Kurumsal Destek Fonu

Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Anlattı

Hıza ve tüketime dayanmayan, insanlara veya diğer canlılara zarar vermeyen ve geleneklerin, tarihin, doğanın, yerel üretimin korunduğu daha iyi bir yaşama inanan Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği (Yavaş Yaşam) doğal, kültürel, kentsel ve tarihi dokunun korunması, kırsal ve kentsel sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi ve yeniden kullanımın teşvik edilmesi için çalışmalar yürütüyor. Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde hibe ve mentorluk desteği sağladığımız Yavaş Yaşam iletişim kapasitesini güçlendirmek üzere bir iletişim koordinatörü istihdam etti ve bu amaçla çalışmalar yürüttü. Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Metin Şavural ve İletişim Sorumlusu Dilara Filizler kurumsal hibe ile gerçekleştirdikleri çalışmaların derneğe katkılarını, salgın döneminde yürüttükleri faaliyetleri ve derneğin geleceğe dair planlarını konuştuk.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Vakfımızdan aldığınız kurumsal hibe ile ne tür çalışmalar yaptınız? Yavaş Yaşam’ın kurumsal gelişimi için hangi alan ve konulara odaklandınız?

2019 Kurumsal Destek Fonu sayesinde bir iletişim sorumlusu istihdam ettik ve 11 ay boyunca birlikte çalıştık. Bu süreçte üyelerimiz, paydaşlarımız ve destekçilerimiz için aktif iletişim çalışmaları yürüttük. Derneğimizin kurumsal hibe desteği sayesinde oluşturduğu iletişim stratejisini bu süreçte uyguladık ve bu sayede belli bir kitlenin ‘’yavaş yaşam’’ akımına olan talebinin oldukça fazla olduğunu gözlemledik. Aktif sosyal medya kullanımı, görünürlük için düzenli faaliyet takvimi oluşturmak, aramıza yeni katılan destekçi ve takipçilerimize bu zamana kadar yaptığımız etkinlikleri ve çalışmaları aktararak, teoride ve pratikte, vizyon ve misyonumuzu gözler önüne sermek bizi geliştirdi. Bu süreçte, biz çağrıda bulunmadan derneğimizde hem proje bazlı hem de derneğin her türlü faaliyetine yönelik gönüllü olarak çalışmak isteyen kişilerle tanıştık. İletişim hayatımızın her alanında var; önemli olan bunu doğru ve anlamlı bir şekilde kurabilmekti. Kurumsal Destek Fonu sürecinde de bu eksiğimizi kapatarak, yeni iletişim ağları kurduk ve derneğimizin görünürlüğünü artırdık.

Yavaş Yaşam’ın Kurumsal Destek Fonu kapsamında geçirdiği süreci değerlendirdiğinizde, hedeflerinize ne ölçüde ulaştığınızı düşünüyorsunuz? Kurumsal bir hibe almanın çalışmalarınıza nasıl bir katkısı oldu?

Gerek derneğimizi geliştirmek gerekse bireysel olarak alanımızda gelişmek ve yeniliklerden haberdar olmak için yapılan toplantı ve eğitimlere derneğimizin iletişim sorumlusu ekip arkadaşımız katılım gösterdi. Derneğimizin yönetim kurulu üyelerinin profesyonel çalışma hayatları zamanlarının büyük bölümünü alıyor. Bunun için profesyonel bir çalışanın işleri koordine etmesi, aksayabileceğini düşündüğümüz tüm faaliyetlerimizin planlı bir şekilde ilerlemesini sağladı. Gönüllüler, destekçiler ve paydaşlar bir derneğin sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen unsurlar olsa da idari işler konusunda bir çalışanın olması daha kontrollü şekilde hareket etmemize katkı sundu.

Derneğimiz, yavaşlık felsefesinin hayatın her alanında olabileceğini göstermek amacıyla faaliyetler yürütüyor. Hali hazırda var olan yavaşlık akımlarının dışında hayata iyilik ve sakinlik getirebilecek her türlü girişimin bizim için bir anlamı olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden gerek sosyal medya paylaşımlarımızda gerekse yaptığımız kampanya ve projelerimizde bunları öne çıkartıyoruz. Bu süreçte de bu misyonu benimseyen ve bu yönde çalışan bir takım arkadaşımızın olması, dernek içinde yeni bir soluk oldu ve fikirlerin ortaya çıkmasını sağladı. Kurumumuzun daha iyi bir hale gelmesi ve eksikliklerini gözlemleyip bu yönde iyileştirici bir program hazırlanması çok önemliydi. 2019 Kurumsal Destek Fonu sayesinde kurumsal gelişimimiz için önemli bir adım atmış olduk.

Ağustos ayında yavaşlık hareketinin ebeveynlik alanında yansımaları üzerine odaklanan Yavaş Ebeveynlik projesine başladığınızı duyurdunuz. Bize bu projenin amaçlarından ve bu kapsamda yapacağınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Yavaşlık hareketinin ebeveynlik alanında varlığını göstermek ve 6-10 yaş arası ilköğretim çağındaki çocuk sahibi ebeveynlerin salgın sürecinde neler yaşadıklarını tespit etmek amacıyla ‘’Yavaştan Ebeveynlik’’ projesini hazırladık. Ekim itibariyle tamamlayacağımız projemizde amacımız, dünyadaki bu değişimle birlikte hayatlarımızın birçok alanına yavaşlık hareketinin girmesiyle çocuk yetiştirme ve aile düzeni kapsamında yeni bir bakış açısı kazandırmak oldu. Aslında ‘’yavaş ebeveynlik’’ birçoğumuza uzak olmayan, yakın dönemde sıkça duyduğumuz bir akım. Salgın süreci bu akımı hayatlarımıza adapte edebilmeyi hızlandırdı fakat ailelerin bunu yürütebilmek konusunda belli sıkıntılar yaşadığını gözlemledik. Örneğin, erkeklerin ev içi sorumluluğunun 4 katına çıktığı gözlemlense de kadınların ev içi sorumluluklarının 5 katına daha çıkması aile içi yaşanan sorunların git gide arttığını gösteriyor. Çocuk sahibi ailelerin hem kendine hem de çocuklarına yetebilirlik ve yapabilirlik durumunu sorguladığı bu süreçte hazırladığımız anket aracılığıyla aslında yalnız olmadıklarını göstermek istiyoruz. Bu kapsamında bir rapor ve en çok karşılaşılan problem başlıklarında modüller hazırlamaya başladık. Hazırlayacağımız kısa animasyon videolarla da çalışmamızı kitlelere duyuracağız.

COVID-19 salgını ve bu süreçte alınan tedbirler çalışmalarınızı nasıl etkiledi? Bu dönemde faaliyetlerinize devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşır mısınız?

16 Mart 2020 itibarıyla çalışmalarımızı evden yürütmeye başladık. Sürekli saha çalışması yürütmeyen bir dernek olarak bizi bu açıdan kötü etkilemedi, aksine hayat akışı yavaşlamaya başlayınca kendi içimize dönmek ve rutin olarak yaptığımız hatta sıkıcı bulduğumuz birçok şeyin aslında hayatlarımıza ne kadar renk kattığını toplum olarak gözlemledik. Dijital platformlar üzerinden paylaşımlarımız arttı, YouTube ve Medium hesapları açtık. Salgın dönemi başlangıcıyla İzmir’de faaliyet gösteren ve hak temelli çalışmalar yürüten derneklerle bir iletişim grubu kurduk ve Nisan ayında ilk toplantımızı yaptık. Birbirimizi motive etmek ve ilham olmak açısından oldukça kıymetli bir harekete geçiş olduğunu düşünüyoruz. Aynı zamanda salgın dönemi süresince canlı yayın yapmak çok popülerleşti, bu süreçte birçok inisiyatif ve kurumla canlı yayınlara konuk olduk. Paylaşımlarımızda çözüm odaklı yaklaşmaya çalıştık çünkü bu süreçte hedef kitlemiz ‘’Ne yapabiliriz?’’ diye bize sorular sormaya başlamıştı. Ev içerisinde yapabileceğimiz faaliyetler, kişisel gelişim, dijital alanda dayanışma ağları kurmak gibi alanlarda çalışmalar yürüttük. Böylece yalnız olmadığımızı, bu zorlu süreci birlikte aşabileceğimizi gösterdik.

Yavaş Yaşam’ın gelecek dönem planlarından bahseder misiniz? Önümüzdeki dönemde hangi alanlarda, ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için çalışıyor. Bunun gerçekleşmesi için sivil toplum kuruluşlarının (STK) desteklenmesi ve desteklenebileceği araçlar oluşturulması stratejik planımızda yer alıyor. Önümüzdeki süreçte bu hedefe odaklanarak ve yerel yönetimlerle iş birliği yaparak İzmir’de STK Kaynak ve Kuluçka Merkezi kurmayı planlıyoruz.

Bunun yanında 2021 yılında İzmir’deki genç veya göçmen edebiyatçıların kapasitesine geliştirmek amacıyla Manchester Üniversitesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi ortaklığıyla bir proje gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Proje sonunda yerel edebiyatçıların bir araya gelebilecekleri veya bireysel olarak kullanabilecekleri bir edebiyat merkezi kurmayı hedefliyoruz.