Röportaj

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği ile çalışmalarını konuştuk

Sivil Toplum için Destek Vakfı bağışçıların ihtiyaçları çerçevesinde ilgili kuruluşlara zaten yapılacak bağışların izlemesi ve etkisi ile ilgili kolaylaştırıcılık yapıyor. Türk Üniversitesi Kadınlar Derneği (TÜKD) bu çerçevede desteklenen kuruluşlardan biri. Kasım ayında TÜKD’ye vermeye başladığımız 9.750 TL’lık kurumsal katkıya istinaden aşağıda kurum yetkilileriyle yaptığımız röportajı bulabilirsiniz.

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) sivil toplum açısından çok eski bir kurum. Ne zaman ve neden kuruldu?

Derneğimiz; Türkiye’nin ilk kadın hukukçularından Av.Süreyya Ağaoğlu (1903-1989) ve Beraat Zeki Üngör, ilk kadın profesörlerimizden Sara Akdik (1897-1982), Şevket Fazıla Giz (1903-1981), Fatma Müfide Küley (1904-1995), ilk kadın astronom, ilk kadın dekan ve ilk kadın senatör olan Nüzhet Toydemir Gökdoğan (1910-2003), ilk kadın kimyagerimiz Remziye Hisar (1902-1992) , Çapa Öğretmen Okulu ve Eğitim Enstitüsü’nde pedagoji ve ruh sağlığı öğretim üyesi Nebahat Karaorman (?-1986) , ilk kadın hukuk profesörü ve aynı zamanda dünyanın ilk kadın Roma Hukuku Profesörü Türkan Rado (1915-2007) ve ilk jinekoloğumuz, ülkemizdeki ilk kadın doğum kliniğinin kurusucu ve İstanbul Boğazı’nı da yüzerek geçen ilk kadın unvanına sahip Pakize Tarzi (1910-2004) hanımefendiler tarafından  19 Aralık 1949 yılında kurulmuş.

Cumhuriyet sonrası, kadın haklarının yeni yeni anlaşılmaya başladığı Türkiye’de ilk nesil kadın yüksek okul mezunları veriliyor. Bu başarılı bir avuç üniversite mezunu kadın, alanlarında hevesle ve tutkuyla çalışıyorlar. İçlerinden biri Prof. Sara Akdik bir Londra seyahati sırasında tesadüfen Uluslararası Üniversiteli Kadınlar Derneği (International Federation of University Women – IFUW) çalışanları ile tanışıyor, dernek hakkında detaylı bilgi alıyor. İstanbul’a döndüğünde dernek hakkında öğrendiklerini arkadaşlarına anlatıyor ve arkadaşlarının da onayı ve desteği ile 19 Aralık 1949 tarihinde Üniversiteli Kadınlar Derneği’ni kuruyor. Yıllar süren özverili çalışmaları ile dernek bu günlere geliyor.

Bakanlar Kurulu Kararı ile 1953 yılında uluslararası faaliyet izni alan dernek, 1955 yılında Uluslararası Üniversiteli Kadınlar Federasyonu( GWI)  asil üyeliğine kabul ediliyor. Yine Bakanlar Kurulu Kararları ile 1970 yılında kamu yararına dernek statüsüne sahip oluyor.

2002 yılında Avrupa Üniversiteli Kadınlar Birliği’ne de (UWE) üye olan Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) bugün Prof. Dr. Nevin Gaye Erbatur’un Genel Başkanlığı’nda yoluna devam ediyor.

Oldukça geniş bir yapılanması var. Bugün TÜKD’nin kaç şubesi var ?

Türkiye genelinde 27 şubemiz var.

TÜKD’nin İstanbul şubesinin yaptığı çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

TÜKD İstanbul şubesi olarak Dostluk Köprüsü, Aile İçi Şiddetin Önlenmesi, Kadın ve Kentleşme, Armağanınız Kitap Olsun, Çocuk Gelinler Geleceğe Umut Köprüsü, Mina’nın Çocukları projelerini yürütmekteyiz. 

‘Dostluk Köprüsü Burs Projesi ‘çerçevesinde Devlet Üniversitelerinde okuyan, ihtiyaç sahibi,  akademik başarısı yüksek olan üniversiteli genç kızları destekliyoruz. Sadece İstanbul Şubemiz ile 300’e yakın başarılı kız öğrenciye burs vermekteyiz. Onlarla burs verenler arasında dostluk köprüleri kurarak, üniversiteli kızlarımızın başarılı ve güçlü kadın bireyler olarak yetişmeleri için bir nevi mentorluk yapmaya çalışmaktayız. 

Burs verenler ile öğrenciler arasında bir dostluk kurulmasını, burs verenin öğrencimizle deneyimlerini paylaşıp bu zorlu yolculuklarında onlara destek olmalarını amaçlıyoruz.  Geleceğin güçlü ve başarılı kadınlarını yetiştirebilmek amacıyla, İstanbul Şube Akademi adı altında deneyimli eğitmenlerle çok çeşitli eğitim programları ve lisan kursları düzenliyoruz. Erasmus’a giden öğrencilerimize maddi destek sağlıyoruz. Sektörün ileri gelen firmalarıyla görüşerek öğrencilerimize staj,  mezunlarımıza iş konusunda yardımcı olmaya çalışıyoruz.

Öğrencilerimizin kültürel alanda kendini geliştirmesi, İstanbul’u tanımaları, dernek üyeleri ve diğer bursiyer öğrencilerle zaman geçirebilmesi için tiyatrolara, operalara, dünyaca ünlü sanatçıların sergilerine ve müzelere ziyaretler düzenliyoruz. Her yıl boğazda tekne gezileriyle baharı karşılıyoruz. Her ay Derneğimizde  sinema etkinlikleri düzenliyoruz. O alanda uzman bir konuğumuz öğrencilerimizle birlikte filmi izliyor ve sonrasında birlikte yorumluyorlar.

Ayrıca her yıl, iyi not ortalamasına sahip olan öğrencilere Başarı Ödülleri takdim ediliyor. Tablet, bilgisayar, cep telefonu gibi öğrencinin eğitimi süresince ihtiyacı olabilecek ödüller vermeye gayret ediyoruz.

Aile içi şiddet konusunda hukuk okuryazarlığı eğitimi veriyoruz. Çünkü mağduriyetler karşısında hakkını hukukunu bilerek arayan nesiller ile toplumu daha hukuki bir zemine taşıyabileceğimize inanıyoruz. Bursiyerlerimizi bu alanda bilinçlendiriyoruz. Onlarda çevrelerini bu konuda aydınlatıyorlar.

Okumayan bir toplumun kaliteli bir gelişim sağlayacağına inanmıyoruz. O sebepledir ki kitap okumayı teşvik ediyoruz ve daha okuryazar bir toplum olma hedefinde “Armağanınız Kitap Olsun” projesini gerçekleştiriyoruz.

Bir diğer projemiz kapsamında kadın ve kentleşme; çeşitli kadın topluluklarına sağlık,hukuk, beslenme, ergen ilişkileri konusunda uzman dost ve üyelerimiz tarafından sohbet toplantıları düzenliyoruz

Vakfımızdan aldığınız hibe desteğini hangi ihtiyacınız için kullanacaksınız?

Vakfınızdan aldığımız desteği, Dernek çalışmalarımızda bizimle çalışan, haftanın değişik günlerinde, bilgisayar, dosyalama, etkinlik organizasyonlarında bize yardımcı olan, toplantılarımıza katılıp not tutan  4 öğrencimize 9 ay boyunca kitap yardımı olarak cep harçlığı biçiminde kullanacağız.

Önümüzdeki dönem hangi faaliyetleri yapmayı hedefliyorsunuz? Bunlara değinebilir misiniz?

Bütün bu faaliyetlerimiz önümüzdeki dönem de devam ediyor olacak. Bunlara ek yeni bir çalışmaya başlıyoruz, adı “Mina’nın Çocukları”. Bu proje kapsamında gençlerin klasik eğitim biçimleri dışında kendilerini tanımalarına yönelik bir süreçle tanışmalarını sağlamayı umuyoruz.