Çocuk Fonu

KALBEN Derneği ile Çocuk Fonu Kapsamındaki Kurumsal Hibe Sürecini Konuştuk

Devlet koruması altındaki çocuklar ve koruyucu aileler arasındaki bağı güçlendirmek ve koruma altında yaşayan çocukların hak ve fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla çalışan Korunma Altında Yetişen Gençler ve Koruyucu Aile Derneği’ne (KALBEN) Çocuk Fonu’nun 2020-2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile kurumsal hibe desteği sağlıyoruz. Hibe desteğiyle derneğin organizasyon yapısını ve finansal sürdürülebilirliğini güçlendirmek için kullanan  KALBEN, derneğin dijitalleşmesi ve daha fazla sayıda bireysel bağışçıya ulaşması için çalışmalar yapacak. KALBEN Derneği Proje Koordinatörü Seda Dokuzkardeş ile yaptığımız röportajda koruyucu aileler ve koruma altındaki çocuklar ile  yürüttükleri faaliyetleri ve  derneğin kurumsal kapasitesini güçlendirmek amacıyla yapacakları çalışmaları  konuştuk.

KALBEN Derneği’nin amaçlarından ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

KALBEN Derneği, koruyucu ailede büyüyen Pelin Çalışkanoğlu Ekşi tarafından kuruldu. Pelin’in ailesi Türkiye’nin ilk koruyucu ailelerinden biri. Kurumumuz korunma altındaki çocuklar ve koruyucu aileler arasındaki bağı güçlendirmek, devlet koruması altında yaşayan çocuklara hak ve fırsat eşitliği sağlama konusunda çalışmalar yapıyor. KALBEN olarak öncelikli hedefimiz devlet koruması altında yaşayan çocuklarımızın gelişimsel farklarını en aza indirerek psiko-sosyal destek sağlamak.

Korunma altında yetişen çocuklarımızın ve gençlerimizin  sosyal ve gelişimsel açıdan yaşıtlarından geri olma durumlarını en aza indirmek hatta aradaki bu farkı kapatmak için çalışan kurumumuz, yaşıtları ile aynı şartlar altında gelişim sağlayamayan çocuklarımızın sağlıklı ve güvenli bir aile ortamı içerisinde sosyal, psikolojik ve akademik olarak gelişimlerine katkıda bulunarak fırsat ve eğitim eşitliği sunuyor.

Sanatın ve sporun iyileştirici gücünün olduğuna inanıyoruz. Sürdürülebilirliğini sağladığımız sanat ve spor eğitimleri ile çocuklarımıza özel bir alan ve kendilerini daha iyi ifade etmelerini sağlayan bir ortam yaratıyoruz.

Her çocuğun aile ortamında yetişmesi gerektiğini savunarak devlet koruması altında yaşayan çocuk sayısını en aza indirmek için Koruyucu Aile Hizmet modelinin bilinirliğini tanıtmak amacıyla özellikle gençler arasında, üniversitelerde, sivil toplum kuruluşlarında sempozyumlar ve sunumlar yapıyoruz.

KALBEN Derneği, koruyucu aile hizmet modelinden faydalanan ve koruyucu aile deneyimine sahip kişiler tarafından kuruldu. Derneğinizin bu tecrübeye sahip kişiler tarafından kurulmuş olmasının yaptığınız çalışmalara ne tür katkıları oluyor?

Koruyucu aile hizmet modelinde bazen karşımıza çocuk ve aile uyumu gibi beklemediğimiz sorunlar çıkabiliyor. Bu durum özellikle ergenlik döneminde ortaya çıkabiliyor. Bu tarz sorunlarda, tecrübeli koruyucu ailelerimiz sorun yaşayan koruyucu ailelere yol gösteriyor. Her ihtimalde de çocuk ve çocuğun yararı ön planda tutuluyor. Koruyucu ailenin yanına yerleşmiş bir çocuğa düzgün bir yaşam sunabilmek bu noktada çok önemli bir nokta.

Verdiğimiz seminerlerde tecrübeli koruyucu ailelerin ya da korunma altında yetişmiş gençlerden konuşmasını talep edip süreç hakkında detaylı bilgi vermelerini istiyoruz. Koruyucu aile adayları ile tecrübeli koruyucu ailelerimizin birebir görüşmeler yapmalarını sağlıyoruz. Bu sayede koruyucu aile adayları sürece daha hazırlıklı oluyorlar. Ergenlik döneminde yaşanan kuruma geri dönüşler bu görüşmeler sayesinde azalabiliyor.

Türkiye’deki koruyucu aile hizmet modeli hakkında bilgi verir misiniz? Bu modelin koruma altındaki çocukların hayatında nasıl etkileri oluyor? 

Çeşitli nedenlerle biyolojik ailesi yanında bakımları bir süre için sağlanamayan çocukların, kendi aile ortamlarında eğitim, bakım ve yetiştirilme sorumluluğunu kısa veya uzun süreli olarak ücretli veya gönüllü statüde devlet denetiminde paylaşan ve hissettikleri toplumsal sorumluluğu gösterebilen uygun aile ya da kişilere koruyucu aile deniyor.

Koruyucu aile olmanın şartları ise 25-65 yaş aralığında bulunmak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, Türkiye’de sürekli ikamet etmek, en az ilkokul mezunu olmak ve düzenli bir gelire sahip olmak. Kişiler ikamet ettikleri  yerlerdeki Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürülüğüne başvurularını yapabiliyorlar.

Koruyucu aile hizmet modelinin en önemli amacı, çocuk için karmaşık ve sorunlu olan bir dönemde özenli davranılarak çocuğun bu dönemi örselenmeden geçirmesini ve normal hayatını devam ettirmesi sağlamak. Kurum bakımında çok sayıda çocuk olması, birebir ilginin sağlanamaması anlamına geliyor. Oysa sayede koruyucu ailenin yanında yetişen çocuğa birebir ilgi ve sevgi verilebiliyor. Böylelikle geleceğe daha sağlıklı, daha umutlu ve güvenle bakabilen nesiller yetiştiriliyor.

COVID-19 salgınının KALBEN Derneği’nin çalışmalarına ne gibi etkileri oldu?

KALBEN olarak salgın öncesinde çocuklarımızla birlikte alanda oldukça aktif bir konumdaydık. Çeşitli atölyeler ile  psiko-sosyal destek çalışmaları yürütüyorduk. COVID-19 salgını  ile birlikte değişimler kaçınmaz oldu, çalışmalarımız doğrudan etkilendi. Salgın dolayısıyla atölyelerimizi dijital ortamda gerçekleştiriyoruz. Bu yeni düzen ve dijitalleşmeyle birlikte kullanılmaya başlanan uygulamaların öğrenilmesi hem bizler  hem de çocuklarımız için zor bir süreç oldu. Ayrıca ilgili kurumların   çevrimiçi eğitimlere dair altyapılarının bulunmaması sebebiyle çocuklara ulaşmak da bu süreçte zorlaştı.

Çocuk Fonu’nun 2020-2021 döneminde  sağladığımız kurumsal hibe desteğinden yararlanacaksınız. Hibe kapsamında hangi kapasite gelişim başlıklarında ne tür çalışmalar gerçekleştireceksiniz? Bu çalışmaların derneğinize nasıl katkıları olmasını bekliyorsunuz?

Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile sağlanan kurumsal hibe kapsamında faaliyet alanımıza ve ölçeğimize uygun etkin şekilde işleyen bir organizasyon yapısına ulaşmamız bekleniyor. Bu bağlamda çeşitli araçlar ile birlikte dernek faaliyetlerimizin COVID-19 benzeri bir krizden etkilenme oranını en aza düşürecek şekilde kriz yönetimi yapılmasına yönelik kurumsal kapasite geliştirilecek. Bu kapsamda, dernek personelinin, gönüllülerin ve yönetim kurulunun dernek faaliyetlerini uzaktan da devam ettirebilmesi için çeşitli dijital araçlar temin edilecek ve derneğin kurumsal olarak dijital çağa ayak uydurabilmesi için dijital okuryazarlık kapasitesi en üst düzeye çıkarılacak. Ayrıca derneğin belgelerinin ve dernek işleyişinde kullanılan diğer tüm bilgi ve belgenin uzaktan erişilebilir olması amacıyla yine dijital ürün ve hizmetler satın alınarak dernek organizasyon yönetim süreçlerine uyumlanacak.

Sürdürülebilir finansal bir model için fonlar ve kurumsal desteklerle birlikte bireysel bağışlara odaklanan, bireysel bağışlar ile temel giderlerin karşılandığı bir yapının oluşturulması için de çalışmalar yapıyoruz. Böylelikle kurumsal destek fonlarına yapılan başvuruların artırılarak hem kurumun kapasitesinin güçlendirilmesi hem de kurumun temel ihtiyaçları için kaynak yaratılması sağlanacak.  Bu süreçte kurumsal iletişim çalışmaları ile kaynak geliştirme faaliyetleri eşgüdümlü olarak yürütülecek. Ayrıca dernek personeline, gönüllülere ve yönetim kuruluna yönelik planlanacak finansal okuryazarlık eğitimleri ile dernek kaynaklarının daha etkin ve verimli kullanılması sağlanacak. COVID-19 sürecinde ortaya çıkan finansal kaynaklara erişimin zorluğu salgın döneminin oluşturduğu kriz sonlanana kadar bertaraf edilecek. Bu sayede derneğimiz salgın krizini finansal olarak daha az etkilenerek geçirmiş olacak. Böylece finansal sürdürülebilirliğe katkı sağlanacak.