Çocuk Fonu

Rengarenk Umutlar Derneği Çocuk Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Tamamladı

Diyarbakır’daki dezavantajlı mahallelerde yaşayan, risk altında ve ayrımcılığa maruz kalmış kadın ve çocukların fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla faaliyet gösteren Rengarenk Umutlar Derneği’ne (RUMUD) Çocuk Fonu’nun 2019-2020 döneminde Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile kurumsal hibe desteği sağladık. Hibe kapsamında finansal sürdürülebilirliğini geliştirmeyi amaçlayan RUMUD, konuyla ilgili çalışmak üzere bir kişiyi istihdam etti ve kaynak geliştirme stratejilerini, yöntemlerini ve araçlarını ortaya koyduğu Finansal Yönetişim Prensipleri ve Strateji Belgesi’ni hazırladı. Rengarenk Umutlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ciwan Aytaş ile yaptığımız röportajda  finansal sürdürülebilirlik alanında yaptıkları çalışmaları, Finansal Yönetişim Prensipleri ve Strateji Belgesi’nin kapsamını ve yakın zamanda yayınladıkları Çocukların Barış Algısı Raporu’nu konuştuk.

Çocuk Fonu’nun 2019-2020 döneminde sağladığımız kurumsal hibe ile hangi kapasite gelişim başlığında çalışmalar yaptınız? Bu başlığı seçmenizin nedenlerini anlatır mısınız?

Aldığımız hibe ile finansal sürdürülebilirlik başlığı altında kapasite geliştirme faaliyetleri için çalışmalar yaptık. Bu başlığı seçmemizdeki temel neden gelişmekte olan kurumumuzun farklı kaynak arayışında olmasıydı. Ayrıca kurumun kendine özgü bir kaynak geliştirme modeli tasarlamasına ihtiyaç olduğunu gördük ve oluşturduğumuz modelin hem bizlerin hem de diğer örgütlerin faydalanabileceği bir kaynak olması hedefi ve ihtiyacı ile Finansal Yönetişim Prensipleri ve Strateji Belgesi’ni oluşturduk.

Hibe sürecinde derneğinizin finansal sürdürülebilirlik kapasitesini güçlendirmek için ne tür çalışmalar yaptınız? Bu çalışmaların derneğinize katkısını ve bu süreçteki öğrenimlerinizi

Öncelikli olarak finansal gerçekliğimiz, mevcut kaynaklarımız ve ihtiyaçlarımızı belirlemek ile çalışmaya başladık. Paydaş listelerimiz, kampanyalarımız, hibe süreçlerindeki finans yönetimimiz ve kaynak yaratma/geliştirme yöntemlerimizi daha fazla nasıl geliştirebileceğimize dair çalışmalarımızdan sonra Finansal Yönetişim Prensipleri ve Strateji belgemizin temellerini atmış ve kapsamlı bir belge hazırlamış olduk.

 Finansal sürdürülebilirlik ve kaynak geliştirme birçok sivil toplum kuruluşunun en önemli ihtiyaçları arasında yer alıyor. Hibe sürecinde RUMUD’un finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla bir yol haritası olan Finansal Yönetişim Prensipleri ve Strateji Belgesi’ni hazırladığınızdan bahsettiniz. Bu belgenin kapsamından ve gelecek dönemde bu konuya ilişkin yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Belirttiğiniz gibi finansal sürdürülebilirlik STK’ların en önemli ihtiyaçları arasında yer alıyor. Bu doğrultuda hazırladığımız belge bizlere özgü yöntemler ve bilgiler içermekle birlikte diğer örgütlerinde faydalanabileceği kendilerine özgü yöntemler geliştirebileceği özellikte bir çalışma oldu. Hazırladığımız bu belge bizler açısından yaşayan bir kaynak haline geldi. Mevcut hedeflerimizi içeren bu belge gelişen hedeflerimiz ve stratejilerimiz doğrultusunda   tekrardan düzenlenecek bir kaynak niteliği taşıyor. Örnekleyecek olursak paydaş listemizin güçlendirilmesi, bağış kampanyalarımızın yeni modeller ile artırılması, ofis ve teknik giderlerin kurumsal ilişkilerle bağış yöntemleri ile azaltılması, daha büyük fon kuruluşları ile ilişkilerin kurulması gibi hedeflerimize göre ilerleyen dönemde belgeyi güncelleyebileceğiz.

COVID-19 salgınının getirdiği koşullar nedeniyle hem ulusal hem uluslararası alanda çocuk işçiliğinin artacağına dair görüşler ve raporlar paylaşılıyor. Çalışmalarınızı gerçekleştirdiğiniz Diyarbakır’ın Sur bölgesinde de benzer bir durum yaşanıyor mu?  Bu kapsamda, çocuk işçiliğiyle mücadele amacıyla gerçekleştirdiğiniz çalışmalardan bahseder misiniz?

COVID-19 salgını nedeniyle birçok hak ihlalinin yaşanmasının yanı sıra Sur’da çocuk işçiliğinde çok ciddi bir artışın olduğunu bizler de gerek gözlemlerimizle gerekse çalışmalarımızda şahit oluyoruz. Bulunduğumuz bölgede çocukların eğitimden uzak kalması, Eğitim Bilişim Ağı’na (EBA) katılım sağlayamamaları ve ekonomik durumun kötüye gitmesi gibi birçok nedenden dolayı çocuk işçiliğinde çok ciddi seviyelerde artış oldu. Yaptığımız Telekonferans Çalışmasının Atölyeleri sonunda yaptığımız değerlendirmede gözlemlediğimiz çocuk işçiliği artışını daha detaylı inceleyebilmek ve görünür kılabilmek için izleme çalışması yapmayı planladık. Bu çalışmamız ile ilgili hazırlıklar tamamlandı ve önümüzdeki aylarda raporunu paylaşacağız.

Çocukların Barış Algısı Raporu’nu yakın zamanda yayınladınız. Raporun öne çıkan bulgularını paylaşır mısınız? RUMUD olarak barış kültürünün inşası için ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

Barış Algısı Raporu 5-15 yaş aralığında bulunan 131 çocukla gerçekleştirilen atölye çalışmalarıyla şekillendirildi. Raporumuzda öne çıkan bulgular; barış algısının 2015-2016 yıllarında yaşanan çatışmalı ortamdan ve sonrasında artan yoksullukla doğrudan bağlantılı olduğu yönünde. Bir olgu olarak barış, yaş gruplarında farklı cümlelerle dile getiriliyor. Çalışmaya katılan 5-8 yaş arası çocuklar barış kavramını “Sokakta arkadaşlarıyla oyun oynayabilmek” olarak açıklarken, 9-12 yaş grubunda ise “Barış, arkadaşlarımla özgürce sokağa çıkmaktır” gibi ifadelerle öne çıkıyor. 13-15 yaş arasındaki çocuklar ise yaşanan çatışma durumlarını etnik, dil ve din ayrımcılığıyla temellendirerek şiddetin ve barışın yokluğunu ayrımcı politikalarla açıklıyorlar. Genel olarak barış kavramı, çatışma ortamının yokluğu üzerinden ele alınsa da daha küçük yaş grupları barışı rengarenk şekerler, çikolatalar, sokak hayvanları, güneş, gökkuşağı gibi en sevdikleri şeylerle özdeşleştirerek ifade ediyorlar.

Çalışmamızın raporu yayınlandı ama barış çalışmamız devam ediyor. Barış çalışmasını rapordan elde ettiğimiz bulguların sonucunda yeniden ele almamız gerektiğini düşünüyoruz. Barış modülleri oluşturularak çocuk katılımının da sağlanmasıyla birlikte çalışma grubu ile yolumuza devam ediyoruz.