Kurumsal Destek Fonu

Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği ile Kurumsal Destek Programı Kapsamında Aldıkları Hibe Desteğini Konuştuk

Kurumsal Destek Programımız kapsamında desteklediğimiz Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği ile yavaş yaşam felsefesi kapsamında yaptıkları çalışmaları ve aldıkları kurumsal hibenin derneğe katkılarını konuştuk.

Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği, “hayatı, zamanı, dünyayı tüketme” sloganıyla 2011 yılından beri İzmir’de faaliyetlerini sürdürüyor. Derneğin amaçları arasında olan yavaş yaşam felsefesi ve bu felsefenin yaygınlaştırılması için yürüttüğünüz çalışmalar hakkında bizimle bilgi paylaşabilir misiniz?
Yavaş yaşam felsefesinin birçok alt başlığı ve tanımı var. Yavaş yemek hareketinin iyi, temiz ve adil gıda yaklaşımı var; yavaş şehir hareketinin sürdürülebilir kentler oluşturma vizyonu var; yavaş mimari, yavaş para gibi birçok hareket var. Temel olarak hayatın mevcut hızından memnun olmama ve bir şekilde hayatı yakalamak için herkesin kendi yöntemiyle hayatı yavaşlatmaya çalıştığını söyleyebiliriz. Bizim açımızda yavaş yaşam, birbirimize iyi gelen karşılaşmaların, sadece tüketmek yerine üretmeyi teşvik edecek girişimlerin olduğu, doğayla barışık, sakin ve huzurlu bir toplumsal yaşamdır. Toplumda farklı kesimlerden insanların karşılaşması, bir araya gelmesi, birbirlerinden haberdar olması, iletişim kurması üzerine bu sene bazı faaliyetlerimiz var. Yavaş Yaşayanlar isimli bir kısa belgesel çalışmamız sonra erdi, 12 Aralık’ta gala gecesini yapacağız. Türkiye’nin farklı yerlerinden 9 kişinin sessiz sedasız yaptığı hak temelli çalışmaları kayıt altına aldık ve bunları yayınlayacağız. 2020 yılında İzmir’de çalışan hak temelli sivil toplum örgütlerinin destekleyecek bir kuluçka merkezi/destek merkezi kurma projemiz var, bunun için İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte çalışıyoruz.

2016 yılında yürüttüğünüz “Yavaş Yaşa” kampanyası farklı kesimler arasında oldukça dikkat çekti. Diğer yandan, “Black Friday Türkiye” olarak bilinen ve tüketimi teşvik eden kampanyalar da Türkiye’nin gündeminde giderek daha fazla yer buluyor. Yavaş Yaşa kampanyasının ortaya çıkışından, kampanyanın ana mesajlarından ve kampanya sonrasında aldığınız tepkilerden bahseder misiniz?
Yavaş Yaşa kampanyası oldukça düşük bir bütçeyle, Sivil Düşün AB Programı desteğiyle gerçekleşti. Biz birçok konuda en büyük “düşman” olarak bilinçsiz tüketimi görüyoruz. Çevrenin kirlenmesi, insanların emeklerinin istismar edilmesi, insanların borç batağına saplanması ve insanlara karşı önyargının yaygınlaşmasının en büyük sebebi tüketim. Biraz daha geniş çerçeveden bakarsak ekonomik krizlerin hatta savaşların bile sebebi tüketim. Eğer tüketicilerin çoğunluğu elektrikli arabaları tercih etse, petrolün değeri düşse, petrol kaynaklarını ele geçirmek için savaş çıkar mıydı? Sonuçta tüketimin azalması lazım, günümüzdeki tüketim miktarı bu dünya kaynakları tarafından karşılanamıyor. İnsanların tüketimlerini azaltmaları ve bilinçli tüketmeleri gerekiyor. Bilinçli derken, Amazon ormanlarını kesen bir firmanın ürününü kullanmak yerine kesmeyen bir firmanın ürününü kullanmak gibi yaklaşımlardan bahsediyoruz. Kampanyamız beklediğimizin çok üstünde ses getirdi. Facebook paylaşımlarımız milyonlarca insana ulaştı, televizyon haberlerinde, radyo programlarında, internet sitelerinde bahsedildi. CNN Türk, TedX Koç Üniversitesi ve TedX Bursa programlarına davet edildik. Hazırladığımız görselleri okullarına asmak isteyen öğrenciler, eğitim vermemizi isteyen öğretmenler, bizi davet eden, üye olmak isteyen yüzlerce insan bize ulaştı.

Uluslararası bir ağ ve yaklaşım olan Cittaslow Birliği’ne de dahilsiniz. Cittaslow’un nasıl bir vizyonu var? Bu vizyonu Türkiye’de uygularken nasıl tecrübeler edindiniz?
Cittaslow, yavaş yaşam hareketini yerel yönetimler ölçeğinde yaymaya çalışan uluslararası bir belediyeler birliği. Biz de dernek olarak Cittaslow Türkiye ağının ortağıyız diyebiliriz. Cittaslow’un amacı yaşam kalitesi yüksek, kendine yeten kentler oluşturmak. Tarımın, yerel üretimin, yerel el emeği ürünlerinin geliştirildiği, kentin tarihine, geleneklerine, doğasına sahip çıkan kentler oluşturmak. Bu vizyonu Türkiye’de uygularken fark ettiğimiz en önemli şey köylerin, kasabaların ve küçük kentlerin her geçen gün ıssızlaşmasıydı. Tarımla ve hayvancılıkla geçinemeyen insanların büyük şehirlere göçmesi aynı zamanda daha az üretim ve kendine daha az yeten bir ülke anlamına geliyor.

2019 yılında hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Programı’ndan aldığınız hibe ve mentor desteği ile Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin kurumsal kapasitesini hangi alanda ve hedefler doğrultusunda geliştirmeyi planlıyorsunuz?
Bu hibe çerçevesinde yaptığımız öz değerlendirme çalışmasında iletişim alanında sıkıntılarımız olduğunu gördük. Üyelerimizle, destekçilerimizle, ortaklarımızla düzenli ve anlamlı bir iletişim içinde olmadığımızı fark ettik. Bu yüzden, hibe sayesinde bir iletişim sorumlusu istihdam etmeye başladık. Amacımız hem kendimizi hem yaptıklarımızı daha çok kişiye ulaştırmak ve halihazırda ilişki içinde olduğumuz şahıs ve kurumlarla daha verimli bir iletişim kurabilmek.

Hibe, mentorlarla yapılan çalışmalar ve uzmanlık temelli gönüllü desteklerinden oluşan kurumsal hibe desteğinin Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği ve derneğin çalışmalarına ne tür katkılar sağlayacağını düşünüyorsunuz?
Derneğimizin kurumsal hibe desteği sayesinde doğru bir iletişim stratejisi oluşturup uygulaması sonucu tanınırlığımızın artmasını, paydaşlarımızla iş birliği imkanlarımızın gelişmesini ve daha fazla sayda gönüllünün bize destek olmasını umuyoruz. Birçok alanda proje bazlı hibelere erişmemize rağmen doğrudan kurumsal kapasitemizin arttırılması için aldığımız bu hibenin çok yararlı olacağını düşünüyoruz. Bir proje veya faaliyet karşılığında değil sadece kendi kurumumuzu daha iyi hale gelmesi için bir hibe alabilmek bizim için çok önemli.