Category

Kültür Sanat Fonu

Kültür Sanat Fonu’nun 2020 Döneminde Desteklenecek Sivil Toplum Kuruluşları Belirlendi

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür-sanat kurumlarının ve kültür-sanat alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK), COVID-19 salgını ile başlayan yeni döneme adapte olmalarına destek olmak amacıyla Turkey Mozaik Foundation iş birliği ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı Kültür Politikaları Çalışmaları bölümünün içerik ortaklığında hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’nun 2020 döneminde hibe vereceğimiz STK’LAR belirlendi. Fon kapsamında 7 STK’ya toplam 483.000 TL hibe vereceğiz.

Hibe almaya hak kazanan STK’lar ve yapacakları çalışmalara ilişkin bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Mardin Kültür Derneği (Mardin Kültür): Eğitim alanında farklı disiplinleri bir araya getirerek bölgenin kültürel çoğulcu yapısıyla uyumlu ve yenilikçi çalışmalar yapan Mardin Kültür Derneği, gençlerin ve kadınların topluma katılımlarını artırmayı ve pozitif sosyal değişim yaratmayı hedefliyor. Fon kapsamında 75.000 TL hibe desteği sağladığımız Mardin Kültür, salgın döneminde kültür-sanat aktivitelerine ve eğitimine erişimi kısıtlanmış Mardinli gençlerle, tiyatro klasiklerini dijital bir eğitim içeriği olarak paylaşmayı ve bu konuda gençlerle birlikte içerik üretmeyi amaçlıyor.

Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği (Pembe Hayat): Ankara’da faaliyet gösteren Pembe Hayat, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim alanında LGBTİ+ bireylere yönelik hak temelli çalışmalar gerçekleştiriyor. Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile 69.000 TL hibe sağladığımız dernek, Kuir Sanatçılar Dayanışma Ağı projesi kapsamında salgın etkisiyle üretim alanları ve geçim kaynakları daralan kuir sanatçıların bir araya gelebilecekleri güvenli bir dijital alan yaratarak dayanışmayı destekleyen çalışmalar yapacak.

Performans Araştırmaları Derneği: Kurucusu olduğu Tiyatro Medresesi kapsamında atölye çalışmaları, tiyatro kampları, paneller ve konferanslar düzenleyen ve ev sahipliği yaptığı araştırma ekipleriyle hem amatör hem de profesyonel tiyatrocular için bir gelişim merkezi olmayı hedefleyen Performans Araştırmaları Derneği’ne, Turkey Mozaik Foundation bünyesindeki Meltem Göçer Fonu’nun finansmanı ile 55.000 TL hibe desteği sağlayacağız. Bu hibeyle Tiyatro Medresesi Çevrimiçi Kış Okulu projesini hayata geçirecek olan dernek, proje kapsamında düzenlenen atölyelerin ve kurulan ilişkilerin salgın döneminde de devam etmesine, yaygınlaşmasına ve aynı zamanda kayıt altına alınıp bir arşiv oluşturulmasına yönelik çalışmalar yapacak.

Performans Sanatını Geliştirme Derneği (Performistanbul): Performans sanatı disiplinini geliştirmek üzere kurulan Performistanbul, Türkiye’de performans sanatını temsil eden ve sanatçılarını kendi bünyesinde toplayan bir kurum olmaması, eğitim sistemi içerisinde performans sanatına dair bölüm ya da ders bulunmaması, bu alanda yeterli Türkçe kaynağın olmaması, finansal ve hukuksal altyapı eksikliği gibi konularda çözümler üretmek amacıyla çalışıyor. Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile 59.000 TL hibe sağladığımız Performistanbul, Evde CANLI Kal – Ev Performansı Serisi kapsamında, herkese açık çevrimiçi performans programları oluşturacak ve bu sürecin çevrimiçi arşiv ve dokümantasyonunu yaparak performans sanatçılarının kendi pratikleri üzerinden içinde bulunduğumuz döneme ve bu dönemin yarattığı travmaya nasıl bir cevap oluşturduklarına dair kapsamlı bir araştırma ve çalışmalar yapacak.

S.S Semaver Kültür Sanat Eğitim Yayıncılık Hizmet Üretim Pazarlama ve İşletme Kooperatifi (Semaver Kumpanya): Sanatsal üretimi ve aktiviteleri şehir merkezinden uzağa taşımak ve bu yolla sanata sınırlı erişimi olanların da sanatsal faaliyetlerden faydalanmalarını sağlamak amacıyla çalışmalar yapan Semaver Kumpanya, Kocamustafapaşa’daki sahnesinde tiyatro oyunları sahneliyor ve tiyatro atölyeleri düzenliyor. Fon kapsamında 75.000 TL kurumsal hibe sağladığımız Semaver Kumpanya kira giderlerini karşılayarak sanat üretimini salgın döneminde de sürdürülebilir kılmayı hedefliyor.

Tiyatro Kooperatifi: İstanbul’da 60 özel tiyatro üyesi bulunan Tiyatro Kooperatifi, özel tiyatroların sesi olmak; sanatın kamusal bir hizmet olduğu gerçeğiyle sektörel sorunlara kalıcı yasal çözümler bulmak; sektördeki tüm üretim ve uygulama süreçlerini iyileştirmek ve profesyonelleştirmek amacıyla savunuculuk ve kapasite geliştirme çalışmaları yapıyor. Turkey Mozaik Foundation ortak finansmanı ile 75.000 TL hibe sağladığımız Tiyatro Kooperatifi, bu hibe ile Özel Tiyatrolar için Bölgesel Kooperatifleşme projesini gerçekleştirecek. Proje kapsamında Türkiye’nin 7 bölgesinde hem ekonomik hem de sosyal açıdan sürdürülebilir ve güçlü bir sanat hayatını tesis etmek amacıyla özel tiyatroların kültürel kalkınma modeli ile sosyal kooperatifler kurularak desteklenmesi ve bu kooperatiflerin sürdürülebilirliğinin sağlanması için kapasite geliştirme ve savunuculuk çalışmaları yapılması planlanıyor.

Yükleniyor (Loading) Çağdaş Sanat Derneği: Diyarbakır’da faaliyet gösteren dernek, sanatçıların düşünce, üretim ve proje aşamalarında karşılaştıkları sorunları konuşarak çözmek, kentin 2000’li yılların ilk çeyreğinden bugüne gelen güncel sanat pratiklerini arşivlemek ve Diyarbakır’ın uluslararası alandaki sanatsal farkındalığı ile etkileşimini güçlendirmek amacıyla çalışmalar yapıyor. Fon kapsamında 75.000 TL kurumsal destek sağladığımız Loading, mevcut faaliyetlerini salgın döneminde sürdürebilmek için çevrimiçi araçlar satın alarak bu alandaki kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor.

Kültür Sanat Fonu’nun 2020 Dönemi için Başvurular Sona Erdi

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür-sanat kurumlarının ve kültür-sanat alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK), COVID-19 salgını ile başlayan yeni döneme adapte olmalarına destek olmak amacıyla Turkey Mozaik Foundation iş birliği ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı Kültür Politikaları Çalışmaları bölümünün içerik ortaklığında hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’nun 2020 dönemi başvuruları sona erdi.

Fona kültür sanat alanında çalışan 72 kültür-sanat kurum ve STK başvuruda bulundu. Başvurulardan 10’u teknik kriterlerin değerlendirilmesi aşamasında elendi. Teknik elemeyi geçen 62 başvurunun 49’u dernek, 9’u vakıf ve 4’ü kooperatif tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona aralarında Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bayburt, Bursa, Çanakkale, Diyarbakır, Elazığ, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Karabük, Malatya, Mardin, Mersin, Ordu, Rize, Samsun’un yer aldığı toplam 21 şehirden başvuru alındı. Kültür Sanat Fonu’ndan talep edilen toplam hibe tutarı ise 4.505.935 TL oldu.

Kültür Sanat Fonu 2020 Dönemi Başvuruları Açıldı

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür-sanat kurumlarının ve kültür-sanat alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK), COVID-19 salgını ile başlayan yeni döneme adapte olmalarına destek olmak amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı Kültür Politikaları Çalışmaları bölümünün içerik ortaklığında hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’nun 2020 dönemi başvuruları açıldı.

Kültür Sanat Fonu ile kültür-sanat kurumları ve kültür-sanat alanında faaliyet gösteren STK’ların, dayanışmayı temel alan ve teknolojinin imkânlarından faydalanan yeni işbirliği modelleri yaratmaya, önümüzdeki dönemin ihtiyacını karşılayacak yaklaşım ve uygulamaları keşfetmeye yönelik çalışmalarına destek sağlanacak. Bu çerçevede, başvuru yapan kuruluşların aşağıda örnekleri sunulan alanlardaki proje fikirlerine veya kurumsal gelişimlerine destek verilecektir:

  • Salgın döneminin koşullarına uygun kurgulanan yeni etkinlikler ve/veya formatlar (evden erişilebilen, sosyal mesafe kurallarına uyumlu vb.),
  • Kültür-sanat profesyonellerinin (sanatçılar, yöneticiler, aktivistler vb.) salgın döneminde üretim ve paylaşımlarını sürdürebilmeleri için gerekli fiziksel ve/veya teknolojik araçlara erişiminin sağlanması ve bu araçların kullanımına yönelik eğitim faaliyetleri,
  • Kültür-sanat alanında uzun dönemli etkileşim, ortak çalışma ve işbirliklerinin önünü açacak yerel, ulusal ve uluslararası ağların oluşturulması veya sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik faaliyetler/projeler,
  • Yukarıdaki maddeler dışında kalan ancak benzer alanları içeren ve sanatsal üretimin sürdürülebilirliğini ve alandaki dayanışmayı önceliklendiren türdeki faaliyetler.

Kültür Sanat Fonu’na başvuru yapan STK’lar en fazla 80.000 TL talep edebilirler.  Aşağıda yer alan başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar fona başvurabilirler:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler ve diğer kar amacı gütmeyen,
  • 2019 yılından beri sahada aktif olarak çalışan,
  • 2019 yılı gelirleri 30.000 TL ile 1.500.000 TL arasında olan,
  • Kültür-sanat kurumları ve/veya kültür-sanat alanında faaliyet gösteren STK’lar.

Kültür Sanat Fonu’na başvurmak isteyen kuruluşların başvuru formunu 25 Eylül 2020 saat 18:00’e kadar eksiksiz şekilde doldurmaları gerekir.

Kültür Sanat Fonu hakkında detaylı bilgiye (hibe süreci, başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve takvim) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.

Kültür Sanat Fonu Kapsamında Desteklediğimiz Mezopotamya Caz Müziği ve Dans Kültürü Derneği Çalışmalarına Devam Ediyor

By | Kültür Sanat Fonu

Diyarbakır’da faaliyet gösteren Mezopotamya Caz Müziği ve Dans Kültürü Derneği, dans ve müzik aracılığıyla kültürler arası etkileşim, ifade özgürlüğü, çocuk hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanlarında çalışıyor. Vakfımızın 2019 yılında ilk kez açtığı Kültür Sanat Fonu kapsamında kurumsal hibe desteği sağladığımız dernekte, Proje Koordinatörü olarak görev alan Hazni Demir ile devam eden çalışmalarını, kurumsal hibenin derneğe katkılarını ve Covid-19 salgınının faaliyetlerine etkilerini konuştuk.

Kültürler arası etkileşim, ifade özgürlüğü, çocuk hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanlarında dansı ve müziği öne çıkaran faaliyetler yapan Mezopotamya Caz Müziği ve Dans Kültürü Derneği’nin kuruluş hikayesinden ve yaptığı çalışmalardan bahseder misiniz?

Mezopotamya Caz Müziği ve Dans Kültürü Derneği Şubat 2019’da kuruldu. Öncesindeki 2 yıl boyunca, enformel bir dans topluluğu olarak Swing dansları ve caz müzik ile ilgili atölyeler düzenledik. Sonrasında ise çalışmalarımızı daha akademik bir çerçeveye yerleştirmek, bu çerçeveyi farklı sosyo-ekonomik-kültürel gruplarla pratiğe döküp yaygınlaştırmak, çalışmalarımızı daha düzenli ve sürdürebilir hale getirmek amacıyla dernekleştik. Çalışmalarımızın temelinde dansı ve müziği hak temelli perspektifler ile ortak bir potada buluşturmak ve çocuklar ile gençler için yeni bir sosyal ve kültürel alan yaratmak yatıyor. Şimdilik sadece Swing dansları ile yürüttüğümüz ancak ilerleyen zamanlarda belki de tüm dans türlerinde de kullanılabilecek Hak Temelli Dans Müfredatımız bulunuyor. Bu müfredat hem güncel gelişmelerle hem de müzik-ses, dans-hareket üzerine yapılan araştırmalarla yeni içerikler ve formlar kazanabilen dinamik bir yapıya sahip.

Caz müziği ve swing dansı üzerinden ırkçılık, toplumsal cinsiyet eşitliği, engelli hakları gibi birçok hak temelli alanda farkındalık yaratan atölyeler düzenliyorsunuz. Çalışmalarınızda Caz müzik ve Swing dansı tercih etmenizin nedeni nedir?
Caz müzik, özellikle Swing dönemi ve dansları, hak temelli çalışmalar için muazzam bir kaynak ve araştırma sahası sunuyor. Ortaya çıktıkları ve yayıldıkları, değişimler geçirdikleri, bittikleri, tekrar canlandıkları tarihi süreçler aynı zamanda dünyada da hak mücadelesi ve politik mücadelelerle örtüşen bir çizgi izliyor. Bu süreçlerde, müziği ve dansı geliştiren, insanların politik-etnik-cinsiyete dayalı kimlikleri de bize bir araştırma ve tartışma alanı açıyor. Bazen paralel bazen çakışmalı bir seyri var. Hepsinden de önce, caz müziğin kendisi aslında bir demokrasi şöleni. Bu benzetme çok sık yapılır. Farklı enstrümanların ve müzisyenlerin farklı tekniklerin bir arada bir uyum içerisinde ancak kendi bağımsız alanlarına sahip olarak icra ettiği bir müzik türüdür caz. Aslında bizim için en önemlisi, caz müziği ve özellikle swing dönemi mutluluğun, neşenin, umudun simgesidir.

Derneğinizin öncelikli hedef kitlelerinden birini de çocuklar oluşturuyor. Çocuklara yönelik olarak yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz? Çocuklarla yaptığınız çalışmalarda kültür sanat faaliyetlerini kullanmanın nasıl bir etkisi oluyor?

Swing danslarının ve caz müziğin, fizyolojik ve bilişsel faydalarının yanı sıra sosyal yetilerin gelişmesi için de çok faydası oluyor. Farklılıkları yargılamadan, iyi veya kötü etiketlemeleri yapmadan meselenin özünün ne olduğunu hep beraber kavramaya çalıştığımız çalışmalar yapıyoruz çocuklarla. Dans ve müzik bunu yapmanın en iyi yolu bizce. Hatta belki amacın ta kendisi. Biraz önce bahsettiğimiz caz müzik ve demokrasi benzerliği burada da geçerli. Bunun anlatılması ve gerçekliğinin gösterilmesi çok faydalı oluyor. Aynı şey dans için de geçerli. Başlarda grup içinde hakimiyet kurma-geride durma gibi katılımcılığı azaltan davranışlar, zaman içinde azalıyor. Sonuçta araç olarak kullandığımız şey bedenimiz. Hepimiz buna sahibiz ve bedenlerimizin ölçüsünün ve fizyolojik farklılıklarının orada bir önemi yok. Nasıl hepimiz yürüyebiliyorsak ve birimizin yürüyüşü diğerinden daha mükemmel değilse dans da öyle. Dans bir hareket alanı ve birbirimizden farklı özelliklerimiz olduğu için hareketlerimizin de farklı olması gayet doğal. Önemli olan o farklı hareketleri bir uyum içinde bütüne dönüştürebilmek. Çocuklarla aslında bu temelde çalışıyoruz. Ek olarak, dansın ve müziğin, farklı kültürlere saygı konusunda da çok yardımını görüyoruz. İlk izlediklerinde asla yapamayacaklarını, kendilerine çok yabancı olduğunu düşünseler de pratik etmeye başladıktan sonra kendi yaşam alanlarında gördükleri dans formalarıyla benzer olduğunu hissedip çok daha fazla eğlenmeye, yaratıcı ve katılımcı olmaya başlıyorlar. Yetişkinler için hazırladığımız hak temelli müfredatı şu sıra çocuklar için de uyarlamaya yönelik çalışmalar yapıyoruz.

2019 yılında ilk kez hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu kapsamında Vakfımızdan kurumsal hibe desteği alıyorsunuz. Bu hibe ile ne tür çalışmalar yapacaksınız? Bu hibe desteğinin derneğin çalışmalarına nasıl bir katkı sağlayacağını düşünüyorsunuz?

Kültür Sanat Fonu’ndan aldığımız hibe, hem dans hem de müzik çalışmaları için daha elverişli bir mekana taşınmamızı ve çalışmalarımızın verimliliğinin artmasını sağladı. Fonu temel olarak kurumsal giderlerimizi karşılamak amacıyla kullanıyoruz. Bu da bizi mali kaygılardan uzaklaştırarak hali hazırda zaten gönüllü olarak yürüttüğümüz projelerimizi hızlandırma, çoğaltma ve genişletme imkanı sunuyor. Yürüttüğümüz ve üzerinde çalıştığımız projeleri şu şekilde sıralayabiliriz; şehirde çocuklar ve kadınlarla çalışmalar yürüten STK’lar ile ortaklaşarak sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı kesimlerle yapılandırılmış dans atölyeleri, dezavantajlı gençler-yetişkinlere dans ve müzik eğitimleri için burs sağlanması, çocuklar için hak temelli bir dans müfredatı geliştirilmesi ve uygulanması ile radyo programcılığı ve caz müzik eğitimi.

Koronavirüs kapsamında alınan tedbirlerin hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep olduğunu biliyoruz. Bu durum bizden aldığınız hibe kapsamında yaptığınız faaliyetleri ve çalışmalarınızı nasıl etkiledi? Çalışmalarınıza devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

Covid-19 salgını sebebiyle 12 Mart’tan beri fiziki yakınlık gerektiren tüm çalışmalarımızı askıya aldık. Beraber çalıştığımız diğer kurumlar da aynı kararı aldı. Biz de bu süreçte herkesin yaptığı gibi çalışmalarımızı dijital ortamda nasıl sürdürebileceğimizi düşündük. Hali hazırda var olan projelerimizden hangileri dijitale dönüştürmeye uygun, hangileri değil bunları ayrıştırarak yeni bir yol haritası belirledik. Başlangıç için, caz müzik ve dansları ile ilgili sosyal medya hesapları ile iş birliği yaparak o hesaplardan yayınlanan, bir ay süren ve sembolik ödüller sunan mini bilgi yarışması serisi yayınladık. Bu kitlemizin bir kısmını dernek ile etkileşimde tutmanın yanı sıra bir farkındalık yaratma, araştırma ve öğrenme sürecinin yolunu açtı. Buna ek olarak, planladığımız Radyo Programcılığı ve Caz Müzik Eğitimini dijitale taşıyarak mayıs ayı içerisinde çevrimiçi araçlarla gerçekleştireceğiz. Ayrıca, Kültür Sanat Fonu’nun çevrimiçi değerlendirme toplantısında tanıştığımız fondan hibe alan diğer kültür sanat kurumlarından bazılarıyla ortak yeni projeler geliştirme ihtimaliz doğdu. Görme engellilerin kullanımına da sunulabilecek podcast serileri, sesli ve detaylı anlatımlı dans eğitimi videoları hazırlamak gibi henüz kuluçka aşamasında fikirlerimiz de var. Evlere kapanmak durumunda kaldığımız doğru ancak bu süreçte ortaya konan fikirlerin ve uygulamaların da bizlere yeni bakış açıları kazandıracağı ve buradan çıktığımızda önümüzde yeni yollar açacak ortaklıklar geliştireceği de muhakkak.

Nefes Kültür Sanat Derneği ile Nefes Müzik Okulu Projesini Konuştuk

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür Sanat Fonu kapsamında hibe verdiğimiz Nefes Kültür Sanat Derneği, Gaziantep’te yaptığı çalışmalarla Suriye ve Türkiye’den çocuklar ve gençlere müzik eğitimi sağlayarak çok kültürlülüğe ve kültürel mirasın değerine vurgu yapıyor. Derneğin Saymanı Tuğba Ünal Jazbeh ile devam eden çalışmalarını, desteklediğimiz Nefes Müzik Okulu projesini ve koronavirüs salgınının çalışmalarında yol açtığı değişiklikleri konuştuk.

Gaziantep’te faaliyet gösteren Nefes Kültür Sanat Derneği, Suriye ve Türkiye’den çocuklar ve gençlerle, müzik ve sanat çalışmaları yapıyor. Derneğin kurulma sürecinden ve çalışmalarından bahseder misiniz?

Nefes Kültür Sanat Derneği Ekim 2017 itibari ile Suriye ve Türkiye’den genç sanatçı ve sanatseverler tarafından kuruldu. Dernek, Suriyeli göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı Gaziantep’te, çocuklar ve gençler için kültür sanat eğitimi, üretimi ve katılımı üzerinden çok kültürlülüğe ve kültürel mirasın değerine vurgu yapan yerel topluluklar oluşturmak, katılımcı ve formel olmayan eğitim süreçlerine imkan sağlayacak kültür sanat mekânları yaratmak hedefi ile yola çıktı. Bu anlamda derneğimizin temel iddiası, sanatsal beceri edinme ve kültür-sanata dayalı öğrenme süreçlerinin, çocuklar ve gençlerin kimlik ve özgüven inşası kadar, evrensel değerlere yatkınlık ve açıklık geliştirmeleri için de değerli araçlar olduğudur.

Kurucu üyelerimizin girişimi ile hayata geçen ve derneğimizin kuruluşuna da önayak olan İki Dil Bir Nefes projesi kapsamında Gaziantep Üniversitesi Toplumsal Duyarlılık Projeleri (TDP) birimi ve Gaziantep Üniversitesi Konservatuarı ilk ortaklarımızdı. Proje sonunda Suriye ve Türkiye’den üniversite öğrencileri 3 aylık bir eğitim sürecinin ardından ritim, koro ve halk danslarından oluşan bir performans sergiledi. Bu süreçte TDP, Hollanda Dış İşleri Bakanlığınca desteklenen ve üniversitedeki Suriyeli öğrencilerin akademik ve sosyal entegrasyonunu da destekleyen burs projesi çerçevesinde, finansal ve idari destek sunarken; Gaziantep Üniversitesi Konservatuvarı eğitmen ve müzisyenleri ile iş birliklerimiz oldu. “İki Dil Bir Nefes” eğitim ve performansları 2017’de kurucularımız tarafından başlatıldığından bu yana Gaziantep Üniversitesi Öğrenci Festivali dahilinde her sene gerçekleştiriliyor.

Derneğimiz bünyesinde bugüne kadar genelde Suriye ve Türkiye’den çocuk, gençler ve sanatçılar arasında kültür sanatı görünür kılacak faaliyetler düzenledi. Bu amaçla dernek açılış ve tanıtım etkinliği için sahnede çocuklar, gençler ve sanatçıların olduğu Şark Nefesleri konseri gerçekleştirildi. Konserin sanatsal altyapısı ve yetiştiriciliği de dernek bünyesinde yapıldı. Bu süreçte kuruluşumuzun ilk altı ayında dernek ofisimizde dernek üyelerimizce farklı üç gruba temel müzik bilgisi, ritim ve kanun icrası üzerine ücretsiz dersler verildi.

Kültür için Alan programının finansal desteği, Nefes Kültür Sanat Derneği’nin sanat ve proje koordinatörlüğü ile hazırlanan albüm projesi, Suriyeli kanun sanatçısı Yammen Jazbeh’in 20 senelik kanun çalışmalarının ürünü olan ilk albümünün hazırlanması hedefi ile 2018 yazında hayata geçilirdi. Adından da anlaşılacağı üzere Jazbeh’in bu albüm çalışması, dünya klasiklerinden seçtiği 5 eser ve kendi bestesi olan 5 eser üzerinden kanunun teknik ufkuna dair bir iddia niteliği taşıyor.

Yine Kültür için Alan programı kapsamında gerçekleştirdiğimiz Evler Evi projesini de Eylül 2018’de tamamladık. Üç aylık bir süreçte 8-10 yaş arası Suriyeli çocuklardan oluşan 10 kişilik gruplar resim, koro ve ritim dersleri alarak, yaz sonunda bir sergi ve müzik performansı sergilediler. Bu proje dahilinde Suriyeli çocuklarla Zeugma Mozaik Müzesine bir gezi yapılarak, çocukların yerel kültür ve kültürel miras gibi kavramları düşünmeleri de sağlandı.

Nefes Müzik Okulu, 2019 yılında başlatılan ve farklı yaş gruplarına yönelik müzik bilgisi sağlamak amacıyla, 2016’da kuruluşundan bu yana Nefes Kültür Sanat Derneği sanatsal ve kültürel çalışmalarının ve stratejik vizyonunun bir sonucu olarak başlatılan bir eğitim projesi. Okul, müzisyen İbrahim Muslimani tarafından yönetiliyor; eğitmen kadrosu ise akademisyen ve alanında profesyonel müzisyenlerden oluşuyor.

Türkiye’de mültecilerin sosyal uyumu konusunda pek çok çalışma gerçekleştiriliyor. Sanatın ve sanatsal faaliyetlerin sosyal uyum çalışmalarına katkısı hakkında görüş ve deneyimlerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Kuruluşumuzdan bu yana gerçekleştirdiğimiz faaliyetler, göçmen çocukların benlik ve özgüven inşasında kültüre dayalı sanatın değerini önceleyen bir bakış açısına sahip. Bu bakış açısını öncelememizin nedeni, çocukların “öteki” kavramını aşabilmek için öncelikle kendi kültürleriyle yaşayan bağlar kurmaları gerektiğine olan inancımız. Bu anlamda, salt sanat eğitimi değil kültür içerikli formel ve formel olmayan eğitim süreçlerinin üretilebileceği sosyal ağlar ve alanlar inşa etmeyi hedefliyoruz. Örneğin, Evler Evi projesi kapsamında oluşturulan repertuar, Suriye ve Türkiye’den ninniler ve barış içerikli İngilizce bir parça; çocukları somut olmayan kültürel mirasla ilişkilendirirken, yeni yerleştikleri kültürle bağ kurmalarını ve bunu da aşarak evrensel olan adına sorular sormalarını sağlıyor.

Sanatın kültürle olan bağını inşa etmenin, öncelikle çocukların kişilik ve özgüven formasyonundaki öneminin altını çizmek gerekiyor. Sağlıklı bir benlik inşası üzerinden devam eden sanatsal beceri gelişimi ise çocuğun evrenselleşebilmesi yönünde güçlü ve sürdürebilir bir araç haline geliyor. Böyle bir ufka çıkan çocukların ise çocukluk adına söyleyecek kendi sözleri olacağına inanıyoruz. Bu anlamda çocukların mağdur değil, birer aktör hatta topluma yol gösterecek belki unutulan değerlerin göstereni ve yeniden üreteni olabileceğini düşünüyoruz.

Sanatsal beceri edinme ve kültür-sanata dayalı öğrenme süreçlerinin çocuklar ve gençlerin kimlik ve özgüven inşası için çok önemli bir araç olduğunu vurguluyorsunuz. Çok kültürlü bir ortamda çocuklarla ve gençlerle çalışırken dikkat ettiğiniz noktalar neler? Bu çalışmalar gençlere ne tür kazanımlar sağlıyor?

Bir arada yaşamı, çocuklar için ve çocuklarla birlikte kurma vizyonumuz çerçevesinde, Suriye ve Türkiye’den çocukların kültürel mirası sahiplenerek bir arada sanatsal faaliyetler yürütmesi, maruz kaldıkları ötekileştirici söylem ve pratik alanlarına alternatif olacak alanlar yaratıyor. Kültür sanat bu anlamda çocuklar için hem işlevsel bir araç hem de kültürünü tanıyan, taşıyıcısı olduğu kültürü de sorgulayabilen ve bu sayede evrensel düşünebilmeyi mümkün kılan pratik bir alan oluyor. Çocukların sanat ve kültür eğitimi üzerine deneyim sahibi, ayrımcılığa duyarlı ve çok kültürlülüğe değer veren hocaların ortaklığıyla aldığı dersler, onları bu yönde güçlendiriyor. Çocuklar, bir arada yaşam becerilerini geliştirirken sanat icra etmeleri ve buna bağlı olarak üretimin doğasındaki başkalık ve zenginlik, iki toplumun yetişkinlerini de farklı biçimlerde düşünmeye ve sorular sormaya sevk ediyor. Bu anlamda çocuklar değişimin ana aktörü haline geliyor ve ilerleyen zamanlarda kendi akranlarının yaşadığı başka problemlerin sözcüsü haline geliyorlar.

Kültür Sanat Fonu’nun 2019 döneminde Nefes Müzik Okulu projesi ile vakıfımızdan hibe desteği alıyorsunuz. Nefes Müzik Okulu’ndan ve aldığınız hibe desteğiyle yapacağınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Nefes Müzik Okulu projesinin ilk döneminin devamı niteliğinde olan bu proje ile Haziran- Kasım 2019 arasında Kültür için Alan tarafından desteklenen altyapının devamını sağlamayı hedefliyoruz. Nefes Müzik Okulu’nun 6 ay sürecek bu döneminde Suriye ve Türkiye’den 8-16 yaş arası yaklaşık 40 çocuk ile solfej, ritim, koro ve enstrüman dallarında eğitim almış bir çocuk orkestrası kurmayı hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda ud, gitar, kanun, ritim, şan, koro ve solfej konularında toplamda 10 sınıfta müzik dersleri veriyoruz. Bu 6 aylık süreçte her sınıfta toplam 24 ders yapmayı planlıyoruz.

Bu hedefler doğrultusunda, Ocak ayı itibarıyla tüm sınıflarda haftada 1 ders olmak üzere eğitimler başladı. Tüm enstrüman ve koro öğrencileri 6 ay boyunca 1. seviye ritim dersi alacaklar. Benzer şekilde, orkestraya dahil olan tüm öğrenciler haftada bir ders koro sınıfına katılıyorlar. Enstrüman sınıfları için ise haftada bir ders yapılıyor. Temmuz başından itibaren ise eğitmenler, performans programına uygun enstrüman ve vokal eşleştirmeleri doğrultusunda gerekli setleri kurarak icra derslerine başlayacaklar. Provaların tamamlanmasının ardından çocuklar çalışmalarını konser performansında seyirciler için sergileyecekler. Buna ek olarak, proje süreci ve konserin video kayıtlarından oluşan bir kısa film hazırlayacağız. Konser etkinliği sonrası Nefes Kültür Sanat Derneği ofisinde veli katılımı ile bir değerlendirme toplantısı da yapılacağız.

Koronavirüs kapsamında alınan tedbirlerin hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep olduğunu biliyoruz. Bu durum projenizde yer alan faaliyetleri ve çalışmalarınızı nasıl etkiledi? Çalışmalarınıza devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

Proje takvimine uygun olarak 2 Ocak’tan itibaren çalışmalarımıza başladık. Bu bağlamda ilk olarak Nefes Müzik Okulu hocaları ve projedeki görev alan teknik ekiple beraber seminerlerimizi tamamladık ve ardından veliler ile görüşmelerimizi gerçekleştirdik. Bu projede yeni açtığımız gitar sınıfı için seçmeler yaparak 3 yeni gitar öğrencisini çalışmalarımıza dahil ettik. 18 Ocak itibarıyla 10 sınıfta toplam 35 öğrenci ile hafta sonlarında derslerimize başladık. Bu kapsamda, her sınıfta 8’er ders yapıldı. Koronavirüs salgını sebebiyle projenin son dersini 8 Mart tarihinde yaptık. Ardından alınan tedbirler doğrultusunda proje derslerine ara verdik.

Şu an her sınıf için kurulan Whatsapp gruplarından, eğitmenler kendi grubu için etüt çalışmaları paylaşıyor ve geri dönüşler alıyor. Böylece, geçmişte yapılan 8 derste öğrenilen bilgilerin taze tutulması sağlanıyor. Koro sınıfı, şan sınıfı ve ritim sınıfları toplu eğitimlerin yapıldığı sınıflar olduğu için çevirimiçi eğitim uygulamasında teknik bir altyapı desteğine ihtiyaç duyuyoruz ve bununla ilgili olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz; örnek teşkil edecek modelleri inceliyoruz. Koronavirüs süreci Ramazan Bayramı sonrasında eğer hala aynı seyirde devam edecek olursa tüm sınıflarla çevirimiçi eğitime geçecek ve projenin her bir sınıf için kalan 16 dersini bu şekilde tamamlayacağız.

Projemiz her sınıf için 24 dersin tamamlanmasının ardından final konseri ile son bulacak. Temmuz ayının 3. haftasında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Sahnesi’nde konserimizi yapabilmek adına belediyeye başvuruda bulunmuştuk ancak koronavirüs sebebiyle başvurular durduruldu. Sürecin belirsizliği sebebiyle konser tarihimizi erteledik. Ülkede sürecin normale dönmesi ile projenin son aşaması olan final konserini organize ederek gerçekleştireceğiz ve projemizi tamamlayacağız.

Eğitimde Görme Engelliler Derneği ile Engelsiz Nota Projesini Konuştuk

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür Sanat Fonu’nun 2019 döneminde Turkey Mozaik Foundation bünyesindeki Meltem Göçer Fonu’nun finansal desteği ile hibe verdiğimiz Eğitimde Görme Engelliler Derneği (EGED), “görmeyenlerin online müzik kütüphanesi” olarak adlandırdıkları Engelsiz Nota projesinin ikinci dönemi için çalışmalarına başladı. Derneğin görme engelli bireylerin eğitim olanaklarının iyileştirilmesi konusunda yaptıkları çalışmalarını, eğitime eşit erişim hakkı ile ilgili savunuculuk faaliyetlerini ve hibe kapsamında desteklenen Engelsiz Nota projesini dernekten Engelsiz Nota Koordinatörü Ali Caner Alpaslan ile konuştuk.

EGED, engelli bireylerin eğitim-öğretim ve istihdam alanındaki sorunlarına dair çözüm önerileri geliştirmek ve bunların uygulanmasını sağlamak amacıyla kurulan bir sivil toplum kuruluşu. EGED’in kuruluş hikayesini ve yürüttüğü çalışmaları bizimle paylaşabilir misiniz?

Eğitimde Görme Engelliler Derneği’nin kurucuları arasında bulunan birkaç görme engelli genç, 2009 yılında “Görme Engelli Öğrenciler Platformu” adıyla bir e-posta grubu oluşturdu. Bu grup ile amaçlanan, görme engelli öğrencilerin kendi sorunlarıyla ilgili çözüm önerebileceği, kaynak ve materyal paylaşımında bulunabileceği çevrimiçi bir yapı oluşturmaktı. Hedef kitlesi tarafından kısa sürede benimsenen bu platform, daha sonra başta öğretmenler ve diğer mesleklerden görme engelli kişilerin de paylaşım yaptığı bir alan haline geldi. İlerleyen dönemlerde tüzel kişiliğe haiz olmadığından savunuculuk çalışmalarında güçlüklerle karşılaşan platform, yoluna bir dernek çatısı altında devam etmeye karar verdi ve Eğitimde Görme Engelliler Derneği 28 Ocak 2013 tarihinde Ankara merkezli olarak kuruldu. Derneğimiz; kurulduğu günden itibaren engelli bireylerin eğitim-öğretim hayatında karşılaştığı sorunlara yönelik çözümler üretiyor. Hedef kitlemiz ise engelli öğrenciler, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kurumlarda görev yapan görme engelli öğretmenler ve görme engelli çocuğu bulunan velilerden oluşuyor.

Dernek şu anda eğitimde erişilebilirlik desteğine ihtiyaç duyan görme engelliler ile onlara destek vermek isteyen gönüllüleri bir araya getirmeyi amaçlayan Engelsiz Destek Gönüllü Ağı Platformu‘nu yürütüyor. Braille alfabesinin yaygınlaştırılmasını amaçlayan Her Yerde Braille kampanyası kapsamında farkındalık etkinlikleri gerçekleştiriyor. Uzaktan Eğitim Akademisi Projesi ile üniversite sınavlarına hazırlanan görme engelli öğrencilere yönelik gönüllü olarak kurslar düzenliyor.

Çalışmalarını hak temelli bir yaklaşımla sürdüren EGED, görme engelli bireylerin eğitim-öğretime eşit koşullarda erişiminin sağlanması amacıyla savunuculuk çalışmaları da yürütüyor. EGED’in savunuculuk çalışmalarının kapsamından, iş birliği yaptığınız diğer paydaşlardan ve kamu kurumları ile ilişkilerinizden bahseder misiniz?

Elektronik Yabancı Dil Sınavı’nın (E-YDS) görmeyen bireyler için erişilebilir hale getirilmesi süreci, EGED-Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) iş birliği ile yürütüldü. Az gören adaylara sınavlarda ek süre verilmesi ve görme engellilere sınavlarda sorulacak soruların belirlenmesinde dikkat edilecek kriterlere yönelik kurulan komisyonlara katılım sağlandı. Gelinen aşamada görme engelli bireylerle ilgili ÖSYM ile yapılan çalışmalar güçlü bir diyalog kurularak planlanıyor ve uygulanıyor. Bunun yanı sıra;

  • Görme engelli öğrencilerin Milli Eğitim Bakanlığı’nca geliştirilen dijital uygulamalardan erişilebilir olarak faydalanabilmesi için ilgili Genel Müdürlükler ile olan ortak çalışmalar devam ediyor.
  • Görme engelli öğretmenlerin sorunlarına yönelik ise anket çalışması ve ulusal çapta ilk olma özelliğini taşıyan bir çalıştay yapıldı. Her iki faaliyetin sonuçlarından elde edilen çıktılar ile Görme Engelli Öğretmenlerin Görevleri Esnasında Karşılaştıkları Sorunların Tespiti Raporu olarak yayımlandı.
  • Engelli üniversite öğrencilerinin sorunlarına yönelik gerçekleştirdiğimiz projeler ile politika belgeleri ve mevcut durum analizini ortaya koyan raporlar yayımlandı; kısa filmler çekilerek farkındalık çalışmaları yapıldı. Her yıl yapılan Engelsiz Üniversiteler Çalıştay’ına katılımımız ve Yüksek Öğretim Kurumu’nun (YÖK) Engelli Öğrenci Komisyonu ile yürütülen güçlü iş birliği sayesinde, bu kitlenin sorunlarına yönelik savunuculuk çalışmaları sürdürülüyor.
  • Engelliler alanında çalışan farklı STK’lar tarafından oluşturulan Engelsiz Banka İnisiyatifi’ne katılan EGED, görme engelli bireylerin bankalarda karşılaştığı ayrımcı uygulamaların giderilmesi noktasında yapılan savunuculuk çalışmalarında da etkin bir rol oynuyor.

Vakfımızın Kültür Sanat Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation bünyesindeki Meltem Göçer Fonu tarafından desteklenen Engelsiz Nota projesi, nasıl bir ihtiyaçtan doğdu? Görme engelli bireyler müzik eğitimleri sırasında ne tür zorluklarla karşılaşıyor?

Görme engellilerin müzik eğitimleri sırasında karşılaştıkları en önemli sorun, erişilebilir kaynak bulamıyor olmaları. Müzik eğitiminde tüm süreç nota ile yürütülüyor. Öyle ki dil eğitiminde alfabe ne kadar önemli ise, müzik eğitiminde de nota o kadar önemli elzem diyebiliriz. Görme engelli müzik öğrencisinin elinde okuyabileceği, kendi müzik sistemiyle hazırlanmış notalar bulunmayınca, müzik okullarına kabul edilirken bile birçok sorun yaşanıyor, kabul sürecini başarıyla sonlandırsalar dahi eğitim sürecinde nota yoksunluğundan kaynaklanan sorunlar başarısızlıklara neden oluyor. Engelsiz nota projesi, görme engellilerin erişilebilir nota ihtiyacına çözüm bulmak amacıyla geliştirdiğimiz bir proje.

“Görmeyenlerin online müzik kütüphanesi” olarak da adlandırdığınız Engelsiz Nota projesinde bu zamana kadar ne gibi çalışmalar gerçekleştirildi? Vakfımızdan aldığınız hibe desteğiyle bu konudaki çalışmalarınızı ne şekilde geliştirmeyi planlıyorsunuz?

“Görmeyenlerin online müzik kütüphanesi” olarak adlandırdığımız Engelsiz Nota projesinde Eylül 2018’den bu güne, tamamen gönüllülük esasına dayanan bir çalışma ile piyano, koro, Türk sanat müziği, Türk halk müziği, müzik okullarında okutulan solfej kitapları, oda müziği ve orkestra eserleri gibi birçok türde 480 eseri, görme engellilerin kabartma yazıcı bulunan herhangi bir yerden çıkarabilecekleri ya da Braille ekranlar ile görüntüleyebilecekleri “brf” formatına dönüştürerek kullanımlarına sunduk. Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığımız destekle Aralık 2020 tarihine kadar tam zamanlı olarak bu proje için çalışan bir kişiyi istihdam etme imkanımız oldu. Bu sayede, 2020 sonuna kadar özellikle Türk halk müziği, Türk sanat müziği ve Türk besteciler tarafından bestelenmiş diğer türlerdeki eserlerden toplam 2.500 eseri daha görme engelli müzisyenlerin kullanımına sunmayı hedefliyoruz.

Engelsiz Nota projesi kapsamında üniversitelerin müzik eğitimi veren bölümleri ile de çalışmalar yapmayı hedefliyorsunuz. Bu kapsamda hangi üniversitelerle, ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz? Bu çalışmaların projeye ve görme engelli bireylerin müzik eğitimine erişimine nasıl bir katkısı olacağını düşünüyorsunuz?

Engelsiz Nota projesinde öncelikli hedefimiz eğitim müziği. Hazırlayacağımız eserlerin seçiminde konservatuvarlar ve üniversitelerin müzik eğitimi bölümlerinde yararlanılan eser ve kitaplara öncelik veriyoruz. Bu eser ve kitapların belirlenmesi amacıyla Türkiye’nin belli başlı müzik eğitim kurumlarından olan; İstanbul üniversitesi Devlet Konservatuvarı, İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Konservatuvarı, Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği Bölümü, Hacı Bayram-ı Veli Üniversitesi Türk Müziği Konservatuvarı, Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve Ege Üniversitesi Türk Müziği Konservatuvarı ile birlikte çalışıyoruz. Lisans öğrenimi boyunca her çalgı türünde ve ortak derslerde kullanılan kitapları ve eserleri belirleme çalışmaları yürütüyoruz. Diğer illerdeki müzik okullarında okutulan kaynaklar çoğunlukla bu üniversitelerde okutulan kaynaklarla paralellik gösteriyor. Böylece, görme engelli müzik öğrencilerinin hangi üniversitede okurlarsa okusunlar, lisans eğitimleri boyunca erişilebilir nota ihtiyacını en aza indirmeyi hedefliyoruz.

Kültür Sanat Fonu Kapsamında Desteklenen Projeler Devam Ediyor

By | Kültür Sanat Fonu

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak,Turkey Mozaik Foundation iş birliği ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı Kültür Politikaları Çalışmaları bölümünün içerik ortaklığında 2019 yılında ilk kez hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’nu kapsamında desteklediğimiz sivil toplum kuruluşları çalışmalarına devam ediyor.

Kültür Sanat Fonu ile Eğitimde Görme Engelliler Derneği, Kalkınma Atölyesi, Mezopotamya Caz Müzik ve Dans Kültürü Derneği,Nefes Kültür Sanat Derneği ve Puruli Kültür Sanat Derneği’ne toplamda 300.020 TL hibe desteği sağlanıyor.

Fon kapsamında desteklediğimiz kuruluşlar ve desteklediğimiz çalışmaları ile ilgili raporumuza buradan ulaşabilirsiniz

Puruli Kültür Sanat Derneği Kültür Sanat Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Anlattı

By | Kültür Sanat Fonu, Uncategorized
*Fotoğraf: Serhat Şatır

Puruli Kültür Sanat Derneği, Kültür Sanat Fonu’nun 2019 döneminde Turkey Mozaik Foundation’ın finansal desteği ile sağladığımız hibe kapsamında kurumsal kapasiteleri güçlendirmek amacıyla çalışmalar yürütüyor. Puruli ile 2013 yılından beri yürüttükleri Engelsiz Filmler Festivali’ni ve hibe süreci boyunca yapılacak çalışmaları konuştuk.

Yaygın dolaşıma dahil olmayan sanatın, mümkün olduğu kadar fazla kişiye ulaşması amacıyla çalışmalar yapan Puruli Kültür Sanat Derneği’nin (Puruli) kuruluş hikayesinden ve bu amaç doğrultusunda yürüttüğü çalışmalardan bahseder misiniz?

Puruli Kültür Sanat Derneği bu yıl altıncı yılını dolduruyor. Derneğin en büyük etkinliği Engelsiz Filmler Festivali (EFF). Festival, güncel nitelikli ve sinemaseverlerin vizyonda görme şansı bulamadığı filmleri, görme ve işitme engelliler için sesli betimleme, işaret dili ve ayrıntılı altyazı ile; ortopedik engeli olan sinemaseverlerin ise erişebileceği mekanlarda gösteriyor. EFF’yi kültürel bir etkinliğin herkesin bir arada takip edebileceği biçimde sunulabileceği fikriyle ilk kez 2013 yılında gerçekleştirdik. Ankara’da başladı ve ilk 4 yıl yalnızca Ankara’da gerçekleşti. Son 3 yıldır ise İstanbul ve Eskişehir’i de ziyaret ediyor. İlk yıldan itibaren dünyadan diğer erişilebilir film festivalleri ile ilişkiler kurmaya ve bir araya gelmeye başladık. Karşılıklı ziyaretler geçtiğimiz yıl Be-In! Erişilebilir Film Festivalleri Ağı’na dönüştü. Avrupa’da farklı ülkelerde gerçekleştirilen diğer 5 film festivali ile birlikte kurduğumuz Be-In! ile sinemada ve film festivallerinde erişilebilirlik üzerine birlikte çalışıyoruz.

Türkiye’de farklı alanlarda olduğu gibi kültür sanat hakkına erişim ve katılımda da engelli bireylerlerin pek çok sorunla karşılaştığını görüyoruz. Puruli’nin düzenlediği Engelsiz Filmler Festivali bu konuda nasıl bir değişim yaratıyor? Festivalin kapsamından ve engelli bireylerin erişimi için ne tür olanaklar sağladığından bahseder misiniz?

Söylediğiniz gibi, kültürel hayata eşit katılım bir hak fakat diğer pek çok meselenin ardında bırakılıyor ve önemsiz kabul ediliyor çoğunlukla. Sinema ve sinema etkinlikleri özelinde konuşacak olursak; Türkiye’de 2019 yılında 147’si yerli olmak üzere 400’ün üzerinde film sinemalarda gösterildi; her yıl 100’ün üzerinde film festivali, sinema günleri vb. etkinlik düzenleniyor. Bu filmlerin ve bu etkinliklerin çok büyük bir kısmı özel gereksinimi olan bireylere ulaşamıyor. Engelsiz Filmler Festivali yıl içinde gösterilen veya sinema tarihinden önemli bulduğu yapımları sesli betimleme, işaret dili ve ayrıntılı altyazı seçenekleri ile izleyiciye sunuyor. Her üç şehirde de, koşulları otizmlilerin ihtiyaçlarına göre düzenlediğimiz gösterimler gerçekleştiriyoruz. Tüm gösterimler ortopedik engeli olan, tekerlekli sandalye kullanan sinemaseverler için de erişilebilir olanlardan seçiliyor. En çok zorlandığımız konunun hem erişilebilir hem de film izlemek için uygun salon bulmak olduğunu da burada vurgulamak isterim.

Yalnızca film gösterimleri değil, film sonrası söyleşiler, yan etkinlikler ve ödül töreninde de işaret dili ve sesli betimlemeye yer verdiğimizi, Festival standlarında braille alfabesiyle basılmış gösterim programı ve katalog bulundurduğumuzu, Festival’in internet sayfasının erişilebilir bir ara yüzü olduğunu, bültenlerin ve festival tanıtımlarının erişilebilir olarak yayınlandığını da söylemek gerekir. Ancak hala erişilebilirlik adına yapılabilecek daha fazla şey olduğunu fark ediyor ve eksiklerimizi gidermeye çalışıyoruz.

Engelsiz Filmler Festivali kapsamında engelli hakları alanında çalışan STK’lar ve kültür-sanat kurumları arasında ne tür iş birlikleri geliştiriyorsunuz? Bu iş birliklerinin çeşitlenmesi ve daha fazla sayıda kişinin çalışmalarınızdan faydalanabilmesi için neler yapılabilir?

Engelsiz Filmler Festivali, kültür sanat kurumlarıyla ve engelli hakları alanında çalışan STK’larla iş birlikleri gerçekleştiriyor. Festival kapsamında düzenlenen paneller ve etkinlikler yoluyla bu kurumlar yan yana geliyorlar. Şimdiye dek kültür sanat kurumları, engelli hakları alanında çalışan STK’lar ile birlikte gerçekleştirdiğimiz etkinliklerde ev sahibi rolünde oldular. Daha fazla ve daha yakın iş birliği için engellilerin kültür sanat alanına olan ilgi ve talebinin artmasının gerektiğini düşünüyoruz. Bir önceki soruda da bahsettiğimiz gibi, kültürel hayata erişim hakkı engellilerin çoğunluğu tarafından da benimsenmiş ve önem verilen bir mesele değil. Eğer burada bir değişim olur ve kültürel etkinliklere katılma, kültürel faaliyetlerde yer alma talebi büyürse bahsettiğiniz iş birlikleri de artıp çeşitlenecektir.

2019 yılında ilk kez hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation’ın finansmanıyla kurumsal hibe alıyorsunuz. Bu hibe ile kurumunuzun kapasitenizi güçlendirmek için neler yapacaksınız? Hibe dönemi sonunda ulaşmayı beklediğiniz hedefler neler?

Bu hibe için Sivil Toplum için Destek Vakfı’na teşekkür ederiz. Aldığımız hibeyle engelli hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşları ile iletişimimizi güçlendirmek adına çalışmalar gerçekleştirecek bir çalışan istihdam ediyoruz. Bu çalışmalar STK’lara ilişkin iletişim bilgilerinin güncellenmesi, STK’ların temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirerek kültür sanat etkinliklerine katılımlarına ilişkin bilgi toplamak ve ihtiyaçları öğrenmek, Be-In! Ağı kapsamında “erişilebilir film festivali” nedir sorusunu yanıtlayan bir rehber hazırlamak ve EFF kapsamında altı yıldır uyguladığımız anketlerin analizi ve bu anketlerin genişletilerek uygulanması için iş birlikleri kurmak gibi EFF’nin niteliğini ve etkililiğini artıracak faaliyetleri kapsıyor.

Vakfımızdan aldığınız hibe desteği kapsamında Engelsiz Filmler Festivali’nin kurucuları arasında yer aldığı Be-In! Erişilebilir Film Festivalleri Ağı’nda yer alan Avrupa’daki diğer film festivalleri ile birlikte erişilebilirlikle ilgili bir kılavuz hazırlamaya planlıyorsunuz. Bu kılavuzun nasıl bir ihtiyaca cevap vereceğini düşünüyorsunuz? Bu tür bir yaklaşımın daha fazla sayıda festivalin engelli bireylerin erişimine açık hale gelmesinde katkısı olabilir mi?

Öyle umuyoruz fakat bunun zaman alacağının ve bir çaba gerektirdiğinin de farkındayız. EFF ile bugüne kadar 232 filmin erişilebilirlik uygulamaları hazırlandı. Bu filmlerin Türkiye’deki diğer film festivallerinde gösterilmesi için ilk yıldan beri çalışıyoruz ve pek çok festivalle iş birlikleri geliştirerek bu festivallerde erişilebilir filmler gösterilmesini sağladık. Fakat elbette yalnızca programda erişilebilir gösterimlere de yer vermek bir festivali erişilebilir bir etkinlik yapmaya yetmiyor. Hazırlayacağımız rehber, erişilebilir bir film festivali hangi ihtiyaçlara cevap vermelidir, neyi nasıl yapmalıdır, gerçekleştiği mekanların ne tür özellikleri olmalıdır gibi sorulara cevap verecek. Bu rehber, Engelsiz Filmler Festivali için de bir yol haritası olacak elbette. Bunun yanında diğer film festivallerinin erişilebilirlik oranlarını artıracağını, etkinliklerini erişilebilir kılmak isteyen kültür-sanat operatörleri için de bir kılavuz olacağını umuyoruz.

Kalkınma Atölyesi’nin Sihirli Lamba Projesi Başladı

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür Sanat Fonu’nun 2019 dönemi kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansal desteği ile hibe verdiğimiz Kalkınma Atölyesi uzun yıllardır sosyal kalkınma alanında farklı hedef kitlelerle çalışmalar yapıyor. Hibe kapsamında desteklenen Sihirli Lamba projesi, mevsimlik gezici tarım işçileri ile gerçekleştirilecek. Kalkınma Atölyesi Sihirli Lamba Projesi Koordinatörü Sinem Bayraktar ile Kalkınma Atölyesi’nin kuruluşunu, insan, çocuk, kadın, işçi ve göçmen hakları alanlarında çalışmalarını ve desteklediğimiz projelerini konuştuk.

Kalkınma Atölyesi 15 yıldan fazla süredir Türkiye’nin sosyal kalkınmasıyla ilgili hem sahada çalışmalar yapıyor hem de savunuculuk faaliyetleri yürütüyor. Kalkınma Atölyesi’nin kuruluş amacından ve örgütlenme modeli olarak kooperatifi seçme nedeninden bahseder misiniz?

İnsan, ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik ekonomik faaliyetlerde bulunan bir canlı. Yunanca ev “oikia” ve kural “nomos” sözcük köklerinden oluşan ekonomi, “ev yönetimi” anlamına gelir. Medeniyet tarihi boyunca insan topluluklarının yaşamlarının karmaşıklaşmasıyla ekonomi de değişmiştir. Sanayileşme, modernleşme, gelişme, kentleşme, kalkınma derken ihtiyaçların ötesinde tüketim, üretim, paylaşımla alevlenen krizler, bunalımlar, sorunlar için alternatif çözüm arayışları sürmüştür. 1980’lerde bu arayışa, “Social and Solidarity Economy” (Sosyal ve Dayanışma Ekonomisi) kavramı ve yaklaşımı eklenmiş, Avrupa başta olmak üzere tüm dünyadan uzmanlar bu bağlamda incelemeler, araştırmalar yayınlamaya ve de tartışmalar yürütmeye başlamışlardır. Bu bir başkaldırıştan çok hem bireysel hem de toplumsal yaşamın yarattığı eşitsizlikler ve dengesizliklerin sivil toplum hareketiyle çözümlenme çabasıdır. En basit anlamda “imece” usullerle sosyal sorunlara çare bulmanın daha kurumsal, yani daha ilkeli, planlı, sistemli, düzenli ve sürekli olma hali. Böylelikle sosyo-ekonomik aktörlerin ortaya çıkışı ya da güçlenmesi söz konusu olmuştur. Sendikalar, kooperatifler, sivil toplum örgütleri, sosyal işletmeler, toplum-temelli girişimler, inisiyatifler bu aktörlerden birkaçıdır.

Amaç devletin vatandaşlarına ya da tüm insanlığa vadettiği sorumluluklarını ya da rolünü üstlenmek değil, bazı yükümlülüklerini yerine getirmekte yaşadığı zorluğu, sıkıntıyı, eksikliği bertaraf etmek ya da yerine getirmesi için destek vermektir. Özetle; sosyal ekonomi dezavantajlı grupların karşılaştıkları eksikleri karşılamak, toplumsal sorunlara yerel çözümler üretmek, sürdürülebilir ve uzlaşmacı istihdam ve iş modelleri yaratmak, destek ve güçlendirme mekanizmaları oluşturmak, hak temelli ve dayanışma yaklaşımıyla sonuca odaklanmak, farklılıkları dengelemek, sosyal sermaye yaratmak, aktif vatandaşlığı ve demokratik katılımı artırmak gibi birçok değer ve amaca katkı verir. Giderek artan sayıları ile sosyal ve dayanışma ekonomisi aktörleri topluma yarar sağlama hedefleri ve sivil katılım yöntemleri ile “toplum yönetimi” ve hatta “dünya yönetimi”ni hak temelli bağlama oturtmuşlardır.

2018’de yayımladığımız “Kalkınma Atölyesi Zaman Okulunda Kısa Ama Hızlı Yürüyüş / Bir Öz Eleştiri Denemesi”nde Doç. Dr. Yücel Çağlar’ın betimlemesi neden kooperatif modelinin seçildiğinin en iyi cevabı; “…kısaca Kalkınma Atölyesi ya da KA olarak andığımız Kooperatif, ortak umudumuzun bir ürünüdür; kalkınmanın en yaşanabilir yolunu bulma, geliştirme umudumuzun…”. Kurulurken birçok bürokratik sıkıntıyla karşı karşıya kalan ve nihayetinde 3 Kasım 2004’te tüzel kişiliğine kavuşan SS Kalkınma Atölyesi Bilim, Eğitim, Kültür, Araştırma, Uygulama, Üretim ve İşletme Kooperatifi ortakları “yapabilmenin başka bir yolu olarak” kooperatif örgütlenme modelini seçmiştir. Kooperatifçiliğin 7 ilkesi; demokratik üye kontrolü, üyenin ekonomik katılımı, özerklik ve bağımsızlık, eğitim ve bilginin geliştirilmesi, toplumsal sorumluluk, kooperatifler arası iş birliği hem seçim nedeni hem de bakış açısını vermektedir. Son olarak vurgulamak gerekir ki Kalkınma Atölyesi Kooperatifi, Ana Sözleşmesi’nin “Gelir-Gider Farkı ve Dağıtımı” başlıklı 60. maddesine göre “Sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaz.” ibaresini ekleyerek “kâr amacı gütmeyen” bir kooperatif olarak yüzünü sivil toplum alanına dönmüştür. Kalkınma Atölyesi’nin kurucu ortaklarının anlattığı ayrıntılı kuruluş öyküsüne KA Dergi 4. sayısından ulaşabilirsiniz.

Kalkınma Atölyesi altında eğitim, yaşlılık, sosyal inovasyon, çocuk hakları başta olmak üzere farklı konularda çalışmalar yapıyorsunuz. Kalkınma Atölyesi’nin yaklaşımından ve farklı başlıklar altında yürüttüğü çalışmalardan bahseder misiniz?

Kalkınma Atölyesi, 16 yıllık yaşamında ağırlıklı olarak mevsimlik gezici tarım işçiliğinde insana yakışır yaşam ve çalışma koşullarının sağlanması ile farklı sektörlerde çocuk işçiliği ile mücadele konusunda çalıştı. Bunun yanı sıra, toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı sosyal kalkınma veya kırsal kalkınma, gençler için kooperatifçilik hareketi, arı dostu kent ve okul girişimi, mesleki eğitim modellemeleri gibi alanlarda saha araştırmaları yaparak politika önerileri ve uygulama modelleri geliştiriyoruz, yerel aktörlerin kapasitelerini geliştirmeye yönelik savunu ve eğitim çalışmaları yapıyoruz. Hak temelli çalışan bir kuruluş olarak Kalkınma Atölyesi, insan, çocuk, kadın ve göçmen hakları bağlamında çalışmalar yapıyor. Tüm yayınlarımız ve hakkımızda detaylı bilgi için www.ka.org.tr adresinin incelenmesini öneririz.

Kalkınma Atölyesi’nin tüm çalışmalarının ve faaliyetlerinin dayanağı İnsan Hakları Beyannamesi dolayısıyla insan haklarıdır. Hak sahiplerinin durumu ve haklarına erişim ile kullanma halleri ana çalışma alanıdır. Bu nedenle hakların ve sunulan ilgili hizmetlerin temini için sorumlu olan kurum/kuruluş veya kişilere bu durumu aktarma, savunu yapma ve harekete geçme için tıkanma noktalarının nasıl girdirilebileceğine dair model önerileri sunma yoğunlukla yaptığımız çalışmalar arasında yer alıyor. Teknik bilgi, deneyim, beceri ve sosyal sermayemiz (network) olan konular ve ilgi alanlarımız çerçevesinde Türkiye topraklarında olan herkes ve her kurum hedef kitlemizde yer alıyor. Buna T.C. vatandaşları da yabancı uyruklu göçmen/mülteci/sığınmacı vs. kişiler de dahil.

Son 3 senedir yürüttüğümüz ve halihazırda devam eden program, proje veya verdiğimiz danışmanlık hizmetleri şu şekilde sıralanabilir: UNICEF Türkiye iş birliği ile “Türkiye’de Çocuk İşçiliği ile Mücadele Programı”, GOAL Global iş birliği ile “Suriyeli Göçebe ve Yarı Göçebe Grupların İhtiyaç Analizi ve Sorunu Strateji Projesi”, UNDP-GEF/SGP Küçük Destekler Fuarı 5-6 Ekim 2019, Hollanda Büyükelçiliği finansal desteği ile “Mevsimlik Tarımsal Üretimde Çocuk İşçiliğinin Önlenmesi Yasal ve Kurumsal Boşlukların Azaltılması Projesi”, Uluslararası Çocuk Merkezi (ICC) Mikrofon Hibe Programı “Sihirli Lamba Projesi” (Atom Film ve Siber Saygı Derneği işbirliğinde), Amgen Foundation “Amgen Teach Programme”, Koç Holding “Meslek Liselerinde 21. Yüzyıl Etkinlikleri Projesi”, Koç Okulu Mesleki Gelişim Programı, Koç Holding ve IBM Türkiye “Meslek Liselerine Yönelik Sürdürülebilir ve Ölçeklenebilir Model Geliştirme Projesi”, Socotab Alliance One Öz Ege “Tütün Tarımında Çalışma Prensipleri Kadın Üreticiler Eğitimi”, Wilde Ganzen Hollanda “Sivas-Şarkışla Yaşlılar Evi Değerlendirme Çalışması”, UTZ Hollanda “UTZ Fındık programı Değerlendirme”, CDM “Tekstil Sektöründe Çalışan Suriyeli İşçilerin Güçlendirilmesi Projesi Temel Araştırma Raporu”.

Başta mevsimlik tarım işçisi çocuklar olmak üzere, farklı sektörlerde çocuk işçiliğinin durumuna ilişkin birçok araştırma ve projeler gerçekleştiriyorsunuz. Bu araştırmalardan ve alandaki deneyiminizden yola çıkarak, Türkiye’de çocuk işçiliğinin mevcut durumu ve bu alandaki hak ihlallerinin önlenmesi için yapılması gerekenler konusunda önerilerinizi paylaşabilir misiniz?

Çocukların, sağlığına ya da bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişimine zarar veren ve eğitimlerini aksatan işlerde çalışmaları çocuk işçiliğidir. Türkiye de dahil olmak üzere dünyada pek çok ülkede, çocuklar; çok küçük yaşlarda, tehlikeli koşullarda ya da ciddi emek gerektiren, fiziksel ve ruhsal açıdan zarar veren ve eğitime erişimi engelleyen, çocukların eğitimi yarıda bırakmalarına ya da eğitimde başarısız olmalarına yol açan işlerde çalıştırılıyorlar. Çocuk işçiliğinin boyutları, nedenleri, sonuçları ve içeriğinde yerine göre farklılıklar bulunuyor. Çok boyutlu bir sorun olan çocuk işçiliği, yalnızca çocukları ve ailelerin yaşamlarını değiştirmekle kalmıyor, bir bütün olarak toplumu da olumsuz etkiliyor.

Kalkınma Atölyesi 2002 yılından beri yoğunlukla mevsimlik tarımsal üretimde çalışan çocuklara yönelik ürün ve coğrafya bazında çeşitli temel araştırmalar yapıyor ve elde ettiği verileri, bilgileri ve bulguları ulusal ve uluslararası düzeyde kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, uluslararası kuruluşlar, medya, özel sektör firmaları ve Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşları ile paylaşıyor. En kötü biçimdeki çocuk işçiliği olarak tanımlanan mevsimlik tarımsal üretimde gezici tarım işçisi olarak çalışan çocukların sayısının azaltılması, bu çocuk işçiliği biçiminin ortadan kaldırılması,yaşam ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için her türlü platformda savunu çalışmaları yapıyor. Kalkınma Atölyesi, bu kapsamda bilgi üretmek amacıyla mümkün olduğunca boşluk olan alanlara ve konulara önem ve öncelik veriyor, bu boşluğu dolduracak çeşitli araştırmalar ve analizler yapıyor. Ayrıca , son yıllarda ayakkabı, mobilya imalatı ile tekstil olmak üzere sanayide çalışan çocukların durumuna ilişkin çözümlemelere de adım atıyor.

Türkiye’de çocuk işçiliğinin mevcut durumu, kök nedenler ve ihlallerin önlenmesi ve çocuk korumaya dair söylenecek çok söz var. Kısaca değinmek, sorun ve ihtiyaç analizi ve çözüm önerilerini eksik bırakır. Ayrıca sektörel farklılıkların yanı sıra iktisadi, sosyal ve politik gelişmeler çocuk emeğinin kullanımı biçimlerini, zamanını, yoğunluğunu ve hatta yaş aralıklarını doğrudan etkiliyor. Çocuk işçiliğini doğuran etmenler çoklu ve karmaşık bir yapı sergiliyor. Bu yapı, acil durumlarda çok daha karmaşık hale geliyor. Savaş koşullarının yarattığı göç dalgaları, çocuk işçiliğini ortaya çıkaran koşulları da beraberinde getiriyor. Kalkınma Atölyesi olarak hem kurum olarak elde ettiğimiz hem de konuya dair üretilen mevcut bilgi, deneyim ve literatürü kullanarak çok aktörlü, disiplinler arası, eş güdümlü, sürekli ve sistematik bir ilişki ağı içerisinde Mevsimlik Tarımsal Üretimde Çocuk İşçiliği İle Mücadele Modeli’ni öneriyoruz. Konu odağında 16 senedir yaptığımız tüm araştırmalar ve “Tarımsal Üretimde Çocuk İşçiliğinin Önlenmesine Yönelik Yasal Boşluk Analizi ve Öneriler” ile “Tarımsal Üretimde Çocuk İşçiliğinin Önlenmesine Yönelik Kurumsal Boşluk Analizi ve Öneriler” raporlarının bulguları ışığında hazırlanan bu modelin hayata geçirilmesi öncelikli savunu noktamız.

2019’da ilk kez hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation’ın finansmanıyla Sihirli Lamba projesini hayata geçiriyorsunuz. Projenin amacından ve bu dönemde yapacağınız faaliyetlerden bahseder misiniz?

2002 yılında Kalkınma Atölyesi Kooperatifi kurucu ortaklarından bazılarının yer aldığı Adana’nın Karataş ilçesinde pamuk hasadında çalışan çocukların durumuna ilişkin tespit araştırmasından bu yana geçen 18 yılda, Kalkınma Atölyesi mevsimlik gezici tarım işçileri ve onların çalışan veya çalışmayan çocuklarına yönelik birçok araştırma, tespit, modelleme, savunu ve hatta eğitim çalışması gerçekleştirdi. Bu 18 yılda edinilen bilgi ve deneyim ışığında insan, çocuk ve kadın hakları bağlamında söyleyecek çok sözümüz var, yapmak istediklerimiz de bir o kadar çok.

Mevsimlik gezici tarım işçilerinin konaklama mekânları olan geçici çadır yerleşimleri yaşam merkezlerinden (il, ilçe veya en yakın mahalleye) uzakta, ücra, tarla kenarlarındaki yerlerdir. Çoğunlukla “kentin çeperinde” olan bu çadır yerleşimlerinin bu izolasyon hali yerel halk ile gezici/geçici olan işçilerin yaşam alanlarını birbirinden ayırmak için de kullanılır. Bu durum tüm yerleşim sakinleri; çocuk, genç, yetişkin, kadın, erkek, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, göçmen için benzer dinamikler üzerinde kurulmaktadır. Bu nedenle eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlerin sunulduğu kurumlar, tesisler, mekânlara erişim bile zorken kültürel ve sanatsal faaliyetler veya bu faaliyetlerin gerçekleştiği mekânlara erişim veya ulaşım akla bile gelememektir. Böylesi yaşam ortamında özellikle dış dünyaya merak duyan, iletişim kurmaya çalışan, hayal kurmak isteyen çocuk ve genç olmak oldukça zordur. Tüm saha çalışmalarımızda, çocuklar ve gençler; maalesef hayallerinin veya umutlarının çok dar kapsamlı olduğunu, yaratıcılıklarını geliştirecek ne imkân ne de çevresel ve sosyo-kültürel uyaran (yaşam ortamı, yetişkinlerin düşük eğitim düzeyi, çevresel koşullar gibi) olmadığını paylaştılar veya biz sohbetlerimizden bunu çıkardık. Onlara sadece ilham ve cesaret ile vermek bile hak temelli çalışmalarda kilit nokta olan elverişli ortamı sağlamak hedefine ulaşmamızı sağlayacak diye düşündük. İşte Sihirli Lamba Projesi bu amacın üzerine oturtularak kurgulandı.

Kalkınma Atölyesi Kooperatifi’nin, Atom Film uzmanlarının da katkısıyla, yürüttüğü bu proje ile Adana, Konya ve Ankara’da yılın belirli dönemlerinde (9 ila 12 ay arası) yaşayan mevsimlik gezici tarım işçisi hanelerdeki kişileri sinema sanatı ile tanıştırarak veya sinema sanatına yakınlaştırarak kendi hikayelerini veya yaşamlarını “sihirli lambayı” yani kamerayı kullanarak kendilerince anlatması hedefleniyor. Böylece, mevsimlik gezici tarım işçiliği yapan hanelerdeki bireyler sinema sanatını fikirlerini dile getirmek için bir araç olarak kullanmayı deneyimliyor; kendini fark etme ve ifade etme, ekipçe çalışma, düşünme ve planlama becerilerini geliştirerek; çekecekleri kısa filmler ile kendi yaşamlarını ve haklarının ihlalini ortaya koyan bir savunu aracı hazırlıyorlar. Kalkınma Atölyesi için ise hem süreç hem de çıktılar mevsimlik gezici tarım işçilerinin haklarının temini bağlamında sorumlu olan kurum, kuruluş veya kişilerin anlatılanları dinlemesi, duyması, görmesi, fark etmesi ve harekete geçmesi için baskı unsuru olarak kullanılacak.

Sihirli Lamba projesinin savunuculuk ayağında projede çekilen kısa filmlerin ve sürecin fotoğraflarının gösteriminin yapılacağı etkinlikler düzenlemeyi planlıyorsunuz. Proje kapsamında yapacağınız savunuculuk çalışmaları ile nasıl bir farkındalık ve/veya değişim yaratmayı öngörüyorsunuz? Sizce kültür-sanat faaliyetleri sivil toplum kuruluşlarının savunuculuk çalışmaları için etkili bir yöntem olabilir mi?

Mevsimlik gezici tarım işçiliği yapan hanelerin çocuklar dahil neredeyse tüm fertleri bu hane temelli ekonomik faaliyetin bir parçası oluyor; çocuklar ve gençler, çoğunlukla eğitim haklarından mahrum kalarak ebeveynlerinin veya yetişkinlerin yaşadıkları yoksulluk döngüsünü devam ettiriyor. İşçi hanelerin veya grupların kısa veya uzun süreli yaşadıkları çadır yerleşimlerinde insana yakışır koşullardan çok uzak bir hayat sürdüren bu bireylerin ve özellikle çocuklar ile gençlerin kendi başlarına karar verdikleri, yaşadıkları ya da istedikleri durum ya çok nadirdir, ya da çoğunlukla söz konusu değildir. Projemiz bu bireylerin belki de ilk defa fikirlerini söyledikleri, bir görev aldıkları bir deneyim olacak. Ayrıca bu proje kentin çeperlerinde okuldan ve birçok olanaktan ve hizmetten uzak olan bu bireyleri, sinema sanatı ile tanıştırıp onları sanata yakınlaştırıyor. Hikayelerini anlatmak ve sorunlarını çözmeye katkı vermek için sanatı bir iletişim aracı olarak kullanmayı deneyimletiyor.

Hak sahipleri olan bu bireylerin kendi anlatımlarıyla yaşamlarının gözler önüne serilmesi mevsimlik gezici tarım işçileri ve onların çocuklarının insan haklarının temininin savunusuna katkı verecek. Birçok mecrada, farklı illerde ve mekanlarda gösterimi yapılan veya kişilerin youtube kanalımızdan izledikleri “Mevsimlik Yaşamlar Belgeseli”ni izleyenlerin tepkileri ve 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Gününde gösterimi yapılarak youtube kanalımızda paylaşılan Türkiye’nin bereketli topraklarının [Çukurova] çocuklarının çektikleri ilk kısa film olan “Sihirli Lamba” kısa filminin fotoğraf albümünü paylaştığımız kişilerin ve kurumların olumlu geri dönüşleri bize sinemanın hak temelli savunuculuğun bir aracı olabileceğini gösterdi. Proje kapsamında Adana, Ankara ve Konya’da mevsimlik gezici tarım işçilerinin çektikleri kısa filmlerin ve süreci belgeleyen fotoğraf albümünün savunu yöntemleri içerisinde en etkililerden biri olacağını düşünüyoruz. Bizlerin araştırma raporları, çeşitli etkinliklerde sunumlar veya üniversitelerdeki derslere konuk konuşmacı olarak katılımımız ile bilgi ve deneyim aktarımı veya politikaları etkileme çabamızın çok daha etkilisinin, zaman ve emeğin daha iyi kullanımı ve daha çok yaygınlaştırma ve kitlelere ulaşmayı sağlayanın kültür-sanat etkinlikleri olduğu kanısındayız.

Kültür Sanat Fonu’ndan Hibe Alacak Sivil Toplum Kuruluşları Belirlendi

By | Kültür Sanat Fonu

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak, Turkey Mozaik Foundation iş birliği ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı Kültür Politikaları Çalışmaları bölümünün içerik ortaklığında 2019 yılında ilk kez hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’ndan faydalanacak sivil toplum kuruluşları belirlendi.

Kültür Sanat Fonu kapsamında, Aralık 2019- Aralık 2020 döneminde kullanılmak üzere 5 sivil toplum kuruluşuna toplam 300.020 TL hibe desteği sağlanacak. Hibe almaya hak kazanan STK’lar ve projelere ilişkin bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Eğitimde Görme Engelliler Derneği (EGED), görme engelli bireylerin eğitim olanaklarının iyileştirilmesi ve herkesle eşit şartlarda bilgiye erişimini mümkün kılmak amaçlarıyla çalışıyor. İlköğretimden yaygın öğretime kadar her türlü eğitim kademesinde öğrenim gören görme engelli öğrencileri, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı kurumlarda görev yapan görme engelli öğretmenleri ve görme engelli çocuğu bulunan velileri hedef kitlesi olarak belirleyen EGED; eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmasına yönelik her türlü tedbirin alınması için çalışmalar yapıyor ve engelli bireylerin eğitim hayatında karşılaştığı sorunlar için çözüm önerileri geliştiriyor. EGED, aldığı 67.200 TL hibe desteği ile bir devam projesi olan Engelsiz Nota’yı hayata geçirecek. Proje kapsamında üniversitelerin müzik bölümleri ile iş birliği yaparak 2.500 adet Türk müziği eserini kabartma yazıcıdan çıktı alınabilir ya da Braille ekranlarca görüntülenebilir brf formatında hazırlaması yoluyla görme engelli bireylerin müzik eğitimine erişiminin artması sağlanacak. EGED’e yapılan hibe desteği Turkey Mozaik Foundation bünyesindeki Meltem Göçer Fonu aracılığıyla karşılanıyor.

S.S. Kalkınma Atölyesi Bilim, Kültür, Eğitim, Araştırma, Uygulama, Üretim ve İşletme Kooperatifi (Kalkınma Atölyesi), 15 yıldır ağırlıklı olarak mevsimlik gezici tarım işçiliğinde insana yakışır yaşam ve çalışma koşullarının sağlanması ile farklı sektörlerde çocuk işçiliği ile mücadele konusunda çalışıyor. Bunun yanı sıra, toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı sosyal kalkınma veya kırsal kalkınma, gençler için kooperatifçilik hareketi, arı dostu kent ve okul girişimi, mesleki eğitim modellemeleri gibi alanlarda saha araştırmaları yaparak politika önerileri ve uygulama modelleri geliştiriyor, yerel aktörlerin kapasitelerini güçlendiriyor, savunu ve eğitim çalışmaları yapıyor. Kalkınma Atölyesi, aldığı 61.870 TL hibe desteği ile bir devam projesi olan Sihirli Lamba’yı hayata geçirecek. Projede yapılacak çalışmalar ile mevsimlik gezici tarım işçiliği yapan hanelerdeki bireylerin sinema sanatı yoluyla kendilerini ifade etmelerine yönelik eğitim ve destekler verilecek. Projeye katılanların çekecekleri kısa filmlerin bir savunu aracı haline getirilerek, çeşitli kurum, kuruluş veya kişilerin, bu ihtiyaçları ve deneyimleri dinlemeleri ve harekete geçmeleri sağlanacak.

Mezopotamya Caz Müzik ve Dans Kültürü Derneği, kültürler arası etkileşim, ifade özgürlüğü çocuk hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği alanlarında dansın ve müziğin temel araç olduğu çalışmalar yapıyor. Sosyoekonomik açıdan dezavantajlı yetişkinler, gençler ve çocuklar için dans atölyeleri düzenleyerek; onlara toplumsal cinsiyet, beden/sınırlar ve mahremiyet, farklılıklara saygı gibi alanlarda özgür tartışma ortamı ve kendilerini ifade şansı sunuyor. Kültür Sanat Fonu kapsamında kurumsal kapasite gelişimi çalışmaları için 40.950 TL ile desteklenecek dernek, dans atölyelerini çoğaltmayı, Diyarbakır’da özellikle çocuklarla çalışan STK ile iş birliği yaparak daha fazla sayıda çocuğa ulaşmayı ve derneğin ulusal ve uluslararası etkileşimini artırmayı hedefliyor.

Nefes Kültür Sanat Derneği, Suriye ve Türkiye’den genç sanatçı ve sanatseverler tarafından kurulan dernek, Suriyeli göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı Gaziantep’te çocuklar ve gençler için kültür sanat eğitimi, üretimi ve katılımı üzerinden çok kültürlülüğe ve kültürel mirasın değerine vurgu yapmak ve formel olmayan eğitim süreçlerine imkan sağlayacak kültür sanat mekânları yaratmak amacıyla çalışıyor. Birey ve toplulukların kendini sanat aracılığıyla ifade etmeleri ve kültürel – sanatsal beceriler edinerek güçlenmelerini amaçlıyor. Nefes Kültür Sanat Derneği, aldığı 65.000 TL hibe desteği ile bir devam projesi olan Nefes Müzik Okulu’nun 2020 faaliyetlerini hayata geçirecek. Proje kapsamında yapılacak çalışmalarla ritim, ud, ney, kanun, gitar ve koro konularında yetişen çocukların mevcut eğitim seviyelerini geliştirerek profesyonel müzik hayatının kapılarını açmaları ve bir müzik orkestrası kurulması hedefleniyor.

Puruli Kültür Sanat Derneği, engelli bireylerin sosyal ve kültürel haklarından faydalanabilmelerine olanak tanıyan projeler gerçekleştiriyor. Dernek; görme, işitme, ortopedik engellilerin de erişebildikleri bir altyapı ile her yıl Engelsiz Filmler Festivali’ni düzenliyor. İstanbul, Eskişehir ve Ankara’da düzenlenen bu festival bünyesinde Türkiye ve dünyadan 40 film sesli betimleme, işaret dili ve ayrıntılı altyazı ile gösteriliyor. Yönetmen ve oyuncularla söyleşiler, çeşitli engel gruplarına yönelik animasyon, senaryo ve dans atölyeleri ile otizm dostu gösterimler gerçekleştiriliyor. Kültür Sanat Fonu kapsamında kurumsal kapasite gelişimi çalışmaları için 65.000 TL hibe desteği alacak olan Puruli, engelliler ve/veya kültür sanat alanında Ankara’da çalışan sivil toplum kuruluşları ile iş birlikleri geliştirmek ve Türkiye’deki diğer film festivallerle erişilebilirlik konusunda tecrübe paylaşımında bulunmak amacıyla çalışmalar yapacak bir kişiyi istihdam edecek.