Kültür Sanat Fonu

Kültür Sanat Fonu Kapsamında Desteklediğimiz Mezopotamya Caz Müziği ve Dans Kültürü Derneği Çalışmalarına Devam Ediyor

Diyarbakır’da faaliyet gösteren Mezopotamya Caz Müziği ve Dans Kültürü Derneği, dans ve müzik aracılığıyla kültürler arası etkileşim, ifade özgürlüğü, çocuk hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanlarında çalışıyor. Vakfımızın 2019 yılında ilk kez açtığı Kültür Sanat Fonu kapsamında kurumsal hibe desteği sağladığımız dernekte, Proje Koordinatörü olarak görev alan Hazni Demir ile devam eden çalışmalarını, kurumsal hibenin derneğe katkılarını ve Covid-19 salgınının faaliyetlerine etkilerini konuştuk.

Kültürler arası etkileşim, ifade özgürlüğü, çocuk hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanlarında dansı ve müziği öne çıkaran faaliyetler yapan Mezopotamya Caz Müziği ve Dans Kültürü Derneği’nin kuruluş hikayesinden ve yaptığı çalışmalardan bahseder misiniz?

Mezopotamya Caz Müziği ve Dans Kültürü Derneği Şubat 2019’da kuruldu. Öncesindeki 2 yıl boyunca, enformel bir dans topluluğu olarak Swing dansları ve caz müzik ile ilgili atölyeler düzenledik. Sonrasında ise çalışmalarımızı daha akademik bir çerçeveye yerleştirmek, bu çerçeveyi farklı sosyo-ekonomik-kültürel gruplarla pratiğe döküp yaygınlaştırmak, çalışmalarımızı daha düzenli ve sürdürebilir hale getirmek amacıyla dernekleştik. Çalışmalarımızın temelinde dansı ve müziği hak temelli perspektifler ile ortak bir potada buluşturmak ve çocuklar ile gençler için yeni bir sosyal ve kültürel alan yaratmak yatıyor. Şimdilik sadece Swing dansları ile yürüttüğümüz ancak ilerleyen zamanlarda belki de tüm dans türlerinde de kullanılabilecek Hak Temelli Dans Müfredatımız bulunuyor. Bu müfredat hem güncel gelişmelerle hem de müzik-ses, dans-hareket üzerine yapılan araştırmalarla yeni içerikler ve formlar kazanabilen dinamik bir yapıya sahip.

Caz müziği ve swing dansı üzerinden ırkçılık, toplumsal cinsiyet eşitliği, engelli hakları gibi birçok hak temelli alanda farkındalık yaratan atölyeler düzenliyorsunuz. Çalışmalarınızda Caz müzik ve Swing dansı tercih etmenizin nedeni nedir?
Caz müzik, özellikle Swing dönemi ve dansları, hak temelli çalışmalar için muazzam bir kaynak ve araştırma sahası sunuyor. Ortaya çıktıkları ve yayıldıkları, değişimler geçirdikleri, bittikleri, tekrar canlandıkları tarihi süreçler aynı zamanda dünyada da hak mücadelesi ve politik mücadelelerle örtüşen bir çizgi izliyor. Bu süreçlerde, müziği ve dansı geliştiren, insanların politik-etnik-cinsiyete dayalı kimlikleri de bize bir araştırma ve tartışma alanı açıyor. Bazen paralel bazen çakışmalı bir seyri var. Hepsinden de önce, caz müziğin kendisi aslında bir demokrasi şöleni. Bu benzetme çok sık yapılır. Farklı enstrümanların ve müzisyenlerin farklı tekniklerin bir arada bir uyum içerisinde ancak kendi bağımsız alanlarına sahip olarak icra ettiği bir müzik türüdür caz. Aslında bizim için en önemlisi, caz müziği ve özellikle swing dönemi mutluluğun, neşenin, umudun simgesidir.

Derneğinizin öncelikli hedef kitlelerinden birini de çocuklar oluşturuyor. Çocuklara yönelik olarak yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz? Çocuklarla yaptığınız çalışmalarda kültür sanat faaliyetlerini kullanmanın nasıl bir etkisi oluyor?

Swing danslarının ve caz müziğin, fizyolojik ve bilişsel faydalarının yanı sıra sosyal yetilerin gelişmesi için de çok faydası oluyor. Farklılıkları yargılamadan, iyi veya kötü etiketlemeleri yapmadan meselenin özünün ne olduğunu hep beraber kavramaya çalıştığımız çalışmalar yapıyoruz çocuklarla. Dans ve müzik bunu yapmanın en iyi yolu bizce. Hatta belki amacın ta kendisi. Biraz önce bahsettiğimiz caz müzik ve demokrasi benzerliği burada da geçerli. Bunun anlatılması ve gerçekliğinin gösterilmesi çok faydalı oluyor. Aynı şey dans için de geçerli. Başlarda grup içinde hakimiyet kurma-geride durma gibi katılımcılığı azaltan davranışlar, zaman içinde azalıyor. Sonuçta araç olarak kullandığımız şey bedenimiz. Hepimiz buna sahibiz ve bedenlerimizin ölçüsünün ve fizyolojik farklılıklarının orada bir önemi yok. Nasıl hepimiz yürüyebiliyorsak ve birimizin yürüyüşü diğerinden daha mükemmel değilse dans da öyle. Dans bir hareket alanı ve birbirimizden farklı özelliklerimiz olduğu için hareketlerimizin de farklı olması gayet doğal. Önemli olan o farklı hareketleri bir uyum içinde bütüne dönüştürebilmek. Çocuklarla aslında bu temelde çalışıyoruz. Ek olarak, dansın ve müziğin, farklı kültürlere saygı konusunda da çok yardımını görüyoruz. İlk izlediklerinde asla yapamayacaklarını, kendilerine çok yabancı olduğunu düşünseler de pratik etmeye başladıktan sonra kendi yaşam alanlarında gördükleri dans formalarıyla benzer olduğunu hissedip çok daha fazla eğlenmeye, yaratıcı ve katılımcı olmaya başlıyorlar. Yetişkinler için hazırladığımız hak temelli müfredatı şu sıra çocuklar için de uyarlamaya yönelik çalışmalar yapıyoruz.

2019 yılında ilk kez hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu kapsamında Vakfımızdan kurumsal hibe desteği alıyorsunuz. Bu hibe ile ne tür çalışmalar yapacaksınız? Bu hibe desteğinin derneğin çalışmalarına nasıl bir katkı sağlayacağını düşünüyorsunuz?

Kültür Sanat Fonu’ndan aldığımız hibe, hem dans hem de müzik çalışmaları için daha elverişli bir mekana taşınmamızı ve çalışmalarımızın verimliliğinin artmasını sağladı. Fonu temel olarak kurumsal giderlerimizi karşılamak amacıyla kullanıyoruz. Bu da bizi mali kaygılardan uzaklaştırarak hali hazırda zaten gönüllü olarak yürüttüğümüz projelerimizi hızlandırma, çoğaltma ve genişletme imkanı sunuyor. Yürüttüğümüz ve üzerinde çalıştığımız projeleri şu şekilde sıralayabiliriz; şehirde çocuklar ve kadınlarla çalışmalar yürüten STK’lar ile ortaklaşarak sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı kesimlerle yapılandırılmış dans atölyeleri, dezavantajlı gençler-yetişkinlere dans ve müzik eğitimleri için burs sağlanması, çocuklar için hak temelli bir dans müfredatı geliştirilmesi ve uygulanması ile radyo programcılığı ve caz müzik eğitimi.

Koronavirüs kapsamında alınan tedbirlerin hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep olduğunu biliyoruz. Bu durum bizden aldığınız hibe kapsamında yaptığınız faaliyetleri ve çalışmalarınızı nasıl etkiledi? Çalışmalarınıza devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

Covid-19 salgını sebebiyle 12 Mart’tan beri fiziki yakınlık gerektiren tüm çalışmalarımızı askıya aldık. Beraber çalıştığımız diğer kurumlar da aynı kararı aldı. Biz de bu süreçte herkesin yaptığı gibi çalışmalarımızı dijital ortamda nasıl sürdürebileceğimizi düşündük. Hali hazırda var olan projelerimizden hangileri dijitale dönüştürmeye uygun, hangileri değil bunları ayrıştırarak yeni bir yol haritası belirledik. Başlangıç için, caz müzik ve dansları ile ilgili sosyal medya hesapları ile iş birliği yaparak o hesaplardan yayınlanan, bir ay süren ve sembolik ödüller sunan mini bilgi yarışması serisi yayınladık. Bu kitlemizin bir kısmını dernek ile etkileşimde tutmanın yanı sıra bir farkındalık yaratma, araştırma ve öğrenme sürecinin yolunu açtı. Buna ek olarak, planladığımız Radyo Programcılığı ve Caz Müzik Eğitimini dijitale taşıyarak mayıs ayı içerisinde çevrimiçi araçlarla gerçekleştireceğiz. Ayrıca, Kültür Sanat Fonu’nun çevrimiçi değerlendirme toplantısında tanıştığımız fondan hibe alan diğer kültür sanat kurumlarından bazılarıyla ortak yeni projeler geliştirme ihtimaliz doğdu. Görme engellilerin kullanımına da sunulabilecek podcast serileri, sesli ve detaylı anlatımlı dans eğitimi videoları hazırlamak gibi henüz kuluçka aşamasında fikirlerimiz de var. Evlere kapanmak durumunda kaldığımız doğru ancak bu süreçte ortaya konan fikirlerin ve uygulamaların da bizlere yeni bakış açıları kazandıracağı ve buradan çıktığımızda önümüzde yeni yollar açacak ortaklıklar geliştireceği de muhakkak.