Röportaj

BoMoVu Çocuk Fonu Dahilinde Yapacaklarını Anlattı

Sporu ve beden hareketini sosyal faydaya dönüştürmek için programlar geliştirip sporun içinde varolan ayrımcılıkla mücadele eden BoMoVu ile aldıkları Çocuk Fonu Hibe Programı kapsamında yapacaklarını konuştuk.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Derneği (BoMoVu) hangi sosyal problemden yola çıkarak kuruldu? Genel olarak çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

BoMoVu: Bizleri BoMoVu’nun kurulmasına getiren süreç, 2013 yılında İstanbul’da göçmen erkek çocukların yaşadığı bir sığınma evinde Nil ve Gözde’nin gerçekleştirdiği Muay Thai etkinliğiyle başladı. Etkinlik sayesinde bu tür buluşmaların beklediğimizden daha büyük etkileri olduğunu farkettik. Bu koşullarda yaşayan kişiler için genellikle temel sağlık, beslenme, ulaşım üzerine gidilirken mutlulukları ve hayattan alacakları zevklerin güçlenmeleri için önemli bir faktör olduğu atlanıyor. Bu tür durumlarda sporun kişilerin kendilerine güvenmeleri ve yeteneklerine inanmaları konusunda güçlendirici etkisi üzerinde durmaya karar verdik. Kendi bireysel hikayelerimizle de birleşince eleştirel bir perspektiften sporu yeniden düşünmeye başladık. Aileden uzak ve eğitim olanakları kısıtlı kişilere, hayatta mutlu ve güçlü olabilmeleri için spor üzerinden bir alan yaratmak gündemimiz oldu.

Nil’in Hrant Dink Vakfı’nın Sınırları Aşıyoruz Programı kapsamında Ermenistan’da Kadın Kaynak Merkezi’nde gerçekleştirdiği Capoeira programı da besleyici oldu. Buradaki deneyim toplumsal cinsiyet eksenli bir perspektife yönlendirdi. Kadın bedenini hapseden varsayımlar ve sosyal beklentileri sarsmak üzerine tasarlanan bir program gerçekleşti. Bu sonraki çalışmaları da etkiledi.

Sonuçta fiziksel sağlığın, psiko-sosyal güçlenmedeki etkilerini deneyimledikçe heyecanımız arttı. Bunları daha fazla insanla paylaşmanın zamanı geldi dediğimiz anda da Ağustos 2015’te BoMoVu’yu kurma fikri oluştu.

Sorunları görüp kenara çekilmektense kendi çözümlerimizle sahada kalmakta ısrarcı olduk. En temelde, BoMoVu olarak fiziksel aktivitelere ulaşımın bir hak olduğuna, spor ve beden hareketini kullanarak insanların dünyaya bakma biçimlerini ve davranışlarını etkileyebileceğimize inanıyoruz. Sporu ve beden hareketini sosyal faydaya dönüştürmek için programlar geliştiriyoruz. Şu anda faaliyet gösterdiğimiz projelerden ikisi: İstanbul’da yaşayan farklı yaş gruplarından mültecileri içeren “Hareketin Özgür” ve birazdan bahsedeceğimiz “Barışa Oyna”.

 

DV: “Spor ve oyun” çalışmalarınızda nasıl bir rol oynuyor? Çocuklar üzerindeki etkisini nasıl yorumlarsınız?

BoMoVu: Kuruluşa gelen süreçte spor ve oyunun rolünü keşfetmemizin çok etkisi var. 2014 yılında Fatih Gençkal ve Nil Delahaye Urfa’da Capoeira’yı kullanarak bahsettiğimiz Muay Thai etkinliğine benzer programlar gerçekleştirdiler. Bu deneyim de yine bize, yerinden edilmiş çocuklara yönelik beden hareketi ve sporla ilgili çalışmaların iyileşmedeki etkisini gösterdi.  Burada tanıştığımız çocukların çoğu, her şeyi geride bırakmış ve eski hayatlarına dönmek konusunda belirsizliklerle dolu bir yola çıkmışlardı. Spor, bu çocuklara dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar “kendi bedenleri” gibi çok güçlü ve daima yanlarında bulundurabilecekleri bir araçları olduğunu gösterdi.

Sporun bünyesinde barındırdığı hoşgörü, kapsayıcılık, eşit haklar, erdem, haz, mutluluk, sevgi ve saygı gibi değerler oyunda da öne çıkıyor. Oyunlar aracılığıyla çocukların çevreleriyle kurdukları ilişkide sosyal kapsayıcılığı temel alan barışçıl bir ortamın gelişimine katkıda bulunmanın mümkün olduğunu gördük. Çocukların hareketini kısıtlayan, onları ‘çiçek çocuklar’ olarak isteyen şehir hayatı ve yaygın eğitim ortamında her şeyden önce oyuna davet edilmekten mutlu olduklarını görüyoruz. Oyunlar aynı zamanda çocuklar için kendilerini oldukları gibi ifade edebilecekleri özgür bir alan sağlıyor.  Bu alanda, çocuklarla iletişime ve öğrenmeye imkan veren ortam kendiliğinden oluşuyor.

 

DV: Çocuk Fonu dahilinde “Barışa Oyna” projesi için destek alıyorsunuz? Projeden kısaca bahsedebilir misiniz?

BoMoVu: Barışa Oyna projesi, çocuklarla çalışmak üzere geliştirilen beden hareketi odaklı bir oyun programıdır. Projenin öncelikli amacı, oyunların bünyesinde barındırdığı özgürlük alanından faydalanarak çocukların sınır ötesi algısını iyileştirerek, çocuklarda barış kültürünün oluşmasına katkıda bulunmak. Bunu yaparken, kültürel mirasın önemli bir parçası olan çocuk oyunlarını kendimize araç edindik. Sporun bünyesinde barındırdığı değerleri oyunlar aracılığıyla ön plana taşıyarak, çocukların çevreleriyle kurdukları ilişkide sosyal kapsayıcılığı temel alan barışçıl bir ortamın gelişimine katkıda bulunmayı, yaşadıkları bölgeden kaynaklanan ‘öteki’ olarak algıladıkları bütün kimlikler hakkındaki ön yargılarını tanımalarına ve sorgulamalarına yardımcı olmayı amaçlıyoruz.

Barışa Oyna’nın gerçekleşmesi için bir ön araştırma ve takip eden günlerde belirlenen şehirde yaşlılarla bir araya gelerek sözlü tarih görüşmeleri yapıyoruz. Bu görüşmeler oynadıkları oyunlar ve çocukluk dönemlerindeki öteki ve sınır algıları etrafında şekilleniyor. Ardından bu oyun ve anlatıları değerlendirerek çocuklarla oynamaya hazır oyun uygulamaları ve çözümleme sorularını geliştiriyoruz. Çocuklarla oynarken, oyunlardaki deneyimleri üzerinden çocukların ürettiği söylemlerin ortaya çıkabilmesine odaklanıyoruz. Oyunlar ve ardından yapılan çözümlemeler; barış, sınır, birlikte yaşam, öteki, düşman algısı, kültürel miras gibi kavramlar etrafında şekilleniyor. Çocukların oyundaki deneyimleri üzerinden kendi sözleriyle, ön yargıları ve bazı çelişkileri keşfetmelerinin ve  değerlendirmelerinin geliştirici bir deneyim olduğunu görüyoruz. Oyunla gelen mutlu anlarda bu tür değerlendirmeler yaparken etkileyici diyaloglar gelişebiliyor.

 

DV:“Barışa Oyna” bir devam projesi, bu dönemde gerçekleşecek olan projenin önceki dönmelerden bir farkı var mıdır? Varsa nelerdir?

BoMoVu: Barışa Oyna projesi 2016 yılında Kars ve Ardahan’da başladı. Geçtiğimiz yıl Edirne’de gerçekleştirdiğimiz uygulama ile her deneyimin hem katılımcılara hem de  içeriğin gelişmesine önemli katkılar sunduğunu gördük. Bu nedenle bu yıl Barışa Oyna projesini geliştirmek ve yaygınlaştırmak üzere yola çıktık.

Önceki dönemden farklı olarak, Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın katkısıyla bir yaygınlaştırma eğitimi (eğitmen eğitimi) planlıyoruz. Örnek ön araştırma ve uygulamaların ardından İstanbul’da deneyimleri çoğaltmayı hedefleyen ve 12 sivil toplum kuruluşundan katılımcıları ağırlayacağımız bir yaygınlaştırma eğitimi gerçekleştireceğiz.

 

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğinin çalışmalarınıza nasıl bir katkısı olduğunu düşünüyorsunuz?

BoMoVu: Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın Çocuk Fonu tarafından BoMoVu’ya (Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Derneği) sağlanan finansal destek Barışa Oyna projesinin sürdürülebilirliği konusunda yeni bir yol açmış oluyor. Bu projenin geçmiş uygulamaları çerçevesinde her bölgenin ve şehrin kendine özgü hassasiyetleri ve ihtiyaçları olduğunu gördük. Dolayısıyla tek bir uygulama ve onun üzerinden önerilen çözümden ziyade her bölgenin hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak programı yerelleştirme ihtiyacı doğdu. Bu anlamda STDV’den aldığımız destek, çalışma yapmak istediğimiz sınır bölgelerindeki yapıyı tanıyan ve Barışa Oyna programının gelişmesine katkıda bulunabilecek yerel aktörlerle bir araya gelmemizi sağlaması açısından çok değerli. Bir model önerisi ile farklı deneyimlere katkı sunabilmek önemli bir adım.  Önümüzdeki süreç modeli ve birbirimizi geliştirmek, güçlendirmek için çok iyi bir fırsat. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendireceğimize, hem Barışa Oyna projesine hem de sivil toplum alanında birlikte öğrenme sürecine katkı sunacağımıza inanıyoruz.

Leave a Reply