Röportaj

Sokağın Konuşulmayan Hafızası

Karakutu Derneği / http://www.karakutu.org.tr/ 

Sivil Toplum için Destek Vakfı, Karakutu Derneğine Kurumsal Program dahilinde hibe desteği sağlıyor.  

Karakutu Derneği ve çalışmaları ile ilgili daha detaylı bilgi edinmek için aşağıdaki röportajı okuyabilirsiniz.

“Geçmişte gerçekleştirilen hak ihlalleri, yüzleşme yaşanmadıkça, cezasızlık sürdükçe ve travmalar çözümlenmedikçe günümüzde de farklı şekiller alarak -bazen de şekil bile değiştirmeden- devam ediyor. Tek taraflı, kendisinden başka doğruyu/doğruları kabul etmeyen bir yaklaşımla yaşamak zorunda bırakılan bireyler, başka hikayeleri dinleme fırsatı bulmadıkça bu yaklaşımlarını sorgulama yoluna da gitmiyor.”

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Karakutu Derneği, ne zaman kuruldu ve hangi sosyal sorundan yola çıktı? Genel olarak çalışmalarınızdan bahseder misiniz? 

Karakutu Derneği (KD): Karakutu Derneği, 7 Ocak 2014 tarihinde, uzun yıllardır sivil toplum alanında çalışmakta olan kişilerin ortak hayallerini hayata geçirme çabasıyla kuruldu. Kurucuların hayali, gençlerle toplumsal hafıza alanında çalışmalar yürütmek ve gençlere geçmişle yüzleşme üzerinden sorgulama yeteneklerini geliştirebilecekleri ve barışa katkı sunabilecekleri bir platform olanağı sunabilmekti. Bu hayalin neticesi olan Karakutu’nun ilk adımları, dernekleşmesinden daha önce atılmaya başlandı. Dünyada bu alandan iyi örneklerin incelendiği, yurt içi ve dışında çalışma ziyaretlerinin gerçekleştirildiği, toplumsal hafıza üzerine çalışan uzman ve kurumlarla fikir alışverişinin yapıldığı bir ön hazırlık süreci sonunda yola çıkmak için en uygun metot olarak “Hafıza Yürüyüşü” konsepti belirlendi. 

Karakutu olarak, dünyanın birçok yerinde farklı temalara odaklanan daha çok bir çeşit tur formatı olarak uygulanan Hafıza Yürüyüşü’nü farklı bir biçimde, yenilikçi bir akran eğitim modeli olarak uyguluyoruz. Gençlerin aktif olarak sürece katılabilecekleri, aynı zamanda güçlenmelerine katkı sağlayacak şekilde yenilikçi bir eğitim modeline dönüştürdüğümüz Hafıza Yürüyüşü, Hafıza Yolculuğu adını verdiğimiz eğitim programımızın adımlarından biri.

Yola çıkış noktamız olan, bugün hâlâ geçerliliğini koruyan ve temel meselemizi oluşturan sosyal sorunu da kısaca şöyle özetleyebiliriz: Karakutu olarak, geçmişle yüzleşmenin, barışı sağlama ve demokratikleşmenin vazgeçilmez öğelerinden olduğuna inanıyoruz. Yaptığımız çalışmalarda da karşılaştığımız üzere, hiçbir hak ihlali geçmişte gerçekleştirildiği yerde kalmıyor; yaşananların günümüze uzantıları hem makro hem mikro anlamda hepimizin hayatlarını büyük ölçüde etkilemeye devam ediyor. Bu etkiler, toplumsal barışın sağlanmasında ve birlikte yaşama önünde büyük bir engel oluşturmakla birlikte gündelik hayatlarımıza da daha görünmez ve “normalleşmiş” şekillerde etki ediyor. “Bir daha asla!” nosyonundan hareketle, bu olumsuz etkilerden özgürleşmek için Türkiye’de toplumsal hafıza alanında çalışan birçok kurum ve kişi, çok önemli işler üretiyorlar. Ne var ki bu işlerin büyük kısmı, zaten bu alana ilgi duyan kişiler dışında özellikle bu meselelerle haşır neşir olmayan –hatta çoğunlukla bu meselelerle uğraşma imkanı dahi bulamamış- gençler için erişilebilir değil. Biz, başta resmi eğitim sistemi olmak üzere kurumların sebep olduğu bu erişememe ve katılamama sorununa bir çözüm getirebilmeyi; gençlerin aktif olarak içinde yer alabilecekleri toplumsal hafıza alanına odaklanan çalışmalar yürütmeyi hedefliyoruz. Başka bir deyişle, kronikleşmiş bu sorunun çözümüne, yürüttüğümüz çalışmalarda aktif özneler olarak yer alan gençlerin güçlenmesiyle, onlara sorgulama alanları açarak ve farkındalık geliştirmelerini sağlayacak imkanlar sunarak katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. 

DV: Hatırlamak ve sessizleştirilen hikayelerin görünürlüğünü arttırmak güncel sorun ve çatışmaların çözümünde sizce nasıl bir rol oynuyor?

KD: Yukarıda da belirttiğimiz gibi, geçmişte gerçekleştirilen hak ihlalleri yüzleşme yaşanmadıkça, cezasızlık sürdükçe ve travmalar çözümlenmedikçe günümüzde de farklı şekiller alarak -bazen de şekil bile değiştirmeden- devam ediyor. Bu devamlılık makro boyutta etkileri olan politikalar yoluyla olduğu gibi, bireylerin gündelik hayatlarında da ayrımcılık ve nefret biçiminde karşımıza çıkıyor. Tek taraflı, kendisinden başka doğruyu/doğruları kabul etmeyen bir yaklaşımla yaşamak zorunda bırakılan bireyler, başka hikayeleri dinleme fırsatı bulmadıkça bu yaklaşımlarını sorgulama yoluna da gitmiyor.

Ama egemen olan tarafından sessizleştirilen hikayeleri dinlemek, marjinalleştirilmiş gruplarla temas etmek; tek yönlü bakışın kafalarımızda oluşturduğu düşman tiplemelerinin aslında gerçek olmadığı fikriyle tanışmaya imkan yaratıyor. Geçmişteki hak ihlalleri hakkında bilgi sahibi olma fırsatı yaratan platformlar, başka ihtimallerin varlığını hesaba katarak çok boyutlu düşünmeyi ve sorgulamayı; beraber iyileşmeyi; konuşabilmeyi; anlayabilmeyi; kendi önyargılarınla yüzleşebilmeyi mümkün kılıyor. Karakutu olarak, tüm bunların kendimizden farklı olanı tehdit olarak algılamamanın, dolayısıyla güncel çatışmaların ve sorunların çözümünde ve barışın sağlanmasında çok önemli rol oynadığına inanıyoruz. Gençlerle gerçekleştirdiğimiz etkinliklerin sonrasında aldığımız geribildirimler de bu inancımızı destekliyor. Örneğin:

– (Hafıza Yürüyüşü’ndeki hafıza mekanlarından biriyle ilgili olarak): “Gettoların aslında orada yaşayanlar için ‘güvenli bölge’ olduğunu bugün idrak ettim. Şimdiye kadar ben de ‘X Sokak arındırıldı’ tarzı haberlere inanırdım. Bugünden sonra çok farklı bir gözle bakacağım.”

– “Çocukluktan beri kulaktan duyma öğrendiğimiz şeylerin aslında gerçeği yansıtmadığını ve önyargıların yıkılması için o dönemi yaşayan insanlardan öğrenmenin en doğru olduğunu öğrendim.”

– “Bu kadar fazla biçimde yapılan ayrımcılıkların gün yüzüne çıkması çok iyi oldu. Herkes bireysel olarak kendini yargılamalıdır.”

– (Hafıza Yürüyüşü’ndeki hafıza mekanlarından biriyle ilgili olarak): “6-7 Eylül olaylarına ilişkin az da olsa bilgim vardı Bu mekana ilişkin bugün ilk defa bilgi sahibi oldum. Mekanlara daha dikkatli bakmak gerekiyor. Bu mekan benim için artık sadece çay içtiğim bir mekan olmayacak.”

DV: Geçmişle yüzleşme konusunda neden özellikle gençlerle çalıştığınızı açıklar mısınız?

KD: Yine daha önce belirttiğimiz gibi, geçmişle yüzleşme konusunda Türkiye’de çok önemli çalışmalar yürütmekte olan kuruluşlar, gruplar ve kişiler var. Bu çalışmaların sonucunda yine çok başarılı çıktılar üretiliyor. Ancak bu alanda yapılan çalışmalar ve çıktıları çok büyük bir kesime ulaşamıyor. Özellikle, Türkiye’deki çocukları ve gençleri apolitik ve sessiz, “olaylara karışmayan” ve “tarafsız” yetiştirme geleneği yüzünden birçok genç ne ailesi ne de eğitim sistemi aracılığıyla yaşadıkları toprakların siyasi tarihi, burada yaşanan hak ihlalleri ve mücadeleleri ile ilgili bilgiye ve haliyle fikre sahip olabiliyor.

Halbuki genç nüfus, niceliksel olduğu kadar niteliksel anlamda da dönüştürücü olabilecek bir potansiyele sahip. Fakat gençlerin tamamı, bu potansiyellerini kullanabilecekleri, kendi sözlerini üretebilecekleri ve paylaşabilecekleri yeterli imkana sahip değil. Sosyal medya bu anlamda önemli bir alan açsa da, fiziksel anlamda bir araya gelmek bir arada öğrenme, beraber tartışma, fikir alışverişi yapma açısından çok daha sürdürülebilir bir yöntem. Bizim hedef grubumuz da bu sebeple 16-25 yaş arası gençler. Gençlerin bir araya gelerek, beraber araştırarak, tartışarak, paylaşarak geçmişle yüzleşmesini hem güçlenmeleri hem de toplumsal barışa katkı sağlayacak potansiyellerini kullanabilmeleri açısından önemsiyoruz. Yürüttüğümüz programlar aracılığıyla gençlerin alanda yapılan çalışmalara erişebilmelerini, kendilerinin de alanda aktif olarak çalışabilmelerini ve üretebilmelerini, eğitim kurumlarında her zaman bulamadıkları özgür bir sorgulama alanında akranlarıyla fikir ve söz üretmelerine destek olmaya çabalıyoruz. 

DV: Hafıza Yürüyüşü’nün hazırlık ve uygulama aşamalarından bahseder misiniz? Sizce metodundaki farklılık, katılımcılar açısından, nasıl bir etki yaratıyor?

KD: Hafıza Yürüyüşü, Hafıza Yolculuğu adındaki yenilikçi ve interaktif eğitim programımızın adımlarından birisi. Hafıza Yolculuğu programının hedefi, gençlerin, dini, etnik, cinsiyete dayalı ve/veya politik nedenlerle tarihsel olarak dışlanmış gruplara karşı gerçekleştirilen haksızlıkları keşfetmesi ve sorgulaması. Sürdürülebilir olan ve her adımının kendisinden sonraki adımı ve programın devamlılığını sağladığı Hafıza Yolculuğu’nu, temel olarak üç adımlı bir döngü olarak tasarladık ve uyguluyoruz:

a.) Gençlerin Kapasite Gelişimi : Programın sonraki adımlarında sorumluluk alacak olan 16-25 yaş arası genç gönüllüler, çeşitli faaliyetlerle program kapsamında ihtiyaç duyacakları bilgi ve becerileri geliştirir. Farklı metotlar kullandığımız çeşitli oturumlar ve atölyelerle teori ve pratiği bir araya getiren iki günlük bir eğitimle başlayan süreç başka bağımsız etkinliklerle devam eder. Bu etkinliklere örnek olarak tarih alanında çalışan uzmanlarla seminerler, yerel/sözlü tarih atölyeleri, birebir destek, insan hakları örgütleriyle toplantılar, film gösterimleri ve sergi gezileri verilebilir.

b.) Keşif Süreci: Hafıza Mekanlarının Araştırılması : İki günlük eğitimi tamamlayan gönüllüler, Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyet döneminden, belirlenen fiziksel mekanın sınırları içinde bir tema ve ilişkili bir hafıza mekanı belirler. Bu mekanlar, marjinalleştirilmiş grupların mücadelelerini, yaşanan hak ihlallerini ve yok edilmiş/edilmeye çalışılan kültürel çeşitliliği hafızalaştıran mekanlardır. Seçtikleri bu hafıza mekanları ve ilişkili tema üzerine araştırma yürüten gençler, farklı kaynaklardan ve farklı yöntemlerle bilgi ve veri toplar. İkincil kaynakların taranması, arşiv araştırması, tanıklarla ve uzmanlarla görüşmeler vb. sonucunda gençler seçmiş oldukları hafıza mekanlarına dair görsellerle de desteklenen bir bilgi ve veri seti oluşturur. Gençler, araştırma bulgularını derler ve Hafıza Yürüyüşü’nde aktarabilecekleri şekilde metinleştirir. Bu süreç, genç gönüllüler için bir güçlenme ve öğrenme fırsatı sunar.

c.) Hafıza Yürüyüşleri : Hafıza Yürüyüşleri, gençlerin sessizleştirilmiş tarihi anlatıları duymasını ve egemen anlatılara karşı eleştirel düşünce geliştirmesini amaçlar. Yürüyüşlerin içeriği büyük ölçüde önceki adımda genç gönüllülerin yürüttüğü araştırmaların sonuçlarına dayanır. Hafıza Yürüyüşleri, kapalı ve açık mekanlarda gerçekleştirilen çeşitli bölümlerden oluşan tüm günlük bir etkinlik olarak uygulanır. Etkinliğin dış mekanlarda uygulanan kısmı, hazine avı benzeri bir formattadır; katılımcı gençlerin küçük gruplar halinde kendilerine verilen harita ve şifrelerle hafıza mekanlarını bulur, burada mekanın hikayesini araştıran gençle bir araya gelerek ilgili hikayeyi dinler. Farklı mekanlar için bu uygulamayı tekrarlayan katılımcı gençler, kapalı bir mekanda kapanış oturumu için bir araya gelir ve günün deneyimini tartışır. Kapanış oturumu, gençlerin fikirlerini tartışmalarına olanak sağlayacak; geçmişle yüzleşmenin barışa nasıl katkı sağlayabileceğini ve gündelik hayatlarımıza etkisi üzerine konuşabilecekleri; medya ve eğitim gibi kanalların ayrımcılık ve dışlama açısından oynadığı rol üzerine düşünebilecekleri ve insan hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarını tanıyabilecekleri şekilde tasarlanmıştır.

Gerek araştırma sürecinde yer alan genç gönüllüler gerek Hafıza Yürüyüşü’ne katılan gençlerin geribildirimleri yöntemin geleneksel ve alışılageldik eğitim yöntemlerinden ayrılan yönüne vurgu yapıyor. Gençlerin, Hafıza Yürüyüşü’nde en sevdikleri şeyin ne olduğu sorusuna verdikleri cevaplardan bazılarına yer verecek olursak:

-“Kişilere, yani bizlere sıkılmadan bir seminer havasında değil de farklı bir yolla eğitici, öğretici bilgiler verilmesi.”

-“Hem eğlenceli hem de öğretici. Dikkat dağıtıcı bu kadar tüketimsel şey varken. Gençleri yakalamak için, onların farkındalığını arttırmak için süper bir proje.”

-“Olayları mahalinde görmek, içselleştirmek açısından önemli ve güzel bir noktaydı.”   

-“Aktif olarak içerisinde yer almak öğrenmeyi kalıcı kıldı.”

-“Farkındalık yarattığı için olumlu buluyorum. Tarihi eğlenceli bir şekilde daha iyi anlayabiliyoruz.”

-“Böyle bir etkinliği ipuçları, oyunlar, puzzle gibi eğlenceli halde hazırlamak çok iyi bir düşünce. Eğlenirken öğrenmek diye buna derim. :)”

-“Mekanların tarihini farklı insanlarla keşfetmek çok keyifliydi…”   

-“Yöntem çok güzeldi. Heyecanla mekanları aramak adeta tarihin karanlık bir noktasında bir şey aramak gibiydi. Çok heyecanlı ve güzel bir deneyimdi.”   

-“İnteraktif, bedensel ve insanlar ile iletişimde olabildiğimiz bir etkinlikti. Öğrenmek adına çok güzel ve keyifli bir yöntem.”   

-“Kapanış oturumunda (…) olaylar hakkında bağlam kurma, fikir yürütme, deneyim paylaşma kısmı çok hoşuma gitti.”

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğini nasıl kullanmayı planlıyorsunuz? Hibe süreci, finansal sürdürülebilirlik açısından nasıl bir etki yaratıyor?

KD: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığımız hibeyi idari giderlerimizi karşılamak amacıyla kullanacağız. Karakutu olarak biz de, Türkiye’deki pek çok sivil toplum kuruluşu gibi, oldukça sınırlı kaynaklarla çalışmalarımızı yürütmeye çabalıyoruz. Tam zamanlı sadece bir çalışanı olan bir dernek olarak, halihazırda var olan programlarımızı iyileştirebilmemiz ve uygulayabilmemiz, bunun yanı sıra yeni projeler geliştirebilmemiz ve daha çok gence temas edebilmemiz açısından bizim için çok kıymetli. Bu zamanın azımsanamayacak bir bölümünü, yine çoğu sivil toplum kuruluşu gibi, giderlerimizi karşılamak için kullanabileceğimiz kaynaklar geliştirmek için harcıyoruz. Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığımız destek sayesinde, kaynak geliştirme çabalarımızı kısa dönemli değil sürdürülebilir kaynak ve gelir modellerine ayırabilme imkanı bulacağız.

Bununla beraber, Sivil Toplum için Destek Vakfı aracılığıyla yeni birçok kişiyle tanışacağımızı, iletişim ve yaygınlaştırma anlamında da bu hibe sayesinde önemli bir katkı sağlayacağımızı düşünüyoruz. Bu sayede genişleteceğimiz ağımızı, finansal sürdürülebilirlik açısından bir fırsat olarak değerlendirmeye çalışacağız. Bu vesileyle, Sivil Toplum için Destek Vakfı’na bir kez de buradan teşekkür ederiz. 

Leave a Reply