Category

Çocuk Fonu

Bilim Kahramanları Derneği’nin Kızlar Bilimle Buluşuyor Projesi Tamamlandı

By | Çocuk Fonu

2018 -2019 döneminde Çocuk Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla 60.000 TL hibe desteği sağladığımız Bilim Kahramanları Derneği (BKD) “Kızlar Bilimle Buluşuyor” projesini tamamladı.

2011 yılında kurulan Bilim Kahramanları Derneği, çocuk ve gençleri erken yaşta yenilikçi metotlar kullanarak bilim ve bilimsel düşünceyle buluşturmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Uluslararası bir ağın parçası olan dernek; Bilim Kahramanları Buluşuyor/FIRST LEGO League, Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor / FIRST LEGO League Jr, Dünya Robot Olimpiyatı/World Robot Olmpiad Türkiye gibi fen, matematik, teknoloji ve mühendislik odaklı çeşitli programları hayata geçiriyor. BKD, genç bilim insanlarının bilimsel çalışmalarının ve başarılarının teşvik edilmesine yönelik çalışmalar da yapıyor.

Bilim Kahramanları Derneği, Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor / FIRST LEGO League Jr. Programı kapsamında uyguladığı Kızlar Bilimle Buluşuyor projesiyle, kız çocuklarına bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik becerileri (STEM) kazandırmayı ve kodlama, proje geliştirme, takım çalışması, sunum yapma gibi alanlarda deneyim kazanmalarını sağlamayı amaçladı. Dernek, bu proje ile, ilk defa 6-10 yaş arasındaki kız çocuklarından oluşan takımları destekledi.

Denizli, Diyarbakır, İzmir ve Samsun’daki devlet okullarından birer; Edirne, Hatay, İstanbul, Mersin’deki devlet okullarından ise ikişer olmak üzere toplam 12 kız takımının katıldığı projeyle, 72 kız çocuğu ile takımlara destek olan 24 koç ve danışmana (öğretmenlere) ulaşıldı. 2019 yılında, “Görevimiz: Ay” temasıyla, Ay’da insan yaşamı ile ilgili sorunlara çözüm bulmak için çalışan kız takımları, dernek tarafından sağlanan tablet, robotik Lego setleri ve kodlama kitlerini kullanarak projelerini hazırladı. Kendi illerinde “Minik Kahramanlar Buluşuyor” bilim fuarlarına katılan ve hazırladıkları projeleri sunan kız takımları katılımcılardan büyük ilgi gördü.

Bilim Kahramanları Derneği tarafından proje sonunda yapılan değerlendirme anketine katılan takım koçları, kız öğrencilerin STEM konularına ve derslerine merak, heyecan, çaba ve isteklerinin arttığını belirtti. Aynı anketin sonuçlarına göre, çocuklarda, gelişim gözlemlenen diğer konular; özgüven, eleştirel düşünme yetisi ve kendilerini ifade etme, daha kolay anlama ve hatırlama, kodlama becerileri, STEM mesleklerine ilgi, iş birliği ve yardımlaşarak çalışma ile öğrenme ortamının gelişimi oldu.

Bilim Kahramanları Derneği ile projeye dair yaptığımız röportaja buradan ulaşabilirsiniz.

2020 Çocuk Fonu Başvuru Süreci Sona Erdi

By | Çocuk Fonu

2017 yılından beri devam eden Çocuk Fonu’nun 2020 dönemi için başvuru süreci 18 Aralık’ta başlamıştı. 8 Ocak 2020 saat 10.00 itibariye biten başvuru sürecine ilgi gösteren bütün STK’lara teşekkür ederiz.

Çocuk Fonu için toplamda 28 şehirden 88 kurumun başvurusunu aldık. Başvuran kurumların %80’i dernek, %10’u vakıf, %2’si kooperatif ve %6’sı diğer statüdeki (üniversite, vb.) kuruluşlar oldu. Başvuran sahiplerinin %87’si formda belirtilen ihtiyacın karşılanması amacıyla başka bir kuruluşa/kişiye başvurulmadığını iletti. Başvuru formlarının çoğunluğu (%64) Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından doldurulurken ücretli çalışanların doldurduğu formların oranı %13.

Talep edilen toplam hibe 5.540.994 TL; STK başı ortalama talep edilen hibe 61.965 TL oldu. Hibelerin %85’i proje için talep edilirken %15’i kurumsal gelişimin desteklenmesi için talep edildi. Proje için yapılan başvuruların da %76’sı yeni, %24’ü de devam projeleri için yapıldı. Başvurularla ilgili ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz

Başvurular ile ilgili değerlendirme sürecimiz başladı. Ocak ayı içerisinde başvuru süreçleri sonuçlanan STK’larla iletişime geçmeyi umuyoruz.

İlginiz için teşekkür ederiz.

Bilim Kahramanları Derneği ile “Kızlar Bilimle Buluşuyor” Projesini Konuştuk

By | Çocuk Fonu, Röportaj

Bilim Kahramanları Derneği ile Çocuk Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation’ın hibe desteğiyle hayata geçirdikleri “Kızlar Bilim ile Buluşuyor” projesini ve projenin etkilerini konuştuk.

Bilim Kahramanları Derneği, bilimin çocuklar ve gençler arasında yaygınlaşması için uzun süredir çalışmalar yapıyor. Çocuk Fonu tarafından desteklenen “Kızlar Bilim ile Buluşuyor” projesi kapsamında gerçekleştirdiğiniz çalışmalardan bahseder misiniz?
Şubat ayında başlayan “Kızlar Bilim ile Buluşuyor” projemiz ile 6-10 yaş arasındaki çocuklara bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik becerileri (STEM) kazandırmayı, kodlama alanında farkındalık yaratmayı, proje geliştirme, takım çalışması, sunum yapma gibi alanlarda da deneyim kazandırmayı hedefledik.

Bu proje özelinde kendi imkanları ile bu tür STEM projelerine katılma imkanı olmayan devlet okullardan ve tamamı kızlardan oluşan takımlar kurarak Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor / FIRST LEGO League Jr. isimli STEM programımıza dahil ettik. Böylelikle hem devlet okulları tarafında fırsat eşitliğini sağlamaya katkı sunduk, hem de kız çocuklarının bilimsel etkinliklere katılımı konusunda onları teşvik etme fırsatı elde ettik.

Proje kapsamında takımlar “Görevimiz Ay” teması kapsamında ayda bir yaşam alanı kurdular ve oluşturdukları ay üssünde havayı, suyu ve enerjiyi nasıl depolayabileceklerine yönelik çözümler ürettikleri bir proje modeli hazırladılar. Lego parçalarından hazırladıkları proje modellerine kodladıkları robotlarıyla hareket kattılar. Tüm bunları yaparken de takım çalışması, problem çözme becerileri, eleştirel düşünme ve sunum becerilerini geliştirecek bir süreç yaşadılar. En önemlisi de ekip olarak bilim yapmanın ve üretmenin keyfine vardırlar.

Proje ile 8 farklı ilden 72 kız çocuğuna ulaştık. Yalnızca kız çocuklarından oluşan 12 Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor takımlarının desteklendiği iller ise; Denizli, Diyarbakır, Edirne, Hatay, İstanbul, İzmir, Mersin ve Samsun oldu.

Proje kapsamında neden yalnızca kız çocuklarından oluşan takımlarla çalışmayı tercih ettiniz? Proje sürecini düşündüğünüzde geliştirdiğiniz bu yaklaşımın alanda yaptığınız çalışmalara ne tür katkıları olduğunu düşünüyorsunuz?
Özellikle, kızlardan oluşan takımları kurmaktaki sebebimiz gözlemlerimiz ve deneyimlerimiz oldu.
Çocuklar, Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor / FIRST LEGO League Jr. fuarlarına gelip çalışmalarını sergileyene kadar, farklı alanlarda çalışmalar yürütüyorlar: Proje geliştirme, araştırma, hareketli model oluşturma, kodlama, takım çalışması.

Çocuklar ve koçlarıyla yapılan gözlemlerde takım için görev dağılımlarında cinsiyete dayalı bir farklılık olabildiğini gözlemledik. Karma takımlarda; sıklıkla, proje geliştirme ve kodlama ve robotik süreçlerini erkek öğrencilerin üstlendiklerini ve fuar günü de erkek öğrencilerin sunduklarını; öte yandan, süsleme, takımın iyi ve ait hissetmesi için yapılan çalışmalarda öne çıkanların kız çocukları olduğunu gözlemliyoruz.

Toplumsal kalıp yargılarının beslediği bu görev paylaşımını nasıl ortadan kaldırabiliriz diye düşünürken; kız takımlarını destekleme fikri ile ilerlemeyi tercih ettik. Eğer tüm üyeleri kızlardan oluşan takımlar oluşturabilirsek, kodlamadan proje geliştirmeye; robotikten takım çalışmalarına kadar her adımda kız çocukları etkin bir rol benimseyebilir; katıldıkları fuarlarda da diğer takımlara ilham olabilir diye düşündük.

Sonuç ise gerçekten beklediğimiz gibi oldu. Fuar günü farklı takımlar bir araya geldiklerinde tüm kız ve erkek çocukları karşılıklı deneyimlerini paylaştılar. Tüm katılımcılardan, velilerden, öğretmenler ve idarecilerden de olumlu dönüşler aldık.

Ayrıca proje sonunda, 72 kız çocuğunun çalışmalarına rehberlik eden takım koçları ile yaptığımız ankette; takım koçları kız çocuklarının merak duygusunda %100 özgüven ve kendini ifade etme alanlarında ise %90’ın üzerinde artış olduğundan bahsettiler. Bu da, projeyi yazarken amaçladığımız ana hedeflerimiz için oldukça önemli çıktıların gerçekleştiğini ifade ediyor.

Kızlar Bilimle Buluşuyor projesine dahil olan okulların yöneticilerinden, takım koçlarından, öğrenci ya da velilerden projeye dair ne tür geri dönüşler aldınız? Projenin etkisi ve kız çocuklarında yarattığı değişim konusunda bizimle paylaşabileceğiniz bilgiler var mı?
Kızlar Bilimle Buluşuyor projesine katılan okullarda yer alan takım koçları ve idarecilerden önemli ve olumlu birçok geri bildirim aldık. Sıklıkla, kız takımlarının çalışmalarının okulda oldukça ilgi çektiği, çalışmaların takım çalışmasının önemine vurgu anlamında okulda bir kültürün oluşmasına yönelik katkı sunduğundan bahsettiler.

Programın 6-10 yaş arasındaki çocuklara olan katkısının yanı sıra çalışmalara sezon boyunca rehberlik eden takım koçları ve danışmanların da mesleki bilgilerine katkı sunduğu yönünde geri bildirimler aldık. Yaptığımız ankette yer alan geri bildirimlerden birinde bu tespiti açıkça görebiliyoruz: “Böyle fırsat yaratıldığı için kendimi çok şanslı hissediyorum çünkü bizim gibi köy okullarının STEM ve kodlama yapabilmesi imkânsız denilebilir. Bu program sayesinde bildiklerimi uygulamaya dökebildim ve artı-eksilerimi gördüm. Bu program beni STEM ve kodlama alanındaki çalışmalarımın devamı için pekiştirdi.”

Velilerin de çocuklarında gördükleri değişime dair geri bildirimleri, projenin amacını ve misyonunu önemli ölçüde destekliyor. İlk defa ailelerinden ayrı bir şekilde seyahat eden, ebeveynlerinden ayrı sorumluluk aldıkları kendilerine ait çalışmaların olması kız çocuklarının kendilerini birer birey olarak hissetmelerini sağladı.

Bu çok yönlü projenin gerçekleşmesini sağlayan takım koçları ve danışmanlarına, okul idarecilerine, velilere, maddi destekleri için Sivil Toplum için Destek Vakfı’na, Turkey Mozaik Foundation’a en çok da kızlara çok teşekkür ederiz!

Çocuk Fonu’ndan aldığınız hibe desteğinin derneğinize ve kaynak geliştirme çalışmalarınıza ne tür katkıları oldu? Hibe sürecine dair deneyimlerinizi bizimle paylaşır mısınız?
Sivil Toplum için Destek Vakfı Çocuk Fonu’nun dernek için özel bir yeri oluştu. Derneğin, herkese açık ve başvuru yapılabilen fonlar arasında kazandığı ilk destek. Kurumsal kapasite ve hafızamız açısından da bir ilk olma özelliği taşıyacak bundan sonra bizim için. Ayrıca derneğimizin çok önemsediği toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da daha görünür bir adım atmasına fırsat sağladı. Bu motivasyonla farklı fon başvurularımız da oldu. Heyecanla sonuçlanmalarını bekliyoruz.

Bilim Kahramanları Derneği’nin gelecek dönemde gerçekleştirmeyi planladığı diğer çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?
2019 – 2020 akademik yılında da çalışmalarımızı tüm heyecanıyla sürdürmeye devam ediyoruz. Çocuklar ve gençler için yürüttüğümüz Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor, Bilim Kahramanları Buluşuyor, Dünya Robot Olimpiyatı Türkiye ve Merak Makinesi programlarımızı daha fazla çocuk ve gencin katılımıyla devam ettiriyoruz. Ayrıca genç bilim insanlarının çalışmalarını toplumla buluşturmamızı sağlayan Yılın Bilim İnsanı – Genç Bilim İnsanı Ödülleri başvuruları Aralık ayı içerisinde açılacak.

Gönüllülerimizin ve bağışçılarımızın desteğiyle, hedeflerimizi elbette başta kız çocukları olmak üzere devlet okullarında okuyan tüm çocukları bilimle erken yaşta buluşturmaya ve toplumsal cinsiyet eşitliğine vurgu yaparak büyüteceğiz.

Çalışmalarımıza dair detaylı bilgi için okuyucuları, web sitemizi ve sosyal medya hesaplarımızı takip etmeye davet ediyoruz.

Bu önemli destek için Sivil Toplum için Destek Vakfı’na ve Turkey Mozaik Foundation’a çok teşekkür ediyoruz. Umuyoruz, işbirliklerimizi artırarak devam ettireceğiz.

Çocuk Fonu 2019 – 2020 dönemi başvuruları başladı

By | Çocuk Fonu, Vakıf Haberi

Çocuk Fonu 2019 – 2020 Dönemi Başvuruları Açıldı

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak, Turkey Mozaik Foundation iş birliği ve bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonu’nu 2019-2020 dönemi başvuruları açıldı.

Çocukların ihtiyaçları ve hakları üzerine çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını desteklemek amacıyla hayata geçirilen Çocuk Fonu kapsamında 0 -15 yaş arası çocukların temel çocuk haklarına erişimlerini tesis etmeye yönelik projeler ya da bu alanda çalışan kuruluşların kapasite gelişim ihtiyaçları desteklenecek.

Çocuk Fonu kapsamında dağıtılacak toplam hibe tutarı en az 250.000 TL’dir. Başvuru yapan STK’lar hibe programından en fazla 12 ay süreyle faydalanabilirler ve en fazla 75.000 TL talep edebilirler.

Aşağıdaki başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar hibe programına başvurabilirler:

– Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler ve diğer kar amacı gütmeyen,
– En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan,
– 2019 gelirleri en az 30.000 TL en fazla 1.000.000 TL olan,
– Çalışmalarının odağı çocuk hakları ya da çocuk alanında yapılan çalışmalar olan kuruluşlar.

Çocuk Fonu’na başvurmak isteyen STK’ların aşağıdaki bağlantıda yer alan formu eksiksiz şekilde doldurarak 8 Ocak 2020 Çarşamba günü saat 10:00’a kadar göndermeleri gerekir.

Program hakkında detaylı bilgiye (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri, takvim, başvuru formu, vb.) buradan ulaşabilirsiniz. Başvuru formuna ulaşmak için lütfen buraya tıklayın.

CŞMD’nin Çocukların Bedensel Söz Hakları Eğitmen Eğitimi Projesi Tamamlandı

By | Çocuk Fonu

2018 – 2019 döneminde Çocuk Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla 53.400 TL hibe desteği sağladığımız Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği (CŞMD) “Çocukların Bedensel Söz Hakları” Eğitmen Eğitimi projesini tamamladı.

Cinsel istismarla mücadele alanında farklı hedef kitlelerin yanı sıra çocuklar için de çalışmalar yürüten CŞMD, çocukların bedensel söz hakları ve kapsamlı cinsel eğitim haklarına erişmeleri, toplumdaki çocuk algısı ve istismarla ilgili yanlış inanışlardan kaynaklanan sorunların çözümü için çalışıyor. Dernek, çocuklara ve yetişkinlere yönelik hazırladığı içerikleri çocuk alanında çalışanlar, eğitimciler ve ebeveynlere ulaştırarak konuyla ilgili farkındalığın ve doğru bilginin artmasını amaçlıyor.

Dernek, çocukların cinsel istismarına karşı farkındalık yaratmak ve çocuğun bedensel söz hakları konusunda görünürlük sağlamak amacıyla 2018 yılında Şişli Belediyesi ile “Çocuk Anlatır Sen Dinle, İstismarı Önle!” isimli kampanyayı yürüttü. Kampanyanın ardından pek çok yerel yönetimden benzer çalışmalar yapmak için talepler alan CŞMD, bu taleplere cevap verebilmek amacıyla Ocak-Eylül 2019 tarihleri arasında Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla Çocukların Bedensel Söz Hakları Eğitmen Eğitimi projesini hayata geçirdi.

Belediyelerde uygulanmak üzere bir eğitim modelinin hazırlanması, hak temelli yaklaşımın belediye çalışanları ve belediyelerce benimsenmesi ve konunun gündemden düşmemesi amacıyla uygulanan proje kapsamında yetişkinlere yönelik eğitim içeriği ve materyalleri hazırlanarak üç günlük eğitmen eğitimleri düzenlendi. İki eğitmen eğitimine; 9 belediyeden 20 belediye çalışanı ve Mili Eğitim Bakanlığına bağlı Rehberlik Araştırma Merkezlerinden toplam 20 psikolojik danışman ve rehber öğretmen katılım sağladı. Eğitmen eğitimlerini alan toplamda 40 katılımcı, okullarda ve belediyelerde toplam 16 eğitim uygulaması gerçekleştirdi. Belediyelerden gelen talep doğrultusunda, bu eğitmen eğitimi modeli ile 230 kamu çalışanına ve 800 çocuğa ulaşılmış oldu. Ayrıca sosyal hizmet uzmanları ve psikologlar tarafından çocuk katılımını ve çocuk haklarını merkeze alan “Çocukların Bedensel Söz Hakları” isimli bir uygulama kılavuzu ve örnek bir seminer sunumu hazırlanarak eğitimlerde kullanıldı ve referans kaynak oluşturuldu.

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği ile projeye dair yaptığımız röportaja buradan, oluşturulan rehbere de buradan ulaşabilirsiniz.

Sulukule Gönüllüleri Derneği ile Çocuk Fonu projelerini konuştuk

By | Çocuk Fonu, Proje Destek Fonu

Sulukule Gönüllüleri Derneği geçtiğimiz senelerde Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın Kurumsal Destek Hibe Programı’ndan iki defa yararlanmıştı. Vakfımız bu sefer derneğin “Okulda Ben de Varım” projesini Çocuk Fonu kapsamında destekliyor. Aşağıda göreceğiniz üzere Dernek ve proje hakkında sohbet etme imkanı bulduk.

Çocuk hakları alanında çalışan yerel bir örgüt olarak özellikle son dönemde çalıştığınız bölgedeki çocukların genel durumu ve tespit ettiğiniz ihtiyaçlarından bahseder misiniz?
Sivil Toplum Destek Vakfı’nda iki kez kurumsal hibe desteği almıştık ve bu destek sayesinde derneğin ilk kez bir profesyonel çalışanı olmuştu. O dönem çalışmalarımızı derli toplu bir şekilde planlamaya başladığımız bir dönemdi.

Okul terki Karagümrük bölgesinde gözlenebilir şekilde artmakta. Bunun sebeplerinden birisi çocukların okulla iyi ilişki ve bağ kuramamış olması. Bunun için 10 yıldır bölgedeki okullarda çocukların ihtiyaç ve beklentileri yönünde atölyeler kurguluyoruz.

Okul terkinin en önemli sebeplerinden olan maddi yoksunluk, Karagümrük’te de en fazla karşımıza çıkan etmenlerden. Bu soruna yönelik olarak yıl içinde topladığımız bağışlar ve fonlar aracılığı ile, okul aile birlikleri ve rehber öğretmenlerle işbirliği halinde, çocuklara her okul günü tüm yıl boyunca okul beslenmesi ulaştırıyor ve çok daha zor durumdaki aileler için eğitim bursu desteği sağlıyoruz.

Çalıştığımız bölge Suriyeli mültecilerin yoğun yaşadığı bir yer. Çalıştığımız okullarda Suriyeli ve Türkiyeli çocuklar arasında akran zorbalığında artış gözlemliyoruz. Buna yönelik atölyelere ağırlık vermeye başladık.

Faaliyetlerinizi yürüttüğünüz Karagümrük bölgesinde okul terkinin sebepleri neler? Sulukule Gönüllüleri Derneği’nin çalışmaları okulu terki önlemede nasıl bir rol oynuyor?
Okul terkinin sebeplerini okula bağlı nedenler ve kişisel nedenler olmak üzere iki başlık altında ele almak mümkün. Okula bağlı nedenler arasında sınıf tekrarı, başarısızlık, devamsızlık, öğretmen-öğrenci ilişkilerinde yaşanan sıkıntılar, dersleri ve okulu sevmeme gibi nedenler yer almakta. Kişisel nedenler arasında ise kız-erkek ilişkileri, maddi durum, okul dışında faklı bir işte çalışma, arkadaş etkisi, kötü alışkanlıklar var.

Bununla birlikte devamsızlık ve okul terki arasında güçlü bir ilişki olduğu, örgün eğitimin dışına çıkan öğrencilerin çoğunun öncesinde devamsızlık yaptığını da biliyoruz. Okulda öğrenciler arasında yaşanan şiddet olayları ve akran zorbalığının da okul terkinin önemli sebeplerinden biri olduğunu düşünüyoruz.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2017 Yılı Performans Programı raporuna göre, Türkiye’de 2016 verilerine göre eğitim ve öğretimden erken ayrılma oranı %35,7. Saydığımız tüm bu genel sebepler, aslında çalıştığımız bölge olan Karagümrük’te de geçerli.

Dernekte ve çocukların devam ettiği okullarda yaptığımız çalışmalarla okul terkini önlemek veya azaltmak için okullarda çocukların ihtiyaçlarına yönelik sosyal gelişim atölyeleri uyguluyor; öğretmenler ve kadınlarla çocukların okul terkini önlemek üzere yapabilecekleri katkıları konuşuyor ve maddi imkânı yetersiz olan çocuklara beslenme, kırtasiye ve burs desteği sağlıyoruz.

Çocuk Fonu kapsamında aldığınız hibe desteğiyle hayata geçirdiğiniz Okulda Ben de Varım projesinden bahseder misiniz? Proje kapsamında çocuklara yönelik olarak hayata geçireceğiniz sosyal beceri atölyeleri nasıl belirlenecek ve bu atölyelerin nasıl bir etkisi olmasını bekliyorsunuz?

Projede risk altındaki çocukların içinde bulundukları eğitim ortamlarının çocukların özel ihtiyaçlarına yönelik kurgulanması ve çocuklarla doğrudan ilişkili grupların güçlendirmesi yolu ile çocukların okulu terk etmelerinin önlenmesini hedefliyoruz. Çalışma alanımızda yer alan Akşemsettin İlkokulu ve Karagümrük Ortaokulu’nda çocukların istekleri/ihtiyaçları doğrultusunda çocuklara hitap edecek sosyal beceri atölyelerinin içerikleri hazırlandı ve uygulamaya başladık.

Okullarda 3 farklı çocuk grubu her hafta düzenli olarak okulda buluşuyoruz. Programladığımız ritim ve fotoğraf atölyeleri dönem sonuna dek sürecek. Bunun yanında okul terkinin en önemli sebeplerinden olan maddi yoksunluğun önüne geçebilmek için ise, okulda çocuklara her gün ulaşacak şekilde beslenme desteği yine proje kapsamında sağlanıyor.

Projede öğretmenlere yönelik çocuk hakları atölyeleri de düzenliyorsunuz. Bu atölyelerde hangi konuları ele alacaksınız? Öğretmenlere yönelik olarak yapılan çalışmaların okulu terki önlemede nasıl bir katkısı olacağını öngörüyorsunuz?
Çocuklarla doğrudan ilişkili olan öğretmenlere yönelik ise Kapsayıcı Eğitim: Sınıfta Kimler Var, Sınıf İçinde Bağlantı Kurma, Duygular ve İhtiyaçlar, Öfkenin Yolculuğu konularına yönelik atölye içerikleri hazırlandı ve uygulaması devam ediyor.

Bu atölye başlıkları dönemin başında okul rehber öğretmeninin desteği ile öğretmenlere sorularak belirlendi ve içerikleri hazırlandı. Dileğimiz, öğretmenlerin sınıf içinde tüm çocukları gözeterek derslerini sürdürmeleri. Çünkü çocuklar bizim atölyelerimize katılarak bir çok davranış ve tutum değişikliği sergilese de, okuldaki zamanının büyük kısmını öğretmenlerle geçiriyor ve öğretmenlerin özellikle zorlu davranışlar gösteren çocuklara yönelik tutumu, okul terkinde kilit bir role sahip.

Sulukule Gönüllüleri Derneği özellikle son dönemde farklı kurumlardan gelen kaynaklarla finansal açıdan daha da güçlendi izlenimi veriyor. Bu çerçevede gelecek dönemde gerçekleştirmeyi planladığı çalışmalardan bahseder misiniz? Çalışmalarınızı Fatih bölgesindeki farklı okullarda da gerçekleştirmeyi düşünüyor musunuz?

Sulukule Gönüllüleri Derneği (SGD) tüm çocukların eşit ve adil eğitime erişimini sağlayacak bir kurum olmak için çabalıyor. Buna yönelik olarak, okullarda uyguladığımız atölyelerin model haline gelmesi için çabalıyor, yaptığımız uygulamaları kitapçık haline getirmeyi planlıyoruz. Bu sayede benzer hedef kitle ile çalışan farklı STK’ların, başka şehirlerdeki okulların da aynı modeli uygulayabilir olmasını istiyoruz. Ayrıca Fatih bölgesinde farklı dezavantajlı okullarda da modelimizi yaygınlaştırmak için planlamalar yapıyoruz.

Gelecek dönemde çocukları ve çocuklarla doğrudan ilişkili grupları hak temelli güçlendirerek, yıllardır sürdürdüğümüz hak temelli mücadelenin okul sistemi içinde yaygın hale gelmesini ve “doğal ortamında” öğretmenler aracılığıyla yaygınlaşmasını hedefliyoruz. Projenin öğretmenler üzerinde bırakacağı etki ile özellikle risk altındaki çocukların okul terkinin önlenmesi anlamında yaygın ve kalıcı etki ortaya konulmuş olacaktır. Böylece eğitim sistemine dair kamu politikalarının oluşturulma sürecine katkı sağlama anlamında önemli bir adım atılmış olacağını düşünüyoruz.

Bilim Kahramanları “Kızları Bilim ile Buluşturuyor”

By | Çocuk Fonu, Proje Destek Fonu

Bilim Kahramanları Derneği Turkey Mozaik Foundation’ın da desteğiyle Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın Çocuk Fonu’ndan yararlanıyor. Dernekle faaliyetlerini ve “Kızlar Bilim ile Buluşuyor” Projesini konuştuk.

Bilim Kahramanları Derneği neden kuruldu, bilgi verebilir misiniz?
Dernek bilimin toplumun odağında olduğu bir dünya hayali ile 2011 yılında kuruldu. Derneğin de kurucusu olan bir grup gönüllü 2004 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ndeki FIRST Vakfı (For Inspiration and Recognition of Science and Technology) ile Danimarka’daki LEGO Group’un birlikte başlattığı FIRST LEGO League isimli etkinlikte tanıştılar. 16 yaş arasında çocuk ve gençlerin hem dünyayı ilgilendiren önemli bir soruna yenilikçi bir çözüm ürettikleri hem kodlama yoluyla çalışmalar yaptıkları programı 2005 sezonu itibari ile Türkiye’de uygulamaya başladılar. 2011 yılına gelindiğinde programla yaklaşık 8.000 çocuk ve gence ulaşınca gönüllü grup Türkiye’de bilimsel çalışmaların toplum genelinde yaygınlaşabilmesi için dernekleşme yolunu seçtiler.

Aynı zamanda uluslararası bir ağ ve yaklaşımın da bir parçasısınız. Bu durumun avantajları /dezavantajları ile ilgili bilgi vermeniz mümkün mü?
Türkiye’de yürüttüğümüz uluslararası programlar Dünyanın farklı ülkelerinde de uygulanıyor. Avantaj olarak Türkiye’deki çocukların farklı ülkelerdeki akranları ile benzer deneyimleri hem kendi ülkelerinde hem de Türkiye’yi temsilen katıldıkları yurtdışı etkinliklerinde yaşamalarını söyleyebiliriz. Çok genç yaşlarında farklı ülkelerden akranları ile iletişime geçerek, etkileşim kurabiliyorlar. Dezavantaj olarak da bilim, teknoloji, proje geliştirme ve 21. Yüzyıl becerileri geliştirme odaklı bu uluslararası programların büyümesi Türkiye’de son 2-3 yılda büyük bir ivme kazandı. Bu sebeple en büyük dezavantaj olarak Türkiye’deki ilginin çok yakın tarihlere kadar düşük olmasını verebiliriz. Ancak son 2 yıldaki büyüme ve Milli Eğitim Bakanlığının bu alana yönelik kapsamlı strateji belgeleri sayesinde büyük bir ilgi artışı olacağına eminiz.

Bu dönem vakfımız bünyesindeki Çocuk Fonu tarafından desteklenecek olan “Kızlar Bilim ile Buluşuyor” projesiyle ilgili bilgi vermeniz mümkün mü? Diğer faaliyetlerinizde bir farkı var mıdır, bu konuda da bir değerlendirme alabilir miyiz?
“Kızlar Bilim ile Buluşuyor” projemiz 6-10 yaş arasındaki çocuklara bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik becerileri (STEM) kazandırmayı, kodlama alanında farkındalık yaratmayı, proje geliştirme, takım çalışması, sunum yapma gibi alanlarda da deneyim kazanmalarına fırsat veren Minik bilim Kahramanları Buluşuyor / FIRST LEGO League Jr. programımızın kapsamında farklı şehirlerden 12 kız takımını desteklemeyi içeriyor. Bu proje özelinde kendi imkanları ile bu tür STEM projelerine katılma imkanı olmayan devlet okullardan tamamı kızlardan oluşan takımlar kurma fırsatı elde ettik. Böylelikle hem devlet okulları tarafında fırsat eşitliğini sağlamaya çalıştık, hem de kız çocuklarının bilimsel etkinliklere katılımı konusunda teşvik etme fırsatı elde ettik. Dernek olarak daha önce ortaokul ve lise seviyelerinde kız takımları kurulması ve kızların bilimle buluşmasına fırsat sağlayacak projeleri hayata geçirmiştik ancak küçük yaş grubunda ilk defa bir fon desteği aldık.

Projelere kaynak bulmak Sivil Toplum Kuruluşlarının temel meselelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bilim Kahramanları Derneği olarak bu konuda nasıl bir strateji izliyorsunuz?
Dernek olarak öncelikli hedeflerimiz farklı fon destekleriyle daha fazla çocuğun ve gencin bilimsel çalışmalara dahil olabilmesi ve bilim insanlarının desteklenmesi sağlamak. Derneğin kaynak geliştirme faaliyetlerinde bireysel bağışçılar yerine fon ve hibelerin yeri daha büyük. Bu kapsamda derneğin çalışma alanlarına giren yurt içi ve yurtdışı fonlarına başvurarak kaynak yaratmaya özen gösteriyoruz. Boeing ve HSBC gibi özel şirketlerin global fonlanlarının yanı sıra Kalkınma Ajansları ve Bakanlık fonlarını da takip ediyoruz. Aynı şekilde yardımseverlik koşuları gibi kitle fonlama yöntemlerini kullanarak da kaynak yaratmaya çalışıyoruz.

Her toplum gibi Türkiye değiştikçe kurumlar iş yapma biçimlerini değiştirmek zorunda kalıyorlar. Acaba Bilim Kahramanları Derneği olarak geçmişten bugüne bu konuda bir değerlendirme yapmanız mümkün mü?
Bilim Kahramanları Derneği olarak kuruluşumuzdan bu yana farklı paydaşlarla işbirlikleri yapıyor, bilimin toplumun odağında olması hayalimiz için çeşitli projeler gerçekleştiriyoruz. Çalışmalarımızı 2004 yılından 2011 yılına kadar gönüllü olarak sürdürürken son 8 yıldır da dernek çatısı altında gerçekleştiriyoruz. Kodlama, robotik, maker alanlarına artan merak dolayısıyla program ve projelerimize olan ilgi de artıyor. Bu talep karşısında oldukça mutluyuz. Ancak kısıtlı insan kaynağı gücümüzü daha doğru kullanabilmek adına yeni bir örgütlenme stratejisi üzerine çalışıyoruz. Yerelde daha yaygın bir yapıda çalışmalarımızı sürdürebilmek için temsilcilik modeline geçmeyi planlıyoruz. Bu sayede, hem derneğimizin çalışmalarını daha yaygın olarak gerçekleştirebilecek hem de Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni stratejisi belgesinin de odaklandığı alanlarda daha çok yerel işbirlikleri gerçekleştirebileceğiz. Bu fikrimizi hayata geçirebilmek için de Sivil Düşün programından destek sağladık.

Başak Kültür ve Sanat Vakfı “Çocukların bir maruzatı var” diyor

By | Çocuk Fonu, Proje Destek Fonu, Röportaj

Başak Kültür ve Sanat Vakfı Sivil Toplum için Destek Vakfı tarafından ilk defa 2018 – 2019 döneminde Çocuk Fonu tarafından desteklenmeye başlandı. Vakıf, Kayışdağı’nda yerel düzeyde, özellikle çocuklarla yaptıkları çalışmalar çerçevesinde, tanınıyor. Biz de kendileriyle vakfın kuruluş amacı ve projelerini konuşma imkanı bulduk.

Başak Kültür ve Sanat Vakfı’nın kuruluş hikayesinden ve bugüne kadar yaptığı çalışmaların genel çerçevesinden bahseder misiniz?
Başak Kültür ve Sanat Vakfı 1990’larda yaşanan zorunlu göç döneminde, yoğun iç göç alan ve sosyoekonomik olarak dezavantajlı bölgelerde yaşayan çocuk ve gençlerin eğitime adil şartlarda erişimi ve gelişimlerinin önündeki engellerinin kaldırılması amacıyla insan hakları aktivistleri, eğitimci ve sosyal bilimcilerden oluşan bir grup tarafından 2003 yılında kuruldu.

Vakıf; iç göç olgusu, aile içi şiddet, ekonomik yetersizlik, sosyal güvenlikten yoksun olma, eğitim süreçlerine dâhil olamama ve eğitimden kopma gibi süreçlerden etkilenen çocuk ve gençler için; sosyal, ekonomik ve kültürel haklarını koşulsuzca gerçekleştirebilecekleri, kendilerini özgür bir şekilde ifade edebilecekleri alanlar yaratmak ve bu alanları yaygınlaştırmak için çalışmalar gerçekleştiriyor. Bu hedefler doğrultusunda çocuk ve gençlerin, evrensel insan hakları değerlerini önemseyen ve geliştiren bireyler olabilmeleri adına, kültürel ve sanatsal temelli atölyeler kurarak, çocukların ve gençlerin sağlıklı bireyler olarak toplumsallaşma sürecine katılabilmelerine destek olmak için çalışmalar yapmaktayız.

Başak Helin Çocuk Hakları Enstitüsü’nde yaptığınız çalışmalarla özellikle göç yoluyla İstanbul’a gelmiş çocuklara sanat eğitimleri vererek şehre uyumlarına destek oluyorsunuz. Sanat çalışmalarının çocuklar üzerinde ne tür etkileri oluyor?
Çocuklarla sanat aracılığıyla yürüttüğümüz çalışmalar sanatın dönüştürücü gücünden yola çıkarak göç travmalarını azaltmak, çocukların yeni hayatlarına adaptasyon sürecine katkıda bulunmak amacıyla planlandı. Yürüttüğümüz çalışmalarda gördük ki çocukların kendilerini ifade etme kapasitelerinin artmasıyla göç ve göçle ilintili ortaya çıkan uyum sorunlarının da önüne geçilebiliyor. Bu amaç doğrultusunda yürüttüğümüz sanat atölyeleri ile çocukların kendilerini ifade edebilecekleri güvenli alanlar oluşturmak için psikolojik danışmanlık ve sosyal çalışmaların yanı sıra eğitsel, kültürel ve rehabilitasyona dönük müzik, yaratıcı drama, tiyatro, resim, seramik, pandomim, halk dansları gibi sanatsal çalışmalar yürütüyoruz.

Ayrıca bütün çalışmalarımızda çocuk katılımını sağlamak için çeşitli mekanizmalar kullanıyoruz. Bu sayede gerçekleşen aktif katılım sonucunda çocuklar demokrasi ve aktif katılımın ne olduğunu öğreniyorlar. Çevrelerine ve topluma olan duyarlılıkları artıyor, bir faaliyete katkı sunmanın heyecanını ve gururunu yaşayan çocuklar yaşadıkları dezavantajların sonucu olarak kaybettikleri özgüvenlerini yeniden kazanarak kendilerine olan güvenlerini arttırıyorlar.

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın Çocuk Fonu kapsamında aldığınız hibe desteğiyle hayata geçirdiğiniz Çocukların Bir Maruzatı Var projesinden ve bu kapsamda gerçekleştireceğiniz faaliyetlerden bahseder misiniz?
Vakfımız bünyesinde kurulan Başak Helin Çocuk Hakları Birimi 2016-2017 yılında sosyo-ekonomik olarak dezavantajlı ve kültürel ayrımcılığa uğramış 25 çocuğun katılım sağladığı 6 ay süren deneyimsel öğrenme atölyeleri gerçekleştirdi. Bu atölyelerin yürütülme sürecinde ortaya çıktı ki; çocukların ve gençlerin insan haklarının ne olduğunu anlamaları ve kendilerinin de hak sahibi olduklarını kavramaları, bu hakları kendi özel koşullarında yaşama geçmesini talep etmelerine yol açarak, özgür ve kendilerine yeten bireyler olmalarına katkı sağlamakta. “Çocukların Bir Maruzatı Var” projesi bu noktadan hareketle geliştirildi. Bu proje kapsamında, Vakıf içinde yürütülen psiko-sosyal destek sağlayan sanat atölyelerinin çocuk hakları temasında gerçekleştirilerek sürdürülmesi hedeflenmekte. Bu atölyelerin sürdürülebilmesi için gerekli olan “sanat aracılığıyla çocuk hakları eğitim modülünün” ortaya çıkarılması projenin önemli çıktılarından olacak diye umuyoruz.

Projenin geliştirilmesi aşamasında çocuk katılımına özellikle dikkat edilerek 5 aylık atölyeler için çocuklarla beraber 5 ayrı tema belirlendi. Bu temalar; “Katılmalıyım, Paylaşmalıyım, Farkındayım, Savunmalıyım, Geliştiriyorum ve Değiştiriyorum” temaları olacak. 5 aylık atölyelerin bitiminde katılımcı çocuk ve gençler video çekim tekniklerini de öğrenerek, atölyeler süresinde insan hakkı ihlalleri hakkında çocukların senaryosunu yazıp, çektikleri kısa filmler ortaya çıkarılacak. Bu videolar projenin sosyal medya hesaplarından ve internet sitesinden paylaşılacak. Bu filmler ile hem çocuk ve insan hakkı ihlallerine dair çocukların ve gençlerin görüşlerini görünür kılınması hem de onların sosyal medyayı sosyal dönüşüm alanında kullanım deneyimi kazanmaları hedeflenmekte.

Projenin bir diğer amacıysa sosyal dönüşümün önemli aktörlerinden olan gençlerin Çocuk Haklarına inanan yetişkinler olarak yetişmelerine destek vermek ve çocuk hakları bağlamında gördükleri sorunlar için sosyal girişimlerde bulunarak çözüm odaklı yaklaşım geliştirmelerini desteklemek. Bu kapsamda Başak Kültür ve Sanat Vakfı’nda gönüllü atölyeler yürüten 20 gence çocuk hakları kavramsal çerçeve konularının ve çocuklarla çalışma ilkelerinin paylaşıldığı “eğitmen eğitimi” verilecek. Atölyelere katılan çocukların ebeveynleri ile ise çocuk hakları ve çocukluk algısına dair “Farkındalık Arttırma” atölyeleri gerçekleştirilecek.

Tabii tüm bu faaliyetlerin nihai hedefi insan hakları kültürü ve çocuk hakları kültürünün toplumda yerleşmesi için gerekli kültürel değişime destek veren çalışmaların artması.

Çocukların Bir Maruzatı Var projesi kapsamında İstanbul’da yerelde çocuk hakları konusunda çalışan sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirerek fikir alışverişinde bulunmayı hedefliyorsunuz. Bu kuruluşların bir araya gelmesinin çocuk hakları alanında nasıl bir kazanım yaratacağını öngörüyorsunuz?
Çocuk hakları alanında hizmet sağlayarak savunuculuk yapmak üzere çalışan diğer kurumlarla bir araya gelerek çocuk hakkı ihlallerinin önlenmesi noktasında yürütülen iyi örneklerden haberdar olabilmek ve bu süreçlerde birbirimize verdiğimiz desteği daha da pekiştirebilmeyi hedefliyoruz. Hali hazırda içinde yer aldığımız çocuk hakları ağlarına ek olarak yerelde ne tür yeni diyalog modelleri açılabileceğini hep beraber tartışarak yeni platformların geliştirilebileceğini düşünüyoruz. Yeni iletişim yollarını aramamızdaki ana hedef ise mahallede çocuk hakları alanında çalışan yerel sivil toplum kuruluşlarının yüz yüze olan diyaloglarının artmasının çocuk hakları alanında savunuculuk şemsiyesi altında bir araya gelmesinin önünü açacağını öngörüyor olmamızdır.

Başak Kültür ve Sanat Vakfı’nın gelecek dönemde gerçekleştirmeyi planladığı çalışmalardan bahseder misiniz?
Zorunlu göç deneyimini yaşayan ailelerin yaşadıkları sosyo-ekonomik ve kültürel sıkıntıların çocukların tarafında birçok hak ihlaline de kapı araladığını biliyoruz. Eğitim hakkından mahrum kalarak enformel sektörlerde kayıt dışı çalıştırılan çocuklar; sağlıksız koşullarla, çeşitli iş kazalarıyla ve şiddet türleriyle karşı karşıya bırakılmakta. Bu sebeple mecburi olarak yerinden edilen ailelerin çocuklarının sosyal, kültürel ve fiziksel açıdan kendilerini geliştirebilecekleri güvenli alanların arttırılması ve yaşadıkları eşitsizliğin giderilmesine katkı sağlayacak düzenlemelerin gerçekleştirilmesi gerekmekte.

Vakfımız zorunlu göç ile bağlantılı olarak ortaya çıkan çocuk hakkı ihlallerinin önüne geçmek için yürüttüğü çalışmalarına ilerleyen günlerde de devam edecek. Ama kurulduğumuz 2003 yılından bugüne kadar yürüttüğümüz çalışmalarda fark ettik ki risk altındaki çocukların temel haklarının önündeki engeller sadece çocuklara yönelik istismar, silahlı çatışma ya da suça itilme gibi ihlallerden ibaret değil. Tüm çocukların toplumsal yaşama söz sahibi bireyler olarak katılabilmesi için gerekli olan kültürel ve yapısal dönüşümün araçlarının üretilmesi gerekiyor. Çalışmalarımıza bu bağlamda çocukların görüşlerinin ve çalışmalarının karar vericilere ve topluma duyurulmasını, böylelikle çocuk hakları kültürünün toplumda ve kamuda benimsenmesi hedefiyle sürdürmeye devam ediyoruz. Risk altındaki çocuk ve gençlerle yürüttüğümüz psikososyal destek atölyelerinde sanat, oyun, drama yöntemleriyle insan haklarını bir araya getirdiğimiz çalışmaların eğitim modülünü oluşturmak bu sene tamamlayacağımız ilk çalışmalarımızdan olacak.

Çocukların bedensel söz haklarını CŞMD ile konuştuk

By | Çocuk Fonu, Proje Destek Fonu, Röportaj

2018 – 2019 döneminde Çocuk Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation’ın eş finansman desteğiyle hayata geçen “Çocukların Bedensel Söz Hakları” projesi Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nin vakfımızdan aldığı ikinci hibe. Daha önce derneği Kurumsal Hibe Programımız kapsamında desteklemiştik.

Özellikle son dönem yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?
Biliyorsunuz, derneğimiz, 2014 yılından bu yana ağırlıklı olarak cinsel şiddetin önlenmesine yönelik faaliyetler yürütüyor. Son dönemde cinsel şiddet sonrası ihtiyaç duyulan destek sistemlerini görünür kılmak için “Destek Sistemi Nerede?” isimli bir proje yürüterek şiddet sonrası süreç alanına da yönelmeye başladık. Bu proje kapsamında hazırladığımız “Destek Sistemi Nedir?” videosunun Türkiye’deki cinsel şiddet algısına alternatif olarak derneğin önerdiği yaklaşım ve dile dair iyi bir örnek olduğunu düşünüyoruz.

Ayrıca bu yıl, cinsel şiddete maruz bırakılan bireylere yönelik damgalama ve suçlama yaratan medya diline dikkat çekmek için “Öyle Değil, Böyle!” isimli bir kampanya üzerine yoğunlaşıyoruz. Eylül-Ekim aylarında ünlü yüzlerin yer alacağı kampanya görsellerinin farklı online ve offline mecralarda karşımıza çıkmasını ve bizi toplumda var olan mağdur suçlayıcı yaklaşımla yüzleştirmelerini umuyoruz.

2018 yılında yürüttüğünüz ‘Çocuk Anlatır Sen Dinle; İstismarı Önle’ kampanyasının amacını, bu kapsamda Şişli Belediyesi ile geliştirdiğiniz iş birliği ve yürüttüğünüz ortak çalışmaları anlatır mısınız?
Çocuk Anlatır Sen Dinle; İstismarı Önle’ kampanyası; cinsel istismarla mücadelede yetişkinlere düşen sorumlulukları ön plana çıkarmayı hedefleyen koruyucu-önleyici bir çalışmaydı. Kampanyanın ismini özellikle bu şekilde belirledik. “Çocuk Susar, Sen Susma!” son yıllarda cinsel istismar haberlerinde en sık karşılaştığımız slogan ve biz çocukları pasifleştiren bu algıyı sorgulatmak ve eleştirmek istedik. Çünkü biliyoruz ki çocukları dinlemeyen, sessizleştiren ve bedensel söz hakları olduğunu teslim etmeyen kültürel bir yapı hâkim. Kampanya kapsamında, Şişli Belediyesi personeline yönelik çeşitli seminer ve eğitim çalışmaları gerçekleştirerek, çocuklara temas eden belediye çalışanlarının değişime kendi hayatlarından başlayacakları bir farkındalık geliştirmelerini ve cinsel istismarla ilgili kemikleşmiş yanlış inanışları dönüştürmeyi hedefledik. Belediye’nin böyle bir kampanya fikrini hayata geçirecek kaynak yaratmasını ve kampanyayı alanda çalışan hak temelli sivil toplum örgütleri ile iş birliği içinde yürütmelerini çok kıymetli buluyoruz. Kampanya sürecinin medyada ses getirmesinin ardından Türkiye genelinden bu içerikte eğitimlerin sürdürülmesi için pek çok davet ve başvuru aldık. Biz de bu içerikleri bir eğitmen eğitimi modeli haline getirerek yaygınlaştırmaya karar verdik.

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın Çocuk Fonu kapsamında aldığınız hibe desteğiyle hayata geçirdiğiniz “Çocukların Bedensel Söz Hakları” Eğitmen Eğitimi projesinden ve projede gerçekleştireceğiniz faaliyetlerden bahseder misiniz?
‘Çocukların Bedensel Söz Hakları’ Eğitmen Eğitimi projesi, Şişli Belediyesi ile başlatmış olduğumuz süreci genişletmek, geliştirmek ve yaygınlaştırmak niyetiyle yola çıktığımız pilot bir uygulama. Hedefimiz cinsel istismarı ele alırken hak temelli bir perspektifin gelişmesi ve çocuk çalışanlarının cinsel istismara yönelik eğitimler düzenlemeden önce çocuk katılımı, çocuk hakları, toplumdaki çocuk algısı konularında düşünmeleri. Bu hedefle 2 farklı gruba yönelik 3 gün sürecek 2 farklı eğitici eğitimi gerçekleştiriyoruz. İlk grup Şişli ilçesinde çalışan ilk ve ortaokul rehber öğretmen ve psikolojik danışmanları. İkinci grup ise İstanbul’da farklı belediyelerde çalışan meslek uzmanları. Her iki grubun da aldığı eğitimin ardından çalıştığı ortamlardaki yetişkinlere ve ebeveynlere yönelik seminerler gerçekleştirmelerini bekliyoruz. Böylece hem cinsel istismar hakkındaki yaygın yanlış inanışların değişmesi, hem de çocukların bedensel söz haklarının tanınması için daha geniş kitlelere ulaşmaya başlayacağız. Projenin sonunda elimizde sürdürülebilir bir eğitim modeli ve içerikleri yaygınlaştırılmaya hazır uygulama materyalleri ve bir uygulama kılavuzu olacak. Korkutucu değil güçlendirici, cinsiyetçi değil kapsayıcı, koruma değil hak odaklı pedagojik perspektifle hazırladığımız bu materyallerin; alanda önemli bir ihtiyacı karşılayacağına inanıyoruz.

Şişli Belediyesi ile başlattığınız bu iş birliğinin ve geliştirdiğiniz eğitim modelinin farklı belediyeler ve/veya kamu kurum ve kuruluşları nezdinde yaygınlaştırılması için çalışmalarınız olacak mı? Bu alanda nasıl gelişmeler yaşanmasını bekliyorsunuz?
Kesinlikle evet, tam da bu nedenle pilot bir çalışma. Bu yıl hem eğitmen eğitimine katılan uzmanların değerlendirmeleri hem de eğitmenlerin uygulamalarını gözlemleyerek edineceğimiz bilgiler doğrultusunda içeriği güncelleme ve geliştirme şansımız olacak. Ardından yaygınlaştırma aşamasında ilk hedef grubumuz Belediyeler ve Rehberlik Araştırma Merkezleri. Biliyoruz ki cinsel istismar önlenebilir bir sorun. Hem şiddetin önlenmesine yönelik uygulamalar hem de şiddet sonrası psiko-sosyal destek hizmetleri sağlamak yerel yönetimlerin ve kamu kurumlarının sorumluluğu. Belediyelerin bu konuyu stratejik planlarına dahil etmeleri gerekiyor. Koruyucu-önleyici uygulamalar geliştirmek, şiddet sonrası bildirim ve destek sistemlerini güçlendirmek ve “çocuğun üstün yararı” ilkesini benimseyerek çocuk katılımını sağlayacak yöntemler üzerine düşünmek belediyelerin yükümlülükleri arasında olmalı. Belediyelerin tüm planlamaları çocukları da kapsamalı ve çocuk katılımını sağlamalı. Belediyelerin tüm bu çalışmalar için kaynak yaratması ve ilgili sivil toplum kurumları ile iş birliği içinde çalışması gerekliliğini bu vesile ile tekrar vurgulamış olalım. Eğitimlerin çağrısını yaptığımız ilk günden itibaren pek çok farklı şehirden ve belediyeden davet ve talep aldık. Gözlemlediğimiz kadarıyla bu içerikte eğitimler alanda büyük bir ihtiyaç; özellikle meslek uzmanları için. İdari kadrolardaki personelin de bu ihtiyacı görmesi ve hizmet içi/öncesi eğitimler aracılığı ile personelini güçlendirmek için sorumluluk almalarını umuyoruz.

Çok teşekkürler…

Barış için Müzik Vakfı ile Barış Orkestrası Projesini konuştuk

By | Çocuk Fonu, Proje Destek Fonu

Vakfımızı takip edenler son iki senedir Barış için Müzik ile ilgili bir hayli bilgiye sahip. Uzun süredir bir işbirliği yapıyoruz. Acaba özellikle son dönemde barışın sesini müzikle duyurmak amacıyla yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?
2005 yılında mümkün olduğunca çocuğun sanatsal yaşama katılım hakkı önündeki engelleri kaldırmak amacıyla çıktığımız yolda bugüne kadar 7000 çocuğa ulaştık. İstanbul Edirnekapı’da başlayan yolculuğumuza 2016 yılında Bursa, Adalar ve İzmir’in katılımıyla yeni alanlar kattık. 2018 yılının bizim için en heyecanlı gelişmelerinden biri de Ardahan’da başlattığımız çalışmalar oldu. Başlattığımız çalışmayla şehir merkezine uzak, bilgiye erişimin kısıtlı olduğu, yoksulluğun ve göç verme oranının yüksek olduğu Göle İlçesine bağlı Koyunlu Köyü’nde yaşayan çocuklar müziğin birleştirici ve iyileştirici etkisini hissettiler. Bu çalışmaların güzel yanlarından biri de Koyunlu Köyü’nde yaşayan çocuklara İstanbul’da eğitim verdiğimiz çocukların eğitmenlik yapması oldu. İstanbul’daki ve Ardahan’daki çocukların fayda üreten kolektif çalışması, çalışmaya yakından şahitlik etmiş birçok kişiye önemli mesajlar verdi.

Vakfınızın uyguladığı El Sistema eğitim modeli hakkında bilgi verir misiniz? Vakıf bu sistemi kullanarak nerelerde, ne tür çalışmalar yürütüyor?
El Sistema Venezuela’nın 1975 yılında çıkmış olduğu yolculukta edinmiş olduğu çok değerli tecrübeler var. Bu tecrübeleri 2005 yılından beri edinmiş olduğumuz tecrübe ve sosyolojik farklılıklarla harmanladığımızda ortaya şu an uyguladığımız eğitim modeli çıkıyor. Bu eğitim modelinin ana hatlarını grup çalışması, yetenek sınavının olmaması, tamamen ücretsiz olması ve yardımlaşma-dayanışma yaklaşımı oluşturuyor. Şu an bu ana hatlar üzerine kurulmuş olarak enstrüman ve orkestra eğitimini İstanbul Edirnekapı, İstanbul Adalar, Bursa Nilüfer, İzmir Naldöken ve Ardahan Koyunlu Köyü’nde sürdürüyoruz.

Çocuk Fonu hibe desteğiyle hayata geçirmeye başladığınız Barış Orkestrası projesinin hedefleri ve proje kapsamında gerçekleştireceğiniz faaliyetlerden bahsedebilir misiniz?
Barış Orkestrası ile daha önce ulaşmadığımız mülteci çocukları da çalışmalarımıza dahil ettik. Mülteci çocukların topluma dahil olabilecekleri projelerin eksikliği ve sanatın onların entegrasyonu için etkili bir yol olduğu düşüncemiz bu projenin ana kaynağı. Karma olarak kurduğumuz “Barış Orkestrası” ile mülteci çocukların Türkiyeli çocuklar ile bir arada olabilecekleri, kolektif çalışma ile aralarındaki bağların gelişeceğini ve bu sayede entegrasyonlarının kolaylaşacağını düşünüyoruz. Bu süreçte çocuklara ücretsiz olarak enstrüman sağlamak, sahip olduğu enstrümanla ilgili eğitim, orkestra eğitimi, solfej eğitimi gerçekleştirdiğimiz faaliyetler arasında yer alıyor.

Barış Orkestrası ile içerisinde mülteci çocukların da yer aldığı karma bir orkestra oluşturmayı hedefliyorsunuz. Karma orkestraya katılan çocuk ve gençlerin hayatında nasıl bir değişim olacağını öngörüyorsunuz?
Proje ile daha önce müzik eğitimi almamış 60 çocuğa Barış İçin Müzik’in eğitim sistemiyle müzik eğitimi olanağı sağlayıp; müzikal kültürü gelişmiş, dayanışmayı bilen, ortak çalışma kültürünü edinmiş, toplum içerisindeki farklı seslere saygı duyan, barış, özgürlük, adalet kavramlarını hayatına adapte edebilmiş bireyler yetiştirebilmek temel amacımı. Faydalanıcımız olan çocuklarla geliştirdiğimiz farklı milletlerden çocukların da dahil olduğu kısa süreli projeler ile gördük ki orkestralar aracılığıyla edinmiş oldukları değerler ve ortak hedef doğru birlikte hareket etme amacı çocukların kaynaşmasını hızlandırıyor. Daha önce edinmiş olduğumuz bu tecrübeyi sürdürülebilir kılmak ve 60 çocukla ilk adımını atacağımız “Barış Orkestrası’nı” önümüzdeki yıllarda kuracağımız orkestraların modeli olarak görüp her yeni orkestraya mülteci çocukları da dahil etmeyi amaçlıyoruz.

Vakfınızın 2019 ile ilgili planladığı çalışmalardan bahseder misiniz?
Fazla büyümeden ve yeni birim oluşturmadan mevcut yapının güçlendirilmesi yönünde çalışmalarla desteklemek istiyoruz.
14 yıllık geçmişimiz olmasına rağmen bilinirliğimiz konusunda atmamız gereken çok adım olduğunun farkındayız. Çalışmalarımızı kamuyla paylaşmak ve ismimizin biraz daha duyulur olması için bir iletişim ajansı ile işbirliğindeyiz ve Eylül veya Ekim aylarında başlayacağımız bir kampanya üzerine çalışıyoruz.  Eş zamanlı olarak kamu, özel sektör, yerel yönetimler ve üniversitelerle işbirlikleri geliştirmek üzere çalışmalar yapacağız. 2020’nin 15. yılımız olması sebebi ile özel bir program hazırlıyoruz. Bunun için şimdiden güçlü işbirliklerine yönelik teklifler aldık, hepsini değerlendiriyoruz.