Röportaj

Türkiye’de Biyoçeşitlilik Çalışmaları ve KuzeyDoğa Derneği

KuzeyDoğa Derneği / http://www.kuzeydoga.org.tr/

Sivil Toplum için Destek Vakfı, KuzeyDoğa Derneğine şartlı hibe desteği sağlıyor. KuzeyDoğa ve çalışmaları ile ilgili daha detaylı bilgi edinmek için aşağıdaki röportajı okuyabilirsiniz.

“Ülkemiz şartlarında karşılaştığımız en önemli sorun, araştırmalarımızla dünya çapında önemli doğal alanlar oldugunu gösterdiğimiz yerlerin, korunan alan ilan edilmesi yerine, tahrip edilmesidir. Örneğin bir alanda 5 yıl, 10 yıl çalışıyorsunuz. Alan biyoçeşitlilik açısından çok değerli ve korunmaya ihtiyacı var. Ancak ülke çapında yapılan planlar, sizin çalıştığınız alanın koruma alanı değil de, sulama kanalı yapılmasını gösteriyor.”

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV) : KuzeyDoğa Derneği ne zaman kuruldu? KuzeyDoğa Derneğinde bugüne kadar yaptığınız çalışmalarından bahseder misiniz?

KuzeyDoğa Derneği (KD) : Doç. Dr. Çağan H. Şekercioğlu’nun 2003 yılında başlattığı Kars-Iğdır Biyolojik Çeşitlilik Projesinin bir ürünü olarak 2007 yılı sonunda Kars’ta kurulmuştur.

Derneğin ufku (vizyonu), canlı nesillerinin tükenişinin durduğu ve doğal döngülerin çöküşünün engellendiği, doğanın korunmasının insanlara, biyoçeşitliliğe ve ekosistem hizmetlerine fayda sağladığı bir dünya modelidir.

Bu yaklaşımla KuzeyDoğa, gelişen dünyada toplum temelli doğa koruma çalışmalarının çoğalması için uğraşır ve biyolojik çeşitliliğin korunmasında yerel halk ve özel sektörün bilinç ve etkinliğinin artmasını sağlamayı amaçlar.

Bu amaçla, doğa koruma eğitimleri, bilimsel araştırma, kapasite geliştirme ve doğa turizmi (özellikle de kuş gözlem turizminin geliştirilmesi) yoluyla yörede gelir getirici faaliyetlerin geliştirilmesi odaklı çalışmalar kapsamında başta kuşlar olmak üzere büyük etoburlar, sulakalanlar, sulakalan restorasyonu, yerel bitkiler (etnobotani), teknik canlı çizimi, çevre eğitimi, doğa turizmi geliştirme ve yaban hayatı kurtarma ve rehabilitasyon çalışmaları yürütür.

Dernek, faaliyetlerini ağırlıklı olarak kuzeydoğu Anadolu ve Aras Havzası’nda (Kars, Iğdır, Ardahan, Artvin ve Ağrı) bulunan korunan alanlar (milli parklar, sulakalanlar, vb.), önemli kuş alanları, önemli bitki alanları ve önemli doğa alanları gibi öncelikli, özellikli, aynı zamanda da insan yaşamı için de önemli olan ekosistem bölgelerinde yürütmektedir. Bu alanların biyolojik çeşitliliğinin ortaya çıkarılması, önem ve değerlerinin tanıtılması ile etkin korunmasının sağlanması derneğin ana amaçlarındandır.

Kuruluşundan günümüze geçen sürede KuzeyDoğa Derneğinin önemli başarı ve faaliyetleri arasında:

* T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı bölge teşkilatı başta olmak üzere ilgili ulusal ve yerel kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde Sarıkamış-Posof arasında 162 km ve 28,500 hektarı kapsayan Türkiye’nin ilk yaban hayatı koridorunun ilan edilmesi, koridor boyunca yaban hayatın izlenmesi ve koruma faaliyetlerin yürütülmesi;

* Kafkas Üniversitesi işbirliği ile Kars Yaban Hayatı Rehabilitasyon Merkezinin kurulması ve işletilmesi,

* Kars-Iğdır il sınırındaki Aras Nehri Kuş Cenneti’nin keşfedilmesi, burada Doğu Anadolu’nun ilk kuş araştırma ve eğitim merkezinin kurulması, alanda Türkiye kara omurgalı türlerinin (802) yarısının keşfedilmesi ve Orman Şu İşleri Bakanlığının alanı Tabiatı Koruma Alanı olmaya layık görmesi;

* Kuyucuk Gölü Yaban Hayatı Geliştirme Sahasının korunması, Türkiye’nin 13. ve Doğu Anadolu’nun ilk RAMSAR alanı ve ilk Avrupa Seçkin Turizm Cenneti (EDEN) ilan edilmesi yer almaktadır. 

* Tüm bu çalışmalarda sağlanan başarının bir yansıması olarak Dernek Başkanı Doç.Dr. Çağan H. Şekercioğlu, “Çevre Nobeli” olarak da tanımlanan Whitley Altın Ödülü’nü iki kere alan tek kişi ve Cumhurbaşkanı tarafından verilen TÜBİTAK Özel Ödülü’nü alan ilk biyolog ve en genç kişi olmuştur. Yaban Hayatı Koridoru Projesi, Türkiye’nin taraflarından olduğu BM Küresel Çevre Fonu (GEF) Küçük Destek Programı tarafından tüm dünyada yürütülen binlerce benzer projeler arasında en başarılı ve yaratıcı  beş proje arasında değerlendirilmiş ve Mayıs 2014’te Meksika Cancun’da gerçekleştirilen GEF 5. Genel Kurulu’nda Türkiye’yi temsilen sunulmuştur. Ayrıca Türkiye’nin ilk National Geographic Belgeseli olan “Bozayı’nın İzinde”, KuzeyDoğa Derneği’nin bu proje kapsamında bölgede yürüttüğü yaban hayat izleme çalışmalarını anlatmaktadır.

DV : Aras Kuş Araştırma Merkezi’nde Mart-Ekim 2016 döneminde yürütülmesi planlanan Kuş Halkalama çalışmalarını ve bölgenin özelliklerini açıklayabilir misiniz?

KD: Iğdır ilinde kaydedilmiş olan 317 kuş türü, Türkiye kuş türlerinin %66’ısını oluşturmaktadır ve bu da Iğdır’ı Türkiye’de kuşlar için en önemli illerden biri yapmaktadır. Bu sayıda en büyük rolü, 264 kuş türü ile Aras Nehri Kuş Cenneti oynamaktadır. Bu, Türkiye’deki 483 kuş türünün %55’idir ve Aras Nehri Kuş Cenneti Türkiye’de Samsun-Adana hattının doğusundaki en zengin alandır. Aras Nehri Kuş Cenneti, dünyaca önemli sulak alan statüsü olan Ramsar statüsünün 4 ayrı kriterini karşılamaktadır. Tek Ramsar kriterini karşılamak bile, bir alanın Ramsar Alanı ilan edilmesi için yeterlidir. Ama KuzeyDoğa Derneği’nin Aras Nehri Kuş Cenneti’nin korunması için sekiz yıldır Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na verdiği dilekçeler bir sonuç vermemiştir. Türkiye memeli, sürüngen ve amfibi türlerinin yaklaşık üçte biri de Aras Nehri Kuş Cenneti’nde kaydedilmiştir. Sadece 10 yılda Türkiye’deki 802 kara hayvanı türlerinin yarısının kaydedildiği bu eşsiz alan yok edilmek yerine korunup araştırılmalı ve Doğu Anadolu’nun en önemli ekoturizm merkezlerinden biri haline getirilmelidir.

Iğdır ili sınırları içinde yer alan Aras Vadisi, Önemli Doğa Alanı olmanın yanında dünyanın en önemli Afrika-Avrasya kuş göç yollarından biri üzerinde yer almaktadır. Her ilkbahar ve sonbaharda milyonlarca ötücü ve yırtıcı kuş Aras vadisi boyunca göç ederek ilkbaharda üreme bölgeleri olan kuzey ülkelerine, her sonbaharda ise kışlama bölgeleri olan Afrika ülkelerine göç etmektedir. Bu göç esnasında onbinlercesi bu vadide konaklamakta, beslenmekte ve yollarına devam etmektedir. 2006 senesinde Aras vadisinde Tuzluca ilçesi Yukarı Çıyrıklı köyünde kurulmuş olan Aras Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi’nde bugüne kadar bilimsel çalışmalar kapsamında 183 türden 80.000’e yakın kuş KuzeyDoğa Derneği tarafından halkalanmıştır. Diğer gözlemlerle beraber, alanda 264 kuş türü kaydedilmiştir ve bu Türkiye’nin tarihi boyunca kaydedilen 483 kuş türünün yarısından fazlası (%55) demektir. Tespit edilen kuş türlerinin 34’ü ise dünya çapında nesli tehlike altında veya tehlikeye girmek üzeredir. Kuş cenneti aynı zamanda Türkiye için yeni türlere de ev sahipliği yapar. Ülkemizde  daha önceden bilinmeyen Şikra Atmacası Türkiye kuş envanterine yeni bir tür olarak eklenmiştir. Aras Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi, Doğu Anadolu’daki ilk kuş araştırma ve eğitim merkezi ve halkalama istasyonudur ve Türkiye’de halen faal olan üç halkalama istasyonundan biridir. Bunlardan Kars Kuyucuk istasyonunu da KuzeyDoğa Derneği yürütmektedir. Güney Afrika, Sibirya ve İsrail’de halkalanan kuşlar Aras istasyonunda tekrar yakalanmış, istasyonda halkaladığımız başka kuşlar ise Zambiya, Kıbrıs, Ukrayna ve Macaristan’da yakalanmıştır. Bu sonuçlara bakıldığında, çalışılan alanın çok önemli bir kuş göç yolu üzerinde olduğu kanıtlanmış, kuşların konaklama, beslenme ve üremeleri için dünya çapında önemli bölgelerden biri olduğu saptanmıştır. Bu alan ve çevresi hakkında daha fazla araştırma yapabilmek, bu çevrede yaşayan insanları kuşlar hakkında bilgilendirerek bu bölgeyi koruma altına almak ve küresel ısınmanın etkilerini belirlemek için çalışmaların bu bölgede devam etmesi çok önemlidir. Merkezimize Türkiye, ABD, Hindistan, Güney Afrika, Kenya, İngiltere, Polonya, Macaristan, İrlanda, Brezilya, Fransa, Hollanda, Finlandiya, İspanya, Danimarka, Kanada ve diğer ülkelerden sürekli gönüllüler gelmekte, çalışmalarımız yerli ve yabancı basında düzenli olarak yer almaktadır. Aras Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi Doğu Anadolu’da önemli bir doğa turizm merkezi haline gelmiştir ve Iğdır ile Kars’ın tanıtımına büyük katkıda bulunmaktadır. İstasyonu ziyaret eden yüzlerce Türk öğrenci ve diğer ülkelerden gelen vatandaşlara da çok önemli ekoloji ve çevre koruma eğitimi vermektedir. Tüm bu nedenlerden dolayı, Iğdır ili, Tuzluca ilçesi, Yukarı Çıyrıklı köyü çevresinde ve Aras Nehri’nin iki yanındaki yaklaşık 10 kilometrekarelik dünya çapındaki sulak alanın koruma bölgelerinin belirlenmesi ve koruma altına alınması çok önemlidir.

DV: Biyolojik çeşitliliğin korunmasında önem ve değerlerinin tanıtılmasında karşılaştığınız en büyük sorun nedir? Ve sizce bu nasıl aşılabilir?

KD: Ülkemiz şartlarında karşılaştığımız en önemli sorun, araştırmalarımızla dünya çapında önemli doğal alanlar oldugunu gösterdiğimiz yerlerin, korunan alan ilan edilmesi yerine, tahrip edilmesidir. Örneğin bir alanda 5 yıl, 10 yıl çalışıyorsunuz. Alan biyoçeşitlilik açısından çok değerli ve korunmaya ihtiyacı var. Ancak ülke çapında yapılan planlar, sizin çalıştığınız alanın koruma alanı değil de, sulama kanalı yapılmasını gösteriyor.

Diğer büyük sorun ise, özelikle yaban hayvanlarının doğada görevleri hakkında yanlış bilinenler. Yaban hayvanlarının doğada gerçeklestirdikleri kritik ekosistem hizmetleri var. Bunları yerine getirdiklerinde ekosistemlerin işlemesine katkıda bulunurlar ve ekosistem hizmetlerinin bazılarının ekonomik faydaları da var. Ancak çoğu insan, domuzun ekili tarlalara zarardan başka bir işe yaramadığını, bozayının sadece bal kovanının düşmanı olduğu, kurdun sadece evcil hayvan avcısı olduğu zannediyor. Oysa ki, insanlar onların yaşam alanlarına girerek ve orada üretim yaparak bu çatışmayı tetikliyor. Domuzlar doğada tohumların toprağa karışmasını sağlarken, bozayı yediği meyvelerin tohumlarını dışkısıyla başka yerlere yayar, kurtlar ise otçul memelilerin sayılarını kontrol altında tutar.

Dernek olarak bu sorunları yerinde eğitim çalışmaları ile aşmaya çalışıyoruz. Köylerde yaban hayvanlarının ekolojik hizmetlerini anlatıyoruz.

Karar vericilerle ise, alanların korunma altına alınması için yüz yüze görüşmeler yapıyoruz. Yapılan araştırmalarımızın bilimsel sonuçlarını makale haline getirip, bunları basın ve popüler bilim yazıları ile toplumla paylaşmak da kullandığımız diğer yöntemler.

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğini nasıl kullanmayı planlıyorsunuz? Bu hibe çalışmalarınıza nasıl bir destek sağlayacak?

KD: Aldığımız hibe desteğini, Aras Kuş Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin ilkbahar çalışmalarında kullanmayı planlıyoruz. Bu yıl bizim için çok önemli, Aras istasyonu 10. yılını kutluyor. 10 yılda 80.000’e yakın kuşa, kimlik görevi gören Türkiye halkalarını taktık. 800 yakın gönüllüye doğada çalışma tecrübesi sağladık. Bu tür bilimsel çalışmaların uzun vadeli sürme gereksinimi kaynak bulmamızı zorlaştırıyor. 10. yılımızda vakfınızdan gelen destek, çalışmalarımızın yürütmemiz konusunda bizim için kritik oldu.

DV: KuzeyDoğa Derneği, bir STK olarak kurumsal açıdan çözmeyi amaçladığı sorun veya yaratmayı hedeflediği değişim açısından nelere ihtiyaç duyuyor?

KD: Derneğimizin en önemli ihtiyacı, düzenli ve kurumsal kaynak desteğidir. Maalesef enerji ve vaktimizin önemli bir kısmı, dernek faaliyetleri için fon bulmaya ve raporlamaya harcanmakta ve bu da yapmak istediğimiz yerel tabanlı doğa koruma, ekolojik araştırma ve ekoturizm çalışmalarına ayırdığımız zamanı azaltmaktadır. Hedefimiz, toplum tabanlı doğa koruma projeleri ile, doğanın yöre halkıyla işbirliğiyle korunmasıdır. İlk önceliğimiz olan kurtarılmadan çok korunmaya ihtiyaç duyulan alanları hızlı bir şekilde koruma altına aldırmaktır. Bunun en güzel örneğini Kuyucuk Gölü’nde yürüttüğümüz çalışmalarda görebiliriz. 2004’deki ilk kuş sayımımız sonucu tespit ettiğimiz 40 binden fazla kuşu raporlamamızdan sonra 2005’de Yaban Hayatı Geliştirme Sahası ilan edilen göl, devam bilimsel araştırmalarımız ve yerel halktan aldığımız destek ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından 2009’da Türkiye’nin 13. Ramsar alanı ilan edildi. 5 yıllık yönetim planı yapıldı. 2004 yılında göldeki ilk araştırmamı yaparken, gölün etrafındaki 3 köyde yaşayan halk, gölü sadece hayvanların su içebileceği bir su birikintisi olarak görüyorlardı. Şimdi ise göl, bir kuş cenneti, ekoturizm noktası, festival alanı, ekolojik araştırma ve çevre eğitim merkezi.

Şu an devam eden Yaban Hayatı koridoru projemiz ile, ikinci hedefimiz olan parçalanmış ormanlık arazilerinin tekrar birleştirilmesini gerçekleştiriyoruz. Büyüyen Türkiye’de ormanlık alanlar küçülüyor ve birbirlerinden ayrılıyor. Bunu bir koridor ile birleştirerek, yaban hayvanlarına bir yol ve bölge halkı icin de bir ekoturizm destinasyonu oluşturmanın peşindeyiz.

Hedeflerimize ulaşmak için bu güne kadar odak noktalarımız olan, ekolojik araştırma, doğa koruma, ekoturizm ve bölgede yaşayan halkın değerlerine ve yaşam şekillerine saygıyı ön planda tuttuk. Onların yaşam şekilleri ile bizim bilimsel çalışmamızın kesiştiği yerlerde karar vericilerin desteğiyle doğru ve hızlı bir biçimde doğa koruma çalışmaları yaptık.

Leave a Reply