Tag

kadınlar arşivleri - Sivil Toplum için Destek Vakfı

Kadın Dayanışma Vakfı Kurumsal Hibe Programı Kapsamındaki Faaliyetlerini Anlattı

By | Röportaj | No Comments

Kadın Dayanışma Vakfı‘nı Kurumsal Destek Programı dahilinde destekledik. Onlarla hibe sürecini gelecekteki planlarını konuştuğumuz röportajın devamını aşağıda okuyabilirsiniz. 

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Kadın Dayanışma Vakfı, hangi sosyal sorundan yola çıkarak kuruldu? Genel olarak vakfın çalışmalarından bahseder misiniz?

Kadın Dayanışma Vakfı: Kadın Dayanışma Vakfı resmi olarak 1993 yılında kurulmuş olup, Vakfın kökeni, 1987 yılında Ankara’da bir araya gelen feminist aktivist kadınların oluşturduğu “Kadın Tartışma Grubu”na dayanır. 1980’li yılların sonlarında Türkiye’nin çeşitli illerinde bu tip tartışma gruplarında bir araya gelen kadınlar, toplum içinde kadın olmaktan kaynaklı yaşadıkları sorunları tartışır; kadın kimliği, beden politikaları, özel alanın politikliği gibi konular kadın hareketinin gündemine girer. Bu süreçte kadınların daha önce kamusal alanda ifade etmeye imtina ettikleri konular çeşitli kadın tartışma gruplarında, toplantılarda, kadınlarca çıkarılan dergilerde konuşulmaya ve bu şekilde politikleşmeye başlar. Aile içinde yaşanılan şiddet de kadın özgürleşmesi önündeki en ciddi engellerden biri olarak ilk defa bu süreçte dile gelmeye, kadınların gündeminin ön sıralarında yer almaya başlar. 1987 yılında kadınlar “Dayağa Karşı Kadın Yürüyüşü” ile sokağa çıkarlar. Aynı yıl bir grup kadın tarafından Ankara’da “Kadın Tartışma Grubu” kurulur. 1990’lı yıllarda kadına yönelik şiddetle mücadele için ilk örgütler kurulmaya başlanır. Bu dönemde Ankara’daki tartışma grubuna katılan kadınlardan bazılarının kadına yönelik şiddetle mücadele alanında kadınların başvurabileceği bir danışma merkezi açmak için 1991 yılında bir araya gelmeleriyle Kadın Dayanışma Vakfı ilk bağımsız kadın danışma merkezini faaliyete geçirir.

1991-1993 yılları arasında çalışmalarını sürdüren danışma merkezi, 1993 yılında Vakfı’n resmi kuruluşunun tamamlanmasının ardından bu defa Altındağ Belediyesi ile işbirliği çerçevesinde çalışmalarına devam eder, iki kurum arasında sağlanan bu işbirliği Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadele alanında kadın kuruluşları ve yerel yönetimler işbirliğinin ilk örneğini oluşturur. Aynı yıl içinde “Aile İçi Şiddet” ve “Namus Cinayetleri” konularında Ankara’daki ilk paneller Kadın Dayanışma Vakfı tarafından gerçekleştirilir. O tarihten itibaren ülkedeki birçok ilke imza atan Vakıf, kuruluşundan hemen sonra, Mayıs 1993’te yine Altındağ Belediyesi ile işbirliği çerçevesinde aile içi şiddete maruz bırakılan kadınlara yönelik bir sığınmaevi açar. 2002 yılında Yenimahalle Belediyesi işbirliği ile belediye binası içinde Kadın Danışma Merkezi, 2003 yılında ise Vakfın kendi binasında Yenimahalle Belediyesi işbirliği ile kadın sığınağı açılır. Vakfın sığınak deneyimini 2005 yılında İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Uluslararası Göç Örgütü ve Ankara Büyükşehir Belediyesi işbirliğinde açtığı Kadın Ticaretiyle Mücadele Sığınağı izler. 2005-2016 yılları arasında açık kaldığı dönemde Türkiye’de yalnızca insan ticareti suçuna maruz bırakılmış kadınlara yönelik hizmet veren 3 sığınaktan biri olan bu özelleşmiş sığınakta Vakıflı kadınlar 286 kadın ve 9 çocukla dayanışma kurar.  1991 yılında açılan kadın danışma merkezi ise, o tarihten bugüne şiddete maruz kalmış kadınlara destek sunmaya devam etmektedir.

DV: Özellikle Kadın Dayanışma Merkezi çatısı altındaki çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?

Kadın Dayanışma: Kadın Dayanışma Vakfı, yukarıda tanımladığımız hedefleri gerçekleştirmek için doğrudan destek çalışmaları, savunuculuk faaliyetleri, farkındalık yaratma çalışmaları ve örgütlenme çalışmaları yürütür. Doğrudan destek çalışmaları Vakfın şiddete maruz kalmış kadınlara yönelik yürüttüğü danışma merkezi ve sığınma evi faaliyetlerini kapsar. Vakıf, yürütücülüğünü yaptığı sığınaklarda kalan kadın ve çocuklara ücretsiz hukuki, sosyal ve psikolojik destek sağlamış, onların ulusal ve uluslararası yasa ve sözleşmelerden kaynaklanan haklarına ve sağlık, eğitim, ekonomik yardım gibi mevcut hizmetlere erişimlerini sağlamak üzere çalışmış, ruhsal ve fiziksel sağaltımlarına katkıda bulunmak için sportif ve kültürel etkinlikler düzenlemiş, kadınların istekleri doğrultusunda yoga, savunma sanatları, dil kursu, temel bilgisayar okur yazarlığı gibi kurslar ve mesleki eğitimler düzenlemiştir. Vakfın bugüne kadar çeşitli dönemlerde yürüttüğü sığınaklar yerel yönetimlerde seçim sonrası yaşanan politika değişiklikleri ve kaynak yetersizliği nedenleri ile kapanmıştır.

Kadın danışma merkezi Vakfın doğrudan destek araçlarından biridir. Şiddetle mücadele ederken kadınların ihtiyaç duyabilecekleri desteği onlara sağlamak; şiddete, şiddetin etkilerine ve bu şiddetle mücadele yollarına, haklarına ve mevcut mekanizmalara dair onlara bilgi sağlamak ve yönlendirme yapmak üzere 1991 yılında açıldığı günden bugüne Vakfın Kadın Danışma Merkezinde yüz yüze, telefon ve e-mail aracılığıyla ile başvuru alıyor. Burada merkeze başvuran şiddete maruz kalmış kadınlara ücretsiz sosyal, hukuki, psikolojik destek sunuluyor ve ilgili kurum ve kuruluşlara yönlendirme yapılıyor.

Vakfın hedeflerine ulaşmak için yürüttüğü diğer önemli faaliyet alanları savunuculuk ve farkındalık çalışmalarıdır. Kamuoyunda kadına yönelik şiddet konusuna dikkat çekmek üzere röportaj vermek, TV ve radyo programlarına katılmak, paneller düzenlemek, araştırma yapmak, yayın hazırlamak ya da mevcut çalışmalara katkıda bulunmak; üniversiteler, liseler, diğer STÖ’ler, vb. kurumlar tarafından düzenlenen etkinliklere konuşmacı olarak katılmak, kadına yönelik şiddet ve şiddetle mücadelede feminist yaklaşım konusunda alanda faaliyet gösteren çeşitli kurum, kuruluş ve oluşumlara yönelik eğitimler düzenlemek, Vakıf merkezimizde düzenli olarak Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Danışma Merkezi Gönüllülük atölyeleri düzenlemek ve ev kadınlarına yönelik ev/mahalle toplantıları düzenleyerek farkındalık atölyelerini kadınların yaşam alanlarına taşımak vakıf üye ve gönüllülerinin bu kapsamda yürüttüğü çalışmalara örnektir.

DV: Çalışmalar sırasında karşılaştığınız en büyük zorluk nedir ve sizce bu zorluğu aşmanın yolu ne olabilir?

Kadın Dayanışma: Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanında Türkiye’de mevcut yasal düzenlemeler, bugüne kadar yürütülen çalışmalar sonucunda yeterli bir düzeye ulaşmıştır. Türkiye’de nefret suçunun tanınması, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim ayrımcılığının yasalarda tanınması ve buna benzer pek çok eksiklik halen mevcut olmakla birlikte, kadına yönelik şiddetle ivedi mücadeleye imkan sağlayacak yasal düzenlemeler gerek Türkiye’nin imzacısı olduğu uluslararası sözleşmeler gerekse ulusal mevzuattaki düzenlemeler bağlamında mevcuttur. Bugün Türkiye’de var olan sorun ağırlıklı olarak bir uygulama ve politik irade eksikliği sorunudur. Gerek adli makamlar, gerek alanda hizmet sağlayan kolluk, jandarma, ilgili Aile ve Sosyal Politikalar birimleri bazında şiddete maruz kalan kadınları yasada mevcut hak ve hizmetlerden tam anlamıyla yararlandırma ve şiddet uygulayanlara yönelik etkili önleyici ve cezalandırıcı tedbir ve kararları uygulama konusunda büyük eksiklikler mevcut. Özellikle koruyucu desteklerden yararlanmada daha dezavantajlı gruplar söz konusu olduğunda –kırsal kesimde yaşayan kadınlar, engelli kadınlar, mülteci kadınlar, lezbiyen, biseksüel ve trans kadınlar, yabancı uyruklu kadınlar vb.- bu eksiklikler daha da artıyor. Türkiye’nin imzacısı olduğu uluslararası sözleşmelere rağmen, bu gruplar mevcut desteklerden neredeyse hiç yararlanamıyor. Dolayısıyla, kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda mevcut mekanizmaların işleyişindeki eksiklikleri izlemek ve tespit etmek, bu eksikliklere dair kamuoyunda farkındalık oluşturmak, bu eksikliklerin giderilmesi konusunda çözüm önerileri üretmek ve yetkili kurum ve kuruluşlara yönelik dönüştürücü nitelikte baskı politikası üretmek, özetle kadınların daha eşitlikçi ve şiddetsiz bir toplumda yaşamasına olanak sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılmasına ve mevcut yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesine ihtiyaç vardır.

Kadına yönelik şiddetle mücadele, etkin olması ancak pek çok farklı kurumun kararlı ve işbirliği içinde çalışması ile mümkün olan uzun vadeli bir mücadeledir. İçinde kamu kurum ve kuruluşlarının, yerel yöneticilerin, sivil toplum örgütlerinin ve medyanın yer aldığı çok aktörlü bir mücadele alanıdır. Vakıf olarak uzun vadede bu alanda sorumluluğu olan aktörlerin mücadeleye etkin katılımını sağlamayı, yeni sivil toplum örgütlerinin farkındalık geliştirerek bu alana dahil olmasını sağlamayı hedefliyoruz. Alanda aktif ve kararlı mücadele eden aktörlerin niceliklerinde ve niteliklerinde sağlanacak artış ile Türkiye’de mevcut yasal mevzuatın uygulanması ve eksik yasal mekanizmaların tamamlanması yönünde daha fazla yol kat edileceğine inanıyoruz. Bu çerçevede uzun vadede devletin ve yerel yönetimlerin yürütücülüğünde olan ve ihtiyacın çok çok gerisinde kalan kadın sığınmaevi ve kadın danışma merkezlerinin sayısının arttırıldığı, buralarda sunulan destek ve hizmetlerin niteliklerinin iyileştirildiği, şiddet vakalarında yasal mekanizmaların uygulanmasını izleyen ve bu konuda dönüştürücü baskı politikaları üreten hak temelli kadın örgütlerinin sayısının arttığı ve üzerlerinde siyasi baskı olmadan çalıştıkları, tüm bu aktörlerin işbirliği içinde faaliyet göstereceği mekanizmaların oluşturularak işletildiği koşullar Vakfın uzun vadede kadına yönelik şiddetle etkin mücadele için oluşmasına katkıda bulunmak istediği koşullardır.

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğini hangi kurumsal ihtiyacınız için kullanıyorsunuz? Hibe süreci, finansal sürdürülebilirlik açısından nasıl bir etki yaratıyor?

Kadın Dayanışma: 1990’lı yıllardan bugüne ağırlıklı olarak kadınların gönüllü çalışması, dönemsel projeler ve kurumlarla sağlanan işbirlikleri çerçevesinde temel faaliyetlerini yürütüyor. Ancak yıllar içinde değişen gönüllü ve üye yapısındaki değişimler, Türkiye toplumunun geçtiğimiz süreç içerisinde yaşadığı dönüşümler ve artan talepleri/ihtiyaçları ve buna bağlı olarak Vakıf çalışmalarının çeşitliliğindeki ve kapsamındaki artış, Vakfın mevcut finansal ve yapısal durumunda yeni ihtiyaçlar doğurdu. Bu kapsamda Vakıf bünyesinde yalnızca kaynak ve gönüllü moderasyonu alanında çalışacak bir personele ihtiyaç duyuldu. Ancak pek çok hibe belirli konu başlıklarında çeşitli aktiviteler içeren projelere verildiği için bu ihtiyacı proje bazlı hibelerle karşılamak mümkün olmuyor. Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın Kurumsal Destek Programı’nın Kadın Dayanışma Vakfı’na sağladığı finansal destek ile Ekim 2017’den bugüne kurumumuzda yalnızca ‘kaynak ve gönüllü moderasyonu’ alanında çalışan bir personel istihdam ediyoruz. Böylece Vakfın ve Kadın Danışma Merkezimizin yoğunluğu arasında ayırmaya vakit ve enerji bulamadığımız hibe kaynaklarını araştırma, hibe çağrılarına yönelik proje geliştirme ve başvuru süreçlerini zamanında takip etme ve tamamlama gibi Vakfın finansal sürdürülebilirliği için kritik öneme sahip işleri daha düzenli bir şekilde gerçekleştirebiliyoruz. Yanı sıra, proje bazlı çalışmalar STÖ’lerin kendi temel faaliyetlerini desteklemekten uzak olduğu için Vakıf kadın danışma merkezinin çalışmalarını desteklemek için farklı yöntem ve stratejiler geliştirilmesi gerekiyor. Özellikle danışma merkezindeki gönüllü katılımını geliştirmek ve buraya yapılan bireysel ve kurumsal bağışları arttırmak için yeni yöntemler keşfetmek oldukça önemli. Sivil toplum için Destek Vakfı’nın desteği ile bugün artık bu alanda çalışan tam zamanlı bir personelimizin olması danışma merkezimizin sürdürülebilirliği için önemli bir fırsat. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendireceğimize ve bunun Vakıf çalışmalarımıza önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.

Tarlabaşı Toplum Merkezi’ne Ziyaret

By | Vakıf Haberi | No Comments

Daha önce Şartlı Fon dahilinde desteklenen ve Mart ayı itibariyle de Proje Hibe Programı dahilinde hibe desteği alacak olan Tarlabaşı Toplum Merkezine 27 Şubat tarihinde bağışçılarımız ile birlikte saha ziyareti gerçekleştirdik.

Tarlabaşı Toplum Merkezi,İstanbul’un çok boyutlu dezavantajlı bölgelerinden biri olan Tarlabaşı’nda sosyal hayattan dışlanan, yoksullukla mücadele eden kadın, çocuk ve gençlerin kent yaşamına eşit katılımını desteklemek için çalışmalarını sürdürmektedir.

Hibe desteği ile ilgili detaylı bilgi için tıklayınız.

Sulukule Gönüllüleri Hibe Süreci Sona Erdi

By | Kurumsal Destek | No Comments

Kurumsal Program dahilinde hibe desteği alan Sulukule Gönüllüleri Derneğinin hibe süreci tamamlandı. 

Mayıs 2016 – Ocak 2017 tarihleri arasındaki hibe dahilinde derneğin insan kaynağı giderlerine destek sağlandı. 

Hibe, Sulukule Gönüllüleri’nin hem sahadaki hem de kaynak geliştirme alanındaki çalışmalarını güçlendirilmesine destek oldu. 

Kurumsal destek ile dernek bünyesinde iki kişi istihdam edildi, derneğin finansal sürdürülebilirliğine katkı sağlandı. 

Çalışmalar çerçevesinde, hedef gruplar için farklı kaynak geliştirme araçları belirlendi, maraton kampanyasında belirlenen stratejiler uygunluk ölçüsünde uygulandı. 

Analiz edilen ve önceliklendirilen paydaşlara göre başvurulabilecek fon/proje listesi oluşturuldu ve ve derneğin hedef kitlesine yönelik proje altyapıları oluşturulmaya başlandı. Bağışçılara ve gönüllülere yönelik düzenli bülten çalışmaları başlatıldı.

Sivil Toplum için Destek Vakfının hibe programlarından yararlanan STK’ların dilerlerse tekrar başvuru yapabiliyorlar.

Mavi Kalem ve Hibe Desteğinin Etkileri

By | Röportaj | No Comments

Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği / http://www.mavikalem.org

Sivil Toplum için Destek Vakfından Kurumsal Program dahilinde Mart-Ekim 2016 tarihleri arasında hibe desteği alan Mavi Kalem, hibe sürecini ve önümüzdeki dönemde gerçekleşecek projelerini anlattı. 

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Mart 2016’da sizinle yaptığımız röportajda bizden alacağınız hibenin “ …Mavi Kalem’in finans olarak da temel giderlerinin sürekliliğini sağlayabilir ve proje ön çalışmalarını yapabilir durumda olmasını, bağışçı ve kaynaklarla daha etkin iletişimi ve daha interaktif tanıtım perspektifi geliştirmiş olmasını…” sağlayacağından bahsetmiştiniz. Böyle bakınca Mavi Kalem’in çalışmalarında strateji, kapasite, iş yapış biçimi gibi alanlarda değişikler meydana geldi mi? Geldiyse kısaca bahsedebilir misiniz?

Mavi Kalem (MK): Sivil Toplum için Destek Vakfından Mart-Kasım 2016 tarihleri arasında alınan hibe, Mavi Kalem’in yeniden yapılanma sürecinde genel yönetim giderlerinin karşılanmasında destek oldu. Temel ihtiyaçların bu hibe desteği ile karşılanması, Mavi Kalem’in kurumsal kimliğini güçlendirmesinde, kaynak geliştirmesinde, projelere başvuru süreçlerinde ve diğer çalışmalarında güçlü adımlar atmasına önemli bir katkı sağlamıştır. Özetle; Sivil Toplum için Destek Vakfının sunduğu hibe, kurumsal verimliliğimizi arttırmamızda önemli rol oynamıştır.

Bu süre içerisinde Mavi Kalem çalışmalarında hedeflendiği gibi gelişim sağlanmış olup, kısaca bahsetmek gerekirse:

– Daha önce Mavi Kalem’in gönüllüsü ve “Genç Kızları Güçlendirme” projesi koordinatörlüğünü yapan personelin, hibe ile istihdamı sağlandı. Kurumu bilen birinin bu ekibin bir parçası olarak devam etmesi, çalışmalara olumlu olarak katkı sağlamıştır.

– Mavi Kalem’in 16 yıldır sözlü ve uygulama ile oluşturulmuş çalışma geleneğini ve etik değerlerini, perspektifini yansıtan kurumsal strateji ve politika dokümanlarımızın büyük bir çoğunluğunu yazılı hale getirdik. Bu süreçte uluslararası insani yardım standartlarını ve çalışma prensiplerini temel aldık ve ekip kapasitemizi geliştirmeye yönelik iç toplantılar yaptık. 2015’den beri CHS Allience grup üyesiyiz ve uluslararası standartlara uygun oluşturduğumuz yapısal değişikliklerimizin değerlendirmesini yapmak amacıyla Kasım 2016’da “self assesment” sürecini başlatıyoruz.

– Hibe döneminde, özellikle kadınların, genç kızların güçlendirilmesine yönelik ve Suriyeli sığınmacıları da kapsayan proje başvuruları yaptık. 2 farklı uluslararası kuruluş ile partnership görüşmelerimiz devam ediyor. Bölgede Suriyeli kadın ve çocukların desteklenmesi amacıyla 2017 hedefli 6 proje başvurusu yaptık. Bir tanesinden olumlu geri dönüş var, diğerlerinin de sonucunu bekliyoruz.

– Fener ve Balat semtleri İstanbul’da Suriyeli sığınmacıların en yoğun olduğu semtlerinden biridir. Bunun yanında yapılanma sürecindeki çalışmalarımızdaki hedef grubumuzun bir parçası olan Suriyeli kadın ve çocuklardır. Bu nedenle çalışma ekibimizin günlük basit iletişimi sağlayabilmesi için bir iç eğitim olarak ofis ekibimize basit Arapça konuşma dersleri başlattık.

– Sivil Toplum için Destek Vakfından hibe aldığımız dönemde; ofis kirası için alınan hibe ile yapılan kaynak geliştirme çalışmalarının daha verimli bir şekilde diğer çalışmalarda kullanılmasına destek sağladı. Kaynak geliştirme için gerekli stratejilerin yenilenmesi, web sayfasının düzenli yenilenmesi ve sürdürülmesi, sosyal medyada görünürlüğün arttırılması belli bir ölçüde sağlanmıştır.

DV: Son dönemde Türkiye’de yaşananlar faaliyetlerinizi etkiliyor mu? Etkiliyorsa nasıl bir yol izleyerek ilerliyorsunuz?

MK: Son dönemde Türkiye’de yaşananlar bizim faaliyetlerimizi de etkilemektedir. Kadın ve çocuklara yönelik yeni düzenlemeler ve hak kayıplarına yol açabilecek yasa çalışmalarını izliyoruz. Bunlar elbette çalışmalarımızı projelerimizi şekillendirirken göz önüne almamız gereken durumlardır.

Çalışma koşullarımız konusunda bir değişiklik yok; ancak çalışma alanlarımızın yeniden değerlendirilmesi gerekiyor her adımda.

Dar gelirli ailelerin yaşadığı Fatih ilçesinde, savaştan kaçıp ülkemize sığınan Suriyeli kadınlar ve çocuklar da yaşamaktadır. Bu durum ihtiyaç yoğunluğu oluşmuştur. İzlediğimiz yol: Ayni ve nakdi destek sağlayacak projeler üretip uyguluyoruz.

DV: Genel olarak proje bazlı değil kurumsal destek almanın sizce ne gibi ayırt edici özellikleri bulunuyor? Böyle bakınca, Türkiye’de sivil toplumu hibelerle destekleyen donör kuruluşlara ne söyleyebilirsiniz?

MK: Bir sivil toplum kuruluşu esas olarak gönüllü bir kuruluştur ve kar amacı gütmeyen bir kuruluştur. Ancak çalışmalarındaki sürekliliği sağlayabilmesi için önce ekibinin sürekliliğini sağlayabilmelidir. Kuruluşun çekirdek ekibi elbette yıllarca gönüllü olabilir, Mavi Kalem 15 yıl hemen hemen böyle çalışmıştır. Ancak bu durumda da ekip son derece daralmakta, çok yoğun iş ortamında az kişi yeterli organizasyon yapılanması olmadan işleri yürütmeye çalışmaktadır. Bu gerçekten insan üstü bir çaba gerektirmektedir. Diğer yandan sürecin bir süre parçası olup öğrenen, ortak perspektif edinen ve ekip anlayışını paylaşan gönüllülerin çoğu hayatlarını sürdürebilmek için iş aramakta ve zaman sıkıntısı nedeniyle kuruluştaki etkili yerlerini, sorumluluklarını zamanla terk etmekte ve devretmektedirler.

Çözümü hem etkili fundraising çalışmalarında görüyoruz ki bunun için de profesyonel temel kişi ya da birkaç kişilik ekip gerekiyor. Hem de proje fonlarının STK’ların sürdürülebilirliğini de destekleyecek biçimde bütçelendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Bir donör aslında sadece proje aktivitelerini desteklediğinde, o projenin sürdürülebilirliğini garanti alttına alamaz, hatta tehlikeye atar. Çünkü kuruluşun o proje için kullandığı insan, deneyim, araç gereç ve daha bir çok kaynak vardır. Kuruluşun bu yapabilirliğinin de desteklenmesinin mutlaka formülleri vardır ki var bunu biliyoruz. Bu nedenle donörler projeleri desteklerken kuruluşun da devamlılığını sağlayacak genel ve yönetim gideri destekleri vermeyi de hedeflemelidir. Bu durumda daha kaliteli ve profesyonel işlerin gönüllü bakışıyla ortaya çıkması mümkündür.

Kurumsal destek; kurumların hem kendi kapasitelerini geliştirmesi, hem insan kaynaklarını daha etkin kullanabilmesi, kaynak geliştirme ve yeni proje fikirlerinin oluşturulmasında önemli bir alt yapı sağlamaktadır. Kurumun genel işleyiş giderlerinin karşılanabildiği durumlarda, yeni projeler hem sürdürülebilirlik hem de işlevsellik açısından daha etkin olabilmektedir.

16 yıldır varlığını sürdürebilen bir sivil toplum kuruluşu olarak, donör kuruluşlara mesajımız; STK alanının tekleşmesi istenmiyor ve gerçekten sivil kalması isteniyorsa, yerel ve küçük kuruluşları güçlendirici, destekleyici aynı zamanda onların özgün deneyim ve becerilerini hayata geçirebilmelerini sağlayan fon yönetiminin önemli olduğudur.

DV: Önümüzdeki dönem yapacağınız çalışmalarla ilgili bilgi verebilir misiniz?

MK: Fener-Balat bölgesi İstanbul’un en eski yerleşimlerinden biridir. Farklı etnik grupların ve Suriye’deki savaşla birlikte Suriyelilerin de yaşadığı bir semt olmuştur. Etnik, dinsel ve kültürel farklılıklar, içe kapalı yaşamlar, yoksulluk ve muhafazakârlık şiddet, ayrımcılık, uyum sorunları, kendine güvensizlik, eğitimden uzaklaşma, riskli para kazanma yollarına yönelme gibi durumları beraberinde getiriyor. Bu gibi durumlarda çocuklar ve kadınlar dezavantajlı gruplar arasında yer alıyorlar ve Mavi Kalem’in öncelikli gurubunu oluşturuyorlar.

Mavi Kalem olarak, yararlanıcıların kendi tanımladıkları ihtiyaçları üzerinden projeler planlıyoruz. Projelerin uygulama ve karar süreçlerinde yararlanıcıları dahil ediyoruz. Bulunduğumuz konum dolayısıyla Fener-Balat bölgesinde özellikle güçlendirme çalışmalarımıza devam edeceğiz. Başvurduğumuz projelerden olumlu geri dönüşler almaya başladık ve bu bölgede Suriyeli sığınmacılar için bir sosyal merkez/danışma merkezi açacağız.

Balat, Karagümrük ve Büyükada’da uyguladığımız “Genç Kızları Güçlendirme” atölyelerine; Kadıköy ilçesine bağlı Yeldeğirmeni ve Hasanpaşa mahallelerinde, Kasım 2016 itibariyle devam edeceğiz. Atölye çalışmalarımızı yaygınlaştırarak sürdüreceğiz. 

Çalışmalarımızda gönüllü katılım ve gönüllü dayanışmanın teşvik edilmesi temel çalışma prensiplerimizden biri olduğundan, önümüzdeki süreçte de etkin bir şekilde gönüllülerle çalışacağız.

Mavi Kalem çalışmalarını; bireysel bağışlar, proje fonları ve gönüllülük ile 16 yıldır yürütüyor. 2016 yılı hedefimiz; yeniden yapılanma ve kurumsallaşmak olmuştur. Ayrıca kadınlar, genç kızlar ve kız çocuklarının öncelikli çalışma grupları olarak tanımlanmıştır. Önümüzdeki dönem için de çalışmalarımız bu hedeflerimizi destekler nitelikte olup, devam edecektir.

Kaynak geliştirme için gerekli stratejilerin yenilenmesi, web sayfasının düzenli yenilenmesi ve sürdürülmesi, sosyal medyada görünürlüğün arttırılması, elektronik bülten hazırlanması, bağışçılara erişecek alt yapının güçlendirilmesi hedeflenmektedir.

Mavi Kalem, Kadın ve Çocuk Çalışmaları

By | Röportaj | No Comments

Mavi Kalem Derneği / www.mavikalem.org

“Şekerden tekstile kadar pek çok kaçak ve riskli malzeme ile çalışan atölyelerde kız çocukları ve kadınlar tehlikeli koşullarda çok düşük bedellerle çalışmaktadır. Yine kız çocuklar ve genç kızlar küçük kardeşlerinin bakım sorumluluğunu erken yaşlarda üstlenmek durumunda kalabilmektedirler. Genç erkekler için ise gelir getirici işler arasında yasadışı çeteler ile çalışmak seçeneklerden biridir… “

Sivil Toplum için Destek Vakfı, Kurumsal Program dahilinde ilk hibe desteğini Mavi Kalem Derneği’ne veriyor. Mavi Kalem Derneği’ni ve çalışmalarını daha yakından tanımak için aşağıdaki röportajı okuyabilirsiniz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Mavi Kalem ne zaman kuruldu? Genel olarak Mavi Kalem’in etki alanından ve çalışmalarından bahseder misiniz?

Mavi Kalem (MK): Mavi Kalem, 2000 yılında kurulmuş bir STK’dır. 15 yıldır esas olarak kadın ve çocukları hedef alan projeler yürütmektedir. Mavi Kalem’ in çalışma alanları çocuk eğitiminin desteklenmesi, kadın sağlığı ve kadın sağlık hakları ile afet ve acil durumlarda çalışma standartlarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasıdır. Hedef gruplarımız ise öncelikli olarak çocuklar ve kadınlardır. 

Mavi Kalem,  Fener- Balat  (Fatih-İstanbul) semtlerinde Anadolu’dan değişik nedenlerle İstanbul’a göç eden ailelerin çocuklarının eğitimlerini sürdürmesini ve eğitim başarılarını desteklemeyi hedefleyen bir çocuk programını 2002 yılından itibaren yürütmektedir.  Fener – Balat Anadolu’nun farklı yerlerinden göç almasının yanı sıra son 2 yıldır Suriyeli mültecilerin İstanbul’daki yerleşim alanlarından biri olmuştur. 

Semtteki çocuklar yoksul ailelerden ve farklı coğrafi ve/veya kültürel kimliklerden gelmektedir. Kimlik farkları sosyal ve siyasal ortamın çocukların dünyasına yansıması olarak aralarında ayrımcılığa, çatışmalara, gruplaşmalara neden olup iletişimde zorlaştırıcı rol oynayabilmektedir.  Okulda, sosyal alanda, komşuluk ilişkilerinde ayrımcılık davranışlarına açıkça tanık olmak mümkündür.

Çocuklar için sosyalleşme alanları eğer okula devam ediyorsa okul, sokak, din eğitimi veren kurslar ve gruplar, genç erkekler için erkek kahveleri ve kızlar için ise anneleri ile komşu ortamları ile çok sayıdaki kayıt dışı “merdiven altı” üretim atölyeleridir.  Şekerden tekstile kadar pek çok kaçak ve riskli malzeme ile çalışan atölyelerde kız çocukları ve kadınlar tehlikeli koşullarda çok düşük bedellerle çalışmaktadır. Yine kız çocuklar ve genç kızlar küçük kardeşlerinin bakım sorumluluğunu erken yaşlarda üstlenmek durumunda kalabilmektedirler. Genç erkekler için ise gelir getirici işler arasında yasadışı çeteler ile çalışmak seçeneklerden biridir. 

Madde kullanımı (sigara ve diğer bağımlılık yapan maddeler) çok erken yaşta çocukların hayatına girmektedir. 

Başta şiddet olmak üzere taciz ve ensest yine çocukların karşılaşabildiği sorunlardandır.

Parçalanmış ve/veya ebeveynlerinden birinin cezaevinde olduğu ailelere rastlanmaktadır.

Tüm bu ortam çocukların ve gençlerin okul dışı kalması ile birleşince suça karışma riski artmaktadır. Kız çocuklarında ise erken evlilikler ve onun taşıdığı sağlık sorunları ile karşılaşmak bir diğer risk olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Çocuklar ve gençler okulda başarısız olduğunda ya da ailenin çocuk için okuldan beklentisi olmadığında gelir sağlayıcı işlere yönelmekte ve yönlendirilmektedir. 

Kurum olarak çalışma anlayışımız; yararlanıcıların kendi tanımladıkları ihtiyaçları üzerinden projeler planlamaktır. Projelerin uygulama ve karar süreçlerinde yararlanıcılar dahil olarak çalışmaların gönüllü dayanışmanın teşvik edilmesiyle yürütülmesi sağlanmaktadır. 

Mavi Kalem 2004 ve 2008 yıllarında semtte 250 ve 350 hane ile çocuk ve kadınlara yönelik ihtiyaç analizleri yaparak programlarını geliştirmiştir.

Semt ilköğretim okulu ile iletişim de kurularak çocukların, ailelerinin okuryazarlığı ve eğitim düzeyi düşük olduğundan eğitim konusunda destek alamadığı, okul başarısı düşen çocukların hem okul hem de aile tarafından eğitim dışına itildiği görüşmüştür. 

Mavi Kalem çocuk programının ana hedefi çocukların okul başarısını arttırmak ve çocukları güçlendirmektir.

Mavi Kalem’in kuruluşundan itibaren kadınlara yönelik çalışmaları kadın sağlığı ve hakları ile kadınların aile içi şiddet, ayrımcılık, toplumsal cinsiyet eşitsizliği karşısında güçlendirilmesini hedeflemiştir.

Özellikle son 10 yıldır hızla artan kadına yönelik şiddet; muhafazakârlaşmanın etkisiyle kadınların sağlık hizmeti alırken artan çekinceleri, sağlıkta özelleştirme politikaları sonucu ücretsiz kadın sağlığı hizmetlerinin, gebelikten korunma ve kürtaj hizmetinin uygulamada büyük ölçüde ortadan kalkması; kürtaj karşıtı politik söylem ve kampanyaların olumsuz etkisi kadınların sağlık durumuna ve sağlık haklarına zarar vermiştir. 

Her ne kadar kadınlar siyasete, ekonomiye, kadın hakları mücadelesine, akademik çalışmalara aktif olarak katılsa da kadını aileden bağımsız birey olarak görmeyen sağlık ve beden politikaları kadınların hak ve eşitlik mücadelelerini zayıflatmaktadır.  Mavi Kalem çalışmalarında, kadınların bedenleri, sağlıkları ve beden ve sağlık hakları konusunda farkındalık oluşturularak ve bilgilendirilerek güçlendirilmesini misyon edinmiştir. 

Mavi Kalem’in başlıca çalışmaları;

– 2000 de Düzce’de Marmara depreminden etkilenen nüfusa yönelik gezici sağlık hizmeti, kadın sağlığı, hakları ve dezavantajlı durumlarda sağlık ve hijyen konularında projeler, çocuklara psiko-sosyal destek aktiviteleri ve afet acil durumlarda uluslararası insani yardım standartlarının Türkiye’de afetlerden etkilenen gruplarla çalışan kuruluşlar arasında yaygınlaştırılmasını hedefleyen projeler uygulayarak çalışmalarımıza başladık.

– 2002 den itibaren İstanbul- Balat/Fener semtlerinde Anadolu’dan göç ederek gelen ailelerin çocuklarına okul başarılarını arttırmaya yönelik “eğitim desteği” programını başlattık. Farklı proje ve destekçilerle gelişerek 2015 Haziranına kadar program devam etmiştir. Bu çerçevede ilköğretim dönemindeki çocuklar için matematik, Türkçe, İngilizce gibi etüt dersleri; resim, el işleri, dans ve müzik gibi sanat ağırlıklı çalışmalar; bilgisayar, çocuk hakları atölyesi, gezi, piknik ve sokak etkinlikleri, psiko-sosyal destek çalışmaları gibi güçlendirme ve beceri geliştirme projeleri uygulanmıştır. Son 2 yıldır Suriyeli kadın ve çocuklardan küçük gruplara Türkçe konuşma ve kaynaştırma etkinlikleri yürütülmüştür.

– Yine 2002 den itibaren hem Fener/Balat semtlerinde hem de Türkiye genelinde kadınlara yönelik çalışmalar da yürütülmüştür. Sağlık hizmeti ve bilgilendirme/danışmanlık, şiddeti tanıma ve farkındalık geliştirme, kentte yaşama becerisi geliştirme ve sosyalleşme, kadın sağlığı ve sağlık hakları atölyeleri, psikoterapi desteği, kadın sağlığı toplantıları, kadın danışma noktası, el becerileri atölyeleri gibi projeler Fener/Balat semtlerinde uygulanmıştır. 

– Ayrıca Van depremi sonrası Van’da Van Saray Kadın derneği ile “Depremzedelere Danışmanlık Birimi” kurulmuş, 2013 de İstanbul, Ankara; Diyarbakır ve İzmir’de yerel kadın kuruluşları ile işbirliği halinde Kadın Sağlığı Politikaları Forumları gerçekleştirilmiştir.

– Halen Fener/ Balat ve Sulukulede 14-18 yaş arası genç kızlara yönelik güçlendirme atölyeleri uygunlanmaktadır. Yine aynı semtlerde 12-14 yaş grubu risk altındaki çocukların okula devamını desteklemek amacıyla etüt ve destek atölyeleri projesi yeni başlamıştır.

DV: Bu yılki çalışmalarınızın, faaliyetlerinizin odak noktası nedir?

MK: Doğal ya da insan kaynaklı afetlerden etkilenerek iç veya dış göçle yer değiştiren gruplardaki kadın ve çocuklar çalışmalarımızda öncelikli gruplar olmuştur. 

2016 yılı için çalışmalarımızda kadın ve genç kızları öncelikli gruplar olarak tanımladık. Bu nedenle 2016 daki projelerimiz öncelikle bu hedef gruplara yönelik olacaktır. 

DV: Özellikle “finansal sürdürülebilirlik” açısından hibe desteğinin size nasıl bir katkı sağlayacağını düşünüyorsunuz?

MK: Mavi Kalem’in 2016 hedefleri doğrultusunda finansal sürdürülebilirliğin önemli bir yeri vardır. Mavi Kalem’in 15 yıldır yürüttüğü çalışmalar çerçevesinde genel olarak; çocuk eğitiminin desteklenmesi, kadın sağlığı ve kadın sağlık hakları ile afet ve acil durumlarda çalışma standartlarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasını içermektedir. Fener/Balat çevresinde sürekli değişen bir profil mevcutken, genel ihtiyaç alanları değişmemektedir.

Mavi Kalem’in finansal sürdürülebilirliğinin sağlanmasına dair başlıca konusu proje bazlı kaynaklara ulaşarak çalışmalarını yürüttüğü için çalışanlarını kalıcı ve uzun süreli istihdam edememesidir. Bu nedenle Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın oluşturduğu hibeden yararlanıyor olmak bizim için büyük bir fırsattır. Bu fırsatla hibe desteği süresince bir çalışanımızın bir yıldan daha uzun istihdam edilmesini sağlayarak çalışmaların sürdürülebilirliğini ve yeni kaynaklara erişimin daha çok kişiyle yürütülerek birkaç yıl için mali olası kaynaklarını kesinleştirilmesini destekleyecektir. Yanı sıra proje fonlarından çoğunlukla karşılayamadığımız genel giderlerimize bu hibeden destek alıyor olmamız da finansal sürdürülebilirliği sağlamamızı kolaylaştıracaktır. 

DV: Metropollerde, mahalle temelli olan ve çalışmalarını uzun süredir devam ettirebilen STK sayısı çok fazla değil. Genel hatlarıyla, bu alanda yaşadığınız zorluklar ve edindiğiniz deneyimler nelerdir?

MK: Fener-Balat bölgesi İstanbul’un en eski yerleşimlerinden biridir. Türklerin, Kürtlerin, Romanların ve az sayıda Rum ve Ermenilerin, Suriye’deki savaşla birlikte Suriyelilerin de yaşadığı bir semt olmuştur. Etnik, dinsel ve kültürel farklılıklar, içe kapalı yaşamlar, yoksulluk ve muhafazakârlık, şiddet ve ayrımcılık; uyum sorunları, yaygın uyuşturu kullanımı, kendine güvensizlik, eğitimden uzaklaşma, riskli para kazanma yollarına yönelme gibi durumları beraberinde getiriyor. Bu gibi durumlarda çocuklar ve kadınlar dezavantajlı gruplar arasında yer alıyor. 

Yerinde etme ve yerinden edilme gibi sosyal sebeplerden dolayı mahalle profili her sene değişmektedir. Değişen mahalle yapısı projelerde yaşanan iletişim ve uyum problemleri Mavi Kalem’i sürekli yeni stratejiler geliştiren, yenilikçi ve vizyoner bir kurum haline getirmiştir.   

Mavi Kalem kuruluşundan itibaren Fener-Balat çevresindeki mahalle sakinleri ile kurduğu ilişkiler sayesinde karşılıklı güven ve paylaşım alanı yaratmıştır. Mahalle sakinlerinin ihtiyaç alanlarını doğru bir şekilde analiz ederek, yararlanıcıların kendi tanımladıkları ihtiyaçları üzerinden projeler planlanmıştır. Projelerin uygulama ve karar süreçlerinde yararlanıcılar da dahil edilmiştir. Çalışmalarımızda gönüllü katılım ve gönüllü dayanışmanın teşvik edilmesi temel çalışma prensiplerimizden olmuştur.

Yıllar içerisinde Mavi Kalem’in çalışma anlayışının bir model olarak benimsenmesi hedeflerimizden biridir. Uluslar arası temel insani yardım standartları ve insani yardım prensiplerini benimseyerek kurumsal davranış kurallarımızı oluşturup çalışma anlayışımızı güçlendirdik. Bu perspektifimizin gönüllü çalışma anlayışının katkısıyla ortaklık ve işbirliği geliştirdiğimiz kurumlara örnek oluşturmasını hayal ediyoruz. 

Fener/ Balat, Sulukule ve Heybeliada-Büyükada’da 14-18 yaş arası genç kızlara yönelik güçlendirme atölyeleri uygulanmaktadır.

Yine Fener/Balat ve Sulukule semtlerinde 12-14 yaş grubu risk altındaki cocukların okula devamını desteklemek amacıyla etüt ve destek atölyeleri projesi yeni başlamıştır.

Afet ve Acil Durum Çalışmalarında Kadın Hakları ve Sorunu Çalıştayı’nı 16-17 Nisan tarihlerinde Sivil Düşün’ün desteği ile düzenleyeceğiz. 

Mavi Kalem, Türkiye’de ve uluslararası alanda çalışma konuları ile bağlantılı ağların üyesidir. 

– Türkiye’de SİTAP(Sivil Toplum Afet Platformunun) 3 kurucu kuruluşundan biridir. 

– Kreş Haktır Platformu, Kürtaj haktır platformu katılımcısıdır. 

– Uluslarası ağlardan OBOS (Our Bodies Ourselves) Global Network üyesidir.

– Sphere İnsani Yardım Standartları ağının Türkiye bağlantı noktası, 

– İNEE (Inter-Agency Network for Education in Emergencies) ve CHS (Core Humanitarian Standarts) Alliance’ın Türkiye’den tek katılımcısı ve üyesidir. 

– Global Güneyli Sivil Toplum Kuruluşları Ağı’nın üyesidir. 

– Avrupa Birliği Gençlik Programlarında 2007 den beri gönüllü gençlerin yurt dışına gidişine destek verir ve ev sahipliği yapar. 

– Yurt içinden ve dışından üniversitelerden stajyer alır. 

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğini nasıl kullanmayı planlıyorsunuz?

MK: Mavi Kalem çalışmalarını sınırlı bağışlar, proje fonları ve gönüllülük ile 15 yıldır yürütmüştür.

2016 yılında Mavi Kalem, yeniden yapılanma sürecinde olup kurumsallaşmayı hedeflenmektedir.

Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan alınan hibe desteği ile Mavi Kalem’in insan kaynaklarını daha etkin kullanacağı bir süreç hedefliyoruz. Böylece kurumsal temel giderlerimize dair aldığımız destekle uzun süreli profesyonel istihdamı ve kurumun kira giderinin bir kısmını karşılanması kurumsal olarak yeni kaynaklara ulaşılabilirliğimize önemli bir katkı oluşturacaktır. Bu etkenle kurumun tanıtımı ve yeni kaynaklara erişimin sağlanması için alt yapının güçlenmesi açısından büyük bir katkı sağlayacaktır. 

Böylelikle hibe aldığımız süre sonunda Mavi Kalem’in finans olarak da temel giderlerinin sürekliliğini sağlayabilir ve proje ön çalışmalarını yapabilir durumda olmasını, bağışçı ve kaynaklarla daha etkin iletişimi ve daha interaktif tanıtım perspektifi geliştirmiş olmasını hedefliyoruz. 

Mavi Kalem Derneğine Kurumsal Destek

By | Kurumsal Destek | No Comments

Sivil Toplum için Destek Vakfı, kurumsal programdaki ilk hibe desteğini Mavi Kalem’e sağlıyor. 

Dernek 1999 Kocaeli depremi sonrası, Eylül 2000’de kuruldu. Afet gibi olağandışı koşullarda çifte dezavantajlı hale gelen kadın ve çocukların psiko-sosyal destek, beceri geliştirme, eğitim ve sağlık konularında desteklenmesine yönelik çalışmaları sorun olarak belirlediği ilk alanlardandır.

Derneğin tüm çalışmalarında toplumsal cinsiyet eşitliği öncelikli olarak ele alınmakta, tüm faaliyetler hedef gruplar için güçlendirici ve özgürleştirici bir perspektifle hayata geçmektedir. Halen 14-18 yaş grubu genç kızlarla şiddet, taciz, bedeni ve sağlığını koruma, erken evlilik ve erken cinsellik konularında güçlendirme odaklı çalışmalar yapmakta,  2014’ten beri Fatih Balat’taki Suriyeli göçmenlerle yürüttüğü Çocuk Atölyelerinde çocukların sosyalleşmeleri ve bilgi ve becerilerini geliştirmekte ilgili faaliyetler yapılmaktadır. Başta mahalleli kadınlarla yürüttükleri buluşmalar olmak üzere mahalle temelinde farklı faaliyetler de yürütmektedirler.

Vakfın seçici kurulu tarafından değerlendirilen başvurular sonucunda hibe desteği alması kararlaştırılan Mavi Kalem, Mart-Ekim 2016 tarihleri arasında bu destekten yararlanacak.

Mavi Kalem’in kurumsal açıdan gelişimini destekleyecek olan hibe programında, derneğin de onayı ve ihtiyacı dahilinde, finansal sürdürülebilirlik konusunda bir mentor ile birlikte çalışılacak. Mavi Kalem ile ilgili detaylı bilgiler için http://www.mavikalem.org/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Yeni başvuruların değerlendirilme süreci ise Temmuz 2016’ya kadar her ay yapılan toplantılarla devam edecek.