Kurumsal Destek Fonu

Arada Derneği Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Tamamladı

Arada Derneği, herkes için fırsat eşitliği yaratmak amacıyla kadınlar, LGBTİ+ bireyler, engelliler ve çocuklarla sanatı merkeze alan sosyal uyum faaliyetleri gerçekleştiriyor ve başta performans sanatları ve görsel sanatlar olmak üzere disiplinlerarası sanat konularında çalışmalar yapıyor. Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde sağladığımız hibe ile bir kaynak geliştirme sorumlusu istihdam ederek kurumsal görünürlüğünü artırmak ve kaynak geliştirme kapasitesini güçlendirmek için çalışmalar yapan Arada Derneği hibe sürecini tamamladı. Arada Derneği’nden Serkan Bozkurt ve Evrim Doğan ile derneğin COVID-19 salgını ile başlayan süreçte yaptığı çalışmaları, salgının kültür-sanat alanına etkilerini ve Arada’nın gelecek dönem planlarını konuştuk.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Vakfımızdan aldığınız kurumsal hibe ile ne tür çalışmalar gerçekleştirdiniz? Kurumsal gelişim alanında odaklandığınız konu başlıklarından ve Fonun derneğinize katkılarından bahseder misiniz?

Kurumsal hibe ile kapasite geliştirme alanında yeni fon kaynakları yaratma, kurumsal iletişim stratejilerini geliştirme, bireysel bağışçılar bulma, gönüllü yönetimini geliştirme üzerine çalıştık. Festival veya diğer sanat projelerimiz için bu iletişim stratejisini kullanarak sosyal medya takipçilerimizi artırdık. Çalışmalarımıza daha fazla destek bulmak için çevremize yönelerek bireysel bağış toplama yoluna gittik. Böylelikle faaliyetlerimizi daha etkin şekilde gerçekleştirebildik. Kapasite Gelişim Bileşeni bize bulunduğumuz konum ile varmak istediğimiz yer arasındaki yolu çizmemiz için daha net bir harita oluşturdu.

Şubat 2020’de gerçekleştirdiğiniz 9. Arada Disiplinlerarası Sanat Festivali beden ve cinsiyet politikalarını odağına aldı. Arada Derneği, sanat ile beden ve cinsiyet politikaları arasında nasıl bir bağ kuruyor? Bu yaklaşım festivaldeki çalışmalara ne şekilde yansıdı?

Küratörlüğünü Serkan Bozkurt’un yaptığı 9. Arada Disiplinlerarası Sanat Festivali’nde disiplinlerarası bir bakış açısı ile saç, beden ve cinsiyet üzerine yapılan araştırmaları farklı yaklaşımların yer aldığı sanat eserleri ile bir araya getirdik. Beden ve özellikle saç üzerinden yaratılan stereotipler üzerinden güzellik olgusunu ve bunun getirdiği dışlamaları ve ötekileştirmeleri incelemek istedik.

Farklı varoluşların, bedenlerin birbirini anlaması ve birbirine yer vermesi, bir arada yaşayabilmek için önemli. Arada Derneği olarak sosyal içerme ve bir aradalık kavramımızı, dışlanmış, bastırılmış ve şiddete maruz kalmış cinsel kimliklerin ve farklı bedenlerin söylemlerini üreten queer ve feminist sanatçılara festivalde yer vererek, bu kimliklerin görünürlüğü artırarak ve söylemlerini bir araya getirerek güçlendirmek istedik.

Bedenler ve onların üzerine dayatılan cinsiyet politikalarına karşı “Her beden biricik ve kendi kimliğini ve söylemini oluşturması açısından önemlidir” diyerek bu festivalin konseptini oluşturduk. Festivalin sloganı ‘Kel Ama Kıllı’ hem absürt hem de dikkat çekici oldu.

Bedeni ve beden üzerindeki farklılıkları en çok görünen ve hakkında konuştuğumuz saç üzerinden konuşmak ve bunun üzerinden mevcut duruma göz atmak istedik.

Hem Türkiye’de hem dünyada salgının en çok etkilediği alanlardan bir tanesi de kültür sanat çalışmaları oldu. Arada Derneği olarak çalıştığınız alanda önümüzdeki dönemde ne gibi değişiklikler yaşanmasını bekliyorsunuz?

COVID-19 salgını döneminden en çok etkilenen alanlardan biri kültür sanat ve özellikle de görsel sanatlar ile performans sanatları oldu. Her ne kadar açık havada gösteriler ve konserler düzenlenmeye çalışılsa da her geçen gün iptalleri duyuyoruz. Bu dönemde en çok etkilenenlerden biri performans sanatçıları oldu. Özellikle bağımsız çalışan sanatçılar, seyircileri ile buluşamadı ve şu an çok ciddi maddi sorunlar yaşıyorlar. Türkiye’de ne yazık ki bu alanda yapılan çalışmalar çok yetersiz kalıyor. Çoğu sanatçı çalışma alanlarını değiştirdi, diğerleri sosyal medya kanalları ile izleyiciler ile buluşmaya çalışıyor. Ama sosyal medya henüz birebir iletişimin verdiği karşılıklı etkileşimi oluşturacak bir iletişim kanalı değil. Bu yüzden hem Türkiye’de hem dünyada sosyal mesafe dikkate alınarak seyirci ile bir araya gelmek için farklı araştırmalar yapılıyor. Bu sırada sosyal medya bu konudaki tartışmaların sürdürülmesi için özgür bir alan sağlamak için kullanılıyor. Sanatçılardan oluşan Arada Derneği olarak biz de bu dönemde farklı araştırmalar yaparak ayakta kalmaya ve diğer yandan da bir dayanışma ortamı yaratarak alana hizmet etmeye çalışıyoruz.

COVID-19 salgını döneminde başlattığınız Aradalık Çevrimiçi Seminerleri’nin amacından ve bu zamana kadar ele aldığınız konulardan bahseder misiniz?

Aradalık seminerlerini, yaklaşık 10 senedir üzerinde çalıştığımız Aradalık kavramı üzerinden oluşturduk. Amacımız bu alanda görsel ve yazılı yayınlar hazırlayarak konuyla ilgili araştırmalar yapmış akademisyenler, aktivistler ve diğer ilgilileri bir araya getirmek, Aradalık kavramının kapsayıcılığını göstermek ve Türkiye’de disiplinlerarası bakış açısını geliştirmeye katkı sağlamaktı. Bu nedenle Arada Derneği’nin aradalık grupları olan mülteci, göçmen, çocuk, kadın, engelli, LGBTQİ+ çalışma alanlarından ve kültür sanat çalışmalarından disiplinlerarası araştırmacılara ulaştık. İlk seminerde salgın döneminde tam merkezinde kaldığımız aradalık halini antropontolojik (insan-varlık felsefesi) açıdan değerlendirdiğimiz bir felsefe semineri düzenledik. Sonrasında hem Türkiye hem dünyaya coğrafi olarak aradalık kavramını Hibritleşme ve Küreselleşme açısından gözden geçirme fırsatımız oldu. 3. seminerde tekrar ana konumuz Göçmenlik olarak Aradalık’a dönerek göçmenliğin nedenlerini, demografik sonuçlarını ekonomik ve politik açıdan inceledik. Son olarak 19 Eylül’de Göçmenlik ve Müzik olarak Aradalık seminerimizi gerçekleştirdik. Devamında Ekim ayında Sakatlık ve Aradalık konusunda İdil Seda Ak ile bir buluşma gerçekleştireceğiz.

COVID-19 kapsamında alınan önlemler ve bu dönemde ortaya çıkan ihtiyaçlara paralel olarak bundan sonraki süreçte sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanlarında ve iş yapma biçimlerinde değişiklikler yaşanması bekleniyor. Arada Derneği olarak önümüzdeki dönemde çalışma alanlarınız veya çalışma biçimlerinizle ilgili değişiklikler yapmayı planlıyor musunuz?

Arada ekibi olarak 10 yıldır sosyal içerme üzerine ve sanatta fırsat eşitliği alanında çalışan bir kurumuz. Festival ve diğer uluslararası projelerimizle Meksika, Hindistan, İngiltere, İran, Avusturya, Hollanda, Finlandiya, Rusya gibi dünyanın birçok yerinden sanatçılar ve dezavantajlı bireylerle çalışmalar yapan kurumlarla iş birlikleri geliştirdik. Bu iş birlikleri sonucu farklı sanat ve sosyal içerme projeleri üreterek yeni deneyimler kazandık, bakış açımızı daha da genişlettik. Bu deneyimimizi Türkiye’deki diğer STK’lar ve aktivistlerle paylaşmak için festival ve sosyal içerme projelerimizi daha çok sosyal medya üzerinde devam ettirmeyi istiyoruz. Sanat alanındaki hareketi sürdürmek ve salgın döneminde söz konusu dezavantajlı gruplara sanatçıların da dahil olduğunu düşünerek, çalışmalarımızı özellikle LGBTİ, kadın, engelli sanatçılar başta olmak üzere kendi varoluşları ve etkileşimlerini sürdürebilmeleri üzerine yoğunlaştırmak istiyoruz. Salgın dönemine özel olarak hem sosyal medyayı en verimli şekilde kullanarak hem de açık havada sosyal mesafe önlemlerini göz önünde bulundurarak önümüzdeki sene engelliler ve toplumsal cinsiyet alanlarında planladığımız iki uluslararası projeyi hayata geçirmeyi planlıyoruz. Ayrıca Aradalık Çevrimiçi Buluşmaları’nı görsel ve basılı yayına dönüştürmek için çalışmalara da başladık.