Röportaj

Herkes için Mimarlık Derneği Hibe Sürecini Tamamladı

1 Mart- 1 Aralık 2017 tarihleri arasında kurumsal hibe programı kapsamında desteklenen Herkes için Mimarlık Derneği, ülke genelinde karşılaşılan farklı sosyal sorunların mimarlık ve tasarım ile kesişiminde çalışmalarını sürdürmektedir.
Farklı kaynak geliştirme faaliyetlerinde bulunan Herkes için Mimarlık Derneği, kurumsal hibe desteği ile sürdürülebilir bir kaynak stratejisini hayata geçirmek için çalışmalar yaptı. Hibe süreci biten Herkes için Mimarlık Derneği ile hibe sürecini konuştuk.
Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Kurumsal Programımız dahilinde ve özellikle finansal sürdürülebilirlik konusunda hibe desteği aldınız. Ne gibi çalışmalarınız olduğundan bahseder misiniz?
Herkes için Mimarlık Derneği (HİM): Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın Kurumsal Programı dahilindeki hibe desteğini kaynak geliştirme konusunda derneğimizle çalışacak bir koordinatör bulmak için almıştık. Hibeyi almamız kesinleştikten sonra koordinatör olabilecek kişiler için görüşmeler yaptık ve kendisi de mimar olan daha önce İKSV’de kaynak geliştirme konusunda çalışmış bir arkadaşımızla ile bu konuda danışmanlık vermesi için anlaştık.
Kaynak Geliştirme Koordinatörü’müz ile ilk olarak kaynak geliştirme stratejisi için kısa ve uzun vadeli planlar oluşturarak bir program çıkardık. Devamında gelen çalışmaları da belirleyen bu programda, derneğin ilerleyen yıllarda sürdürebileceği bir sistem için temeller atmayı hedefledik. Program dahilinde 2017 yılında danışma kurulu oluşturulması, firmalarla sponsorluk görüşmelerinin yapılması, internet sitesinin yenilenmesi, yeni tanıtım kitapçığının oluşturulması, bireysel bağış kampanyası açılması, yıllık faaliyet raporu hazırlanması, 2018 takviminin yapılması ve Dernek Dostları programının oluşturulması işlerini gerçekleştirdik.
DV: Kaynak geliştirme için önümüzdeki dönem yapmak istediklerinizden kısaca bahseder misiniz?
HİM: Aldığımız bu kurumsal hibenin öncesinde kaynak geliştirme stratejilerimiz hep proje bazlı gerçekleşmekteydi. İş yapma biçimimiz ve çoğunlukla yaptığımız işlerin doğasından da kaynaklanan bu durum, uzun vadeli mali planlar yapabilmemizi, araştırma projelerini sürdürmeyi ve işlerin uygulama aşamalarından önceki keşif, tasarım gibi süreçlerde hareket alanımızı kısıtlıyordu. Bu sebeplerden dolayı proje bazlı kaynakların haricinde kullanabileceğimiz bir gelirin de olmasını istemekteydik. Hibeyi almamızın ardından bu hedefimizi mümkün kılabilecek stratejiler geliştirmeye çalıştık. İş yapma biçimimize paralel olarak kaynağın da katılımcı bir şekilde oluşması için bireysel bağışları artırmaya yönelik çağrıları artık projeler haricinde yapmaya başladık. Kurulduğumuz günden bu yana temasta olduğumuz mimarlık ve inşaat sektöründen firmalarla uzun vadeli destekler için görüşmeler yaptık. Mimarlık alanı için en önemsediğimiz destek stratejimiz ise “Dernek Dostları” programı. Bu program mimarlar ve mimarlık ofislerinden sadece maddi değil, ayni, danışmanlık, projelendirme, kaynaklara ulaşabilmek için aracılık ve mekan desteği gibi konularda da desteklere açık. Program derneğin, mimarlık alanının sosyal konulara yönelik çözüm arayışlarında daha fazla inisiyatif almasını teşvik etme amacından hareketle şekillenmişti.
DV: Genel olarak kapasite gelişimine yönelik olarak sağlanan “kurumsal desteklerin” etkisini nasıl değerlendirirsiniz?
HİM: Kurumsal destekler proje bazlı olarak ilerleyen oluşumların projelerden sıyrılıp organizasyonel yapılarını gözden geçirmek, ileriye dönük kurguları üzerine düşünmek için bir fırsat sağlayabilmekte. Kurumların yapılarının şekillenmesinde hedefler ve niyetlerden kaynaklanan iş yapma biçimleri belirleyici olurken, kaynaklar da iş yapma biçimini doğrudan etkileyen bir unsur. Bu noktada proje bazlı kaynakların kurumların zorlayıcı noktalarının önüne geçmek için kurumsal destekler önemli bir rol oynayabilir. Ancak kurumların ihtiyaçlarına çözüm olmaktan öte ekstra bir iş yükü çıkardığı noktalarda kurumsal desteklerin de negatif yönleri olabilmekte. Kurum yapısını sağlıklılaştırmaya çalışan ancak “kurumsallaşma” kavramından olumsuz çıkarımlar da yapabilen toplulukların bu gibi hibeleri kullanırken yapmak istediklerinin yanında iş yapma biçimlerini de gözden kaçırmamaları gerektiğini düşünmekteyiz.
DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğinin çalışmalarınıza nasıl bir katkısı olduğunu düşünüyorsunuz?
HİM: Dernek olarak uzun süredir tartıştığımız ama hayata geçiremediğimiz konuların bir kısmını Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın hibe desteği sayesinde yapabilmiş olduk. Hibenin kendisinden öte, belli bir dönem aralığında bu konuları çalışmamız gerektiğine dair oluşan takvim harekete geçmemizi sağladı diyebiliriz. Hibe ile birlikte 2017 yılında gerçekleştirdiğimiz kaynak geliştirme çalışmaları ile bu sene derneğin bütçesine maddi kaynak beklediğimiz ve hedeflediğimiz kadar geri dönüş sağlayamadık. Ancak geliştirdiğimiz ilişkilerin, kurguladığımız, başlattığımız ve devam eden çalışmaların, başta planladığımız gibi sürdürülebilir bir kaynak stratejisini hayata geçirmek için önemli ve faydalı adımlar olduğunu düşünmekteyiz.
DV: Önümüzdeki döneme ilişkin neler yapmayı hedefliyorsunuz? Yeni çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
HİM: 2018 yılında yukarıda da belirttiğimiz Dernek Dostları programı konusunda çalışıp, mimarlık alanını yaptığımız işlere daha çok dahil etme, benzer işlerin bizim dışımızda çoğalmasını sağlamaya yönelik çalışacağız. Devam eden ve yeni yapılacak projeler ve atölyelerimizde de sivil toplum kuruluşları, öğrenci grupları, inisiyatifler ile birlikte çalışmaları pekiştirmeyi hedefliyoruz. Sivil toplum kuruluşları ile yapacağımız çalışmalara Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı binasının yenilenmesi ve cezaevlerindeki çocukların mekansal ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar, KODA ve Kent ve Çocuk ile Şanlıurfa Harran Darıca mezrası ilkokulu bahçe düzenlemesi örnekleri verilebilir. Eski bir atölye katılımcımızın öğretmenlik yaptığı Uşak Eşme Güllü köyü ilkokulunda yapılacak açık derslik projesini ise Okan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Brokoli Topluluğu ve İzmir Ekonomi Üniversitesi Mimarlık öğrencileri ile birlikte gerçekleştireceğiz. Geçtiğimiz yılın sonlarından itibaren mekan kullanımı ve ortak programlar için temasta olduğumuz Tasarım Atölyesi Kadıköy ile de kentsel üretim temasına odaklanan işler yapmayı planlıyoruz. Öğretmen Ağı ile bu sene ikincisini düzenleyeceğimiz 1 Öğretmen 1 Mimar atölyesinin yanı sıra Venedik Bienali 16. Uluslararası Mimarlık Sergisi Türkiye Pavyonu Vardiya projesine 1 haftalık bir atölye ile dahil olacağız. Proje ve atölyelerin haricinde V&A Museum’da 2019’da gerçekleşecek yemek sergisi ve 6 yıldan bu yana devam ettiğimiz Atıl Köy Okulları projesi için araştırma ve değerlendirme işleri yapacağız.

Leave a Reply