Category

Kurumsal Destek Fonu

Köy Okulları Değişim Ağı Derneği ile Çalışmalarını ve Kurumsal Destek Fonumuzu Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

Kurumsal Destek Programımızın 2019 döneminden hibe ve mentorluk desteği alan Köy Okulları Değişim Ağı Derneği (KODA) ile mevcut çalışmalarını, 2020 yılı için hedeflerini ve kurumsal hibe programımızı konuştuk.

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nı takip edenler eğitimde fırsat eşitliği yaratmak ve köy okullarında eğitim kalitesini artırmak amacıyla çalışan KODA’yı 2018 yılında Çocuk Fonu kapsamında verdiğimiz hibe desteğinden de tanıyorlar. Projenin tamamlanmasının ardından KODA’nın çalışma alanlarında ve yürüttüğü faaliyetlerde değişiklikler oldu mu? 2020’de KODA’nın gündeminde ne tür çalışmalar yer alacak?

Köylerde, çocuktan başlayarak tüm topluluğa yayılacak ve kırsal kalkınmayı destekleyecek yenilikçi bir eğitim anlayışını hayata geçirmek için yürüttüğümüz faaliyetlerimizde yaygınlaşma odağındaki çalışmalarımız devam ediyor.

Köy öğretmenlerinin ihtiyaç duydukları konularda eğitimler almasını, kişisel ve mesleki açıdan güçlenmesini ve sürdürülebilir bir ağ kurmayı hedefleyen Öğretmen Toplulukları Programı, 3 yıldır Şanlıurfa-Harran ve 2 yıldır da Diyarbakır’da devam ediyor. Farklı bölgelerdeki köy öğretmenlerinden sık sık katılım talebi aldığımız programı önümüzdeki dönem; Malatya, Siirt-Pervari ve Samsun’da da uygulayabilmek için Milli Eğitim Müdürlükleri ile ön görüşmeler yaparak anlaşmaya vardık. Bütçe bulmamız halinde bu programı, ikinci dönemde yürütmeye başlayacağız.

Eğitim fakültelerinde okuyan öğretmen adayı üniversite öğrencilerinin, mezun olmadan önce köyde öğretmenlik yapmaya dair uygulamalı deneyim kazanmaları için yürüttüğümüz Çocuk Atölyeleri Programı’nı, geçtiğimiz yıl Muş’ta Muş Alparslan Üniversitesi’nde, İzmir’de Ege Üniversitesi’nde ve Samsun’da Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde uyguladık. Çocuk Atölyeleri Programı’na bu dönem Diyarbakır’da Dicle Üniveristesi’ni de dahil ederek devam ettik. Daha fazla üniversitede bu programı uygulamak için ve programa katılarak mezun olan öğretmen adaylarıyla nasıl bir kapsamda çalışmaya devam edebileceğimizin planlanmasına dair hazırlıklarımız sürüyor.

Geçtiğimiz yıl Şanlıurfa-Harran ve Diyarbakır-Çınar’da uyguladığımız mentorluk desteği uygulamamıza bu dönem bütçe bulamadığımız için devam edemedik. Bu uygulamanın amacı katılımcı öğretmenlerin, mentorluk desteği alarak akran mentorluğu eğitimi ile diğer köy öğretmenlerine destek olup, elde ettikleri kazanımların başka okullara da taşınması için öncülük etmelerini sağlamak. Şubat ayı itibariyle yeniden uygulamaya geçebilmek için; Siirt-Pervari, Diyarbakır-Çınar ve Şanlıurfa-Harran için projelendirmemizi ve bütçe çalışmamızı tamamladık. Mentorluk desteği uygulamamızda geçen yıl bir mentor öğretmenimiz, Şanlıurfa-Harran ve Diyarbakır-Çınar’daki köy okullarını ayda bir kez ziyaret ederek köy öğretmenlerine geri bildirimler verdi. Bu yıl Mentorluk Desteği’nin daha yaygın bir model olabilmesi için, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) atadığı 4 öğretmenin mentorluk yapabileceği bir projeyi Siirt-Pervari, Diyarbakır-Çınar ve Şanlıurfa-Harran için oluşturduk. Eğer bütçe bulabilirsek, önümüzdeki dönem bu 3 bölgede uygulamaya başlayacağız.

İçerik geliştirme faaliyetlerimizde, bu yıl büyük bir yol kat ettik. Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Müdürlüğü ve Sabancı Vakfı iş birliğinde, köy öğretmenlerinin ihtiyaçlarına yönelik olarak hazırladığımız “Köy Öğretmeninin Başucu Kitabı” ve “Birleştirilmiş Sınıflı Köy Okulları için Etkinlik Kitabı”nı tamamlayarak, Eğitim Bilişim Ağı üzerinden açık kaynak olarak öğretmenlerin kullanımlarına sunduk.

Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Müdürlüğü ve Sabancı Vakfı ile “Birleştirilmiş Sınıflarda Görev Yapan Köy Öğretmenlerinin Mesleki Kapasitelerini Geliştirme Eğitici Eğitimi” kursunun verilmesi ve yukarıda bahsettiğimiz kitaplarımızın yaygınlaştırma sürecini kapsayan bir yıllık bir protokol imzaladık. Köylerde birleştirilmiş sınıfların kendine özgü problemleriyle tek başına mücadele eden öğretmenlere destek olmak ve mesleki gelişimlerine katkıda bulunmak için aşağıdaki konuları içeren bir eğitici eğitimi tasarladık:

– Birleştirilmiş Sınıflarda Sınıf Yönetimi ve Planlama
– Birleştirilmiş Sınıflarda Öğretim Yöntem ve Teknikleri
– Birleştirilmiş Sınıflarda Sanatsal Beceriler (yaratıcı drama, hikaye anlatıcılığı, ritim, müzik, görsel sanatlar)
– Birleştirilmiş Sınıflarda Öğrenme
– Birleştirilmiş Sınıflarda Kapsayıcı Eğitim
– Birleştirilmiş Sınıflarda Ölçme ve Değerlendirme
– Doğada Öğrenme
– Okula Aidiyeti Geliştirmeye Yönelik Vaka Çalışmaları
– Okul, Aile, Köy İlişkileri
– Köyde Sosyal Girişimcilik

23-29 Ağustos ve 1-7 Eylül tarihleri arasında yaklaşık 100 öğretmene birer hafta süren ilk aşama eğitici eğitimi kursunu verdik. Kasım ayında da bu kursa katılan 100 öğretmeni davet ederek ileri seviye eğitici eğitimi kursunu verdik. Ocak ayında yeniden bir eğitici eğitimi kursu açarak, Türkiye’nin tüm illerinden birer öğretmenin katılmasını sağlamayı planlıyoruz. Böylece Türkiye’deki birleştirilmiş sınıf okutan tüm öğretmenlerin bu eğitimi alabilmesini hedefliyoruz. Eğitici eğitimini alan öğretmenlerin, kendi bölgelerindeki öğretmenlere 25’er kişilik gruplar halinde, seminer dönemlerinde ve sömestr tatillerinde bu eğitimleri vermeleri planlanıyor.

Bu protokol kapsamında yürüteceğimiz bir diğer çalışma ise; eğitim modüllerinin oluşturulması ve online bir platform üzerinden tüm öğretmenler ile paylaşılması.

KODA olarak 2020 yılı için gündemimizde olan çalışmalar; Öğretmen Toplulukları Programı’nı ve Çocuk Atölyeleri Programı’nı yaygınlaştırmak, mentorluk desteği uygulamasını yeniden hayata geçirmek, eğitici eğitimleri ile Türkiye’nin dört bir yanındaki birleştirilmiş sınıf okutan köy öğretmenlerini güçlendirmek. Tüm bunların yanında; eğitim müfredatı, köylerde sanat, model okul ve akademi gibi bütçe ve planlama çalışmalarını yaptığımız yeni proje fikirlerimizi bütçe bulmamız halinde faaliyete geçirmeyi planlıyoruz.

KODA’nın köy okullarında yürüttüğü çalışmaların önemli bir bölümü birleştirilmiş sınıflar üzerine olduğunu görüyoruz. Birleştirilmiş sınıf nedir? KODA olarak birleştirilmiş sınıflar ve bu sınıflardaki öğretmenlere yönelik olarak yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Birleştirilmiş sınıf; nüfusun az olduğu bölgelerde farklı yaş gruplarındaki ilkokul öğrencilerinin bir öğretmen tarafından aynı sınıfta okutulması ile oluşturulan bir öğretim yöntemidir. Ülkemizde çoğunlukla olumsuz söylemler ile anılan birleştirilmiş sınıflar, Almanya ve Finlandiya gibi ülkelerde, öğrenme kolaylığı (akran öğrenmesi gibi) ve sahip olduğu avantajlar açısından özellikle tercih edilmektedir. Birleştirilmiş sınıf okutan öğretmenleri desteklemek üzere yürüttüğümüz çalışmalarımızı 4 ana başlıkta özetlemek mümkün: kaynak kitaplar, eğitici eğitimleri, ağ kurma ve öğretmen adaylarına mezun olmadan önce uygulamalı deneyim kazandırma.

Köy öğretmenlerine bir rehber niteliğinde olan, köy okullarında eğitime dair örnek uygulamaları ve uzman görüşlerini paylaştığımız Köy Öğretmeninin Başucu Kitabı’mıza ve MEB müfredatında yer alan ders kazanımlarının disiplinler arası etkinlikler ile işlenmesine aracılık ederek, sınıf içi ve sınıf dışı uygulamaları desteklemeyi amaçlayan Birleştirilmiş Sınıflı Köy Okulları İçin Etkinlik Kitabı’mıza tüm öğretmenler Eğitim Bilişim Ağı üzerinden erişebiliyor.

Birleştirilmiş sınıf okutan tüm öğretmenlerin güçlendirilmesini hedefleyen eğitici eğitimi kurslarımız (Birleştirilmiş Sınıflarda Görev Yapan Köy Öğretmenlerinin Mesleki Kapasitelerini Geliştirme Eğitici Eğitimi) ile birleştirilmiş sınıf okutan tüm öğretmenlerimize ulaşmayı planlıyoruz. Öğretmenlerin hem kişisel hem de mesleki olarak sürekli bir gelişim halinde kalmalarını hedefleyen Öğretmen Toplulukları Programı’mız ile bir ağ kurmayı hedefliyoruz.
Üniversitelerin eğitim fakültelerinde okuyan öğretmen adaylarının mezun olmadan önce uygulamalı deneyim kazanmalarını sağlayan Çocuk Atölyeleri Programı’mızı yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.

 Türkiye’de köy okulları genellikle eksikler ve imkansızlıklar üzerinden anılıyor. Oysa, KODA olarak köy okullarında okumanın öğrenciler için birçok fırsat sunduğunu söylüyorsunuz. Bu fırsatlardan ve bu fırsatların ortaya çıkmasında öğretmenlerin oynadığı rolden bahseder misiniz?

Öğretmenlerle yaptığımız çalışmalar ve saha araştırmalarımız sonucunda, farkına vardığımız ve çalışmalarımızda odaklandığımız fırsatlar şöyle;

1. Okulların doğa içinde olması:
– Çocukların gelişiminde çok önemli olan, koşup oynamak için yeterli büyüklükte ve doğa ile iç içe bir alan,
– Doğayı bir öğrenme aracı olarak kabul etme,
– Öğrenmeyi sınıfın dışına taşıma olanağı,
– Çocuğun kendisinin doğanın bir parçası olduğunu fark etmesi.

2. Küçük okullarda öğretmenin inisiyatif almasının daha kolay olması

3. Sınıf mevcudunun azlığı:
– Daha sıcak, güvenilir bir okul ortamı ve bu ortamın çocuğun gelişimine sağlayacağı olumlu etki,
– Öğretmenin öğrenciyle daha derin bir ilişki geliştirebilmesi ve bunun çocuğun gelişimine yapacağı olumlu etki,- Öğretmenin öğrenciyi daha iyi tanıyarak daha kişiselleştirilmiş bir öğrenme sürecini tasarlama fırsatının olması.

4. Okul-aile-köy halkı arasındaki fiziksel yakınlık:
– Köyün coğrafi ve sosyal yapısının okul-aile iş birliğini geliştirmek için çok elverişli olması,
– Öğretmenin çocuğu bir birey olarak tanıması.

Bir köy okulundaki öğretmenin konumu, öğrencilerine bilişsel beceriler kazandırmasının yanında, çocuğun kendi olma halini koruyabilmesine ve kurduğu hayallerinin büyümesine de rehberlik etmek oluyor. Öğretmen ne kadar çok mevcut fırsatlara odaklanarak kendini geliştirirse, öğrenciler için de o denli faydalı olması mümkün.

Son dönemde Milli Eğitim Bakanlığı ile bir iş birliğine başladınız. Kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birlikleri hem fırsatlar hem de zorluklar içeriyor. Kamu kurumlarıyla iş birliği yapmak isteyen STK’lara önerileriniz neler olur?

Kamu kurum ve kuruluşlarıyla olan iş birlikleri, en üstteki kurum (örneğin bizim için Milli Eğitim Bakanlığı) ile çalışmak olarak düşünülebiliyor. Oysa bizim KODA olarak deneyimimizde, henüz referansı olmayan bir dernekken bile il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlükleriyle çalışmamız mümkün oldu. Kamu kurum ve kuruluşlarıyla olan iş birliğini doğrudan bakanlık düzeyinde ilgili kurumun merkeziyle ve en baştaki yöneticileriyle iş birliği gibi düşünmek yerine, yereldeki kamu kurumlarıyla olan iş birliklerini de çok önemsemek gerektiğini düşünüyoruz. Yereldeki kamu kurumlarıyla çalışmak, özellikle ilk aşamalarda çok güç katabilecek iş birliklerine dönüşebilir.

Eğer bakanlık seviyesinde bir çalışma varsa, orada da ilişkinin üst düzeydeki yöneticilerle sınırlı kalmaması, bakanlığın içinde aynı alanda beraber çalışılan kişilerle ilişkilerin geliştirilmesi, onların bakış açılarının anlaşılması önemli.

Kamu kurum ve kuruluşlarının kendilerine özgü birtakım prosedürleri olabiliyor. Bu prosedürleri öğrenmeye zaman ayırmanın da önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu konuda kurumun kendisi çok açıklayıcı olmasa bile iletişimde kalınan diğer paydaşlardan (örneğin bizim için öğretmenler) destek almak faydalı olabilir.

Yereldeki kamu kurumlarını bir paydaş olarak görmek, yapılan işi, başarıyı ve sosyal etkiyi paylaşmak, onlara da görünürlük vermek ilişkilerin geliştirilmesi açısından kritik. Etkili iş birlikleri için iletişimi sürekli tutmak, iş yapılan zamanların dışında da süreç içinde birkaç kez görüşmek, yapılan çalışmalara davet etmek ve katılmalarını sağlamak gerektiğini düşünüyoruz.

Kurumsal Destek Fonu’muzun 2019 döneminde aldığınız hibe ve mentor desteği ile KODA’nın kurumsal kapasitesini hangi alanda ve hedefler doğrultusunda geliştirmeyi planlıyorsunuz?

KODA olarak finansal sürdürülebilirliğimizi sağlamak adına kaynak geliştirme ve bağışçı yönetimini geliştirmeyi planlıyoruz. İletişim stratejimizi ve kaynak geliştirme stratejimizi oluşturarak bireysel ve kurumsal bağışçı sayımızı artırmayı hedefliyoruz.

Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği ile Kurumsal Destek Programı Kapsamında Aldıkları Hibe Desteğini Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

Kurumsal Destek Programımız kapsamında desteklediğimiz Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği ile yavaş yaşam felsefesi kapsamında yaptıkları çalışmaları ve aldıkları kurumsal hibenin derneğe katkılarını konuştuk.

Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği, “hayatı, zamanı, dünyayı tüketme” sloganıyla 2011 yılından beri İzmir’de faaliyetlerini sürdürüyor. Derneğin amaçları arasında olan yavaş yaşam felsefesi ve bu felsefenin yaygınlaştırılması için yürüttüğünüz çalışmalar hakkında bizimle bilgi paylaşabilir misiniz?
Yavaş yaşam felsefesinin birçok alt başlığı ve tanımı var. Yavaş yemek hareketinin iyi, temiz ve adil gıda yaklaşımı var; yavaş şehir hareketinin sürdürülebilir kentler oluşturma vizyonu var; yavaş mimari, yavaş para gibi birçok hareket var. Temel olarak hayatın mevcut hızından memnun olmama ve bir şekilde hayatı yakalamak için herkesin kendi yöntemiyle hayatı yavaşlatmaya çalıştığını söyleyebiliriz. Bizim açımızda yavaş yaşam, birbirimize iyi gelen karşılaşmaların, sadece tüketmek yerine üretmeyi teşvik edecek girişimlerin olduğu, doğayla barışık, sakin ve huzurlu bir toplumsal yaşamdır. Toplumda farklı kesimlerden insanların karşılaşması, bir araya gelmesi, birbirlerinden haberdar olması, iletişim kurması üzerine bu sene bazı faaliyetlerimiz var. Yavaş Yaşayanlar isimli bir kısa belgesel çalışmamız sonra erdi, 12 Aralık’ta gala gecesini yapacağız. Türkiye’nin farklı yerlerinden 9 kişinin sessiz sedasız yaptığı hak temelli çalışmaları kayıt altına aldık ve bunları yayınlayacağız. 2020 yılında İzmir’de çalışan hak temelli sivil toplum örgütlerinin destekleyecek bir kuluçka merkezi/destek merkezi kurma projemiz var, bunun için İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte çalışıyoruz.

2016 yılında yürüttüğünüz “Yavaş Yaşa” kampanyası farklı kesimler arasında oldukça dikkat çekti. Diğer yandan, “Black Friday Türkiye” olarak bilinen ve tüketimi teşvik eden kampanyalar da Türkiye’nin gündeminde giderek daha fazla yer buluyor. Yavaş Yaşa kampanyasının ortaya çıkışından, kampanyanın ana mesajlarından ve kampanya sonrasında aldığınız tepkilerden bahseder misiniz?
Yavaş Yaşa kampanyası oldukça düşük bir bütçeyle, Sivil Düşün AB Programı desteğiyle gerçekleşti. Biz birçok konuda en büyük “düşman” olarak bilinçsiz tüketimi görüyoruz. Çevrenin kirlenmesi, insanların emeklerinin istismar edilmesi, insanların borç batağına saplanması ve insanlara karşı önyargının yaygınlaşmasının en büyük sebebi tüketim. Biraz daha geniş çerçeveden bakarsak ekonomik krizlerin hatta savaşların bile sebebi tüketim. Eğer tüketicilerin çoğunluğu elektrikli arabaları tercih etse, petrolün değeri düşse, petrol kaynaklarını ele geçirmek için savaş çıkar mıydı? Sonuçta tüketimin azalması lazım, günümüzdeki tüketim miktarı bu dünya kaynakları tarafından karşılanamıyor. İnsanların tüketimlerini azaltmaları ve bilinçli tüketmeleri gerekiyor. Bilinçli derken, Amazon ormanlarını kesen bir firmanın ürününü kullanmak yerine kesmeyen bir firmanın ürününü kullanmak gibi yaklaşımlardan bahsediyoruz. Kampanyamız beklediğimizin çok üstünde ses getirdi. Facebook paylaşımlarımız milyonlarca insana ulaştı, televizyon haberlerinde, radyo programlarında, internet sitelerinde bahsedildi. CNN Türk, TedX Koç Üniversitesi ve TedX Bursa programlarına davet edildik. Hazırladığımız görselleri okullarına asmak isteyen öğrenciler, eğitim vermemizi isteyen öğretmenler, bizi davet eden, üye olmak isteyen yüzlerce insan bize ulaştı.

Uluslararası bir ağ ve yaklaşım olan Cittaslow Birliği’ne de dahilsiniz. Cittaslow’un nasıl bir vizyonu var? Bu vizyonu Türkiye’de uygularken nasıl tecrübeler edindiniz?
Cittaslow, yavaş yaşam hareketini yerel yönetimler ölçeğinde yaymaya çalışan uluslararası bir belediyeler birliği. Biz de dernek olarak Cittaslow Türkiye ağının ortağıyız diyebiliriz. Cittaslow’un amacı yaşam kalitesi yüksek, kendine yeten kentler oluşturmak. Tarımın, yerel üretimin, yerel el emeği ürünlerinin geliştirildiği, kentin tarihine, geleneklerine, doğasına sahip çıkan kentler oluşturmak. Bu vizyonu Türkiye’de uygularken fark ettiğimiz en önemli şey köylerin, kasabaların ve küçük kentlerin her geçen gün ıssızlaşmasıydı. Tarımla ve hayvancılıkla geçinemeyen insanların büyük şehirlere göçmesi aynı zamanda daha az üretim ve kendine daha az yeten bir ülke anlamına geliyor.

2019 yılında hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Programı’ndan aldığınız hibe ve mentor desteği ile Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin kurumsal kapasitesini hangi alanda ve hedefler doğrultusunda geliştirmeyi planlıyorsunuz?
Bu hibe çerçevesinde yaptığımız öz değerlendirme çalışmasında iletişim alanında sıkıntılarımız olduğunu gördük. Üyelerimizle, destekçilerimizle, ortaklarımızla düzenli ve anlamlı bir iletişim içinde olmadığımızı fark ettik. Bu yüzden, hibe sayesinde bir iletişim sorumlusu istihdam etmeye başladık. Amacımız hem kendimizi hem yaptıklarımızı daha çok kişiye ulaştırmak ve halihazırda ilişki içinde olduğumuz şahıs ve kurumlarla daha verimli bir iletişim kurabilmek.

Hibe, mentorlarla yapılan çalışmalar ve uzmanlık temelli gönüllü desteklerinden oluşan kurumsal hibe desteğinin Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği ve derneğin çalışmalarına ne tür katkılar sağlayacağını düşünüyorsunuz?
Derneğimizin kurumsal hibe desteği sayesinde doğru bir iletişim stratejisi oluşturup uygulaması sonucu tanınırlığımızın artmasını, paydaşlarımızla iş birliği imkanlarımızın gelişmesini ve daha fazla sayda gönüllünün bize destek olmasını umuyoruz. Birçok alanda proje bazlı hibelere erişmemize rağmen doğrudan kurumsal kapasitemizin arttırılması için aldığımız bu hibenin çok yararlı olacağını düşünüyoruz. Bir proje veya faaliyet karşılığında değil sadece kendi kurumumuzu daha iyi hale gelmesi için bir hibe alabilmek bizim için çok önemli.

Arada Derneği ile Kurumsal Destek Programı Kapsamında Aldıkları Hibeyi Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

Kurumsal Destek Progragımı’nın 2019-2020 dönemi kapsamında hibe verdiğimiz Arada Derneği ile sanat ve sosyal uyum alanlarındaki çalışmalarını ve kurumsal desteğin katkılarını konuştuk.

Arada Derneği farklı sosyo-kültürel grupları bir araya getiren sanat ve sosyal uyum aktiviteleri düzenliyor. Birlikte çalıştığınız gruplar ve bu gruplara yönelik olarak düzenlediğiniz çalışmalardan bahseder misiniz?
Arada Derneği sanat ile sosyal fayda sağlamak amacıyla çalışıyor. Yaptığımız aktivitelerde ‘Herkesle sanat herkese sanat’ sloganıyla sanatta fırsat eşitliği sağlıyoruz. Çalıştığımız bölgenin ihtiyacına göre şiddetsiz iletişim, cinsiyet eşitliği gibi kavramlar üzerine farkındalık arttırıcı etkinlikler düzenliyoruz. Hedef grubumuz yoksul bölgelerdeki çocuklar, engelliler, mülteciler, göçmenler, kadınlar ve LGBTİ+ bireyler gibi dezavantajlı gruplar. Sosyal içerme odaklı projelerde, farklı etnik ve kültürel yapılardan bireyleri bir araya getirerek aralarındaki iletişimi güçlendirecek, varsa çatışmaları en aza indirecek, dışlanmaya maruz kalan grupların görünürlüklerini arttıracak ve kendilerini daha iyi ifade etmelerini sağlayacak sanat etkinlikleri düzenlemekteyiz.

Çalışmalarımızın içerisinde Disiplinler Arası Sanat Atölyeleri, Eğitim Tiyatrosu (Forum ve İmaj Tiyatrosu), dans, ritim, ses ve hareket, koreografi, resim, heykel, endüstri ürünleri tasarımı, beden farkındalığı atölyeleri bulunmaktadır. Genellikle üretim odaklı yaptığımız çalışmalarda tiyatro gösterimi, sergi, film çekimi ve gösterimi gibi etkinlikler düzenleyerek çalıştığımız grubun görünürlüğünü arttırıyoruz ve kendilerini sanatsal bir dille ifade etmelerine destek oluyoruz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı: Farklı hedef kitlelerle çalışmalarınızla edindiğiniz deneyimi düşündüğünüzde, sanat faaliyetlerinin sosyal uyum çalışmalarına etkisi ve bu kapsamda yaratılan değişim hakkında bizimle neler paylaşabilirsiniz? Bu yaklaşımı tercih etmenizin nedeni nedir?
Sosyoekonomik ve sosyokültürel olarak dezavantajlı, etnik köken farklılığı vb. nedenlerle dışlanmış gruplar çoğunlukla şehrin merkezinden uzak ya da gettolarda yaşadıkları için sanat faaliyetlerinden yeterince yararlanamıyorlar ve kendilerini toplum içerisinde ifade etmekte zorlanıyorlar. Dezavantajlı bireyleri de içeren (katılımcı ve yönlendirici olarak) sanat çalışmaları yaparak toplum içerisinde daha görünür olmalarını ve kendilerini daha iyi ifade etmelerini sağlıyoruz.

Sanat çalışmaları; farklılıkları renk olarak kullanan, çatışmaları yaratıcı süreçlerle çözen, en hızlı şekilde iletişim kurma ve kaynaşma sağlayan, toplumsal sınıflamaları ve dışlamaları da ortadan kaldıran veya azaltan bir yöntem olduğu için hem sosyal etkisi yüksek hem sürdürebilir bir yöntem olduğunu düşünüyoruz. Özellikle beden üzerine yoğunlaşan sanat atölyeleri, dil engelini kaldırıyor duygusal ifadeleri paylaşma ve ortaklıklar kurarak sosyal iletişimi arttırıyor. Bedensel olarak kendini rahat ifade edebilen ve birbirlerinin hareket alanlarına saygılı etkin bir iletişim halinde olan bireylerin sosyal becerilerini geliştiriyor sözlü ve fiziksel şiddetten uzaklaştırıyor.

Sosyal uyumda sanat daha akıcı, kaynaştırıcı, özellikle dezavantajlı grupların mevcut çalışmalar içerisinde kendilerini daha iyi ifade etmelerini sağlıyor. Dans, müzik, resim gibi evrensel bir dil olan sanat; katılımcıların hem hızlı iletişim kurmalarını hem de eğlenmelerini sağladığı için dışlanmaya maruz kalmadan sosyal ortamlar yaratıyor.

Çocuklarla yaptığımız çalışmalarda disiplinler arası sanat metodunu kullanıyoruz. Farklı alanlara yetenekleri olan çocukların bu yeteneklerini keşfetmelerini ve ailelerinin de bu yönde farkındalığını arttırmalarını hedefliyoruz. Çocukların küçük yaştan itibaren sosyal hayatın içerisine girebilecek ve farklı sosyal ortamlarda kendilerini ifade etmelerini sağlayacak beceriler geliştirmelerinde yardımcı oluyoruz. Özellikle gettolarda yaşadığı ortam itibari ile şiddete maruz kalan ve uyuşturucu madde kullanımına şahit olan çocukların bu becerilerini geliştirmesi kendi sosyal ortamlarını seçmeleri ve okula devamlılıklarının artmasında da etkili oluyor.

Engelliler ile yaptığımız çalışmalarda Türkiye’de uygulanan acındırma ve sosyal dışlama içeren yöntemleri değiştirmek adına daha interaktif katılımcılı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Sadece engelliler ile çalışmak yerine farklı grupları bir araya getiriyoruz. Acındırma yerine sosyal içerme alanında engellileri güçlendirme ve görünürlüklerini arttırma üzerine odaklanıyoruz. Bu alanda yaptığımız çalışmaları İstanbul Üniversitesi Engelliler Uygulama Araştırma Yüksek Lisans Programındaverdiğimiz seminerlerle pekiştirilerek bilimsel alana da katkı sağlıyoruz.

Kadın ve LGBTİ+ alanındaki derneklere daha çok bedensel farkındalık ve güçlendirme içeren sanat aktiviteleri düzenliyoruz. Bu alandaki ana amacımız bu alanda derneklerin bu tür etkinliklerin sosyal etkilerinin farkına vararak devam ettirmesini sağlamak.

Arada Derneği uluslararası ve disiplinler arası bir sanat festivali olan Arada Festivali’ni de düzenliyor. Arada Festivali kapsamında ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Festivalin farklı alanlarda gerçekleştirdiğiniz çalışmalara nasıl bir katkısı oluyor?
Arada Festivali yaklaşık 10 senedir Arada sosyal çalışmalarının içerik geliştirmesine yardımcı oluyor. Gerçekleştirilen uluslararası iş birlikleri, derneğin ağlarının yurtdışına uzamasını sağlıyor. Farklı ülkelerden genç sanatçıların sosyal sorunlar üzerine düşünüp farklı çözüm yolları üretmesinde öncü oluyor. Son senelerdeki hedefimiz sanatçıları sosyal sorunlar üzerine düşünmeye teşvik ederken diğer yandan da farklı alanlardaki STK’ları sanat alanına çekerek disiplinler arası bir ağ oluşturmak. Aynı zamanda her festivalde hem uluslararası hem de belediyeler arası farklı iş birlikleri oluşturarak kamu, sanatçı, aktivist ve akademisyenler arasından konsolosluklar desteği ile de diplomasiye kadar uzanan bir dayanışma ağı oluşturuyoruz.

Daha önce Viyana-Avusturya, Amsterdam-Hollanda arasında gerçekleşen festivalin bu seneki ayağı ağırlıklı olarak Londra’da olacak. Bu anlamda Londra’ya Ocak ayında yapacağımız gezilerde AB Sivil Düşün desteği ile hem sanatçılarla hem de sosyal içerme üzerine çalışan birçok kurumla buluşacağız.

Sivil Toplum için Destek Vakfı: 2019 yılında hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Programı’ndan aldığınız hibe ve mentor desteği ile Arada Derneği’nin kurumsal kapasitesini hangi alanda ve hedefler doğrultusunda geliştirmeyi planlıyorsunuz?

Kurumsal Destek Programı, kurumun iletişim stratejilerinin geliştirilmesi, uzun ve kısa vadede fon vb. destek çalışmalarının sürdürebilir ilişkiler üzerinden kurulması, daha çok yararlanıcıya ulaşacak ve daha çok gönüllüyü kapsayacak bir çalışma sisteminin oluşturulması ve diğer kurumlarla kurduğumuz iş birliklerindeki konumumuzun netleşmesi, sürdürebilir finansal kaynaklar yaratmamız üzerine büyük katkılar sağlayacağını düşünüyoruz.

Hibe, mentorlarla yapılan çalışmalar ve uzmanlık temelli gönüllü desteklerinden oluşan kurumsal hibe desteğinin derneğinize ve derneğin çalışmalarına nasıl bir katkı sağlamasını bekliyorsunuz?
Uzman desteğiyle yeni iş birlikleri geliştirilmesi, fon ve sponsorluk desteği aldığımız kurumlara yaklaşımımız ve bireysel bağışçılar ile iletişimlerimizin sürdürebilirliği ve verimliliği, gönüllülerimizin fon ve iletişim stratejisindeki rolleri konularında kurumumuzu geliştiriyoruz. Ayrıca, ekibin bu stratejiler doğrultusundaki çalışma gücünün yönetiminde, mevcut/planlanan kampanyaların ve eğitimlerin kurumun sürdürebilir fon yaratma konusunda daha güçlü stratejiler ile yönetilmesinde ve sosyal medya kanallarının bu anlamda daha etkili ve verimli kullanılmasında bir uzmanla çalışmanın, deneyimli bir bağımsız gözlemci olarak bizi daha etkili çalışmaya motive edeceğini düşünüyoruz.

2019 Kurumsal Hibe Programı’ndan Hibe Alan STK’lar Belirlendi

By | Kurumsal Destek Fonu

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın, Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation eş finansman ortaklığıyla, Global Fund for Community Foundations finansal desteğiyle ve C@rma‘nın katkılarıyla hayata geçirdiği Kurumsal Hibe Programı 2019’dan hibe almaya hak kazanan sivil toplum kuruluşları (STK’lar) belirlendi. Kurumsal Hibe Programı’nın 2019 döneminde 6 sivil toplum kuruluşuna toplam 335.000 TL hibe desteği sağlanacak.

Kurumsal Hibe Programı’nın 2019 döneminde hibe almaya hak kazanan STK’lar, hibe miktarları ve tarihleri ile kurumsal gelişimleri için odaklanacakları alanlarla ilgili bilgiler aşağıdaki gibidir:

Kurumsal Hibe Programı kapsamında hibe almaya hak kazanan kuruluşlar, Sivil Toplum için Destek Vakfı ekibinin kolaylaştırıcılığında oluşturdukları stratejik yönelim ve öncelik alanları doğrultusunda birer mentor ve ihtiyaçlarına göre şirket gönüllüleriyle de eşleştirilerek farklı biçimlerde de desteklenecekler.

Kurumsal Hibe Programı için yeni dönem başvuruları 2020’nin ilkbaharında başlayacaktır.

 

 

 

 

Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği hibe süreci sona erdi

By | Kurumsal Destek Fonu

Vakfımızın Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği’ne 1 yılı aşkın süredir sağladığı toplam 18.720 TL’lık kurumsal hibe desteği son buldu. Hibe dönemi kapsamında derneğe bir Ofis Koordinatörü istihdam edilmesi sağlanarak derneğin ihtiyacı olan idari süreç koordinasyonuna destek sağlandı. Böylece Türkiye genelinde kampanya faaliyetlerinin koordinasyonu, lojistik düzenlemeleri ve raporlama süreçlerinin gerçekleştirilmesi sağlandı, ulaşılan genç sayısının ve etkinlik verimliliğinin izleme/ değerlendirilmesi yapılabildi. Dernek ofisinde çalışma düzenin sağlanarak iş verimliliğinin artması, dernek materyallerinin kullanım kontrolü ve güvenliğinin sağlanması, dernek ofisinin genel giderlerinin kayıtlarının tutulması ve işlemlerinin gerçekleştirilmesi, ofis ziyaretlerinde gençlerle tanıtım, görünürlük ve materyal sağlama çalışmalarının gerçekleştirilmesi gerçekleştirildi.

Düzenli gelir kaynakları olmayıp proje ve hibe başvuruları üzerinden sürdürülebilirliğini sağlamaya çalışan bir derneğin gelirlerinin devamlılığını sağlama noktasında yaşadığı zorlukları aşmasında destek olundu.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Hibe Programı Kapsamında Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Kurumsal Destek Fonu, Proje Destek Fonu, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın, Turkey Mozaik Foundation iş birliği çerçevesinde bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarını (STK) desteklemek amacıyla 2019 yılında ilk kez hayata geçirdiği Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Hibe Programı kapsamında desteklenecek STK’lar belirlendi.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Hibe Programı’na başvuru yapan 34 kuruluştan 3’ünün projelerine bir sene süreyle toplam 200.000 TL hibe desteği verilerek, toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışmalar yapan STK’ların kurumsal kapasitesinin güçlenmesine ve projelerini hayata geçirmelerine katkı sağlanacak.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Hibe Programı’nın 2019 döneminde desteklenecek sivil toplum kuruluşları ve projeleri:

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği: “Kadınların Can Simidi: 6284 sayılı Kanun” projesi ile, belediye çalışanlarına, muhtarlara ve şiddete maruz bırakılan ya da şiddete maruz kalma tehlikesi bulunan kadınlara yönelik eğitimlerin verileceği  bir program hayata geçirilecektir. 5 il ve 10 ilçede gerçekleştirilecek proje faaliyetleri ile 200’den fazla belediye çalışanı ve muhtara 6284 sayılı Kanun’la ilgili eğitimler verilecek; 400’den fazla kadının ise hakları konusunda bilgilendirilmeleri için bilinçlendirme çalışmaları yapılacaktır.

Kadınlarla Dayanışma Vakfı: “Yerinden Edilen Çocukluk – Çocuk Yaşta Evlendirme” projesi kapsamında yapılacak araştırma ile çocuk yaşta evlendirilen kadınlarla çocukluklarını yaşayamadan, zorunlu kadınlık haline geçiş sürecinin analizi yapılacaktır. Proje kapsamında şu an yetişkin olan Suriyeli kadınlar ile çalışılarak, geriye dönüp baktıklarında yaşadıkları tüm süreçlerin olumsuz etkileri tespit edilecektir. Özellikle mülteci kadınlar için Suriye’de ya da Türkiye’de olmanın çocuk evliliği açısından bakıldığında farklılaşan, aynılaşan, kolaylaşan ya da zorlaşan tarafları tespit edilecektir. Araştırma ile çocuk evliliklerinin göç ile bağlantısı ortaya çıkarılırken, Türkiye coğrafyasında yaşayan kadınların ortak mücadele perspektifi geliştirebilmelerinin araçları belirlenmeye çalışılacaktır.

Uçan Süpürge Vakfı: Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında başta erken yaşta ve zorla evliliklerle mücadele, kız çocuklarının eğitim hayatından uzaklaşması ve/veya uzaklaştırılması ve yerelde kadın örgütlerinin birbirleriyle olan bilgi ve tecrübe paylaşımı konusunda örgütlenmelerine destek vermek amacıyla çalışmalar yapan Uçan Süpürge Vakfı, alacağı kurumsal hibe desteği ile vakıf bünyesinde insan kaynağını geliştirecek ve bu sayede vakfın sürdürülebilirliği için yeni kaynaklar yaratmak amacıyla çalışmalar yapacaktır.

Kodluyoruz Derneği kurumsal hibe desteğinden yararlanıyor

By | Kurumsal Destek Fonu

Kodluyoruz Derneği, Turkey Mozaik Foundation’ın desteğiyle kurumsal hibeden yararlanıyor. Kışın başlayan hibe desteği kapsamında dernek ve çalışmaları hakkında sohbet etme imkanı bulduk.

Kodluyoruz Derneği’nin temel olarak ne yaptığını anlatabilir misiniz?
Kodluyoruz’da Türkiye’yi teknoloji alanında bir yetenek merkezi yapmak için çalışıyoruz. Odaklandığımız problem, ülkemizdeki yüksek genç işsizlik ve gençlerimizin kendi potansiyellerini katma değerli alanlarda ortaya çıkaracak eğitim fırsatlarına sahip olmaması. Bugün NEET oranında (inaktif gençler – çalışmayan veya bir eğitime katılmayan) OECD ülkeleri arasında birinci konumdayız – gençlerimizin yaklaşık %30’u atıl. Diğer taraftan, geleceğin yenilikte ve teknolojide olduğunu görüp bu alanlarda çalışmak isteyen binlerce genç, ve sektörde de yetenekli gençlere yüksek ihtiyaç var. Kodluyoruz olarak azimli gençlerle, teknoloji sektörü arasındaki bu yetenek açığını kapatıyoruz ve ülkemizde teknolojiyi takip etmekten ziyade üretmeye hazır yenetekleri geliştiriyoruz.

Bugüne kadar yukarıda belirttiğiniz meselelere yönelik temel hangi faaliyetleri hayata geçirdiniz?
Aslında 2 temel iş yapıyoruz.
1) Kodluyoruz Akademi: Kodluyoruz Akademi, azimli ve yüksek potansiyelli gençlerin, özellikle de kadınların, teknoloji alanında bir kariyere sahip olmaları için ihtiyaç duydukları teknik ve sosyal becerileri sağlıyor. Seçtiğimiz gençler, yazılımcı olmak için azimli, ilgili bölümlerden mezun; ancak sosyo-ekonomik koşulları, eğitim seviyesi veya iş tecrübesi yeterli görülmediği için istediği kariyere başlayamayan yetenekli gençler. Kodlama ile ilgili bölümlerde okuyan üniversite son sınıf öğrencileri veya yeni mezunlar 3 ay süren ‘bootcamp’lerde ücretsiz hızlandırılmış yazılım eğitimi alıyor, aynı zamanda başarılı bir yazılımcı olmak için gereken becerileri kazanıyorlar. 2019 sonuna kadar, 4 şehirde hayata geçirdiğimiz bootcamp’lerle yaklaşık 700 yazılımcıyı sektöre kazandırmış olacağız.

2) Mezunlar Kulübü: Mezunlar Kulübü, Kodluyoruz Akademi mezunlarının hayat boyu öğrenme ağı. Kodluyoruz Akademi’de eğitim gören gençlerden bir ağ yaratmak, mesleki gelişimlerini takip edebilmek ve kariyer yolculuklarında mezunlara destek olmak için mezunlar tarafından hayata geçirildi. Mezunlarımızın organize ettiği etkinlikler, söyleşiler, konuşmalar, ağ kurma aktiviteleri, atölyeler ile gençlerin sektörle daha hızlı kaynaşması ve birbirlerinin deneyimlerinden faydalanmaları hedefleniyor.

Hibeyi kurumsal gelişiminiz çerçevesinde bir proje koordinatörü istihdamı için kullanıyorsunuz ki bu da Yönetim Kurulunuzun üstündeki bazı iş kalemlerini hafifleştirecek ve böylece farklı alanlara yönelik faaliyetler yapmanızı sağlayacaktı. Bu konuda biraz bilgi verebilir misiniz?
Bu hibe, kapasitemizi artırmamız için çok kritik bir destekti. Faaliyetlerimizi hayata geçirmek için ihtiyaç duyduğumuz ekibi bu destek sayesinde kurduk. İşe aldığımız proje koordinatörü ve onu destekleyen asistan ve stajyerimiz sayesinde, amaçlarımızı daha sistematik ve stratejik olarak hayata geçiriyoruz.

Türkiye’de alanınızda önünüzdeki dönemi nasıl görüyorsunuz?
AB desteğiyle 2019’da yaptığımız Teknoloji Sektörü İhtiyaç Analizi Durum Raporu’nun da gösterdiği üzere, teknoloji sektörü hızla büyümeye devam edecek. Özellikle yapay zeka/makine öğrenimi/veri analizi ve Python alanlarında yetenek açığının önümüzdeki beş yılda artmasını bekliyoruz. Ancak, üniversite müfredatları ile sektör beklentileri arasındaki uyuşmazlık yeni mezunların yeterli becerilerle mezun olmasının önüne geçiyor ve eğer üniversitelerde bu konuda ilerleme kaydedemezsek sorun büyüyebilir.

Sektördeki yetenek uyuşmazlığı ve artan talep göz önünde bulundurulduğunda yetenekli gençlerin nitelikli eğitime ulaşması kritik bir öneme sahip. Özel kurslar, pek çok öğrenci için ekonomik açıdan erişilebilir değil. Bu durumda Kodluyoruz gibi sektör odaklı içerik sağlayan girişimlerin, teknoloji sektöründeki yetenek havuzunu geliştirmede, genç işsizliğini azaltmada ve fırsat eşitliği sağlamada önem kazanacağını ve çoğalacağını öngörüyoruz.

2019’un ikinci yarısında neler yapmayı planlıyorsunuz, bilgi verebilir misiniz?
2019’un ikinci yarısında, en az 6 bootcamp ve 10 Mezunlar Kulübü etkinliği düzenleyeceğiz. Aynı zamanda, Türkiye’de ilk kez yapay zeka alanında kapsamlı bir yetenek geliştirme programı oluşturmak için çalışıyoruz ve Ağustos’tan itibaren Microsoft’un desteğiyle bunu hayata geçireceğiz. Ek olarak, duyurusunu yapacağımız Yapay Zekâ Danışma Kurulumuz ile bu alanda dünya lideri kurumlarda çalışan, hem akademik faaliyet gösteren, hem de sektör deneyimi olan, farklı disiplinlerden profesyonelleri bir araya getirerek Kodluyoruz’un Türkiye’de yapay zekâ alanında bilgi üreten ve geliştiren bir kurum olmasını, Türkiye’deki sektöre de katkıda bulunmasını amaçlıyoruz.

Tüm bunları hayata geçirirken Sivil Toplum Destek Vakfı aracılığıyla kullandığımız Turkey Mozaik Foundation hibesiyle geliştirdiğimiz kapasitemiz büyük öneme sahip, bunun için sizlere teşekkür ederiz.

ÇATED ile çalışmalarını konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu, Röportaj

ÇATED (Çift ve Aile Terapileri Derneği) vakfımızdan ilk defa Turkey Mozaik Foundation desteğiyle bir kurumsal gelişim hibesi  kullanmaya başladı. Yakın zamanda yeni ofislerine de taşınan Dernek ile faaliyetlerini konuşma fırsatı bulduk.

Çift ve Aile Terapileri Derneği’nin kurulma amacından kısaca bahsedebilir misiniz?
Amacımız, toplumdaki sağlıklı ilişkilerin ve aile işlevlerinin güçlendirilmesi yönünde çalışmalar yürütmek, bu amaçla çift ve aile terapisi mesleğinin yaygınlaşması ve doğru uygulanmasını desteklemek ve topluma yönelik aile politikalarının oluşumuna ve iyileştirilmesine katkı sağlamak.

Kurum bu alanda bir meslek kuruluşu olmasından öte sosyal konularla da ilgileniyor. Bu konuyu da biraz açmak ister misiniz?
Dernek bünyemizdeki yedi farklı komiteyle ve diğer derneklerle işbirliği içinde sosyal konular üzerine halka açık eğitim/grup çalışmaları, seminer ve eğitimler veriyoruz, bilgilendirici yayınlar yapıyoruz. Toplumsal travmalarda mağdurlara psikososyal destekte bulunuyoruz. Göç eden annelere ebeveynlik üzerine grup çalışmaları yaptık, Çocuk İstismarı’na yönelik Çocuğun Gücü Projesi’ne Çocuk ve Hakları Platformu’nun bir üyesi olarak eğitim ve araştırma desteği veriyoruz, kronik hastalıklarla mücadele eden ailelere destekleyici videolar hazırlıyoruz. Ayrıca çocuklarda sağlıklı cinsel gelişim, aile içi şiddet gibi konularda ebeveynlere, rehber öğretmenlere, psikolojik danışmanlara ve terapistlere eğitim ve seminerler verdik. Yapılan yayınlarla ve verilen eğitimlerle, Türkiye’de devam eden ‘ailecilik’ anlayışının (ailenin kayıtsız şartsız bütünlüğünün korunması yönündeki muhafazakar görüşün) karşısında, boşanma, yeniden evlenme, eş-ebeveynlik, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları gibi konularda farkındalık yaratmayı da istiyoruz.

Hibeyi kurumsal gelişiminizi desteklemek için kullanmaya başladınız. Neden yeni bir mekana ve personele ihtiyacınız var, biraz anlatabilir misiniz?
ÇATED’in kuruluşundan itibaren toplantılarımızı yönetim kurulu üyelerimizin kendi özel ofislerinde yürüttük. İlk aşamada bu çalışma şekli işlevsel olsa da zaman içinde ÇATED’in kurucu üyelerinden bağımsızlaşıp gönüllü ve üyelerine kapısı açık bir dernek haline gelebilmesi açısından kendi mekanının olmasının önemli olduğunu düşündük. Ekim 2018 tarihinde Dernek merkezimizi kiraladığımız günden itibaren yönetim kurulu ve komite toplantılarımızı, meslek içi seminerleri ve süpervizyon toplantılarını merkezimizdeki toplantı salonlarında gerçekleştirdik. Üyelerden aldığımız geri bildirimlerde de öne çıkan aidiyet duygusunun oluşması ve düzenli eğitimlerin yapılabilmesi ihtiyaçları açısından merkezin olumlu bir etkisi olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca hibe kapsamında dernek asistanımızın ekibimize katılımı da yaptığımız işlerin sorunsuz şekilde ilerleyebilmesi açısından çok faydalı oldu. Asistanımız üyelerle, yönetim kuruluyla, komitelerle, ofis yetkilileriyle ve kuluçka merkeziyle aradaki iletişimin sağlanması, derneğin ihtiyaçlarının belirlenmesi ve karşılanması, dosyaların düzenli bir şekilde tutulması gibi konularda aldığı sorumlulukları etkin bir şekilde yerine getirdi.

2019 ikinci yarısında ÇATED’in planları nedir? Ne yapmayı planlıyorsunuz?
2019 yılının ikinci yarısında yukarıda bahsettiğimiz birçok projeye devam edeceğiz. Bu projelerin yanısıra 16-17 Kasım tarihlerinde 5. Sempozyumumuzu İstanbul Bilgi Üniversitesinde gerçekleştireceğiz. Kuruluşumuzun 10. Yılı kapsamında Uluslararası Aile Terapisi Derneği (IFTA) Genel Sekreteri William Hiebert’ın katılacağı sempozyumun konusu “Göç, Kimlik ve Aile” olacak. Ayrıca internet sitemizin daha aktif kullanılmasını sağlayacak sistemi kurduk. İçerikleri düzenleyerek aktif hale getireceğiz. Üyelerimizle oryantasyon sunumunun üzerinden geçeceğimiz, onların sesini de daha çok duyabileceğimiz bir etkinliği eylül ayı için planlıyoruz.

Kurumsal Destek Hibe Programı başvuru süreci kapandı

By | Kurumsal Destek Fonu, Vakıf Haberi

12 Nisan’da ilan ettiğimiz Kurumsal Destek Hibe Programı’nın başvuruları dün akşam 18:00’de sona erdi.

İlk bakışta programa 92 Sivil Toplum Kuruluşu başvurdu. Başvuranların 75′, dernek, 5’i kooperatif, 7’si vakıf ve 5’i diger (üniv., vb.) kategorisinde yer aldı. Toplam talep edilen hibe miktarı 4.943.912 TL, fonda bulunan hibe 240.000 TL.

Böylece başvurulan hibe rakamının %5’ini karşılama imkanımız olacak.

İlgi gösteren STK’lara teşekkür ederiz.

Hibe programıyla ilgili bundan sonraki takvim sürecine buradan ulaşabilirsiniz.

KURUMSAL HİBE PROGRAMI BAŞVURULARI AÇILDI

By | Kurumsal Destek Fonu

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın, Turkey Mozaik Foundation ile iş birliği çerçevesinde, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiği Kurumsal Hibe Programı’nın 2019-2020 dönemi başvuruları açıldı.

Kurumsal Hibe Programı kapsamında dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak amacıyla çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal gelişimine destek vermek amacıyla kira, insan kaynağı, uzman desteği, seyahat gibi masraflarını içeren başvuruları kabul edilecek.

Kurumsal Hibe Programı’nın 2019-2020 döneminde ilk kez STK’lara verilecek finansal desteğin yanı sıra, kurumsal kapasitelerini güçlendirmeye yönelik bir kapasite geliştirme bileşeni de hayata geçirilecek. Sivil Toplum için Destek Vakfı tarafından geliştirilen kurumsal kapasite bileşeni ile desteklenen STK’lar belirleyecekleri öncelikler doğrultusunda 1 yıl süreyle;

– finansal sürdürülebilirlik (kaynak geliştirme),
– aynı alanlarda çalışan STK’larla ortak çalışmalar yapma,
– yeni bir fikri proje haline getirme ve uygulama,
– üzerinde çalışılan sosyal sorunla ilgili kamuoyu yaratma ve/veya karar alıcıları etkileme (savunuculuk ve lobi faaliyetleri),
– toplumda ve/veya hedef kitlede yaratılan etkiyi/değişimi ölçme
– kurum içi ve dışı iletişim
konularında uzman mentorlarla çalışarak kurumsal kapasitelerini güçlendirmeye yönelik çalışmalar için destek alacaklar.

Kurumsal Hibe Programı kapsamında STK’lara dağıtılacak hibenin toplam tutarı en az 240.000 TL’dir. Başvuru yapan STK’lar hibe programından en fazla 12 ay süreyle faydalanabilirler ve en fazla 60.000 TL talep edebilirler.

Aşağıda yer alan başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar hibe programına başvurabilirler:
Türkiye’de kurulmuş, dernekler, vakıflar ve kooperatiflerle diğer kar amacı gütmeyen,
En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan,
2018 yılındaki gelirleri 30.000 TL’den fazla ve 750.000 TL’den az olan,
Çalışmalarının odağında dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak olan
Kurumsal kapasite gelişimiyle ilgili bir vizyona ve ihtiyaca sahip olan kuruluşlar.

Kurumsal Hibe Programı’na başvurmak isteyen STK’ların aşağıdaki bağlantıda yer alan formu eksiksiz şekilde doldurarak 6 Mayıs 2019 Pazartesi günü saat 18:00’e kadar başvurularını yapmaları gerekir.

Program hakkında detaylı bilgiye (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri, takvim, başvuru formu, vb.) buradan ulaşabilirsiniz. Eğer doğrudan başvuru formuna ulaşmak istiyorsanız lütfen buraya tıklayın (Kurumsal Hibe Programı sekmesindeki başvuru formu).