Destekle Değiştir

İstanbul Koruyucu Aile Derneği’nin İlk Temas Projesi Başladı

Ekim 2019’da ilk kez düzenlediğimiz Destekle Değiştir etkinliğine katılan İstanbul Koruyucu Aile Derneği, katılımcılara İlk Temas projesini tanıttı. İstanbul Koruyucu Aile Derneği’nden Alev Topal’la koruyucu ailelik sistemini, derneğin çalışmalarını ve İlk Temas projesini konuştuk.

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nı takip edenler İstanbul Koruyucu Aile Derneği’ni 2017 yılında Kurumsal Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibe desteğinden tanıyorlar. Derneğinizle ilk kez tanışacak olan okuyucularımız için kuruluş hikayenizden ve çalışmalarınızdan bahseder misiniz

Yapılan birçok araştırma sevgi dolu bir ailede büyümenin, çocuğun hem psikolojik hem de zihinsel gelişiminde çok önemli bir rol olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin de imzaladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, her çocuğun biyolojik ailesiyle, bu durum gerçekleştirilemiyorsa, başka uygun bir aileyle yaşamak ya da devlet tarafından sunulan diğer hizmetlerden yararlanmak hakkıdır. İstanbul Koruyucu Aile Derneği, bu temel haktan yola çıkarak koruyucu aileliğin daha geniş kesimlere anlatılması, nitelikli koruyucu aile sayısının artırılması, mevcut koruyucu ailelere destek verilmesi amaçlarıyla 2012 yılında koruyucu aileler ve uzun süre devlet korumasında çalışan gönüllülerin bir araya gelmesi ile kuruldu. Daha sonraki yıllarda Çocuk ve Haklarını Koruma Platformu’na üye olan derneğimiz çocuk hakları alanında çalışan birçok sivil toplum kuruluşu ile etkileşim halinde.

Derneğiniz devlet korumasındaki çocukların kurum bakımı yerine koruyucu ailelerin yanına yerleştirilmesi için çalışmalar yapıyor. Koruyucu aile nedir, evlat edinmeden farkı bulunuyor mu? Devlet bakımındaki çocukların kurum bakımı yerine koruyucu ailelerin yanında yetişmesinin çocukların gelişimi açısından ne tür katkıları bulunuyor?

Koruyucu ailelik ve evlat edinme birbirine çok benzeyen aile temelli bakım modelleri olsalar da birbirinden farklı modeller. Yuva ve yurtlardaki çocuklar evlat edinme statüsünde olan ve olmayan olarak ayrılır. Eğer bir çocuğun biyolojik aile ile bilinen hiçbir bağı yoksa ya da biyolojik aile kuruma çocuğun evlat edinilmesini onayladığına dair onay vermediyse bu çocuklar evlat edinme statüsünde olmazlar ve ancak koruyucu aile yanına yerleştirilebilirler. Koruyucu ailelik, çeşitli nedenlerle biyolojik ailesi yanında bakımları bir süre için sağlanamayan ve devlet korumasına alınan çocukların, bakım, eğitim ve yetiştirilmelerinin, sıcak bir aile ortamında, devlet denetiminde gerçekleşmesini sağlayan bir bakım ve hizmet modelidir. Çocuk kendi soyadını taşır ve biyolojik ailesinin görüşme talebi varsa kurumda sosyal hizmet uzmanı gözetiminde biyolojik ailesi ile belli rutinlerde görüşmesi sağlanır, görüşmeler sonrası yine koruyucu ailesi ile birlikte kalmaya devam eder. Evlat edinmeden en büyük farkı çocuğun biyolojik aile ile bağının sürüyor olmasıdır. Günün birinde biyolojik ailenin çocuğu kuruma bırakma nedenleri ortadan kalkar ve çocuk ile yeniden sağlıklı bir ailevi bağ kurabilecek duruma hem ekonomik hem de sosyal ve ruhsal olarak hazır olabilir ise aile çocuğunu tekrar ailesine katma isteğini dilekçe ile sosyal hizmetlere bildirir. Bu durumda sosyal hizmet uzmanları biyolojik aile ile ilgili detaylı bir inceleme başlatıp çocuğun aileye dönüşü için gerekli şartların uygun olup olmadığını araştırır. Konuya dair olumlu bir karar verilirse, çocuğun biyolojik aileye dönüşü sağlanarak devlet koruması kaldırılır. Bu durum koruyucu aileler ve çocuklar için, aynı biyolojik ailesinden ayrı kalıp yuvaya geldikleri zamanki gibi travmatik bir süreçtir; fakat çocuğun yararına olduğu için psikolojik olarak desteklenir.

Evlat edinme durumunda ise çocuğun biyolojik aile ile bir bağı kalmamıştır. Evlat edinmek isteyen aile hukuksal bir süreci tamamlayarak velayet hakkını alır. Çocuk da aile içinde her türlü yasal hakka sahip olur.

Koruyucu aile olunduğunda çocuk sadece hafta sonları değil her zaman koruyucu aile ile yaşar ve fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişiminden, bakım, eğitim ve yetiştirilmesinden devlet denetiminde koruyucu aile sorumlu olur. Koruyucu aile ile yaşayan çocuk, biyolojik ailesiyle bağlarını sürdürür. Ayrıca çocuk kendi soyadını taşır, koruyucu aile velayetini alamaz. Çocuk kurum bakımındaki diğer çocuklar gibi devletin koruması altındadır ve akranları gibi reşit olana kadar tüm haklara sahiptir.

Kurumlarda artık çocukların fiziki ihtiyaçlarını karşılayacak her şey bulunuyor. Yine de birebir ilgi ve sevginin yerini hiçbir şey dolduramaz. Bunu da ancak bir aile sağlayabilir. Özellikle çocukların gelişiminde 0-2 yaş çok büyük bir önem arz ediyor. Bir çocuğun bu dönemi bir aile yanında geçirmesinin gelişiminde ne kadar büyük bir öneme sahip olduğu birçok bilimsel araştırma ile de ortaya konulmuş durumda. Aynı şekilde çocuklarda güvenli bağlanmanın bu dönemde oluştuğu bilindiğinden çocukların bu dönemde bir aile yanında yaşamaları oldukça önemli. Çok fazla gündemde olmayan bir diğer konu ise yuvalardaki engelli çocuklar. Bu çocukların daha özenli bir bakıma ihtiyacı varken kurumda yaşamlarına devam etmeleri onları çifte dezavantajlı hale getiriyor. Bu noktada yine koruyucu aile yanına yerleştirilmiş olan engelli çocuklarda çok ciddi bir gelişim gözlemleniyor, birçoğu farklı başarı hikayelerine imza atıyor. Bu alanda yapılan araştırmalar çocuklar için sevgisizlik ile şiddetin eşdeğer olduğunu gösteriyor. O yüzden bizler bu alanda çalışan dernekler olarak her çocuğun sevgi ve güven dolu bir aile yanında büyüme hakkını savunmak için elimizden geleni yapıyoruz.

Türkiye’de koruyucu aile sisteminin durumu hakkında bilgi verir misiniz? Dernek olarak çalışmalarınıza başladığınızdan dönemden bugüne koruyucu aile modeli ve bu modelin yaygınlaşması açısından ne tür gelişmeler yaşandı?

Özellikle son birkaç yılda hem koruyucu aile sayısı hem de toplum tarafından koruyucu ailelik hakkındaki farkındalık arttı. Eskiden aileler koruyucu aile olduklarını ya da evlat edindiklerini söylemekte daha büyük zorluk yaşarken, artık, dernekler aracılığı ile daha çok bir araya geliyorlar ve bu konulardan daha rahat bahsediyorlar. Koruyucu aileler kendilerini toplumun değişik kesimlerinde ifade eder hale geldiler. Böylece koruyucu ailelik bizzat koruyucu aileler tarafından çeşitli mecralarda anlatılır oldu ve aday ailelere her yönü ile örnekler oluşturarak bizzat yaşayanlar tarafından yapılan bilgilendirmelerle tanınır hale geldi. Aday aileler ile koruyucu aileler derneğimiz aracılığı ile iletişime geçiyor ve yaptığımız etkinliklerde deneyimlerini paylaşıyorlar.

Derneğimizin üyesi koruyucu aileler ve yönetim kurulu üyeleri, şimdiye kadar koruyucu ailelik ile ilgili birçok ilde farkındalık seminerlerine katılıp koruyucu aile olma süreçlerini paylaşan kişiler. Bu seminerlere katılan ailelerden sonrasında koruyucu aile olup derneğimizi arayanlar oldu ve yaptığımız bu elçilik bizi ayrıca mutlu ediyor.

Dernek kurulduğunda en çok koruyucu ailesi olan iller sıralamasında İstanbul ikinci sıradayken bugün birinci sıraya yükseldi. Bu sonuçta derneğimizin tanıtım ve farkındalık çalışmalarının da etkili olduğunu düşünüyoruz.

Bekar bireylerin evlat edinebildiği ve koruyucu aile olabildiği hala toplum tarafından çok bilinmese de, bu konuda derneğimiz sık sık paylaşımlarda bulunuyor. Her paylaşım sonrası derneğimize birçok geri dönüş mesajı geliyor. Şu an, özellikle İstanbul’da, çok sayıda bekar koruyucu aile bulunuyor.

Dernek olarak koruyucu aileliğin sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için aileleri koruyucu aile olduktan sonra da yalnız bırakmıyoruz. Koruyucu aileler süreç içinde yaşadıkları sıkıntılar olduğunda derneği arayıp rahatlıkla psikolojik ve hukuki konularda destek alabiliyor, diğer ailelerin deneyimlerinden faydalanıyor. Ayrıca derneğimize destek olan farklı bölgelerdeki psikologlarımız ile kurduğumuz ağ ile ailelerimize destek oluyoruz. Aileleri bir araya getiren etkinliklerde ise hem ailelerin hem de çocukların yalnız olmadıklarını fark etmelerinin onlara büyük bir rahatlama getirdiğini görüyoruz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak 16 Ekim 2019’da ilk kez düzenlediğimiz Destekle Değiştir etkinliğinde yer alarak etkinliğe katılanlara kendinizi tanıtıma fırsatı yakaladınız. Destekle Değiştir sürecindeki deneyimlerinizi ve bu sürecin derneğinize kattıklarını bizimle paylaşır mısınız?

Destekle Değiştir etkinliği özellikle hazırlık sürecinde, bizlerin farklı bir deneyim yaşamasını sağladı. Etkinliğe kadar geçen süreçte hazırlıklarımızı yaparken biz de derneğe tekrardan dışarıdan bakma olanağı bulduk. Aslında bizler çok alışık olduğumuz için, herkesin bildiğini düşündüğümüz terimlerin, ilk dinleyenlerde nasıl bir bilinmezlik oluşturduğunu da görme şansımız oldu. Sunum sırasında insanların koruyucu ailelik ile ilgili asıl merak ettiği şeyin, bu süreci uzun zamandır yaşayan, çocukları büyümüş ailelerin deneyimleri olduğunu fark ettik. Değişimi anlatmak ile değişimi görmek arasında ciddi bir fark var ve insanlar değişimi gördükleri zaman daha cesur davranabiliyorlar. O yüzden ailelerimizin deneyimlerini dinlemek isteyen adayların bizlere ulaşması ve aileler ile birebir konuşmasını sağlamanın ne kadar kıymetli bir iletişim kanalı olduğunu bir kez daha anlamış olduk.

Destekle Değiştir etkinliğinde katılımcılara İlk Temas projesini sundunuz. Proje nasıl bir ihtiyaçtan doğdu? Projenin amacından ve bu kapsamda yapacağınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Koruyucu aileler derneğimizi en çok psikolojik destek için arıyorlar. Bu kapsamda derneğimize destek veren psikologlar tarafından birçok aileye kimi zaman danışmanlık, kimi zaman da uzun süreli terapi desteği verdik. Bunun dışında ailelere zaman zaman yapılandırılmış paylaşım grupları da yaptık. Bütün bu destek çalışmalarının sonucunda ailelerin bize en çok koruyucu aileliğin ilk aşamasında derneğimize başvurduğunu gördük. Uyum süreçleri kimi zaman zorlu geçebiliyor. Aileler bunun aslında normal bir uyum süreci olduğunu, başlangıç aşamasında çocuk ile aralarında güvenli bağlanma oluşana kadar bazı anlaşmazlıklar yaşanmasının doğal ve olası olduğunu bilmediğinden, çocuğun kendisinin yanında mutlu olmadığını düşünüp panik yapmaya başlayabiliyorlar. Uyum süreci sağlıklı bir şekilde yürütülemediğinde maalesef nadir de olsa koruyucu aileliği sonlandırmaya gidilebiliyor. Dernek olarak öncelikle böyle bir sona gidilmemesi için ve uyum sürecini ailelerin en rahat şekilde yıpranmadan atlatabilmeleri için İlk Temas projesini geliştirdik. İlk Temas projesi, yeni koruyucu aile olan ebeveynlerin çocukları ile terapistler eşliğinde grup olarak katılacağı atölye çalışmalarından oluşuyor. Bu çalışmalarda yöntem olarak oyun terapisi kullanılacak. Yaş gruplarına göre çocuk ile aile arasında oyunlar aracılığı ile güvenli bağlanma oluşturulmayı hedefliyoruz. Bütün oyunlar ailelerin evde uygulayabileceği basit materyallerin kullanıldığı oyunlar şeklinde olacak. Proje sonunda da yapılan bu çalışmadan en etkili olan oyunların videoları çekilerek, sosyal ağlarda paylaşılacak. Ayrıca bundan sonrası için de ailelere kaynak oluşturması için edinilen bilgi ve tecrübeler yeni koruyucu aileler ve diğer illerdeki koruyucu aile derneklerine paylaştırılarak süreklilik sağlanacak.

Ailelerin sorun yaşadığı ve psikologlara sık başvuruda bulunduğu bir diğer dönem ise ergenlik. Ergenlik döneminde de yine çocuk ile aile arasında ciddi çatışmalar oluşuyor, bu çatışmalar sonucunda aileler kimi zaman nasıl davranacağını bilemiyor. İlk Temas projesinde aileler için ergenlik üzerine eğitim seminerleri de düzenleyeceğiz. Bu seminerlerde, ergen-ebeveyn ilişkisi, ergen-arkadaş ilişkisi, sosyal medya kullanımı, ergenlik döneminde duygu dünyasındaki ve bedendeki değişim ve bu değişimden doğan ihtiyaçlar gibi konular, uzmanlar tarafından ailelere aktarılacak, arkasından da soru cevap kısmı ile ailelerin merak ettikleri ve sorun yaşadıkları durumlar tartışılacak. Ergenlik döneminde ciddi sıkıntı yaşayan aileler için belirli bir süreyle terapi desteği de sağlanacak.

Projenin kapanışında ise elde edilen çıktıların diğer illerdeki derneklerle de paylaşarak yaygınlaştırılabilmesi için bütün koruyucu aile derneklerinin yönetim kurulu üyelerinden bir kişinin ve varsa çalıştıkları bir psikoloğun davet edildiği bir kapanış toplantısı düzenleyeceğiz. Bu sayede projede edindiğimiz bilgilerin yaygınlaşmasını ve sürdürülebilirliğinin sağlamayı hedefliyoruz.