Category

Her Yaşta Fonu

Senex|Yaşlanma Çalışmaları Derneği ile Her Yaşta Fonu Kapsamında Yürütecekleri Projeleri Konuştuk

By | Her Yaşta Fonu

Odağına yaşlılık çalışmalarını alan Senex|Yaşlanma Çalışmaları Derneği, insan haklarına özenli, toplumsal cinsiyeti ana akımlaştıran bir yaklaşımla; öğrenme programları, savunuculuk ve akademik çalışmalar, bilimsel araştırmalar, sanat faaliyetleri ve izleme çalışmaları programları geliştiriyor. AgeSA  Hayat ve Emeklilik işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu kapsamında iki farklı projesine hibe desteği sağladığımız Senex,  SOLIS-e: Yaş Dostu Mekanları ve Hak Temelli Hizmetleri Planlamak projesi ile yaşlılara hizmet sunan ve yaş dostu çevre geliştirilmesi konusunda çalışan kişi ve kurumlara yönelik olarak hak temelli yaş dostu çevrelerin ve hizmetlerin nasıl oluşturulabileceği konusunda bilgilendirici ve yaratıcı eğitimlerden oluşan çevrimiçi bir öğrenme programı hazırlayacak. Senex İzleme: Yaşlılara Yönelik Şiddet ve İhlallerin İzlenmesi projesi ile ise  yaşlılara yönelik şiddet, istismar, ihmal, ihlal ve ayrımcılıkla ilgili izleme ve raporlama çalışmaları yapacak. Dernek proje kapsamında Türkçe ve İngilizce dillerinde 2  genişletilmiş rapor hazırlayacak ve çalışmanın bulgularını yaygınlaştırmak üzere 2 atölye çalışması düzenleyecek. 

Senex Yaşlanma Çalışmaları Derneği Başkanı Doç. Dr. Özgür Arun, Proje Koordinatörleri Öğr. Gör. Banu Karademir Arun ve Seda Kocabıyık ile yaptığımız röportajda hibe desteğimizle yürütecekleri projeleri, Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının yaşlılık ve yaşlanma alanında hayata geçirdiği çalışmaları ve  yaş ayrımcılığı konusunu konuştuk. 

Senex: Yaşlanma Çalışmaları Derneği, Her Yaşta Fonu kapsamında vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Senex: Yaşlanma Çalışmaları Derneği 2019 yılında kuruldu. Senex, toplumsal yaşlanma süreci ve yaşlılık dönemine ilişkin bilimsel çalışmalar gerçekleştiriyor. Elde ettiği bilimsel bilgileri yüksek öğrenim alanından başlayarak genişleyen bir halkada toplumun tüm kesimleri için kamu yararına kullanmak üzere yaygınlaştırmak, ulusal ve uluslararası düzeyde kongre, konferans, sempozyum, eğitim, forum ve benzeri bilimsel faaliyetler düzenlemek, farkındalık oluşturmak, alandaki lisans ve lisansüstü programlarının kalite standartlarını yükseltip akreditasyon süreçlerini yönetmek, sivil toplum faaliyetlerinin etkinleştirilmesi ve geliştirilmesi için çalışmalar yapıyor.

Küresel düzeyde olduğu gibi yaş ayrımcılığı Türkiye’de de yaşlılık konusunda en önemli sorunlardan biri. Özellikle salgın sürecinde yaşlılara yönelik kısıtlamalar ve kapatılma yaş ayrımcılığını pekiştirdi. Her türlü ayrımcılıkta olduğu gibi yaş ayrımcılığı da bir hak ihlalidir. Bu nedenle, Senex Dernek yaşlılara karşı ayrımcı tutum ve uygulamaların dönüştürülmesi için araştırmalar, , izleme ve savunuculuk çalışmaları yapıyor. Yaşlılara karşı yaş ayrımcılığı başta olmak üzere yapılan her tür ayrımcılık izleme çalışmaları ile tespit edildikten sonra şiddet, ihlal, istismar ve ayrımcılığı önlemek üzere yerel yönetimlerden başlayarak genişleyen bir halkada kamu kurumlarıyla ortak çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.

Senex Dernek’in bir diğer önemli faaliyet alanı “yaş dostu çevreler ve hizmetler”. Türkiye’de yaş dostu çevreler ve hizmetler göz ardı edilen bir alan. Farklı yaş gruplarının farklı ihtiyaçları olduğu gibi aynı yaş grubu içerisinde yer alan insanların da farklı ihtiyaçları var. Bunların belirlenmesi ve toplumsal yaşam başta olmak üzere hayatın her alanındaki mekân ve hizmet tasarımlarının bu farklılıklar göz önüne alınarak planlanması bir gereklilik. Yaşlılar için değil, yaşlananlarla birlikte tasarımlar gerçekleştirilmeli. Kapsayıcı mekanları ve hak temelli hizmetleri oluşturmak için kolektif biçimde çalışmalara ihtiyacımız var. Bu alana yönelik derneğimiz bünyesinde yapılan çalışmalar ve bu çalışmalar kapsamında kamuoyu ve ilgili kurumlarla paylaştığımız raporlar ve rehber kitaplarımız bulunuyor. Yaş dostu çevrelerin oluşturulmasına yönelik gerçekleştirilen bilimsel araştırmalardan elde edilen sonuçlar ışığında uluslararası ve ulusal düzeyde çalışmalar yürütüyoruz. Bu çalışmalardan elde edilen deneyimlerle yerel yönetim çalışanları ve ilgililer için SOLİS-e öğrenme programları geliştirdik. Hak temelli hizmetlerin ve yaş dostu çevrelerin nasıl oluşturulabileceği konusunda bilgi, görgü ve deneyimleri paylaştığımız SOLIS-e öğrenme programımız 2021 yılı Kasım ayında başlayacak. 

Öte yandan değişen iklim, doğa ve insan üzerindeki etkileri tüm insanlığın ortak sorunu. Ancak bu sorundan etkilenme biçimleri farklılıklar gösterebiliyor. Senex Dernek, iklim krizi bağlamında yaşlıların ne tür hak kayıpları yaşadıklarını araştırıyor. İklim krizinin yaşlı hakları üzerine etkilerini inceleyen Türkiye raporumuz Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’ne gönderildi. Senex’in Türkiye raporu 2021 yılı Ocak ayında BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından kabul edildi.  Temmuz 2021’de gerçekleştirilen BM’nin 47. oturumunda raporumuz tartışıldı. 

Ayrıca, yaşlılık ve yaşlanma Türkiye’de akademik ve uygulama alanında oldukça sınırlı düzeyde çalışılan konular. Hem akademik hem de uygulama alanındaki önemi her geçen gün artan bu alanda çalışmak isteyen genç araştırmacıların çalışmalarını paylaştıkları ve alanda duayen olan bilim insanları ile buluştukları Senex Kongre, Senex Dernek tarafından destekleniyor. Buna ek olarak yaşlanma çalışan genç araştırmacıların alana girmesini teşvik etmek üzere, Yaşlanma Çalışmalarında Üstün Başarı Tez Ödülleri veriliyor. Senex Dernek hem Senex Kongre’yi hem de tez ödüllerini destekliyor.  

Yaşlanma konusu COVID-19 salgınıyla birlikte sivil toplumun gündeminde de daha görünür hale geldi.  Genel olarak bakıldığında, sivil toplum kuruluşları yaşlılık ve yaşlanma alanında ne tür çalışmalar yapıyor? Bu çalışmaların daha etkin hale gelmesi için neler yapılabilir?

Türkiye’de sivil toplum yaşlanma ve yaşlılık meselesine oldukça yabancı. Hem yaşlanma çalışmaları hem yaşlılar sivil toplumun ilgisinden uzak kalmış. COVİD-19 pandemisi sırasında da yaşlıların yaşadığı hak ihlallerine karşı sivil toplumdan derli toplu bir ses gelmemesi bu ilgisizliğin ve yabancılığın göstergesi. 21 Mart 2020 tarihinde yayımlanan yaşlılara yönelik sokağa çıkma yasaklarının hak ihlallerine yol açacağına dair Senex Dernek bir bildiri paylaştı. Türkiye’de ne yazık ki sivil toplum alanındaki kuruluşlar ısrarla yaşlılara ellerini yıkamalarını, maske takmalarını ve sokağa çıkmamalarını söylemekle yetindiler. Bu nedenle, COVID-19 pandemisinde Türkiye’de sivil toplum iyi bir sınav veremedi. Oysa yaşlanma çalışmaları ve yaş ayrımcılığı Türkiye sivil toplumunun daha fazla ilgi göstermesi gereken alanlardan birisi. Şiddetin, ihmalin, istismarın ve hak ihlallerini yoğun olarak yaşandığı bir alan. Okuma yazma bilmeyen yaşlı kadınlar, engelli yaşlılar, yoksul yaşlılar, tek başına yaşayan ve yaşlanan insanlar, demans/Alzheimer hastaları ve onların bakımveren aile üyeleri yaşlılar içindeki en incinebilir kesimleri oluşturuyorlar. Öte yandan eğitimli, varlıklı ve sosyal yaşama etkin biçimde katılan yaşlıların ürettiği değer Türkiye toplumunu güçlendiriyor. Yaşlılık dönemi, tıpkı yaşamın diğer evreleri gibi çeşitlilik içeren bir dönem. Yaşamın olağan ve doğal bir süreci. Kategorik olarak yaşlanma ya da yaşlılık sorun değil, yaşlılar sorunlu insanlar değil. Yaşlılar homojen bir toplumsal grup değiller. Türkiye’de sivil toplum alanı yaşlanma sürecine, yaşlılık dönemine ve yaşlılara ilişkin bu gerçekleri kabul ederek çalışmalar yapmalılar. Ancak böylesi bir paradigmayla üretilecek bilimsel bulguyla donatılmış çalışmalar Türkiye’nin toplumsal yaşlanma sürecini anlamlı bir hale dönüştürecektir.

Özellikle COVID-19 salgınının ilk dönemlerinde ayrımcılık türlerinden birisi olan yaşçılık daha da derinleşerek, çok daha fazla görünür hale geldi. Salgın süreci ve bu dönemde üretilen söylemler özellikle 65 yaş üstü vatandaşları nasıl etkiledi? Bu söylemeler ile mücadele etmek amacıyla ne tür çalışmalar yapılmalı?

Aslında “ageism” ve yaşlı nefreti yeni bir şey değildi. Biz bunu çalışmalarımız sırasında sahada görebiliyorduk. Ancak belirttiğiniz gibi salgın dönemiyle beraber yaş ayrımcılığı meselesi görünür hale geldi, tartışılan bir mesele oldu. Senex Dernek olarak salgın döneminde Etkiniz AB programı desteğiyle “Covid-19 Gündeminde Yaşlılara Yönelik Hak İhlalleri ve Ayrımcı Uygulamalar” adlı bir medya izleme raporu hazırladık. Raporda da belirttiğimiz gibi sınırsız, denetimsiz ve süresiz sokağa çıkma yasağı yaşlıların hayatlarını olumsuz bir şekilde etkiledi ve birçok hak ihlaline neden oldu. Seyahat özgürlüklerinin engellenmesi, adalete erişim hakkının engellenmesi, çalışma hakkının engellenmesi, medeni haklarının engellenmesi, sağlık ve bakım hakkının engellenmesi gibi yaşamın birçok alanında hak ihlalleri yaşadılar. Öte yandan yaşlılar, yaşlı nefreti ile karşı karşıya kaldılar. Bu süreçte “yaşlı ihbar hattı” kuran, yaşlılar oturmasın diye banklarını kaldıran yerel yönetimler gördük. Sosyal medyada gençlerin yaşlılara karşı ayrımcı tutumlarına, nefret söylemlerine şahit olduk.  Bu söylemler hem yeniden yaş ayrımcılığının üretilmesine sebep oldu hem de yaşlı nefretini tetikledi. Yaşlılar evlerinin içerisinde otururken bu söylemlerle gerek medyada gerek gündelik yaşamlarında kendi çevrelerinden işitir hale geldiler ve dolayısıyla olumsuz etkilendiler. Yaşlılarla yaptığımız birebir görüşmelerde kendilerinin yok sayıldığını, salgının suçlusu pozisyonuna düştüklerini ve ötekileştiklerini hissettiklerini dile getiriyorlardı. Ayrımcı uygulamalar ve söylemler yaşlılarının bedensel ve ruhsal sağlığını olumsuz yönde etkiledi. Ayrımcılığın diğer türlerinde olduğu gibi yaş ayrımcılığı ile de mücadele etmemiz gerekiyor. Senex Dernek olarak bu alanda kanıta dayalı hak savunuculuğu yapmaya çalışıyoruz. Yaş ayrımcılığı ile mücadele etmek için yasal düzenlemelere ihtiyacımız var. İzleme ve değerlendirme çalışmalarının artması, elimizde şeffaf verilerin olması etkin mücadelede önemli diğer bir nokta.  Bu alanda yapılan araştırmaların ve çalışan sivil toplum örgütlerinin desteklenmesi gerekiyor. Son olarak ise ulusal ve uluslararası  işbirliklerinin güçlenmesi ve bağımsız olarak alandaki politikaları izleyen bir mekanizmanın olması için Türkiye’de Ulusal Yaşlanma Enstitüsü’nün kurulması gerekiyor.

Her Yaşta Fonu kapsamında Senex’in iki ayrı projesini destekliyoruz. Bunlardan ilki SOLIS-e: Yaş Dostu Mekanları ve Hak Temelli Hizmetleri Planlamak. Projenin amacından ve  bu kapsamda gerçekleştirmeyi planladığınız faaliyetlerden bahseder misiniz?

SOLIS-e: Yaş Dostu Mekanları ve Hak Temelli Hizmetleri Planlamak, hak temelli yaş dostu çevrelerin ve hizmetlerin nasıl oluşturulabileceği konusunda bilgilendirici ve yaratıcı eğitimleri içeren, açık erişim, hem çevrimiçi hem çevrimdışı katılımlı bir öğrenme programıdır. Bu öğrenme programı yaşlılara hizmet sunan ve yaş dostu çevre geliştirilmesi konusunda paydaş olacak, yerel yönetimler, özel sektör, sivil toplum örgütleri ve inisiyatifleri, akademideki araştırmacılar ile ilgili olan herkes için planlandı. SOLIS-e içerikleriyle, yaşlanan topluma yönelik kent hizmetleri sunan uzmanlara, araştırmacılara ve ilgililere; yaş dostu çevre, yaş dostu hizmetler, kapsayıcılık, erişim, hak temelli hizmetler, yaş ayrımcılığıyla mücadele gibi temel başlıklarda donanım kazandırmayı amaçlıyor. SOLIS-e öğrenme modüllerinde kapsayıcı mekanlar ve hizmetlerin planlanması ve uygulanması için, toplumsal yaşama katılımın teşvik edilerek, hiç kimsenin geride bırakılmaması temel ilke olarak gözetiliyor. Bu hedefler doğrultusunda geliştirdiğimiz SOLIS-e; öğrenme programı, her dönemi 15 hafta olacak şekilde 2021-2022 yılları süresince 2 dönem olarak gerçekleştirilecek.

Hibe desteğimizle hayata geçireceğiniz bir diğer proje olan Senex İzleme: Yaşlılara Yönelik Şiddet ve İhlallerin İzlenmesi projesi kapsamında ne tür çalışmalar yapacaksınız? Bu alanda izleme çalışması yapılması neden önemli?

Senex Dernek tarafından yapılan araştırmalar sırasında Türkiye’de yaşlılara karşı sergilenen şiddet, ihmal ve istismarın tekil vakalardan oluşmadığını fark ettik. Çoğu zaman istisna olarak görülen şiddet ve ihlaller oldukça yaygındı. Hatta belirli bir döngü içinde gerçekleşiyordu. Bu gözlemler Senex İzleme çalışmasını gerçekleştirmek için bizi harekete geçiren en önemli nedenler oldu. Senex: Yaşlanma Çalışmaları Derneği olarak 2021 yılı Ocak ayından başlayarak yaşlılara yönelik gerçekleştirilen şiddet, istismar, ihmal, hak ihlali ve ayrımcılık vakalarını yıl boyunca izlemek ve kamuoyuna sunmak üzere “Senex İzleme” çalışmasını başlattık. Senex İzleme medyaya yansımış haberlerin günlük olarak taranması ile elde edilmiş verilerin analizlerine dayanıyor. Şiddet, istismar, ihmal, hak ihlali ve ayrımcılık olmak üzere yaşlılara yönelik tüm ihlaller raporlanmakta. Analiz birimi haberlerden değil, vakalardan oluşuyor. Her ay başında düzenli olarak raporlar Senex internet sitesinde  yayımlanıyor. Nisan ayından beri raporlarımızı Türkçe ve İngilizce olarak yayımlamaya başladık. 

Senex İzleme, Her Yaşta Fonu’nun da amaçlarında sıraladığı gibi, yaşlıların günlük hayatta karşılaştığı izolasyon, ayrımcılık ve şiddet gibi temel konularda yaşanılan sorunların çözümlerini teşvik etmeyi amaçlıyor. Yürütülen çalışma neticesinde kanıta dayalı olarak hak savunuculuğu yapılması; sivil toplum, özel sektör, kamu kurumları ve yerel yönetimlerin işbirliğiyle yaşlıların lehine ortak ve kalıcı çözümler üretmelerinin desteklenmesini hedefliyoruz. Gelecek 12 ay süresince, Her Yaşta Fonu desteğiyle aylık raporlarımızı düzenli bir şekilde Türkçe ve İngilizce olarak yayınlamaya devam edeceğiz. Aynı zamanda açık erişimli bir internet portalı oluşturarak haritalandırma çalışması gerçekleştireceğiz. Böylece vakalara dair haberlere ulaşmak isteyen herkes Senex İzleme internet sitesi sayesinde haberlere erişebilecek. Hangi şehirde hangi ihlal türleri olduğuna veya hangi ihlal türlerinin hangi bölgelerde yoğunlaştığını analiz edebilecek. Tüm bu bilgilere ve analizlere Senex İzleme internet sitesi üzerinden açık erişim ve ücretsiz bir şekilde ulaşılabilecek. 

Yaşlılara yönelik şiddet ve ihlallerin ulusal olarak izlenmesi ve raporlanması var olan durumu tespit etmek, ortaya koymak açısından önemli. Nitekim, Türkiye’de yaşlıların karşı karşıya kaldığı şiddet, hak ihlali ve ayrımcılığa yönelik bir izleme çalışması bulunmuyor. Bu nedenle Senex İzleme’nin düzenli olarak devam etmesi hak temelli çalışan sivil toplum ve hak savunucularını güçlendirecek. Yaşlılık alanında kanıta dayalı savunuculuk yapılmasını sağlayacak. Böylece, merkezi ve yerel yönetimlerin kapsayıcı hizmet planlaması ve yaşlılara yönelik şiddete dair farkındalık oluşturulması da desteklenmiş olacak. 

 

Hayat Boyu Hayat Dolu Derneği ile Demans Simülatörü: Demansı Anlamanın İnteraktif Yolu Projesini Konuştuk

By | Her Yaşta Fonu

Hayat Boyu Hayat Dolu Derneği, yaşlanmakta olan kişilerin günlük yaşam kalitelerini artıracak bilişsel ve psikososyal yöntemleri hayata geçirmek, aktif yaşlanma sürecine destek olmak ve bu sürece katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. AgeSA Hayat ve Emeklilik işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu kapsamında  Demans Simülatörü: Demansı Anlamanın İnteraktif Yolu projesini hayata geçirecek olan dernek, proje kapsamında Demans Simülatörü uygulaması ile ilgili bir eğitim modülü hazırlayacak ve bir ölçme değerlendirme sistemi oluşturacak. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Bilimleri Fakültesi Gerontoloji bölümü 3. ve 4. sınıf lisans öğrencilerinden oluşan toplam 100 öğrenci ile gerçekleştirilecek olan simülasyon çalışması ile demanstan en çok etkilenen yaşlı bireylerin gereksinimleri ve ihtiyaçlarını karşılayacak, yaşam kalitelerini artıracak etkin çözümlerin ve uygulamaların hayata geçirilmesine katkı sağlanacak. 

Hayat Boyu Hayat Dolu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Çağla Aktaş Aytöre ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Gerontoloji Öğretim Üyesi Psikiyatr Sera Çetingök ile yaptığımız röportajda, demans hastalarının faydalandıkları hizmetleri, COVID-19 sürecinde demanslı hastaların yaşadıkları zorulukları, gerontoloji bölümü öğrencilerinin bu alandaki çalışmalara katılımlarının önemini ve proje kapsamında yapacakları çalışmaları konuştuk. 

Hayat Boyu Hayat Dolu Derneği, Her Yaşta Fonu kapsamında vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Ülkemizde, yaşlılığa hastalık ve engellilik odaklı bir yaklaşımın olduğu görülüyor. Bu nedenle de mevcut hizmetler ağırlıklı olarak yaşlı bireylerin genel bakımına ve sağlıklarının korunmasına yönelik olan tıbbi uygulamalara odaklanıyor. Yaşlı bireylerin genel sağlık durumu ve iyi olma halleri, tıbbi müdahalelerin yanı sıra günlük yaşam aktivitelerinin niteliğinden de etkileniyor. 

2018 yılında “Yaşanan yıllara hayat katmak” felsefesiyle kurulan derneğimiz yaşlanmaya bakış açısını yaşlı bireylere bakım sağlama boyutundan ileriye götürerek, yaşlılarımızın hayatı tüm yönleriyle sağlıklı aynı zamanda da anlamlı olarak sürdürmelerini, toplumun içinde ve aktif olarak yaşamlarına devam etmelerini ve yaşam kalitelerini korunmalarını hedefleyen bir yaklaşımın geliştirilmesi için çalışıyor.

Derneğimizin adından da anlaşılacağı üzere “Hayat Boyu Hayat Dolu” diyerek yaşlılığın sadece fiziksel boyutuyla değil, bilişsel, sosyal ve ruhsal açıdan da iyi olma halinin psikososyal boyutlarını da içeren bütünsel bir yaklaşım ile değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu vizyon ile öncelikle yaşlılarımızın hayatlarına doğrudan dokunan saha çalışmalarımızı uygulamayı ve yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda, yaşlılar ve toplumun farklı kesimleri arasında köprü oluşturacak, farkındalık yaratacak, birbirimizi daha iyi anlamayı ve empati kurmayı destekleyecek çalışmalar ve projeler üreterek, toplumun her kesiminde özellikle de genç kuşaklar arasında var olan yaşlanma ve yaşlılık ile ilgili önyargıları ortadan kaldırmayı amaçlıyoruz. 

Derneğimizin başlıca faaliyeti, huzurevlerinde uyguladığımız psikososyal destek programıdır. Psikososyal destek programımız, İngiltere başta olmak üzere 29 farklı ülkede uygulanan,  “Cognitive Stimulation Therapy” esaslarına dayanarak ülkemize adapte etmiş olduğumuz bir programdır. Bu program, yaşlılarımızın günlük yaşam rutinleri ile bütünleşen, sosyalleşmelerine imkan sağlayan, fiziksel, zihinsel  ve duyusal becerilerini kullandıkları, ve aynı zamanda bilişsel uyarımı destekleyen farklı yapılandırılmış aktivitelerden oluşuyor. Yaşlanma ve yaşlılık konusunda toplumda özellikle empati yoluyla farkındalık yaratmak için derneğimiz üniversiteler, diğer sivil toplum kuruluşları (STK) ve gençler ile birlikte  ortak proje ve faaliyetler yürütüyor. 

Üniversiteler ile gerçekleştirdiğimiz farkındalık çalışmalarımız kapsamında, İstanbul Üniversitesi Gerontoloji Bölümü  ve Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi öğrencileri ile demans farkındalığına yönelik Demans Simülatörü uygulamamızı ve Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü 3. Sınıf öğrencileri ile  dönem bitirme projesi  olarak  “yaş ayrımcılığı” konusunda yaptıkları mini araştırma sonrası davranış değiştirmeye yönelik kampanya çalışması gerçekleştirdik. 

Eğitim faaliyetlerimiz arasında, İstanbul Üniversitesi gerontoloji öğrencilerinin mesleki eğitimleri kapsamında  yaşlılar ile iletişim, bilişsel aktiviteyi destekleyen uygulamalar ve saha gözlemlerimizi aktardığımız eğitimlerimizi çevrimiçi olarak gerçekleştirdik.

Diğer STK’lar ile olan işbirliğimiz kapsamında ise Değiştiren Adımlar Derneği’nin Renkli Kampüs projesi ile 13 üniversite öğrencisi ile huzurevindeki yaşlılar ile kuşaklar arası etkileşimi kapsayan, “Köklerime Sahip Çıkıyorum” projesini hayata geçirdik.

Derneğimiz ayrıca, yaşlılık alanında eğitim gören ve ileride yaşlılar ile etkileşimde olacak öğrencilere, sahadaki faaliyetlerimizde yaşlılar ile birebir çalışma imkanı sunarak bu alanda tecrübe edinmelerine katkı sağlayarak, bu yönde mesleki gelişimlerine destek oluyor. 

Türkiye’deki sağlık kurumları ve kuruluşları demans hastalarına ne tür hizmetler sunuyor? COVID-19 salgını ve bu süreçte alınan tedbirler bu hizmetlere erişimde bir zorluğa veya demans hastalarının hayatında bir değişikliğe neden oldu mu?

Demans hastalarına bakım hizmeti genel olarak evde bakım ve kurumsal bakım olarak sunuluyor. Ülkemizde de tüm dünyada olduğu gibi demanslı bireylere bakım ağırlıklı olarak aile üyeleri tarafından veriliyor. Söz konusu bireylerin bakımlarının  yer değişikliğinin yol açacağı oryantasyon bozuklukluları ve buna bağlı gelişebilecek delirium gibi ek hastalıklar açısından kendi evlerinde yapılması, hastalığın tedavisinde istenilen ve tercih edilen yöntem. Fakat, özellikle Azheimer hastalarının özel bakıma ihtiyaçları bulunuyor ve bu aile bireyleri için son derece zorlayıcı olabiliyor. Bu kapsamda, Sağlık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı demanslı bireylere ve ailelerine evde bakım hizmeti sunarak destek oluyor. 

Türkiye’de kurumsal bakım hizmetleri Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, belediyeler, kamu kurumları, STK’lar ve özel sektörlere bağlı huzurevleri, yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezleri, yaşlı yaşam evleri ve gündüzlü yaşam merkezleri tarafından sunuluyor. Bu kurumlarda tüm yaşlılara hizmet veriliyor ve demans özelinde ayrım yapılmıyor. Bazı huzurevleri ve yaşlı bakım evlerinde belli kat ya da bölümler demanslı hastalara ayrılmış durumda. Bu kurumlarda, demanslı bireylerin yemek yeme, banyo yapma gibi günlük kişisel ihtiyaçlarını ve sağlık ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik hizmetler veriliyor. Yalnızca demans hastaları özelinde hizmet veren kurum sayısı son derece az. Ancak son yıllarda  yerel yönetimler ve ilgili STK’lar tarafından özellikle demansın en yaygın görülen türü olan Alzheimer hastalarına yönelik  bakım evi ve gündüzlü yaşam merkezleri hizmete açılıyor. Bu merkezlerde, demanslı bireylerin günlük ihtiyaçlarının karşılanması ile beraber zihinsel rehabilitasyon çalışmaları ve psikososyal destek hizmetleri sunuluyor. Ayrıca demans hastası aile yakınlarına da eğitimler ve destek hizmetleri veriliyor.

Pandemi koşulları, demanslı bireylerin bakım süreçlerini ve ihtiyaç duydukları hizmetlere olan erişimlerini olumsuz yönde etkiledi. Demans hastaları büyük çoğunlukla 65 yaş üzeri olduğu için COVID-19 kapsamında yüksek risk grubunda yer aldılar. COVID-19 salgını ve beraberinde uygulanan kısıtlamalar nedeniyle , gündüzlü yaşam merkezleri hizmeti verilemedi.  Huzurevleri ve bakımevlerinde ise olağanüstü önlemler alındı. Kurumlar ziyarete uzun bir süre kapatıldı ve zorunlu haller dışında sakinlerin dışarı çıkmaları kısıtlandı. Kurum içinde gerçekleştirilen birçok faaliyete ve sosyalleşme imkanlarına ara verildi. Benzer şekilde evde bakım alan demanslı bireyler de uzun bir süre sosyal izolasyon yaşadılar, tedavi ve sağlık hizmetlerine ulaşmada zorluk çektiler.  

Alınan önlemler COVID-19 hastalığının bulaşmasını ve hastalanma riskini azaltsa da başka çok ciddi  sıkıntılara yol açtı. Sosyal etkileşim ve fiziksel aktivitenin sınırlanması tüm yaşlıların ve özellikle demanslı bireylerin fiziksel, zihinsel ve duygusal sağlıklarını olumsuz yönde etkiledi. Sosyalleşme ve dış dünyayla bağlantılarının kesilmesi nedeniyle yaşanan izolasyon demansın ve var olan diğer zihinsel yetersizliklerin ilerlemesine ve ağırlaşmasına, kaygı, korku, öfke, yalnızlık ve terk edilmişlik gibi duygusal sorunlara; hareketsizlik ise kas zayıflaması ve düşme gibi fiziksel sağlık sorunlarının artmasına neden oldu.

Demans konusundaki sosyal farkındalığın ve bilginin artırılması amacıyla ne tür çalışmalar yapılması gerekiyor?

Demans hastalığının görülme sıklığının önümüzdeki yıllarda giderek artacağı öngörülüyor, dolayısıyla  toplum olarak demanslı bireyler ile etkileşimimiz de artacaktır. Hepimizin ailesinde yaşlı bir birey mevcut ve en önemlisi hepimiz yaşlanıyoruz. Ancak yaşlanmaya ve yaşlılığa karşı önyargıları, olumsuz tutum ve davranışları maalesef halen görüyor ve yaşıyoruz. Bu davranışların altında yatan en önemli sebep hem yaşlanma hem demans konusunda toplum olarak yeterli farkındalığa ve bilgiye sahip olmamamız ve yeterince anlayamamız. Bu konuda akademik ve tıbbı olarak birçok önemli çalışma yapılıyor,ancak edilen bilgiler topluma yeterli derecede ve anlaşılabilir bir şekilde aktarılamıyor. Toplum farkındalığın arttırılması adına yapılması gereken en temel faaliyet, bu bilgilerin toplumun tüm kesimlerine ulaştırılarak yaygınlaştırılması. Bunun gerçekleştirilmesinde kilit role sahip uzmanlar ve STK’ların bir araya gelerek toplumsal bilincin geliştirilmesi, özellikle gençlerin bu konuda duyarlılıklarının ve farkındalıklarının artırılmasını sağlayacak ve destekleyecek faaliyetler ve çalışmalar yürütmeleri gerekiyor. Söz konusu çalışmaların teori  ya da sadece bilgi aktarımı şeklinde değil, sahada, kuşakları bir araya getirecek, karşılıklı diyaloğu ve iletişimi güçlendirecek, duygu ve davranışları anlamayı artıracak ve empati oluşturacak faaliyetleri içermesi önemli.  

Hibe desteğimizle Demans Simülatörü: Demansı Anlamanın İnteraktif Yolu projesini hayata geçireceksiniz. Demans Simülatörü’nün ne oluğundan ve proje kapsamında yapacağınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Demans Simülatörü, Almanya’da demans konusunda uzmanlardan oluşan bir ekip tarafından geliştirilmiş, derneğimiz tarafından da ülkemize uyarlanmıştır. Simülatör, demanslı bireylerin davranışlarını, hissettiklerini daha iyi anlamak ve bu sayede empati oluşturmak için geliştirilmiş bir interaktif simülasyon uygulamasıdır.

Unutkanlıktan daha da ötesini yaşayan demanslı bireylerin iç dünyalarında neler hissettiklerini anlamak ancak yaşadıklarını birebir deneyimleyerek mümkün olur. Demans Simülatörü; giyinmek, sabah kahvaltısını hazırlamak, şehirde dolaşmak, yemek yemek gibi farklı günlük yaşam aktivitelerini simüle eden 8 ayrı istasyondan oluşuyor. Her bir istasyonda demansın farklı semptomları öne çıkıyor. Katılımcı, bir moderatör eşliğinde her bir istasyondaki görevleri yerine getirmeye çalışırken demanslı bir bireyin günlük yaşamına adım atmış ve iç dünyasında hissettiklerini deneyimlemiş oluyor. Katılımcıdan her bir aktivite sonrası nasıl bir deneyim yaşadığını ve neler hissettiğini paylaşması isteniyor. Daha sonrasında da katılımcıya söz konusu istasyonda demanslı bireylerin hangi semptomlarını deneyimledikleri hakkında bilgi veriliyor. Simülasyon yolu ile demansın semptomları ve demanslı bireylerin duygusal dünyasına ait teorik bilgilerin ötesine geçilerek empati duygusunu güçlendiren etkileyici bir deneyim kazandırılıyor.

Nitelikli uzmanların yetiştirilmesinde teorik eğitimlerin simülasyon gibi aktif öğrenmeye yönelik uygulamalı eğitimler ile desteklenmesinin eğitimi alan öğrencilerin bilgi, farkındalık ve empati seviyelerini geliştirmelerinde etkin bir yöntem olduğu biliniyor. Biz de “Demans Simulatörü: Demansı Anlamanın İnteraktif Yolu” projemizi bu noktadan hareketle oluşturduk.  Projemizin amacı Demans Simülatörü uygulamamızı bir eğitim modülü olarak geliştirmek ve aynı zamanda, bilimsel ölçüm metodları kullanarak eğitim modülünün etkinliğinin kanıta dayalı bir veri haline gelmesini sağlamak. Demansın yaşlı nüfusta en sık görülen beş hastalığın içinde yer alması nedeniyle projemizi, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Bilimleri Fakültesi Gerontoloji (yaşlılık ve yaşlanma bilimi) bölümü öğrencileri ve akademisyenleri ile gerçekleştireceğiz. 

Bu bağlamda eğitim verilen gruba demans stimülatörü deneyimi öncesi ve sonrasında bilimsel ölçekler uygulanarak simülatörün öğrenciler arasında demans hastalığı açısından farkındalık, duyarlılık, empati geliştirme etkinliği araştırılacak ve bizlerin pratikte gördüğü, farkettiği bu etki akademik yazına dönüştürülerek bilimsel veri oluşturulacak. Elde edilen sonuçlara göre gerontolog, yaşlı bakım elemanı vb.  yetiştiren fakülte ve disiplinlerde demans stimülatörü uygulanmasının yaygınlaştırılması, müfredata yerleştirilmesi değerlendirilebilir. Oluşturmayı hedeflediğimiz bu eğitim modülü ile eğitimi alan öğrencilerin, demanslı bireylerin gereksinimlerini ve ihtiyaçlarını karşılayacak, yaşam kalitelerini artıracak etkin çözümleri ve uygulamaları hayata geçirebilmelerine destek olmak istiyoruz.

Demans Simülatörü uygulamasını daha önce İstanbul Üniversitesi Gerontoloji Bölümü öğrencileri ile beraber uyguladığınızı biliyoruz. Bu uygulamanın gerontoloji öğrencileri için uygulanması neden önemli? Bu kapsamda elde ettiğiniz sonuçlardan bahseder misiniz?

İleride demanslı hastalar ile çalışacak olan Gerontoloji bölümü  öğrencilerinin, demanslı bireylerin duygu ve davranışlarını anlayabilmeleri, etkili iletişim kurabilmeleri ve duyarlı olabilmeleri için empati becerilerini geliştirmeleri önemlidir. Demans simülatörü uygulaması sayesinde öğrenciler demans ile ilgili teorik bilgilerini pratiğe dökme imkanı elde ediyor. Bu öğrenciler, farklı demans semptomlarının simüle edildiği şartlar altında belirtilen görevleri yerine getirerek,  demanslı bireylerin günlük hayat içinde karşılaştıkları zorlukları birebir deneyimleyerek ve tecrübe ederek demansın nasıl bir his olduğunu anlayabiliyor. Daha önce simülasyon uygulamasına katılan öğrenciler, demanslı bireylerin son derece basit görünen rutin işleri yerine getirmelerinin ne kadar zor olduğunu anladıklarını, çaresizlik, öfke, pes etme, yetersizlik, utanç duyma gibi duyguları hissettiklerini; koordinasyon, algılama ve anlama gibi becerilerini yönetmede zorluk yaşadıklarını ifade ettiler. Diğer önemli bir  sonuç ise, öğrencilerin demans olmamak, aktif ve sağlıklı bir yaşlanma için yapılabilecekler konusunda bilgi edinme ve öğrenme isteğinin oluşmasıdır.

Demans simülatörü uygulamamızı İstanbul Üniversitesi Gerontoloji Bölümü öğrencileri dışında Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi öğrencileri, farklı kurum çalışanları, dernek üyelerimiz ve gönüllülerimiz de deneyimlemiştir.

 

Birey ve Toplum Ruh Sağlığında İZ Derneği ile İZ Bırakıyoruz Projesini Konuştuk

By | Her Yaşta Fonu

Toplumsal barışa hizmet edecek önleyici ruh sağlığı hizmetlerinin toplumun her kesimi tarafından erişilebilir olması için çalışmalar yapan Birey ve Toplum Ruh Sağlığında İZ Derneği (Bir İZ) başta kadınlar, mülteciler, çoçuklar ve yaşlılar olmak üzere bireyi güçlendirmeyi merkeze alan projeler yaparak ruh sağlığı hizmetlerinin tüm toplum için erişilebilir olmasına katkı sağlıyor. AgeSA Hayat ve Emeklilik işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu kapsamında İZ Bırakıyoruz projesini hayata geçirecek olan dernek, 65 yaş üstü toplam 60 kişinin öz yaşam hikayelerini anlatı yolu ile kayda geçirerek, psikososyal iyilik hallerini güçlendirecek. Tıp, psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümlerinden 30 öğrenci tarafından yapılacak bu görüşmeler öğrencilerin görüşme becerilerinin gelişmesine de katkı sağlayacak. Proje kapsamında 6 otobiyografik görüşme, 3 grup çalışması ve 30 öğrencinin gerçekleştirdiği görüşmelerin değerlendirildiği 6 adet süpervizyon toplantısı düzenlenecek. Bir İZ, proje için oluşturulacak internet sitesi ve hazırlanacak rapor ile hazırlanan hikayelerinin ve proje bulgularının daha geniş bir kitleyle paylaşılmasını sağlayacak.

Birey ve Toplum Ruh Sağlığında İZ Derneği Genel Koordinatörü Ayberk Çelikel, Yönetim Kurulu Üyesi Klinik Psikolog İnanç Sümbüloğlu ve İz Bırakıyoruz Proje Sorumlusu Mert Ongun ile toplumsal ruh sağlığının önemini, COVID-19 salgınının ruh sağlığı üzerindeki etkilerini ve proje kapsamında yapacakları çalışmaları konuştuk. 

Bir İZ Derneği, Her Yaşta Fonu kapsamında vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Bir İZ olarak 2013 yılında bir grup aktivist ruh sağlığı uzmanı, eğitimci, sivil toplum ve özel sektör danışmanı tarafından kurulduk. Çalışmalara başladığımız günden bugüne, toplumsal barışa hizmet edecek önleyici ruh sağlığı hizmetlerinin okullardan cezaevlerine, özel sektör kurumlarından sivil toplum örgütlerine kadar toplumun her kesimi tarafından erişilebilir olması hayalini ve umudunu diri tutmayı amaçladık. Kuruluşumuzdan bu yana kadın, çocuk ve mülteciler başta olmak üzere bireyi ve toplumu güçlendirmeyi merkeze alan projeler geliştiriyor; eğitsel kutu oyunları, materyaller ve programlar üretmeye devam ediyoruz. Son olarak, 2019 Aralık ayında 2. fazı Avrupa Birliği tarafından fonlanan ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile işbirliğinde yürütülen YanYana ‘Türkiye’nin Her Yerinde projemiz kapsamında geliştirilen psikososyal destek programlarını, 10 farklı şehirde uygulayıcı psikolojik danışmanlarımız ile öğrenci ve velilerle buluşturuyoruz. 

Yürüttüğünüz çalışmalarla toplumun ruh sağlığına duyarlı yaklaşımlar geliştirdiğinizi biliyoruz. Toplumsal ruh sağlığı nedir ve toplumun parçası olan bireyler üzerinde nasıl etkileri vardır?

Bir İZ Derneği olarak sağlıklı olma halini sadece hastalıkların olmadığı bir süreç olarak tanımlamıyor, sağlığı tüm sosyal bileşenleri ile birlikte değerlendiriyoruz. Bireyin ruh sağlığının içinde yaşadığı toplum ve topluma ait olan sosyolojik, politik, sosyal, ekonomik ve ekolojik bileşenler ile yan yana olduğunun farkındayız. Bu nedenle bireyin ruh sağlığını etkileyen tüm sosyal bileşenleri gözeten çalışmalar yapabilmeyi hedefliyoruz. Ayrımcılık, göç ve mülteci olma deneyimi, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, çocuk ihmal ve istismarı, kadın ve çocuklara yönelik şiddet, erken yaşta evlilikler, afetler, intihar, bağımlılık gibi bireyin ruh sağlığını doğrudan etkileyen tüm toplumsal başlıkları toplum ruh sağlığı alanında çözüm bekleyen sorunlar olarak ele alıyoruz. Vikram Patel’in de dediği gibi tüm ülkelerin ruh sağlığının geliştirilmesi alanında gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer aldığına inanıyoruz. Ruh sağlığının fiziksel sağlığın ve yaşam kalitesinin en önemli kaynağı olduğunun farkında olarak, toplumsal düzeyde ruh sağlığı yaklaşımını ruh sağlığını teşvik etmek, gelecekteki olası ruh sağlığı sorunlarını önlemek ve ruh sağlığı sorunları oluştuğunda tedavi ve izlemi uygulamak olarak tanımlıyoruz. 

Yaptığınız çalışmalar doğrultusunda, COVID-19 salgını ve bu kapsamda alınan önlemlerin bireyler üzerinde ne tür sosyal ve psikolojik etkileri olduğunu gözlemliyorsunuz? Ortaya çıkan bu etkileri iyileştirmek amacıyla ne tür destekleyici önlemler alınması gerekiyor?

COVID-19 salgınının ruh sağlığı alanında farklı başlıklarda olumsuz sonuçlar doğurduğunu gözlüyoruz. Çocukların psikososyal gelişimi, 65 yaş üstü bireylerin topluma katılımı ve iyi hissetmeme halinde artış, mültecilerin deneyimlediği yoksunluklar, psikiyatrik hastalıkları olan kişilerin tedaviye erişiminde yaşanılan sorunlar, madde kullanımı ve duygu durum bozukluklarında artış, sağlık çalışanları özelinde tükenmişlik gibi psikososyal sağlık sorunlarını hızlıca sayabiliriz. 

İnsan sosyal, ilişkisel, spontane ve eylem açlığı içinde yaşayan bir varlık olması nedeni ile toplumsal etkileşimlere ihtiyaç duyuyor, topluma katılmak ve üretken olmak istiyor. En temel ihtiyacımız, anlamlı ve işlevsel hissetmek. Belirsizlik ise insan beyninin baş etmekte çok zorlandığı bir deneyim. Bu nedenlerle COVID-19, insan olma yolculuğumuzda müdahale bekleyen ciddi psikolojik sonuçlar yaratıyor.

Risk altında olan bireyler (çocuklar, 65 yaş üstü bireyler, mülteciler) öncelikli olmak üzere farklı başlıklarda bireyin ve toplumun ruh sağlığının geliştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Okul odaklı psikososyal sağlığı geliştiren çalışmalara ihtiyaç olduğunu gözlüyoruz. 65 yaş üstü bireylerin yaşamda anlamlı ve işlevsel hissetmesine ilişkin çalışmaları önceliyoruz. Sağlık çalışanlarının ve çalışma yaşamı içinde olan tüm yetişkinlerin tükenmişliklerini ve verimliğini artıracak çalışmalara ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Toplum ruh sağlığı alanında kronik ve uzun süredir çözüm bekleyen sorunların yanı sıra COVID-19 döneminde ebeveynlerin çocukları ile ilişkilerini geliştiren, salgın koşulları nedeniyle edindikleri yeni sosyal rolleri içselleştirmelerinin ve aynı evde geçirilen zamanın artmasıyla çift ilişkilerinde açığa çıkan sorunlara yönelik ihtiyaçlarının önem kazandığı görüşündeyiz. 

Hibe desteğimizle İZ Bırakıyoruz projesini hayata geçireceksiniz. Bu projenin amacından ve proje kapsamında yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

İnsan, hikâye anlatan bir varlıktır. Her birey kendinde ve çevresinde gördüğü, deneyimlediği olayları bir hikâye örgüsü içinde anlatır. Bu anlatılan hikâye kişide belirli duygular ve düşünceler uyandırır. Kişinin kendi yaşam hikayesini anlatması belki de yaşamamızda en önemli hikayelerden biri olarak değerlendirilebilir. Psikolog Erik Erikson, 1963 yılında insanların belirli yaş aralıklarında spesifik yaşam görevleri olduğundan ve bu görevlerin başarıyla yerine getirilmesi durumunda sosyal ve duygusal açıdan bir kazanç elde edeceğinden bahseder. Psikososyal gelişim dönemleri olarak adlandırılan teoride; yeni doğan bir çocuk için en önemli görev annesiyle sağlıklı bir bağ kurmak, bir ergen için sağlıklı bir kimlik geliştirebilmek, bir yaşlı yetişkin birey içinse yaşamının acı-tatlı bir anlama ve bütünlüğe erişme duygusu olduğu ifade edilir. Yaşlı yetişkinlik evresinde bireyler özellikle bu gelişim dönemine özgü olarak geriye dönüp yaşadığı hayata dair bir değerlendirme yapar. Geriye dönüp bakmanın doğal bir sonucu olarak yaşam yeniden gözden geçirilir. Bu gözden geçirmenin ardından olumlu bir değerlendirme hayata ve kendine dair bütünlük hissinin sağlanması anlamına gelirken, olumsuz bir değerlendirme umutsuzluk ve depresif duygular oluşturabilir. Tam bu noktada özellikle salgın dönemindeyken birçoğumuz gibi yaşlı yetişkinlerin toplumsal hayattan izole olmaları; hikayelerin anlatılmasını, yaşamın değerlendirilmesini ve bu hikayelerdeki tecrübelerin başka insanlarla paylaşılmasını etkiledi. Bununla birlikte yaşlı yetişkinlerin gelişimsel dönemlerini sağlıklı bir şekilde yaşamaları zorlaştı.

Proje kapsamında yaşlı yetişkinlerin sistematik sorularla yaşamlarını yeniden gözden geçirmelerini, acı-tatlı tüm yönleriyle anlamlı bir bütünlük hissini oluşturabilmelerini, hikayelerini yeniden yazarak hayata yeni bir anlam katabilmelerini ve iyi oluş hallerini desteklemeyi aynı zamanda da bu hikayelerin anlatılarak toplumsal hafızaya kazandırılmasını amaçlıyoruz. Amaçlarımız kapsamında hikayelerin, projemizdeki faaliyetlerin yer alabileceği bir internet sitesi, görüşmelerin yapılabilmesi için psikolojik danışmanlık, psikoloji ve tıp okuyan 30 üniversite öğrencisine kapasite geliştirme eğitimi verilmesi, 60 yaşlı yetişkinin otobiyografilerinin yazılı kayda geçirilmesi, yaşlı yetişkinlerin grup desteğinden faydalanmaları için 3 ayrı grup çalışması yapılması, görüşmecilerin süreci etik ilkeler çerçevesinde daha sağlıklı ve işlevsel yürütmesi için 6 süpervizyon toplantısı yapılması, proje çıktılarının paylaşılması için kapanış toplantısı yapılması ve sürece, çıktılara dair değerlendirme raporu yazılması hedefleniyor.

Proje kapsamında 65 yaş üstü kişilerin öz yaşam hikayelerini kayda geçirmek için anımsama terapisi tekniğini uygulayacaksınız. Öncelikle anımsama terapisi tekniğinden bahsedebilir misiniz? Bu tekniği kullanmanın ve öz yaşam hikayelerini kayıt altına almanın yaşlılık alanında yapılan çalışmalara nasıl bir katkısı var?

Gerontolog ve psikiyatrist Robert N. Butler yaşamı gözden geçirme kavramını ilk ortaya atan kişidir. Yaşamı gözden geçirmenin bir gereksinim olduğunu; insanların yaşadıklarını, hissettiklerini, aklından geçenleri onları dinlemeye istekli olan kişilere anlatmanın kişinin yaşantısını yeniden anlamlandırmak, yeniden bütünleştirmek açısından faydalı olduğunu ifade eder. Bu sayede kişi hayatında yeni anlamlar üretebilir. Ülkemizde 65 yaş üstü kişiler bazında düşünüldüğünde yaşamın farklı bir evresinde olan bireyler emeklilik hayatına geçmekte, önceden olduğu kadar aktif ve üretken bir hayat sürmekte zorlanabilirler. Bu noktada hikayelerin anlatılması 65 yaş üstü bireylerin değişimlere uyumunu sağlayabilir. Yaşamı gözden geçirme tekniği uygulanırken kişinin çocukluk, ergenlik, gençlik ve yetişkinlik gibi yaşam dönemleri üzerinden ilerleyerek birey için dönüm noktalarının, önemli yer tutan olayların, eğitim hayatının, aşk hayatının, kariyerin, hayatın amacının, kişisel değerlerin anlatılmasını teşvik ederek içgörü kazanmayı, bütünlük hissine ulaşmasını aslında yaşamı pişmanlık olmadan olduğu gibi kabul edebilmeyi amaçlar. Her bir görüşme sorularla yapılandırılarak ilerler ve en sonunda ortaya çıkan hikâye bütünleştirilir. 

Yaşamı gözden geçirme ile ilgili yapılan çalışmaları incelediğimizde bu yöntemin özellikle 65 yaş üstü bireylerle kullanıldığını görüyoruz. Yapılan çalışmalarda yaşamı gözden geçirme yönteminin 65 yaş üstü bireylerin yaşam doyumu, psikolojik iyi oluş, öz-saygı, kendini kabul düzeylerinde anlamlı bir artış sağladığı görülürken; inkâr, umutsuzluk, çaresizlik ve izolasyon temalarında anlamlı bir azalma olduğu bulunmuştur. 

Yaşamı gözden geçirme yönteminin uygulanmasının ülkemizdeki, nüfusun yaşlandığını da göz önüne alırsak, 65 yaş üstü bireyler için faydalı olacağına; anlatılan hikayelerin toplumsal hafızada yer alarak kazanılan tecrübelerin nesilden nesile aktarılabileceğine ve bu hikayelerin başka insanlara ilham olacağına inanıyoruz.(

Destekleri için Sivil Toplum için Destek Vakfı ve AgeSA’ya teşekkürlerimizle…

 

Her Yaşta Fonu’na Yapılan Başvurularla İlgili Değerlendirme Metnimiz Yayınlandı

By | Her Yaşta Fonu

Yaşlılık alanında çalışmalar yapan ya da toplumsal cinsiyet, sağlık, engellilik, eğitim gibi alanlarda biriktirmiş olduğu tecrübeyi çalıştığı hedef kitle nezdinde yaşlılarla genişletmeyi hedefleyen sivil toplum kuruluşlarını (STK) desteklemek amacıyla, AgeSA Hayat ve Emeklilik işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu’un başvuru ve seçim süreci tamamlandı. 

STK’ların bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla Her Yaşta Fonu için yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan ulaşabilirsiniz

Her Yaşta Fonu Kapsamında Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Her Yaşta Fonu

Yaşlılık alanında çalışmalar yapan ya da toplumsal cinsiyet, sağlık, engellilik, eğitim gibi alanlarda biriktirmiş olduğu tecrübeyi çalıştığı hedef kitle nezdinde yaşlılarla genişletmeyi hedefleyen sivil toplum kuruluşlarını (STK) desteklemek amacıyla, AgeSA Hayat ve Emeklilik işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu kapsamında desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 4 STK’nın 5 farklı projesine toplam 360.970 TL hibe desteği sağlayacağız.

Desteklenen STK’lar ve projeleri ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Birey ve Toplum Ruh Sağlığında İZ Derneği (Bir İZ): Toplumsal barışa hizmet edecek önleyici ruh sağlığı hizmetlerinin toplumun her kesimi tarafından erişilebilir olması için çalışmalar yapan Bir İZ Derneği, başta kadınlar, mülteciler, çoçuklar ve yaşlılar olmak üzere bireyi güçlendirmeyi merkeze alan projeler gerçekleştirerek ruh sağlığı hizmetlerinin tüm toplum için erişilebilir olmasına katkı sağlıyor. Fon kapsamında 49.170 TL hibe desteği sağladığımız Bir İZ Derneği, bu destekle 65 yaş üstü toplam 60 kişinin öz yaşam hikayelerini anlatı yolu ile kayda geçirerek, psikososyal iyilik hallerini güçlendirmek amacıyla İZ Bırakıyoruz projesini hayata geçirecek. Tıp, psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümlerinden 30 öğrenci tarafından gerçekleştirilecek bu görüşmeler öğrencilerin görüşme becerilerinin gelişmesine de katkı sağlayacak. Proje kapsamında 6 otobiyografik görüşme, 3 grup çalışması ve 30 öğrencinin gerçekleştirdiği görüşmelerin değerlendirildiği 6 adet süpervizyon toplantısı düzenlenecek. Bir İZ Derneği, proje için oluşturulacak internet sitesi ve hazırlanacak rapor ile hazırlanan hikayelerinin ve proje bulgularının daha geniş bir kitleyle paylaşılmasını sağlayacak.

Hayat Boyu Hayat Dolu Derneği: Yaşlanmakta olan kişilerin günlük yaşam kalitelerini artıracak bilişsel ve psikososyal yöntemleri hayata geçirmek, aktif yaşlanma sürecine destek olmak ve bu sürece katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Dernek, Fon kapsamında sağladığımız 25.800 TL hibe desteği ile Demans Simülatörü: Demansı Anlamanın İnteraktif Yolu projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında derneğin çalışmaları arasında yer alan Demans Simülatörü uygulaması ile ilgili bir eğitim modülü hazırlanacak ve bir ölçme değerlendirme sistemi oluşturulacak. Bu alanda nitelikli uzmanların yetiştirilmesinde teorik eğitimlerin simülasyon gibi aktif öğrenmeye yönelik uygulamalı eğitimler ile desteklenmesi için İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Bilimleri Fakültesi Gerontoloji bölümü 3. ve 4. sınıf lisans öğrencilerinden oluşan toplam 100 öğrenci ile gerçekleştirilecek olan simulasyon çalışması ile demanstan en çok etkilenen yaşlı bireylerin gereksinimleri ve ihtiyaçlarını karşılanacak, yaşam kalitelerini artıracak etkin çözümlerin ve uygulamaların hayata geçirilmesine katkı sağlanacak.

Türkiye Alzheimer Derneği: Kişilerin, Alzheimer hastalığı ve bakımı konusunda bilinçlendirilmesi, eğitilmesi ve bu hastalıktan mustarip kişi ve ailelerin yaşam kalitesinin artırılması amacıyla çalışmalar yürütüyor. Fon kapsamında sağladığımız 120.000 TL hibe desteğiyle Alzheimer Hastalarına Bakımveren Kadınların Sertifikalı Eğitimi projesini hayata geçirecek olan dernek, proje ile bakım veren kadınların akrabalarına bakarken edindikleri becerilerin tasdiklenmesi ve belgelendirilmesi ve demans mağduru ailelerin sorunlarını ele almak üzere kampanya ve bilinçlendirme yoluyla toplumda yaygın olan sosyal damgalamayla mücadele etmek için çalışmalar yapacak.

Yaşlanma Çalışmaları Derneği (Senex): Odağına yaşlılık çalışmalarını alan SENEX, insan haklarına özenli, toplumsal cinsiyeti ana akımlaştıran bir yaklaşımla; öğrenme programları, savunuculuk ve akademik çalışmalar, bilimsel araştırmalar, sanat faaliyetleri ve izleme çalışmaları programları geliştiriyor. Fon kapsamında SENEX’in SOLIS-e: Yaş Dostu Mekanları ve Hak Temelli Hizmetleri Planlamak projesine 86.000 TL, Senex İzleme: Yaşlılara Yönelik Şiddet ve İhlallerin İzlenmesi projesine ise 80.000 TL olmak üzere toplam 166.000 TL hibe desteği sağlanacak.

Bir devam projesi olan SOLIS-e: Yaş Dostu Mekanları ve Hak Temelli Hizmetleri Planlamak kapsamında, hak temelli yaş dostu çevrelerin ve hizmetlerin nasıl oluşturulabileceği konusunda bilgilendirici ve yaratıcı eğitimleri içeren bir öğrenme programının sunulması için açık kaynak bir internet sitesi kurulacak. İnternet sitesi üzerinden veri okuryazarlığı, toplumsal cinsiyet, yaş ayrımcılığı, yaş dostu çevre ve hizmetler yaratmak, kapsayıcılık ve katılım başlıklarında 5 ana modülden oluşan SOLIS-e öğrenme programı; yaşlılara hizmet sunan, yaş dostu çevre geliştirilmesi konusunda çalışan, yerel yönetimler, özel sektör, sivil toplum örgütleri ve inisiyatifleri ile araştırmacılar gibi konuyla ilgili kişilere iki dönemde sunulacak.

Ocak 2021’den başlayan Senex İzleme: Yaşlılara Yönelik Şiddet ve İhlallerin İzlenmesi projesi ile dernek, yaşlılara yönelik şiddet, istismar, ihmal, ihlal ve ayrımcılıkla ilgili izleme ve raporlama çalışmaları yapacak Proje kapsamında “yaşlı” anahtar kelimesi ile medyada yer alan haberler günlük olarak taranarak, yaşlılara yönelik ihmal, şiddet, istismar, hak ihlali ve ayrımcılık vakaları düzenli olarak arşivlenecek. Türkçe ve İngilizce olmak üzere toplam 24 adet aylık izleme raporu, 6 aylık ve 12 aylık olmak üzere toplamda 2 tane genişletilmiş izleme raporu yayınlayacak. Konuyla ilgili farkındalık yaratmak amacıyla yerel yönetimlere ve ilgili kurumlara yönelik 2 adet atölye çalışması gerçekleştirecek.

 

Her Yaşta Fonu Başvuruları Sona Erdi

By | Her Yaşta Fonu

Yaşlılık alanında çalışmalar yapan ya da toplumsal cinsiyet, sağlık, engellilik, eğitim gibi alanlarda biriktirmiş olduğu tecrübeyi çalıştığı hedef kitle nezdinde yaşlılarla genişletmeyi hedefleyen sivil toplum kuruluşlarını (STK) desteklemek amacıyla AvivaSA işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu’un başvuruları sona erdi.

Fona toplam 29 STK başvuruda bulundu. Başvuruların 25’i dernek, 3’ü vakıf, 1’i kooperatif tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona Ankara, Antalya, Balıkesir, Çanakkale, Düzce, Eskişehir,  İstanbul, İzmir, Kocaeli, Mersin, Sakarya, Şanlıurfa, Şırnak ve Tunceli olmak üzere 14 ilden başvuru alındı. Her Yaşta Fonu’ndan talep edilen toplam hibe tutarı 2.884.130 TL oldu. 

Her Yaşta Fonu Tanıtım Toplantısına Davetlisiniz

By | Her Yaşta Fonu

Yaşlanma ve yaşlılıkla ilişkili konularda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını desteklemek amacıyla AvivaSA işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu’nun 11 Haziran Cuma günü 11:00 – 12:00 saatleri arasında gerçekleşecek olan çevrimiçi tanıtım toplantısına davetlisiniz.

Tanıtım toplantısında fonun öncelikleri, başvuru koşulları ve değerlendirme kriterleri gibi konularda bilgi paylaşımının yanı sıra katılımcıların fon ve başvuru süreci hakkındaki sorularına yanıt verilecek bir soru-cevap oturumu da düzenlenecektir.

Toplantıya katılmak isteyenlerin kayıt formunu doldurmasını rica ederiz. Toplantının katılım bağlantısı yalnızca kayıt yaptıran kişilere e-posta yoluyla iletilecektir.

AvivaSA Desteğiyle Her Yaşta Fonu Başvuruları Açıldı

By | Her Yaşta Fonu

Yaşlanma ve yaşlılıkla ilişkili konularda (sağlık, eğitim, istihdam vb. gibi) faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını desteklemek amacıyla AvivaSA işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu’nun başvuruları açıldı.

Yaşlılık ve yaşlanma alanlarını çevreleyen kadın, sağlık, eğitim vb. gibi alanlarda faaliyet gösteren STK’ların çalışmalarının destekleneceği fona yapılan proje başvurularının odağında aşağıdaki çalışmalardan en az bir tanesinin yer alması bekleniyor:

  • Hizmetlere erişim çerçevesinde teknoloji, finans, vb. alanlarda üretilen ürün ve hizmetlerden eşit yurttaşlık temelinde yararlanılmasını sağlamaya yönelik savunuculuk, işbirliği ve uygulama projeleri,
  • Yaşlıların günlük hayatta karşılaştığı izolasyon, ayrımcılık ve istihdam gibi temel konularda yaşanılan problemlerin çözümlerini teşvik eden, uygulayan ve model haline getirme potansiyeli bulunan çalışmalar,
  • Yaşlılara ve yaşlılığa dair ayrımcı yaklaşımları değiştirmeyi hedefleyen çalışmalar ve kampanyalar,
  • Yaşlılara yönelik oluşturulan dil temelli ayrımcılıkla mücadele eden projeler,
  • Sivil toplum, özel sektör, kamu kurumları ve yerel yönetimlerin işbirlikleriyle yaşlıların lehine ortak ve kalıcı çözümler üretilmesini destekleyen faaliyetler,
  • Kamusal hayata katılımı geliştirme temelinde yaşlıları güçlendiren projeler,
  • Yaşlılık alanıyla sivil toplumun toplumsal cinsiyet eşitliği, insan hakları, engellilik, gençlik gibi diğer alanlarının diyaloğunu ve işbirliğini sağlayarak sivil alan paydaşlarının arasındaki sinerjiyi geliştirme ve yaşlılık alanını genişletme perspektifiyle uygulanan diyalog ve işbirliği projeleri,
  • Yaş dostu şehirler başta olmak üzere yaşlılarla yaşam alanlarının bağını güçlendirme odaklı çalışmalar,
  • Daha iyi yaşlanma konusunu gündem haline getirecek, başta üst orta yaş grubu (ve onların kadınlar, engelliler gibi alt kırılımındaki gruplar) olmak üzere toplumun diğer kesimlerinin yaşlılığa hazırlanmasını ve yaşlanma perspektifini desteklemeye yönelik çalışmalar,
  • Türkiye’deki yaşlı haklarını geliştirici politikaların ve yasal altyapının oluşması ve gelişmesine yönelik yapılacak savunuculuk faaliyetleri.

Yukarıdaki içeriği tamamlayacak biçimde tüm başvurularda;
1. Yaşlılık algısının hak temelli bir perspektifle gelişmesini sağlamaya yönelik çalışmalar,
2. Konuyla ilgili farklı paydaşların kullanabileceği açık uygulama ve içeriklerin üretildiği çalışmalar,
3. Türkiye’de sivil toplumda yaşlılık alanının gelişmesine olanak sağlayacak çalışmalar,
4. Bu alandaki kurumlar ve kişiler arası işbirliği, eşgüdüm ve/veya bilgi, beceri paylaşım olanaklarına imkan veren projeler,
5. Bir pilot projeyi model haline getirmeyi odağına alan yaklaşımlar teşvik edilir.

Aşağıdaki başvuru kriterlerine uyan ve bir tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar fona başvurabilir:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler, vakıf üniversitelerinin araştırma ve uygulama merkezleri ve diğer kâr amacı gütmeyen,
  • En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan,
  • 2020 yılı gelirleri 30.000 TL ile 2.000.000 TL arasında olan,
  • Geçmişinde yaşlılık alanında çalışmalar yapmış olan ya da toplumsal cinsiyet, sağlık, engellilik, eğitim vb. gibi alanlarında biriktirmiş olduğu tecrübeyi çalıştığı hedef kitle nezdinde yaşlılarla genişletmeyi planlayan kuruluşlar.

Her Yaşta Fonu kapsamında STK’lara dağıtılacak hibenin toplam tutarı en az 200.000 TL’dir. Başvuru yapan STK’lar hibe programından en fazla 120.000 TL talep edebilirler.

Fona başvurmak isteyen kuruluşların başvuru formunu eksiksiz şekilde doldurarak 21 Haziran 2021 Pazartesi günü saat 18:00’e kadar göndermeleri gerekir.

Her Yaşta Fonu hakkında detaylı bilgilere (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve fon takvimi) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.