Röportaj

Cinsel Şiddetle Mücadele Yolları

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği / http://cinselsiddetlemucadele.org

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği (CŞMD) ve çalışmaları ile ilgili daha detaylı şekilde bilgi edinmek için aşağıdaki röportajı okuyabilirsiniz. Sivil Toplum İçin Destek Vakfı, Kurumsal Program dahilinde CŞMD’ye hibe desteği sağlıyor. 

Sivil Toplum İçin Destek Vakfı (DV): Kadın hareketi içinde zaten aktif olan aktivistlerden oluşan bir ekipsiniz. Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği (CŞMD) ekibi nasıl bir araya geldi?

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği (CŞMD): Öncelikle röportaj talebiniz için teşekkür ederiz, bizler yalnızca kadın hareketi içerisinden değiliz. Ekibimiz feminist, LGBTIQA+, ekoloji ve hayvan özgürlüğü hareketlerinde, çocuk ve göçmen hakları örgütlenmelerinde ve bu alanlardaki platformlarda aktif olarak yer almış/almaya devam eden; ikili cinsiyet sistemini sorgulayan, çeşitli cinsel yönelimlerden trans-natrans kadınlar, trans erkekler ve kendine cinsiyet atfetmeyen bireylerden oluşmaktadır. 

Resmi olarak 2014 yazında kurulan derneğimiz, 2009 – 2013 yılları arasında Cinsel Şiddete Karşı Kadın Platformunda yürütülen çalışmalardan, trans aktivist Ali Arıkan’ın deneyim, araştırma, yazılarından ve kişisel birikimlerimizden beslenerek bugünkü halini aldı. Queer tahayyülü, feminizmleri, dayanışmayı, kolektif üretimi savunan anti-hiyerarşik bir örgütlenmeyiz.

DV: Sizi bu alanda çalışmaya sevk eden nedenleri nasıl sıralarsınız?

CŞMD: Derneğimizi açmadan önce biraz önce de bahsettiğimiz gibi Cinsel Şiddete Karşı Kadın Platformunda örgütlenen aktivistler ile bir arada çalışıyorduk. Dernekleşmeden önce içinde yer aldığımız çalışmalar, mücadele ve yaşam deneyimlerimiz bizlere cinsel şiddet alanında birçok kazanım ve farkındalık olarak geri döndü. Sokak eylemlerinden, öz-yardım materyallerine; cinsel şiddetin toplumdaki algısı ve üretilen kavramlardan, “ruh ve bedensel bütünlüğü bozulmamıştır” diyen adli-tıp raporlarına ve 2-4 yıl süren cinsel şiddet davalarına; fiili kürtaj yasağının cinsel şiddete maruz bırakılan kadınlar üzerinden oluşturulan ‘en üst-kademe’ söylemlerinden, tecavüz kriz merkezlerine kadar birçok konuyu ele almaya çalıştık. Süreçte geldiğimiz noktada; gördük ki spesifik olarak cinsel şiddet alanına odaklanan, bu konuyu hayvanlara, LGBTI+lara, göçmenlere, çocuklara, erkeklere yönelen şiddeti de kapsayacak şekilde kapsamlı olarak ele alan, feminist ilkelere sahip oluşumlara ihtiyaç var. İşte biz de bu alandaki ihtiyaç üzerine derneğimizi kurmuş olduk.  

DV: Sizce Türkiye’de cinsel şiddetin varlılığının “konuşulur” hale gelmesi neden zor, sizin bu konudaki çalışmalarınız nelerdir?

CŞMD: Cinsel şiddet hem Türkiye hem de dünyada tabu konulardan biri aslında. Cinselliği konuşmanın kolay olmadığı bir toplumda cinsel şiddetin konuşulması da zor. Cinsellik de, cinsel şiddet de toplumsal cinsiyet normlarının üretildiği alanlar. Toplumdaki hakim ‘mağduru suçlama’ anlayışı da şiddetin açık edilmesini güçleştiriyor. Biliyoruz ki bu sessizlik faillere cesaret veriyor.

Türkiye’de feministler kendi cinsel şiddet hikayeleri üzerinden bu konu hakkında açılarak sessizliği kırmaya çalıştı. Biz de bu sessizliği bozarak cinsel şiddet döngüsünü kırmak istiyoruz. Bu konu ile ilgili #bunuyapabiliriz kampanyası yürütüyoruz. Çünkü konu tabu olmaktan çıkmalı, beslendiği kaynaklar ortaya çıkmalı, sağ kalanlar değil failler yargılanmalı, devlet sorumluluk almalı, çünkü cinsel şiddet her yerde. Okulda, işte, camide, hamamda, karakolda… #bunuyapabiliriz kampanyamızla herkesi ses çıkarmaya çağırma nedenimiz de bu. 

DV: Çalışmalarınızda, cinsel şiddetle mücadele etmede kullandığımız dilin de çok önemli olduğunu belirtiyorsunuz. CŞMD’nin bu konuda belirlediği çerçeve nedir?

CŞMD: Cinsel şiddet mevzu bahis olduğunda özellikle medyanın kullandığı dilin çok yanlış olduğunu görüyoruz. Ayrıca medya haberlerinde kullanılan fotoğraflar da hayatta kalanın hayatına devam etmesini kolaylaştıran ve onu güçlendirmeye çalışan fotoğraflar değil. Aksine haberlerde mağdurlaştırmaya yönelik bir dil ve kurgu sunuluyor. Yani  ‘cinsel şiddet sonrası hayatı bitti’ mesajları taşıyan ve ’kurban’ algısına hizmet eden fotoğrafların ’haber’ fotoğrafı olarak kullanıldığını görüyoruz. Bu fotoğrafların ideolojik işlevleri var; bu işlev de hakim söylemin devam ettirilmesini sağlıyor; yani cinsiyetçilik ve ataerkil sistemin.

Bunun dışında failden “sapık”, ”pedofil”  ya da “canavar” diye bahsedilmesi faillerin işine yarıyor. Çünkü faillerin hemen hepsi ne sapık ne de canavar, gündelik hayatta karşılaşabileceğimiz sıradan kişiler. Evli-çocuklu insanlar, öğretmenler, hocalar, şoförler, doktorlar, abiler, babalar, sevgililer, nişanlılar vb. Failleri, sapık ve canavar diye tarifleyerek uçlaştırdığımız zaman onları görünmez kılarız. Hayatımızdaki kimseyle özdeşleştiremeyiz. Faillerin kendisi de uyguladıkları şiddeti sorgulamaz, hep uzaklarda bir yerlerde suç işleyen canavar ve sapıklardan bahsedilir.

Bu bahsedişler, cinsel şiddet mitlerini besliyor; yani cinsel şiddetin ’cinsel dürtüleri kontrol edememe’ ya da ’bir tür akıl hastalığı’ ile ilgili olduğu algısını yaratıp failin yaptığı davranışın sorumluluğunu hafifletiyor. Cinsel şiddetin ’bir güç kullanımı’ ve ’kontrol altına alma eylemi’ olduğu gerçeğini de perdelemiş oluyor.

DV: Türkiye’de cinsel şiddetle mücadele alanındaki şikayet mekanizmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu konuda neler yapılmalı?

CŞMD: Cinsel Şiddet alanında şikayet mekanizmaları yeterli değil. Bildiğiniz gibi bir zaman önce İsveç ile Türkiye arasında tecavüz üzerinden bir kriz çıkmıştı. Türkiye İsveç’i tecavüz istatistiklerinin yüksekliği yönünde eleştirdi. Oysa ki İsveçte tam 160 yerel kadın yardım hattı var. Türkiye’de 1 adet var. Bunun yanında İsveç’te tecavüzün tanımı bizdeki tecavüz tanımına göre daha geniş. Türkiye’de, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı 97, yerel yönetimlere bağlı 32, Sivil Toplum Kuruluşları’na bağlı 1 olmak üzere toplamda 120 sığınak var. Fakat büyük bir oranda bu sığınaklar feminist ilkelerle koordine edilmedikleri için kadınlar ve çocuklar çoğunlukla failin yanına geri dönmeye ikna edilmekte. 

DV: Tecavüz kriz merkezlerinin gerçek anlamda işlevi nedir? Bu konuda neler yapılabilir? 

CŞMD: Tecavüz kriz merkezleri (TKM), cinsel şiddetten hayatta kalanların tüm ihtiyaçlarını ve de toplumsal ihtiyaçları gidermeye yönelik organizasyonlardır. Tecavüz kriz merkezlerinin hem failin yargılanması ve ceza alması, hem de tecavüze maruz bırakılanın tecavüzün travmasıyla baş etmesiyle ilgili olarak çok ciddi bir işlevselliği var. TKM’lerde hayatta kalana, fail tecavüz ettiği için kendini suçlu hissetmemesi gerektiği, bunun erkeklik/erk kaynaklı bir şiddet biçimi olduğu ve bu şiddetle mücadele ederek baş edilebilir kılınması için destek veriliyor. Tecavüze maruz bırakılan kadınlar eğer arkasında yasal bir mekanizma korunağı yoksa kendini kirli, suçlu hissediyor.Çok ciddi ağır travmalar yaşıyorlar. Bedenlerine kendi isteklerinin dışında müdahalede bulunuluyor. (Buna adli süreç boyunca yaşadıkları da dahil- damgalama, yargılama, bilgi vermeme vb. de dahil.) Bunun travmasını atlatmak, kendi suçları olmadığına inanmaları çok uzun süreç alıyor. Türkiye’de tecavüze uğrayan kadınlar, orada olmamalıydım, onu giymemeliydim vs. sorularıyla kendi başlarına boğuşuyorlar.

Sessizliği kırmadaki adımımızdan sonra, kendi içerisinde kapalı bir inisiyatif; adli tıp kurumu raporları ve cinsel şiddetten hayatta kalanlara yönelik türlü türlü adaletsizliğin deşifre edilmesiyle farkındalık ve görünürlük çalışmaları yapılmasına, dava takipleriyle kadın dayanışması oluşmasına, çözüm arayışlarına, yasa tasarısı çalışmalarına ve TBMM’de dillendirdiğimiz ”tecavüz kriz merkezleri” taleplerine kadar uzanan uzun bir yolun ön adımlarını atabiliriz.

Ayrıca, imzacısı olduğumuz İstanbul Sözleşmesi gereği devletin Tecavüz Kriz Merkezleri açma yükümlülüğü var. 

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibeyi nasıl değerlendireceksiniz? Kurumsal gelişim açısından nasıl bir etki yaratmasını bekliyorsunuz? 

CSMD: Sivil Toplum için Destek Vakfı hibesini çalışmalarımızın sürekliliğini sağlamak için farklı fon kuruluşları arayışlarımızda değerlendireceğiz. Bunun için bir kaynak geliştirme danışmanından destek alıyoruz. 

Leave a Reply