Category

Kurumsal Destek Fonu

Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Anlattı

By | Kurumsal Destek Fonu

Hıza ve tüketime dayanmayan, insanlara veya diğer canlılara zarar vermeyen ve geleneklerin, tarihin, doğanın, yerel üretimin korunduğu daha iyi bir yaşama inanan Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği (Yavaş Yaşam) doğal, kültürel, kentsel ve tarihi dokunun korunması, kırsal ve kentsel sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi ve yeniden kullanımın teşvik edilmesi için çalışmalar yürütüyor. Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde hibe ve mentorluk desteği sağladığımız Yavaş Yaşam iletişim kapasitesini güçlendirmek üzere bir iletişim koordinatörü istihdam etti ve bu amaçla çalışmalar yürüttü. Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Metin Şavural ve İletişim Sorumlusu Dilara Filizler kurumsal hibe ile gerçekleştirdikleri çalışmaların derneğe katkılarını, salgın döneminde yürüttükleri faaliyetleri ve derneğin geleceğe dair planlarını konuştuk.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Vakfımızdan aldığınız kurumsal hibe ile ne tür çalışmalar yaptınız? Yavaş Yaşam’ın kurumsal gelişimi için hangi alan ve konulara odaklandınız?

2019 Kurumsal Destek Fonu sayesinde bir iletişim sorumlusu istihdam ettik ve 11 ay boyunca birlikte çalıştık. Bu süreçte üyelerimiz, paydaşlarımız ve destekçilerimiz için aktif iletişim çalışmaları yürüttük. Derneğimizin kurumsal hibe desteği sayesinde oluşturduğu iletişim stratejisini bu süreçte uyguladık ve bu sayede belli bir kitlenin ‘’yavaş yaşam’’ akımına olan talebinin oldukça fazla olduğunu gözlemledik. Aktif sosyal medya kullanımı, görünürlük için düzenli faaliyet takvimi oluşturmak, aramıza yeni katılan destekçi ve takipçilerimize bu zamana kadar yaptığımız etkinlikleri ve çalışmaları aktararak, teoride ve pratikte, vizyon ve misyonumuzu gözler önüne sermek bizi geliştirdi. Bu süreçte, biz çağrıda bulunmadan derneğimizde hem proje bazlı hem de derneğin her türlü faaliyetine yönelik gönüllü olarak çalışmak isteyen kişilerle tanıştık. İletişim hayatımızın her alanında var; önemli olan bunu doğru ve anlamlı bir şekilde kurabilmekti. Kurumsal Destek Fonu sürecinde de bu eksiğimizi kapatarak, yeni iletişim ağları kurduk ve derneğimizin görünürlüğünü artırdık.

Yavaş Yaşam’ın Kurumsal Destek Fonu kapsamında geçirdiği süreci değerlendirdiğinizde, hedeflerinize ne ölçüde ulaştığınızı düşünüyorsunuz? Kurumsal bir hibe almanın çalışmalarınıza nasıl bir katkısı oldu?

Gerek derneğimizi geliştirmek gerekse bireysel olarak alanımızda gelişmek ve yeniliklerden haberdar olmak için yapılan toplantı ve eğitimlere derneğimizin iletişim sorumlusu ekip arkadaşımız katılım gösterdi. Derneğimizin yönetim kurulu üyelerinin profesyonel çalışma hayatları zamanlarının büyük bölümünü alıyor. Bunun için profesyonel bir çalışanın işleri koordine etmesi, aksayabileceğini düşündüğümüz tüm faaliyetlerimizin planlı bir şekilde ilerlemesini sağladı. Gönüllüler, destekçiler ve paydaşlar bir derneğin sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen unsurlar olsa da idari işler konusunda bir çalışanın olması daha kontrollü şekilde hareket etmemize katkı sundu.

Derneğimiz, yavaşlık felsefesinin hayatın her alanında olabileceğini göstermek amacıyla faaliyetler yürütüyor. Hali hazırda var olan yavaşlık akımlarının dışında hayata iyilik ve sakinlik getirebilecek her türlü girişimin bizim için bir anlamı olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden gerek sosyal medya paylaşımlarımızda gerekse yaptığımız kampanya ve projelerimizde bunları öne çıkartıyoruz. Bu süreçte de bu misyonu benimseyen ve bu yönde çalışan bir takım arkadaşımızın olması, dernek içinde yeni bir soluk oldu ve fikirlerin ortaya çıkmasını sağladı. Kurumumuzun daha iyi bir hale gelmesi ve eksikliklerini gözlemleyip bu yönde iyileştirici bir program hazırlanması çok önemliydi. 2019 Kurumsal Destek Fonu sayesinde kurumsal gelişimimiz için önemli bir adım atmış olduk.

Ağustos ayında yavaşlık hareketinin ebeveynlik alanında yansımaları üzerine odaklanan Yavaş Ebeveynlik projesine başladığınızı duyurdunuz. Bize bu projenin amaçlarından ve bu kapsamda yapacağınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Yavaşlık hareketinin ebeveynlik alanında varlığını göstermek ve 6-10 yaş arası ilköğretim çağındaki çocuk sahibi ebeveynlerin salgın sürecinde neler yaşadıklarını tespit etmek amacıyla ‘’Yavaştan Ebeveynlik’’ projesini hazırladık. Ekim itibariyle tamamlayacağımız projemizde amacımız, dünyadaki bu değişimle birlikte hayatlarımızın birçok alanına yavaşlık hareketinin girmesiyle çocuk yetiştirme ve aile düzeni kapsamında yeni bir bakış açısı kazandırmak oldu. Aslında ‘’yavaş ebeveynlik’’ birçoğumuza uzak olmayan, yakın dönemde sıkça duyduğumuz bir akım. Salgın süreci bu akımı hayatlarımıza adapte edebilmeyi hızlandırdı fakat ailelerin bunu yürütebilmek konusunda belli sıkıntılar yaşadığını gözlemledik. Örneğin, erkeklerin ev içi sorumluluğunun 4 katına çıktığı gözlemlense de kadınların ev içi sorumluluklarının 5 katına daha çıkması aile içi yaşanan sorunların git gide arttığını gösteriyor. Çocuk sahibi ailelerin hem kendine hem de çocuklarına yetebilirlik ve yapabilirlik durumunu sorguladığı bu süreçte hazırladığımız anket aracılığıyla aslında yalnız olmadıklarını göstermek istiyoruz. Bu kapsamında bir rapor ve en çok karşılaşılan problem başlıklarında modüller hazırlamaya başladık. Hazırlayacağımız kısa animasyon videolarla da çalışmamızı kitlelere duyuracağız.

COVID-19 salgını ve bu süreçte alınan tedbirler çalışmalarınızı nasıl etkiledi? Bu dönemde faaliyetlerinize devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşır mısınız?

16 Mart 2020 itibarıyla çalışmalarımızı evden yürütmeye başladık. Sürekli saha çalışması yürütmeyen bir dernek olarak bizi bu açıdan kötü etkilemedi, aksine hayat akışı yavaşlamaya başlayınca kendi içimize dönmek ve rutin olarak yaptığımız hatta sıkıcı bulduğumuz birçok şeyin aslında hayatlarımıza ne kadar renk kattığını toplum olarak gözlemledik. Dijital platformlar üzerinden paylaşımlarımız arttı, YouTube ve Medium hesapları açtık. Salgın dönemi başlangıcıyla İzmir’de faaliyet gösteren ve hak temelli çalışmalar yürüten derneklerle bir iletişim grubu kurduk ve Nisan ayında ilk toplantımızı yaptık. Birbirimizi motive etmek ve ilham olmak açısından oldukça kıymetli bir harekete geçiş olduğunu düşünüyoruz. Aynı zamanda salgın dönemi süresince canlı yayın yapmak çok popülerleşti, bu süreçte birçok inisiyatif ve kurumla canlı yayınlara konuk olduk. Paylaşımlarımızda çözüm odaklı yaklaşmaya çalıştık çünkü bu süreçte hedef kitlemiz ‘’Ne yapabiliriz?’’ diye bize sorular sormaya başlamıştı. Ev içerisinde yapabileceğimiz faaliyetler, kişisel gelişim, dijital alanda dayanışma ağları kurmak gibi alanlarda çalışmalar yürüttük. Böylece yalnız olmadığımızı, bu zorlu süreci birlikte aşabileceğimizi gösterdik.

Yavaş Yaşam’ın gelecek dönem planlarından bahseder misiniz? Önümüzdeki dönemde hangi alanlarda, ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için çalışıyor. Bunun gerçekleşmesi için sivil toplum kuruluşlarının (STK) desteklenmesi ve desteklenebileceği araçlar oluşturulması stratejik planımızda yer alıyor. Önümüzdeki süreçte bu hedefe odaklanarak ve yerel yönetimlerle iş birliği yaparak İzmir’de STK Kaynak ve Kuluçka Merkezi kurmayı planlıyoruz.

Bunun yanında 2021 yılında İzmir’deki genç veya göçmen edebiyatçıların kapasitesine geliştirmek amacıyla Manchester Üniversitesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi ortaklığıyla bir proje gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Proje sonunda yerel edebiyatçıların bir araya gelebilecekleri veya bireysel olarak kullanabilecekleri bir edebiyat merkezi kurmayı hedefliyoruz.

Köy Okulları Değişim Ağı Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Tamamladı

By | Kurumsal Destek Fonu

Çoğu zaman dezavantajlı olarak görülen kırsal kesimdeki okullara bütünsel ve kaliteli eğitim sağlamak için öğretmenleri ve diğer paydaşları güçlendirmek ve bu konudaki iyi uygulamalar yaygınlaştırmak amacıyla çalışan Köy Okulları Değişim Ağı (KODA), Kurumsal Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile sağladığımız hibe sürecini tamamladı. KODA, hibe desteğini iletişim ve kaynak geliştirme kapasitesini güçlendirerek finansal sürdürülebilirliğini artırmak amacıyla kullandı. Derneğin İletişim ve Kaynak Geliştirme Koordinatörü Menekşe Canatan ile Kurumsal Destek Fonu kapsamında yaptıkları çalışmaların salgın sürecindeki etkilerini, yeniden yüz yüze eğitime başlanırken öğretmenlere sağladıkları destek mekanizmalarını ve köy okullarını güçlendirmek için salgın sürecinde öğretmenlerle ve muhtarlarla olan çalışmalarını konuştuk.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile Vakfımızdan aldığınız kurumsal hibe ile hangi kapasite gelişim başlığında, ne tür çalışmalar gerçekleştirdiniz? Bu kurumsal desteğin çalışmalarınıza nasıl bir katkısı oldu?

Kurumsal Destek Fonu’ndan hibe alarak KODA’nın finansal sürdürülebilirliğine yönelik iletişim ve kaynak geliştirme çalışmaları yürüttük. İlk etapta altyapı hazırlığı ve süreç planlaması yaptık. Ardından aldığımız mentor desteği ile ağırlıklı olarak iç ve dış iletişim çalışmaları yürüttük, kurumsal ve bireysel bağışçı kazanımına yönelik planlamalar ve çalışmalar da yaptık.

Sürdürdüğümüz faaliyetleri düzenli olarak sosyal medya kanallarımızda paylaşarak 2019 döneminin ağırlıklı faydalanıcıları olan köy öğretmenleriyle iletişimimizi güçlendirdik, böylece daha fazla köy öğretmenine ulaşabildik. Sosyal medya mecralarımızda takipçi sayılarımızı ve etkileşim oranlarımızı artırarak, dijital reklam kampanyaları düzenleyerek ve aylık düzenli haber bülteni hazırlayıp paylaşarak hem bireysel bağışçı kazanmaya hem de KODA’nın bilinirliğine yönelik bir temel oluşturduk. Öte yandan aldığımız mentor desteği sayesinde kısa ve orta vadede iletişim ve kaynak geliştirme çalışmalarımız için KODA’nın büyüyen ve gelişen yapısını da gözeterek bir yol haritası belirledik.

COVID-19 salgını nedeniyle okulların kapanması ve uzaktan eğitime geçilmesi ile eğitime erişimdeki eşitsizlikler daha da görünür hale geldi. COVID-19 salgını ve bu kapsamda alınan tedbirlerin köy okulları açısından nasıl etkileri oldu? Birlikte çalıştığınız öğretmenler, eğitimciler ve çocuklar bu süreçten nasıl etkileniyor?

Köy öğretmenleriyle ve Milli Eğitim Müdürlükleri ile yaptığımız görüşmelerde tespit ettiğimiz sorunların başında internet ve teknolojiye erişimdeki zorluklar geliyor. Kırsal bölgelerdeki internet altyapısındaki yetersizliklerin yanında aileler Zoom ve Whatsapp gibi uygulamaları kullanmakta zorlanabiliyor. Bunun yanında EBA TV’de (Eğitim Bilişim Ağı) günde sadece iki kez aynı yayının gösterilmesi çok çocuklu evlerde bazı çocukların EBA TV’den de faydalanamamasına yol açabiliyor.

Karantina süreci boyunca köy muhtarlarına telefon ile ulaşarak köylerindeki çocukların eğitim ve sağlık durumlarına dair ihtiyaç tespitleri yaptık. Bir yandan da öğretmenlerin yaşadıkları sorunları belirlemek için ağımızdaki köy öğretmenleriyle düzenli anket çalışmaları yürüttük. Bu çalışmalar neticesinde tespit ettiğimiz en kritik konulardan biri de öğretmen-aile iletişimi konusu oldu. Bu süreçte öğretmenin, öğrencilerinin ihtiyaçlarını ve imkanlarını doğru tespit etmesi ve öğrencinin sınırlı internet paketini göz önüne alarak dosya paylaşımı yerine WhatsApp üzerinden metin paylaşması gibi uygun çözümler geliştirerek öğrencilerine ulaştırması gerekiyor. Öğretmenlerin, çocukların akademik gelişimlerinden çok bütünsel gelişimlerine yönelik içerikler paylaşmaları ve öğretmenlerin bu içeriklere pratik ve güvenilir kaynaklar sayesinde ulaşabilmeleri, salgına ve korunma yöntemlerine dair çocukların ve ailelerin doğru bilgiye ulaşmaları, öğretmenlerin kendi motivasyonlarını koruyabilmeleri, birbirlerinin deneyimlerinden daha sık faydalanmaya ihtiyaç duymaları da bu sürecin kritik konuları arasında yer alıyor.

KODA salgın sürecinde de aktif olarak çalışan sivil toplum kuruluşları arasında yer alıyor. Derneğiniz çalışmaları bu süreçte alınan tedbirlerden ne şekilde etkilendi? Bu dönemde hangi yöntemleri kullanarak, ne tür faaliyetler gerçekleştirdiniz?

Şimdiye dek KODA olarak yaptığımız tüm çalışmalarda köylerle ve oradaki çocuklarla olan organik bağımız köy öğretmenleriydi. Karantina süreci başladığında görev aldığı köy dışında yaşayan pek çok öğretmen memleketlerine döndü. Bu durum bizi köylerde yaşayan çocukların hem sağlık hem de eğitim durumları hakkında bilgi alabilmemiz için yeni arayışlara yönlendirdi. Çoğunluğu karantina altında olan köylerin muhtarlarına telefon aramaları yaparak bir yandan oradaki ihtiyaçları tespit ederken diğer yandan da ihtiyaçlara yönelik bulduğumuz çözümleri paylaştık. Tüm bu çalışmaları yürüttüğümüz; deneyimli köy öğretmenleri, eğitmenler ve KODA Ekibi’nden oluşan bir Çözüm Masası kurduk. Çözüm Masası’nda salgın süresince kırsal bölgelerde alınması gereken tedbirleri, öğretmenlerden aldığımız iyi uygulama örneklerini ve çeşitli eğitim platformlarında ve Milli Eğitim Müdürlüklerinin internet sitelerinde bulunan kaynakları bir araya toplayarak öğretmenler ile paylaştık.

Süregiden çalışmalarımızdan Öğretmen Toplulukları ve Çocuk Atölyeleri, yeni ismi ile Köye İlk Adım, programlarımızı çevrimiçi olarak yürüttük. Öğretmenlerle ve öğretmen adaylarıyla karantina süreci de dahil olmak üzere düzenli çevrimiçi buluşmalar ve eğitimler yaptık. Birleştirilmiş sınıf okutan köy öğretmenlerine yönelik eğitici eğitimlerimizi çevrimiçi ortamda buluşmalar ile sürdürdük. Bunun yanında yine köy öğretmenlerine yönelik dijital eğitim içerikleri hazırladık. EBA üzerinden tüm öğretmenlerin erişimine açılan içeriklerimize dair öğretmenlerimizden çok olumlu geri dönüşler almaya devam ediyoruz.

İnternete erişimi kısıtlı olan çocuklar için hem bütünsel gelişimlerine destek sunan hem de okuma-yazma ve problem çözme gibi becerilerini geliştiren sesli hikaye içerikleri geliştirdik. KODA’nın mentor öğretmeni Gülsüm Duman tarafından tasarlanan Tipoti, Galima ve Pako’nun Maceraları isimli 25 bölümlük ve her bölümü yaklaşık 20 dakikalık ses kayıtlarından oluşan içeriğimizi gönüllülerimiz ve ekibimiz ile birlikte hazırladık. Bu ses kayıtlarında salgın süresince evde bulunan malzemeler ile uygulanabilen, takas ve yeni malzeme alımı gibi riskli durumları gerektirmeyen etkinlik uygulamaları da bulunuyor. Öğretmenlerin bu sesli içerikleri öğrencileri ile kolaylıkla paylaşabilmeleri için hem yüksek ses kaliteli versiyonlarını Youtube kanalımıza yükledik hem de daha düşük internet kullanımı ile paylaşmaya yönelik MP3 formatında KODA’nın internet sitesine yükleyerek paylaştık.

Özellikle karantina süreçlerinde hareket alanı kısıtlanan çocukların sanat, dans, müzik ve drama yoluyla desteklenebilmesi için Renklerin Dansı isimli bir çalışma daha hazırladık. Dansçılar, müzisyenler, drama ve tiyatro sanatçıları ile birlikte hazırladığımız bu çalışmada toplamda 10 adet olacak video içeriklerini üretmeye başladık.

Öte yandan kırsalda eğitimin diğer paydaşlarını da bu sürece dahil edebilmek için muhtarlar ile bir bilgi iletişim ağı kurmaya yönelik yeni bir projeye başladık. Bu proje kapsamında 3000 adet köy muhtarının aranarak WhatsApp gruplarına dahil edilmesi ve salgın döneminde sağlık ve eğitim konularında yine hem ihtiyaçların tespitine hem de bu ihtiyaçlara yönelik ürettiğimiz içeriklerin ulaştırılmasına dair çalışmaya başladık.

Temmuz ayı başında Kırsalda Eğitim Konferansı’nı düzenledik. Köy öğretmenlerinin katılımı ile gerçekleşen ve 2 gün süren konferansın sonuç raporunu hazırlayarak internet sitemizden paylaştık ve sosyal medya mecralarımızdan duyurduk.

Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında Kurumsal Destek Fonu sayesinde başladığımız iletişim çalışmalarımız, salgın sürecinde yaptığımız çalışmaları daha fazla köy öğretmenine ulaştırabilmemizi sağladı. Dijital iletişim ve sosyal medya etkileşimi tüm çalışmaların yürütülebilmesi için salgın sürecinin en kritik konuları arasındaydı. Aldığımız hibe desteği ve mentorluk sayesinde iletişim çalışmalarına dair hazırlıklı oluşumuz, salgın sürecinde yaptığımız çalışmaları hızlandırmamız ve derinleştirebilmemiz açısından bizlere büyük bir ivme kazandırdı. Buradan bir kez daha hem Sivil Toplum İçin Destek Vakfı’na hem de Mozaik Foundation’a içten teşekkürlerimizi sunarız.

İçinde bulunduğumuz dönem de dahil olmak üzere kurumsal kapasite geliştirme yönünden gündemimizde; ikinci faz olarak tanımladığımız, finansal çeşitlilik ve KODA’nın çalışmalarının öğretmenlerin yanında kamuoyunda da bilinir ve görünür olmasına yönelik çalışmaları yürütmek bulunuyor.

Yakın zamanda yayınladığınız Okula Dönüş Kitapçığı ve Etkinlik Önerileri Kitapçığı hakkında bilgi verir misiniz? Bu yayınlar hangi ihtiyaçtan doğdu ve hangi konulara değiniyor?

Uzaktan eğitimin yanında 21 Eylül’de başlayan kademeli yüz yüze eğitime yönelik öğretmenlerin okula dönüş sürecini kolaylaştırmak, öğretmenler arası dayanışma ve motivasyonu güçlendirmek amacıyla çevrimiçi ortamda Okula Dönüş Buluşmaları düzenledik. Öğretmenler ile bir araya geldiğimiz ve 5 gün boyunca devam eden çalışmada; duygularımızı fark etmekten, müzik ve hareket ile buluşmaya; danstan, nefes ve farkındalık çalışmasına; öğretmen ve öğrencinin duygusal ve pedagojik adaptasyonundan, pozitif sınıf iklimi geliştirmeye; bilgi teknolojilerinden, öğretmen deneyimlerini duymaya uzanan dolu dolu bir buluşma serisi gerçekleştirdik.

Kademeli yüz yüze eğitim sürecine dair önerilerimizi içeren Okula Dönüş Kitapçığı’nda etkinlik ve görüşme formu örneklerinin yanında öğretmenlere ait bir çok sorunun cevabı da bulunuyor: Çocuklar bu süreçte neler hissetmiş olabilirler?, Kaygı düzeyi yüksek çocuklarla nasıl iletişim kurmalıyım? , Ebeveyn ile görüşmeler yapılırken sorulabilecek örnek sorular neler?, Köy okullarında görev yapan öğretmenler uzmanlara nasıl ulaşabilirler?, Sınıfımda neler yapabilirim?, Öğrencilerimin sorularına nasıl yanıtlar verebilirim?, Yüz yüze eğitimin ilk günü neler yapmalıyım?

Bu kitapçığa ek olarak hazırladığımız Etkinlik Önerileri Kitapçığı’mızda ise yüz yüze eğitim sürecinde çocukların gelişimsel süreçlerini destekleyen, sosyal mesafe kurallarına uygun etkinlik önerileri bulunuyor.

Yüz yüze eğitimin başlangıç tarihi ile ilgili tartışmaların devam ettiği bu dönemde geleceğe ilişkin belirsizlikler de devam ediyor. Bu dönemin belirsizliği ve ortaya çıkardığı ihtiyaçlar da düşünüldüğünde, KODA’nın gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan bahseder misiniz?

KODA olarak temel amacımız köylerde çocuktan başlayarak tüm topluluğa yayılacak ve kırsal kalkınmayı destekleyecek yenilikçi bir eğitim anlayışını hayata geçirmek. Köyde yaşayan bir çocuğun eğitim yolculuğunu güçlendirmenin yolu da çocuğun içinde bulunduğu eğitim ekosisteminin paydaşlarını güçlendirmekten geçiyor. Köy öğretmenlerinin yanında aileler, muhtarlar, köydeki gençler gibi diğer paydaşların da bu yolculukta aktif rol alması kritik bir mesele. Salgın süreci ve sonrasındaki belirsizlikler de bize köy öğretmenleri ile kurduğumuz ağın genişlemesinin ve güçlenmesinin öneminin yanı sıra kırsalda eğitimin diğer paydaşlarıyla da çalışmanın önemini gösterdi.

Salgından hemen önceki aylarda çalışmalarımızı yerel bir merkezden sürdürmek için bir saha araştırması yapmıştık. Bu araştırma neticesinde 7 tanesi birleştirilmiş sınıflı olmak üzere 25 köy okulu bulunan ve tarımsal faaliyetleri devam etmekte olan Bursa-Orhaneli’nde karar kılmıştık. Önümüzdeki süreçte burada bir Kırsalda Eğitim ve Ar-Ge Merkezi kurarak hem yaygınlaştırma çalışmalarından önce faaliyetlerimizin ilk pilot uygulamalarını hayata geçirdiğimiz bir yer olmasını hem de tüm çalışmalarımızı ve eğitimlerimizi yürüttüğümüz bir topluluk merkezi olmasını planlıyoruz.

Karantina sürecinde köyler hakkında bilgi almak için köy muhtarlarına yönelik telefon aramaları yaparak başlayan çalışmamız COVID-19 Bilgi İletişim Ağı Projesi’ne dönüştü. Bu proje ile bir saha koordinatörü, bir içerik koordinatörü, bir proje koordinatörü ve sekiz kişilik arama ekibi aramıza katıldı. Ağustos ayında başlayan ve 6 ay sürecek olan projede amacımız muhtarlar aracılığıyla ürettiğimiz içerikleri yaygınlaştırmanın yanı sıra kırsal alanlardaki toplulukların dayanıklılığını artırmak.

Birbirine ilham veren, değişime öncülük eden, karşılıklı destek ile büyüyen ve düzenli bir şekilde eğitime katkı sunacak yerel topluluklar oluşturmak gündemimizde ön sıralarda yer alıyor. Öte yandan yerel koşullara uygun içerikler ve çerçeve planlar oluşturmak stratejik önceliklerimiz arasında bulunuyor.

Halen fon arayışımızı sürdürdüğümüz Öğretmen Toplulukları programımız ile daha fazla bölgeden köy öğretmenleri ile çalışmayı ve birlikte güçlenerek salgın ve beraberindeki belirsizliklere karşı dayanıklılığımızı artırmayı hedefliyoruz.

KODA olarak stratejik önceliğimiz olan konuları dört başlıkta özetlemek mümkün:

  • Araştırma-Geliştirme: Özellikle kırsal bölgeler düşünülerek tasarlanmış eğitsel içerik, araç ve programlar üretmek.
  • Öğretmenleri Güçlendirme: Köylerdeki ilkokul öğretmenleri başta olmak üzere, çocuklar ve aileler ile doğrudan çalışan öğretmenleri güçlendirmek, KODA’nın eğitim anlayışını, ürettiği içerik ve araçları öğretmenler aracılığıyla yaygınlaştırmak.
  • Gönüllü Toplulukları: Çocuklar ve ailelere doğrudan erişebilecek gönüllüleri bularak güçlendirmek; KODA’nın eğitim anlayışını, ürettiği içerik ve araçları onlar aracılığıyla yaygınlaştırmak.
  • İletişim ve Savunuculuk: İletişim faaliyetleri ve farklı aktörlerle buluşmalar yoluyla KODA’nın eğitim anlayışını yaygınlaştırmak, genel kamuoyunda ve ilgili kamu kurumlarında çalışan kişilerin, öğretmenlerin ve politika yapıcıların kırsalda eğitime bakış açısını dönüştürmeye yönelik savunuculuk faaliyetleri yürütmek.

Biz KODA olarak kırsalda eğitimin niteliğinin artırılmasının kırın da kentin de sürdürülebilir biçimde kalkınabilmesi adına önemli bir mesele olarak görüyoruz. Bu yolculuğumuza ortak olduğunuz ve bizi desteklediğiniz için KODA Ailesi olarak sizlere çok teşekkür ederiz!

İmece İnisiyatifi Derneği ile Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

İzmir’de faaliyet gösteren ve mülteciler arasında en dezavantajlı grup olarak kabul edilen Suriyeli Dom toplulukların temel ihtiyaçlarına erişimi ile geçim kaynaklarının çeşitliliğinin sağlanması amacıyla çalışmalar yapan İmece İnisiyatifi Derneği’ne (İmece) Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile hibe desteği sağladık. İmece, kurumsal hibe ile derneğin güneş enerjisiyle çalışan taşınabilir şarj cihazı olan EnergyforEveryone’nın (EFE) için bir pazarlama ve satış ağı oluşturmak üzere kaynak geliştirme çalışmalarına odaklandı. İmece İnisiyatifi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güray Yalvaçlı ile salgının beraber çalıştıkları topluluklara etkilerini ve fon kapsamında derneğin kurumsal kapasitesini geliştirmek için yaptıkları çalışmalarını konuştuk.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Vakfımızdan aldığınız kurumsal hibe ile ne tür çalışmalar gerçekleştirdiniz? İmece İnisiyatifi Derneği’nin kurumsal gelişimi için hangi alanlara odaklandınız?

Hibe kapsamındaki çalışmalarımız dernek olarak geliştirdiğimiz ürünler üzerinden kaynak yaratılması için uluslararası alanda faaliyet gösteren kurumlara yapılan ziyaretler, hibe başvuruları ve kurumsal kimlik için iletişim çalışmaları olarak özetlenebilir.

Hibenin en çok uluslararası temaslar geliştirme noktasında bize yardımcı olduğunu söyleyebiliriz. İmece İnisiyatifi Derneği kurulduğu günden bu yana bireysel bağışlarla çalışmalarını sürdürdüğü ve bağışçılar genel olarak bağışlarının doğrudan yararlanıcılara iletilmesini istediği için bütçemizde böyle bir kalem oluşturmak bizi zaman zaman zorluyordu. Turkey Mozaik Foundation finansmanıyla Vakfınızdan aldığımız hibe ile Hindistan’da Barefoot College’i, Almanya’da Plan B organizasyonunun kurucularını ve EFE için çok önemli bir bağlantı olan Managers Without Border’ı (MWB), Fransa’ da Techfugees’i, Belçika’da Médecins Sans Frontières’i (MSF) ve Hollanda’da World Fair Trade Organization’ı ziyaret edebildik.

Bu ziyaretlerdeki en temel niyetimiz yüz yüze görüşmelerin avantajlarından yararlanmak, yani teması sürdürecek sağlam bir zemin oluşturabilmekti. Toplantılar esnasında ve sonrasında ağımızı biraz daha genişletebilmiş olduk, yeni bağlantılarımız oldu. Her ne kadar bu bağlantıların önemli kısmıyla COVID-19 salgını nedeniyle istediğimiz çalışmaları henüz, tam olarak gerçekleştiremesek de salgın esnasında farklı iş birlikleri yapabildik. Örneğin Managers Without Borders ile yürütmek istediğimiz çalışma EFE’nin satış ve pazarlama planının hazırlanması ve uygulanması ile ilgiliydi. Ancak salgının en yoğun olduğu ve sınırların kapatıldığı dönemde organizasyonun bizlerle birlikte çalışmak üzere gönderdiği mentorumuz ülkesine geri dönmek zorunda kaldı. İlgili çalışma tedarikçiler, bağışçılar ve İmece ile büyük oranda yüz yüze görüşmeler içerdiği için bir süreliğine, karşılıklı olarak bu çalışmayı askıya alma kararı aldık. Yine de MWB İmece’nin bu salgın döneminde sahadaki faaliyetlerinden olan hijyen malzemesi dağıtımını destekledi ve MWB ile buluşmanın pozitif sonuçlarını açık bir biçimde görmüş olduk. MSF ve Barefoot College ile de çok benzer bir süreç ilerledi.

İmece İnisiyatifi Derneği’nin Kurumsal Destek Fonu kapsamında geçirdiği bir senelik süreci değerlendirdiğinizde, hedeflerinize ne ölçüde ulaştığınızı düşünüyorsunuz? Kurumsal bir hibe almanın derneğiniz açısından nasıl bir etkisi oldu?

İlk toplantıda STDV desteğiyle oluşturduğumuz stratejik yönelim dokümanının etkinlik ve faaliyet takvimi 13 maddeden oluşuyordu ve biz bu maddelerden yalnızca 3 tanesiyle ilgili ciddi bir çalışma yürütemedik. Bu üç madde dışında her biriyle tek tek mutlaka ilgilenmeye çalıştık. Eğer salgın dünyayı ve bizim hayatlarımızı bu derece etkilemeseydi büyük bir olasılıkla belirlediğimiz tüm adımları gerçekleştirebilecektik. Kurumsal hibe almanın derneğimize ilk olumlu katkısı böyle bir dokümana ve takvime sahip olabilmekti. Edindiğimiz bu deneyim bize yeni planlar yaparken kullanabileceğimiz ve işlevinden emin olduğumuz bir pratik kazandırdı. Buna ek olarak; yine faaliyet planımız çerçevesince, geçmişte yaptığımız işlerin yazılı hale getirilmesi sürecinde kendimizi de değerlendirmiş olduk. Biz şimdiye dek hep gönüllülük esasıyla çalışmalar yürütüyorduk. Ancak tam zamanlı konuya hakim kişilerle çalışmanın gerekliliğini de yine bu program sürecinde açıkça görmüş olduk.

Hibe süresince odaklandığınız konulardan bir tanesi de geliştirdiğiniz güneş enerjisiyle çalışan taşınabilir şarj cihazı EFE’nin (Energy for Everyone) pazarlama stratejisi üzerine çalışmak ve satış kanallarını geliştirmekti. Bu süreçte ne tür deneyimleriniz oldu? Bir ürün geliştirmek ve satışından gelir elde etmek isteyen sivil toplum kuruluşlarına tavsiyeleriniz neler?

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi tüm yüz yüze görüşmelerimiz EFE’nin pazarlama ve satış ağının geliştirilmesi üzerineydi. MWB ile kurduğumuz bağlantı bize böyle bir ağın nasıl kurulacağı ve etkili bir biçimde nasıl kullanılacağı ile ilgili ciddi bir bilgi sağladı.

Almaya’daki buluşmadan sonra Mart 2020’de İmece Köyü’ne gelen mentorumuzla iki hafta çok yoğun çalışabildik. Ancak kendisinin ülkesine dönmesiyle hem birlikte çalışmayı çevrimiçi gerçekleştirme çabası hem de tarım işçisi yararlanıcılarımızın acil ihtiyaçlarına odaklanmak zorunda hissetmemiz bizi oldukça yavaşlattı. Bunun nedeni İmece’de herkesin birden çok görevinin olması, yani bir anlamda insan kaynağımızın yetersizliğiydi. Yine de hem kurumumuzun kapasitesini geliştirip güçlendirecek hem EFE’yle ilgili görmediğimiz ya da atladığımız noktaları, olasılıkları ve seçenekleri tek tek ortaya koyan bir yol haritası belirleyebildik. Tabii istediğimiz çalışmaları, istediğimiz yoğunlukta yürütebilmemiz için salgın ile ilgili önümüzü görebilir hale gelmemiz gerekiyor.

Daha önce de insani krizlerde, örneğin Çeşme’den Sakız’a çok yoğun insan trafiği varken, faaliyet yürütmüştük. Ancak bu kez COVID-19 salgını yaşanırken, yani başka bir kriz daha varken, hem olağan faaliyetlerimizi sürdürüp hem kurumsal kapasitemizle ilgili ek çalışmalar yaptık. Bizim açımızdan çok enteresan bir deneyimdi. Bu anlamda limitlerimizi oldukça zorladık.

Satış ve pazarlama konusunda bizce önemli başka bir nokta da World Fair Trade Organization ile olan buluşmamızdan sonra belirginleşti. Böyle bir ağa dahil olabilmek için yapılması gereken çalışmaları ve cevaplanması gereken soruları görmek bizim için çok önemliydi. Bu gibi ağlara dahil olma konusunda hiç deneyimimiz olmadığını da düşününce edindiğimiz bilgi ufkumuzu açtı diyebiliriz.

Bir ürün geliştirmek ve satışından gelir elde etmek isteyen sivil toplum kuruluşlarına tavsiyelerimize gelirsek… İktisadi işletmenin yasal zemininin iyi kurulması ve bu işletmeler hakkında detaylı bilgiye sahip kişilerle mutlaka bir ön çalışma yapılması bizim tavsiyemiz olabilir. Bu kısım atlanıp doğrudan ürün geliştirmeye geçilirse geriye dönüp pek çok düzeltme yapılması gerekiyor ki bu da bir hayli zaman kaybetmek anlamına geliyor. Gönüllü emeğin çok yoğun olduğunu da göz önüne alırsak bizce en iyisi sağlam bir zeminle başlamak.

İmece İnisiyatifi Derneği, COVID-19 salgınıyla birlikte yaşanan gelişmelerin de bir sonucu olarak ihtiyaç sahiplerine yönelik yardım dağıtımlarına öncelik vermeye başladı. Sahadaki deneyimlerinizden yola çıkarak, yardım ettiğiniz toplulukların genel durumu, bu süreçte ortaya çıkan ihtiyaçları ve bu toplulukları düzenli şekilde desteklemek için atılabilecek adımlar konusundaki görüşlerinizi paylaşır mısınız?

Salgın devam ediyor. Salgının Türkiye de en yoğun yaşandığı Mart ayından bu yana, zaten oldukça ağır koşullarda yaşayan insanların problemleri daha da derinleşti. Zaten hijyen olanakları yok gibiydi ve geçici işlerde çalışıyorlardı. Salgınla birlikte artık sadece günlük yemekleri için yani boğaz tokluğuna çalışır hale geldiler. Hijyen için ayıracakları bir bütçeleri de bulunmuyor. Yaşam alanlarında sosyal mesafe kurallarına uyabilmeleri teknik olarak mümkün değil. Özellikle Dom yararlanıcılarımızın, yani tarım arazilerinde naylon çadırlarda yaşayan geçici koruma altındaki Suriyeliler’in bu imkanı hiç yok. Yaşadıkları ortamda suya ve elektriğe erişimleri çok kısıtlı. Banyo ve tuvalet problemleri ise uç noktada.

Evet, tarlada kendi sıralarında, arada mesafe varken çalışabilirler. Ancak işin belli kısımlarında mesela ürünün bir araya getirilmesinde ya da iş bitiminde traktör kasalarına binip çadırlarına dönerken sosyal mesafe kurallarına uyabilmelerinin mümkünü yok gibi. İşverenler de maske ve diğer hijyen malzemelerini çalışanları için sağlamıyorlar. Bu insanların da başka bir yerden maske temin etmesi çok zor. Ayrıca başta da belirttiğimiz gibi buna ayırabilecek bir bütçeleri de yok. Bu sebeple salgın sürecince hijyen malzemesi desteği vermeye odaklandık. Şimdiye dek sabun, şampuan, deterjan, kolonyaya ek olarak 67.500 adet maske dağıttık.

Ziraat odalarının iş birliği ile her ilçede bir yerleşke oluşturulup o bölgeye giden ve mevsimlik işçi olarak çalışacak aile ve bireylere biraz daha düzenli bir yaşam alanı olanağı sunulabileceğini düşünüyoruz. Örneğin ben 2 ay boyunca 20 çalışana ihtiyacı olan bir tarla sahibiyim ve bu talebimi ziraat odasına bildiriyorum. Onlar bana bu işçileri temin ediyorlar ve işçiler ilçemize geldikleri gün itibariyle önceden düzenlenmiş ve alt yapı sorunu olmayan alanlarda yaşamaya başlıyorlar. Burada konteynır yerleşkeler ya da daha farklı bir yapı da düşünülebilir. Böylelikle bu ailelerin çocukları da örgün eğitime dahil olabilirler ve başka bir ile ya da ilçeye geçtiklerinde eğitimlerinden geri kalmazlar. Bunun çok maliyetli bir sistem olduğunu düşünmüyoruz. Ama gerçekleşmesi için ilgili bakanlıkları, kooperatifleri ve meslek odalarını kapsayan bir çalışma yapılması gerekiyor.

İZEV Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Tamamladı

By | Kurumsal Destek Fonu

Özel gereksinimli çocuk, genç ve yetişkinlerin eğitimlerini, bireyselleşmelerini ve istihdam edilmelerini destekleyerek hayatın her alanında yer almaları için faaliyetler yürüten İstanbul Zihinsel Engelliler için Eğitim ve Dayanışma Vakfı’na (İZEV) Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile hibe desteği sağladık. Hibe kapsamında Vakfın organizasyonel yapısını güncellenmek için çalışmalar yapan İZEV’in Genel Sekreteri Merve Kılıç ile kurumsal hibe deneyimlerini, COVID-19 salgının çalışmalarına etkisini ve İZEV’in gelecek planlarını konuştuk.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Vakfımızdan aldığınız kurumsal hibe ile hangi kapasite gelişim başlığında, ne tür çalışmalar gerçekleştirdiniz? Bu tür bir kurumsal desteğin çalışmalarınıza nasıl bir katkısı oldu?

Kurumsal hibe ile aldığımız finansal destek ve kapasite gelişim kapsamındaki mentor desteği, Vakfımızın 30 yıllık kurumsal altyapısını güncellememiz ve kurumsallaşma sürecini tamamlamamız konusunda büyük destek sağladı. Bunun yanında personel ve kira giderimiz için de kaynak oluşturuldu. Bu desteklerin İZEV gibi özel sektör tarafından finanse edilmeyen, siyasi angajmanı bulunmayan, destek gruplarından maddi katılım talep etmeyen ve yalnızca yaptığı faaliyetlerle sürdürülebilirliğini sağlamaya çalışan sivil toplum kuruluşları için çok faydalı olduğuna inanıyoruz. İZEV Ailesi adına desteğiniz için tekrar teşekkür ederiz.

Dezavantajlı ya da risk altındaki toplulukların COVID-19 salgınından daha olumsuz şekilde etkilendiğini görüyoruz. Bu durumun birlikte çalıştığınız özel gereksinimli bireyler üzerindeki etkilerinden ve bu süreçte ortaya çıkan ihtiyaçlardan bahseder misiniz?

Vakfımızın destek verdiği özel gereksinimli bireyler haftada 5 gün tam zamanlı yürütülen Bağımsız Yaşam Evi programımıza devam ediyordu, bu program sayesinde bağımsız yaşam becerilerini sürdürüyor, sosyalleşiyor ve mesleki eğitim programlarına dahil oluyorlardı. COVID-19 salgını sebebiyle öncelikli riskli grupta bulundukları ve bu konuda bilgilendirilmeleri gerektiği için salgından olumsuz şekilde etkilenecekleri bekliyorduk. Bağımsız Yaşam Evi programına devam edemeyecekleri için de eğitim, sosyalleşme ve kaynaşma çalışmaları da kesintiye uğrayacaktı. Fakat Vakıf olarak Mart ayında acilen gönüllülerimiz ve ekibimizle çevrimiçi bir çalışma grubu oluşturarak İZEV Online-Evde Destek, Sosyalizasyon ve Eğitim Programını hazırladık. Bu sayede birlikte çalıştığımız özel gereksinimli bireylerin COVID-19 konusunda bilinçlenmelerini, eğitimlerine devam etmelerini ve kaynaştırma çalışmalarına katılmalarını sağlayacak projemizi hayata geçirdik.

Proje, 35 özel gereksinimli birey ve ebeveynleri, seçili lise öğrencileri ve sektör öncülerinin katılımıyla 15 Mart’tan bu yana devam ediyor. Gençler teknoloji kullanımından ilkyardıma, aikidodan Fransızca’ya uzanan geniş bir müfredatla haftada 5 gün çevrimiçi eğitim alıyor. Bu yenilikçi çalışmaların çıktıları bizleri de şaşırttı çünkü hem onlar hem de aileleri evde ve yeni normal şartlarında geçen aylarda hiçbir kaybın yaşanmadığını, yetkinliklerinin de her geçen gün artığını ifade ediyorlar. Bu projemizi İstanbul geneline yayabilmek için İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile görüşme halindeyiz, hedef kitlenin acil ihtiyacını çözmek için model programımızın büyük fayda sağlayacağına inanıyoruz. Projemiz Ocak ayına dek devam edecek, COVID-19 gündeminin sürmesi halinde ise Haziran ayına uzatılacak.

COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep olduğunu biliyoruz. Bu durum İZEV’in genel faaliyetlerini ve Bağımsız Yaşam Evi’ndeki çalışmaları nasıl etkiledi? Çalışmalarınıza devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşır mısınız?

Önceki sorunun yanıtında bahsettiğimiz gibi Bağımsız Yaşam Programımızı geliştirerek çevrimiçi platforma taşıdık. Gönüllülerimizle eskisinden daha sık bir araya geliyoruz, çevrimiçi toplantı deneyimleri bizi daha kolay iletişim sağlayabilen bir grup haline getirdi. Bu iletişimi devam ettirebilmek için özel Whatsapp grupları oluşturduk. Vakıf binamızın en az bir yıl daha kalabalık grupları ağırlayamayacağını ve maliyetinin daha küçük bir yapıya taşınarak düşürülebileceğini gördük. Bu sebeple de tek katlı bir merkeze taşınıyoruz. İZEV olarak yoğun bir şekilde saha etkinlikleri düzenleyen bir ekiptik, COVID-19 nedeniyle bu çalışmaların gerçekleşemeyeceğini öngördüğümüz için onları da çevrimiçi yapıya taşımak üzere bir program hazırladık. Etkinlik odaklı gelir modelimizi de ürün satışlarıyla değiştirmek üzere harekete geçtik. Ekim ayında e-ticaret sitelerinde İZEV’in ürün dükkanları açılıyor olacak. Böylece ekonomik olarak Vakfın ihtiyaçlarını karşılamak konusunda zorluk yaşamadan 2020 yılını tamamlamayı hedefliyoruz.

İZEV’in gönüllülük programı olan Duvar Yıkıcılar çalışmalarına çevrimiçi olarak devam ediyor. Vakfınızın çevrimiçi gönüllülük programı ne şekilde ilerliyor? Çevrimiçi bir gönüllülük programı yürütmenin Vakfınız açısından olumlu ve olumsuz yönleri neler?

Duvar Yıkıcılar Gönüllülük Programı İZEV’in hem saha çalışmaları hem eğitim çalışmaları hem de farkındalık çalışmaları için 3 ayrı başlıkta gönüllü havuzunu geliştirmeyi planladığımız bir proje. Bu başlıklardan ikisi şuan COVID-19 nedeniyle askıya alındı. Buna rağmen, oluşan gönüllü havuzu çevrimiçi eğitimler için ihtiyacımız olan gönüllülere erişimimizi sağladı. Duvar Yıkıcılar programının kapsamı daralsa da ihtiyaçlarımıza cevap verecek bir yapıda ve aktif olarak devam ediyor.

İZEV’in gelecek dönem planlarından bahseder misiniz? Önümüzdeki dönemde hangi alanlarda, ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Gelecek dönem için çalışmalarımızı eğitim, farkındalık, mesleki eğitim ve farkındalık başlıkları altında planlıyoruz. Çevrimiçi Eğitim Programımıza devam edeceğiz ve programın faydalanıcı sayısı da artarak devam edecek. Yaşam Hakkı-Duvar adıyla hazırladığımız ve 14 ödülle 2018-2019 yıllarında Vakfımızı uluslararası anlamda tanınan bir kurum olarak konumlamamazı sağlayan projemizin 2. etabı ve devam klibi için hazırlık yapıyoruz. Yine uluslararası müzik tarihinin en sevilen şarkılarından birinin telifini almayı başardık, çok yakında ilk duyurularını çıkacağımız farkındalık projemizin “Yaşamda Ol Benle Ol” adıyla lansmanı yapılacak ve Aralık ayında yayına girecek. Bunun yanı sıra, üç özel gereksinimli bireyimize özel ve onların da pay sahibi olduğu üç marka hazırlıyoruz. Her markanın modelliğini ve temsilciliğini de özel gereksinimli bireyler yapacak. Bu çalışma da diğer çalışmalarımız gibi dünyada ilk kez özel gereksinimli bireyler için ve onlar tarafından Vakfımız himayesinde gerçekleşecek. Bu proje için de çok heyecanlıyız.

Arada Derneği Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Tamamladı

By | Kurumsal Destek Fonu

Arada Derneği, herkes için fırsat eşitliği yaratmak amacıyla kadınlar, LGBTİ+ bireyler, engelliler ve çocuklarla sanatı merkeze alan sosyal uyum faaliyetleri gerçekleştiriyor ve başta performans sanatları ve görsel sanatlar olmak üzere disiplinlerarası sanat konularında çalışmalar yapıyor. Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde sağladığımız hibe ile bir kaynak geliştirme sorumlusu istihdam ederek kurumsal görünürlüğünü artırmak ve kaynak geliştirme kapasitesini güçlendirmek için çalışmalar yapan Arada Derneği hibe sürecini tamamladı. Arada Derneği’nden Serkan Bozkurt ve Evrim Doğan ile derneğin COVID-19 salgını ile başlayan süreçte yaptığı çalışmaları, salgının kültür-sanat alanına etkilerini ve Arada’nın gelecek dönem planlarını konuştuk.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Vakfımızdan aldığınız kurumsal hibe ile ne tür çalışmalar gerçekleştirdiniz? Kurumsal gelişim alanında odaklandığınız konu başlıklarından ve Fonun derneğinize katkılarından bahseder misiniz?

Kurumsal hibe ile kapasite geliştirme alanında yeni fon kaynakları yaratma, kurumsal iletişim stratejilerini geliştirme, bireysel bağışçılar bulma, gönüllü yönetimini geliştirme üzerine çalıştık. Festival veya diğer sanat projelerimiz için bu iletişim stratejisini kullanarak sosyal medya takipçilerimizi artırdık. Çalışmalarımıza daha fazla destek bulmak için çevremize yönelerek bireysel bağış toplama yoluna gittik. Böylelikle faaliyetlerimizi daha etkin şekilde gerçekleştirebildik. Kapasite Gelişim Bileşeni bize bulunduğumuz konum ile varmak istediğimiz yer arasındaki yolu çizmemiz için daha net bir harita oluşturdu.

Şubat 2020’de gerçekleştirdiğiniz 9. Arada Disiplinlerarası Sanat Festivali beden ve cinsiyet politikalarını odağına aldı. Arada Derneği, sanat ile beden ve cinsiyet politikaları arasında nasıl bir bağ kuruyor? Bu yaklaşım festivaldeki çalışmalara ne şekilde yansıdı?

Küratörlüğünü Serkan Bozkurt’un yaptığı 9. Arada Disiplinlerarası Sanat Festivali’nde disiplinlerarası bir bakış açısı ile saç, beden ve cinsiyet üzerine yapılan araştırmaları farklı yaklaşımların yer aldığı sanat eserleri ile bir araya getirdik. Beden ve özellikle saç üzerinden yaratılan stereotipler üzerinden güzellik olgusunu ve bunun getirdiği dışlamaları ve ötekileştirmeleri incelemek istedik.

Farklı varoluşların, bedenlerin birbirini anlaması ve birbirine yer vermesi, bir arada yaşayabilmek için önemli. Arada Derneği olarak sosyal içerme ve bir aradalık kavramımızı, dışlanmış, bastırılmış ve şiddete maruz kalmış cinsel kimliklerin ve farklı bedenlerin söylemlerini üreten queer ve feminist sanatçılara festivalde yer vererek, bu kimliklerin görünürlüğü artırarak ve söylemlerini bir araya getirerek güçlendirmek istedik.

Bedenler ve onların üzerine dayatılan cinsiyet politikalarına karşı “Her beden biricik ve kendi kimliğini ve söylemini oluşturması açısından önemlidir” diyerek bu festivalin konseptini oluşturduk. Festivalin sloganı ‘Kel Ama Kıllı’ hem absürt hem de dikkat çekici oldu.

Bedeni ve beden üzerindeki farklılıkları en çok görünen ve hakkında konuştuğumuz saç üzerinden konuşmak ve bunun üzerinden mevcut duruma göz atmak istedik.

Hem Türkiye’de hem dünyada salgının en çok etkilediği alanlardan bir tanesi de kültür sanat çalışmaları oldu. Arada Derneği olarak çalıştığınız alanda önümüzdeki dönemde ne gibi değişiklikler yaşanmasını bekliyorsunuz?

COVID-19 salgını döneminden en çok etkilenen alanlardan biri kültür sanat ve özellikle de görsel sanatlar ile performans sanatları oldu. Her ne kadar açık havada gösteriler ve konserler düzenlenmeye çalışılsa da her geçen gün iptalleri duyuyoruz. Bu dönemde en çok etkilenenlerden biri performans sanatçıları oldu. Özellikle bağımsız çalışan sanatçılar, seyircileri ile buluşamadı ve şu an çok ciddi maddi sorunlar yaşıyorlar. Türkiye’de ne yazık ki bu alanda yapılan çalışmalar çok yetersiz kalıyor. Çoğu sanatçı çalışma alanlarını değiştirdi, diğerleri sosyal medya kanalları ile izleyiciler ile buluşmaya çalışıyor. Ama sosyal medya henüz birebir iletişimin verdiği karşılıklı etkileşimi oluşturacak bir iletişim kanalı değil. Bu yüzden hem Türkiye’de hem dünyada sosyal mesafe dikkate alınarak seyirci ile bir araya gelmek için farklı araştırmalar yapılıyor. Bu sırada sosyal medya bu konudaki tartışmaların sürdürülmesi için özgür bir alan sağlamak için kullanılıyor. Sanatçılardan oluşan Arada Derneği olarak biz de bu dönemde farklı araştırmalar yaparak ayakta kalmaya ve diğer yandan da bir dayanışma ortamı yaratarak alana hizmet etmeye çalışıyoruz.

COVID-19 salgını döneminde başlattığınız Aradalık Çevrimiçi Seminerleri’nin amacından ve bu zamana kadar ele aldığınız konulardan bahseder misiniz?

Aradalık seminerlerini, yaklaşık 10 senedir üzerinde çalıştığımız Aradalık kavramı üzerinden oluşturduk. Amacımız bu alanda görsel ve yazılı yayınlar hazırlayarak konuyla ilgili araştırmalar yapmış akademisyenler, aktivistler ve diğer ilgilileri bir araya getirmek, Aradalık kavramının kapsayıcılığını göstermek ve Türkiye’de disiplinlerarası bakış açısını geliştirmeye katkı sağlamaktı. Bu nedenle Arada Derneği’nin aradalık grupları olan mülteci, göçmen, çocuk, kadın, engelli, LGBTQİ+ çalışma alanlarından ve kültür sanat çalışmalarından disiplinlerarası araştırmacılara ulaştık. İlk seminerde salgın döneminde tam merkezinde kaldığımız aradalık halini antropontolojik (insan-varlık felsefesi) açıdan değerlendirdiğimiz bir felsefe semineri düzenledik. Sonrasında hem Türkiye hem dünyaya coğrafi olarak aradalık kavramını Hibritleşme ve Küreselleşme açısından gözden geçirme fırsatımız oldu. 3. seminerde tekrar ana konumuz Göçmenlik olarak Aradalık’a dönerek göçmenliğin nedenlerini, demografik sonuçlarını ekonomik ve politik açıdan inceledik. Son olarak 19 Eylül’de Göçmenlik ve Müzik olarak Aradalık seminerimizi gerçekleştirdik. Devamında Ekim ayında Sakatlık ve Aradalık konusunda İdil Seda Ak ile bir buluşma gerçekleştireceğiz.

COVID-19 kapsamında alınan önlemler ve bu dönemde ortaya çıkan ihtiyaçlara paralel olarak bundan sonraki süreçte sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanlarında ve iş yapma biçimlerinde değişiklikler yaşanması bekleniyor. Arada Derneği olarak önümüzdeki dönemde çalışma alanlarınız veya çalışma biçimlerinizle ilgili değişiklikler yapmayı planlıyor musunuz?

Arada ekibi olarak 10 yıldır sosyal içerme üzerine ve sanatta fırsat eşitliği alanında çalışan bir kurumuz. Festival ve diğer uluslararası projelerimizle Meksika, Hindistan, İngiltere, İran, Avusturya, Hollanda, Finlandiya, Rusya gibi dünyanın birçok yerinden sanatçılar ve dezavantajlı bireylerle çalışmalar yapan kurumlarla iş birlikleri geliştirdik. Bu iş birlikleri sonucu farklı sanat ve sosyal içerme projeleri üreterek yeni deneyimler kazandık, bakış açımızı daha da genişlettik. Bu deneyimimizi Türkiye’deki diğer STK’lar ve aktivistlerle paylaşmak için festival ve sosyal içerme projelerimizi daha çok sosyal medya üzerinde devam ettirmeyi istiyoruz. Sanat alanındaki hareketi sürdürmek ve salgın döneminde söz konusu dezavantajlı gruplara sanatçıların da dahil olduğunu düşünerek, çalışmalarımızı özellikle LGBTİ, kadın, engelli sanatçılar başta olmak üzere kendi varoluşları ve etkileşimlerini sürdürebilmeleri üzerine yoğunlaştırmak istiyoruz. Salgın dönemine özel olarak hem sosyal medyayı en verimli şekilde kullanarak hem de açık havada sosyal mesafe önlemlerini göz önünde bulundurarak önümüzdeki sene engelliler ve toplumsal cinsiyet alanlarında planladığımız iki uluslararası projeyi hayata geçirmeyi planlıyoruz. Ayrıca Aradalık Çevrimiçi Buluşmaları’nı görsel ve basılı yayına dönüştürmek için çalışmalara da başladık.

Kurumsal Destek Fonu’na Yapılan Başvuruları Değerlendirdik

By | Kurumsal Destek Fonu

Dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak üzere çalışan sivil toplum kuruluşlarının kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerine destek olmak amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminin başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

Sivil toplum kuruluşlarının bu süreçte öne çıkan kurumsal çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla Kurumsal Destek Fonu’na yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı metine buradan ulaşabilirsiniz.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 Döneminde Desteklenecek Sivil Toplum Kuruluşları Belirlendi

By | Kurumsal Destek Fonu

Dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak amacıyla çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerinin güçlenmesine katkı sağlamak amacıyla Dalyan Foundation, Kahane Foundation, Turkey Mozaik Foundation iş birliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminde hibe vereceğimiz STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 9 STK’ya toplam 688.440 TL hibe desteği sağlayacağız.

Hibe almaya hak kazanan STK’lar ve yapacakları çalışmalara ilişkin bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Açık Alan Derneği: Sosyal, ekonomik ve kültürel olarak farklı kesimlerden başta gençler olmak üzere kadınlara ve çocuklara yönelik hak temelli bir bakış açısı ile eğitim alanında çalışmalar gerçekleştiren Açık Alan Derneği, Çimenev Bilim Sanat Merkezi’nde ekonomik olarak risk altındaki çocuklara yönelik okul devamsızlığını önlemek amacıyla faaliyetler yürütüyor. Dernek, yoksullukla mücadele etmek amacıyla hayata geçirdiği Derin Yoksulluk Ağı ile salgın sürecinde temel ihtiyaçlara erişmekte zorlanan ailelerle bağışçıları buluşturan bir platformun yürütücülüğünü de yapıyor. Kurumsal Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation ile beraber desteklediğimiz Açık Alan Derneği, kaynak çeşitliliğini artırmak ve finansal sürdürülebilirliğini sağlamak üzere çalışmalar yapacak.

Bütün Çocuklar Bizim Derneği: Okul öncesi ve ilkokul birinci sınıftaki çocukların eğitimsel ve yaşamsal ihtiyaçlarının giderilmesine destek olmak amacıyla okullarda çalışmalar gerçekleştirerek çocukların sağlıklı gelişimlerine katkı sunan dernek, bu alandaki ekonomik, sosyal, hukuki, psikolojik ve kültürel her türlü engele karşı mücadele ediyor. Bütün Çocuklar Derneği, Kurumsal Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibe ile bütünsel yönetim yaklaşımını kuvvetlendirmek amacıyla organizasyon yönetimi başlığı altında çalışacak.

Dem Derneği: İşiten toplum ile işitmeyen toplum arasında acıma duygusundan uzak diyalog alanları yaratmayı ve kolektif şekilde çözümler üretmeyi amaçlayan Dem Derneği, iletişim seminerleri ve farklı paydaşlıklar ile çeşitli farkındalık faaliyetleri düzenliyor ve Türk İşaret Dili eğitimlerini dijitalleştirdikleri sosyal girişimleri bukalemun.co ile Türkiye’deki herkesin işaret dili bilgisini kazanmasını sağlıyor. Dem Derneği, Kurumsal Destek Fonu kapsamında verdiğimiz hibe ile derneğin dijital platformlara yönelik proje geliştirme kapasitesini artırmak üzere çalışmalar gerçekleştirecek.

Rengarenk Umutlar Derneği: Rengarenk Umutlar Derneği, başta Sur bölgesi olmak üzere Diyarbakır’daki dezavantajlı mahallelerde yaşayan, risk altında, ayrımcılığa maruz kalmış kadın ve çocukların fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla faaliyet gösteriyor. Dernek, Kurumsal Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibe ile çalışmalarında, sahada ve çocuk hakları alanındaki sosyal etkisini ölçmek üzere kurumsal kapasitesini geliştirmeyi amaçlıyor.

Tarih Vakfı: Tarih Vakfı, Türkiye’de bireylerin tarihe bakışlarına yeni bir içerik, zenginlik kazandırmayı ve tarihi mirasın korunmasını köklü bir duyarlılıkla, geniş toplum kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Bu amaçla, tarih alanında oluşturulacak eleştirel, alternatif ve çok sesli eserlerin, kaynakların ve referansların öncelikli olarak öğrenciler, öğretmenler ve akademisyenler olmak üzere farklı hedef kitleler arasında yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor. Tarih Vakfı, Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile sağladığımız hibe ile finansal sürdürülebilirliğini sağlamak üzere yeni kaynak modelleri geliştirmek için çalışmalar yapacak.

Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği (TTM): Tarlabaşı semt sakinlerine eğitsel, sosyal ve psikolojik destek sağlamak amacıyla çalışan TTM, bölge sakinlerinin kent yaşamına eşit katılımını desteklemek üzere hak temelli çalışmalar yapıyor. TTM, Kurumsal Destek Fonu kapsamında Kahane Foundation finansmanı ile sağladığımız hibeyle derneğin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak için kaynak geliştirme ve iletişim alanında çalışmalar yapmayı planlıyor.

Temiz Giysi Kampanyası Derneği: Tekstil işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesini amaçlayan Temiz Giysi Kampanyası Derneği tekstildeki çalışma şartları, üretim metotları ve kullanılan kimyasallar hakkında araştırmalar yapıyor; tüketici aktivizm kampanyaları düzenliyor; markalar, işçi sendikaları, STK’lar ve devlet kurumları ile savunuculuk ve lobicilik faaliyetleri düzenliyor, daha fazla işçinin meslek hastalıklarından korunma ve tedaviye erişebilmesi için bilgilendirme çalışmaları yürütüyor. Temiz Giysi Kampanyası Derneği, Kurumsal Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibe ile iletişim stratejisi oluşturmak ve uygulamak için çalışacak.

Toy Gençlik Derneği: Toy Gençlik Derneği (TOY), gençlerin kendilerini ilgilendiren konularda karar alma süreçlerine aktif katılımını, akranlar arası yatay öğrenme ortamlarının yaratılmasını, gençlerin gönüllülük bilinci ile tanışmasını sağlamak adına sosyal, kültürel, ekonomik ve çevresel konularda yerel, ulusal ve uluslararası alanlarda çalışmalar yürütüyor. TOY, fon kapsamında sağladığımız hibe ile derneğin gençlik alanı ile ilgili savunuculuk ve lobicilik faaliyetlerini çevrimiçi olarak sürdürmeyi ve geliştirmeyi planlıyor.

Yeryüzü Derneği: Sürdürülebilir yaşam prensiplerinin hayata geçirilmesini, ekolojik, paylaşımcı ve doğayı koruyan toplum yaratılmasını sağlamak amacıyla çalışan Yeryüzü Derneği bu kapsamda kent bahçeleri ve gıda toplulukları oluşturuyor, tohum takas ve ileri dönüşüm şenlikleri düzenliyor, bu konularda kampanyalar, çalıştaylar ve eğitim faaliyetleri düzenliyor. Kurumsal Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile hibe sağladığımız dernek iletişim alanında kurumsal kapasitesini iletişim geliştirmeyi hedefliyor.

Kurumsal Destek Fonu Takvim Değişikliği

By | Kurumsal Destek Fonu

Kurumsal Destek Fonu’na gösterdiğiniz ilgi ve başvurularınız için teşekkür ederiz. Fona yüksek sayıda başvuru almaktan memnuniyet duyuyoruz.

Fona yapılan başvuruların yoğunluğu nedeniyle internet sitemizde yer alan takvimde bir erteleme yapmamız zorunlu hale geldi. Bu doğrultuda, hibe almaya hak kazanan kuruluşları 11 Eylül Cuma gün sonuna kadar internet sitemizde yayınlayacağımızı paylaşmak isteriz. Fonun güncellenen takvimini  ise aşağıda görebilirsiniz:

Süreç Tarih
Kurumsal Destek Fonu’nun duyurulması 22 Temmuz 2020
Son başvuru tarihi 14 Ağustos 2020
Teknik değerlendirme ve ön elemenin yapılması 17-19 Ağustos 2020
Ön elemeyi geçen başvuruların incelenmesi 19 Ağustos – 10 Eylül 2020
Hibe almaya hak kazanan kuruluşlara bilgilendirilme yapılması 11 Eylül 2020
İhtiyaç analizi toplantıları ve hibe çerçevesinin oluşturulması 14 – 25 Eylül 2020
Hibe sürecinin başlaması 28 Eylül 2020

 

Anlayışınız için teşekkür ederiz.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 Dönemi için Başvurular Sona Erdi

By | Kurumsal Destek Fonu

Dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak amacıyla çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerinin güçlenmesini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation iş birliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 dönemi başvuruları sona erdi.

Fona 112 STK başvuruda bulundu ve başvurulardan biri teknik kriterlerin değerlendirilmesi aşamasında elendi. Teknik elemeyi geçen başvuruların 96’sı dernek, 12’si vakıf, 3’ü kooperatif ve 1’i üniversite tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona aralarında Adıyaman, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Düzce, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hakkari, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Konya, Manisa, Mardin, Mersin, Ordu, Sakarya, Şanlıurfa, Trabzon, Tunceli’nin yer aldığı toplam 25 ilden başvuru alındı. Kurumsal Destek Fonu’ndan talep edilen toplam hibe tutarı ise 8.069.748 TL oldu.

Kurumsal Destek Fonu 2020 Dönemi Başvuruları Açıldı

By | Kurumsal Destek Fonu

Dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak amacıyla çalışan STK’ların kurumsal kapasitelerinin güçlenmesini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation iş birliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 dönemi başvuruları açıldı.

COVID-19 salgını ekseninde yaşanan gelişmeler doğrultusunda güncellediğimiz 2020 yılı hibe stratejimiz doğrultusunda, Kurumsal Destek Fonu’nun bu döneminde salgın süresince ve sonrasında, özellikle dezavantajlı ve kırılgan kesimlerle ilişkili olarak ortaya çıkan yeni ya da derinleşen ihtiyaçları merkezine alacak biçimde STK’ların kurumsal kapasitelerini güçlendirmeleri önceliklendirilecek. Vakfımız tarafından geliştirilen Kapasite Gelişim Bileşeni ile hibe desteğinin yanı sıra aşağıda yer alan kapasite gelişim başlıklarında mentorlarla çalışma başta olmak üzere STK’ların kurumsal gelişimlerini desteklemeye yönelik farklı imkanlar sunulacak:

  • Finansal sürdürülebilirlik
  • STK’larla işbirliği
  • Gönüllülerle işbirliği
  • Proje geliştirme ve uygulama
  • Savunuculuk ve lobicilik
  • Etki ölçümü
  • Organizasyon yönetimi
  • İletişim

Kurumsal Destek Fonu’na başvuru yapan STK’lar en fazla 80.000 TL talep edebilirler. Aşağıda yer alan başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar fona başvurabilirler:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar ve kooperatiflerle diğer kar amacı gütmeyen,
  • En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan,
  • 2019 yılı gelirleri 30.000 TL’den fazla ve 1.500.000 TL’den az olan,
  • Çalışmalarının odağında dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek, haklarını savunmak ve/veya sosyal refahını artırmak olan,
  • Kurumsal kapasite gelişimiyle ilgili bir vizyona ve ihtiyaca sahip olan kuruluşlar.

Kurumsal Destek Fonu’na başvurmak isteyen STK’ların başvuru formunu 14 Ağustos Cuma günü saat 18:00’e kadar eksiksiz şekilde doldurmaları gerekir.

Kurumsal Destek Fonu hakkında detaylı bilgiye (hibe süreci, kapasite gelişim bileşeni, başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve takvim) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.