak ve bu alanda kariyer tercihleri üzerlerine düşünmelerine teşvik etmekti. Projenin ilk yılında takımlara rehberlik eden takım koçları ve danışmanlarından çok kıymetli geri bildirimler aldık. Kızların, tüm materyallere önce çekinerek dokunduğunu ancak sürecin sonunda çalışmalarını sergiledikleri festivallerden dönerken kendilerine olan güvenlerinin arttığından bahsettiler. Bu değişimi gözlemleyen velilerin ise sürecin kazanımlarına dair olumlu dönüşleri oldu. Bu süreç aynı zamanda kızların imkanlar kendilerine yöneltildiğinde STEM alanda var olabildiklerini görmeleri açısından da çok önemliydi bizim için.

Projenin ikinci ve hatta üçüncü kez destekleniyor olması, desteklenen okullarda bir kültürün oluşmasını da sağladı. Takım koçları ve danışmanları okul idarelerinden daha çok destek görmeye başladıklarını ve okulda diğer öğrencilerin de takımda yer almak için kendilerine geldiklerinden bahsettiler. Projeye başlarken amacımız tam olarak da buydu; bu kültürü, bilimsel süreçleri deneyimleme heyecanını tüm okula yayabilmekti. Bunu başardığımızdan bahsetmemiz yanlış olmaz. Diğer yandan, kazanımları açıkça görebileceğimiz etki raporumuzu da çok yakında sizlerle paylaşacağız. Bu da proje destekçileri aracılığıyla hep beraber nasıl hikayeler oluşturduğumuza dair önemli bir çıktı olacak.

KALBEN Derneği ile Çocuk Fonu Kapsamındaki Kurumsal Hibe Sürecini Konuştuk

By | Çocuk Fonu

Devlet koruması altındaki çocuklar ve koruyucu aileler arasındaki bağı güçlendirmek ve koruma altında yaşayan çocukların hak ve fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla çalışan Korunma Altında Yetişen Gençler ve Koruyucu Aile Derneği’ne (KALBEN) Çocuk Fonu’nun 2020-2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile kurumsal hibe desteği sağlıyoruz. Hibe desteğiyle derneğin organizasyon yapısını ve finansal sürdürülebilirliğini güçlendirmek için kullanan  KALBEN, derneğin dijitalleşmesi ve daha fazla sayıda bireysel bağışçıya ulaşması için çalışmalar yapacak. KALBEN Derneği Proje Koordinatörü Seda Dokuzkardeş ile yaptığımız röportajda koruyucu aileler ve koruma altındaki çocuklar ile  yürüttükleri faaliyetleri ve  derneğin kurumsal kapasitesini güçlendirmek amacıyla yapacakları çalışmaları  konuştuk.

KALBEN Derneği’nin amaçlarından ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

KALBEN Derneği, koruyucu ailede büyüyen Pelin Çalışkanoğlu Ekşi tarafından kuruldu. Pelin’in ailesi Türkiye’nin ilk koruyucu ailelerinden biri. Kurumumuz korunma altındaki çocuklar ve koruyucu aileler arasındaki bağı güçlendirmek, devlet koruması altında yaşayan çocuklara hak ve fırsat eşitliği sağlama konusunda çalışmalar yapıyor. KALBEN olarak öncelikli hedefimiz devlet koruması altında yaşayan çocuklarımızın gelişimsel farklarını en aza indirerek psiko-sosyal destek sağlamak.

Korunma altında yetişen çocuklarımızın ve gençlerimizin  sosyal ve gelişimsel açıdan yaşıtlarından geri olma durumlarını en aza indirmek hatta aradaki bu farkı kapatmak için çalışan kurumumuz, yaşıtları ile aynı şartlar altında gelişim sağlayamayan çocuklarımızın sağlıklı ve güvenli bir aile ortamı içerisinde sosyal, psikolojik ve akademik olarak gelişimlerine katkıda bulunarak fırsat ve eğitim eşitliği sunuyor.

Sanatın ve sporun iyileştirici gücünün olduğuna inanıyoruz. Sürdürülebilirliğini sağladığımız sanat ve spor eğitimleri ile çocuklarımıza özel bir alan ve kendilerini daha iyi ifade etmelerini sağlayan bir ortam yaratıyoruz.

Her çocuğun aile ortamında yetişmesi gerektiğini savunarak devlet koruması altında yaşayan çocuk sayısını en aza indirmek için Koruyucu Aile Hizmet modelinin bilinirliğini tanıtmak amacıyla özellikle gençler arasında, üniversitelerde, sivil toplum kuruluşlarında sempozyumlar ve sunumlar yapıyoruz.

KALBEN Derneği, koruyucu aile hizmet modelinden faydalanan ve koruyucu aile deneyimine sahip kişiler tarafından kuruldu. Derneğinizin bu tecrübeye sahip kişiler tarafından kurulmuş olmasının yaptığınız çalışmalara ne tür katkıları oluyor?

Koruyucu aile hizmet modelinde bazen karşımıza çocuk ve aile uyumu gibi beklemediğimiz sorunlar çıkabiliyor. Bu durum özellikle ergenlik döneminde ortaya çıkabiliyor. Bu tarz sorunlarda, tecrübeli koruyucu ailelerimiz sorun yaşayan koruyucu ailelere yol gösteriyor. Her ihtimalde de çocuk ve çocuğun yararı ön planda tutuluyor. Koruyucu ailenin yanına yerleşmiş bir çocuğa düzgün bir yaşam sunabilmek bu noktada çok önemli bir nokta.

Verdiğimiz seminerlerde tecrübeli koruyucu ailelerin ya da korunma altında yetişmiş gençlerden konuşmasını talep edip süreç hakkında detaylı bilgi vermelerini istiyoruz. Koruyucu aile adayları ile tecrübeli koruyucu ailelerimizin birebir görüşmeler yapmalarını sağlıyoruz. Bu sayede koruyucu aile adayları sürece daha hazırlıklı oluyorlar. Ergenlik döneminde yaşanan kuruma geri dönüşler bu görüşmeler sayesinde azalabiliyor.

Türkiye’deki koruyucu aile hizmet modeli hakkında bilgi verir misiniz? Bu modelin koruma altındaki çocukların hayatında nasıl etkileri oluyor? 

Çeşitli nedenlerle biyolojik ailesi yanında bakımları bir süre için sağlanamayan çocukların, kendi aile ortamlarında eğitim, bakım ve yetiştirilme sorumluluğunu kısa veya uzun süreli olarak ücretli veya gönüllü statüde devlet denetiminde paylaşan ve hissettikleri toplumsal sorumluluğu gösterebilen uygun aile ya da kişilere koruyucu aile deniyor.

Koruyucu aile olmanın şartları ise 25-65 yaş aralığında bulunmak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, Türkiye’de sürekli ikamet etmek, en az ilkokul mezunu olmak ve düzenli bir gelire sahip olmak. Kişiler ikamet ettikleri  yerlerdeki Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürülüğüne başvurularını yapabiliyorlar.

Koruyucu aile hizmet modelinin en önemli amacı, çocuk için karmaşık ve sorunlu olan bir dönemde özenli davranılarak çocuğun bu dönemi örselenmeden geçirmesini ve normal hayatını devam ettirmesi sağlamak. Kurum bakımında çok sayıda çocuk olması, birebir ilginin sağlanamaması anlamına geliyor. Oysa sayede koruyucu ailenin yanında yetişen çocuğa birebir ilgi ve sevgi verilebiliyor. Böylelikle geleceğe daha sağlıklı, daha umutlu ve güvenle bakabilen nesiller yetiştiriliyor.

COVID-19 salgınının KALBEN Derneği’nin çalışmalarına ne gibi etkileri oldu?

KALBEN olarak salgın öncesinde çocuklarımızla birlikte alanda oldukça aktif bir konumdaydık. Çeşitli atölyeler ile  psiko-sosyal destek çalışmaları yürütüyorduk. COVID-19 salgını  ile birlikte değişimler kaçınmaz oldu, çalışmalarımız doğrudan etkilendi. Salgın dolayısıyla atölyelerimizi dijital ortamda gerçekleştiriyoruz. Bu yeni düzen ve dijitalleşmeyle birlikte kullanılmaya başlanan uygulamaların öğrenilmesi hem bizler  hem de çocuklarımız için zor bir süreç oldu. Ayrıca ilgili kurumların   çevrimiçi eğitimlere dair altyapılarının bulunmaması sebebiyle çocuklara ulaşmak da bu süreçte zorlaştı.

Çocuk Fonu’nun 2020-2021 döneminde  sağladığımız kurumsal hibe desteğinden yararlanacaksınız. Hibe kapsamında hangi kapasite gelişim başlıklarında ne tür çalışmalar gerçekleştireceksiniz? Bu çalışmaların derneğinize nasıl katkıları olmasını bekliyorsunuz?

Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile sağlanan kurumsal hibe kapsamında faaliyet alanımıza ve ölçeğimize uygun etkin şekilde işleyen bir organizasyon yapısına ulaşmamız bekleniyor. Bu bağlamda çeşitli araçlar ile birlikte dernek faaliyetlerimizin COVID-19 benzeri bir krizden etkilenme oranını en aza düşürecek şekilde kriz yönetimi yapılmasına yönelik kurumsal kapasite geliştirilecek. Bu kapsamda, dernek personelinin, gönüllülerin ve yönetim kurulunun dernek faaliyetlerini uzaktan da devam ettirebilmesi için çeşitli dijital araçlar temin edilecek ve derneğin kurumsal olarak dijital çağa ayak uydurabilmesi için dijital okuryazarlık kapasitesi en üst düzeye çıkarılacak. Ayrıca derneğin belgelerinin ve dernek işleyişinde kullanılan diğer tüm bilgi ve belgenin uzaktan erişilebilir olması amacıyla yine dijital ürün ve hizmetler satın alınarak dernek organizasyon yönetim süreçlerine uyumlanacak.

Sürdürülebilir finansal bir model için fonlar ve kurumsal desteklerle birlikte bireysel bağışlara odaklanan, bireysel bağışlar ile temel giderlerin karşılandığı bir yapının oluşturulması için de çalışmalar yapıyoruz. Böylelikle kurumsal destek fonlarına yapılan başvuruların artırılarak hem kurumun kapasitesinin güçlendirilmesi hem de kurumun temel ihtiyaçları için kaynak yaratılması sağlanacak.  Bu süreçte kurumsal iletişim çalışmaları ile kaynak geliştirme faaliyetleri eşgüdümlü olarak yürütülecek. Ayrıca dernek personeline, gönüllülere ve yönetim kuruluna yönelik planlanacak finansal okuryazarlık eğitimleri ile dernek kaynaklarının daha etkin ve verimli kullanılması sağlanacak. COVID-19 sürecinde ortaya çıkan finansal kaynaklara erişimin zorluğu salgın döneminin oluşturduğu kriz sonlanana kadar bertaraf edilecek. Bu sayede derneğimiz salgın krizini finansal olarak daha az etkilenerek geçirmiş olacak. Böylece finansal sürdürülebilirliğe katkı sağlanacak.

Nirengi Derneği  İstismar Mağduru Destek Hattı Projesi için Çalışmalarına Başladı

By | Çocuk Fonu

Çocuk Fonu’nun 2020-2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile hibe verdiğimiz  Nirengi Derneği istismar, akran zorbalığı ve flört şiddetinin önlenmesi ve sonuçlarıyla baş edilmesi için daha sistematik ve bütüncül bir anlayışın yaygınlaşması ve bu konuda uygulanabilir politika önerilerine dayalı adımlar atılması amacıyla çalışıyor. Nirengi Derneği, fon kapsamında desteklediğimiz İstismar Mağduru Destek Hattı projesi ile istismar mağduru 20 çocuğa ve/veya onların bakım verenlerine psiko-sosyal danışmanlık  sağlayacak. Nirengi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Direktörü İdil Türkmen Ayaydınlı ile yaptığımız röportajda istismar, akran zorbalığı ve flört şiddetinin çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerini, derneğin çalışmalarını yürütürken temel aldığı Pozitif Gençlik Gelişimi yaklaşımını ve İstismar Mağduru Destek Hattı projesi kapsamında yapacakları çalışmaları konuştuk.

Nirengi Derneği, Çocuk Fonu kapsamında Vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş hikayenizden ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Nirengi Derneği Kasım 2015’de kurulmasına rağmen, geçmişi daha öncesine dayanıyor. Farklı uzmanlıklardan profesyoneller olarak yıllar içinde pek çok projede yollarımız kesişti ve birlikte çalışma fırsatı yakaladık. 1999 Marmara depreminin hemen ardından 90 meslektaşımız ile hızla bir araya geldik. Yurt dışından çeşitli uzman kuruluşların bilgi ve birikimini ülkemize uyarlayarak Afet Sonrası Toplumsal Travmanın Azaltılması Uygulama Yöntemleri eğitimlerinin verilmesini sağladık. Afet bölgesindeki çeşitli sivil toplum kuruluşları (STK) ile yakın iş birliği içinde iki yıla yakın bir süre için ekip olarak travma sonrası rehabilitasyon çalışmaları yürüttük. Benzer şekilde, 2003 yılında İstanbul’da İngiltere Başkonsolosluğu, 2 sinagog ve HSBC Bankası’na düzenlenen bombalı saldırılarından sonra, travma konusunda eğitimler düzenledik, saldırıdan etkilen kişiler ve aileleri ile çalıştık.

Çeyrek asırdır uygulamakta olduğumuz farkındalık ve gelişim grup çalışmalarımızı, haklara ulaşım ve bireysel gelişim çalışmalarımızı çeşitli kurumlar, üniversiteler ve farklı STK’larla uyguladık. Bireysel ve grup çalışmalarımız, mesleki eğitim seminerlerimiz, gözetim çalışmalarımız, toplumsal cinsiyet rolleri ve kültürel kodlar konusunda bilinç yükseltme çalışmalarımız, bilgi ve farkındalığı arttıran konferanslarımız, paylaşım ve sohbetlerimizle oldukça geniş bir kitleye hitap ettik. Bir süre sonra “kabımıza sığamaz” olduk ve sahip olduğumuz bilgi ve deneyimleri toplumsal düzeyde fark yaratmak için daha geniş kitlelere yaymaya ve ulaşamadığımız yörelere doğru uzanarak toplumsal sorumluluğumuzu daha yaygın kullanmaya karar verdik. Bu şekilde bir dönüşüm ve yenilenme hikâyesi olarak Nirengi Derneği’ni kurduk.

Çekirdek ekibimiz çeşitli disiplinlerden kendi alanında uzmanlık derecesine sahip; klinik psikolog, uzman psikolojik danışman, eğitimci, sosyal hizmet uzmanı, iletişim ve görünürlük uzmanı, uluslararası ilişikler ve siyaset bilimi uzmanı, avukat, adli psikolog gibi meslek profesyonellerinden oluşuyor. Buna ek olarak derneğimize her konuda uzmanlık desteği alabilme kapasitesi sağlayan geniş̧ bir ağ bağlantımız var. Derneğimize gönüllü katkı veren genç ve yeni mezun meslek elemanlarının sayısı da giderek artıyor.

Nirengi Derneği olarak ana kuruluş amacımızı ulusal ve uluslararası arenada referans sivil toplum kuruluşu olmak şeklinde belirledik. Hedeflerimizi ise bireylerin ve toplumun, insan onuruna uygun şekilde yaşamlarını sürdürmelerine, iyi olma hallerinin ve yaşam kalitelerinin yükselmesine uluslararası standartlar çerçevesinde katkıda bulunmak olarak formüle ettik. Bu kapsamda temel çalışma alanlarımızı da kurucu ekibin bilgi, birikim ve deneyimlerine göre şekillendirdik. Temel çalışma alanlarımız savunuculuk ve ağ oluşturmak, kalite ve hesap verilebilirlik standartları; kadın, çocuk, özel ihtiyaç içindeki birey, azınlıklar gibi risk altındaki gruplara yönelik destekleme çalışmaları, çocuk koruma ve çocuk hakları, insani yardım, afet ve acil durum yönetimi, kalkınma, psiko-sosyal destek, sorun alanlarına yönelik politika oluşturma, toplumsal diyalog, kapasite geliştirme ve araştırma olarak sıralayabiliriz.

Çocuk hakları alanında yaptığımız çalışmalardan bazıları eğitimler, çalıştaylar, uluslararası standartların ülkemizde yaygınlaşması için yapılan yürütülen projeler ve iletişim faaliyetleri olarak sıralanabilir. 2016 yılından bu yana yürüttüğümüz Çok Geç Olmadan programı kapsamında 7.000’in üzerinde ilkokul, ortaokul, lise öğretmeni ve idarecilerine çocuk istismarı, akran zorbalığı ve flört şiddeti başlıklarının yer aldığı Pozitif Gençlik Gelişimi eğitimlerini aktardık. 2016 yılında Mersin’de, 2018 yılında İstanbul’da Çocuk İstismarının Önlenmesi Çalıştaylarını düzenledik. Söz konusu çalıştaylara çocuk koruma alanında çalışan kamu ve sivil toplum temsilcilerinin katılımı sağlandı ve çalıştay çıktılarının da yer aldığı politika raporları yayınlandı.

Uluslararası standartların ülkemizde yaygınlaşması amacıyla Alliance Child Protection in Humanitarian Action (İnsani Eylemlerde Çocuk Koruma Birliği) liderliğinde, Çocuk Koruma Asgari Standartları’nın yerelleştirme projesini üstlendik. Birlik şemsiyesi altında Çocuk Koruma Asgari Standartları küresel olarak yürütülen bir dizi istişare toplantısı ile revize edilerek taslak ikinci  versiyon oluşturuldu. İnsani Eylemlerde Çocuk Koruma Birliği, taslak 2. versiyonunun farklı ülkelerde çocuk koruma alanında çalışan paydaşların katılımı ile istişare edilmesi ve ülke raporunun hazırlanma süreci için Türkiye’den Nirengi Derneği’ne çağrı yaptı.Bu alanda bir diğer çalışmamız ise INSPIRE: Çocuğa Karşı Şiddetin Önlenmesine Yönelik Yedi Strateji ana dokümanının ülkemize uyarlanması ve yaygınlaştırılması oldu. Uyarlama ve yaygınlaştırma çalışmaları kapsamında ilgili kamu ve STK temsilcilerinin katılımıyla atölyeler düzenlendi; odak grup görüşmeleri, tanıtım toplantıları ve webinarlar gerçekleştirildi.

İletişim çalışmalarımız kapsamında ise istismar, akran zorbalığı ve flört şiddeti başlıklarında bilgilendirici sosyal medya gönderileri, grafik temelli kısa videolar, çevrimiçi söyleşiler ile toplumsal farkındalık çalışmaları  yürütüyoruz. Daha fazla bilgi için internet sitemizi ve sosyal medya hesaplarımızı takip edebilirsiniz.

Nirengi Derneği afet ve acil durum yönetimi alanında da çeşitli çalışmalar yapıyor. Bu kapsamda hayata geçirdiğiniz Afet ve Acil Durumlarda Kullanılan Standartlar Eğitimleri’nin amacından ve alana katkılarından bahseder misiniz?

Uzun süredir derneğimize farklı kurum ve kuruluşlardan ve kişilerden farklı zamanlarda ve farklı platformlarda afet ve acil durumlardan etkilenen kişilere yönelik hizmet ve müdahale standartları eğitimlerini almak üzere başvurular geliyor. Haklara Destek Fonu’nun mali desteği ile İnsani Yardım Standartları Ortaklığı kapsamında yer alan afet ve acil durumlarda kullanılan uluslararası standartlarda afet ve acil durumlar ile insani yardım alanında çalışan kuruluşlar ve kişiler arasında uluslararası standartlarla uyumlu ortak bir dil ve hazırlık-müdahale yaklaşımı gelişmesine katkıda bulunmaktı. Bu çalışmanın son tahlilde afet ve acil durumlardan etkilenen kişilere yönelik hizmetin kalitesini ve hesap verebilirliğini artırmak açısından önemli bir adım olduğunu düşünüyoruz.

İlk olarak 5 eğitim üzerinden oluşturduğumuz bu programda yer alan her eğitimde kullanılmak üzere uluslararası olarak kabul edilmiş bir standardın ya da kılavuzun tanıtımına ve uygulamada nasıl ele alınacağına yer verdik. Tanıttığımız ilk paketteki 5 acil ve afet durum standartları ile kılavuzları arasında Sphere İnsani Yardım Sözleşmesi ve Afet Müdahale Standartları; Temel İnsani Yardım Standardı Eğitimi; Afet ve Acil Durumlarda Sosyal Duygusal Öğrenme ve Psiko-sosyal Destek; Afet ve Acil Durumlarda Erken Çocukluk Eğitimi; Afet ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığı ve Psiko-sosyal Destek Standartları bulunuyor.

İnsani Yardım Standartları Ortaklığı’nda yer alan ve bizim de ilk pakette bir kısmını sunduğumuz standartların ve kılavuzların alana temel katkısı; etkilenen kişilerin ve toplulukların özellikle koruma ve yardım alma ve onurlu yaşama haklarını kullanabilmeleri için gereken aksiyonu tanımlayan net, kısa, uygulanabilir bir çerçeve sunmaları. İnsani Yardım Standartları mevcut kanıtlara ve kendi deneyimlerine dayalı olarak farklı geçmişlere sahip insani yardım çalışanları tarafından geliştiriliyor, mevcut en iyi uygulamalar olduğuna inandıkları çerçeveyi yansıtıyor ve sektördeki gelişmelere göre düzenli olarak güncelleniyor.

Derneğiniz  akran zorbalığı, flört şiddeti, çocuk ve ergen istismarı alanlarında çalışmalar yapıyor. Bu alanların birbiriyle ilişkisi ve genel hatlarıyla Türkiye’deki mevcut durumu ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Burada altını çizmekte yarar olan bir konu var: Çocuk Koruma Kanununda da belirtildiği gibi 18 yaşına kadar her insan çocuktur. Bu nedene istismar, zorbalık, şiddet içeren her türlü eylem 18 yaşına kadar olan bir insana yapılmış ise bunlar bir çocuğa karşı yapılmış yıkıcı şiddet davranışlarıdır.

Nirengi Derneği olarak çocukların yetişkinler ve diğer çocuklar karşısında zarar görebilir konumda olmalarından hareketle çocuk koruma alanında en sık karşılaşılan pozitif çocukluk gelişimi risklerinden istismar, akran zorbalığı ve flört şiddeti konularını öncelikli çalışma alanımız olarak belirledik. Şiddetin her türlüsü çocukların ve gençlerin sadece sağlıklarını değil, tüm gelişimlerini olumsuz etkiler. Şiddete maruz kalan çocuklarda anti-sosyal davranışlar, istemli okul devamsızlığı, okul başarısında düşüklük, yeme bozuklukları, özgüven eksikliği, eşyalara bilerek zarar verme, alkol ve madde bağımlılıklarına eğilim, uyum güçlüğü, dikkat eksikliği, depresyon ve riskli davranışlar gibi olumsuz tutum ve davranışlar gözlenme sıklığı daha yüksektir. Son yıllarda ülkemizde çocuğun pozitif gelişim riskleri arasında yer alan çocuk istismarı, akran zorbalığı ve flört şiddeti olaylarındaki artış ilgili kamu yöneticileri, hukukçular, sağlık çalışanları, akademisyenler ve STK çalışanları tarafından açıkça ifade ediliyor. Çeşitli medya kanalları aracılığı ile çocuğa karşı şiddet vakaları farklı formlarda sıklıkla kamuoyuna yansıyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre istismar; çocuğun sağlığını, fiziki ve psikolojik gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin ya da çocuğun içinde yaşadığı toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek yapılabilen hareketlerdir. İstismar ile ilgili çarpıcı veriler, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) adli istatistiklerinde karşımıza çıkıyor. TÜİK’e göre 2010 yılında ceza mahkemelerinde çocuklara karşı işlenen cinsel suçlar kapsamında açılan dava sayısı 2015 yılında %87,48 yükseldi. Türkiye’de her üç çocuktan birisinin istismara uğradığı gerçeği ile yaşıyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Sağlık, Aile Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nun 7 Nisan 2018 tarihli tutanak dergisinde yer alan veriye göre cinsel istismar vakalarının ancak yüzde 10-15’i adli makamlara ulaşabiliyor.

Akran zorbalığının tanımı ise, eğitim sisteminde çok sık karşılaşılan bir risk olduğu için oradan örnek verirsek, bir öğrencinin tekrarlı olarak diğer öğrenci veya öğrenciler tarafından olumsuz davranışlara maruz kalmasıdır. TBMM’nin Çocuklarda ve Gençlerde Artan Şiddet Eğitimi ile Okullarda Meydana Gelen Olaylar ile İlgili Meclis Araştırma Komisyonu raporunda (2016) şu saptamalar yer alıyor: ‘’Halen okullardaki şiddet olaylarıyla ilgilenmeye odaklı kurulmuş ulusal bir organ ülkemizde bulunmamaktadır. Bugün okullardaki şiddet çok yönlü ve ciddi bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Öğrencilerin birbirlerine uyguladığı şiddet önemlidir; ortaöğretim kurumlarına devam eden öğrencilerin, yüzde 35’nin fiziksel, yüzde 48’nin sözel, yüzde 27,6’nın duygusal ve yüzde 11’nin cinsel şiddete maruz kaldığı saptanmıştır.’’ Benzer şekilde, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (Organisation for Economic Co-operation and Development-OECD)  2017 raporunda, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın (The Programme for International Student Assessment-PISA) Öğrencilerin İyi Olma Hali Araştırması verilerine göre  Türkiye’de her 5 öğrenciden biri ayda birkaç kez akran zorbalığına maruz kaldığını ifade ediyor. Ayrıca, sınıfı tekrar ettiğini belirten öğrencilerin akran zorbalığına maruz kaldığını rapor etme verisinin yüksekliğine dikkat çekiliyor.

Flört şiddetini de duygusal bağ olan ilişki içerisinde fiziksel, psikolojik ve cinsel yönden kontrol ve baskı kurarak karşı tarafa zarar vermek olarak tanımlıyoruz. Son yıllarda belirgin şekilde orta öğrenimdeki ergenler arasında da yaşanmaya başlanan flört şiddeti ciddi mağduriyet vakaları ile sonuçlanıyor. Flört şiddeti alanındaki veri azlığı ise dikkat çekici boyutta. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim-Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nın, Gençlik Yaş Grubunda Flört- Partner Şiddeti araştırmasına göre, flört- partner şiddetine bağlı adli muayene için başvuran mağdurların % 23,3’ü 15-19 yaş aralığında yani ortaöğrenim çağında. Hacettepe Üniversitesi’nin Kadına Yönelik Şiddet araştırmasına göre, flört şiddetine maruz kalma açısından en fazla risk altında olan gruplardan birisinin ergen (adölesan) ve genç erişkin yaş grubu olduğu belirlendi. Ek olarak, çeşitli araştırmaların da desteklediği gibi ergenlik dönemi, psikolojik zarar görebilirliğe açık bir dönem ve deneyimsizlikler nedeni ile şiddetin etkilerinden daha fazla etkilenilen bir süreç yaşanıyor.  Flört şiddetinin müdahalesi zor, kişilerin kendi kendilerine çözmeye çalıştıkları ve kendi özeli içinde yaşadıkları, çoğu zaman tarafların gizlemeyi tercih ettiği bir şiddet türü olduğunu söyleyebiliriz.

Görüldüğü üzere, çocuğa karşı şiddet ve çocuk istismarı sorunu bir buzdağı formunda. Fark edilen, kamuoyuna yansıyan, adli makamlara gelen vakalar sadece buzdağının görünen kısmını oluştururken buzdağının altında ki durum bilinmezliğini koruyor. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Paydaş Analiz Raporu’muzu inceleyebilirsiniz.

Akran zorbalığı, flört şiddeti,  çocuk veergen istismarı alanlarındaki çalışmalarınızı ve bu çalışmaları yürütürken temel aldığınız Pozitif Gençlik Gelişimi yaklaşımının temel ilkelerini paylaşır mısınız? 

Pozitif Çocukluk Gelişimi bileşenlerini kavramsal altyapısı ve uygulamada yenilikçi ve yaratıcı bir yaklaşım ile oluşturduk.  Bu programı, uluslararası literatürde yer alan kavramsal çerçeve ve ülkemizdeki  eğitim-öğretim sistemini ve mevcut kurum ve kuruluşları dikkate alarak sistem-vaka yönetimi yaklaşımı ile hazırladık.

Bu ifadeleri şöyle açalım: Programın tasarımında yenilikçi, yaratıcı ve farklı olan temel noktalar şunlar:

  • Sosyo- ekoloji modeli: Pozitif Çocukluk Gelişimi programının kavramsal çıkış noktası olarak Bronfenbrenner’in sosyo -ekolojik sistem modeline odaklandık. Programı uyarlarken Bronfenbrenner modelinden hareketle ilk olarak sosyo-ekolojik sistemde çocuğu eğitim- öğretim ortamında destekleyici bir yapı içinde merkeze aldık. Destekleyici yapının ilk kuşağında aile ve okul, ikinci kuşağında da çocuğun pozitif gelişim riskleri çerçevesinde ilgi odağında olduğu ilgili kurum ve kuruluşların haritasını çıkardık.
  • Ruh Sağlığı ve Psiko-sosyal Destek Standartları müdahale piramidi ile de uyumlu olacak şekilde, çocuğa destek sağlama noktasında bireysel uzmanlıklar yerine aile, okul, sosyal hizmetler, emniyet ve güvenlik gibi mevcut sosyal ve idari kamu kurum ve kuruluşların destek kaynaklarına yöneldik. Bu kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapmaya odaklandık. Bireye odaklanmış uzmanlaşmamış meslekler güçlü profesyonel becerilere sahip olmak kaydı ile programının omurgasında yer aldı.
  • Söz konusu gelişim risklerine karşı okul temelli aktiviteler için bir triyaj (sınıflandırma) matrisi geliştirdik. Matriste istismar, akran zorbalığı, flört şiddeti riskleri; koruyucu çalışmalar, izleme ve değerlendirme çalışmaları, vaka sırası ve sonrası müdahale aktiviteleri ile birlikte sunuluyor.
  • İstismar, akran zorbalığı, flört şiddetini tanıma, değerlendirme ve yönlendirme konusunda her kurumda mağdur çocukla ya da gençle karşılaşıldığı andan itibaren yapılması gerekenlerin adım adım yazılı akışa göre yapılması için bütün paydaşların katılımı ile bir Standart Operasyon Prosedürü geliştirdik.

Bunun yanı sıra, çocuğa yönelik şiddete karşı savunuculuk çalışmalarımızdan da söz etmek isterim. Çocuk istismarının genel işaretlerini ve müdahale etmek için neler yapılması gerektiği konularında toplumsal farkındalık oluşturarak, bir çocuğun hayatında çok büyük bir fark yaratabiliriz. Çocuk ihmal ve istismarının önlenmesi ve sonuçlarıyla baş edilmesi için sistematik, çoklu disiplinlerin yer aldığı bütüncül ve birleştirici bir anlayışa ihtiyaç olduğunun farkındayız. Bu nedenle çocuk ihmal ve istismarının önlenmesine destek vermek amacıyla savunuculuk çalışmaları yürütüyoruz. Vatandaşların ve ailelerin de çocuk ihmal ve istismarı konusunda öncelikle kendi tutum davranışlarının sonuçlarının farkında olması önemlidir . Ek olarak, vatandaşların çocuk ihmal ve istismarı konusunda karar vericilerin ve kamu görevlilerinin adım atılmasını talep etmek ve izlemek hakkı ve sorumluluğu bulunuyor.

Çocuk Fonu’nun 2020-2021 döneminde sağladığımız hibe ile İstismar Mağduru Destek Hattı projesini hayata geçiriyorsunuz. Bu projenin amacını ve bu kapsamda yapmayı planladığınız çalışmaları anlatır mısınız? 

Nirengi Derneği olarak istismara uğrayan bir çocuğa ve ailesine ya da bakım verene ne kadar erken destek sağlanabilirse, çocuğun fiziksel ve ruhsal bütünlüğüne gelecek zararların o ölçüde azaltılabileceğine ve istismarın yarattığı olumsuz etkileri onarmanın ve şiddet döngüsünü kırmanın mümkün olabileceğine kuvvetle inanıyoruz. Bu çerçevede, kuruluşumuzdan bu yana istismar mağduru çocuklara ve bakım verenlerine yönelik koruyucu önleyici, izleme-değerlendirme ve müdahale alanlarında destekleyici çalışmalar yürütüyoruz.

Ülkemizde soruşturma işlemleri öncesinde veya sırasında mağdur çocuk veya bakım verenin ücretsiz psiko-sosyal danışmanlık alabileceği bir sistem bulunmuyor. Hayata geçirdiğimiz İstismara Karşı Destek Hattı üzerinden derneğimize ulaşan istismar mağduru çocuklara ve/veya bakım verenlerine ücretsiz yasal ve psiko-sosyal danışmanlık hizmeti sağlanması hedefleniyor. Çocuk Fonu  kapsamında  Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile yürüttüğümüz proje ile  istismar bildiriminin yapılması ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğünden mağdura uzman atanana kadar geçen süre için Nirengi Derneği psikolojik danışman havuzunda bulunan uzmanlarla mağdur ve ailesine psiko-sosyal danışmanlık sağlanacak. 12 ay süresince ortalama 8 haftalık seans setleri şeklinde 20 çocuğa ve/veya bakım verene destek verilmesini amaçlıyoruz.

Barış için Müzik Vakfı Çocukların Hayatı 4/4’lük Olsun Projesine Başladı

By | Çocuk Fonu

Çocuk Fonu’nun 2020-2021 döneminde hibe desteği sağladığımız Barış için Müzik Vakfı (Barış için Müzik), dezavantajlı durumdaki çocuk ve gençlerin müzik eğitimine erişimindeki engelleri ortadan kaldırmak ve sanatsal bir yaşamda yer alma hakkını herkes için erişilebilir hale getirmek amacıyla çalışmalar yapıyor. Barış için Müzik fon kapsamında desteklediğimiz Çocukların Hayatı 4/4’lük Olsun projesiyle yeni kurulan keman sınıfında 40 öğrencinin enstrümanla tanışmasını sağlayacak ve 100 öğrencinin katılımıyla beden perküsyonu atölyeleri düzenleyecek. Ayrıca, proje kapsamında Vakıfta aktif öğrenim gören 100 öğrenciye yönelik olarak çocuk hakları, hayvan hakları, demokrasi, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi konularda sosyal atölyeler de düzenleyecek. Vakfın kurucularından Yeliz Baki ve Program Koordinatörü Hazal Kol ile yaptığımız röportajda salgının çalışmalarında yarattığı değişimi ve Çocukların Hayatı 4/4’lük Olsun projesi kapsamında yaptıkları çalışmaları konuştuk.

Barış için Müzik Vakfı 2020 Yılı Almanağı videosunu yakın zamanda yayınladınız. Bu video çalışmasından da hareketle, olağanüstü koşulların yaşandığı 2020 yılına baktığınızda, Vakfın salgın sürecinde içinden geçtiği değişimi ve bu dönemdeki öğrenimlerinizi bizimle paylaşır mısınız? 

2021’de 16. yılını kutlayan Barış İçin Müzik Vakfı, bugüne kadar 2.000 enstrümanı 7.000’den fazla çocukla buluşturdu. Tüm çocukların sanatsal yaşama katılım hakkı olduğuna ve bu hakkın önündeki engellerin kaldırılması gerektiğine inanan Barış İçin Müzik Vakfı, kısıtlı sosyo-ekonomik şartlarda yaşayan çocuk ve gençlere karşılıksız müzik eğitimi olanağı sağlıyor.

Özetlemek gerekirse, olağanüstü şartlar olağanüstü çözümler gerektirdiğinden, alışkanlıklarımızı yeniden gözden geçirip teknolojinin nimetlerinden bolca faydalanarak, olabilecek en fazla sayıda çocuğa müziğin barış notalarıyla dokunmaya devam ettik. Salgının ilk aylarında yaşadığımız duraklama dönemi, aslında biraz da kuluçka dönemine dönüştü. Fiziksel olarak dursak da zihinsel olarak çok egzersiz yaptık ve bu sayede yeniden bir araya geldiğimiz aylarda, sandığımızdan da daha hareketli ve verimli bir dönem geçirdik. Bütün bu etkinliklerimizin öyküsü sorunuzda yer verdiğiniz 2020 Yılı Almanağı’nda izlenebilir.

Vakıf, 2020 yılı Mart ayında okulların salgın nedeniyle kapanması kararıyla birlikte eğitimsel ve tüm idari faaliyetlerini uzaktan yürütme kararı aldı. İdari çalışmalarımız açısından bu uzaktan çalışma sürecine hazırlıklı olmasak da çok hızlı bir geçiş gerçekleştirebildik. Bunun en önemli sebebi teknolojik araçların kullanılmasına kolay uyum sağlayabilen genç ve esnek bir ekibimizin olması oldu. Google’ın  sivil toplum kuruluşları için sunduğu araçları kullanmaya başladık. Birlikte çalışma araçları konusunda kendimizi geliştirmeye çalıştık ve halen devam ediyoruz.

Daha büyük zorluk ise müzik eğitim konusunda yaşandı. Vakfın hizmetlerinden yararlanan çocuklar bir arada grup halinde çalışmaya alışıklar. Aslında Barış İçin Müzik Vakfı eğitim modelinin temelinde yatan fikir de bu. Teknolojik imkanlar henüz tam anlamıyla alışık olduğumuz yöntemlerle grup müzik dersleri ve orkestra çalışmaları yapmaya elverişli değil.  Uzaktan eğitime geçtiğimiz ilk süreçte çocukların motivasyonunu yüksek tutmaya ve ihtiyaçlarını anlamaya odaklandık. Aynı anda uluslararası alanda benzer programların neler yaptığına ilişkin bilgi toplamaya çalıştık. Bütün bu süreç bizi çalışma yöntemlerimizi karma bir sisteme uygun hale getirmemiz gerektiği sonucuna ulaştırdı . Şimdi eğitim modelimizi uzaktan eğitim sistemine uygun hale getirerek karma bir yönteme evirmek ve bu yöntemi geliştirmek için çalışıyoruz.

Barış için Müzik Vakfı, uluslararası bir ağ olan El Sistema’nın parçası. Bu ağ kapsamında gerçekleşen iş birliklerini ve yakın zamanda katıldığınız El Sistema Avrupalı paydaşlar buluşmasından öne çıkan noktaları bizimle paylaşır mısınız?

Barış için Müzik Vakfı,  Avrupa Sistema’nın kurucu üyelerinden. Bu ağ Avrupa’da 33 kurumun temsil ettiği 147 sosyal gelişim amaçlı müzik programını kapsıyor. Salgın döneminde ihtiyaçların değişmesi ve çevrimiçi konferansların artmasıyla birlikte bu anlamda yapılan toplantılar ve buluşmalar da çoğaldı. Zaman ve mesafe sorunlarının ortadan kalkması ile de katılım ve iş birliği olanakları artmış oldu. Yakın zamanda Venezuela El Sistema’nın düzenlediği toplantıda tüm paydaşlar kendi deneyimlerini paylaşma imkanı buldu. Bu buluşmanın dışında, Sistema İsveç’in 30 Ocak’da düzenleyeceği tüm paydaşların katılımıyla gerçekleşecek çevrimiçi konferansın ana teması Motivasyon”. Şubat ayında ise Amerika Sistema’nın konferansının teması Bağlan, Adapte Ol ve Geliştir. Biz de bu konferansın “Her Şey Değişiyor” başlıklı oturumunda çevrimiçi Peter ve Kurt Senfonik Masalı üretim sürecini paylaşmayı hedefliyoruz. 

Çocuk Fonu’nun 2020-2021 döneminde sağladığımız hibe desteğiyle hayata geçireceğiniz Çocukların Hayatı 4/4’lük Olsun projesinin amaçlarından ve bu kapsamında yapacağınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Bu yıl 200 çocuğun ücretsiz olarak yararlanacağını ve büyük kısmı dijital olarak gerçekleşecek eğitim programı kapsamında enstrüman ve koro dersleri, beden perküsyonu dersleri, müzik kültürü dersleri, sosyal atölyeler ve ustalık sınıfları olacak.

2020-2021 döneminde çalışmalarımıza uzaktan eğitim modeli ile devam etmekle birlikte, vakfın süregelen programında gerçekleştirdiğimiz prova ve orkestra çalışmaları gibi grup derslerine benzer olarak Vakfın müzikal ve sosyal amaçlarına hizmet eden, çocuğun bütüncül gelişimini hedefleyen ve çocukların bu dönemde vakıf ve birbirleriyle etkileşimlerine devam etmelerini sağlayacak yeni atölyeleri programımız içerisine aldık.

Çocukların Hayatı 4/4’lük Olsun projesi kapsamında, Vakfın programına Sosyal Atölyeler ve Beden Perküsyonu adı altında 2 yeni atölye çalışması eklendi ve keman öğrencilerinden oluşturulan Keman Sınıfı kuruldu. Boğaziçi Üniversitesi’nden öğrencilerinin oluşturduğu Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü  Deniz Yıldızı Gönüllü ekibinin yürütücülüğünde gerçekleştirdiğimiz Sosyal Atölyeler çalışmalarında öğrencilerin sürdürülebilir kalkınma amaçları doğrultusunda kazandıkları bilgiler ve deneyimler ile farkındalıklarının artırılması, Beden Perküsyonu çalışmaları ile ritim becerilerinin geliştirilmesi, dünya ritimleri ile ilgili bilgi dağarcıklarının gelişmesi ve gerçekleştirilen bedensel ritim egzersizleri ile evde hareket etmelerinin desteklenmesi amaçlanıyor. Keman Sınıfı çalışmalarında ise Vakfın tüm seviyelerdeki keman öğrencilerinin bir araya geleceği bir performans hedefliyoruz.

Proje kapsamında ilk kez birlikte çalıştığınız çocuklar ve gençlere yönelik olarak sosyal atölyeler gerçekleştireceksiniz. Çalışmalarınıza bu tür bir ekleme yapmanızın nedenini ve hayata geçireceğiniz sosyal atölyelerin kapsamını paylaşır mısınız?

Barış İçin Müzik Vakfı, çocuk ve gençlerin paylaşma, farklı seslere/düşüncelere saygı duyma, birliktelik ve ortak hedef için çalışma gibi sosyal değerleri süregelen orkestralar ve korolar programı içerisinde prova ve grup enstrüman çalışmalarında deneyimlemelerine olanak sunan bir sistemle çalışmalarını sürdürüyor. Salgın dönemiyle Vakfın müzikal derslerinin biçiminin farklılaşması, bizi Vakfın benimsediği sosyal faydaları müzikal derslerin dışında gerçekleşen Sosyal Atölyeler programı ile çeşitlendirmeye yöneltti. BUSOS iş birliği ile gerçekleştirdiğimiz Sosyal Atölyeler’de, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinden oluşan 31 kişilik Deniz Yıldızı Gönüllü Grubu ekibi, vakfın öğrencileri ile eğitim, çocuk hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, hayvan hakları konularında haftanın iki günü birer saatlik atölyelerle buluşuyor.

Çocuk Fonu’nun 2020-2021 Döneminde Desteklediğimiz STK’lar Çalışmalarına Başladı

By | Çocuk Fonu

Çocukların ihtiyaçları ve hakları üzerine çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal gelişimlerini ve projelerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation iş birliği ile hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonu’nun 2020-2021 döneminde desteklediğimiz STK’lar çalışmalarına başladı. Fon kapsamında Barış için Müzik Vakfı, Bilim Kahramanları Derneği, Koruma Altında Yetişen Gençler ve Koruyucu Aile Derneği (KALBEN)Nirengi Derneği, Önemsiyoruz Derneği ve Roman Hakları Derneği’ne toplam 414.000 TL hibe desteği sağlıyoruz.

Çocuk Fonu’nun yapısı, desteklediğimiz STK’lar ve fon kapsamında yapacakları çalışmalarla ilgili bilgilerin yer aldığı raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.

Çocuk Fonu’nun 2020-2021 Döneminde Yapılan Başvurulara Dair Değerlendirme Metnimiz Yayınlandı

By | Çocuk Fonu

Çocukların ihtiyaçları ve hakları üzerine çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal gelişimlerini ve projelerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation iş birliği ile hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonu’nun 2020-2021 döneminin başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

STK’ların bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla Çocuk Fonu’na yapılan başvuruların yoğunlaştığı konular, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Çocuk Fonu’nun 2020-2021 Döneminde Desteklenecek Sivil Toplum Kuruluşları Belirlendi

By | Çocuk Fonu

Çocukların ihtiyaçları ve hakları üzerine çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal gelişimlerini ve projelerini  desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation iş birliği ile hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonu’nun 2020-2021 döneminde  desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 6 STK’ya toplam 414.000 TL hibe desteği sağlayacağız.

Desteklenen STK’lar ve yapacakları çalışmalar ile ilgili ayrıntılı bilgiyi aşağıda görebilirsiniz:

Barış için Müzik Vakfı:  Çocukların sanatsal yaşama katılma hakları önündeki engelleri ortadan kaldırmak ve sanat eğitimini herkes için erişilebilir kılmak amacıyla çalışan Barış için Müzik Vakfı, sağladığımız 75.000 TL hibe ile Çocukların Hayatı 4/4’lük Olsun projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında Ritim Atölyeleri ve bir Keman Sınıfı oluşturulmasının yanı sıra çocukların bütüncül bir biçimde desteklenmesi için sosyal öneme sahip konuları öne çıkaran atölyeler gerçekleştirilecek. Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü’nün desteğiyle gerçekleştirilecek atölyeler çocuk hakları, hayvan hakları, demokrasi, toplumsal cinsiyet gibi çeşitli başlıklarda gerçekleştirilecek. Yedi ay süreyle devam edecek proje kapsamında toplam 100 öğrencinin sosyal öneme sahip konuları öne çıkaran atölyelere katılması ve 90 öğrencinin perküsyon ve ritim hakkında bilgi ve deneyim kazanması hedefleniyor.

Bilim Kahramanları Derneği: Yenilikçi yöntemler kullanarak çocuk ve gençleri erken yaşta bilim ve bilimsel düşünceyle buluşturmak amacıyla faaliyetler yürüten Bilim Kahramanları Derneği, Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 57.000 TL hibe ile kız çocuklarına bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik becerileri (STEM) kazandırmayı ve kodlama, proje geliştirme, takım çalışması, sunum yapma gibi alanlarda deneyim kazanmalarını amaçlayan Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin 3. fazını hayata geçirecek. Önceki dönemleri deVakfımız tarafından desteklenen Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin 3. fazında  7 ay süreyle 20 kız takımından 120 kız çocuğunun bilimsel ve eleştirel düşünme aracılığıyla toplumsal sorunlara özgün çözümler bulacakları projelerini hazırlamaları ve  bilim fuarlarında bu projeleri sunmaları amaçlanıyor.

Koruma Altında Yetişen Gençler ve Koruyucu Aile Derneği (KALBEN):  KALBEN Derneği, koruma altındaki çocuklar ile koruyucu aileler arasındaki bağı güçlendirmek ve devlet koruması altında yaşayan çocuklara fırsat eşitliği sağlamak amacıyla çalışmalar yürütüyor. Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile 60.000 TL kurumsal hibe desteği sağladığımız KALBEN, 12 aylık hibe sürecinde derneğin dijital altyapısını güçlendirmek ve finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalar yapacak.

Nirengi Derneği: Nirengi Derneği, istismar, akran zorbalığı ve flört şiddetinin önlenmesi ve sonuçlarıyla baş edilmesi için daha sistematik, çoklu disiplinlerinin yer aldığı bütüncül ve birleştirici bir anlayışın yaygınlaşması ve bu konuda uygulanabilir politika önerilerine dayalı olarak adım atılması konusuna katkıda bulunmak amacıyla çalışıyor. Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile sağladığımız 75.000 TL hibe desteği ile İstismar Mağduru Destek Hattı projesini hayata geçirecek olan Nirengi Derneği, proje kapsamında istismar mağduru çocuklara ve/veya bakım verenlerine yönelik psikososyal danışmanlık hizmeti sağlayacak. Proje kapsamında telefon hattı üzerinden alınacak başvuruların, psikolojik danışman havuzunda yer alan uzmanlarla buluşturularak yaklaşık 120 çocuğa ve ailesine psikososyal danışmanlık sağlanması hedefleniyor.

Önemsiyoruz Derneği: Çocukların temel haklarına erişmesi ve yaşamları için karar verici olmasını tehdit eden her türlü soruna yönelik çözüm üretmeyi amaçlayan Önemsiyoruz Derneği öncelikli faaliyet alanı olarak çocuğun gelişim hakkına odaklanıyor. Dernek, Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile sağladığımız 75.000 TL kurumsal hibe desteği ile iki çalışan istihdam ederek organizasyon yapısını güçlendirecek çalışmalar yapacak. Bu kapsamda  çalışmalarının sürdürülebilirliğinin sağlanmasını ve yeni iş birliği görüşmelerinin yapılmasını hedefleyen Önemsiyoruz Derneği, kaynak geliştirme çalışmaları için gerekli olan  alt yapıyı geliştirmek için de çalışmalar yapmayı planlıyor.

Roman Hakları Derneği: Dernek, Romanlara karşı toplumda yaygın biçimde görülen ayrımcı tutumlar ve önyargıların sebep olduğu eğitim, istihdam ve barınma konularında eşitsizliğe karşı çalışmalar yürütüyor. Roman Hakları Derneği 2018 yılında Ankara, Kale mahallesinde kurduğu mahalle evi Hayal Ev’de, risk altındaki ve ayrımcılığa maruz kalan çocukların temel haklarına erişimlerinin sağlanması, okula devamlarının teşvik edilmesi ve sosyal içermelerinin desteklenmesi amacıyla faaliyetler gerçekleştiriliyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile 72.000 TL hibe desteği sağladığımız dernek, COVID-19 salgını nedeniyle faaliyetleri durma noktasına gelen Hayal Ev’deki temel faaliyetlerine ve atölye çalışmalarına devam edecek.

Çocuk Fonu 2020 Dönemi Başvuruları Sona Erdi

By | Çocuk Fonu

Çocukların ihtiyaçları ve hakları üzerine çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation iş birliği bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonu’nun 2020 dönemi başvuruları sona erdi.

Fona toplam 62 STK başvuruda bulundu ve yapılan başvuruların 48’i dernek, 9’u vakıf, 3’ü kooperatif, 1’i üniversite ve 1’i federasyon tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona aralarında Adana, Adıyaman, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa, Diyarbakır, Giresun, İstanbul, İzmir, Konya, Malatya, Mardin, Mersin, Rize, Siirt ve Şırnak’ın yer aldığı toplam 17 ilden başvuru alındı. Çocuk Fonu’ndan talep edilen toplam hibe miktarı ise 4.332.407 TL oldu.

Çocuk Fonu 2020 Dönemi Başvuruları Açıldı

By | Çocuk Fonu

Çocukların ihtiyaçları ve hakları üzerine çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation iş birliği bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonu’nun 2020 dönemi başvuruları açıldı.

Fon 2020 döneminde, COVID-19 salgınının, kontrollü normalleşme sürecinde devam eden tedbirlerin ve ekonomik daralmanın sonuçlarının çocukların hayatlarında ve çocukları destekleyen STK’larda ortaya çıkardığı ihtiyaçların giderilmesine ve çocukların temel haklarına erişimlerinin sağlanmasına odaklanacak. Bu çerçevede STK’ların yenilikçi proje fikirleri veya salgın sürecinin getirdiği değişikliklere uyum sağlama ihtiyaçlarına öncelik verecek şekilde kurumsal gelişimleri desteklenecek.

Fon kapsamında desteklenecek faaliyetlerden örnekler aşağıdaki gibidir.

  1. Çocukların ihtiyaçlarının tespiti ve giderilmesine yönelik faaliyetler,
  2. Çocukların haklarına erişimlerini ve bu hakları kullanmalarını sağlamalarına yönelik faaliyetler,
  3. Çocuk hakları alanında savunu başta olmak üzere faaliyet gösteren kurumlar arasında ortaklık kurma, kamuoyunda farkındalık yaratma, çocukların sosyal içerilmelerini destekleyici iletişim faaliyetleri yürütme ve kamusal politikalara erişimlerini sağlayacak politika geliştirme alanlarında faaliyetler,
  4. Çocukların örgün eğitime erişimlerini, katılımlarını ve okula devamlarını sağlayıcı faaliyetler,
  5. Her türlü şiddet mağduru veya kanunla ihtilaf halindeki çocuklara yönelik sosyal, psikolojik destek faaliyetleri ve / veya bu durumda olan çocuklara vücut bütünlüğünü koruyucu hizmet sunan kişi ve kurumlara yönelik faaliyetler,
  6. Çocukların uzaktan eğitime erişimleri, okul dışı eğitim alanlarının desteklenmesi; okula devam ve sosyal içermeyi destekleyici her türlü gelişim ve güçlendirme faaliyeti (dil kursu, ders tekrarını destekleyici atölyeler, spor ve kültür sanat etkinlikleri, serbest zaman faaliyetleri, vb.)
  7. Çocukların teknolojik okuryazarlığını geliştirici faaliyetler,
  8. Madde bağımlılığı olan çocuklara yönelik koruyucu/önleyici faaliyetler, rehabilitasyon ve yaşama tutundurma destekleri,
  9.  Çocukların çalışma çağına geldiklerinde ekonomik bağımsızlıklarını sağlayabilecekleri donanımlara ulaştırıcı bilgi ve beceri faaliyetleri,
  10. Çocukların bilgilerini ve becerilerini geliştirmeyi destekleyen, mesleklere yönlendiren faaliyetleri
  11. Çocukların yaşam becerilerini geliştirici faaliyetler,
  12. Devlet koruması altında olan ya da devlet koruması altında olmayıp yaşamını ebeveynsiz idame ettirmek zorunda kalan çocuklarla ilgili faaliyetler
  13. Yan faaliyet olarak sunulabilecek – proje süresince çocuklar üzerindeki etkileri ortaya çıkabilecek faaliyetler dahil (çocuklara hizmet sunumu yapan personel ile ilgili yapılacak çocuk odaklı faaliyetler, vb.) – faaliyetler.
  14. Yukarıdaki maddeler dışında kalan ancak benzer alanları içeren ve çocuklara yönelik uygulanan doğrudan veya yan faaliyetler.
  15. 1 – 13 maddelerini kapsayacak biçimde faaliyet gösteren STK’ların kurumsal gelişimlerinin desteklenmesi.

Aşağıda yer alan başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar hibe programına başvurabilirler:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar ve kooperatiflerle diğer kar amacı gütmeyen (üniversitelerin ilgili merkezleri, vb.)
  • En az bir senedir bir tüzel kişiliğe sahip olup sahada aktif olarak çalışan,
  • 2019 yılı gelirleri 30.000 TL’den fazla ve 1.500.000 TL’den az olan (tüm bağışlar, faiz gelirleri ve kayıt altına alınmış ayni bağışlar dahil olacak biçimde)
  • Çalışmalarının odağı çocuk hakları, çocukların refahı ya da çocuk alanında yapılan çalışmalar olan ve bu çerçevede çalışmalar yapmış olan kuruluşlar

Çocuk Fonu’na başvuru yapan STK’lar fondan en fazla 75.000 TL talep edebilirler. Başvuru yapmak isteyen kuruluşların başvuru formunu eksiksiz şekilde doldurarak 6 Kasım 2020 Cuma günü saat 18:00’e kadar göndermeleri gerekir.

Çocuk Fonu hakkında detaylı bilgiye (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve fon takvimi) buradan ulaşabilirsiniz.

Hayat Sende Derneği Deneyimden Çocuğa Projesini Tamamladı

By | Çocuk Fonu

Hayat Sende Gençlik Akademisi Derneği (Hayat Sende Derneği), koruma altındaki çocuk ve gençler ile korumadan ayrılan bireylere yönelik yenilikçi politikalar geliştiriyor ve bu amaca hizmet eden çalışmalar yapıyor. Çocuk Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansmanıyla hibe verdiğimiz Hayat Sende Derneği, Deneyimden Çocuğa projesini tamamladı. Koruma altındaki çocuk ve gençlerin sahip oldukları haklar ve bu haklara erişim mekanizmaları konusundaki farkındalıklarını artırmayı hedefleyen proje kapsamında hazırlanan Koruma Sonrası Topluma Geçiş Rehberi yayınladı. Hayat Sende Derneği Genel Sekreteri Nur Çubuk Karan ile Deneyimden Çocuğa projesini , derneğin yakın zamanda yayınladığı Çocuk Koruma Sistemi Danışma Hattı 2019 raporunun öne çıkan bulgularını ve COVID-19 salgını döneminde hayata geçirdikleri Acil Burs Destek Fonu’nu konuştuk.

Vakfımızın Çocuk Fonu kapsamında gerçekleştirdiğiniz Deneyimden Çocuğa projesini tamamladınız. Proje kapsamında yaptığınız çalışmaları ve gelecek dönemde bu kapsamda yapmayı planladığınız çalışmaları anlatır mısınız?

Deneyimden Çocuğa projemiz kapsamında akran öğrenimi ön plana çıkarttık. Bu çerçevede, proje ile devlet korumasında olan 18-25 yaş aralığındaki üniversite öğrencisi 20 gencin ve 15-18 yaş arası Ankara’daki koruma kurumlarında bulunan 150 çocuğa temel haklar ve koruma altında olmaktan kaynaklı haklara erişimleri üzerine eğitimler vermeyi ve bir rehber hazırlamayı planladık.

Koruma deneyimi olan gençlerin katılımı ile ihtiyaç alanlarının ve potansiyel çözüm önerilerinin tartışılacağı bir çalıştay gerçekleştirerek, bu çalıştayın sonunda projenin ana çıktılarından biri olan Koruma Sonrası Topluma Geçiş Rehberi’nin içeriğini oluşturmak için temelleri atmış olduk. İçerik ile ilgili yapılan çalıştay ardından sosyal hizmet uzmanı ve avukatların desteği ile rehberi tamamladık ve basımını sağladık.

Koruma deneyimi olan 18-25 yaş arasındaki 20 üniversite öğrencisi genç ile 4 tam gün süren akran eğitimi ve mentorluk eğitim çalışmalarını tamamladık. Eğitime katılan 20 gencin öğrendiklerini akranlarına aktaracakları eğitimler ise COVID-19 salgını önlemleri nedeniyle yapılamadı.

Projenin devamı niteliğinde, Koruma Sonrası Topluma Geçiş Rehberi’ni mobil uygulama haline getirilerek tüm gençlerin erişimine sunmayı hedefliyoruz.

Derneğiniz Çocuk Koruma Sistemi Danışma Hattı 2019 raporunu yakın zamanda yayınladı. Danışma hattının amacını ve raporun öne çıkan bulgularını bizimle paylaşır mısınız?

Hayat Sende Derneği Çocuk Koruma Sistemi Danışma Hattı, koruma altında bulunan çocuk ve gençler, çocuk koruma sisteminden reşit olarak veya reşit olmadan koruma kararı kaldırılarak ayrılan bireyler, koruyucu aileler, evlat edinen aileler ve koruyucu aile olmak veya evlat edinmek için başvuru sürecinde bulunan bireylere karşılaştıkları sorunlar çerçevesinde yönlendirme yapmak ve danışmanlık hizmeti vermek amacıyla kuruldu.

Başvurularda göze çarpan bulguların en önemlisi gençlerin haklarını tam olarak bilmemesi ve bu nedenle talep edememeleri oldu. Hatta barınma, eğitim ve koruma kararının kaldırılması gibi hukuk alanındaki konularda oldukça fazla danışma başvurusu geliyor. Projemizle beraber çocuk ve gençlerin hem dernek çalışmalarımız ile hem de akranları aracılığı ile haklarına erişebilmelerini hedefliyoruz.

Hatta yapılan başvuruları avukat ya da sosyal hizmet uzmanı gibi alanında uzman kişilerden oluşan danışman havuzumuzdan destek alarak ve sorunun çözümüne kadar süreci takip ederek destek veriyoruz.

Derneğinizin hedef kitlesi olan devlet korumasından ayrılan gençler COVID-19 salgınından nasıl etkilendi? Gençlerin bu dönemde ortaya çıkan ihtiyaçlarından ve bu ihtiyaçlara cevap verebilmek için başta Acil Burs Destek Fonu olmak üzere yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Devlet koruması altındaki çocuk ve gençler COVID-19 sürecinden olumsuz şekilde etkilendi. Üniversite okuyan burslu öğrencilerimizi tek tek arayarak yaşadıkları bir olumsuz durum varsa bildirmelerini istedik. En çok başvuru aldığımız alan barınma sorununa ilişkindi. Öğrencilerin büyük bir çoğunluğu Kredi ve Yurtlar Kurumu’na (KYK) bağlı yurtlarında kalıyor ve salgın döneminde karantina alanı olarak KYK yurtlarının belirlenmesi ile öğrencilerin kalacak yer sorunları oldu. Bu süreçte arkadaşlarında kalmak gibi ara çözümler buldular ancak kalıcı bir çözüm için nakdi kaynağa ihtiyaç duyduklarını da belirledik. Barınma sorunlarının bu süreç bitene kadar kalıcı bir çözüme kavuşması için Acil Burs Destek Fonu’na aktarmak üzere dijital kaynak yaratma kampanyası yürüttük ve tüm bursiyerlerimize toplanan kaynağı eşit miktarlarda ulaştırdık.

Yaşanan bir diğer durum ise genellikle üniversite öğrencilerinin yarı zamanlı çalıştıkları iş yerlerinin kapanması oldu. Gerek ek gelir elde etmek gerekse yabancı dil gibi ek eğitimlerini karşılamak için çalıştıkları yarı zamanlı işlerde artık çalışamıyorlar. Bu nedenle birikim yapmakta ve eğitimler ile kendilerini güçlendirmekte zorluk yaşıyorlar.

COVID-19 sürecinde sadece nakdi destek değil aynı zamanda içerik ve mentorluk ile gençlere destek verilmesini de sağladık. Sürekli bir haberleşme ağı kurarak, akrandan öğrenme ve bu süreçte kendilerini geliştirebilecekleri alanlarda çevrimiçi içerikler sunduk.

COVID-19 salgını kapsamında alınan önlemler hayatın diğer alanlarında olduğu gibi STK’ların çalışmalarında da değişikliklere ve aksamalara sebep oldu. Bu durum derneğinizin çalışmalarını nasıl etkiledi? Bu süreçte faaliyetlerinize devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

COVID-19 salgını nedeniyle derneğin 2020 faaliyet planında tamamen değişiklikler yapmak zorunda kaldık. Planlanan projeler, atölye ve eğitimleri tamamlamamız mümkün olmadı. Derneğin daha fazla kişiye ulaşması, gönüllü, bağışçı ve destekçi kitlesinin genişletilmesi üzerine planlamalar yapılmıştı. Özellikle finansal sürdürülebilirlik sağlanması için yapılan çalışmaların yürütülememesi oldukça olumsuz bir etki yarattı. Basit bir örnek vermek gerekirse; Deneyimden Çocuğa projemizin bir çıktısı olan rehberimizin mobil uygulama olarak hazırlanması salgın sürecinin sonuna kaldı, gerekli kaynağın yaratılması için çalışmalarımız devam etse de şu anda olumlu bir ilerleme kaydedemedik.

Faaliyetlerimize devam etmek için dijital araçlardan destek aldık ve çevrimiçi içerik üretimi, faydalanıcı gruba erişim imkanlarını araştırarak süreçte yanlarında olmak için çalışmalar yaptık.

Hayat Sende Derneği önümüzdeki dönemde ne tür çalışmalar yapacak? Salgın sürecindeki deneyimlerinizi de düşündüğünüzde, çalışma alanlarınız ve kullandığınız yöntemlerle ilgili değişiklik yapmayı düşünüyor musunuz?

Salgın sürecinde gençlik kampı, çalıştay gibi faaliyetlerimizi gerçekleştiremedik ve gençlerle bir araya gelmek, öğrenme ve deneyim aktarım süreçlerinin dijital ortama taşınması gerekliliği ile karşılaştık. Dijital süreçleri daha aktif yürütmek ve çocuk ve gençlerin erişimlerini sağlamak üzere destek kanalları oluşturulması gerektiği için çalışma planlarımızı bu yönde güncelledik. Projenin çıktısı olan Koruma Sonrasına Geçiş Rehberi’nin mobil uygulama olarak sunulması ve basılı materyal olarak yaygınlaştırılmasından ziyade dijital araçların kullanılması gerekiyor. Çalışmalarımızı genişletebilmek, yeni alanlar yaratabilmek için dijital ortam araçlarını aktif olarak kullanmaya karar verdik.