Çocuk Fonu

Rengarenk Umutlar Derneği ile Çocuk Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Konuştuk

Diyarbakır’da başta Sur bölgesi olmak üzere, dezavantajlı mahallelerde yaşayan, risk altında, ayrımcılığa maruz kalmış kadın ve çocukların fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla faaliyet gösteren Rengarenk Umutlar Derneği’ne, Çocuk Fonu’nun 2020 döneminde Turkey Mozaik Foundation finansmanıyla kurumsal hibe desteği sağlıyoruz. Hibe kapsamında derneğin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalar yapacak olan Rengarenk Umutlar’ın Yönetim Kurulu Başkanı Evren Ezra Elbistan ile Sur’da yaptıkları çalışmaları, hibe kapsamındaki planlarını ve evde kaldığımız bu günlerin derneğin birlikte çalıştığı çocukların hayatını nasıl etkilediğini konuştuk.

Çocuk hak ve özgürlükleri alanında uzun yıllar sahada çalışmış aktivistler tarafından Diyarbakır’da kurulan Rengarenk Umutlar Derneği’nin kuruluş amacı ve hikayesini bizimle paylaşır mısınız?

Yaklaşık 35 yıldır bölgede devam eden çatışmalı süreç ve son olarak Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yaşanan çatışmalar en çok çocukları etkiledi. Tüm bu süreçlerde çocukların yaşam hakları da dahil birçok hakları ihlal edildi. Çocuğa yönelik şiddet, cinsel istismar, çocuk işçiliği ve ölümleri, çocuk evlilikleri ve anadil eğitiminin yoksunluğu son dönemlerde hem Türkiye’nin hem de Diyarbakır’ın gündeminde yer alıyor. Özellikle 2015 yılı sonlarında Sur ilçesinde başlayan çatışmalar ve ardından uygulanan sokağa çıkma yasakları sırasında çatışmalara tanıklık etmiş çocukların yaşadıkları ve hakları konusunda Diyarbakır’da çalışma yürüten sivil toplum örgütlerinin (STÖ) yeterli sayıda olmamasından kaynaklı ciddi eksikler yaşandı. Bu eksiklikten kaynaklana sorunları gidermek amacıyla uzun yıllar sahada ve özellikle de Sur bölgesinde gönüllü olarak çalışmış küçük bir grup, Rengarenk Umutlar Derneği’ni kurdu.

Rengarenk Umutlar Derneği, Birleşmiş Milletler Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi ve Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair Sözleşme başta olmak üzere, tüm uluslararası insan hakları standartlarının toplumda yaygınlaşmasını ve benimsenmesini sağlayarak, evrensel insan hakları kültürünü ve çocuk haklarını geliştirmek ve yaygınlaştırmak amacıyla çalışmalar yürütüyor. Bununla birlikte toplumda ayrımcılığa uğrayan, sosyal ve kültürel dışlanmaya maruz kalan kadınlar ve çocuklar gibi dezavantajlı kesimlerle dayanışmayı, bu kesimlerin kamusal hak ve hizmetlere erişimini desteklemeyi, sosyal, kültürel, eğitim ve sağlık dahil sorunlarının çözümü için çalışmayı amaçlıyoruz. Odağımız Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yaşanan çatışmalardan etkilenen 5-18 yaş arasındaki çocuklarla sosyo-kültürel ve sosyo-psikolojik çalışmalar yaparak, çocukların gündelik hayatının akışındaki travmanın izlerini silmeye katkı sunmak. Bu amaçla;

  • Sosyal çalışmacı ve çocuk hakları çalışanları ile travma sonrası destek atölyeleri yapıyor,
  • Çatışmalı ortam, göç ve benzeri toplumsal veya doğal olaylar nedeniyle bozulan sosyal ve kültürel yapının onarılmasını destekleyecek etkinlikler düzenliyor,
  • Hedef gruplara yönelik ihtiyaç tespiti çalışmaları yaparak, ihtiyaç alanlarına dair eğitimler veriyor ve
  • İhtiyaç alanlarında hizmetlere erişimi hak temelli yöntemlerle destekleyerek önleyici ve iyileştirici çalışmalar yapıyoruz.

Rengarenk Umutlar Derneği olarak çocukların yanı sıra kadınlara yönelik çalışmalar da yapıyorsunuz. Kadınlara yönelik çalışmalarınızın kapsamından ve bu çalışmaların çocuklar üzerindeki etkilerinden bahseder misiniz?

Her ne kadar odağımız çocuklar olsa da aileleri bu süreçlerden bağımsız ele almıyoruz. Çocukların yaşam becerilerinin ve farkındalıklarının gelişmesine yönelik uyguladığımız atölye çalışmalarında ailenin, çocuğun gelişiminde sorumluluk alması ve sürece katılım sağlaması öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor.
Toplumsal cinsiyet, çocuk hakları, akran zorbalığı, büyüme- gelişme ve istismar gibi konular aileye ve çocuğa eşzamanlı aktarıldığı takdirde çocukta beklediğimiz değişimin daha hızlı gerçekleştiğini gözlemledik. Ancak çocuklara yönelik yürütülen atölyeler dernek merkezinde yapılırken kadınlara yönelik hazırlanan oturumları toplumsal roller nedeniyle dernek merkezine gelemeyen kadınların evlerinde gerçekleştiriyoruz. Onar kişilik gruplar halinde bir araya gelen kadınlarla yukarıda bahsettiğim konuların yanı sıra kadın hakları, şiddet, çocuk- ergen psikolojisi, evde güvenlik, erken yaşta zorla evlendirmeler, üreme sağlığı gibi konularda da seminerler düzenliyor ve her konu ile ilgili yerelde bu alanda çalışan STÖ’lerden destek alıyoruz.

Çalışmalarınızda Diyarbakır’da faaliyet gösteren ve çocuk hakları alanında çalışan birçok sivil toplum kuruluşu ile iş birlikleri yapıyorsunuz. Haziran 2019’da gerçekleştirdiğiniz Sur Çocuk Festivali de bu iş birliğinin önemli örneklerinden biri. Festival kapsamında düzenlenen etkinliklerden ve festivalin bölgede yaşayan çocukların hayatına nasıl bir katkı sağladığından bahseder misiniz?

Diyarbakır Sur Belediyesi’nin uzun yıllardır gerçekleştirdiği Sur Çocuk Festivali 2015 yılından beri siyasal ortam nedeniyle gerçekleşmiyordu. Bu süreçte Önce Çocuklar Derneği ciddi bir motivasyonla bu fikri olgunlaştırıp, festivali kentte doğrudan çocuk çalışmaları yürüten tüm STÖ’lerle birlikte yapma çağrısı yaptı. Uzun yıllardır yapılmayan ve eksikliği çok hissedilen festival kararı için buradan Önce Çocuklar Derneği’ne teşekkür etmek isteriz. Gerçekleştirilen birkaç toplantıdan sonra hızlıca Rengarenk Umutlar Derneği, Lotus, ÇocukÇA, Ekoloji Derneği, DSM, MedDER, Laleş Sanat Evi, Amidart Kültür&Sanat Topluluğu, Anadolu Kültür, ZimZim, ICC, Ortadoğu Sinema Derneği, Diyarbakır Ticaret Odası, Diyarbakır Sur Belediyesi ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile kolektif bir festival deneyimi yaşadık. Kentin gündemine çocuk haklarını getirmesi ve çocukların 5 gün boyunca farklı içeriklerdeki atölyelere katılması bizim açımızdan oldukça önemliydi.

Her sivil toplum örgütünün kendi atölyeleri ile katıldığı festivale Rengarenk Umutlar Derneği olarak oyuncak yapımı, mandala atölyesi ve dönem sonu etkinliğimizin bütün çıktılarını festival programına entegre ederek dahil olduk. Festivalin 4. gününde gerçekleştirdiğimiz etkinlikte dönem sonuna kadar devam etmiş drama atölyesinden teatral bir sahne performansı, müzik atölyelerinden erbane, doğal ritim ve koro gruplarının gerçekleştirdiği orkestra, halk oyunları ekibi ve erken çocukluk eğitimi grubunun gerçekleştirdiği şarkılı rond ile sahne aldık. Bununla birlikte, festival boyunca yaklaşık 100 çocukla kentin her alanındaki programlara katılım sağladık.

Çocuk Fonu’nun 2020 döneminde Turkey Mozaik Foundation’ın finansal desteği ile Vakfımızdan kurumsal hibe desteği alıyorsunuz. Bu hibeyi derneğin hangi alandaki kapasitesini güçlendirmek ve ne tür çalışmalar yapmak için kullanacaksınız?

Öncelikle STDV’ye bizimle çalışma konusunda aldığı karar nedeniyle çok teşekkür ediyoruz. Belirttiğiniz gibi, bu hibeyi, kapasite güçlendirme alanında derneğimizin en zayıf olduğu alan olan kaynak geliştirme konusunda bir yol haritası için kullanacağız. Üç yıllık bir derneğiz ve birçok konuda yeni yeni kurumsallaşıyoruz. Ancak geldiğimiz aşamada hedeflerimizi ve faaliyetlerimizi yürütmek açısından etkili kaynaklara erişme konusunda kapasitemizi güçlendirmek öncelik verdiğimiz bir alan. Ayrıca hibe desteği kapsamında aldığımız insan kaynağı desteği de işlerimizi daha hızlı ve etkili yürütmek açısından derneğimiz için önemli bir olanak oldu.

Korona virüsü kapsamında alınan tedbirlerin hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep olduğunu biliyoruz. Bu durum bizden aldığınız hibe kapsamında yapacağınız çalışmaları nasıl etkiledi? Çalışmalarınıza devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla yayılmaya devam eden COVID-19 virüsü kontrol altına alınana kadar ‘’EVDE KAL’’maya devam ediyoruz. Ancak birçok çalışmamızı evden çevrimiçi yöntemler kullanarak yapmaya devam ediyoruz. Masa başı işlerimizde bir aksama yaşamıyoruz. Tüm görüşmelerimizi yeni duruma uyumlayarak gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
STDV’den aldığımız hibe doğrultusunda kaynak geliştirme konusunda destek verecek olan mentorumuzla süreç normalleşene kadar çevrimiçi toplantılar yaparak ‘’kaynak geliştirme politikamızı’’ oluşturacağız.

Tabii Rengarenk Umutlar Derneği’nin en temel çalışması çocuklarla birebir etkinlikler olduğu için bu duruma nasıl adapte olabiliriz diye hızlıca çözüm aramaya başladık. Çünkü bu süreçte çocuklar; var olabildikleri sosyal alanlarını (okul, sokak, park, dershane, kurs, bahçe vs.) kaybettiler. Mevcut durumlarını öğrenmek açısından dernek faaliyetlerini birlikte yürüttüğümüz 115 çocukla telefon görüşmeleri gerçekleştirdik ve çocuklarla yapılan görüşmelerde bu süreci anlamlandıramadıkları, ‘’Evde Kal’’manın sokağa çıkma yasaklarından yaşadıkları travmayı canlandırdığı, endişe ve kaygı bozukluğuna sebebiyet verdiği sonuçlarına ulaştık. Bu kriz anına uygun olarak psikolog, çocuk gelişimci, sağlıkçı, müzisyen gibi çeşitli meslek gruplarından gönüllüler ile telekonferans destek çalışmasıyla çocuklara ulaşmaya karar verdik.