Category

Çocuk Fonu

Çocuk Fonu’nun 2020-2021 Döneminde Desteklenecek Sivil Toplum Kuruluşları Belirlendi

By | Çocuk Fonu

Çocukların ihtiyaçları ve hakları üzerine çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal gelişimlerini ve projelerini  desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation iş birliği ile hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonu’nun 2020-2021 döneminde  desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 6 STK’ya toplam 414.000 TL hibe desteği sağlayacağız.

Desteklenen STK’lar ve yapacakları çalışmalar ile ilgili ayrıntılı bilgiyi aşağıda görebilirsiniz:

Barış için Müzik Vakfı:  Çocukların sanatsal yaşama katılma hakları önündeki engelleri ortadan kaldırmak ve sanat eğitimini herkes için erişilebilir kılmak amacıyla çalışan Barış için Müzik Vakfı, sağladığımız 75.000 TL hibe ile Çocukların Hayatı 4/4’lük Olsun projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında Ritim Atölyeleri ve bir Keman Sınıfı oluşturulmasının yanı sıra çocukların bütüncül bir biçimde desteklenmesi için sosyal öneme sahip konuları öne çıkaran atölyeler gerçekleştirilecek. Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü’nün desteğiyle gerçekleştirilecek atölyeler çocuk hakları, hayvan hakları, demokrasi, toplumsal cinsiyet gibi çeşitli başlıklarda gerçekleştirilecek. Yedi ay süreyle devam edecek proje kapsamında toplam 100 öğrencinin sosyal öneme sahip konuları öne çıkaran atölyelere katılması ve 90 öğrencinin perküsyon ve ritim hakkında bilgi ve deneyim kazanması hedefleniyor.

Bilim Kahramanları Derneği: Yenilikçi yöntemler kullanarak çocuk ve gençleri erken yaşta bilim ve bilimsel düşünceyle buluşturmak amacıyla faaliyetler yürüten Bilim Kahramanları Derneği, Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 57.000 TL hibe ile kız çocuklarına bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik becerileri (STEM) kazandırmayı ve kodlama, proje geliştirme, takım çalışması, sunum yapma gibi alanlarda deneyim kazanmalarını amaçlayan Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin 3. fazını hayata geçirecek. Önceki dönemleri deVakfımız tarafından desteklenen Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin 3. fazında  7 ay süreyle 20 kız takımından 120 kız çocuğunun bilimsel ve eleştirel düşünme aracılığıyla toplumsal sorunlara özgün çözümler bulacakları projelerini hazırlamaları ve  bilim fuarlarında bu projeleri sunmaları amaçlanıyor.

Koruma Altında Yetişen Gençler ve Koruyucu Aile Derneği (KALBEN):  KALBEN Derneği, koruma altındaki çocuklar ile koruyucu aileler arasındaki bağı güçlendirmek ve devlet koruması altında yaşayan çocuklara fırsat eşitliği sağlamak amacıyla çalışmalar yürütüyor. Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile 60.000 TL kurumsal hibe desteği sağladığımız KALBEN, 12 aylık hibe sürecinde derneğin dijital altyapısını güçlendirmek ve finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalar yapacak.

Nirengi Derneği: Nirengi Derneği, istismar, akran zorbalığı ve flört şiddetinin önlenmesi ve sonuçlarıyla baş edilmesi için daha sistematik, çoklu disiplinlerinin yer aldığı bütüncül ve birleştirici bir anlayışın yaygınlaşması ve bu konuda uygulanabilir politika önerilerine dayalı olarak adım atılması konusuna katkıda bulunmak amacıyla çalışıyor. Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile sağladığımız 75.000 TL hibe desteği ile İstismar Mağduru Destek Hattı projesini hayata geçirecek olan Nirengi Derneği, proje kapsamında istismar mağduru çocuklara ve/veya bakım verenlerine yönelik psikososyal danışmanlık hizmeti sağlayacak. Proje kapsamında telefon hattı üzerinden alınacak başvuruların, psikolojik danışman havuzunda yer alan uzmanlarla buluşturularak yaklaşık 120 çocuğa ve ailesine psikososyal danışmanlık sağlanması hedefleniyor.

Önemsiyoruz Derneği: Çocukların temel haklarına erişmesi ve yaşamları için karar verici olmasını tehdit eden her türlü soruna yönelik çözüm üretmeyi amaçlayan Önemsiyoruz Derneği öncelikli faaliyet alanı olarak çocuğun gelişim hakkına odaklanıyor. Dernek, Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile sağladığımız 75.000 TL kurumsal hibe desteği ile iki çalışan istihdam ederek organizasyon yapısını güçlendirecek çalışmalar yapacak. Bu kapsamda  çalışmalarının sürdürülebilirliğinin sağlanmasını ve yeni iş birliği görüşmelerinin yapılmasını hedefleyen Önemsiyoruz Derneği, kaynak geliştirme çalışmaları için gerekli olan  alt yapıyı geliştirmek için de çalışmalar yapmayı planlıyor.

Roman Hakları Derneği: Dernek, Romanlara karşı toplumda yaygın biçimde görülen ayrımcı tutumlar ve önyargıların sebep olduğu eğitim, istihdam ve barınma konularında eşitsizliğe karşı çalışmalar yürütüyor. Roman Hakları Derneği 2018 yılında Ankara, Kale mahallesinde kurduğu mahalle evi Hayal Ev’de, risk altındaki ve ayrımcılığa maruz kalan çocukların temel haklarına erişimlerinin sağlanması, okula devamlarının teşvik edilmesi ve sosyal içermelerinin desteklenmesi amacıyla faaliyetler gerçekleştiriliyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile 72.000 TL hibe desteği sağladığımız dernek, COVID-19 salgını nedeniyle faaliyetleri durma noktasına gelen Hayal Ev’deki temel faaliyetlerine ve atölye çalışmalarına devam edecek.

Çocuk Fonu 2020 Dönemi Başvuruları Sona Erdi

By | Çocuk Fonu

Çocukların ihtiyaçları ve hakları üzerine çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation iş birliği bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonu’nun 2020 dönemi başvuruları sona erdi.

Fona toplam 62 STK başvuruda bulundu ve yapılan başvuruların 48’i dernek, 9’u vakıf, 3’ü kooperatif, 1’i üniversite ve 1’i federasyon tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona aralarında Adana, Adıyaman, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa, Diyarbakır, Giresun, İstanbul, İzmir, Konya, Malatya, Mardin, Mersin, Rize, Siirt ve Şırnak’ın yer aldığı toplam 17 ilden başvuru alındı. Çocuk Fonu’ndan talep edilen toplam hibe miktarı ise 4.332.407 TL oldu.

Çocuk Fonu 2020 Dönemi Başvuruları Açıldı

By | Çocuk Fonu

Çocukların ihtiyaçları ve hakları üzerine çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation iş birliği bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonu’nun 2020 dönemi başvuruları açıldı.

Fon 2020 döneminde, COVID-19 salgınının, kontrollü normalleşme sürecinde devam eden tedbirlerin ve ekonomik daralmanın sonuçlarının çocukların hayatlarında ve çocukları destekleyen STK’larda ortaya çıkardığı ihtiyaçların giderilmesine ve çocukların temel haklarına erişimlerinin sağlanmasına odaklanacak. Bu çerçevede STK’ların yenilikçi proje fikirleri veya salgın sürecinin getirdiği değişikliklere uyum sağlama ihtiyaçlarına öncelik verecek şekilde kurumsal gelişimleri desteklenecek.

Fon kapsamında desteklenecek faaliyetlerden örnekler aşağıdaki gibidir.

  1. Çocukların ihtiyaçlarının tespiti ve giderilmesine yönelik faaliyetler,
  2. Çocukların haklarına erişimlerini ve bu hakları kullanmalarını sağlamalarına yönelik faaliyetler,
  3. Çocuk hakları alanında savunu başta olmak üzere faaliyet gösteren kurumlar arasında ortaklık kurma, kamuoyunda farkındalık yaratma, çocukların sosyal içerilmelerini destekleyici iletişim faaliyetleri yürütme ve kamusal politikalara erişimlerini sağlayacak politika geliştirme alanlarında faaliyetler,
  4. Çocukların örgün eğitime erişimlerini, katılımlarını ve okula devamlarını sağlayıcı faaliyetler,
  5. Her türlü şiddet mağduru veya kanunla ihtilaf halindeki çocuklara yönelik sosyal, psikolojik destek faaliyetleri ve / veya bu durumda olan çocuklara vücut bütünlüğünü koruyucu hizmet sunan kişi ve kurumlara yönelik faaliyetler,
  6. Çocukların uzaktan eğitime erişimleri, okul dışı eğitim alanlarının desteklenmesi; okula devam ve sosyal içermeyi destekleyici her türlü gelişim ve güçlendirme faaliyeti (dil kursu, ders tekrarını destekleyici atölyeler, spor ve kültür sanat etkinlikleri, serbest zaman faaliyetleri, vb.)
  7. Çocukların teknolojik okuryazarlığını geliştirici faaliyetler,
  8. Madde bağımlılığı olan çocuklara yönelik koruyucu/önleyici faaliyetler, rehabilitasyon ve yaşama tutundurma destekleri,
  9.  Çocukların çalışma çağına geldiklerinde ekonomik bağımsızlıklarını sağlayabilecekleri donanımlara ulaştırıcı bilgi ve beceri faaliyetleri,
  10. Çocukların bilgilerini ve becerilerini geliştirmeyi destekleyen, mesleklere yönlendiren faaliyetleri
  11. Çocukların yaşam becerilerini geliştirici faaliyetler,
  12. Devlet koruması altında olan ya da devlet koruması altında olmayıp yaşamını ebeveynsiz idame ettirmek zorunda kalan çocuklarla ilgili faaliyetler
  13. Yan faaliyet olarak sunulabilecek – proje süresince çocuklar üzerindeki etkileri ortaya çıkabilecek faaliyetler dahil (çocuklara hizmet sunumu yapan personel ile ilgili yapılacak çocuk odaklı faaliyetler, vb.) – faaliyetler.
  14. Yukarıdaki maddeler dışında kalan ancak benzer alanları içeren ve çocuklara yönelik uygulanan doğrudan veya yan faaliyetler.
  15. 1 – 13 maddelerini kapsayacak biçimde faaliyet gösteren STK’ların kurumsal gelişimlerinin desteklenmesi.

Aşağıda yer alan başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar hibe programına başvurabilirler:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar ve kooperatiflerle diğer kar amacı gütmeyen (üniversitelerin ilgili merkezleri, vb.)
  • En az bir senedir bir tüzel kişiliğe sahip olup sahada aktif olarak çalışan,
  • 2019 yılı gelirleri 30.000 TL’den fazla ve 1.500.000 TL’den az olan (tüm bağışlar, faiz gelirleri ve kayıt altına alınmış ayni bağışlar dahil olacak biçimde)
  • Çalışmalarının odağı çocuk hakları, çocukların refahı ya da çocuk alanında yapılan çalışmalar olan ve bu çerçevede çalışmalar yapmış olan kuruluşlar

Çocuk Fonu’na başvuru yapan STK’lar fondan en fazla 75.000 TL talep edebilirler. Başvuru yapmak isteyen kuruluşların başvuru formunu eksiksiz şekilde doldurarak 6 Kasım 2020 Cuma günü saat 18:00’e kadar göndermeleri gerekir.

Çocuk Fonu hakkında detaylı bilgiye (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve fon takvimi) buradan ulaşabilirsiniz.

Hayat Sende Derneği Deneyimden Çocuğa Projesini Tamamladı

By | Çocuk Fonu

Hayat Sende Gençlik Akademisi Derneği (Hayat Sende Derneği), koruma altındaki çocuk ve gençler ile korumadan ayrılan bireylere yönelik yenilikçi politikalar geliştiriyor ve bu amaca hizmet eden çalışmalar yapıyor. Çocuk Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansmanıyla hibe verdiğimiz Hayat Sende Derneği, Deneyimden Çocuğa projesini tamamladı. Koruma altındaki çocuk ve gençlerin sahip oldukları haklar ve bu haklara erişim mekanizmaları konusundaki farkındalıklarını artırmayı hedefleyen proje kapsamında hazırlanan Koruma Sonrası Topluma Geçiş Rehberi yayınladı. Hayat Sende Derneği Genel Sekreteri Nur Çubuk Karan ile Deneyimden Çocuğa projesini , derneğin yakın zamanda yayınladığı Çocuk Koruma Sistemi Danışma Hattı 2019 raporunun öne çıkan bulgularını ve COVID-19 salgını döneminde hayata geçirdikleri Acil Burs Destek Fonu’nu konuştuk.

Vakfımızın Çocuk Fonu kapsamında gerçekleştirdiğiniz Deneyimden Çocuğa projesini tamamladınız. Proje kapsamında yaptığınız çalışmaları ve gelecek dönemde bu kapsamda yapmayı planladığınız çalışmaları anlatır mısınız?

Deneyimden Çocuğa projemiz kapsamında akran öğrenimi ön plana çıkarttık. Bu çerçevede, proje ile devlet korumasında olan 18-25 yaş aralığındaki üniversite öğrencisi 20 gencin ve 15-18 yaş arası Ankara’daki koruma kurumlarında bulunan 150 çocuğa temel haklar ve koruma altında olmaktan kaynaklı haklara erişimleri üzerine eğitimler vermeyi ve bir rehber hazırlamayı planladık.

Koruma deneyimi olan gençlerin katılımı ile ihtiyaç alanlarının ve potansiyel çözüm önerilerinin tartışılacağı bir çalıştay gerçekleştirerek, bu çalıştayın sonunda projenin ana çıktılarından biri olan Koruma Sonrası Topluma Geçiş Rehberi’nin içeriğini oluşturmak için temelleri atmış olduk. İçerik ile ilgili yapılan çalıştay ardından sosyal hizmet uzmanı ve avukatların desteği ile rehberi tamamladık ve basımını sağladık.

Koruma deneyimi olan 18-25 yaş arasındaki 20 üniversite öğrencisi genç ile 4 tam gün süren akran eğitimi ve mentorluk eğitim çalışmalarını tamamladık. Eğitime katılan 20 gencin öğrendiklerini akranlarına aktaracakları eğitimler ise COVID-19 salgını önlemleri nedeniyle yapılamadı.

Projenin devamı niteliğinde, Koruma Sonrası Topluma Geçiş Rehberi’ni mobil uygulama haline getirilerek tüm gençlerin erişimine sunmayı hedefliyoruz.

Derneğiniz Çocuk Koruma Sistemi Danışma Hattı 2019 raporunu yakın zamanda yayınladı. Danışma hattının amacını ve raporun öne çıkan bulgularını bizimle paylaşır mısınız?

Hayat Sende Derneği Çocuk Koruma Sistemi Danışma Hattı, koruma altında bulunan çocuk ve gençler, çocuk koruma sisteminden reşit olarak veya reşit olmadan koruma kararı kaldırılarak ayrılan bireyler, koruyucu aileler, evlat edinen aileler ve koruyucu aile olmak veya evlat edinmek için başvuru sürecinde bulunan bireylere karşılaştıkları sorunlar çerçevesinde yönlendirme yapmak ve danışmanlık hizmeti vermek amacıyla kuruldu.

Başvurularda göze çarpan bulguların en önemlisi gençlerin haklarını tam olarak bilmemesi ve bu nedenle talep edememeleri oldu. Hatta barınma, eğitim ve koruma kararının kaldırılması gibi hukuk alanındaki konularda oldukça fazla danışma başvurusu geliyor. Projemizle beraber çocuk ve gençlerin hem dernek çalışmalarımız ile hem de akranları aracılığı ile haklarına erişebilmelerini hedefliyoruz.

Hatta yapılan başvuruları avukat ya da sosyal hizmet uzmanı gibi alanında uzman kişilerden oluşan danışman havuzumuzdan destek alarak ve sorunun çözümüne kadar süreci takip ederek destek veriyoruz.

Derneğinizin hedef kitlesi olan devlet korumasından ayrılan gençler COVID-19 salgınından nasıl etkilendi? Gençlerin bu dönemde ortaya çıkan ihtiyaçlarından ve bu ihtiyaçlara cevap verebilmek için başta Acil Burs Destek Fonu olmak üzere yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Devlet koruması altındaki çocuk ve gençler COVID-19 sürecinden olumsuz şekilde etkilendi. Üniversite okuyan burslu öğrencilerimizi tek tek arayarak yaşadıkları bir olumsuz durum varsa bildirmelerini istedik. En çok başvuru aldığımız alan barınma sorununa ilişkindi. Öğrencilerin büyük bir çoğunluğu Kredi ve Yurtlar Kurumu’na (KYK) bağlı yurtlarında kalıyor ve salgın döneminde karantina alanı olarak KYK yurtlarının belirlenmesi ile öğrencilerin kalacak yer sorunları oldu. Bu süreçte arkadaşlarında kalmak gibi ara çözümler buldular ancak kalıcı bir çözüm için nakdi kaynağa ihtiyaç duyduklarını da belirledik. Barınma sorunlarının bu süreç bitene kadar kalıcı bir çözüme kavuşması için Acil Burs Destek Fonu’na aktarmak üzere dijital kaynak yaratma kampanyası yürüttük ve tüm bursiyerlerimize toplanan kaynağı eşit miktarlarda ulaştırdık.

Yaşanan bir diğer durum ise genellikle üniversite öğrencilerinin yarı zamanlı çalıştıkları iş yerlerinin kapanması oldu. Gerek ek gelir elde etmek gerekse yabancı dil gibi ek eğitimlerini karşılamak için çalıştıkları yarı zamanlı işlerde artık çalışamıyorlar. Bu nedenle birikim yapmakta ve eğitimler ile kendilerini güçlendirmekte zorluk yaşıyorlar.

COVID-19 sürecinde sadece nakdi destek değil aynı zamanda içerik ve mentorluk ile gençlere destek verilmesini de sağladık. Sürekli bir haberleşme ağı kurarak, akrandan öğrenme ve bu süreçte kendilerini geliştirebilecekleri alanlarda çevrimiçi içerikler sunduk.

COVID-19 salgını kapsamında alınan önlemler hayatın diğer alanlarında olduğu gibi STK’ların çalışmalarında da değişikliklere ve aksamalara sebep oldu. Bu durum derneğinizin çalışmalarını nasıl etkiledi? Bu süreçte faaliyetlerinize devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

COVID-19 salgını nedeniyle derneğin 2020 faaliyet planında tamamen değişiklikler yapmak zorunda kaldık. Planlanan projeler, atölye ve eğitimleri tamamlamamız mümkün olmadı. Derneğin daha fazla kişiye ulaşması, gönüllü, bağışçı ve destekçi kitlesinin genişletilmesi üzerine planlamalar yapılmıştı. Özellikle finansal sürdürülebilirlik sağlanması için yapılan çalışmaların yürütülememesi oldukça olumsuz bir etki yarattı. Basit bir örnek vermek gerekirse; Deneyimden Çocuğa projemizin bir çıktısı olan rehberimizin mobil uygulama olarak hazırlanması salgın sürecinin sonuna kaldı, gerekli kaynağın yaratılması için çalışmalarımız devam etse de şu anda olumlu bir ilerleme kaydedemedik.

Faaliyetlerimize devam etmek için dijital araçlardan destek aldık ve çevrimiçi içerik üretimi, faydalanıcı gruba erişim imkanlarını araştırarak süreçte yanlarında olmak için çalışmalar yaptık.

Hayat Sende Derneği önümüzdeki dönemde ne tür çalışmalar yapacak? Salgın sürecindeki deneyimlerinizi de düşündüğünüzde, çalışma alanlarınız ve kullandığınız yöntemlerle ilgili değişiklik yapmayı düşünüyor musunuz?

Salgın sürecinde gençlik kampı, çalıştay gibi faaliyetlerimizi gerçekleştiremedik ve gençlerle bir araya gelmek, öğrenme ve deneyim aktarım süreçlerinin dijital ortama taşınması gerekliliği ile karşılaştık. Dijital süreçleri daha aktif yürütmek ve çocuk ve gençlerin erişimlerini sağlamak üzere destek kanalları oluşturulması gerektiği için çalışma planlarımızı bu yönde güncelledik. Projenin çıktısı olan Koruma Sonrasına Geçiş Rehberi’nin mobil uygulama olarak sunulması ve basılı materyal olarak yaygınlaştırılmasından ziyade dijital araçların kullanılması gerekiyor. Çalışmalarımızı genişletebilmek, yeni alanlar yaratabilmek için dijital ortam araçlarını aktif olarak kullanmaya karar verdik.

Ordu Kadını Güçlendirme Derneği Oyunlarla Çocuk Hakları Projesini Tamamladı

By | Çocuk Fonu

Kadın ve çocuk hakları alanlarında çalışmalar yürüten Ordu Kadını Güçlendirme Derneği (ORKAGÜDER), Çocuk Fonu’nun 2020 döneminde Turkey Mozaik Foundation finansal desteği ile hibe verdiğimiz Oyunlarla Çocuk Hakları projesini tamamladı. Proje kapsamında Oyunlarla Çocuk Hakları Eğitim Modülü’nü geliştiren ORKAGÜDER, COVID-19 salgını sürecinde alınan önlemler nedeniyle projenin saha faaliyetleri yerine çocuk hakları konusunda oyunlaştırılmış dijital bir içerik olan Plüton Çocuk Haklarını Öğreniyor Dijital Modülü’nü tasarladı. ORKAGÜDER Genel Sekreteri Aysun Aydın ile Oyunlarla Çocuk Hakları projesini, Ordu’daki mevsimlik göçün çocuklar üzerine etkilerini ve ilk kez dijital bir içerik geliştiren derneğin bu süreçteki deneyimlerini konuştuk.

Çocuk Fonu’nun 2020 döneminde hibe desteği sağladığımız Oyunlarla Çocuk Hakları projesini yakın zamanda tamamladınız. Projenin amacını ve COVID-19 salgını sebebiyle projede yaptığınız değişiklikleri bizimle paylaşır mısınız?

Oyunlarla Çocuk Hakları projesi ile hak temelli bir çocuk hakları oyun modülü oluşturmayı ve Ordu’da 9-12 yaş aralığında 400 çocuk ile hak temelli oyun atölyeleri gerçekleştirmeyi amaçlıyorduk. Projemiz başta tam anlamıyla bir saha projesiydi. Ancak, COVID-19 salgını sebebiyle bazı değişiklikler yapmamız gerekti. Sahaya inmenin mümkün olmaması ve derneğimizin daha önce başka bir yolla hedef kitleye ulaşma tecrübesi bulunmaması sebebiyle bu hibeyi bir kurumsal destek olarak kullandık. Bu sebeple hem sahada hem de dijital platformlarda yaygınlaştırabileceğimiz çocuklara yönelik hak temelli bir eğitim modülü oluşturmaya karar verdik. Sivil Toplum İçin Destek Vakfı da bize bu değişiklikte hem gerekli esnekliği sağladı hem de fikir ve destek verdi. Bu sayede de evlere kapanıp tüm faaliyetlerimizi durduracağımız bu zor zamanlarda aksine, çalışma ve üretme fırsatı bulabildik. Bu nedenle Sivil Toplum İçin Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation’ın bu desteği derneğimiz açısından çok değerli bir öneme sahip.

Bu değişiklikle birlikte ilk olarak, Çocuk Hakları Evrensel Bildirgesi ışığında çocuk hakları, çocuğa yönelik ayrımcılıkla mücadele ve çocuk işçiliği gibi konuları içeren bir oyun modülü geliştirdik. Geliştirdiğimiz modül, yani Oyunlarla Çocuk Hakları Eğitim Modülü , üç parçadan oluşuyor. Bunlardan ilki sahada çocuklarla birebir çalışacağımız Çocuk Hakları Bulutu. Çocuk Hakları Bulutu, içeriği tamamen oyunlardan oluşan bir eğitim kiti. Çocukların temel haklarını oyunlarla öğrenebileceği, nefret söylemi ve çocuk işçiliği konularında temel bir farkındalık geliştirebileceği bir yapıya sahip. Modülün ikinci parçası, çocukların interaktif katılıma açık olarak hazırladığımız Plüton Çocuk Haklarını Öğreniyor Dijital Modülü. Burada, çocukların kendi haklarını yine çocuklardan öğrendiği bir yöntem ile oluşturduk. Bunun için de Oyunlarla Çocuk Hakları Projesi kapsamında modülümüze özel bir karakter yarattık. Karakterimizin adı Plüton! Plüton gezegeninin boyutları sebebiyle gezegen kategorisinden çıkarılması üzerinden bir hikaye kurguladık ve Plüton’u Dünya’daki çocuklarla bir araya getirerek, küçük olmak ve bunun getirdiği sonuçları birlikte konuşmalarını sağladık. Oyunlarla Çocuk Hakları Eğitim Modülünün üçüncü ve son parçası ise yine Plüton Çocuk Haklarını Öğreniyor Dijital Modülünün bir çizgi film uyarlaması oldu. Bu çizgi film üzerinden de yine çocukların Plüton’la tanışmasını ve çocukların dilinden çocuk haklarını öğrenmesini hedefliyoruz. Çizgi filmimiz Ordu Kadını Güçlendirme Derneği’nin Youtube kanalında mevcut. Dileyen herkesin erişimine ve paylaşımına açık durumda.

*Bahsi geçen eğitim modülünün belirli bölümleri önümüzdeki dönemde derneğin hazırlayacağı internet sitesi üzerinden yayınlanacaktır.

Proje kapsamında geliştirdiğiniz Çocuk Hakları Bulutu Eğitim Kiti’nin içeriğinden ve bu kiti yaygınlaştırmak için yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Çocuk Hakları Bulutu, Ordu Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve aynı zamanda derneğimizin Yönetim Kurulu üyesi Tuğba Kontaş Azaklı’nın uzman desteği ile çocuk hakları, ayrımcılıkla ve nefret söylemi ile mücadele ve çocuk işçiliği konularında yereldeki çocuklara yönelik olarak oluşturuldu. Modül, sahada uygulanabilir oyun içerikli bir kitapçık ve interaktif kullanıma uygun dijital bir içerik olmak üzere iki parça olarak hazırlandı. Saha çalışmasına uygun, çocuklarla yüz yüze uygulanabilir olarak hazırlanan içerik 1 saat 40 dakikalık bir oyun modülü . Modül ile çocukların, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni öğrenmesi, temel çocuk haklarını ve tüm çocukların eşit haklara sahip olduğunu bilmesi, hakları konusunda örnekler geliştirebilmesi, karşılaşabileceği hak ihlallerini anlayabilmesi, hak kavramının kız ve oğlan çocukları için eşit olduğunu içselleştirmesi, çocuk işçiliği kavramını tanımlayabilmesi ve sorumlu kurum ve kuruluşları öğrenmesi amacıyla temel 12 kazanım üzerine kuruldu. Modül tamamlandığında, çocukların bu 12 kavramı oyunlar aracılığı ile öğrenmesi hedeflendi.

Sahada çocuklarla yüz yüze buluşmalarda kullanmak için tasarladığımız Oyun Hakları Bulutu’nun yaygınlaştırılması konusunda sosyal mesafelenme kuralları dâhilinde bu yaz için bir mini etkinlik yapmayı planlasak da vaka sayılarının artması sebebiyle şimdilik Eylül ayına kadar beklemenin daha sağlıklı olacağını düşünüyoruz. Bununla birlikte, dernek olarak ortaklıklar kurmayı çok önemsiyoruz ve bu açıdan sahada desteğini alabileceğimiz birçok aktör ile görüşme halindeyiz. Örneğin önümüzdeki eğitim-öğretim döneminde Altınordu Kaymakamlığı ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile çocuk işçiliği konusunda öğretmenlerle bir çalışma yapmayı planlıyoruz. Bu şekilde Çocuk Hakları Bulutu’nu da ilk kez sahada öğretmenlerle birlikte uygulayabileceğiz. Ordu’nun diğer ilçelerinde de modülümüzü yaygınlaştırmak ve daha fazla çocuğa ulaşmak için diğer kamu kurumları ile görüşmeler yapıyoruz.

Plüton Çocuk Haklarını Öğreniyor dijital modül derneğinizin çocuklara yönelik olarak geliştirdiği ilk dijital içerik. Bu modülün içeriğinden ve bu süreçteki kurumsal öğrenimleriniz ile edindiğiniz deneyimlerden bahseder misiniz?

Plüton Çocuk Haklarını Öğreniyor dijital modülünde, Plüton isimli bir karakter oluşturduk. Plüton, boyutları yeterli olmadığı için gezegen olmaktan çıkarılması hikâyesini anlatarak dijital modülü başlatıyor. Ardından Dünya’ya gelerek buradaki çocuklarla “küçük olmanın” getirdiği dezavantajları konuşmaya başlıyor.

Plüton Çocuk Haklarını Öğreniyor dijital modülü ile çocuk hakları tablosu üzerinden çocuklara temel hakları anlatılıyor: sağlık, bakım, beslenme ve barınma haklarını kapsayan yaşama hakkı, anne – baba ilgisi ve sevgisi kapsayan gelişim hakkı, eğitim hakkı, oyun hakkı, bedensel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişime destek hakkı, çocukların tehlikelerden korunmasını ve çocukların ihmal edilmemesini amaçlayan koruma hakkı , çocuklara evde, okulda ve toplumda söz hakkının verilmesi amaçlayan katılım hakkı ve çocukların kendini özgürce ifade edebilmesi.

Modül interaktif bir yapıya sahip yani içerisinde çocukların dahil olmasını sağlayan interaktif bir harita bulunuyor. Bu harita yoluyla çocuklar dünyanın başka ülkelerinde yaşayan çocukların sorunlarını onların ağzından dinleyebiliyor. Ayrıca, modülün içinde 2adet değerlendirme aracı bulunuyor. Bu da bize çocukların modül ile edindiği kazanımları ölçme fırsatı veriyor. Son olarak da çocuklar modülü tamamlamadan önce daha iyi bir dünya önerilerini bizimle paylaşabilecekleri bir sistem de kurduk. Böylece, çocuklar çözümün de bir parçası olabiliyorlar.

Sizin de belirttiğiniz gibi bu derneğimizin ilk dijital çalışması. Bu süreç bizim için hem çok heyecan verici hem de çok öğretici oldu. Birçok şeyi ilk kez deneyimleme fırsatı bulduk. Öncelikle Oyunlarla Çocuk Hakları projesi, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’yi de olumsuz etkileyen COVID-19 salgını sürecine denk geldi. Birçok sivil toplum kuruluşu gibi bizim derneğimizin faaliyetleri de bu süreçten çok etkilendi. Sahaya çıkamadığımız ve etkinliklerimizi durdurduğumuz bu dönemde Sivil Toplum İçin Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation’ın desteği ile derneğimiz ilk kez dijital bir modül geliştirme fırsatı buldu. Üç aylık bir çalışma ve yaratım süreci sonunda şimdiye kadar sahada uygulama fırsatı bulduğumuz çocuk hakları çalışmalarımızı bir modül altında toplamanın yanı sıra, ilk kez çevrimiçi olarak yaygınlaştırma şansı bulabileceğimiz özgün bir dijital modül geliştirebildik. Daha önce dernek bünyesindeki gönüllü üyelerimiz ile geliştirdiğimiz hak temelli oyunlar hazırlama pratiğimizi uzman desteği ile geliştirme fırsatı bulduk. Bununla birlikte daha önce derneğimizin hiç tecrübe etmediği interaktif bir modül ile bu çalışmanın çocukların hak temelli gelişimini ölçebilecek etki değerlendirme araçları geliştirebildik. Hem sesli hem görsel hem de yazılı olan bu materyaller yoluyla Oyunlarla Çocuk Hakları Eğitim Modülü’nün yalnızca Ordu yerelindeki çocuklarla sınırlı kalmayacağına inanıyoruz. Türkiye’de birçok çocuk sosyal medya ve diğer dijital yollar ile modüle erişebilecek. Bu sebeple, salgın süreci devam etsin ya da etmesin geliştirdiğimiz hem saha hem de dijital modül ile daha fazla çocuğa ulaşabilecek bir hak temelli araca sahibiz ve bu bizim için çok değerli. Ayrıca, modül sayesinde etki alanımızın yalnızca yerel ile sınırlı kalmayacağını ve belki Türkiye’nin her şehrinde yaşayan çocuklara ulaşabileceğimizi biliyoruz.

ORKAGÜDER, 2019 yılından beri yürüttüğü “Yoksulluğun Mirası: Mevsimlik Tarım Göçü ile Fındık Hasadına Katılan Çocukların İyi Olma Halleri” araştırmasını Haziran ayında yayınlandı. Araştırmanın amacını ve öne çıkan sonuçlarını paylaşır mısınız?

Ordu Kadını Güçlendirme Derneği olarak, Çocuk Koruma Çalışmalarımız kapsamında 2012 yılından bu yana mevsimlik tarım göçü ve çocuk işçiliği konularında çalışmalar yapıyoruz. Bilindiği gibi Ordu Türkiye’nin en çok fındık üreten şehri. Bu aynı zamanda en çok mevsimlik tarım göçü alan şehir olduğu anlamına da geliyor. Bizim açımızdansa hem kadın hem çocuk çalışmalarımız için bir kesişme noktası. 2019 yılına kadar alanda yapılan birçok çalışmaya destek verdik. Ancak, Yoksulluğun Mirası raporumuz Ordu Kadını Güçlendirme Derneği olarak bizim mevsimlik tarım göçü konusunda yaptığımız ilk çalışma. Bu süreçte sahayı somut bir ölçekle ortaya koymak ve bu somut ölçek üzerinden çözüme katkı sunabilmek için bu saha araştırmasını yapmayı gerekli gördük.

Araştırmamız daha yerel bir ölçekte mevsimlik tarım göçü ile fındık hasadı için Ordu iline gelen mevsimlik tarım işçilerinin 6-17 yaş arası çocuklarının iyi olma hallerinin belirlenmesi amacıyla yürütüldü. Bu raporun sonuç ve önerilerinin fındık hasadı için Ordu iline gelen gezici mevsimlik tarım işçileri ve onların çocuklarının yaşam koşullarının iyileştirilmesine ve iyi olma hallerinin desteklenmesine yerel düzeyde katkı sunmasını bekliyoruz. Araştırmanın bulguları, mevsimlik tarım göçüne katılan çocukların özellikle göç yolunda iyi olma hali ile ilgili yaşam koşulları, sağlık, eğitim, risk ve güvenlik alanlarında birçok göstergeye ulaşamadığını ortaya koydu. Göç yoluna her ne kadar aileleriyle birlikte katılmış olsalar da çocukların birçok temel haklarından mahrum kaldıkları görülüyor. Ayrıca, göçün çocukların şimdiki ve gelecekteki iyi olma halleri üzerine olumsuz etkilerini araştırmamızla gözler önüne sermeye çalıştık. Hasat döneminde Ordu’da 2 çocuğun, biri ırmakta boğularak biri de çalışmaya giderken trafik kazasında hayatını kaybettiği belirlendi. En başta temel yaşam hakkı olmak üzere çocukların, sağlık, eğitim, gelişim gibi pek çok hakları mevsimlik tarım göçüne katılmış olmaları sebebiyle ihlal ediliyor. Araştırmaya katılan çocuklar her ne kadar aileleri yanlarında olduğundan kendilerini güvende hissetseler de ebeveyn görüşmelerinden elde edilen bulgular ve araştırmacı gözlemleri çocukların güvenli bir alanda olmadıklarını gösteriyor.

Araştırmamızın sonunda fındığın tedarik zincirindeki tüm paydaşlar, kamu ve sivil toplum kuruluşları için öneriler sunduk. Ayrıca COVID-19 salgını sonrasında fındık hasadı için kısa bir bilgi notu hazırlayarak raporumuza ekledik.

COVID-19 kapsamında alınan önlemlerin ve bu dönemde ortaya çıkan ihtiyaçların bundan sonraki süreçte sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanlarında ve iş yapma biçimlerinde değişikliklere neden olması bekleniyor. ORKAGÜDER önümüzdeki dönemde, çalışma alanlarında ve biçimlerinde değişiklikler yapmayı planlıyor mu? 2020 yılının kalanında öncelikleriniz neler olacak?

Kurulduğu günden bu yana kadın ve çocuk odaklı çalışmalar yürüten derneğimiz, çalışmalarını sahada, insanlarla bire bir ve yüz yüze çalışarak yürütüyor. Bu sebeple derneğin, tüm tecrübesi saha çalışmalarına yönelik. Salgın süreci ile başlayan bu yeni izole yaşam şekli derneğimizin tüm saha çalışmalarını sekteye uğrattı. İnsanların eve kapandığı bu süreçte, tek iletişim yolu dijital yöntemler ve sosyal medya haline geldi. Biz de bugüne kadar yalnızca duyuru amacıyla kullandığımız sosyal medya çalışmalarımıza artık daha fazla odaklanmaya başladık. Bunun için çeşitli destekler de alıyoruz. Ayrıca salgın sürecinde geliştirdiğimiz dijital modülümüz, bizim için yepyeni bir çalışma alanı açmış oldu. Bu yeni dijital kaynağı mümkün olduğunca yaygınlaştırmanın yanı sıra derneğimizin diğer çalışma alanı olan kadın çalışmalarımızı da dijital alana taşımayı planlıyoruz. Bunun yanı sıra, vaka takibi de yapan bir derneğiz. Bilindiği üzere salgın sürecinde kadına ve çocuğa yönelik şiddet vakaları artmış durumda. Bu sebeple başvuruda bulunacak kişilerin bize ulaşmasını ve bizim bu vakaları takibimizi kolaylaştıracak yeni yöntemler geliştirme ve öğrenme sürecimiz hala devam ediyor. Şartların el verdiği ölçüde çalışmalarımızı sosyal medya ve dijital yöntemler ile sürdüreceğiz. Ancak yine de sahadan kopmamak için “yeni normal” diye adlandırılan dönemde sosyal mesafelenme kuralları dahilinde çalışmalarımıza devam etmeyi planlıyoruz.

Başka Bir Okul Mümkün Derneği, Katılımcı ve Barışçıl Oyuncaklar Projesini Tamamladı

By | Çocuk Fonu

Çocuk Fonu’nun 2018 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla hibe desteği sağladığımız Başka Bir Okul Mümkün Derneği (BBOM), Katılımcı ve Barışçıl Oyuncaklar: Öğrenme Materyalleri Geliştirme ve Yaygınlaştırma projesini tamamladı. Proje kapsamında uzmanlar ve öğretmenlerle birlikte geliştirilen İhtiyaçtan Üretime: Öğrenme Materyali Tasarım Seti ile sınıflarda katılımcı ve barışçıl öğrenme ortamlarının yaratılmasına destek olmayı hedefleyen BBOM’un Genel Koordinatörü Pelin İpek Boyacı ve Proje Uzmanı Etrit Shkreli Küçükural ile derneğin çalışmalarını ve COVID-19 salgının etkilerini konuştuk.

Çocuk Fonu’nun 2018 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla hibe desteği sağladığımız Katılımcı ve Barışçıl Oyuncaklar: Öğrenme Materyalleri Geliştirme ve Yaygınlaştırma projesi yakın zamanda tamamlandı. Proje kapsamında yapılan çalışmaları ve projenin BBOM’un hedef kitlesine sağladığı katkıyı bizimle paylaşır mısınız?

Öncelikle Sivil Toplum için Destek Vakfı, Turkey Mozaik Foundation ve Çocuk Fonu sürecine destek veren herkese teşekkür ederiz.

Proje kapsamında hazırladığımız rehberin içindeki hikayemiz kısmında yer alan bölümden anlatılarla bu soruyu cevaplamak isteriz. Başka Bir Okul Mümkün Derneği olarak, hem BBOM Okullarında hem de BBOM Öğretmen Köyü içinde yer alan öğretmenlerin sınıflarını daha katılımcı ve barışçıl öğrenme ortamlarına dönüştürmek üzere farklı deneyimlere ve materyallere sahip olduğu bilgisinden ve yeni materyallere de olan ihtiyaçla bu projeye başlamıştık. Amacımız mevcut deneyimi alandan uzmanların ve öğretmenlerin yol göstericiliği ile üretime dönüştürmek ve yaygınlaştırmaktı. Başvuru kabul edildikten sonra tek bir materyalin yaygınlaşması yerine daha sürdürülebilir ve çocukların farklı ihtiyaçlarına da karşılık gelmesi adına farklı materyaller tasarlamak için bir materyal üretim sürecinin desteklenmesinin mevcut ihtiyaca daha fazla katkı sağlayacağına karar verdik. Bu doğrultuda, proje kapsamında çocukların ve öğretmenlerin öğrenme süreçlerindeki farklı ihtiyaçlarına odaklı, kolay, erişilebilir ve uygun maliyetli materyalleri üretme süreçlerinin tasarımına destek verecek tasarım aracı ürettik. Bodrum’da, İstanbul’da ve Köyceğiz’de öğretmenlerle yapılan atölyelerdeki pilot denemeler sonucu öğretmenlerin önerileri ve değerlendirmeleri ile İhtiyaçtan Üretime: Öğrenme Materyali Tasarım Seti’ni tasarladık. Bunun dışında Amerika’daki Oyun Enstitüsü (Institute of Play) tarafından hazırlanmış rehberin bizim proje hedeflerimize katkı sunan kısımlarını çevirerek öğrenmeyi kolaylaştırmak üzere oyun tasarımı için kısa bir rehber yayınını hazırladık. BBOM Okullarında ve BBOM Öğretmen Köyü topluluğunda yer alan öğretmenlerin kendi sınıfları için geliştirdikleri öğrenme materyalleri süreçleri için görüşmeler yaptık. Öğretmenlerin deneyimlerini, süreçlerini ve geliştirdikleri materyallere ilişkin paylaşımları internet sitemizde yer alan Güncel Yazılar bölümünde ve sosyal medya hesaplarımız üzerinden yayımlayarak öğretmenden öğretmene bir deneyim aktarımına hazırlanan tasarım seti ve bu paylaşımlar aracılığıyla katkı sunmayı planlıyoruz.

Bu proje sayesinde katılımcı ve barışcıl öğrenme ortamında kullanılan ya da ihtiyaç duyulan öğrenme materyalleri üzerine ilgili uzmanlarla öğretmenler birlikte düşündüler ve ürettiler. Her çocuğun farklı öğrenme hakkı olduğunu savunduğumuz için bu çalışma kapsamındaki üretimimiz bu savunumuzu somutlaştırmaya katkı sağladı. Bununla birlikte BBOM’un öğretmenleri destekleme, ekolojik duruş ve demokratik karar alma gibi çalıştığı alanlara da katkı sağlamış olduk.

BBOM’un alternatif eğitim modeli vizyonuyla hazırlanan İhtiyaçtan Üretime: Öğrenme Materyali Tasarım Seti’nden daha çok öğretmenin ve bu sayede daha fazla öğrencinin de yararlanarak verimli bir sınıf ortamında eğitim görmesi için çalışmalarınız devam ediyor. Tasarım setinin daha fazla sayıda öğretmen ve öğrenciye ulaşarak yaygınlaşması için önümüzdeki dönemde ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

COVID-19 süreci nedeniyle okullar açılmadığı için yaygınlaştırma çalışmalarımızı okulun açılması süreci ile paralel şekilde planlıyoruz. Haziran ayı içinde çevrimiçi çalışmaların fazla olması nedeniyle öncelikle proje çıktılarının tanıtıldığı bir çevrimiçi atölye ve panel düzenlemek ve öğretmenlerle yaptığımız görüşmelerde yer alan materyal önerilerini sosyal medya üzerinden yaygınlaştırmak ilk hedefimiz. Aynı zamanda BBOM Derneği’nin iletişimde olduğu STK, okul, öğretmen ve diğer kurumlarla e-posta yoluyla proje çıktılarını paylaşıyoruz. Okulların açılmasına yetişecek şekilde tasarım setinin baskısını yaparak da yaygınlaştırmayı hedefliyoruz . Daha uzun vadeli hedefler kapsamında dernek içinde yer alan BBOM Modeli geliştirme ekibi, Çocuklar İçin Önce Öğretmen Projesi ve Öğretmen Köyü eğitimleri ile iş birlikleri kurularak materyalin çok sayıda öğretmen tarafından kullanılması, üretilen materyalleri bize iletecekleri bir iletişim alanı oluşturarak öğretmenden öğretmene bir paylaşım alanı yaratılması ve öğretmenler tarafından tasarım seti ile oluşturulan öğrenme materyallerinden en az iki tanesinin çocuklarla denenme sürecinde dair izleme ve değerlendirme çalışması yapılması planlarımız arasında yer alıyor.

Proje sürecinde öğretmenlerle yapılan Oyuncak Kampları atölyelerinde sınıf ortamındaki ihtiyaçlarla ilgili önemli geribildirimler aldığınızı belirtiyorsunuz. Bu çerçevede, öğretmenlerin sınıf ortamlarına ilişkin öne çıkan ihtiyaçları neler oldu? BBOM’nun vizyonu dahilinde sağlıklı bir sınıf ortamı nasıl olmalı?

Öğretmenler sınıf ortamlarında her çocuğun farklı öğrenme ihtiyacını karşılamakta zorlandıklarını, etkili olabileceklerini düşündükleri bazı materyallerin ücretlerinin yüksek olduğunu ve sadece akademik değil sosyal-duysal öğrenme anlamında da materyallere ihtiyaç duyduklarını belirttiler. Öğretmenlerin bir çoğu kendi materyallerini üretmeye çalışıyor. Tek başına üretmek yerine bir grup öğretmenin birlikte çalışarak, birlikte düşünerek materyal geliştirmenin de bir ihtiyaç olduğunu dile getiriyorlar.

BBOM’un vizyonu ile bağlantılı olarak sınıf ortamı katılımcı ve barışçıl öğrenme topluluklarıdır. Öğretmenlerden gelen ihtiyaçlar da bu tür bir sınıf ortamının yaratılmasına dair ihtiyaçlar. Bu sınıf ortamında; her çocuğun biricik olduğu, farklı hızda ve farklı şekillerde öğrendiği gerçeğinden hareketle materyaller hazırlanması, öğrenmeyi kolaylaştırması, çocukların görüşlerinin sürece dahil edilmesi, çocuklardan geri bildirim alma süreçlerinin oluşturulması, kararların birlikte alınması, ekolojik farkındalığın desteklenmesi beklenir. Bu sınıf ortamının yaratılması için öğrenme süreçlerini kolaylaştıran öğretmenler adına değil öğretmenlerle birlikte hareket edilmesi gerekiyor. Bu proje kapsamında oluşturulan set; yukarıda bahsi geçen süreçleri desteklemeyi ve bahsi geçen sınıf ortamının Türkiye’de yaygınlaşmasına katkı sunmayı hedefliyor. Tabi ki sadece bir tasarım seti, rehberler ve sosyal medya çalışmaları yeterli olmayacaktır. Bu proje kapsamındaki üretimler, BBOM’un diğer çalışmaları ile harmanlanarak vizyonumuzdaki öğrenme topluluklarının oluşumuna etki edecektir.

COVID-19 kapsamında alınan tedbirler hayatın diğer alanlarında olduğu gibi STK’ların çalışmalarında da değişikliklere sebep oldu. Bu durum BBOM olarak yürüttüğünüz faaliyetleri ve genel çalışmalarınızı nasıl etkiledi? Çalışmalarınıza devam etmek için geliştirdiğiniz yöntemler varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

Salgın sebebiyle alınan önlemlerden, okulların tatil edilmesi ve çevrimiçi kitlesel iletişim araçları ile eğitimin devam etmesi çalışmalarımızı en çok etkileyen tedbir oldu. Köyceğiz’de okul ve sınıflarda öğretmenler ile beraber yürüttüğümüz Çocuklar İçin Önce Öğretmen projesi bu sebepten duraklatıldı. Proje takvimimizde Nisan ayı itibariyle yapacağımız faaliyetlerin büyük kısmı Eylül ayı itibariyle uygulanmak üzere ertelendi.

Bununla beraber her yıl açtığımız Başlangıç Programları’nın modüllerini çevrimiçi platformlara taşıyabilmek için çalışmaya başladık. Nisan ve Haziran aylarında yapılacak yüz yüze buluşmaların yerine çevrimiçi buluşmalar yapmaya başladık. Yine de mevcut programın içeriğinde, çevrimiçi buluşmalar ile aynı verimi alamayacağımızı keşfettik. Şimdilerde, tüm Başlangıç Programı’nın dijitalleştirilmesi için hazırlıklar yapıyoruz.

Mevcut projelerin dışında, bugüne kadar BBOM tarafından düzenlenen Başlangıç Programları’nı tamamlayan öğretmenlerin oluşturduğu BBOM Öğretmen Köyü de salgın tedbirlerinden etkilendi. Öğretmenlik pratiklerinin dönüşümü, topluluk içinde öğretmenler arasında daha çok bağlantı kurma ihtiyacı doğurdu ve Bağlantı Çemberi, Oyun ve Hikaye geceleri gibi rutin çevrimiçi buluşmalar ile topluluk ruhunu besleyecek çalışmalar yapmaya başladık.

Ebeveynlerin ve öğretmenlerin hem kendileri ile hem çevreleri ile bağlantısını güçlendirmelerinin, bu gibi zorlu süreçlerde önemli olduğuna inanıyoruz. Bu sebepten sosyal medya üzerinden “15 Dakika’da Halimiz” isimli canlı yayınlar yaparak, ebeveynden ebeveyne, öğretmenden öğretmene bir deneyim aktarımına alan açtık.

Öğrenme ortamlarının yoğunluğunun sınıf odağından ev odağına taşınması ile de ebeveynlerin, çocukların öğrenme süreçlerini destekleyebilmesini kolaylaştırmak amacıyla Mayıs ayı boyunca “Çocuklar İçin Evde Öğrenme Sürecini Kolaylaştırmak” isimli 3 haftada 6 buluşmadan oluşan bir webinar serisi hayata geçirdik. Bu webinarlara katılan ortalama 25 ebeveynle yaptığımız değerlendirme çalışması ile de ebeveynleri destekleyebilecek başka neler yapabileceğimize dair çalışmaya başladık.

BBOM önümüzdeki dönemde ne tür çalışmalar yapacak? COVID-19 salgınının ortaya çıkardığı ihtiyaçlar ve getirdiği değişiklikler de düşünüldüğünde öncelik verdiğiniz alanlar, hedef kitle ve projelerinizle ilgili bir değişiklik ya da yenilik yapmayı planlıyor musunuz?

BBOM’un önümüzdeki dönemde yapacağı çalışmaların büyük kısmı yine öğretmenleri güçlendirmek odağında olacak. Canlı yayın serisi olarak başlayan öğretmenden öğretmene deneyim aktarımı odağında yapılan çalışmaları farklı dijital platformlara taşımayı ve çeşitlendirmeyi hedefliyoruz. Öğretmenlerin okullara dönerken de en az salgının ilk zamanlarındaki gibi bir geçiş sürecine ihtiyaç duyacağını görüyoruz. Bu sebepten bir “Okula Dönüş” programı tasarlayarak, öğretmenlerin ve çocukların bu sürecini kolaylaştıracak çalışmalar yapmayı planlıyoruz.

Sahada yürüyen projelerimiz ise Eylül ayı itibariyle kaldığı yerden devam edecek. Bununla beraber yine öğretmenleri destekleyici bir materyal olarak “Onarıcı Çember”, “Öğretmen Defteri” gibi, sınıfta katılımcı ve barışçıl öğrenmeyi destekleyecek kimi materyallerin hazırlığını tamamlamak üzereyiz. Bu yıl, geçtiğimiz dönemlerden farklı olarak, ebeveynleri de güçlendirecek çalışmalar yapmayı odağımıza aldık.

Sulukule Gönüllüleri Derneği Okula Dönüş Projesini Anlattı

By | Çocuk Fonu

İstanbul’un Fatih-Karagümrük bölgesinde risk altında, dezavantajlı ve ayrımcılığa maruz kalmış gruplarla kadın ve çocuklarla hak temelli çalışmalar gerçekleştiren Sulukule Gönüllüleri Derneği’ne Çocuk Fonu’nun 2020 döneminde hibe desteği sağlıyoruz. 10. yılını kutlayan derneğin bu süreçteki çalışmalarını, çeşitli nedenlerle örgün eğitim sisteminin dışında kalmış çocukların eğitim sistemine dahil olmalarının sağlanmasını hedefleyen Okula Dönüş projesini ve COVID-19 salgınının etkilerini dernekten Aysun Koca ile konuştuk.

Vakfımızı takip edenler Sulukule Gönüllüleri Derneği (SGD)’ni ve çalışmalarını artık yakından tanıyor. Yakın zamanda derneğin 10. kuruluş yıl dönümünü kutladınız. Geçtiğimiz 10 yılda çalıştığınız alanda ne tür gelişmeler yaşandı?

On yıl içinde çalışma sistemimizde, sahanın ihtiyaçlarını gözeterek, birçok değişiklik yaptık. İlk yıllar okul derslerine odaklı ders destek etütleri yaparken, dernek mekanı içindeki çalışmalar çok daha yoğundu. Ancak mekanımız çok küçük olduğu için, çalışmalarımıza olan talep, kapasitemizin çok üzerinde olduğunda bu ihtiyaca yetişemiyorduk. O dönem, sadece bir okulda olan atölye çalışmalarımızı, yıllar geçtikçe bölgedeki diğer okullara da yaygınlaştırdık. Dernekteki faaliyetleri azaltarak, çocukların okulla bağını güçlendirecek atölyeler ve oyunlar yazmaya başladık.

Çalıştığımız okullarda mülteci çocuk nüfusunun artmasıyla atölyelerimizi çok kültürlü bir hale getirmeye başladık. Bütüncül çalışmaya odaklandığımız için bakım verenler, veliler, anneler ve öğretmenlerle de çalışmalara ağırlık vermeye başladık.
Bu on yıl içinde değişmeyen yönümüz, gönüllülerimizin desteğine olan ihtiyacımız ve gönüllülerimizle aramızdaki bağın kuvveti diyebilirim. Bunca yıl gönüllülük yapan pek çok arkadaşımız derneğin yönetim kurullarında yer alıyor ve saha ekibine dahil oluyor. Bütün bunların yanında değişmeyen yönlerimizden bir diğeri ise, mahalle ile olan iletişimi hiç bırakmamış oluşumuz diyebilirim. Çocuk Fonu kapsamında bu yıl desteklenen projemiz de biraz bu ihtiyaca yönelikti.

Vakfımızın önceki dönemde sağladığı hibe desteği ile hazırladığınız “Çocuklarla Çalışma Araçları ve Değerlendirme Süreci Raporu” Sulukule Gönüllüleri Derneği’nin kurumsal hafızasına vurgu yapan ve alanda çalışırken kullandığı yöntemlerin etkisine dair bilgiler sunan bir çalışma. Bu rapordan en öne çıkan bulguları bizimle paylaşır mısınız? Bu bulgular derneğin çalışmalarını ne yönde etkiledi?

Çocuklarla Çalışma Araçları ve Değerlendirme Süreci Raporu, izleme değerlendirme sistemimizi kurmak adına oluşturduğumuz ve dediğiniz gibi kurumsal hafıza çalışmalarımızın ilkiydi. Bu raporun rehberliğinde her yılki gelişimimizi izlediğimiz raporlarımız bulunuyor. Raporda hem dernek içi çalışmaların etkisini hem de okullarda süren atölyelerin etkisini ayrı ayrı değerlendirdik. Dernekte oyun temelli gerçekleşen atölyelerin çocukların uyum becerilerinin gelişmesine destek olduğu, odaklanma sorununda azalmaya katkı sağladığı, kaygı düzeyinde azalmayı desteklediği, çocukların sosyal adaptasyonunu artırmaya katkı sağladığı ve özgüvende artışa sebep olduğu gözlendi. Okullarda ise şiddetsiz iletişim kurmanın en fazla zorlanılan alan olduğu belirlendi. Bu bilgiden hareketle bir sonraki yıllarda şiddetsiz iletişim temalı oyunları arttırdık. Raporun bir diğer özeti olarak, çocukların isteğinin daha fazla oyun olduğunu gördük.

Derneğin yıllar içinde geçirdiği evrimi de göz önünde bulundurursak, oyunla öğrenme atölyelerinin niceliğini ve niteliğini artırarak okul içinde geçirdiğimiz süreyi fazlalaştırmak sonraki yıllarda geliştirilen programlarımızın önceliği oldu. Bunun bir yansıması olarak, bu yıl Fatih’te 5 farklı okulda, her hafta 20 farklı grupla atölye gerçekleştirdik. Her yıl güncellediğimiz raporlarımız için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Çocuk Fonu kapsamında desteklediğimiz Okula Dönüş projesi, önceki çalışmalarınızdan farklı olarak okul terkinin önlenmesini değil, örgün eğitim sisteminin dışında kalmış çocukların ve ebeveynlerinin güçlendirilmesi yoluyla okula dönmelerini sağlamayı amaçlıyor. Böyle bir projeye neden ihtiyaç duydunuz ve proje kapsamında ne tür çalışmalar gerçekleştireceksiniz?

Proje kapsamında Fatih ilçesinde okula başlamış bırakmış ve uzun süreli devamsızlık yapan çocuklar tespit edecek, içlerinden okula devam etmeye ikna edilenler için onlara hitap edecek sosyal gelişim atölyeleri ile okula hazırlık atölyeleri gerçekleştireceğiz. Bunun yanında, çocuklarla doğrudan ilişkili olan ebeveynleri, başta çocuk hakları olmak üzere, risk altındaki çocuklarla ilgili konularda güçlendirerek odağı çocuklar olan hedeflere ulaşılması konusunda destek mekanizmaları kurmayı hedefliyoruz.

Projeye ihtiyaç duyma sebebimiz, saha çalışmalarını sürdüğümüz bölge olan Karagümrük’te, özellikle 10-16 yaş arası çocuklar arasında okulla bağı zayıf olan, uzun süre devamsızlık yapan ve okulu terk etme riski bulunan çocukların sayısının artmasına dair gözlemlerimiz. Eğitim Reformu Girişimi tarafından hazırlanan Eğitim İzleme Raporu 2019’a göre, 20 gün ve üzeri devamsızlık yapan öğrenci sayısı 2018 yılı verilerine göre ilkokulda %5.7, ortaokulda (temel eğitim) %10, imam hatip ortaokulunda %8.9, mesleki ve teknik ortaöğretimde %44 ve Anadolu imam hatip liselerinde %36 olarak ifade ediliyor. Aynı raporda 9. sınıflarda sınıf tekrarı oranı ise %10,4 olarak belirtiliyor.

Çocuk işçiliği, erken yaşta evlilikler ve adalet sistemi ile tanışma mahalledeki çocukların birçoğunun karşı karşıya kaldığı durumlardan oldu. Bu durumlar devamsızlıkların ve okul terkinin artmasına yol açtı. Birçok çocuk yaşı sebebiyle örgün eğitim sisteminin dışına çıktı, açık ortaokul ve açık lise seçeneğine yönlendirildi. Ancak çocukların, herhangi bir destek olmadan dışarıdan okul bitirme süreci hiçbir zaman başarı ile tamamlanamadı. Okuma yazma bilmeme, yaşının sınıf arkadaşlarından çok daha büyük olması, ayrımcılık, geç kayıt, maddi yetersizlik içerisinde olma, uyum sorunları yaşama, psiko-sosyal anlamdaki yetersizlikler nedeniyle okul ile bir defa bağı kopmuş çocukların; akranlarının, bakım verenlerinin ve uzmanların desteğiyle güçlendirilmesi gerektiği ihtiyacı ile bu projeyi hazırladık. Bu proje ile, Fatih bölgesinde okulu terk etmiş, uzun süre devamsızlık yapma eğiliminde olan, okul sisteminde kayıtlı gözüküp herhangi bir sebeple okula hiç gitmeyen veya yaşı nedeniyle örgün eğitim sisteminin dışında kalmış çocukların ihtiyaçlarına yönelik atölye çalışmaları yaparak okulu terk etmesine neden olan etmenleri azaltmayı, onları eğitim sistemine dahil etmeyi istiyoruz.

Okula Dönüş projesinin derneğinizin bu alanda yaptığı çalışmalar açısından yeni ve yaygınlaştırılabilir bir modele dönüşeceğini düşünüyor musunuz? Projenin ve bu modelin uzun vadede etkili olabilmesi için çocuklara ve gençlere yönelik olarak ne tür destek mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu düşünüyorsunuz?

Bu model 2008-2009 döneminde başlayan, Sulukule yıkımının etkisi devam ederken, o dönem Milli Eğitim Bakanlığı ve UNICEF’in birlikte yürüttüğü Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı’na (YSÖP) benziyor. O dönem okula gidip bırakmış veya hiç başlamamış çocukların ikna edilip, onlar için belirlenmiş okulda hızlandırılmış eğitime katılarak bir sonraki yıl yaşıtları ile aynı seviyeden okula başlamalarını hedefleniyordu. Pratikte birçok eksiği olan bir çalışma olsa da pek çok çocuk bu sayede okula dahil olabildi. Sulukule Gönüllüleri Derneği’nin çalışmalarının başlangıcı ve dernek fikri de bu çalışmaların ardından doğmuştu.

Okula Dönüş projesi de bir miktar bu programa benzeyecek. Okula dönmeye ikna ettiğimiz çocuklar için, örgün eğitime yönelik bir program yerine, bilişsel, sosyal ve fiziksel olarak okula hazırlayacağımız atölyeler kurgulayacağız. Eğitim sistemine sonradan ya da tekrardan dahil olan çocukların, okulla bağının güçlenmesi ve kopmaması için okul hayatı boyunca desteklenmeye ihtiyacı olacak. YSÖP’deki deneyim bize bunu öğretti. Proje kapsamındaki örgün eğitim sistemine dahil olan çocukları mümkün olduğunca okul atölyelerine dahil etmeyi, yaşı nedeniyle fiziksel olarak okula gidemese de açık ortaokul veya açık lise süreçlerine dahil olanlarla ise ihtiyaçlarını gözetecek şekilde iletişimde kalmayı hedefliyoruz.

Daha önce de bahsettiğim gibi, farklı nedenlerle Türkiye’de okulu terk etme oranı yüksek olduğu için uygulayacağımız proje gibi modellerin yaygınlaşması gerektiğini düşünüyoruz. Okulu bırakma durumu çok katmanlı bir sorun olduğu için çocukları bilişsel, sosyal ve fiziksel olarak okula hazırlayıp okula başladıktan sonra da alandaki diğer aktörlerle beraber onları takip etmek gerekiyor.

COVID-19 kapsamında alınan tedbirlerin hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep olduğunu biliyoruz. Bu durum bizden aldığınız hibe kapsamında yürüttüğünüz faaliyetleri ve diğer çalışmalarınızı nasıl etkiledi? Çalışmalarınıza devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

Alınan tedbirler doğrultusunda SGD olarak dernek mekanını kapatarak evden çalışma düzenine geçtik. Bu süreçte haliyle tüm saha faaliyetlerimizi durdurduk. Çocuk Fonu kapsamında bu dönem kabul edilen Okula Dönüş isimli projemizin başlama dönemi Mart ayıydı. Henüz hiç saha çalışmasına başlamadığımız için proje dönemini Haziran’a veya gerekli olursa biraz daha ileri bir döneme erteleme yoluna gittik.

Bu süreçte tüm projelerimizin sahası durduğu için elimizdeki bilgilerle hazırlayabildiğimiz raporlara odaklanmaya, saha çalışması boyunca yeterli zaman ayıramadığımız kapasite geliştirme işlerine zaman ayırmaya başladık. Son haftalarda en aktif olarak yürüttüğümüz iş, hedef kitlemiz olan çocuklar ve kadınlarla telefon aracılığı ile bilgi almak ve ihtiyaçlarını belirlemek oldu. Bir sonraki aşamada ihtiyaçları gidermeye yönelik yapılabilecekler hakkında çalışacağız. Gönüllülerle bağımızı sürdürmeye çalışıyor, normal şartlarda aylık olarak yaptığımız buluşmaları, haftalık olarak düzenliyoruz.

Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği Çocuk Fonu Kapsamında Çalışmalarına Başladı

By | Çocuk Fonu

Çocuk Fonu’nun 2020 dönemi kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansal desteği ile hibe verdiğimiz Fikir Sanat Atölyesi Derneği (FİSA) kültürel, bilimsel ve sanatsal eser üretiminin desteklenmesi ve bu alanda eğitim ve burs faaliyetlerinin hayata geçirilmesi amacıyla çalışmalar yapıyor. Dernek bünyesinde faaliyet gösteren Çocuk Hakları Merkezi’ni, hibe desteği verdiğimiz projeleri Çocuğa Yönelik Ayrımcılığa Karşı Stratejik Yaklaşım ve COVID-19 salgınının çalışmalarına etkisini projenin koordinasyonunu yürüten Ezgi Koman ile konuştuk.

Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği’nin kuruluş amacını ve yürüttüğü çalışmaları bizimle paylaşır mısınız?

Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği; 2015 yılında mülteci, çocuk, LGBTİ, medyada eşit temsil alanlarında çalışmalar yapmak, hak sahiplerine erişemedikleri eğitim ve sağlık bursları ve desteklerini sağlamak amacıyla kurulmuş Ankara merkezli bir sivil toplum örgütüdür.

Derneğin bünyesinde faaliyet gösteren Çocuk Hakları Merkezi, çocuk hakları ile ilgili hangi alanlarda ve ne tür çalışmalar yapıyor?

Çocuk Hakları Merkezi 2017 yılından beri çalışmalarını yürütüyor. Ancak çalışmalarının daha sistematik ve bir program etrafında gerçekleşmesi geçtiğimiz yıl başladı. Çocuk Hakları Merkezi; çocukların hak ve özgürlüklerinin yaşama geçmesi için ihlalleri görünür kılan, izleme ve raporlama yaparak politika öneren; aynı zaman somut modeller ve kaynakları geliştiren bir merkez. Son iki yıldır odaklandığı temel alanlar ise çocuk işçiliği, çocuğa yönelik cezasızlık, mülteci çocuklar ile iş dünyası ve çocuk hakları konuları oldu.

Çocuk Fonu’nun 2020 döneminde, Turkey Mozaik Foundation’ın sağladığı finansal destekle Çocuğa Yönelik Ayrımcılığa Karşı Stratejik Yaklaşım projesini hayata geçiriyorsunuz. Projenin amacından ve bu kapsamda yapacağınız faaliyetlerden bahseder misiniz?

İnsan hakları hareketi Türkiye’de de uzun süredir hak ihlalleriyle mücadele ediyor. Bazı alanlarda olumlu bir değişim ve dönüşüm sağlandığı mutlak. Ancak bazı alanlarda gösterilen çaba, elde edilen gelişme ve ihlallerdeki gerileme ile ne yazık ki doğru orantılı değil. Çocuğa yönelik ayrımcılık da aynı şekilde. Ayrımcılık, bir insan hakları ihlali olarak karşımızda durmaya devam ediyor. Zaman zaman şekil değiştiriyor, zaman zaman çeşitli nedenlerle yeniden üretiliyor, bazen artıyor, bazense daha görünür oluyor. Ama ne yazık ki tüm çocuklar ayrımcılığın değişik biçimlerine, değişik ortamlarda ve değişik failler tarafından maruz kalmaya devam ediyor.

Çocuğa yönelik ayrımcılığı ortadan kaldırmak, ayrımcılığı üreten ilişkisel ve yapısal örüntüleri, mekanizmayı ve sistemi tüm özneleri ve ilişki biçimleriyle anlamak ve etkili stratejiler geliştirmekle mümkün.

Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation desteği ile yürütmeye başladığımız bu proje de çocuğa karşı ayrımcılığa karşı etkili stratejiler geliştirmeyi hedefliyor. Bu hedefine ulaşmak için de çocuğa yönelik ayrımcılıkla ilgili olabilecek öznelerle bir araya gelecek ve ortak stratejiler hatta taktikler geliştirmeye çalışacağız. Bütün bunlar Çocuğa Yönelik Ayrımcılığa Karşı Strateji Setinde yer alacak. Bu süreçte bir araya geleceğimiz özneler ise çocuklar, sanatçı ve medya çalışanları, meslek elemanları, sivil toplum temsilcileri ve ebeveynler olacak.

Proje kapsamında, başta yerel yönetimler ve ilgili kamu kurumları olmak üzere farklı paydaşlarla paylaşmak üzere “Çocuğa Yönelik Ayrımcılığa Karşı Strateji Seti”ni hazırlamayı hedefliyorsunuz. Yerel yönetimler ve ilgili kamu kurumları bu setten nasıl faydalanabilirler?

Bu setin; çocuklarla ilgili ayrımcı pratikleri, ayrımcılığın temel örüntülerini, sebep ve sonuçlarını görünen ve görünmeyen yanlarıyla ele almasını hedefliyoruz. Tüm bunların yanı sıra politika ve belki uygulama önerileri de yer alacak. Yerel yönetimler de kamu idaresi de bu set aracılığıyla; öncelikle çocuğa yönelik ayrımcılıkla ilgili yükümlülüklerinin bir kere daha farkına varabilir, ayrımcılığa karşı uygulanabilir pratikler geliştirebilirler. Elbette bu süreçlerde FİSA Çocuk Hakları Merkezi kamu idaresiyle de yerel yönetimlerle de ortak çalışmalar yapmaya çok açık.

Korona virüsü kapsamında alınan tedbirlerin hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep olduğunu biliyoruz. Bu durum bizden aldığınız hibe kapsamında yürüttüğünüz faaliyetleri ve diğer çalışmalarınızı nasıl etkiledi? Çalışmalarınıza devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

Biz bu proje kapsamında; Nisan ayından itibaren 2’şer günlük 5 atölye yapmayı planlamıştık. Bu atölyelerde çocuğa yönelik ayrımcılık ele alınacak ve çıktılarından strateji seti oluşturulacaktı. Küresel salgın sebebiyle alınan tedbirler kapsamında biz de ne yazık ki faaliyetlerimizi daha önce planladığımız şekilde gerçekleştiremiyoruz. Bu yüzden projemizin hedeflerini ve çıktılarını değiştirmeden, yöntemsel bir değişiklik yaptık. Bu değişiklik ile 12’şer kişilik atölyeler yerine çocuğa yönelik ayrımcılığı tüm yönleriyle ele alabileceğimiz çevirimiçi birebir görüşmeler yapacağız. Çocuklarla yapılacak atölyeyi ise, çevirimiçi görüşmelerin uygun olmayacağını düşündüğümüzden, ileriki bir tarihe erteledik. Bu görüşmelerin sonuçlarından yine strateji setini oluşturmayı planlıyoruz.

Küresel salgın elbette bizim de çalışmalarımızı evlerden yürütmemize yol açtı. Yani biz evde kalabilen şanslı gruptanız. Devam eden çalışmalarımızı başka araç ve yöntemlerle yürütmeye çalışıyoruz. Ama asıl bu sürecin çocuklar üzerindeki etkisini azaltmak için politika önerileri geliştirmeye ve süreci çocuk hakları temelinde izlemeye çabalıyoruz.

DİSA, Önce Çocuk: Çocukların Travmalarıyla Baş Etme Projesi için Çalışmalarına Başladı

By | Çocuk Fonu

Farklı program alanları altında yürüttüğü araştırmalarla toplumun sosyal ve siyasal gelişiminin önünü açacak araştırmalar yapan Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (DİSA), Çocuk Fonu’nun 2020 dönemi kapsamında desteklediğimiz Önce Çocuk: Çocukların Travmalarıyla Baş Etme projesi için çalışmalarına başladı. DİSA Enstitü Koordinatörü Atalay Göçer ve araştırmacı ve psikolojik danışman Aysel Fidan ile DİSA’nın araştırma programlarını, Önce Çocuk projesini ve COVID-19 salgının çalışmalarına etkilerini konuştuk.

Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (DİSA) farklı program alanları altında yürüttüğü çalışmalarla toplumun sosyal ve siyasal gelişiminin önünü açacak araştırmalar yapıyor ve ilgili konularda politika geliştirilmesine destek olmayı amaçlıyor. DİSA’nın çalışmalarında hangi alanlara odaklandığını bizimle paylaşır mısınız?

Enstitümüz çalışmalarını dört araştırma programı ekseninde yürütüyor. Anadili ve Pedagoji Araştırma Programı’nda eğitimde anadilinin kullanılmamasından kaynaklanan sorunlar ile dil ve eğitim politikalarını ele alan araştırmalar yapılarak anadili temelli çok dilli eğitime dair model önerileri geliştiriliyor. Enstitümüz anadilini sosyalleşme evresinde ve örgün eğitim süreçlerinde geliştiremeyen çocuklar nezdinde diller arası hiyerarşinin sonuçlarını ortaya koyuyor ve çok dilli yaşamın pedagojik imkanlarını araştırıyor. Anadilin kuşaklar arası değişimi, linguistik sınırlamaların toplumsal algı ve dışlanma ile ilişkisi, sözlü çocuk edebiyatı ürünlerinin ve oyunların eğitim kaynaklarına dönüştürülmesi, çok dilli ve çok kültürlü eğitim modelleri, toplumsal travma yaşamış çocuklarda kültürel yaratıcılık potansiyelinin teşvik edilmesi ve eğitimci eğitimi konuları bu araştırma programının öğeleri arasında yer alıyor.

Adalet ve Barış İnşası Araştırma Programı; dünyada çatışma çözümü olarak tanımlanan çalışmaların bölge realitesi ışığında çözümlendiği bilgi ve veri üretimini içeriyor. Adaletin bir hukuk düzenlemesi, barışın ise pazarlık sonucu ulaşılan bir asayiş durumuna indirgenmesinin uzun ve iniş-çıkışları olan bir barış inşasından farkını ortaya çıkaran araştırmaları, karşılaştırmalı analizleri ve tartışmaları yürütüyor. Silah bırakma ve silahsızlanma, paramiliter ve paralel yapılar, sivil halkın korunması, çatışma sonrası ve topluluk temelli adalet, geçmişle yüzleşme ve hakikatleri açığa çıkarma, farklı ülkelerdeki geçiş, müzakere ve barış inşası süreçleri, bölgesel çatışma dinamiklerinin yerel süreçlere etkileri, arabuluculuk ve izleme mekanizmaları, kesintiye uğrayan süreçlerin analizi gibi alt-araştırma ve tartışma alanlarında yapılan çalışmaları kapsıyor.

Diyarbakır İçin Sürdürülebilir Yaşam ve Mekan Araştırma Programı; insan merkezli, ademi-merkeziyetçi ve dayanışmacı bir yerel ekonominin, doğal ve kültürel dokuya duyarlı mekan politikalarının imkanları üzerine odaklanan bir program. Bölgede ekonomik gelişmeyi toplumsal sonuçlarından kopuk ele alan merkeziyetçi-bürokratik güdümlü yatırım ve kentleşme politikalarının insani gelişme sorunlarını büyütmesi gerçeğinden yola çıkarak yapılan araştırmaları yürütmek ve sonuçlarını tartışmak hedefi ile tasarlandı. Kent ve barınma politikalarında katılım, barış ekonomisi, özerklik ve merkezi kaynak dağılımı, katılımcı bölgesel ekonomi ve yeşil kentleşme örnekleri, kooperatif sosyal dayanışma ağı ekonomileri, yakın-yerellik tarımı, mekan-insan-doğa ilişkisinin iktisadı, yoksullukla mücadele politikaları bu programın Diyarbakır ve çevresine özgü araştırma alt başlıkları.

Her ne kadar enstitümüz ve araştırma programlarımız bünyesinde yürütülen olan tüm çalışmalar toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesini temel alsa da özellikle bu alanda derinleşmek amacıyla geçtiğimiz yıl kurulan Diyarbakır için Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Araştırma Programı; toplumsal cinsiyet eşitliğini savunmak üzere bu konuda farkındalık geliştirmek, ayrımcılık temelli eşitsizliğin dinamiklerini anlamak, eşitliğin sağlanmasında bireysel ve toplumsal uygulanabilir çözümleri tartışmak için bilgi üretmeyi hedefliyor. Farklı sosyo-ekonomik arka plandan kadınların toplumsal cinsiyet meselesine yaklaşımı, ayrımcılıkla mücadele yöntemleri ve kamusal varoluş biçimleri, cinsiyetlilik-kadın(sı)lık-erkek(si)lik tartışmaları, kadın/feminist hareketlerin ittifak ve dayanışma politikaları ile LGBTİ+ kapsayıcılığı araştırma alanları arasında yer alıyor.

Çocuk Fonu kapsamında desteklediğimiz Önce Çocuk: Çocukların Travmalarıyla Baş Etme projesinin amaçlarından ve bu amaçlar doğrultusunda gerçekleştireceğiniz çalışmalardan bahseder misiniz?

Dört araştırma programımızın kesişiminde yürütmekte olduğumuz Önce Çocuk: Çocukların Travmalarıyla Baş Etme Projesi kapsamında toplumsal barışın inşasında sivil toplumun yedi temel işlevinden biri olan Çatışma Süreçlerinde Vatandaşların Korunması ile Yılmazlık ilkeleri (anadili temelli çok dillilik, kültür-sanat odaklılık, çocuk katılımı) uyarınca çocukların özgüven ve yaratıcılıklarının artırılarak çatışma etkisiyle baş etme yöntemlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Hedef kitlesi Diyarbakır’da Suriçi’nde yaşanan çatışma nedeniyle Suriçi’nin farklı mahallelerinde yaşayan ya da Diyarbakır’ın farklı semt ve ilçelerine göç etmiş sosyoekonomik açıdan dezavantajlı konumda bulunan ailelere mensup çocuklar ve sorumlu ebeveynleri olan projede çoğunluğu kadın olan, çocukları ile birlikte psikososyal destek alan sorumlu ebeveynlerin hem kendilerinin hem de çocuklarıyla iletişimlerinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.

Bu doğrultuda; Diyarbakır’a bağlı Suriçi’nde 2015 yılında yaşanmış olan silahlı çatışmalara maruz kalmış, tanıklık etmiş çocuklar ve sorumlu ebeveynleriyle birlikte terapötik çalışma yürütecek psikolog, psikolojik danışman ve sanat alanında faaliyet yürüten kişilere (kolaylaştırıcı) yönelik sanat terapisi, oyun terapisi ve çocuk hakları üzerine 2 aylık bir eğitim programı düzenlenecek. Bu eğitim programı ile kolaylaştırıcılar alanında yetkin kişilerden eğitim alacak ve bu sayede kapasiteleri gelişecek. 60 çocuk ve 60 sorumlu ebeveyne yönelik ayrı ayrı kapalı grup çalışması ve 3 ay sonra da ebeveyn ve çocuk iletişimini artırmaya yönelik eğitim almış olan kolaylaştırıcıların desteğiyle çocuk ve ebeveyn gruplarının birleştirilerek çocuk ve ebeveyn arası iletişimi geliştirmeye yönelik 3 aylık karma kapalı grup çalışması yürütülecek. Çalışmanın başında kapalı gruplar oluşturulurken hedef gruplar tercih edecekleri dile göre 3 kategoriye ayrılacak. Kürtçe, Türkçe ve çift dilli kapalı gruplar aile görüşmeleri sırasında çocukların ve sorumlu ebeveynlerinin tercihlerine göre belirlenecek. Çalışma sonrasında tercih edilen dilin psikolojik iyileşmeye etkisi ölçülüp değerlendirilecek. Proje kapsamında 2 kitap yayınlanacak: Kürtçe ve Türkçe dillerinde çocuklara ve ebeveynlerine yönelik etkinlik rehberi ve ebeveyn ve çocukların psikolojik iyileşmelerini (ayrı gruplarda ve birleştirilmiş gruplarda), dilin ve sanatın psikolojik iyileşmeye etkisini değerlendiren analiz raporu.

Proje kapsamında öncelikle psikolog, psikolojik danışman ve sanat alanında faaliyet yürüten kişilerle sanat terapisi, oyun terapisi ve çocuk hakları ile ilgili bir eğitim gerçekleştirmeyi planlıyorsunuz. Çeşitli uzmanlık alanlardan kişileri bu konularda güçlendirmenin çocuk hakları alanında yapılacak çalışmalara ne tür katkılar sağlayacağını düşünüyorsunuz?

Eğitim programına katılacak psikolog, psikolojik danışman ve sanat alanında faaliyet yürüten kişilerin, çocuklara ve sorumlu ebeveynlerine yönelik sanat ve oyun terapi teknikleri aracılığıyla travma ile baş etme, travma sonrası stres bozukluklarının iyileştirilmesi, ebeveyn ve çocuk ilişkisinin iyileştirilmesi, psikolojik gelişimle ilgili ölçme ve değerlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi ile alanlarında ihtiyaç temelli (sanat ve oyun terapi teknikleri aracılığıyla travma ile baş etme, travma sonrası stres bozukluklarının iyileştirilmesi, ebeveyn ve çocuk ilişkisinin iyileştirilmesi, psikolojik gelişimle ilgili ölçme ve değerlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi alanlarında) grup terapisi yürütebilmeleri doğrultusunda kapasite artırımı sağlanmış olacak.

Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin dört temel ilkesi olan; yaşama ve gelişme hakkı, çocuğun yüksek yararını gözetmek, çocuğun katılımının sağlanması ve ayrımcılık gözetmemek konularıyla ilgili eğitimlerle katılımcıların çocuk algısı ve hak temelli yaklaşıma sahip olmaları öngörülüyor. Bu eğitimlerle psikolog, psikolojik danışman ve sanat alanından kolaylaştırıcıların çocuğa yönelik terapötik müdahale için uygun terapötik dili ve yaklaşımı benimsemeleri hedefleniyor. Çocuklarla çalışma tecrübesi bulunan uygulayıcıların bile dönem dönem sahip oldukları bilgi ve becerileri tazelemeleri önemlidir. Bu durumu, hem onların kapasitelerine bir katkı, hem de çalışmanın verimliliğinin olmazsa olmaz bir parçası olarak gördüğümüz için eğitim sürecine çocuk algısı ile başlamamız ve çocuklarla kurulacak dilin, terapötik gelişimi sağlayacak etkinliklerin yaşa göre seçilmesinin öneminin ve çeşitli uygulamaları kapsayan etkinlikleri içeren anlatımların eğitimin sonlarına doğru yeniden ele almamız bu bağlamda doğru bir çocuk algısı ile çalışma yürütme isteğimizle ilişkili. Çocuk haklarına ve algısına ilişkin hafızası güçlenen psikolog, psikolojik danışman ve sanat alanında faaliyet yürüten kişiler, eğitim programını yürütecek olan uzmanların danışmanlığında, hem kendi çalışma alanlarında hem de çatışma etkisi altındaki çocuk ve sorumlu ebeveynlerine yönelik psikososyal destek çalışmalarında kullanılmak üzere etkinlik kılavuzu hazırlayacak. Çalışma öncesinde verilen eğitim ve proje kapsamında yayınlanacak etkinlik kılavuzu hem çalışmada yer alan kolaylaştırıcıların çocuk hak temelli terapötik bir süreci verimli bir şekilde yürütebilmelerine, hem de benzer alanda çalışma yürüten ruh sağlığı ve sanat alanından kişilere katkı sağlayacağını düşünüyoruz.

Önce Çocuk projesi sonunda sanat ve anadilin travma sonrası psikolojik iyileşme sürecine etkisi hakkında bir araştırma raporu hazırlanacak. Bu araştırmanın, çocuk hakları alanında çalışan ve bu alanda politika önerileri geliştiren kurumlara ne tür katkılar yapmasını öngörüyorsunuz?

Proje kapsamında iki çalışmanın çocuk hakları alanında çalışan ve bu alanda politika önerileri geliştiren kurumlara katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Bunlardan ilki yukarıda kısmen bahsettiğimiz etkinlik kitapçığı. Çalışma süresince yürütülecek etkinlerin kılavuz niteliğinde paylaşımı travmaya maruz kalmış ve hayatta kalan çocuklara ilişkin yürütülecek çalışmalarda psikolojik gelişimin sanatla desteklenmesi noktasında ön açıcı bir yerde duracaktır. Travmaya maruz kalmış çocuklara ve onların sorumlu ebeveynlerine yönelik sağlanacak ruh sağlığı hizmetinin sadece bireysel terapi şeklinde olmayabileceği ve sanat alanlarının psikolojik ilerlemeye katkısının bu alanda çalışanların gündemlerinde tutulması önemlidir. Grup çalışmaları ile birden fazla kişiye destek sunulması, sanat alanının gelişimi hızlandırması sınırlı kaynakla yoğun travmalara müdahalede bulunmak isteyen çocuklara yönelik hak temelli çalışma yürüten kişi ve kurumlara rehber niteliğinde katkı sunacağını ve literatüre katkı sağlayacağını düşünüyoruz.

Projenin diğer bir ayağı olan tercih edilen dilde alınan psiko-sosyal müdahale programının çocuk ve ebeveynlerine nasıl etki edeceği araştırması, katılımcıların bu çalışmadan nasıl fayda sağladıkları, bu faydanın tercih edilen dille ilişkisi ve sanat alanının bu faydayı sağlamadaki rolü incelenecek. Çok dilli toplumlarda psikolojik desteğin belirli bir dil üzerinden verilmesi yürütülen çalışmaların veriminin sorgulanması gerekliliğini ortaya koyuyor. Literatüre bakıldığında farklı ülkelerde gerçekleştirilen travmaya müdahale programlarının fayda sağlayıcılar odaklı hazırlandığı görülüyor. Hak temelli her program fayda sağlayıcısı kişilere (çocuk veya erişkin fark etmeksizin) odaklanmalı ve üst düzey yarar için bu programların adil, eşitlikçi, kapsayıcı, yerelin ihtiyaçlarını göz önüne alınması gibi temel prensipler üzerine kurulması gerekiyor. Çocuk hak temelli çalışan kurumların ilk amacı çocuğa erişimdir ve psikolojik erişim için çocuğun kendini ifade etmek istediği şekilde ve dilde ifade edebiliyor olması gerekir. Bireylerin tercih ettikleri dilin bu bağlamda psikolojik gelişimi destekleyeceğini öngörüyoruz. Çocuk alanında hak temelli çalışma yürüten kurumlara araştırma raporu ile tercih edilen dilin terapötik sürece etkisi ve çocuklarla çalışma yürütürken sanat alanının kapsanması gerekliliğine ilişkin verilerle katkı sağlanmış olacak.

COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep olduğunu biliyoruz. Bu durum bizden aldığınız hibe kapsamında yürüttüğünüz faaliyetleri ve çalışmalarınızı nasıl etkiledi? Çalışmalarınıza devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

Neyse ki COVID-19 salgınına dair Türkiye’de ilk ölüm gerçekleştiğinde, çalışmamıza ara vermeye karar verdiğimiz aşamada kolaylaştırıcı eğitimleri tamamlanmış hatta grubu oluşmuş olan kolaylaştırıcılar dört modüllük etkinlik programının ilk modülü olan “sevgi ve güven alanının oluşturulması” için etkinliklerini büyük ölçüde tamamlamıştı.  Gelinen aşamada çalışmaya belirsiz bir süreliğine ara verildiğine dair bilgilendirme yapılan ailelerle iletişimimiz telefon üzerinden de olsa devam ediyor. Grup çalışmasına dahil olan kadın ve çocuklardan bazılarının özlem içerisinde olduklarını kolaylaştırıcı arkadaşlarımız oluşturduğumuz Whatsapp grubunda aktarıyorlar.

DİSA olarak bileşeni olduğumuz Diyarbakır Çocuk Çalışmaları Ağı’nın, mevcut sürecin yarattığı ihtiyaca binaen sosyal medyada paylaşmak üzere hazırladığı çocuklar ve sorumlu ebeveynleri için koronavirüs salgını hakkında bilgilendirme ve pandeminin psikososyal etkisiyle baş etme yöntemlerine dair yazılı ve görsel çalışmalar ile ebeveynlerin evde çocuklarına ya da çocuklarıyla birlikte uygulayabileceği oyun ve etkinliklerden oluşan kaynak ve materyalleri çalışmamıza katılan ailelerle paylaştık. Halihazırda iletişimde olduğumuz kolaylaştırıcı ve eğitmenlerimizle online süpervizyon toplantıları gerçekleştirebildiğimiz gibi uzman eğitmenlerin desteği ile kolaylaştırıcı arkadaşlarımızla baskıya hazırlamak üzere etkinlik programı kitapçığı için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Koronavirüs sürecinden sadece aileler ve çocuklar değil çalışmamızda yer alan kolaylaştırıcılar da olumsuz yönde etkilenebiliyor. Stresli yaşam olaylarını tetikleyen pandeminin kolaylaştırıcıları nasıl etkilediği ve onların bu süreçte öz bakımlarına faydalı olabilecek önerilerin de ele alınması çalışmamız açısından önemli. Bu bağlamda planlanan süpervizyon çalışmalarının birinde koronavirüs süreci, onun kolaylaştırıcılar üzerine etkisi, bu süreçte baş etme mekanizmalarının güçlendirilmesi ve bu sayede kolaylaştırıcıların psikolojik sağlamlıklarının artırılması hedeflenmiştir.

Çocuk Fonu Kapsamında Desteklenen Sivil Toplum Kuruluşları Çalışmalarına Başladı

By | Çocuk Fonu

Çocukların ihtiyaçları ve hakları üzerine çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) projeleri ve kurumsal kapasitelerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation iş birliği ve bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonu’nun 2020 döneminde desteklediğimiz STK’lar çalışmalarına başladı.

Çocuk Fonu’nun bu döneminde Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü, Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği, Ordu Kadını Güçlendirme Derneği, Rengarenk Umutlar Derneği, Sulukule Gönüllüleri Derneği’ne toplam 276.680 TL hibe desteği sağlandı.

Fon kapsamında desteklediğimiz kuruluşlar ve desteklediğimiz çalışmaları ile ilgili raporumuza buradan ulaşabilirsiniz