Röportaj

Uluslararası Yardımlaşma ve Entegrasyon Derneği ile Kurumsal Hibe Süreci Hakkında Konuştuk

İzmir’de mültecilere yönelik ekonomik, sosyal, kültürel ve hukuki alanlarda hizmet veren bir STK olan Uluslararası Yardımlaşma ve Entegrasyon Derneği (TİAFİ) ile, 13 Ağustos 2018- 14 Ocak 2019 tarihleri arasında Kurumsal Hibe desteği kapsamında yapacakları ve gelecek planları üzerine sohbet ettik.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Uluslararası Yardımlaşma ve Entegrasyon Derneği (TİAFİ) mültecilerle çalışıyor. Türkiye’deki mültecilerin ne tür problemleri var, genel bir resim çizer misiniz?

Uluslararası Yardımlaşma ve Entegrasyon Derneği (TİAFİ): Türkiye’deki mültecilerin en temel sorunları arasında eğitim, entegrasyon ve istihdam yer alıyor.

25.000’den fazla çocuk okula gidemiyor. Çocukların büyük çoğunluğu Türkçe bilmiyor, ulaşım için paraları yokken yürümek içinde okul mesafeleri çok uzak, 12 yaşından küçük çocukların çoğu İzmir’de fabrikalarda ve tarlalarda çalışıyor, bir kısmı ise evde kalıp kendinden küçük diğer çocuklara bakmak zorunda çünkü ebeveynleri günde ortalama 14 saat çalışıyor ve bunların dışında okula kabul edilmeme, kabul edildikleri okullarda zorbalığa uğrama, kamplarda yaşayanların ise adresleri olmadığı için eğitime erişememe durumları söz konusu.

Türk toplumu tarafından kabul görmeyen mülteciler İzmir’deki Basmane gibi daha fakir bölgelerde yaşıyorlar. Bölgede konut talebindeki artış ve kiraların yükselişi yüzünden Türkler de zorluk çekiyor. Türkiye’de yaklaşık 4 milyon mülteci yaşıyor bu yüzden bir çok devlet hizmetine aşırı derece de yüklenme var hastanelerde uzun bekleme sürelerine neden oluyor bu durum bu da Türk nüfusu arasında öfke yaratıyor bunun dışında çalışma izni alamadıkları için kayıt dışı çalışıyorlar ve bir Türk’ün maaşının üçte birini alıyorlar bu yüzden de işverenler Türk işçilerden daha çok mülteci işçileri kabul ediyor.

DV: Siz bu kitle içinde özellikle kadın ve çocuklar ile çalışıyorsunuz. Neden özellikle kadınlara ve çocuklara odaklanıyorsunuz?

TİAFİ: Aslında sebebi çok da zor değil. En savunmasız olanlar kadınlar ve çocuklar olduğu için onlara ağırlıklı olarak odaklanıyoruz. Birçok genç annenin savaşta eşleri ölmüş veya kaybolmuş bu yüzden onların bizim TİAFİ’de verdiğimiz destek sistemine ihtiyaçları var.

DV: Bir çok sivil toplum kuruluşu (STK) da mültecilerle çalışıyor. Ancak sizin gibi mahalle düzeyinde çalışan küçük ve taban örgütü sayısı az. Böyle bir kurum olmanın ne tür avantajları ve dezavantajları var?

TİAFİ: İzmir’in kalbinde küçük bir STK merkeziyiz. Mülteciler ve imkanları yetersiz olan Türkler ile çalışıyoruz. Sorunlarını ilk elden öğreniyoruz. Kadınların ve çocukların gelebilecekleri güvenli bir yeriz. Büyük STK’lar veri toplamak için çok zaman harcıyor, biz ise sorunları topluyor ve çözüyoruz. Bir avantajımız ise BMMYK, WFP ve UNICEF gibi büyük bir STK ile toplantılara gittiğimizde, alanda onlara mülteciler hakkında değerli bilgiler verebilen bölgedeki tek grup olduğumuz gerçeğidir.

Bunların yanı sıra merkezi döndürecek personelimiz yerine gönüllülerimizin olması ve bu gönüllülerin kalıcı olmaması bizim için büyük bir sorun. Bu yüzden bir finansal destek almamız gerekiyor ve aldığımız bu finansal destek sonrasında yarı ve tam zamanlı çalışan bir kadroya ihtiyacımız var.

DV: İzmir özellikle son senelerde, İstanbul başta olmak üzere, farklı şehirlerden gelen insanların nefes almak için de göç ettiği bir şehir olma özelliğine sahip hale geldi. Hem mültecilerin hem de bu yeni Türkiye içi göçün kesişiminde İzmir’i sivil toplum faaliyetleri açısından değerlendirebilir misiniz?

TİAFİ: Birçok insan İstanbul gibi yerlerden İzmir’e yaşamın hızı daha yavaş olduğu için geliyor ama mülteciler sadece iş için ya da bir aile üyesi burada yaşadığı için geliyor.
Mültecilerin ihtiyaçlarının karşılanması için yeterli sayıda STK’nın olmaması buradaki mülteciler için olumsuz bir durum teşkil ediyor. Eğitim için başka alternatifleri olmayan mültecilere İzmir’deki STK’ların verdiği Türkçe dersleri kolaylık sağlıyor ama çok alternatifleri olmadığı için mültecilere iş bulmaya çalışan bir STK çok başarılı olamıyor. Mülteciler Türkçe konuşamadıkları için bilgiye çok ihtiyaçları var. Mültecilerin hayati bilgilere ulaşması çok zor. Bazı STK’lar çocuklar için oyun grupları sağlamakta, ancak maalesef, entegrasyon için hayati olan Türk ve Suriyeli çocukların birlikte olamamaları durumu zorlaştırıyor. Bazı STK’lar kadınlar için tavsiye merkezleri sağlıyor, ancak daha fazlasına ihtiyaç var.

DV: Önümüzdeki dönem merkeziniz bünyesinde hangi faaliyetleri yapmayı hedefliyorsunuz? Yeni çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?

TİAFİ: Entegrasyonun çok önemli olduğunu düşünüyoruz ve merkezimizde bir aşevi mutfağımız var. Şu anda her gün yerel bölgeden yaklaşık 150 Türk ve Suriyeli insanımız öğle yemeğine geliyor. Gün geçtikçe lira güç kaybetmekte bu yüzden de aşevi için yaptığımız alışveriş fiyatları günlük olarak artıyor ve bu yüzden bu proje için destek bulmamız gerekiyor. Uzun vadede buna yardımcı olabilecek bir projeyle de ilgilenmekteyiz. Yerli halkın ve mültecilerin satın alma gücü yaklaşık % 30 azaldı, bu da masada daha az yiyecek anlamına geliyor. Çiftçi ya da fabrikalardan doğrudan büyük miktarlarda satın alarak aracıyı kaldırmayı umuyoruz. Eğer bu örneği gerçekleştirebilirsek, bu imkanı yetersiz olan Türklere ve mültecilere örneğin 50 kiloluk bir pirinç çuvalının yarı fiyatına temin edilebileceği anlamına gelir. Bu entegrasyon hedeflerimizi destekleyecektir.

Bunlara ek olarak kadınlar için ayda iki seminer yapacağız. Bilgi masamıza daha fazla danışman ekleyeceğiz. Ayrıca şu anda entegrasyonu desteklemek için Türk ve Suriyeli çocuklarla bir oyun grubu kurmaktayız.

DV: Çeşitli vesilelerle çalışmak için Türkiye’ye gelen ve burada yaşamaya başlayan – özellikle kadınların – sivil toplumda daha aktif olmaya başladığını görüyoruz. Buna C@rma, Small Projects gibi kuruluşlar da örnek olarak verilebilir. TIAFI içinde de böyle kadınların aktif olduğunu görüyoruz. Ne dersiniz?

TİAFİ: Suriye’den gelen kadınların birçok psikolojik sorunu var. Türkçe bilmiyorlar. Pek çoğunun burada ailesi yok ve aynı zamanda aileleri olanlar için ise barınma ve yiyecek sağlamak gibi büyük sorumlulukları var. Tiafi’de biz birbirine kenetlenmiş bir topluluğuz. Amaçlarımızdan biri kadınları güçlendirmek. Entegrasyonu desteklemek için kadınları Türkçe dersleerine katılmaya teşvik ediyoruz. Ayrıca yaptığımız bazı eğitimler aracılığıyla işlere erişebiliyorlar. Onları seminerler ile destekliyoruz. Aynı zamanda mültecileri ve benzer zorlukları yaşayan Türkleri de desteklemek için kadınlarımızı gönüllü olmaya da teşvik ediyoruz.

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğini ne için kullanacaksınız? Hibe sürecinin nasıl bir etki yaratacağını düşünüyorsunuz?

TİAFİ: Fon kaynaklarını bulma üzerinde çalışması için bir eleman görevlendireceğiz.
Yapacağı değişiklik, bir toplum merkezi olarak büyüyüp daha güçlü hale gelmemize ve uzun vadede daha fazla insana olumlu bir şekilde yardımcı olabilmemizi sağlayacak.