Category

Uncategorized

Filmmor Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Tamamladı

By | Uncategorized

Kadınların sinema ve medya çalışmalarına katılımını artırmak, üretim alanlarını geliştirmek ve bu alanlarda kendilerini daha iyi ifade etmelerini sağlamak amacıyla çalışan Filmmor Kadın Kooperatifi (Filmmor) Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde hibe ve mentorluk desteği sağladık. Hibe kapsamında idari işler sorumlusu ve iletişim sorumlusu olmak üzere iki çalışan istihdam eden Filmmor, iç iletişimini ve organizasyon yapısını güçlendirmek için çalışmalar yaptı. Filmmor İletişim Danışmanı Hülya Uğur Tanrıöver ile hibe kapsamında derneğin odaklandığı kurumsal gelişim alanlarını, bu yıl ilk kez çevrimiçi olarak gerçekleştirilen Uluslararası Filmmor Kadın Filmleri Festivali’ni ve Filmmor’un gelecek planlarını konuştuk.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Vakfımızdan aldığınız kurumsal hibe ile ne tür çalışmalar yaptınız? Filmmor’un kurumsal gelişimi için hangi alanlara odaklandınız?

Kurumsal kimlik ilkeleri oluşturduk ve tüm üyeler, çalışanlar, danışmanlar, gönüllüler tarafından benimsenmesi için rutin toplantılar gibi iç iletişim çalışmaları gerçekleştirdik. Kurumsal iletişim konusundaki temel eksiklerimizi belirledik ve giderilmeleri için gerekli çalışma ve takvimin yapılmasına odaklandık. Belirlediğimiz temel eksiklerimiz ise iç iletişim,
iş tanımları, iş akışları ve görsel kimlik konularında oldu.

Filmmor’un Kurumsal Destek Fonu kapsamında geçirdiği süreci değerlendirdiğinizde, kendiniz için belirlediğiniz kapasite gelişim hedeflerine ne ölçüde ulaştığınızı düşünüyorsunuz? Kurumsal bir hibe almanın çalışmalarınıza nasıl bir katkısı oldu?

Belirlediğimiz kapasite gelişim alanlarında hedeflerimizin gerçekleşmesi için uzman desteği aldık. Kurum arşivi oluşturma ve iç iletişim konusunda ihtiyaç duyduğumuz sekretarya hizmetine Kurumsal Destek Fonu’ndan aldığımız hibe sayesinde ulaşabildik.

COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep olduğunu görüyoruz. Bu durum Filmmor’un çalışmalarını ne şekilde etkiledi? Bu dönemde faaliyetlerinize devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşır mısınız?

Filmmor, salgının ilan edilmesinin hemen ertesinde alınan tedbirler nedeniyle evlere kapanan tüm takipçilerine yönelik olarak “Filmmor Online” adıyla, daha önceki yıllarda gösterilen filmlerden bir seçki yaparak, yıllık programında yer almayan bir etkinlik düzenledi. Kısa sürede Türkiye ve diğer ülkelerden ortaklarımız olan kurum ve kişilerin açık erişim izni vermesiyle film gösterimleri ve Instagram hesabımız üzerinden söyleşiler düzenlendi. Ofis düzeninden evde çevrimiçi çalışma düzenine geçişimiz, tarihleri ilan edilmiş film festivalimizden 3 gün önce netleşti ve bu yüzden festival ileri bir tarihte çevrimiçi olarak düzenlendi. Bunun için teknik altyapı, yazılım desteği ve danışmanlık hizmetleri alındı. Çalışanlarımızın çevrimiçi çalışma düzenine uyum sağlayabilmeleri için ek teknik destek gerekli oldu. Ayrıca dijital araçların kullanımı açısından eksikleri olan çalışanlarımıza yönelik olarak kurum içi bilgilendirme ve beceri kazandırma çalışmaları yapıldı.

Film gösterimleri, paneller, forumlar ve söyleşilerden oluşan 18. Uluslararası Filmmor Kadın Filmleri Festivali’ni bu yıl ilk kez çevrimiçi olarak gerçekleştirdiniz. Bu seneki festivalden öne çıkanları ve çevrimiçi festivalin olumlu/olumsuz yönlerini bizimle paylaşır mısınız?

Çevrimiçi olmasına karşın 18. Uluslararası Filmmor Kadın Filmleri Festivali, öngörülen etkinliklerin tamamına yakınını sunabildi. Genel değerlendirmede çevrimiçi festivalin olumlu yanları olumsuz yanlarından fazlaydı.

Festivalin çevrimiçi olmasının temel olumsuz yanı hem İstanbul hem de “gezici” gösterimlerde farklı kesimlerden kadınlarla yüz yüze buluşma ve fiziksel etkileşim olanağının bulunmaması oldu. Bu yıl Galatasaray Üniversitesi Medya Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi (MEDİAR) ve Fransa merkezli Hescale ile ortak olarak düzenlemeyi planladığımız uluslararası akademik konferans ve söyleşilerden oluşan etkinliğimizi, çok farklı ülkelerden katılımcıların teknik uyumlanma sorunları nedeniyle yapamadık. Sayıları çok olmasa da birkaç film gösteriminin dağıtımcısı ve yönetmeninin çevrimiçi gösterimi tercih etmemesinden ötürü iptal edilmesi de olumsuz etkiler arasındaydı. Buna karşılık, festivalin çevrimiçi yapılması coğrafi açıdan çok daha geniş bir kitleye ulaşmamızı sağladı. Bir örnek vermek gerekirse, festival mekanlarına gitmekte sorun yaşayan 60 yaş üzeri kadınlar, çevrimiçi festivale katılabildiler. Bu durumdaki birçok kadın, gönderdikleri mesajlarda ve sosyal medya paylaşımlarında “ilk kez” Filmmor’a katılabildiklerinden dolayı mutlu olduklarını belirttiler.

Panel ve söyleşiler açısından da çevrimiçi festival bize yeni olanaklar sundu. Farklı şehirlerden kadınları bir araya getirdik. “Yerelde kültür sanat üreten kadınlar” konulu panelimizde, normal koşullarda gitmeyi planladığımız 6 ilden kadınlarla buluştuk. Bütçe veya mesafe sorunları gibi nedenlerle festivale katılamayacak olan yönetmenlerle izleyicileri çevrimiçi yöntemler sayesinde buluşturduk.

Filmmor’un gelecek dönem planlarından bahseder misiniz? Önümüzdeki dönemde hangi alanlarda, ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Salgın koşulları uzun süre kapalı mekanlarda etkinlik yapmaya el vermeyecek gibi göründüğünden 2021 festivalinin de çevrimiçi platform üzerinden yapılması düşünülüyor. Yine çevrimiçi olarak sürdürülen Dijimor: Feminist Dijital İletişim Atölyesi, Filmmor’un ana işlerinden biri olmaya devam edecek. Salgın ile birlikte dünyanın dijital yöntemlere odaklandığı bu dönemde Youtube gibi mecralardan kendi iletişim alanlarımızı kurmak gibi planlarımız var.

Puruli Kültür Sanat Derneği Kültür Sanat Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Anlattı

By | Kültür Sanat Fonu, Uncategorized
*Fotoğraf: Serhat Şatır

Puruli Kültür Sanat Derneği, Kültür Sanat Fonu’nun 2019 döneminde Turkey Mozaik Foundation’ın finansal desteği ile sağladığımız hibe kapsamında kurumsal kapasiteleri güçlendirmek amacıyla çalışmalar yürütüyor. Puruli ile 2013 yılından beri yürüttükleri Engelsiz Filmler Festivali’ni ve hibe süreci boyunca yapılacak çalışmaları konuştuk.

Yaygın dolaşıma dahil olmayan sanatın, mümkün olduğu kadar fazla kişiye ulaşması amacıyla çalışmalar yapan Puruli Kültür Sanat Derneği’nin (Puruli) kuruluş hikayesinden ve bu amaç doğrultusunda yürüttüğü çalışmalardan bahseder misiniz?

Puruli Kültür Sanat Derneği bu yıl altıncı yılını dolduruyor. Derneğin en büyük etkinliği Engelsiz Filmler Festivali (EFF). Festival, güncel nitelikli ve sinemaseverlerin vizyonda görme şansı bulamadığı filmleri, görme ve işitme engelliler için sesli betimleme, işaret dili ve ayrıntılı altyazı ile; ortopedik engeli olan sinemaseverlerin ise erişebileceği mekanlarda gösteriyor. EFF’yi kültürel bir etkinliğin herkesin bir arada takip edebileceği biçimde sunulabileceği fikriyle ilk kez 2013 yılında gerçekleştirdik. Ankara’da başladı ve ilk 4 yıl yalnızca Ankara’da gerçekleşti. Son 3 yıldır ise İstanbul ve Eskişehir’i de ziyaret ediyor. İlk yıldan itibaren dünyadan diğer erişilebilir film festivalleri ile ilişkiler kurmaya ve bir araya gelmeye başladık. Karşılıklı ziyaretler geçtiğimiz yıl Be-In! Erişilebilir Film Festivalleri Ağı’na dönüştü. Avrupa’da farklı ülkelerde gerçekleştirilen diğer 5 film festivali ile birlikte kurduğumuz Be-In! ile sinemada ve film festivallerinde erişilebilirlik üzerine birlikte çalışıyoruz.

Türkiye’de farklı alanlarda olduğu gibi kültür sanat hakkına erişim ve katılımda da engelli bireylerlerin pek çok sorunla karşılaştığını görüyoruz. Puruli’nin düzenlediği Engelsiz Filmler Festivali bu konuda nasıl bir değişim yaratıyor? Festivalin kapsamından ve engelli bireylerin erişimi için ne tür olanaklar sağladığından bahseder misiniz?

Söylediğiniz gibi, kültürel hayata eşit katılım bir hak fakat diğer pek çok meselenin ardında bırakılıyor ve önemsiz kabul ediliyor çoğunlukla. Sinema ve sinema etkinlikleri özelinde konuşacak olursak; Türkiye’de 2019 yılında 147’si yerli olmak üzere 400’ün üzerinde film sinemalarda gösterildi; her yıl 100’ün üzerinde film festivali, sinema günleri vb. etkinlik düzenleniyor. Bu filmlerin ve bu etkinliklerin çok büyük bir kısmı özel gereksinimi olan bireylere ulaşamıyor. Engelsiz Filmler Festivali yıl içinde gösterilen veya sinema tarihinden önemli bulduğu yapımları sesli betimleme, işaret dili ve ayrıntılı altyazı seçenekleri ile izleyiciye sunuyor. Her üç şehirde de, koşulları otizmlilerin ihtiyaçlarına göre düzenlediğimiz gösterimler gerçekleştiriyoruz. Tüm gösterimler ortopedik engeli olan, tekerlekli sandalye kullanan sinemaseverler için de erişilebilir olanlardan seçiliyor. En çok zorlandığımız konunun hem erişilebilir hem de film izlemek için uygun salon bulmak olduğunu da burada vurgulamak isterim.

Yalnızca film gösterimleri değil, film sonrası söyleşiler, yan etkinlikler ve ödül töreninde de işaret dili ve sesli betimlemeye yer verdiğimizi, Festival standlarında braille alfabesiyle basılmış gösterim programı ve katalog bulundurduğumuzu, Festival’in internet sayfasının erişilebilir bir ara yüzü olduğunu, bültenlerin ve festival tanıtımlarının erişilebilir olarak yayınlandığını da söylemek gerekir. Ancak hala erişilebilirlik adına yapılabilecek daha fazla şey olduğunu fark ediyor ve eksiklerimizi gidermeye çalışıyoruz.

Engelsiz Filmler Festivali kapsamında engelli hakları alanında çalışan STK’lar ve kültür-sanat kurumları arasında ne tür iş birlikleri geliştiriyorsunuz? Bu iş birliklerinin çeşitlenmesi ve daha fazla sayıda kişinin çalışmalarınızdan faydalanabilmesi için neler yapılabilir?

Engelsiz Filmler Festivali, kültür sanat kurumlarıyla ve engelli hakları alanında çalışan STK’larla iş birlikleri gerçekleştiriyor. Festival kapsamında düzenlenen paneller ve etkinlikler yoluyla bu kurumlar yan yana geliyorlar. Şimdiye dek kültür sanat kurumları, engelli hakları alanında çalışan STK’lar ile birlikte gerçekleştirdiğimiz etkinliklerde ev sahibi rolünde oldular. Daha fazla ve daha yakın iş birliği için engellilerin kültür sanat alanına olan ilgi ve talebinin artmasının gerektiğini düşünüyoruz. Bir önceki soruda da bahsettiğimiz gibi, kültürel hayata erişim hakkı engellilerin çoğunluğu tarafından da benimsenmiş ve önem verilen bir mesele değil. Eğer burada bir değişim olur ve kültürel etkinliklere katılma, kültürel faaliyetlerde yer alma talebi büyürse bahsettiğiniz iş birlikleri de artıp çeşitlenecektir.

2019 yılında ilk kez hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation’ın finansmanıyla kurumsal hibe alıyorsunuz. Bu hibe ile kurumunuzun kapasitenizi güçlendirmek için neler yapacaksınız? Hibe dönemi sonunda ulaşmayı beklediğiniz hedefler neler?

Bu hibe için Sivil Toplum için Destek Vakfı’na teşekkür ederiz. Aldığımız hibeyle engelli hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşları ile iletişimimizi güçlendirmek adına çalışmalar gerçekleştirecek bir çalışan istihdam ediyoruz. Bu çalışmalar STK’lara ilişkin iletişim bilgilerinin güncellenmesi, STK’ların temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirerek kültür sanat etkinliklerine katılımlarına ilişkin bilgi toplamak ve ihtiyaçları öğrenmek, Be-In! Ağı kapsamında “erişilebilir film festivali” nedir sorusunu yanıtlayan bir rehber hazırlamak ve EFF kapsamında altı yıldır uyguladığımız anketlerin analizi ve bu anketlerin genişletilerek uygulanması için iş birlikleri kurmak gibi EFF’nin niteliğini ve etkililiğini artıracak faaliyetleri kapsıyor.

Vakfımızdan aldığınız hibe desteği kapsamında Engelsiz Filmler Festivali’nin kurucuları arasında yer aldığı Be-In! Erişilebilir Film Festivalleri Ağı’nda yer alan Avrupa’daki diğer film festivalleri ile birlikte erişilebilirlikle ilgili bir kılavuz hazırlamaya planlıyorsunuz. Bu kılavuzun nasıl bir ihtiyaca cevap vereceğini düşünüyorsunuz? Bu tür bir yaklaşımın daha fazla sayıda festivalin engelli bireylerin erişimine açık hale gelmesinde katkısı olabilir mi?

Öyle umuyoruz fakat bunun zaman alacağının ve bir çaba gerektirdiğinin de farkındayız. EFF ile bugüne kadar 232 filmin erişilebilirlik uygulamaları hazırlandı. Bu filmlerin Türkiye’deki diğer film festivallerinde gösterilmesi için ilk yıldan beri çalışıyoruz ve pek çok festivalle iş birlikleri geliştirerek bu festivallerde erişilebilir filmler gösterilmesini sağladık. Fakat elbette yalnızca programda erişilebilir gösterimlere de yer vermek bir festivali erişilebilir bir etkinlik yapmaya yetmiyor. Hazırlayacağımız rehber, erişilebilir bir film festivali hangi ihtiyaçlara cevap vermelidir, neyi nasıl yapmalıdır, gerçekleştiği mekanların ne tür özellikleri olmalıdır gibi sorulara cevap verecek. Bu rehber, Engelsiz Filmler Festivali için de bir yol haritası olacak elbette. Bunun yanında diğer film festivallerinin erişilebilirlik oranlarını artıracağını, etkinliklerini erişilebilir kılmak isteyen kültür-sanat operatörleri için de bir kılavuz olacağını umuyoruz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı Ekip Arkadaşı Arıyor

By | Uncategorized

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak, Türkiye’de bağışçılık kültürünün gelişmesine katkı sağlamak için bağışçıların öncelikleriyle sivil toplumun ihtiyaçlarını buluşturmak amacıyla çalışmalar yürütüyoruz. Vakıf olarak, Türkiye’nin sosyal sorunlarının çözümü için bağışçılığın geliştirilmesi gerektiğine inanıyor, sivil toplumun yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler üretmesine katkı sağlamak amacıyla hibe programları yürütüyoruz. Bu kapsamda, 2016 – Mart 2020 arasında 90’i aşkın sivil toplum kuruluşuna (STK) yaklaşık 4 milyon TL’lik hibe sağlayarak Türkiye’de sivil toplumun gelişimine katkıda bulunduk.

Vakfımızın hibe programları ile ilgili tüm süreçlerin planlanmasında ve yürütülmesinde görev alacak, İstanbul’da ikamet eden bir Hibe Programları Uzmanı arıyoruz. Son başvuru tarihi 23 Mart olan pozisyonun görev tanımı ve başvuru koşulları hakkında detaylı bilgi için tıklayın.