Tag

gençler arşivleri - Sivil Toplum için Destek Vakfı

Yarınlara Uçuyoruz Hibe Programı Başlıyor!

By | Vakıf Haberi

Sivil Toplum için Destek Vakfı, Pegasus Hava Yolları desteği ile Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) yürütücülüğünde başlatılan Yarınlara Uçuyoruz Projesi ile gençleri desteklemeye başlıyor.

Gençlerin Türkiye içindeki toplumsal fayda ve dayanışma temelli fikirlerini desteklemek için kurulan bir hibe programı olan Yarınlara Uçuyoruz Projesi’ne Türkiye’deki 18-29 yaş arası gençler, gençlik grupları ve gençlerle çalışan Sivil Toplum Kuruluşları (STK), toplumsal fayda ve dayanışmayı odağına alan bütün seyahat fikirleriyle 20 Eylül – 20 Ekim 2018 tarihleri arasında başvuru yapabilecek.

Başvurular teknik ön elemeden geçirildikten sonra “değerlendirme kurulu” tarafından değerlendirilecek ve desteklenmeye hak kazananlarla yapılacak hibe sözleşmesi sonrası hibe süreci başlayacaktır. Eylül 2018 – Haziran 2019 arası dönemlerde 20 proje desteklenecek. Fon kapsamında başvuru sahipleri 4.000 TL, 5.000 TL ve 6.000 TL’lik desteklerden yararlanabilecek. Bu çerçevede gençlerle ilgili faaliyet ve kâr amacı gütmeyen grup, inisiyatif ve kuruluşlar, gençler ve üniversite grupları, üniversite kulüpleri, sivil toplum kuruluşları, lise kulüpleri, spor kulüpleri vb. yararlanıcı olabilir. Başvuru formu 20 Eylül – 20 Ekim 2018 tarihleri arasında açık kalacaktır.

Genel Koşullar:

  • Çalışmanın mutlaka bir toplumsal fayda, farkındalık veya dayanışma odağında kurgulanmış olması,
  • Çalışma içeriğinde belli bir grubu güçlendirici faaliyetlerin yer alması (Örnek: Gençleri güçlendirme, kadınları güçlendirme, çocuk çalışmaları, kültürel mirası korumaya yönelik çalışmalar vb.),
  • Çalışmanın içeriğinde mutlaka somut bir faaliyet olması, seyahat edilecek şehirdeki kişi/grupların da dahil olabilecekleri bir kurgunun yaratılması,
  • Bu kapsamda gençlerin ülke içinde Pegasus Hava Yolları’nın uçtuğu iç hat destinasyonlarına seyahatlerini içeren çalışmalar desteklenecektir.

Detaylı bilgi: www.yarinlaraucuyoruz.com

Başvuru formu: https://form.jotform.com/TOG/yarinlaraucuyoruzbasvuruformu

Barış için Müzik Vakfı Hibe Sürecini Tamamladı

By | Röportaj

Kurumsal Hibe Programı dahilinde desteklediğimiz Barış için Müzik Vakfı’nın hibe süreci tamamlandı. Bu süreçte yaptıkları çalışmaları, hibe sürecini ve gelecek planlarını konuştuk. Röportajın tamamını aşağıda okuyabilirsiniz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Kurumsal Hibe Programı dahilinde hibe desteği aldınız. Bu kapsamda kaynak geliştirme konusunda neler yaptınız?
Barış için Müzik Vakfı (BİM): Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığımız hibeyi en verimli şekilde kullanmak istediğimizden kaynak geliştirme alanında stratejik adımlar atmaya çalıştık. Bunun için hem içeride bir kaynak geliştirme birimi kurduk hem de dışarıdan uzman desteği aldık. 3 yıllık stratejimizi hazırladık ve adım adım uygulamaya koyduk.
Stratejimizin hedeflerinden biri hem kurumların hem de bireylerin desteğini arttırmaktı. Bu sadece maddi bir destek değil, daha çok bireyin ya da kurumun destek vermesi vakfı güçlendiriyor. Her destekleyen bir yenisini haberdar ediyor, kartopu etkisiyle destekçilerimiz artıyor.
Düzenli bağışçılarımızı arttırmak hedeflerimizden biriydi. Bunun için belli hedefler koyduk, bu hedefler doğrultusunda çalışıyoruz. 2017 yılı başında sadece 5 düzenli bağışçımız varken 2018 yılı itibariyle 107 düzenli bağışçıyla başladık.
Konserlerimizi hem bilinirliğimizi arttırmak hem kendimizi anlatmak ve destekçi kazanmak için önemli alanlardan biri olarak görüyoruz. Bu sebeple konserlerde çok yönlü bir ekip çalışması yapmaya başladık.
Bağışçılarımızla ilişkileri geliştirdik. Daha sistemli bir çalışma yürütmeye başladık. Bağışını yaptıktan sonra bağışçımızı ne zaman arayacağımız, hangi dönemde ne gibi bir bilgilendirme yapacağımız belli bir plan dahilinde ilerliyor. Tabii doğum günlerini de atlamıyoruz. Bütün bu çalışmaları Fonzip bağışçı yönetimi sistemi üzerinden yürütüyoruz.
Geçtiğimiz yıl Açık Açık Platformu’na dahil olduk. Gelir – giderlerimizi, ekip şemamızı web sitemizde yayınlıyoruz. Şeffaflığımızı ortaya koymayı önemli buluyoruz. Bağışçıların güveni için önemli bir unsur. Bu yıl da Adım Adım Platformu’na dahil olduk. 2018 yılında İyilik Peşinde Koş Platformu üzerinden koşu kampanyası yürüteceğiz.
Ara ara ihtiyaçlarımıza yönelik çağrılar yaptık ve bağışçılarımız her zaman yanımızda olduklarını hissettiriyorlar.
E-bültenlerimiz konusunda ayrıca bir uzman desteği aldık. E-bültenlerimiz daha efektif bir hale geldi. Instagram, Facebook vb sosyal medya araçları aktif olarak kullanıyoruz, hesaplarımızın etkileşimi oldukça yüksek.

DV: Önümüzdeki dönemde kaynak geliştirme konusunda yapmak istediklerinizden kısaca bahseder misiniz?
BİM: Düzenli bağış ve yüzyüze projesi kapsamında önümüzdeki tüm Barış için Müzik konserlerinde ve mümkün olduğu takdirde kurumsal danışmanımız İKSV’nin etkinliklerinde yüzyüze yapmayı planlıyoruz.
Bağışçılarla iletişimimizi ve bağımızı kuvvetlendirmek adına bağış programlarımızın isimlendirilmesi için bir çalışma yaptık. İsimlendirmede klasik müzikten esinlendik. Bunun üzerinde çalışıyoruz. En yakın zamanda iletişimini yapmaya başlayacağız.
Önümüzdeki dönemler için etkinlikler konusundaki deneyimlerimizle yılda 1 defa görünürlük ve bilinirliğimizi artıracak büyük bir etkinlik (tanınmış ünlü sanatçıların yer aldığı konser etkinliği, özel bir yardım gecesi vb. bir etkinlik olacaktır) düzenleyerek vakfımızın daha fazla tanınmasının sağlamayı hedefliyoruz. Duyurusu çok kanallı olacak olan bu etkinliğin televizyon, radyo gibi mecralara yansıyacak etkisinin hem destekçi hem de destek anlamında yüksek olmasını bekliyoruz. Vakfın bilinirliği arttıkça bağışların da artacağına inanıyoruz.
Bugüne kadar genellikle kurumlardan gelen talepleri değerlendirdik. Bundan sonra kurumsal iş birliklerinde daha aktif olacağız. Kurumlara kendimizi anlatacağız, kurumsal sosyal sorumluluk kapsamında projeler geliştirmeye açığız.

DV: Genel olarak kapasite gelişimine yönelik olarak sağlanan ve insan kaynağını da kapsayan “kurumsal desteklerin” etkisini nasıl değerlendirirsiniz?
BİM: Kurumsal destekleri çok etkili buluyoruz. Özellikle kaynak geliştirme alanında büyüme bir günden diğerine çok hızlı olmuyor. Önce altyapı oluşturmak, strateji geliştirmek ve adım adım büyütmek gerekiyor. Bu sebeple bu kurulum aşamasında verilen destek bize hem zaman hem de birçok imkan sağladı.

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğinin çalışmalarınıza ve projelerinize nasıl bir katkısı olduğunu düşünüyorsunuz?
BİM: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığımız hibe sayesinde kaynak geliştirme alanında önemli bir yol kat ettik. Artık bir yol haritamız var. Hazırlanan strateji kapsamında belirlenen yöntemler dahilinde hedeflerimize adım adım yaklaşıyoruz. Bu fon sayesinde vakfımızın sürdürülebilirliği için değerli kazanımlar elde ettik.
Birçok hedeflediğimiz projenin pilot çalışmalarını gerçekleştirdik, bağış sağlamanın yanı sıra en önemlisi deneyim kazandık. Kurumsal destek bize bu zamanı ve bu imkânı sağladı.

Barış İçin Müzik Vakfına Hibe Desteği

By | Kurumsal Destek | No Comments

Barış için Müzik Vakfı, sosyo-ekonomik olarak dezavantajlı gençlere ve çocuklara sanat eğitimini ücretsiz hale getiriyor. Eğitim programlarına katılan öğrenciler, uzman öğretmenler eşliğinde vakfın ücretsiz olarak temin ettiği enstrümanları kullanmayı öğreniyor. Ayrıca yurt içi ve yurt dışında gerçekleşen konser, kamp ve ustalık sınıfı gibi çeşitli faaliyetlere katılma şansı bulup ufuklarını genişleten deneyimler yaşıyorlar.

Dil, din, ırk ayırt etmeksizin bütün öğrencilerin katılımına büyük önem gösteren Barış İçin Müzik Vakfı, çocukları çeşitlilik ve farklılıkları ile dışlamak yerine çocuklara kapsayıcı bir zihniyet ile yaklaşarak fırsat eşitliğini sağlamayı hedefliyor.

Sivil Toplum için Destek Vakfı da Barış için Müzik’in -vakfın daha fazla çocuğa ulaşmasına da katkı sağlamak için- kaynak geliştirme ve finansal sürdürülebilirliğine için hibe desteği sağlıyor.

Karakutu Hibe Süreci Sona Erdi

By | Kurumsal Destek | No Comments

Kurumsal Program dahilide 12 ay boyunca desteklenen Karakutu Derneği, hibe sürecini tamamladı.

Hatırlamak ve sessizleştirilen hikayelerin görünürlüğünü arttırmak üzerinden toplumsal barışa ve demokratikleşme sürecine gençler aracılığıyla katkıda bulunmayı hedefleyen Karakutu Derneği, hibe kapsamında finansal sürdürülebilirliğiyle ilgili çeşitli çalışmalar gerçekleştirdi.

Dernek bu süreçte, Hafıza Yolculuğu ve Hafıza Yürüyüşleri ile ilgili yeni rotalar belirledi, farklı ortaklı projelere dahil oldu ve kapasite gelişimiyle ilgili temel adımlar attı. 

Sivil Toplum için Destek Vakfının hibe programlarından yararlanan STK’ların dilerlerse tekrar başvuru yapabiliyorlar.

Sağlıkta Genç Yaklaşımlar’a Hibe Desteği

By | Kurumsal Destek | No Comments

Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği Y-PEER Türkiye, sağlık ve eğitim başta olmak üzere benzeri alanlarda gençlerin doğru bilgiye erişimlerini sağlayarak tutum ve davranış değişikliği yaratılmasını, buna paralel olarak genç insanların başta karar alıcılar olmak üzere tüm alanlarda özne olarak kabul edilmesini amaçlayan çalışmalar yapıyor. 

Katılım odaklı sosyal fayda gerçekleştirmeyi vizyon edinen Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde üreme sağlığı, akran eğitimi, cinsel şiddet gibi konulara yönelik projeler üretiyor. Bu sosyal sorumluluk anlayışında gençleri özne olarak baz alan dernek, gençlik politikalarına yönelik savunuculuk çalışmalarını sürdürüyor.

Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneğine finansal sürdürülebilirlik ve kurumsal destek amacıyla Nisan-Ekim 2017 döneminde 6 ay süreyle hibe desteği sağlanacaktır.

Hayat Sende ve Hibe Sürecinin Etkileri

By | Röportaj | No Comments

Hayat Sende Derneği / http://www.hayatsende.org

Sivil Toplum İçin Destek Vakfı’ndan Kurumsal Program dahilinde hibe desteği alan Hayat Sende Derneği hibe sürecini ve bu süreçteki deneyimlerini anlattı.

Sivil Toplum İçin Destek Vakfı (DV): Kurumsal destek almak, derneğinizin finansal sürdürülebilirlik çalışmalarına nasıl bir katkı sağladı?

Hayat Sende Derneği (HSD): Sivil Toplum İçin Destek Vakfının desteğiyle kapasitemiz gerek ayni bağışlar, gerekse nakdi bağışlar konusunda artmıştır. Ayrıca, bağışçı ve üye ilişkileri bağlamında önemli bir kapasite geliştirilmiş, kurumsal kimliğin oluşturulması, sponsorluk dosyalarının hazırlanması gibi konularda ivme kazanılmıştır.

Proje kapsamında mevcut üye ve bağışçılarla olan iletişim arttırılmıştır. 2015 yılı içerisinde bireysel bağışlardan gelen destek bütçenin %40’ını oluştururken 2016 yılı içerisinde bireysel bağışçılardan gelen destek %60’a yükselmiştir. Düzenli olarak aylık elde edilen gelir 750 TL’den 7.500 TL’ye çıkmıştır. Bunu takiben şirketlerle görüşmeler gerçekleştirilmiş, kurumsal bağışçı sayısı artırılmıştır. 

Kurumsal destek sayesinde Hayat Sende Derneği proje bazlı gelirler yerine bireysel bağışçılarla kendi öz kaynağını oluşturmaya başlamıştır. Proje süresince farklı kurumların kaynak geliştirme çalışmaları incelenirken ayni bağış kapasitesinin geliştirilmesi yönünde adım atılmıştır. Bu sayede derneğin hem görünümü iyileşmiş hem de daha önce dernek bütçesinden nakit olarak alınan günlük giderlerin ayni bağışlarla desteklenmesi sağlanmıştır. Örneğin ofiste çalışan 10 gönüllü için bir yemek sponsoru temin edilmiştir. Sosyal medyadaki takipçilerimizin katkılarıyla temizlik, çay kahve gibi giderlerimiz ayni bağış olarak alınmıştır. 

Bunun yanı sıra, yardımseverlik koşularına katılım gerçekleştirilmiş, yurt dışından fon sağlayan kuruluşlardan olan TPF ve Dalyan Vakfı ile temaslar gerçekleştirilmiş ve proje bazlı olarak desteklenme yönünde önemli ivme kazanılmıştır. Kasap Döner ile oldukça büyük bir iletişim kampanyası tasarlanmış ve korumadan ayrılan beş gencin istihdamı sağlanmıştır. FNSS şirketi ile birlikte koruma altında yetişen çocuk ve gençlere staj ve iş olanağı sağlayan bir projeye başlanmıştır. Akbank ile Şehrin İyi Hali Projesi kapsamında İstanbul’daki koruma altında yetişen çocuklarla Doğada Ben projesi yürütülmeye başlanmıştır. Bunun yanı sıra, Joker Mağazaları ile yine tanıtım ve farkındalık kampanyası için bir protokol imzalanmıştır. Ayrıca ayda 10 bin dolar reklam bağışı sağlayan Google STK programından da yararlanılmaya başlanmıştır. “Elver” isimli yeni açılacak bir kitle fonlama – kaynak fonlama platformunda da yer almaya başlıyoruz.

Proje süresince çalışma ziyareti yaptığımız sivil toplum örgütlerinden e-mağaza konusunda da önemli deneyim paylaşımları yaşadık. Bu sayede sitemizde bir e-mağaza kurduk ve bu e-mağazada hediye kartı, sünnet ve düğün kartı gibi tasarımlarımızı satmaya başladık. İlerleyen süreçte bu mağazayı daha da güçlendirmeyi planlıyoruz. 

Dernek bünyesinde ilk defa verilmeye başlanan burslarla koruma altında yetişen 10 gence burs desteği sağlanmıştır. Ayrıca, derneğin gelişen düzenli bağışlarıyla dernek bünyesinde tam zamanlı bir kişi, yarı zamanlı iki kişi istihdam edilmeye başlanmıştır. 

Gelinen noktada Hayat Sende, birçok şirketle iş yapabilen, proje bazlı çalışmalardan bireysel ve kurumsal bağışçı sayısını artırabilen, bağışçı ilişkilerini yönetebilen bir yapıya evrilmede önemli bir yol kat etmiştir. Vakfınızın hibesinin bu noktada Hayat Sende’nin gelişimine katkıları oldukça önemlidir. 

DV: Hibe sürecinde bireysel bağışçılara yönelik de farklı çalışmalar gerçekleştirdiniz. Hem kaynak geliştirme hem de farkındalık yaratmak açısından derneğinize olan bireysel katılımı nasıl arttırmayı planlıyorsunuz?

HSD: Hayat Sende olarak farkındalık artırıcı çalışmalar ana odağımız. Bu doğrultuda hem ’18 Yaş Çok Erken’ , ‘Kardeşler Ayrılmasın’ gibi ses getiren sosyal kampanyalar gerçekleştiriyor, hem de sempozyum, seminer, çalıştay gibi çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmaları gerçekleştirirken oldukça genç bir ekiple çalışıyoruz. Bu amaçla, hem Google STK bağışını etkili bir şekilde kullanıyor, hem de sosyal medyayı, blogları, alanda çalışan diğer kurumlarla etkileşimi ihmal etmiyoruz. 

Bu çalışmaların yanı sıra, koruma altındaki çocuklar için bir şeyler yapmak isteyen ama nereden başlayacağını bilemeyen bireyler için de proje süresince farklı fikirler ürettik. Bunlardan birisi “Ören Eller” projesi. Bu projeyle koruma altındaki çocuklara atkı, bere, oyuncak, eldiven gibi kullanabilecekleri eşyaları -herkesin katılacağı- etkinliklerle örmek istiyoruz. İnsanlar her yerden örüp bize gönderecek ve bu gönderdiklerini biz de koruma altındaki çocuklara göndereceğiz. Bu malzemeleri ören kişiler koruma altındaki çocuklara kart gönderecek. Biz de ören kişilere kart göndereceğiz. Böylece hem sosyal medyada etiketlerle paylaşılan fotoğraflarla önemli bir farkındalık oluşturulacak hem de çocuklara hediyeler gönderilmiş olacak. Bu projenin oldukça kapsayıcı olacağını düşünüyoruz. Bu projeye ilham veren “Akbank Gönüllüleri” de belirtmeliyiz. Öğle aralarında ördükleri örgüleri derneğimize bağışladılar, bu da oldukça esin vericiydi.

Bunun yanı sıra, halen alanda çalışan derneklerle birlikte 19 Mart tarihini Koruyucu Aile Günü yapmak için çalışma başlattık. Şu anda yürütülen www.birsemsiyekaccocukkorur.com isimli kampanyayla herkesin bu soruya cevap verdikleri videoları veya şemsiyeli fotoğraflarını çekmelerini ve sosyal medyada paylaşmalarını istiyoruz. Bunun da oldukça kapsayıcı olacağını düşünüyoruz. Ayrıca, birçok restoran ile Türkiye’de ilk defa KasapDöner’le yaptığımız çalışmada olduğu gibi, koruyucu aileliği yaygınlaştıran Amerikan Servislere derneğimizi ve koruyucu aileliği tanıtan çalışmalar yapmaya devam ediyoruz. Tüm bunların sonucunda koruma altındaki çocukların sesinin çok daha güçlü çıkacağı, eşitlikçi ve ayrımcılığın olmadığı bir dünyaya doğru adım adım yürüyeceğimize inanıyoruz. Bu noktada atılan her adım belki küçük görünebilir ama inanın hepsi bu uzun yolculuğumuzda birer kilometre taşı.

DV: Devlet korumasındaki çocuk ve gençlerle çalışan bir dernek olarak, çalışmalarınızı anlatırken en çok zorlandığınız husus nedir?

HSD: Hayat Sende olarak bizler her çocuğun aile yanında yetişmesi gerektiğini, ailenin her çocuk için hak olduğunu, çağdaş sosyal hizmet yaklaşımlarında olduğu gibi, kurumsuzlaşmayı, yani yuvaların kapatılmasını ve aile temelli hizmetlerin yaygınlaştırılmasını savunuyoruz. Savunuculuk alanında bazen farklı problemler ile karşılaşabiliyoruz. 

DV: Önümüzdeki döneme ilişkin neler yapmayı hedefliyorsunuz? Yeni çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?

HSD: Öncelikli olarak spor aracılığıyla bağış kapasitemizi geliştirmeye ve kurumların spor koşularında bizim için koşmalarını teşvik etmeye odaklanıyoruz. Bunun yanı sıra, halen koruma altındaki çocukların mentorluk sisteminden etkili ve verimli bir şekilde yararlanabilmesi için projeler hazırladık. Bunları uygulamaya başlayacağız. ‘Veli Edindirme Programları’ dediğimiz programlar vasıtasıyla koruma altındaki çocukların okuldaki başarılarını izleyen, onları ödüllendiren kurumsal sürdürülebilirlik doğrultusunda bizlerle çalışma yapacak şirketlere ulaşmak istiyoruz. Koruma altındaki çocukların yüzde 72’si liseyi bitirmeden mezun oluyor. Bizce eğitimdeki bu kopmanın en önemli nedenlerinden birisi, çocuk için koruyucu ve destekleyici bir süreç yaratacak olan etkili bir velinin olmaması. Önümüzdeki dönemde oldukça ses getireceğine inandığımız bu projeye -eğer destekçiler bulabilirsek- başlamak istiyoruz. Son olarak da, ülkemizde savunuculuk deniline ilk akla gelen makro politika değişimini önceleyen savunuculuk yaklaşımından AB ülkelerinde sıkça uygulanan 3A yaklaşımı dediğimiz “hizmet temelli savunuculuk” alanında kapasite geliştirmeye ve bu amaçla bir “Çocuk Destek Hattı” kurmaya ilişkin çalışmalara odaklanıyoruz.

Unutmadan, siz de Hayat Sende’ye düzenli bağışçı olabilir, hediye sertifikalarımızdan gönderebilir, sünnet ve düğün kartlarınızı bastırabilir, koruma altındaki gençleri burslarınızla destekleyebilirsiniz. Bu arada, şeffaflığımız Türkiye’nin Şeffaflık Platformu Açık Açık’ın garantisi altında. Buradan inceleyebilirsiniz:   

https://acikacik.org/sivil-toplum-kurulusu/hayatsende 

Sulukule Gönüllüleri Derneğine 2. Dönem Hibe Desteği

By | Kurumsal Destek | No Comments

Sulukule Gönüllüleri Derneği, ayrımcılığa maruz bırakılmış veya risk altında bulunan gruplar ile çalışan ve hak temelli faaliyetler yürüten bir sivil toplum örgütüdür. 

Genel olarak Sulukule’de mahalle çalışmaları yürüten dernek, okulu terki önlemek, kadınlara ve çocuklara hakları konusunda farkındalık kazandırmak gibi başlıca amaçlara sahiptir. Ağırlıklı olarak çocuklar ve gençler ile ilgili çalışmalar yürüten dernek, yıkım alanında gönüllü çalışan kişilerden kurulmuş olup tüm faaliyetlerini gönüllülük esaslarına göre organize etmektedir. 

Geçtiğimiz dönem Mayıs 2016 – Ocak 2017 tarihleri arasında verilen ilk hibe ile derneğin insan kaynağı giderlerine destek sağlanmıştı. Hibe, Sulukule Gönüllüleri’nin hem sahadaki hem de kaynak geliştirme alanındaki çalışmalarını güçlendirilmesine destek olmuştu. Buna ek olarak kurumsal destek ile iki kişi istihdam edilip finansal sürdürülebilirliğe katkı sağlanmıştı. 

Derneğin 2. dönem için yaptığı başvurusu da kabul edilmiştir ve Kurumsal Program kapsamında finansal sürdürülebilirlik çerçevesinde hibe verilecektir.

Hayat Sende Hibe Sürecini Tamamladı

By | Kurumsal Destek | No Comments

Devlet koruması altındaki çocuk ve gençlerle çalışan Hayat Sende Derneğinin kurumsal hibe süreci sona erdi. 

1 Haziran 2016 – 1 Ocak 2017 döneminde Hayat Sende Derneğine finansal sürdürülebilirliğini güçlendirmek amacıyla Kurumsal Program dahilinde verilen hibe desteği tamamlandı.

Bu hibe desteği ile kaynak geliştirme alanında bireysel bağışçılığın geliştirilmesine sosyal medya kullanımından kitlesel fonlama platformlarının kullanılmasına değin kaynak geliştirmeye ilişkin kurumsal kapasite arttırılmıştır. Bu bağlamda Sivil Toplum için Destek Vakfının hibesi ile istihdam edilen Kaynak Geliştirme Koordinatörü ile Hayat Sende önemli kazanımlar sağlamıştır.

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın hibe programlarından yararlanan STK’ların dilerlerse tekrar başvuru yapabiliyorlar.

Türkiye’de Devlet Koruması Altında Yetişen Çocuklar

By | Uzman Görüşü | No Comments

Hayat Sende Derneği / www.hayatsende.org 

Bu yazıyı sonuna kadar okuyacağını düşündüğüm insanlardansınız.

Ve ”yuvaların kapatıldığı, devlet koruması altında yetişen çocuk ve gençlerin hayata sevgi dolu ailelerde eşit ve güçlü bir şekilde atıldığı bir dünya” hedefini kuran ve bunu gerçekleştirmek için ”Koruma altındaki çocuk ve gençler ile korumadan ayrılan gençlerin hayatlarına yenilikçi çözümler getirmeyi” kendine misyon edinen Hayat Sende Derneği ile umarım bir gün tanışırsınız.

Türkiye’de yaklaşık 17.000 çocuk devlet korumasında yaşıyor. Bunlardan sadece 4.800 kadarı koruyucu ailede yetişiyor. Kalanı, çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarında büyüyor. Bu yurt ve yuvalarda cinsel istismar, personel şiddeti, akran zorbalığı nadir görülen şeyler değil. Çocuklar, neyin hak neyin hak ihlali olduğunu bilmiyor ve bilse de bu tip hadiselerle karşılaştığında hangi merciye güvenip başvurabileceği bilgisinden yoksun. Başka bir deyişle haklarına erişemiyor. Bunu zaten tahmin edebilirsiniz. Ancak işin bir de az bilinen, mevzuya daldıkça öğrendiğimiz bir kısmı var.

3 yaşından küçük çocuklar, günde 18 saatini karyolaların arkasında geçiriyor. Ya da 5 yaşındaki bir çocuğa, fotoğrafını çekip kendisini gösterdiğinizde, çocuk kendini tanıyamıyor. Çünkü kurumdaki aynalar çalışanların boyuna göre asılmış durumda oluyor. Yurtlara gönderilen gönüllü dişçiler çocukların dişlerinin bir türlü uyuşmadığını söylüyor çünkü tahminlere göre neredeyse yarısı anti-depresan bağımlısı olmuş durumda. Okul çağına geldiğinde çocuk, askere gider gibi kısa kesilmiş saçıyla ve tek tip kıyafetlerle okula gittiğinde, “kimsesiz”, “yetim fare”, “bakımsız”, “yurt çocuğu” gibi sözlerle etiketleniyor ve ötekileşiyor. Diğer öğrencilerin aileleri zaten onları istemiyor; öğretmenlerin ise yurtta yetişen çocuklardan beklentisi yerleşik yargılar sebebiyle az oluyor. Yalnızlaşan ve kendilerinden başarı umulmayan bu çocukların çok büyük kısmı liseyi bile bitiremiyor. Kanuna göre, yüksek öğrenimi kazanamamış olan çocuk, 18 yaşını doldurduğunda yurdu terk etmeye zorlanıyor. Yurttan ayrılan gençlerin, %70’i devlet kurumlarında hizmetli yani temizlikçi, odacı vs. olarak işe giriyor. Ayrıca 18 yaşına kadar bakkala gidip ekmek bile almamış olan bu çocukların para ile ilişkisi de sorunlu oluyor. Çoğu parayı yönetmeyi bilmediğinden borç içinde hayat mücadelesi veriyor ve hayata tutunamıyor.

Bağlanma kuramına belki hakimsinizdir… Çocukların çoğu sürekli değişen “anne”lerle yetiştikleri ve güvenecek birini arkalarında hissetmedikleri için, “kaygılı bağlanma” denilen şeyi yaşıyor ve bakım sonrası hayatlarında da ilişki kurdukları kişilere ya fazla kolay bağlanma veya hiç bağlanamama gibi sorunlar yaşayıp sağlıklı ve suçtan uzak hayatlar sürdüremiyor. Uluslararası istatistiklere göre, yurt bakımından çıkan gençlerin yüzde 10’u intihar ediyor, yüzde 20’si suça, yüzde 15’i de fuhuşa sürükleniyor. Türkiye’de zaten bu konuda tutulmuş ne bir istatistik ne de yeterli farkındalık var.

İşte benim de dahil olduğum, Hayat Sende’nin gündeminde bunlar gibi kimsenin gündeminde olmayan dertler var. İlk bakışta görünmeyen ama aslında birtakım gençlerin “hayatı” anlamına gelen meseleler.

Hayat Sende, yurttan ayrılmış bir grup idealist genç tarafından kurulmuş Ankara merkezli, uluslararası ödüllü bir dernek. Derneğin esas derdi, yurtları kapatmak. Tamamen kapatmak. Bu, radikal bir söylem olarak görünse de, bu radikallik, yurtlarda yaşanan çeşitli olumsuzluğu ancak karşılıyor. Bu ideale ancak “Koruyucu Aile” ve “Evlat Edinme” pratikleri yaygınlaştırılarak ulaşılabilir. Dernek, bununla uğraşıyor. Tabii, bu kolay ve kısa vadede ulaşılabilecek bir hedef olmadığından bu süreçte devlet kurumlarının şartlarının iyileştirilmesini dert ediyor. Ve bunu Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarının düştüğü “çocuklar gelsin, yüz boyayalım” ve “hayır bahşetme” tavrıyla değil, hak temelli bir anlayışla yürütüyor. Çocukların kendisini, bizim kendi çocuklarımızı gördüğümüz gibi, değişim ve dönüşümün öncüleri olarak görüyor ve potansiyellerini gerçekleştirme haklarını teslim ediyor.

Bu anlamda, çocukları eğitim, iş ve staj konularında yönlendiriyor. Yurtta yetişen gençlere kamplar, eğitimler düzenliyor, iş olanakları sağlıyor. Söz gelimi, bugüne kadar uygulanmayan ama yasada olan “yurttan ayrılan çocuğun SGK priminin 5 sene boyunca devlet tarafından ödenmesi” pratiğini kurumlara hatırlatıyor. Gelecek projelerinden biri, kurumların üst düzey yöneticilerinin bu çocuklara mesleki “mentor”luk yapabilecekleri bir internet platformu oluşturmak. Bir diğeri, çocukların alışveriş, yemek yapmak, bütçe çıkarmak gibi temel yaşam bilgileri edinebileceği, sosyalleşebileceği, eğitim görebileceği bir kafe açmak. Eğitimleri sadece çocuklara değil, sosyal görevlilere ve ülke çapında öğretmenlere de veriyor.

Toplumda ve medyada, yurtta yetişen çocuklara yönelik, ayrımcı söylemle mücadele ediyor. Medyada yurtlarla ilgili çıkan haberlerin %98’i olumsuz ve bu haberler sansasyona dönük görseller ve başlıklarla dolu. Toplumda diyelim koruyucu aile olmayı düşünen kimselere yönelik söylenen “Başına bela mı alacaksın?” “Büyüsün de seni kessin” gibi yaklaşımlara yabancı değiliz. Türkiye’de toplum, yurtta yetişen çocuklara 12 yaşına kadar acıma duygusuyla yaklaşırken, 12’sinden sonra onları potansiyel suçlu olarak görüyor ve korkuyla yaklaşıyor. Yurttan ayrılan gençlerin geçmişlerini saklama, toplumdan genel olarak saklanma korunma taktiklerine cevap olarak, yürüttüğü “Sosyal Duvarları Yıkalım” projesiyle iyi örnekleri ön plana çıkartmaya çalışıyor. “Doğru Sözlük” projesindeyse, dilimizdeki ayrımcı ifadelerle mücadele etmeyi amaçlıyor. 

Çocukların haklarını gözetecek politikalar üretiyor. Bir anlamda devlete danışmanlık yapıyor, yönlendirici oluyor ve mevzuat değişiklikleri yapılmasına çağrıda bulunuyor. Örneğin devlet, 2015 sonunda aldığı kararla, koğuş bakımı denilen uygulamanın sona ermesi gerektiğine nihayet ikna oldu ve tüm yuva ve yurtları 6 – 16 kişilik çocuk ya da sevgi evlerine dönüştürüyor. Ancak bunu yaparken bu kurumların binalarını şehir merkezlerinin uzaklarına kuruyor. Hayat Sende, çocukların iyice toplumdan izole edilmesi anlamına geldiği için buna karşı çıkıyor. Veya önceki kampanyalarından (“Kardeşler Ayrılmasın”) birinde çok kardeşli çocukların farklı yurt veya yuvalara gönderilmemesine dikkat çekiyor, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bu konuda mevzuat değişikliği yapmasını sağlıyor. Yine son olarak “18 Yaş Çok Erken” isimli kampanyayla çocukların 20 yaşını doldurana kadar yurttan kendi istekleri dışında çıkarılmamasına dair uygulamanın başlamasını başardı. Ayrıca devlete sürekli olarak yetiştirme kurumlarını sivil denetime açması, şeffaflaşması yönünde baskıda bulunuyor. Önerdiği ve uygulamaya geçmesini umduğumuz projelerden biri, ayda 1.500 TL gibi bir paraya çalışan bakıcı annelere, nefes almaları ve kendilerini değerli hissetmeleri için ayda iki defa sinema biletleri sağlanması.

Peki siz bu yazıyı okuduktan sonra ne yapabilirsiniz?

– Yazıyı konuyla ilgileneceğini düşündüğünüz herkese yollayabilirsiniz.

– Hayat Sende’nin Facebook ve Twitter sayfalarını “beğenebilirsiniz.”

– Dilerseniz bizimle iletişime geçerek yurttan ayrılma sürecindeki bir gence, aylık burs sağlayabilirsiniz.

– Hiç olmazsa Hayat Sende’ye bir defalık bağış yapabilirsiniz.

– Kurumsal bir yerde çalışıyorsanız, çalıştığınız yerin kurumsal iletişim bölümüne, sosyal sorumluluk anlamında, derneğe bağışta bulunmasını söyleyebilir, bu bağış karşılığında gelip koruyucu ailelik ve evlat edinme üzerine bilgilendirici bir konuşma yapmamızı talep edebilirsiniz. (Ayrıca şirketlerle başka türlü ortaklıklar kurmamız için toplantılar da düzenliyoruz. Bunlardan biri son olarak masalara konulan Amerikan servislerine bilgilendirici metinler yazmak üzere bir fast-food zinciri olmuştu. Beraber düşününce son derece yaratıcı ortaklıklar çıkabiliyor.)

– Etrafınızdaki medya kuruluşlarında çalışan kimselere, Hayat Sende’yi takibe almalarını ve uygun zamanlarda/dönemlerde yer vermelerini söyleyebilirsiniz.

– İşe birini alacakken, yurttan ayrılan bir gencin 5 senelik SGK priminin devlet tarafından ödendiğini aklınızda tutabilirsiniz.

– Sevdiklerinize ya da kurumsal müşterilerinize Hayat Sende’nin tebrik kartlarından (yılbaşı, anneler/babalar günü, doğum günü vs.) gönderebilirsiniz. Bu hem bağış yapmak hem de bu işlerin bilinirliğini artırmak bakımından iyi olur. Doğum gününüzde etrafınıza “Bana hediye almak yerine Hayat Sende’ye bağışta bulun” diyebilirsiniz.

– Hayat Sende’yi daha yakından tanımak için Necatibey Cad. No: 27/11 Kızılay/Çankaya/ANKARA  adresine gelip bir çayımızı içebilirsiniz.

Sokağın Konuşulmayan Hafızası

By | Röportaj | No Comments

Karakutu Derneği / http://www.karakutu.org.tr/ 

Sivil Toplum için Destek Vakfı, Karakutu Derneğine Kurumsal Program dahilinde hibe desteği sağlıyor.  

Karakutu Derneği ve çalışmaları ile ilgili daha detaylı bilgi edinmek için aşağıdaki röportajı okuyabilirsiniz.

“Geçmişte gerçekleştirilen hak ihlalleri, yüzleşme yaşanmadıkça, cezasızlık sürdükçe ve travmalar çözümlenmedikçe günümüzde de farklı şekiller alarak -bazen de şekil bile değiştirmeden- devam ediyor. Tek taraflı, kendisinden başka doğruyu/doğruları kabul etmeyen bir yaklaşımla yaşamak zorunda bırakılan bireyler, başka hikayeleri dinleme fırsatı bulmadıkça bu yaklaşımlarını sorgulama yoluna da gitmiyor.”

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Karakutu Derneği, ne zaman kuruldu ve hangi sosyal sorundan yola çıktı? Genel olarak çalışmalarınızdan bahseder misiniz? 

Karakutu Derneği (KD): Karakutu Derneği, 7 Ocak 2014 tarihinde, uzun yıllardır sivil toplum alanında çalışmakta olan kişilerin ortak hayallerini hayata geçirme çabasıyla kuruldu. Kurucuların hayali, gençlerle toplumsal hafıza alanında çalışmalar yürütmek ve gençlere geçmişle yüzleşme üzerinden sorgulama yeteneklerini geliştirebilecekleri ve barışa katkı sunabilecekleri bir platform olanağı sunabilmekti. Bu hayalin neticesi olan Karakutu’nun ilk adımları, dernekleşmesinden daha önce atılmaya başlandı. Dünyada bu alandan iyi örneklerin incelendiği, yurt içi ve dışında çalışma ziyaretlerinin gerçekleştirildiği, toplumsal hafıza üzerine çalışan uzman ve kurumlarla fikir alışverişinin yapıldığı bir ön hazırlık süreci sonunda yola çıkmak için en uygun metot olarak “Hafıza Yürüyüşü” konsepti belirlendi. 

Karakutu olarak, dünyanın birçok yerinde farklı temalara odaklanan daha çok bir çeşit tur formatı olarak uygulanan Hafıza Yürüyüşü’nü farklı bir biçimde, yenilikçi bir akran eğitim modeli olarak uyguluyoruz. Gençlerin aktif olarak sürece katılabilecekleri, aynı zamanda güçlenmelerine katkı sağlayacak şekilde yenilikçi bir eğitim modeline dönüştürdüğümüz Hafıza Yürüyüşü, Hafıza Yolculuğu adını verdiğimiz eğitim programımızın adımlarından biri.

Yola çıkış noktamız olan, bugün hâlâ geçerliliğini koruyan ve temel meselemizi oluşturan sosyal sorunu da kısaca şöyle özetleyebiliriz: Karakutu olarak, geçmişle yüzleşmenin, barışı sağlama ve demokratikleşmenin vazgeçilmez öğelerinden olduğuna inanıyoruz. Yaptığımız çalışmalarda da karşılaştığımız üzere, hiçbir hak ihlali geçmişte gerçekleştirildiği yerde kalmıyor; yaşananların günümüze uzantıları hem makro hem mikro anlamda hepimizin hayatlarını büyük ölçüde etkilemeye devam ediyor. Bu etkiler, toplumsal barışın sağlanmasında ve birlikte yaşama önünde büyük bir engel oluşturmakla birlikte gündelik hayatlarımıza da daha görünmez ve “normalleşmiş” şekillerde etki ediyor. “Bir daha asla!” nosyonundan hareketle, bu olumsuz etkilerden özgürleşmek için Türkiye’de toplumsal hafıza alanında çalışan birçok kurum ve kişi, çok önemli işler üretiyorlar. Ne var ki bu işlerin büyük kısmı, zaten bu alana ilgi duyan kişiler dışında özellikle bu meselelerle haşır neşir olmayan –hatta çoğunlukla bu meselelerle uğraşma imkanı dahi bulamamış- gençler için erişilebilir değil. Biz, başta resmi eğitim sistemi olmak üzere kurumların sebep olduğu bu erişememe ve katılamama sorununa bir çözüm getirebilmeyi; gençlerin aktif olarak içinde yer alabilecekleri toplumsal hafıza alanına odaklanan çalışmalar yürütmeyi hedefliyoruz. Başka bir deyişle, kronikleşmiş bu sorunun çözümüne, yürüttüğümüz çalışmalarda aktif özneler olarak yer alan gençlerin güçlenmesiyle, onlara sorgulama alanları açarak ve farkındalık geliştirmelerini sağlayacak imkanlar sunarak katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. 

DV: Hatırlamak ve sessizleştirilen hikayelerin görünürlüğünü arttırmak güncel sorun ve çatışmaların çözümünde sizce nasıl bir rol oynuyor?

KD: Yukarıda da belirttiğimiz gibi, geçmişte gerçekleştirilen hak ihlalleri yüzleşme yaşanmadıkça, cezasızlık sürdükçe ve travmalar çözümlenmedikçe günümüzde de farklı şekiller alarak -bazen de şekil bile değiştirmeden- devam ediyor. Bu devamlılık makro boyutta etkileri olan politikalar yoluyla olduğu gibi, bireylerin gündelik hayatlarında da ayrımcılık ve nefret biçiminde karşımıza çıkıyor. Tek taraflı, kendisinden başka doğruyu/doğruları kabul etmeyen bir yaklaşımla yaşamak zorunda bırakılan bireyler, başka hikayeleri dinleme fırsatı bulmadıkça bu yaklaşımlarını sorgulama yoluna da gitmiyor.

Ama egemen olan tarafından sessizleştirilen hikayeleri dinlemek, marjinalleştirilmiş gruplarla temas etmek; tek yönlü bakışın kafalarımızda oluşturduğu düşman tiplemelerinin aslında gerçek olmadığı fikriyle tanışmaya imkan yaratıyor. Geçmişteki hak ihlalleri hakkında bilgi sahibi olma fırsatı yaratan platformlar, başka ihtimallerin varlığını hesaba katarak çok boyutlu düşünmeyi ve sorgulamayı; beraber iyileşmeyi; konuşabilmeyi; anlayabilmeyi; kendi önyargılarınla yüzleşebilmeyi mümkün kılıyor. Karakutu olarak, tüm bunların kendimizden farklı olanı tehdit olarak algılamamanın, dolayısıyla güncel çatışmaların ve sorunların çözümünde ve barışın sağlanmasında çok önemli rol oynadığına inanıyoruz. Gençlerle gerçekleştirdiğimiz etkinliklerin sonrasında aldığımız geribildirimler de bu inancımızı destekliyor. Örneğin:

– (Hafıza Yürüyüşü’ndeki hafıza mekanlarından biriyle ilgili olarak): “Gettoların aslında orada yaşayanlar için ‘güvenli bölge’ olduğunu bugün idrak ettim. Şimdiye kadar ben de ‘X Sokak arındırıldı’ tarzı haberlere inanırdım. Bugünden sonra çok farklı bir gözle bakacağım.”

– “Çocukluktan beri kulaktan duyma öğrendiğimiz şeylerin aslında gerçeği yansıtmadığını ve önyargıların yıkılması için o dönemi yaşayan insanlardan öğrenmenin en doğru olduğunu öğrendim.”

– “Bu kadar fazla biçimde yapılan ayrımcılıkların gün yüzüne çıkması çok iyi oldu. Herkes bireysel olarak kendini yargılamalıdır.”

– (Hafıza Yürüyüşü’ndeki hafıza mekanlarından biriyle ilgili olarak): “6-7 Eylül olaylarına ilişkin az da olsa bilgim vardı Bu mekana ilişkin bugün ilk defa bilgi sahibi oldum. Mekanlara daha dikkatli bakmak gerekiyor. Bu mekan benim için artık sadece çay içtiğim bir mekan olmayacak.”

DV: Geçmişle yüzleşme konusunda neden özellikle gençlerle çalıştığınızı açıklar mısınız?

KD: Yine daha önce belirttiğimiz gibi, geçmişle yüzleşme konusunda Türkiye’de çok önemli çalışmalar yürütmekte olan kuruluşlar, gruplar ve kişiler var. Bu çalışmaların sonucunda yine çok başarılı çıktılar üretiliyor. Ancak bu alanda yapılan çalışmalar ve çıktıları çok büyük bir kesime ulaşamıyor. Özellikle, Türkiye’deki çocukları ve gençleri apolitik ve sessiz, “olaylara karışmayan” ve “tarafsız” yetiştirme geleneği yüzünden birçok genç ne ailesi ne de eğitim sistemi aracılığıyla yaşadıkları toprakların siyasi tarihi, burada yaşanan hak ihlalleri ve mücadeleleri ile ilgili bilgiye ve haliyle fikre sahip olabiliyor.

Halbuki genç nüfus, niceliksel olduğu kadar niteliksel anlamda da dönüştürücü olabilecek bir potansiyele sahip. Fakat gençlerin tamamı, bu potansiyellerini kullanabilecekleri, kendi sözlerini üretebilecekleri ve paylaşabilecekleri yeterli imkana sahip değil. Sosyal medya bu anlamda önemli bir alan açsa da, fiziksel anlamda bir araya gelmek bir arada öğrenme, beraber tartışma, fikir alışverişi yapma açısından çok daha sürdürülebilir bir yöntem. Bizim hedef grubumuz da bu sebeple 16-25 yaş arası gençler. Gençlerin bir araya gelerek, beraber araştırarak, tartışarak, paylaşarak geçmişle yüzleşmesini hem güçlenmeleri hem de toplumsal barışa katkı sağlayacak potansiyellerini kullanabilmeleri açısından önemsiyoruz. Yürüttüğümüz programlar aracılığıyla gençlerin alanda yapılan çalışmalara erişebilmelerini, kendilerinin de alanda aktif olarak çalışabilmelerini ve üretebilmelerini, eğitim kurumlarında her zaman bulamadıkları özgür bir sorgulama alanında akranlarıyla fikir ve söz üretmelerine destek olmaya çabalıyoruz. 

DV: Hafıza Yürüyüşü’nün hazırlık ve uygulama aşamalarından bahseder misiniz? Sizce metodundaki farklılık, katılımcılar açısından, nasıl bir etki yaratıyor?

KD: Hafıza Yürüyüşü, Hafıza Yolculuğu adındaki yenilikçi ve interaktif eğitim programımızın adımlarından birisi. Hafıza Yolculuğu programının hedefi, gençlerin, dini, etnik, cinsiyete dayalı ve/veya politik nedenlerle tarihsel olarak dışlanmış gruplara karşı gerçekleştirilen haksızlıkları keşfetmesi ve sorgulaması. Sürdürülebilir olan ve her adımının kendisinden sonraki adımı ve programın devamlılığını sağladığı Hafıza Yolculuğu’nu, temel olarak üç adımlı bir döngü olarak tasarladık ve uyguluyoruz:

a.) Gençlerin Kapasite Gelişimi : Programın sonraki adımlarında sorumluluk alacak olan 16-25 yaş arası genç gönüllüler, çeşitli faaliyetlerle program kapsamında ihtiyaç duyacakları bilgi ve becerileri geliştirir. Farklı metotlar kullandığımız çeşitli oturumlar ve atölyelerle teori ve pratiği bir araya getiren iki günlük bir eğitimle başlayan süreç başka bağımsız etkinliklerle devam eder. Bu etkinliklere örnek olarak tarih alanında çalışan uzmanlarla seminerler, yerel/sözlü tarih atölyeleri, birebir destek, insan hakları örgütleriyle toplantılar, film gösterimleri ve sergi gezileri verilebilir.

b.) Keşif Süreci: Hafıza Mekanlarının Araştırılması : İki günlük eğitimi tamamlayan gönüllüler, Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyet döneminden, belirlenen fiziksel mekanın sınırları içinde bir tema ve ilişkili bir hafıza mekanı belirler. Bu mekanlar, marjinalleştirilmiş grupların mücadelelerini, yaşanan hak ihlallerini ve yok edilmiş/edilmeye çalışılan kültürel çeşitliliği hafızalaştıran mekanlardır. Seçtikleri bu hafıza mekanları ve ilişkili tema üzerine araştırma yürüten gençler, farklı kaynaklardan ve farklı yöntemlerle bilgi ve veri toplar. İkincil kaynakların taranması, arşiv araştırması, tanıklarla ve uzmanlarla görüşmeler vb. sonucunda gençler seçmiş oldukları hafıza mekanlarına dair görsellerle de desteklenen bir bilgi ve veri seti oluşturur. Gençler, araştırma bulgularını derler ve Hafıza Yürüyüşü’nde aktarabilecekleri şekilde metinleştirir. Bu süreç, genç gönüllüler için bir güçlenme ve öğrenme fırsatı sunar.

c.) Hafıza Yürüyüşleri : Hafıza Yürüyüşleri, gençlerin sessizleştirilmiş tarihi anlatıları duymasını ve egemen anlatılara karşı eleştirel düşünce geliştirmesini amaçlar. Yürüyüşlerin içeriği büyük ölçüde önceki adımda genç gönüllülerin yürüttüğü araştırmaların sonuçlarına dayanır. Hafıza Yürüyüşleri, kapalı ve açık mekanlarda gerçekleştirilen çeşitli bölümlerden oluşan tüm günlük bir etkinlik olarak uygulanır. Etkinliğin dış mekanlarda uygulanan kısmı, hazine avı benzeri bir formattadır; katılımcı gençlerin küçük gruplar halinde kendilerine verilen harita ve şifrelerle hafıza mekanlarını bulur, burada mekanın hikayesini araştıran gençle bir araya gelerek ilgili hikayeyi dinler. Farklı mekanlar için bu uygulamayı tekrarlayan katılımcı gençler, kapalı bir mekanda kapanış oturumu için bir araya gelir ve günün deneyimini tartışır. Kapanış oturumu, gençlerin fikirlerini tartışmalarına olanak sağlayacak; geçmişle yüzleşmenin barışa nasıl katkı sağlayabileceğini ve gündelik hayatlarımıza etkisi üzerine konuşabilecekleri; medya ve eğitim gibi kanalların ayrımcılık ve dışlama açısından oynadığı rol üzerine düşünebilecekleri ve insan hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarını tanıyabilecekleri şekilde tasarlanmıştır.

Gerek araştırma sürecinde yer alan genç gönüllüler gerek Hafıza Yürüyüşü’ne katılan gençlerin geribildirimleri yöntemin geleneksel ve alışılageldik eğitim yöntemlerinden ayrılan yönüne vurgu yapıyor. Gençlerin, Hafıza Yürüyüşü’nde en sevdikleri şeyin ne olduğu sorusuna verdikleri cevaplardan bazılarına yer verecek olursak:

-“Kişilere, yani bizlere sıkılmadan bir seminer havasında değil de farklı bir yolla eğitici, öğretici bilgiler verilmesi.”

-“Hem eğlenceli hem de öğretici. Dikkat dağıtıcı bu kadar tüketimsel şey varken. Gençleri yakalamak için, onların farkındalığını arttırmak için süper bir proje.”

-“Olayları mahalinde görmek, içselleştirmek açısından önemli ve güzel bir noktaydı.”   

-“Aktif olarak içerisinde yer almak öğrenmeyi kalıcı kıldı.”

-“Farkındalık yarattığı için olumlu buluyorum. Tarihi eğlenceli bir şekilde daha iyi anlayabiliyoruz.”

-“Böyle bir etkinliği ipuçları, oyunlar, puzzle gibi eğlenceli halde hazırlamak çok iyi bir düşünce. Eğlenirken öğrenmek diye buna derim. :)”

-“Mekanların tarihini farklı insanlarla keşfetmek çok keyifliydi…”   

-“Yöntem çok güzeldi. Heyecanla mekanları aramak adeta tarihin karanlık bir noktasında bir şey aramak gibiydi. Çok heyecanlı ve güzel bir deneyimdi.”   

-“İnteraktif, bedensel ve insanlar ile iletişimde olabildiğimiz bir etkinlikti. Öğrenmek adına çok güzel ve keyifli bir yöntem.”   

-“Kapanış oturumunda (…) olaylar hakkında bağlam kurma, fikir yürütme, deneyim paylaşma kısmı çok hoşuma gitti.”

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğini nasıl kullanmayı planlıyorsunuz? Hibe süreci, finansal sürdürülebilirlik açısından nasıl bir etki yaratıyor?

KD: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığımız hibeyi idari giderlerimizi karşılamak amacıyla kullanacağız. Karakutu olarak biz de, Türkiye’deki pek çok sivil toplum kuruluşu gibi, oldukça sınırlı kaynaklarla çalışmalarımızı yürütmeye çabalıyoruz. Tam zamanlı sadece bir çalışanı olan bir dernek olarak, halihazırda var olan programlarımızı iyileştirebilmemiz ve uygulayabilmemiz, bunun yanı sıra yeni projeler geliştirebilmemiz ve daha çok gence temas edebilmemiz açısından bizim için çok kıymetli. Bu zamanın azımsanamayacak bir bölümünü, yine çoğu sivil toplum kuruluşu gibi, giderlerimizi karşılamak için kullanabileceğimiz kaynaklar geliştirmek için harcıyoruz. Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığımız destek sayesinde, kaynak geliştirme çabalarımızı kısa dönemli değil sürdürülebilir kaynak ve gelir modellerine ayırabilme imkanı bulacağız.

Bununla beraber, Sivil Toplum için Destek Vakfı aracılığıyla yeni birçok kişiyle tanışacağımızı, iletişim ve yaygınlaştırma anlamında da bu hibe sayesinde önemli bir katkı sağlayacağımızı düşünüyoruz. Bu sayede genişleteceğimiz ağımızı, finansal sürdürülebilirlik açısından bir fırsat olarak değerlendirmeye çalışacağız. Bu vesileyle, Sivil Toplum için Destek Vakfı’na bir kez de buradan teşekkür ederiz.