Şartlı Hibe

Sulukule Gönüllüleri Derneği ile Şartlı Destek Fonu Kapsamında Gerçekleşen Araştırma Projesini Konuştuk

Risk altında, dezavantajlı ve ayrımcılığa maruz kalmış kadın ve çocuklarla Fatih, Karagümrük’te hak temelli çalışmalar yapan Sulukule Gönüllüleri Derneği (SGD), Şartlı Destek Fonu kapsamında Dalyan Vakfı finansmanıyla sağladığımız hibe desteği ile okul terkini önlemeye yönelik çalışmaların etkisini ortaya koyan bir araştırma projesi gerçekleştirecek. Derneğin İzleme Değerlendirme Sorumlusu Aysun Koca ile araştırma projesi kapsamında yapmayı planladıkları çalışmaları ve COVID-19 salgınının birlikte çalıştıkları gruplar ve derneğin çalışmalarına etkilerini konuştuk.

Şartlı Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibe desteği ile 10 yıldır faaliyetlerinizi yürüttüğünüz Fatih bölgesinde okul terkini önlemeye yönelik yaptığınız çalışmaların etkisini ölçen bir araştırma projesini hayata geçiriyorsunuz. Bu araştırma projesi nasıl bir ihtiyaçtan doğdu? Bu araştırmanın Sulukule Gönüllüleri Derneği’nin ve bu alanda faaliyet gösteren diğer STK’ların çalışmalarına nasıl bir katkı sağlamasını bekliyorsunuz?

SGD, 2009 yılından bu yana sahada risk altındaki çocukların okulu terkini önlemek için çalışmalar yapıyor. 10 yıla dayanan saha deneyimimizle söyleyebiliriz ki, hem Türkiye’de hem de çalıştığımız bölgede yeterli bir okul terkini izleme sistemi bulunmuyor. Bu sebeple, okul çağındaki pek çok çocuk, sisteme göre okulda kayıtlı gözükse de okula gitmiyor ya da uzun süreli okul devamsızlığı yapıyor. Bu durum, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından paylaşılan % 95 oranında okullaşma oranı seviyesi ile çelişiyor aslında. Bu sebeple, çocukların okulu terk etmesine sebep olan etmenlerin bölgeye, çocuğun yaşadığı sosyal çevreye veya okula özel gerekçeleri üzerine çalışma yapmak ve çözüm önerilerini bu çerçevede kurgulamak önem kazanıyor. Bu araştırma projesi de çocukların okulu terk sebepleri, eğitim hayatı boyunca duyduğu ihtiyaçların belirlenmesi, bu soruna bütünlüklü bir çözüm sunulması ve uzun yıllardır sahada uyguladığımız modelin çözüme sunacağı katkının araştırılması ve politika önerisi haline getirilmesi ihtiyacı ile ortaya çıktı.

2018 yılı Nisan-Haziran aylarında Karagümrük bölgesinde 10-14 yaş grubu kız çocuklarının ihtiyaçlarına dönük bir araştırma yürütmüştük. Bu araştırma bize okul terkine dair daha fazla literatüre ve saha bilgisine ihtiyaç olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Araştırma kız ve oğlan çocuklarının farklı gerekçelerle okul terk eğiliminde olduklarını ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre kız çocukları toplumsal cinsiyet kalıplarından çıkamıyor; ev işleri ve bakım işleri gibi sorumlulukları anneleriyle paylaşıyor ve bunu normal karşılıyordu. Araştırmadan elde edilen bir diğer sonuca göre toplumsal düzeydeki şiddet okullarda mikro ölçekte yansıma buluyor. Bunun yarattığı güvenlik söylemi ise karma eğitimden vazgeçilmesi veya kızların eve çekilmesine gerekçe olarak gösteriliyordu. Bunun beklenen sonucu olarak da, kız çocukları öncelikle okuldan alınıyor veya okula devam etmesi istenmeyen gruba dönüşüyor.

2018 yılındaki araştırmamızdan hareketle hedef kitleyi genişleterek, kız ve oğlan çocuklarını birlikte dahil edeceğimiz, saha çalışması yapılan ve yapılmayan okulları ve çocukları işin içine katarak, yeni bir araştırma projesine başladık. Bu araştırmayla çocukların eğitim ortamlarına ilişkin beklentileri ve farklı paydaşların okul terkindeki rolleri gibi verilerin elde edilmesi ile SGD’nin sahadaki yöntem ve yaklaşımların etkilerinin ölçümü, bu yöntemlerin geliştirilmesi ve modelin revizyonu için veri elde etmeyi hedefliyoruz. Araştırma sonuçlarını, konu ile ilgili kamu kurumları ve eğitim alanından çalışan STK’larla paylaşarak modelin yaygınlaştırılmasına çalışacağız.

Araştırmanın kapsamı, hedef kitlesi ve kullanacağınız yöntemler hakkında bilgi verir misiniz?
Araştırma ile Karagümrük bölgesine özel olacak şekilde;

  • Okul terkinin çocukların anlatacağı haliyle sebepleri,
  • Çocuğun okulla bağ kurmasının nasıl desteklenebileceği,
  • Öğretmenlerin çocuklarla kuracağı ilişkilerin etkisi,
  • Evdeki yaşamın çocuğun okula düzenli devamında etkisi,
  • Hali hazırda SGD atölyelerinin gerçekleştirildiği 3 okul, yeni çalışılmaya başlanacak olan 2 okul ve SGD atölyeleriyle ilişkilenmemiş 1 okul olacak şekilde toplam 6 okul aracılığı ile faaliyetlerimizin çocuğa ve okula etkisi
  • Hiç faaliyet yürütülmemiş okullarda, mevcut durumun saptanması ve ardından faaliyetlerin gerçekleşmesi ile yaratılacak etki gibi konularda bilgi sahibi olacağız ve çözümler geliştirmeye çalışacağız.

Bunun için hem niteliksel hem de niceliksel araştırma yöntemlerini kullanacağız. Bu biraz hedef kitleye bağlı olarak değişecek. Özellikle çocuklarda, yaş gruplarına göre hikâyeleştirmelerine imkan verebilecek mektup yazma veya resim yapma gibi yöntemleri kullanacağız. Pandemi sürecini de araştırmaya dahil edeceğiz. Görüşmelere başlayabildiğimiz zaman, “Covid-19 sürecinde evde kalmak çocukların okulda yaşadığı ve okulla bağını zayıflatan faktörleri açığa çıkardı mı?” gibi bir çerçeve etrafında kurgulayacağız.

Araştırma projesi kapsamında okul terki konusunda risk altında ve dezavantajlı çocukların yanı sıra ebeveynler ve öğretmenlerle de görüşmeler yapmayı planlıyorsunuz. Araştırmaya bu grupları da dahil etmenizin nedeni nedir? Alandaki deneyiminiz doğrultusunda ebeveynler ve öğretmenlerin okula terkin önlenmesi konusundaki rolünü nasıl görüyorsunuz?

Okulu terki önlemek için bütüncül yaklaşım içeren modeller geliştirmek ve bu modelleri yaygınlaştırmak SGD’nin ana hedeflerinden birisidir. Çocuğun davranışları yalnızca onun kişisel özelliklerine bağlı olarak açıklanamaz, davranışın oluşumunda ve gelişiminde içinde yaşadığı sosyal ağ da en az kişisel faktörler kadar etkilidir. Yani çocuğu, içinde büyüdüğü ailesi, arkadaşları, mahallesi ve eğitim sistemine dâhil olduğu okul ortamı ile sürekli etkileşim halinde olan canlı bir varlık olarak ele alıyoruz. Bu nedenle okulu terki önlemek için çocukla ilişkili tüm bireylerin dahil edilmesi gerektiğini savunuyoruz. Bütüncül yaklaşımın gereği olarak çocuğun içinde bulunduğu aile, okul ve mahalle gibi alanlarda çalışıyoruz.

Yaklaşımımız Ekolojik Sistem Yaklaşımı’nı temel alıyor. Bu yaklaşım çerçevesinde insanlar bir sosyal ağ içerisinde var olan canlılar olarak görülür. Böylece bireyin davranışı ve gelişiminin ev, aile, kültür, alt kültür, toplum, okul gibi sistemlerin dâhil olduğu sosyal ağ içerisinde meydana gelen etkileşimler çerçevesinde değiştiği kabul edilir. Bir sistemde yaşanan bir değişim diğer sistemleri de etkiler. Sistem yaklaşımı neden-sonuç ilişkisi yerine, bireyleri birbiriyle karşılıklı kurdukları ilişki içinde değerlendirir.

Çocuk hakları alanında çalışan farklı sivil toplum kuruluşları ile birlikte gerçekleştirdiğiniz “COVID-19 Sürecinde İstanbul’un Farklı Yerleşimlerinde Çocukların Haklarına Erişimi Araştırması”nın ön bulguları yakın zamanda yayımlandı. Birlikte çalıştığınız hedef kitle açısından araştırmanın öne çıkan sonuçları neler oldu?

Araştırmayı Başak Sanat Vakfı, Zeytin Ağacı Derneği, bilinen ismiyle Small Projects İstanbul (SPI) ve Tarlabaşı Toplum Merkezi ile beraber yürütüyoruz. Nisan ve Mayıs ayları içinde çocuklar ve bakım verenleri ile ikişer görüşme yapmayı hedefledik. Bahsettiğiniz rapor ön araştırma bulgularını içeriyor. Şu an ikinci görüşme sonuçlarına göre final raporunun hazırlığı içindeyiz. Araştırmayı beş hak başlığında ele aldık. Eğitime, bilgi ve medyaya, sağlığa erişim, oyun ve serbest zaman, yaşama ve gelişimi için güvenli alan haklarına dair durumlarına baktık.

Ön rapor bulgularına göre çocukların uzaktan eğitim sürecinde birçok teknik sorun yaşadıklarını ve ihtiyaçlarına bağlı gereksinimleri olduğunu, öğretmenleri ile neredeyse hiç iletişime geçememelerinin yarattığı sıkıntıları, sokağa çıkma yasaklarının akranları ile çoğu zaman iletişim kuramamalarına yol açtığını, özellikle salgınla ilgili kendilerine uygun bilgi paylaşımı olmaması nedeniyle kaygılarının arttığını tespit ettik. Bakım verenlerin paylaşımından ise zaten düzenli geliri olmayan bu hanelerin bu süreçte işlerini ve gelirlerini kaybettiklerini, sağlığa erişimde çeşitli sıkıntılar ve kaygılar yaşadıklarını dinledik. Raporların tamamı kurumların internet sitelerinden okunabilir.

COVID-19 kapsamında alınan önlemler sonucunda ve bu dönemde ortaya çıkan ihtiyaçlara paralel olarak bundan sonraki süreçte sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanlarında ve iş yapma biçimlerinde değişiklikler yaşanması bekleniyor. Bu durumdan hareketle, Sulukule Gönüllüleri Derneği önümüzdeki dönemde çalışma alanları, çalışma biçimleri veya birlikte çalıştığı hedef kitlelerle ilgili değişiklikler yapmayı planlıyor mu? 2020 yılının kalanı için öncelikleriniz neler olacak?
6-14 yaş arası çocuklarla çalışmalarımızın tamamını okullarda yapıyorduk. COVID-19 süreci ile beraber yeni dönemde okullarında ne durumda olacağı, bizim okul içinde çalışmamızın risk oluşturup oluşturmayacağı gibi konular halen belirsiz. Bu sebeple, en kötü senaryoyu düşünerek, yani gelecek okul yılı içinde okullarda çalışamama durumu çerçevesinde yeni dönem için planlama çalışmalarına başladık. Fakat birçok değişkeni barındıran bir süreç olduğu için henüz sonuçlanmadı.