Çocuk Fonu

Sulukule Gönüllüleri Derneği Okula Dönüş Projesini Anlattı

İstanbul’un Fatih-Karagümrük bölgesinde risk altında, dezavantajlı ve ayrımcılığa maruz kalmış gruplarla kadın ve çocuklarla hak temelli çalışmalar gerçekleştiren Sulukule Gönüllüleri Derneği’ne Çocuk Fonu’nun 2020 döneminde hibe desteği sağlıyoruz. 10. yılını kutlayan derneğin bu süreçteki çalışmalarını, çeşitli nedenlerle örgün eğitim sisteminin dışında kalmış çocukların eğitim sistemine dahil olmalarının sağlanmasını hedefleyen Okula Dönüş projesini ve COVID-19 salgınının etkilerini dernekten Aysun Koca ile konuştuk.

Vakfımızı takip edenler Sulukule Gönüllüleri Derneği (SGD)’ni ve çalışmalarını artık yakından tanıyor. Yakın zamanda derneğin 10. kuruluş yıl dönümünü kutladınız. Geçtiğimiz 10 yılda çalıştığınız alanda ne tür gelişmeler yaşandı?

On yıl içinde çalışma sistemimizde, sahanın ihtiyaçlarını gözeterek, birçok değişiklik yaptık. İlk yıllar okul derslerine odaklı ders destek etütleri yaparken, dernek mekanı içindeki çalışmalar çok daha yoğundu. Ancak mekanımız çok küçük olduğu için, çalışmalarımıza olan talep, kapasitemizin çok üzerinde olduğunda bu ihtiyaca yetişemiyorduk. O dönem, sadece bir okulda olan atölye çalışmalarımızı, yıllar geçtikçe bölgedeki diğer okullara da yaygınlaştırdık. Dernekteki faaliyetleri azaltarak, çocukların okulla bağını güçlendirecek atölyeler ve oyunlar yazmaya başladık.

Çalıştığımız okullarda mülteci çocuk nüfusunun artmasıyla atölyelerimizi çok kültürlü bir hale getirmeye başladık. Bütüncül çalışmaya odaklandığımız için bakım verenler, veliler, anneler ve öğretmenlerle de çalışmalara ağırlık vermeye başladık.
Bu on yıl içinde değişmeyen yönümüz, gönüllülerimizin desteğine olan ihtiyacımız ve gönüllülerimizle aramızdaki bağın kuvveti diyebilirim. Bunca yıl gönüllülük yapan pek çok arkadaşımız derneğin yönetim kurullarında yer alıyor ve saha ekibine dahil oluyor. Bütün bunların yanında değişmeyen yönlerimizden bir diğeri ise, mahalle ile olan iletişimi hiç bırakmamış oluşumuz diyebilirim. Çocuk Fonu kapsamında bu yıl desteklenen projemiz de biraz bu ihtiyaca yönelikti.

Vakfımızın önceki dönemde sağladığı hibe desteği ile hazırladığınız “Çocuklarla Çalışma Araçları ve Değerlendirme Süreci Raporu” Sulukule Gönüllüleri Derneği’nin kurumsal hafızasına vurgu yapan ve alanda çalışırken kullandığı yöntemlerin etkisine dair bilgiler sunan bir çalışma. Bu rapordan en öne çıkan bulguları bizimle paylaşır mısınız? Bu bulgular derneğin çalışmalarını ne yönde etkiledi?

Çocuklarla Çalışma Araçları ve Değerlendirme Süreci Raporu, izleme değerlendirme sistemimizi kurmak adına oluşturduğumuz ve dediğiniz gibi kurumsal hafıza çalışmalarımızın ilkiydi. Bu raporun rehberliğinde her yılki gelişimimizi izlediğimiz raporlarımız bulunuyor. Raporda hem dernek içi çalışmaların etkisini hem de okullarda süren atölyelerin etkisini ayrı ayrı değerlendirdik. Dernekte oyun temelli gerçekleşen atölyelerin çocukların uyum becerilerinin gelişmesine destek olduğu, odaklanma sorununda azalmaya katkı sağladığı, kaygı düzeyinde azalmayı desteklediği, çocukların sosyal adaptasyonunu artırmaya katkı sağladığı ve özgüvende artışa sebep olduğu gözlendi. Okullarda ise şiddetsiz iletişim kurmanın en fazla zorlanılan alan olduğu belirlendi. Bu bilgiden hareketle bir sonraki yıllarda şiddetsiz iletişim temalı oyunları arttırdık. Raporun bir diğer özeti olarak, çocukların isteğinin daha fazla oyun olduğunu gördük.

Derneğin yıllar içinde geçirdiği evrimi de göz önünde bulundurursak, oyunla öğrenme atölyelerinin niceliğini ve niteliğini artırarak okul içinde geçirdiğimiz süreyi fazlalaştırmak sonraki yıllarda geliştirilen programlarımızın önceliği oldu. Bunun bir yansıması olarak, bu yıl Fatih’te 5 farklı okulda, her hafta 20 farklı grupla atölye gerçekleştirdik. Her yıl güncellediğimiz raporlarımız için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Çocuk Fonu kapsamında desteklediğimiz Okula Dönüş projesi, önceki çalışmalarınızdan farklı olarak okul terkinin önlenmesini değil, örgün eğitim sisteminin dışında kalmış çocukların ve ebeveynlerinin güçlendirilmesi yoluyla okula dönmelerini sağlamayı amaçlıyor. Böyle bir projeye neden ihtiyaç duydunuz ve proje kapsamında ne tür çalışmalar gerçekleştireceksiniz?

Proje kapsamında Fatih ilçesinde okula başlamış bırakmış ve uzun süreli devamsızlık yapan çocuklar tespit edecek, içlerinden okula devam etmeye ikna edilenler için onlara hitap edecek sosyal gelişim atölyeleri ile okula hazırlık atölyeleri gerçekleştireceğiz. Bunun yanında, çocuklarla doğrudan ilişkili olan ebeveynleri, başta çocuk hakları olmak üzere, risk altındaki çocuklarla ilgili konularda güçlendirerek odağı çocuklar olan hedeflere ulaşılması konusunda destek mekanizmaları kurmayı hedefliyoruz.

Projeye ihtiyaç duyma sebebimiz, saha çalışmalarını sürdüğümüz bölge olan Karagümrük’te, özellikle 10-16 yaş arası çocuklar arasında okulla bağı zayıf olan, uzun süre devamsızlık yapan ve okulu terk etme riski bulunan çocukların sayısının artmasına dair gözlemlerimiz. Eğitim Reformu Girişimi tarafından hazırlanan Eğitim İzleme Raporu 2019’a göre, 20 gün ve üzeri devamsızlık yapan öğrenci sayısı 2018 yılı verilerine göre ilkokulda %5.7, ortaokulda (temel eğitim) %10, imam hatip ortaokulunda %8.9, mesleki ve teknik ortaöğretimde %44 ve Anadolu imam hatip liselerinde %36 olarak ifade ediliyor. Aynı raporda 9. sınıflarda sınıf tekrarı oranı ise %10,4 olarak belirtiliyor.

Çocuk işçiliği, erken yaşta evlilikler ve adalet sistemi ile tanışma mahalledeki çocukların birçoğunun karşı karşıya kaldığı durumlardan oldu. Bu durumlar devamsızlıkların ve okul terkinin artmasına yol açtı. Birçok çocuk yaşı sebebiyle örgün eğitim sisteminin dışına çıktı, açık ortaokul ve açık lise seçeneğine yönlendirildi. Ancak çocukların, herhangi bir destek olmadan dışarıdan okul bitirme süreci hiçbir zaman başarı ile tamamlanamadı. Okuma yazma bilmeme, yaşının sınıf arkadaşlarından çok daha büyük olması, ayrımcılık, geç kayıt, maddi yetersizlik içerisinde olma, uyum sorunları yaşama, psiko-sosyal anlamdaki yetersizlikler nedeniyle okul ile bir defa bağı kopmuş çocukların; akranlarının, bakım verenlerinin ve uzmanların desteğiyle güçlendirilmesi gerektiği ihtiyacı ile bu projeyi hazırladık. Bu proje ile, Fatih bölgesinde okulu terk etmiş, uzun süre devamsızlık yapma eğiliminde olan, okul sisteminde kayıtlı gözüküp herhangi bir sebeple okula hiç gitmeyen veya yaşı nedeniyle örgün eğitim sisteminin dışında kalmış çocukların ihtiyaçlarına yönelik atölye çalışmaları yaparak okulu terk etmesine neden olan etmenleri azaltmayı, onları eğitim sistemine dahil etmeyi istiyoruz.

Okula Dönüş projesinin derneğinizin bu alanda yaptığı çalışmalar açısından yeni ve yaygınlaştırılabilir bir modele dönüşeceğini düşünüyor musunuz? Projenin ve bu modelin uzun vadede etkili olabilmesi için çocuklara ve gençlere yönelik olarak ne tür destek mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu düşünüyorsunuz?

Bu model 2008-2009 döneminde başlayan, Sulukule yıkımının etkisi devam ederken, o dönem Milli Eğitim Bakanlığı ve UNICEF’in birlikte yürüttüğü Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı’na (YSÖP) benziyor. O dönem okula gidip bırakmış veya hiç başlamamış çocukların ikna edilip, onlar için belirlenmiş okulda hızlandırılmış eğitime katılarak bir sonraki yıl yaşıtları ile aynı seviyeden okula başlamalarını hedefleniyordu. Pratikte birçok eksiği olan bir çalışma olsa da pek çok çocuk bu sayede okula dahil olabildi. Sulukule Gönüllüleri Derneği’nin çalışmalarının başlangıcı ve dernek fikri de bu çalışmaların ardından doğmuştu.

Okula Dönüş projesi de bir miktar bu programa benzeyecek. Okula dönmeye ikna ettiğimiz çocuklar için, örgün eğitime yönelik bir program yerine, bilişsel, sosyal ve fiziksel olarak okula hazırlayacağımız atölyeler kurgulayacağız. Eğitim sistemine sonradan ya da tekrardan dahil olan çocukların, okulla bağının güçlenmesi ve kopmaması için okul hayatı boyunca desteklenmeye ihtiyacı olacak. YSÖP’deki deneyim bize bunu öğretti. Proje kapsamındaki örgün eğitim sistemine dahil olan çocukları mümkün olduğunca okul atölyelerine dahil etmeyi, yaşı nedeniyle fiziksel olarak okula gidemese de açık ortaokul veya açık lise süreçlerine dahil olanlarla ise ihtiyaçlarını gözetecek şekilde iletişimde kalmayı hedefliyoruz.

Daha önce de bahsettiğim gibi, farklı nedenlerle Türkiye’de okulu terk etme oranı yüksek olduğu için uygulayacağımız proje gibi modellerin yaygınlaşması gerektiğini düşünüyoruz. Okulu bırakma durumu çok katmanlı bir sorun olduğu için çocukları bilişsel, sosyal ve fiziksel olarak okula hazırlayıp okula başladıktan sonra da alandaki diğer aktörlerle beraber onları takip etmek gerekiyor.

COVID-19 kapsamında alınan tedbirlerin hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep olduğunu biliyoruz. Bu durum bizden aldığınız hibe kapsamında yürüttüğünüz faaliyetleri ve diğer çalışmalarınızı nasıl etkiledi? Çalışmalarınıza devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

Alınan tedbirler doğrultusunda SGD olarak dernek mekanını kapatarak evden çalışma düzenine geçtik. Bu süreçte haliyle tüm saha faaliyetlerimizi durdurduk. Çocuk Fonu kapsamında bu dönem kabul edilen Okula Dönüş isimli projemizin başlama dönemi Mart ayıydı. Henüz hiç saha çalışmasına başlamadığımız için proje dönemini Haziran’a veya gerekli olursa biraz daha ileri bir döneme erteleme yoluna gittik.

Bu süreçte tüm projelerimizin sahası durduğu için elimizdeki bilgilerle hazırlayabildiğimiz raporlara odaklanmaya, saha çalışması boyunca yeterli zaman ayıramadığımız kapasite geliştirme işlerine zaman ayırmaya başladık. Son haftalarda en aktif olarak yürüttüğümüz iş, hedef kitlemiz olan çocuklar ve kadınlarla telefon aracılığı ile bilgi almak ve ihtiyaçlarını belirlemek oldu. Bir sonraki aşamada ihtiyaçları gidermeye yönelik yapılabilecekler hakkında çalışacağız. Gönüllülerle bağımızı sürdürmeye çalışıyor, normal şartlarda aylık olarak yaptığımız buluşmaları, haftalık olarak düzenliyoruz.