Tag

kurumsal destek fonu arşivleri - Sivil Toplum için Destek Vakfı

İZEV Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Tamamladı

By | Kurumsal Destek Fonu

Özel gereksinimli çocuk, genç ve yetişkinlerin eğitimlerini, bireyselleşmelerini ve istihdam edilmelerini destekleyerek hayatın her alanında yer almaları için faaliyetler yürüten İstanbul Zihinsel Engelliler için Eğitim ve Dayanışma Vakfı’na (İZEV) Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile hibe desteği sağladık. Hibe kapsamında Vakfın organizasyonel yapısını güncellenmek için çalışmalar yapan İZEV’in Genel Sekreteri Merve Kılıç ile kurumsal hibe deneyimlerini, COVID-19 salgının çalışmalarına etkisini ve İZEV’in gelecek planlarını konuştuk.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Vakfımızdan aldığınız kurumsal hibe ile hangi kapasite gelişim başlığında, ne tür çalışmalar gerçekleştirdiniz? Bu tür bir kurumsal desteğin çalışmalarınıza nasıl bir katkısı oldu?

Kurumsal hibe ile aldığımız finansal destek ve kapasite gelişim kapsamındaki mentor desteği, Vakfımızın 30 yıllık kurumsal altyapısını güncellememiz ve kurumsallaşma sürecini tamamlamamız konusunda büyük destek sağladı. Bunun yanında personel ve kira giderimiz için de kaynak oluşturuldu. Bu desteklerin İZEV gibi özel sektör tarafından finanse edilmeyen, siyasi angajmanı bulunmayan, destek gruplarından maddi katılım talep etmeyen ve yalnızca yaptığı faaliyetlerle sürdürülebilirliğini sağlamaya çalışan sivil toplum kuruluşları için çok faydalı olduğuna inanıyoruz. İZEV Ailesi adına desteğiniz için tekrar teşekkür ederiz.

Dezavantajlı ya da risk altındaki toplulukların COVID-19 salgınından daha olumsuz şekilde etkilendiğini görüyoruz. Bu durumun birlikte çalıştığınız özel gereksinimli bireyler üzerindeki etkilerinden ve bu süreçte ortaya çıkan ihtiyaçlardan bahseder misiniz?

Vakfımızın destek verdiği özel gereksinimli bireyler haftada 5 gün tam zamanlı yürütülen Bağımsız Yaşam Evi programımıza devam ediyordu, bu program sayesinde bağımsız yaşam becerilerini sürdürüyor, sosyalleşiyor ve mesleki eğitim programlarına dahil oluyorlardı. COVID-19 salgını sebebiyle öncelikli riskli grupta bulundukları ve bu konuda bilgilendirilmeleri gerektiği için salgından olumsuz şekilde etkilenecekleri bekliyorduk. Bağımsız Yaşam Evi programına devam edemeyecekleri için de eğitim, sosyalleşme ve kaynaşma çalışmaları da kesintiye uğrayacaktı. Fakat Vakıf olarak Mart ayında acilen gönüllülerimiz ve ekibimizle çevrimiçi bir çalışma grubu oluşturarak İZEV Online-Evde Destek, Sosyalizasyon ve Eğitim Programını hazırladık. Bu sayede birlikte çalıştığımız özel gereksinimli bireylerin COVID-19 konusunda bilinçlenmelerini, eğitimlerine devam etmelerini ve kaynaştırma çalışmalarına katılmalarını sağlayacak projemizi hayata geçirdik.

Proje, 35 özel gereksinimli birey ve ebeveynleri, seçili lise öğrencileri ve sektör öncülerinin katılımıyla 15 Mart’tan bu yana devam ediyor. Gençler teknoloji kullanımından ilkyardıma, aikidodan Fransızca’ya uzanan geniş bir müfredatla haftada 5 gün çevrimiçi eğitim alıyor. Bu yenilikçi çalışmaların çıktıları bizleri de şaşırttı çünkü hem onlar hem de aileleri evde ve yeni normal şartlarında geçen aylarda hiçbir kaybın yaşanmadığını, yetkinliklerinin de her geçen gün artığını ifade ediyorlar. Bu projemizi İstanbul geneline yayabilmek için İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile görüşme halindeyiz, hedef kitlenin acil ihtiyacını çözmek için model programımızın büyük fayda sağlayacağına inanıyoruz. Projemiz Ocak ayına dek devam edecek, COVID-19 gündeminin sürmesi halinde ise Haziran ayına uzatılacak.

COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep olduğunu biliyoruz. Bu durum İZEV’in genel faaliyetlerini ve Bağımsız Yaşam Evi’ndeki çalışmaları nasıl etkiledi? Çalışmalarınıza devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşır mısınız?

Önceki sorunun yanıtında bahsettiğimiz gibi Bağımsız Yaşam Programımızı geliştirerek çevrimiçi platforma taşıdık. Gönüllülerimizle eskisinden daha sık bir araya geliyoruz, çevrimiçi toplantı deneyimleri bizi daha kolay iletişim sağlayabilen bir grup haline getirdi. Bu iletişimi devam ettirebilmek için özel Whatsapp grupları oluşturduk. Vakıf binamızın en az bir yıl daha kalabalık grupları ağırlayamayacağını ve maliyetinin daha küçük bir yapıya taşınarak düşürülebileceğini gördük. Bu sebeple de tek katlı bir merkeze taşınıyoruz. İZEV olarak yoğun bir şekilde saha etkinlikleri düzenleyen bir ekiptik, COVID-19 nedeniyle bu çalışmaların gerçekleşemeyeceğini öngördüğümüz için onları da çevrimiçi yapıya taşımak üzere bir program hazırladık. Etkinlik odaklı gelir modelimizi de ürün satışlarıyla değiştirmek üzere harekete geçtik. Ekim ayında e-ticaret sitelerinde İZEV’in ürün dükkanları açılıyor olacak. Böylece ekonomik olarak Vakfın ihtiyaçlarını karşılamak konusunda zorluk yaşamadan 2020 yılını tamamlamayı hedefliyoruz.

İZEV’in gönüllülük programı olan Duvar Yıkıcılar çalışmalarına çevrimiçi olarak devam ediyor. Vakfınızın çevrimiçi gönüllülük programı ne şekilde ilerliyor? Çevrimiçi bir gönüllülük programı yürütmenin Vakfınız açısından olumlu ve olumsuz yönleri neler?

Duvar Yıkıcılar Gönüllülük Programı İZEV’in hem saha çalışmaları hem eğitim çalışmaları hem de farkındalık çalışmaları için 3 ayrı başlıkta gönüllü havuzunu geliştirmeyi planladığımız bir proje. Bu başlıklardan ikisi şuan COVID-19 nedeniyle askıya alındı. Buna rağmen, oluşan gönüllü havuzu çevrimiçi eğitimler için ihtiyacımız olan gönüllülere erişimimizi sağladı. Duvar Yıkıcılar programının kapsamı daralsa da ihtiyaçlarımıza cevap verecek bir yapıda ve aktif olarak devam ediyor.

İZEV’in gelecek dönem planlarından bahseder misiniz? Önümüzdeki dönemde hangi alanlarda, ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Gelecek dönem için çalışmalarımızı eğitim, farkındalık, mesleki eğitim ve farkındalık başlıkları altında planlıyoruz. Çevrimiçi Eğitim Programımıza devam edeceğiz ve programın faydalanıcı sayısı da artarak devam edecek. Yaşam Hakkı-Duvar adıyla hazırladığımız ve 14 ödülle 2018-2019 yıllarında Vakfımızı uluslararası anlamda tanınan bir kurum olarak konumlamamazı sağlayan projemizin 2. etabı ve devam klibi için hazırlık yapıyoruz. Yine uluslararası müzik tarihinin en sevilen şarkılarından birinin telifini almayı başardık, çok yakında ilk duyurularını çıkacağımız farkındalık projemizin “Yaşamda Ol Benle Ol” adıyla lansmanı yapılacak ve Aralık ayında yayına girecek. Bunun yanı sıra, üç özel gereksinimli bireyimize özel ve onların da pay sahibi olduğu üç marka hazırlıyoruz. Her markanın modelliğini ve temsilciliğini de özel gereksinimli bireyler yapacak. Bu çalışma da diğer çalışmalarımız gibi dünyada ilk kez özel gereksinimli bireyler için ve onlar tarafından Vakfımız himayesinde gerçekleşecek. Bu proje için de çok heyecanlıyız.

Arada Derneği Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Tamamladı

By | Kurumsal Destek Fonu

Arada Derneği, herkes için fırsat eşitliği yaratmak amacıyla kadınlar, LGBTİ+ bireyler, engelliler ve çocuklarla sanatı merkeze alan sosyal uyum faaliyetleri gerçekleştiriyor ve başta performans sanatları ve görsel sanatlar olmak üzere disiplinlerarası sanat konularında çalışmalar yapıyor. Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde sağladığımız hibe ile bir kaynak geliştirme sorumlusu istihdam ederek kurumsal görünürlüğünü artırmak ve kaynak geliştirme kapasitesini güçlendirmek için çalışmalar yapan Arada Derneği hibe sürecini tamamladı. Arada Derneği’nden Serkan Bozkurt ve Evrim Doğan ile derneğin COVID-19 salgını ile başlayan süreçte yaptığı çalışmaları, salgının kültür-sanat alanına etkilerini ve Arada’nın gelecek dönem planlarını konuştuk.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Vakfımızdan aldığınız kurumsal hibe ile ne tür çalışmalar gerçekleştirdiniz? Kurumsal gelişim alanında odaklandığınız konu başlıklarından ve Fonun derneğinize katkılarından bahseder misiniz?

Kurumsal hibe ile kapasite geliştirme alanında yeni fon kaynakları yaratma, kurumsal iletişim stratejilerini geliştirme, bireysel bağışçılar bulma, gönüllü yönetimini geliştirme üzerine çalıştık. Festival veya diğer sanat projelerimiz için bu iletişim stratejisini kullanarak sosyal medya takipçilerimizi artırdık. Çalışmalarımıza daha fazla destek bulmak için çevremize yönelerek bireysel bağış toplama yoluna gittik. Böylelikle faaliyetlerimizi daha etkin şekilde gerçekleştirebildik. Kapasite Gelişim Bileşeni bize bulunduğumuz konum ile varmak istediğimiz yer arasındaki yolu çizmemiz için daha net bir harita oluşturdu.

Şubat 2020’de gerçekleştirdiğiniz 9. Arada Disiplinlerarası Sanat Festivali beden ve cinsiyet politikalarını odağına aldı. Arada Derneği, sanat ile beden ve cinsiyet politikaları arasında nasıl bir bağ kuruyor? Bu yaklaşım festivaldeki çalışmalara ne şekilde yansıdı?

Küratörlüğünü Serkan Bozkurt’un yaptığı 9. Arada Disiplinlerarası Sanat Festivali’nde disiplinlerarası bir bakış açısı ile saç, beden ve cinsiyet üzerine yapılan araştırmaları farklı yaklaşımların yer aldığı sanat eserleri ile bir araya getirdik. Beden ve özellikle saç üzerinden yaratılan stereotipler üzerinden güzellik olgusunu ve bunun getirdiği dışlamaları ve ötekileştirmeleri incelemek istedik.

Farklı varoluşların, bedenlerin birbirini anlaması ve birbirine yer vermesi, bir arada yaşayabilmek için önemli. Arada Derneği olarak sosyal içerme ve bir aradalık kavramımızı, dışlanmış, bastırılmış ve şiddete maruz kalmış cinsel kimliklerin ve farklı bedenlerin söylemlerini üreten queer ve feminist sanatçılara festivalde yer vererek, bu kimliklerin görünürlüğü artırarak ve söylemlerini bir araya getirerek güçlendirmek istedik.

Bedenler ve onların üzerine dayatılan cinsiyet politikalarına karşı “Her beden biricik ve kendi kimliğini ve söylemini oluşturması açısından önemlidir” diyerek bu festivalin konseptini oluşturduk. Festivalin sloganı ‘Kel Ama Kıllı’ hem absürt hem de dikkat çekici oldu.

Bedeni ve beden üzerindeki farklılıkları en çok görünen ve hakkında konuştuğumuz saç üzerinden konuşmak ve bunun üzerinden mevcut duruma göz atmak istedik.

Hem Türkiye’de hem dünyada salgının en çok etkilediği alanlardan bir tanesi de kültür sanat çalışmaları oldu. Arada Derneği olarak çalıştığınız alanda önümüzdeki dönemde ne gibi değişiklikler yaşanmasını bekliyorsunuz?

COVID-19 salgını döneminden en çok etkilenen alanlardan biri kültür sanat ve özellikle de görsel sanatlar ile performans sanatları oldu. Her ne kadar açık havada gösteriler ve konserler düzenlenmeye çalışılsa da her geçen gün iptalleri duyuyoruz. Bu dönemde en çok etkilenenlerden biri performans sanatçıları oldu. Özellikle bağımsız çalışan sanatçılar, seyircileri ile buluşamadı ve şu an çok ciddi maddi sorunlar yaşıyorlar. Türkiye’de ne yazık ki bu alanda yapılan çalışmalar çok yetersiz kalıyor. Çoğu sanatçı çalışma alanlarını değiştirdi, diğerleri sosyal medya kanalları ile izleyiciler ile buluşmaya çalışıyor. Ama sosyal medya henüz birebir iletişimin verdiği karşılıklı etkileşimi oluşturacak bir iletişim kanalı değil. Bu yüzden hem Türkiye’de hem dünyada sosyal mesafe dikkate alınarak seyirci ile bir araya gelmek için farklı araştırmalar yapılıyor. Bu sırada sosyal medya bu konudaki tartışmaların sürdürülmesi için özgür bir alan sağlamak için kullanılıyor. Sanatçılardan oluşan Arada Derneği olarak biz de bu dönemde farklı araştırmalar yaparak ayakta kalmaya ve diğer yandan da bir dayanışma ortamı yaratarak alana hizmet etmeye çalışıyoruz.

COVID-19 salgını döneminde başlattığınız Aradalık Çevrimiçi Seminerleri’nin amacından ve bu zamana kadar ele aldığınız konulardan bahseder misiniz?

Aradalık seminerlerini, yaklaşık 10 senedir üzerinde çalıştığımız Aradalık kavramı üzerinden oluşturduk. Amacımız bu alanda görsel ve yazılı yayınlar hazırlayarak konuyla ilgili araştırmalar yapmış akademisyenler, aktivistler ve diğer ilgilileri bir araya getirmek, Aradalık kavramının kapsayıcılığını göstermek ve Türkiye’de disiplinlerarası bakış açısını geliştirmeye katkı sağlamaktı. Bu nedenle Arada Derneği’nin aradalık grupları olan mülteci, göçmen, çocuk, kadın, engelli, LGBTQİ+ çalışma alanlarından ve kültür sanat çalışmalarından disiplinlerarası araştırmacılara ulaştık. İlk seminerde salgın döneminde tam merkezinde kaldığımız aradalık halini antropontolojik (insan-varlık felsefesi) açıdan değerlendirdiğimiz bir felsefe semineri düzenledik. Sonrasında hem Türkiye hem dünyaya coğrafi olarak aradalık kavramını Hibritleşme ve Küreselleşme açısından gözden geçirme fırsatımız oldu. 3. seminerde tekrar ana konumuz Göçmenlik olarak Aradalık’a dönerek göçmenliğin nedenlerini, demografik sonuçlarını ekonomik ve politik açıdan inceledik. Son olarak 19 Eylül’de Göçmenlik ve Müzik olarak Aradalık seminerimizi gerçekleştirdik. Devamında Ekim ayında Sakatlık ve Aradalık konusunda İdil Seda Ak ile bir buluşma gerçekleştireceğiz.

COVID-19 kapsamında alınan önlemler ve bu dönemde ortaya çıkan ihtiyaçlara paralel olarak bundan sonraki süreçte sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanlarında ve iş yapma biçimlerinde değişiklikler yaşanması bekleniyor. Arada Derneği olarak önümüzdeki dönemde çalışma alanlarınız veya çalışma biçimlerinizle ilgili değişiklikler yapmayı planlıyor musunuz?

Arada ekibi olarak 10 yıldır sosyal içerme üzerine ve sanatta fırsat eşitliği alanında çalışan bir kurumuz. Festival ve diğer uluslararası projelerimizle Meksika, Hindistan, İngiltere, İran, Avusturya, Hollanda, Finlandiya, Rusya gibi dünyanın birçok yerinden sanatçılar ve dezavantajlı bireylerle çalışmalar yapan kurumlarla iş birlikleri geliştirdik. Bu iş birlikleri sonucu farklı sanat ve sosyal içerme projeleri üreterek yeni deneyimler kazandık, bakış açımızı daha da genişlettik. Bu deneyimimizi Türkiye’deki diğer STK’lar ve aktivistlerle paylaşmak için festival ve sosyal içerme projelerimizi daha çok sosyal medya üzerinde devam ettirmeyi istiyoruz. Sanat alanındaki hareketi sürdürmek ve salgın döneminde söz konusu dezavantajlı gruplara sanatçıların da dahil olduğunu düşünerek, çalışmalarımızı özellikle LGBTİ, kadın, engelli sanatçılar başta olmak üzere kendi varoluşları ve etkileşimlerini sürdürebilmeleri üzerine yoğunlaştırmak istiyoruz. Salgın dönemine özel olarak hem sosyal medyayı en verimli şekilde kullanarak hem de açık havada sosyal mesafe önlemlerini göz önünde bulundurarak önümüzdeki sene engelliler ve toplumsal cinsiyet alanlarında planladığımız iki uluslararası projeyi hayata geçirmeyi planlıyoruz. Ayrıca Aradalık Çevrimiçi Buluşmaları’nı görsel ve basılı yayına dönüştürmek için çalışmalara da başladık.

Kurumsal Destek Fonu’na Yapılan Başvuruları Değerlendirdik

By | Kurumsal Destek Fonu

Dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak üzere çalışan sivil toplum kuruluşlarının kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerine destek olmak amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminin başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

Sivil toplum kuruluşlarının bu süreçte öne çıkan kurumsal çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla Kurumsal Destek Fonu’na yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı metine buradan ulaşabilirsiniz.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 Döneminde Desteklenecek Sivil Toplum Kuruluşları Belirlendi

By | Kurumsal Destek Fonu

Dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak amacıyla çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerinin güçlenmesine katkı sağlamak amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation işbirliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminde hibe vereceğimiz STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 9 STK’ya toplam 688.440 TL hibe desteği sağlayacağız.

Hibe almaya hak kazanan STK’lar ve yapacakları çalışmalara ilişkin bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Açık Alan Derneği: Sosyal, ekonomik ve kültürel olarak farklı kesimlerden başta gençler olmak üzere kadınlara ve çocuklara yönelik hak temelli bir bakış açısı ile eğitim alanında çalışmalar gerçekleştiren Açık Alan Derneği, Çimenev Bilim Sanat Merkezi’nde ekonomik olarak risk altındaki çocuklara yönelik okul devamsızlığını önlemek amacıyla faaliyetler yürütüyor. Dernek, yoksullukla mücadele etmek amacıyla hayata geçirdiği Derin Yoksulluk Ağı ile salgın sürecinde temel ihtiyaçlara erişmekte zorlanan ailelerle bağışçıları buluşturan bir platformun yürütücülüğünü de yapıyor. Kurumsal Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation ile beraber desteklediğimiz Açık Alan Derneği, kaynak çeşitliliğini artırmak ve finansal sürdürülebilirliğini sağlamak üzere çalışmalar yapacak.

Bütün Çocuklar Bizim Derneği: Okul öncesi ve ilkokul birinci sınıftaki çocukların eğitimsel ve yaşamsal ihtiyaçlarının giderilmesine destek olmak amacıyla okullarda çalışmalar gerçekleştirerek çocukların sağlıklı gelişimlerine katkı sunan dernek, bu alandaki ekonomik, sosyal, hukuki, psikolojik ve kültürel her türlü engele karşı mücadele ediyor. Bütün Çocuklar Derneği, Kurumsal Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibe ile bütünsel yönetim yaklaşımını kuvvetlendirmek amacıyla organizasyon yönetimi başlığı altında çalışacak.

Dem Derneği: İşiten toplum ile işitmeyen toplum arasında acıma duygusundan uzak diyalog alanları yaratmayı ve kolektif şekilde çözümler üretmeyi amaçlayan Dem Derneği, iletişim seminerleri ve farklı paydaşlıklar ile çeşitli farkındalık faaliyetleri düzenliyor ve Türk İşaret Dili eğitimlerini dijitalleştirdikleri sosyal girişimleri bukalemun.co ile Türkiye’deki herkesin işaret dili bilgisini kazanmasını sağlıyor. Dem Derneği, Kurumsal Destek Fonu kapsamında verdiğimiz hibe ile derneğin dijital platformlara yönelik proje geliştirme kapasitesini artırmak üzere çalışmalar gerçekleştirecek.

Rengarenk Umutlar Derneği: Rengarenk Umutlar Derneği, başta Sur bölgesi olmak üzere Diyarbakır’daki dezavantajlı mahallelerde yaşayan, risk altında, ayrımcılığa maruz kalmış kadın ve çocukların fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla faaliyet gösteriyor. Dernek, Kurumsal Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibe ile çalışmalarında, sahada ve çocuk hakları alanındaki sosyal etkisini ölçmek üzere kurumsal kapasitesini geliştirmeyi amaçlıyor.

Tarih Vakfı: Tarih Vakfı, Türkiye’de bireylerin tarihe bakışlarına yeni bir içerik, zenginlik kazandırmayı ve tarihi mirasın korunmasını köklü bir duyarlılıkla, geniş toplum kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Bu amaçla, tarih alanında oluşturulacak eleştirel, alternatif ve çok sesli eserlerin, kaynakların ve referansların öncelikli olarak öğrenciler, öğretmenler ve akademisyenler olmak üzere farklı hedef kitleler arasında yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor. Tarih Vakfı, Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile sağladığımız hibe ile finansal sürdürülebilirliğini sağlamak üzere yeni kaynak modelleri geliştirmek için çalışmalar yapacak.

Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği (TTM): Tarlabaşı semt sakinlerine eğitsel, sosyal ve psikolojik destek sağlamak amacıyla çalışan TTM, bölge sakinlerinin kent yaşamına eşit katılımını desteklemek üzere hak temelli çalışmalar yapıyor. TTM, Kurumsal Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibe ile derneğin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak için kaynak geliştirme ve iletişim alanında çalışmalar yapmayı planlıyor.

Temiz Giysi Kampanyası Derneği: Tekstil işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesini amaçlayan Temiz Giysi Kampanyası Derneği tekstildeki çalışma şartları, üretim metotları ve kullanılan kimyasallar hakkında araştırmalar yapıyor; tüketici aktivizm kampanyaları düzenliyor; markalar, işçi sendikaları, STK’lar ve devlet kurumları ile savunuculuk ve lobicilik faaliyetleri düzenliyor, daha fazla işçinin meslek hastalıklarından korunma ve tedaviye erişebilmesi için bilgilendirme çalışmaları yürütüyor. Temiz Giysi Kampanyası Derneği, Kurumsal Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibe ile iletişim stratejisi oluşturmak ve uygulamak için çalışacak.

Toy Gençlik Derneği: Toy Gençlik Derneği (TOY), gençlerin kendilerini ilgilendiren konularda karar alma süreçlerine aktif katılımını, akranlar arası yatay öğrenme ortamlarının yaratılmasını, gençlerin gönüllülük bilinci ile tanışmasını sağlamak adına sosyal, kültürel, ekonomik ve çevresel konularda yerel, ulusal ve uluslararası alanlarda çalışmalar yürütüyor. TOY, fon kapsamında sağladığımız hibe ile derneğin gençlik alanı ile ilgili savunuculuk ve lobicilik faaliyetlerini çevrimiçi olarak sürdürmeyi ve geliştirmeyi planlıyor.

Yeryüzü Derneği: Sürdürülebilir yaşam prensiplerinin hayata geçirilmesini, ekolojik, paylaşımcı ve doğayı koruyan toplum yaratılmasını sağlamak amacıyla çalışan Yeryüzü Derneği bu kapsamda kent bahçeleri ve gıda toplulukları oluşturuyor, tohum takas ve ileri dönüşüm şenlikleri düzenliyor, bu konularda kampanyalar, çalıştaylar ve eğitim faaliyetleri düzenliyor. Kurumsal Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile hibe sağladığımız dernek iletişim alanında kurumsal kapasitesini iletişim geliştirmeyi hedefliyor.

Kurumsal Destek Fonu Takvim Değişikliği

By | Kurumsal Destek Fonu

Kurumsal Destek Fonu’na gösterdiğiniz ilgi ve başvurularınız için teşekkür ederiz. Fona yüksek sayıda başvuru almaktan memnuniyet duyuyoruz.

Fona yapılan başvuruların yoğunluğu nedeniyle internet sitemizde yer alan takvimde bir erteleme yapmamız zorunlu hale geldi. Bu doğrultuda, hibe almaya hak kazanan kuruluşları 11 Eylül Cuma gün sonuna kadar internet sitemizde yayınlayacağımızı paylaşmak isteriz. Fonun güncellenen takvimini  ise aşağıda görebilirsiniz:

Süreç Tarih
Kurumsal Destek Fonu’nun duyurulması 22 Temmuz 2020
Son başvuru tarihi 14 Ağustos 2020
Teknik değerlendirme ve ön elemenin yapılması 17-19 Ağustos 2020
Ön elemeyi geçen başvuruların incelenmesi 19 Ağustos – 10 Eylül 2020
Hibe almaya hak kazanan kuruluşlara bilgilendirilme yapılması 11 Eylül 2020
İhtiyaç analizi toplantıları ve hibe çerçevesinin oluşturulması 14 – 25 Eylül 2020
Hibe sürecinin başlaması 28 Eylül 2020

 

Anlayışınız için teşekkür ederiz.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 Dönemi için Başvurular Sona Erdi

By | Kurumsal Destek Fonu

Dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak amacıyla çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerinin güçlenmesini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation iş birliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 dönemi başvuruları sona erdi.

Fona 112 STK başvuruda bulundu ve başvurulardan biri teknik kriterlerin değerlendirilmesi aşamasında elendi. Teknik elemeyi geçen başvuruların 96’sı dernek, 12’si vakıf, 3’ü kooperatif ve 1’i üniversite tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona aralarında Adıyaman, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Düzce, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hakkari, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Konya, Manisa, Mardin, Mersin, Ordu, Sakarya, Şanlıurfa, Trabzon, Tunceli’nin yer aldığı toplam 25 ilden başvuru alındı. Kurumsal Destek Fonu’ndan talep edilen toplam hibe tutarı ise 8.069.748 TL oldu.

Karakutu Derneği’nin Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Hibe Süreci Tamamlandı

By | Kurumsal Destek Fonu

Kurumsal Destek Fonu’nun 2018 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile desteklediğimiz Karakutu Derneği , toplumun özellikle gençlerin, adil bir toplumsal tarih ihtiyacı olduğunu düşünerek geçmişle eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşan hafıza çalışmaları gerçekleştiriyor. Karakutu Derneği’nden Beyza Hatun Kızıltepe ile derneğin kuruluş sürecini, çalışmalarını ve kurumsal hibemizin katkılarını konuştuk.

Karakutu Derneği (Karakutu) bu yıl 6.yaşını kutluyor. Derneğin hangi amaçla kurulduğundan, yaptığı çalışmalardan ve bu süreçte yaşanan gelişmelerden bahseder misiniz?

Karakutu, gençlerin tarihsel adaletsizliklerin nedenlerini ve sonuçlarını eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirerek insan hakları ve demokratik değerler konusunda duyarlılık kazanmasını hedefleyen bir sivil toplum kuruluşu.

Türkiye’nin daha demokratik, barış dilinin ve diyaloğun hakim olduğu bir toplum olması için atılması gereken birçok adım var. Bu adımların atılabilmesi için toplumsal bir uzlaşmanın gerekli olduğunu düşünüyoruz. Toplumun, geçmişe bakarken en azından insan hakları konusunda, siyasetten bağımsız olarak asgari müştereklerde uzlaşması gerekiyor. Nefret suçlarına, ayrımcılığa, devletin veya bir grubun uyguladığı şiddete bakarken, en azından durup dinlemeyi ve anlamayı mümkün kılacak demokratik bir kültür oluşturabilmeliyiz. Biz bu demokratik kültürün ‘hatırlama’ sayesinde güçlenebileceğini düşünüyoruz. Sadece şiddeti, haksızlıkları değil, çok kültürlü geçmişimizi, toplumsal mücadeleleri de içeren umut ve ilham veren hikayeleri hatırlamak.
Bu süreçte temel etkinliğimiz olan Hafıza Yürüyüşleri’nin yanına, Adalet Arayışı Seminerleri, Adnan Ergeç Fonu, Güz Okulu, Hafıza Konuşmaları, Anlatıcılar için Kapasite Geliştirme Atölyeleri gibi düzenli devam ettiğimiz etkinlikleri de ekledik. Şu zamana kadar 3 Araştırma Projesi, 4 Uluslararası Gençlik Değişimi Programı, 14 Genç Anlatıcılar için Kapasite Geliştirme Atölyesi, 3 Üniversite ile Hafıza Yolculuğu Programı İş birliği ve Yeni Yürüyüş Rotaları Çıkarma, 1 Yaygınlaştırma Atölyesi, 7 Başlangıç Eğitimi, 2 Hafıza Konuşmaları, 6 Yürüyüş Rotası, 21 Adalet Arayışı Semineri, 50 Hafıza Mekanı’nın olduğu 68 Hafıza Yürüyüşü gerçekleştirdik. Adnan Ergeç Fonu kapsamında gençler tarafından gerçekleştirilen 7 proje desteklendi.

Karakutu Derneği olarak farklı hedef kitlelerle çalışmalar yapıyorsunuz ancak ana hedef kitlenizin gençler olduğunu görüyoruz. Geçmişle yüzleşme çalışmalarını neden özellikle gençlerle yaptığınızı açıklar mısınız?

Ana hedef grubumuz Türkiyeli ve öncelikle 18-25 yaş arasındaki gençler. Bu gençleri Türkiye toplumunun çoğunluğunu oluşturan, seslerini yeterince duyuramayan, yetişkin toplum ve onun kurumları tarafından kıskaca alınmış ama ciddi bir dönüştürücü potansiyele sahip olan bireyler olarak görüyoruz. Bu noktada gençlerin her konudaki dinamizmi ve dönüştürücü potansiyeli olduğuna inancımız da sorunuza cevap olabilir. Örneğin, geçmişle yüzleşme veya geçmişle ilgili düşünme hiçbir zaman sadece geçmişle ilgili olmamıştır. Bir başka deyişle, hatırlama ve sonucundaki yüzleşme; geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki ilişki sonucunda ortaya çıkan bir eylemdir. Bu nedenle geçmişle yüzleşirken bir yandan da geleceği geçmişte yaşanmış insan hakları ihlallerinden dersler alarak kurmaya çalışıyoruz. Bu noktada da gençlerin dinamizmi, tarihsel olaylara eleştirel bakma kapasitesi ve hevesi neden gençlerle çalışmayı tercih ettiğimizin yanıtı olacaktır.
Gençlerle geçmişle yüzleşme çalışmaları yapmanın önemli nedenlerinden biri de bizzat yaşanmışlık kadar post-belleğin yani geçmişe dair önceki kuşaklardan, eğitim kurumlarından, medyadan ve farklı kaynaklardan edinilen bilgilerin- gençler tarafından nasıl kurgulandığının ve anlatıldığının önemidir. Türkiye’de önceki kuşaklar çeşitli nedenlerden dolayı geçmişi unutup, unutturup sessizleştirerek geleceğe yönelirken; genç kuşağın, kimlik politikalarının, bireysel ve toplumsal belleğin vurgulandığı bir dünyada yetişmesi ve yeni medya teknolojilerini, sosyal medya araçlarını kullanırken daha yaratıcı ve yetkin olabilmesi göz önüne alınırsa, gençlere yönelik ve onlarla birlikte yapılacak yüzleşme çalışmalarının özgün değeri daha iyi anlaşılacaktır.

Hafıza Yürüyüşleri Karakutu’nun en fazla bilinen çalışmaları arasında yer alıyor. Dernek olarak, geçmişle yüzleşme çalışmalarında Hafıza Yürüyüşü yöntemini seçmenizin nedeni nedir? Henüz deneyimlememiş olanlar için bu yöntemin nasıl uygulandığından ve hangi rotalarda gerçekleştiğinden bahseder misiniz?

Karakutu, pek çoğu uzun zamandır sivil toplum ve gençlik çalışmasında yer alan kurucu üyelerinin, hayalleri ve emekleri sonucunda 2014 yılında kurulmuş bir dernek. Onları bir araya getiren şey, Türkiye toplumunun demokratikleşmesinin, bireyin özgürleşmesinden başladığına; bireyin özgürleşebilmesi için ise geçmişi sorgulaması ve geçmişe yeni metotlarla eleştirel bir gözle bakabilmesi gerektiğine duydukları ortak inanç olmuş. Bu bağlamda; aynı kamusal alanları paylaşan, farklı kesimlerden gelen ve dolayısıyla farklı deneyimler yaşamış bireylerin, birbirlerini daha iyi tanımasına ve diyalog kurmasına katkı sağlayabilecek araçlar geliştirmek için çalışmak fikrinin verdiği heyecan ile el yordamıyla ilerlemeye başlamışlar.

İki önemli alan olan geçmişle yüzleşme ve gençlik çalışması konularını pratikte nasıl birleştirebilecekleri sorusunun cevabını aramayla başladıkları bu yola, yurt içi ve yurt dışındaki pek çok örneği incelemek ve çalışma ziyaretleri gerçekleştirmekle başlamışlar. Birçok olası proje fikri içinde onları en çok motive eden, somut adımlar atmaya iten fikir “Hafıza Yürüyüşü” olmuş.

Hiç bilmeyen birine Hafıza Yürüyüşleri’ni anlatmaya, yürüyüşlerin Hafıza Yolculuğu Programı’nın son aşamasında gerçekleştirilen etkinlikler olduğuyla başlayabiliriz. Bu program, gençlerin dini, cinsiyete dayalı, etnik veya politik nedenlerle tarihsel olarak dışlanmış gruplara yapılan haksızlıkları keşfetmesini ve sorgulamasını hedefler ve üç temel faaliyet alanı içerir: genç anlatıcı ve araştırmacılara yönelik eğitimler, hafıza mekanlarına yönelik araştırmalar ve Hafıza Yürüyüşleri.

Hafıza Yürüyüşleri, gençlerin konuşulmayan tarihi anlatıları duymasını ve egemen anlatılara karşı eleştirel düşünce geliştirmesini sağlar. Yürüyüşlerin içeriği büyük ölçüde genç anlatıcıların araştırmalarına dayanır. İnteraktif yöntemler kullanılan bir günlük Hafıza Yürüyüşleri iç mekanda yapılan atölyeleri ve dışarıda hafıza mekanlarının şifreler aracılığıyla keşfedilmesini içerir. Bir gün boyunca süren etkinlikte, katılımcılar öncelikle 3-4 kişilik gruplara ayrılırlar, sonrasında her gruba Hafıza Mekanlarını bulabilmeleri için şifreleri verilir. Gruplar bu şifrelerle mekanı bulmaya çalışırlar ve mekanı bulduklarında genç anlatıcılar katılımcıları mekanda karşılar ve mekanlarla ilgili konuşulmayan öyküleri paylaşırlar. Sonrasında grup, yeni bir şifre ile bir başka Hafıza Mekanını keşfe çıkar ve bu süreç bu şekilde devam eder. İlk Hafıza Yürüyüşü’müzü Beyoğlu semtinde 2015 yılında gerçekleştirdik. Sonrasında Hafıza Yürüyüşleri gerçekleştirdiğimiz semtleri Beyoğlu, Beşiktaş, Şişli, Cağaloğlu, Kadıköy, Sultanahmet olarak genişlettik. 2020’den itibaren Sultanahmet rotasına toplumsal cinsiyet temalı Hafıza Yürüyüşlerini de ekledik.

Karakutu, Turkey Mozaik Foundation’ın eş finansmanı ile geçtiğimiz dönemde vakfımızın Kurumsal Destek Fonu’ndan yararlandı. Bu kurumsal desteği derneğiniz hangi alandaki gelişimi için kullandınız ve çalışmalarınıza nasıl bir katkı sağladı?

Karakutu’nun özellikle bireysel ve kurumsal bağışlarının artması ve derneğin finansal sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik çalışmalar yapılması amacıyla bu hibeden faydalandık. Bu hibeyi özellikle derneğin bireysel bağış etkinliklerinde kullanılırken, bir yandan da kurumlara, kurum çalışanlarına yönelik olarak hafıza yürüyüşleri gerçekleştirmeye başlamamıza vesile oldu. Dolayısıyla bu hibe bizim gibi farklı, özel bir alanda çalışan bir sivil toplum kuruluşunun kaynak geliştirme çalışmalarına değer kattı.

Karakutu Derneği önümüzdeki dönemde ne tür çalışmalar yapacak? Öncelik verdiğiniz alanlar, hedef kitleler ve projelerinizle ilgili bir değişiklik ya da yenilik yapmayı planlıyor musunuz?

Önümüzdeki dönemde hali hazırda devam ettiğimiz etkinliklerimizi yaparken spesifik temalı Hafıza Yürüyüşleri’nin sayısını artırmak, genç anlatıcılarımız için kapasite geliştirme atölyelerini sıklaştırmak ve şu an sadece Beyoğlu rotasında gerçekleştirebildiğimiz İngilizce Hafıza Yürüyüşleri’ne yeni rotalar eklemek gibi planlarımız var. Temalı Hafıza Yürüyüşleri’mizin ilkine bu sene Sultanahmet ile başladık. Sultanahmet rotasında toplumsal cinsiyet temalı yürüyüşleri ilerleyen aylarda açık çağrılı olarak yapmaya başlayacağımız için çok heyecanlıyız. Bunun dışında Şişli rotasında da kültürel hafıza ve yine toplumsal cinsiyet temalı yürüyüşler eklemeyi planlıyoruz. Şubat ayı sonunda gerçekleştirdiğimiz Başlangıç Eğitimi katılımcısı olan 22 genç bu yeni rotalar üzerinde çalışmaya başladılar.

Hafıza Yolculuğu Programı’nı tecrübeler doğrultusunda geliştirerek, gençlerle birlikte yürütmeye devam edeceğiz. Ancak Karakutu’nun vizyonuna ve misyonuna inanan, çalıştığı konular olan toplumsal hafıza ve geçmişle yüzleşme gibi konulara ilgi duyan veya bu konularda bir şeyler yapmak için harekete geçmek isteyen ve tabii ki barış dilini ve diyalogu savunan herkes de bir yandan hedef kitlemiz. Aynı rotalar ve metodolojiyle ancak program içerisinde küçük değişiklikler yaparak 2017’nin sonundan beri yetişkinlere yönelik Hafıza Yürüyüşleri de gerçekleştiriyoruz. Adalet Arayışı Seminerlerimiz herkese açık. Hafıza Yolculuğu Programı’nın yanına özellikle araştırma odaklı yeni bir program eklemek için de çalışmalarımız devam ediyor.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 Döneminde Desteklediğimiz STK’lar Çalışmalarına Devam Ediyor

By | Kurumsal Destek Fonu

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak, Kurumsal Destek Fonu’nu dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak üzere çalışan STK’ların kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerine katkı sağlamak amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve diğer kurumsal bağışçıların finansal desteği ile hayata geçiriyoruz. Fonun 2019 döneminde ilk kez uyguladığımız kapasite geliştirme bileşeni ile STK’lara hibe vermenin yanı sıra kurumsal gelişimlerini desteklemeye yönelik mentorluk ve özel sektörden gönüllülerle birlikte çalışma desteği de sağlıyoruz.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Arada Derneği, Filmmor Kadın Kooperatifi, İstanbul Zihinsel Engelliler için Eğitim ve Dayanışma Vakfı (İZEV), İmece İnisiyatifi Derneği, Köy Okullarını Destekleme Ağı (KODA) ve Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne toplam 335.000 TL hibe desteği sağlıyoruz.

Fon kapsamında desteklediğimiz kuruluşlar ve desteklediğimiz çalışmaları ile ilgili raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.

Genç LGBTİ+ Derneği’nin Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Hibe Süreci Sona Erdi

By | Kurumsal Destek Fonu

Kurumsal Destek Fonu’nun 2018 dönemi kapsamında hibe desteği sağladığımız Genç LGBTİ+ Derneği’den Duygu Yayla ile röportajımızda, kurumsal hibenin derneğe katkılarını ve gelecek dönem için planladıkları çalışmaları konuştuk.

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak, STK’ların insan kaynakları, kira, seyahat gibi idari giderlerini karşılamaya yönelik olan kurumsal hibelerle desteklenmesinin önemine inanıyoruz. Genç LBGTİ+ Derneğinin deneyimlerini düşündüğünüzde sizce proje destekleri ile kurumsal destekler arasında nasıl bir fark bulunuyor?

Kurumsal destek çerçevesinde hibe kullanmanın proje bazlı hibeden en önemli farkı, kurumsal kapasitemizin güçlenmesine katkı sağlaması. Genç LGBTİ+ Derneği olarak biz, kendimizi LGBTİ + gençlerin sorunlarını gündeme getiren, çözümler öneren, politika üreten ve yaygınlaştıran bir dernek olarak tanımlıyoruz. Derneğin vadettiği hizmetleri ve savunuculuğu yapabilmesi kurumsal kapasitesinin güçlenmesiyle doğrudan alakalı. Bu sebepten kurumsal destek çerçevesinde alınan hibenin, proje bazlı hibelerle yaptığımız çalışmaların tamamlayıcısı olduğunu düşünüyoruz.

Vakfımızın Kurumsal Destek Fonu kapsamında sağladığı hibeyi derneğin insan kaynağı giderlerini karşılamak amacıyla kullandınız. Dernekte bir kişinin istihdam edilmesi kurumsal gelişiminiz açısından nasıl bir katkı sağladı?

İnsan kaynağı, STK’lar için bir yandan çok elzem bir yandan da hep sorunlu bir yerde duruyor diyebiliriz. Bunun bir sebebi çoğu hibe desteğinin insan kaynağı giderlerini karşılamaması aslında bu tüm hibeler için gerekli bir kalem. Bir derneğin kendi alanında kapsamlı, güçlendirici ve sürdürülebilir çalışmalar yapabilmesi için profesyonel bir insan kaynağına ihtiyacı vardır. Biz, yatay örgütlenen ve gönüllüleriyle etkinliklerini organize eden bir derneğiz. Gönüllü çalışmalar bir yandan çeşitlilik bakımından ufkumuzu açıyor ve nihai amacımız olan hak temelli çalışmalarda kapsayıcı olmak ilkesini gerçekleştirebiliyorken diğer yandan sürdürülebilirlik konusunda yetersiz kalabiliyor. Kurumsal destek çerçevesinde insan kaynağı hibeleri, derneğin sürdürülebilir olması bakımından kritik görünüyor. Bu hibe ile biz, gönüllü-çalışan-yönetim kurulu ilişkisini düzenleyebildik ve daha verimli çalışabilme imkanı bulabildik diyebiliriz. Ayrıca insan kaynağının aylık ve yıllık planlamalar hazırlamak, bu programların gerçekleşme süreçlerini takip etmek bu süreçlerdeki sorunları tespit etmek, bu sorunlardan yola çıkarak bir sonraki aylık veya yıllık planlarımızı revize etmek gibi planlama konusunda birçok katkısını da gördük.

Derneğiniz ve çalıştığınız alan açısından 2019 yılını değerlendirdiğinizde nasıl değişimler ve gelişmeler görüyorsunuz?

Geçen seneye göre çalışma alanımızda yaşadığımız olumsuz değişimler oldu. Fakat bunlar Türkiye’nin politik atmosferiyle ilişkilendirilebilecek değişimlerdi. Derneğin geçen seneye göre çalışma alanında yaşadığı olumlu değişimlere de koordinasyon birimlerimizin verimliliğinin artmasını örnek verebiliriz. Kurum içi iletişimin verdiğimiz hizmetin kalitesini artırdığını gözlemleyerek bu iletişimin daha etkili olabilmesi için kamp ve toplantılar düzenledik. Bu sayede hem kurum içi iletişimimiz güçlendi hem de gönüllülerle iletişimimiz daha sağlıklı hale geldi. Tabi bu sayede de gönüllü katılımımızda bir artış olduğunu gözlemledik. Bu değişim, etkinliklerimizden toplantılarımıza, lobicilik faaliyetlerimizden savunuculuk faaliyetlerimize kadar birçok alanda olumlu izler bıraktı diyebilirim.

Genç LBGTİ+ Derneği önümüzdeki dönemde hangi konulara öncelik verecek ve ne tür çalışmalar yapacak?
Önümüzdeki dönem için derneğin stratejik planlamasını yaparken geçen sene gelen taleplerin ve gözlemlediğimiz ihtiyaçların analizini etraflıca yaptık diyebiliriz. Bu doğrultuda politika belgelerimizin güncellenmesi ve genişletilmesi gündemlerimizden biri. Güncel meseleleri takip ediyor olmak çalışma alanımız bakımından çok temel bir ihtiyaç. Bu sebeple de şiddet, taciz gibi konularda ve gönüllü politikalarında kendimizi geliştirme ve ilerletme odaklı çalışmalar yapacağız. Bunların dışında verdiğimiz danışmanlık hizmetini genişletmek önümüzdeki dönem için planlarımızdan diğeri. LGBTİ+ gençlerle çalışan kurumumuz için savunuculuğun yanı sıra hak temelli hizmet vermek de çok önemli. Gelen talepler doğrultusunda bu hizmetin kapasitesinin geliştirilmesi gerekliliğinden yola çıkarak ruh sağlığı ve hukuk alanında kapasitemizi güçlendirmek için çalışacağız. Son olarak savunuculuk faaliyetlerimizle ilgili olarak da geçen yıl ve ondan önceki yıllarda belediye ve milletvekilleriyle oluşturmaya çalıştığımız ve verimli sonuçlar da aldığımız iş birliklerini güçlendirmeye ve bu iş birliklerinin sürdürülebilirliğini sağlamaya yönelik faaliyetlerde bulunmayı planladığımızı belirtmek isterim.

Kodluyoruz Derneği ile Yakın Zamanda Tamamlanan Kurumsal Hibe Desteğimizi Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

Kodluyoruz Derneği Kurucu Üyesi Gülcan Yayla ile Kurumsal Destek Fonu’nun 2018 döneminde Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile sağladığımız kurumsal kapasite hibesinin çalışmalarına katkılarını, derneğin projelerini ve teknoloji sektöründe genç istihdamının artırılması için atılması gereken adımları konuştuk.

Kodluyoruz Derneği olarak Türkiye’de teknoloji okuryazarlığını yaygınlaştırmak ve gençlerin teknoloji sektöründe istihdam edilmelerini kolaylaştırmak amacıyla ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Bu çalışmaların alanda yarattığı değişimden bahseder misiniz?

Kodluyoruz olarak viyonumuz, Türkiye’yi teknolojide dünya çapında bir yetenek merkezi haline getirmek, bunu yaparken de gençleri Endüstri 4.0’a ve daha iyi bir dünya hayaline en doğru şekilde hazırlamak. Bu vizyon doğrultusunda çalışmalarımız 3 alana odaklanıyor:

  1. Kodluyoruz Akademi’de gençlerin teknoloji sektöründe istihdamını sağlayan ücretsiz yazılım bootcamp’leri ve sosyal becerilerini geliştiren programlar hayata geçiriyoruz. Ortalama 72 – 90 saat süren bootcamp’ler, yazılım alanında gençlerin ilk işini bulmasını sağlıyor. Eğitmenlerimiz sektörden deneyimli profesyonellerden oluşuyor. Web geliştirme, mobil geliştirme ve veri bilimi ile makine öğrenmesi alanlarında yazılımcılar yetiştiriyoruz. Böylece hem sektörde nitelikli insan açığını kapatıyoruz hem de genç işsizliğine katma değeri yüksek bir sektör içinde çözüm buluyoruz. Bu anlamda Türkiye’de genç istihdamını teknoloji alanında, bu kadar kapsamlı bir programda gençlere ücretsiz olarak sağlayan tek kuruluşuz. Geçtiğimiz 3 yılda Türkiye’nin 5 şehrinde 800 genci eğittik, bu gençlerin %30’u daha bootcamp biter bitmez; %65’i ise ilk 6 ay içinde ilk yazılım işlerine başladılar. Üstelik öğrencilerimizin %45’i kadın!
  2. Kodluyoruz Mezunlar Kulübü, bootcamp’lerden mezun olan gençlerin birbirlerine ve başkalarına destek olmaya devam ettikleri hayat boyu öğrenme topluluğu. Sadece 2019’da, mezunlarımız hackathon’lardan eğitimlere pek çok etkinlikle 1.000’den fazla gence ulaştı.
  3. Gelecek nesilleri de 21. yüzyıl yetkinliklerine ve yeni işlere hazırlamak zorundayız. Kodluyoruz Junior ile vizyoner kurumlarla beraber çalışarak çocukları, özellikle kız çocuklarını, geleceğe hazırlıyoruz. Bu alanda yaptıklarımız arasında şunlar var: BSH ile birlikte, Türkiye’de bir fabrika kampüsü içindeki ilk maker lab alanını kurduk. Burada, her yıl Çerkezköy’de çevre okullardan öğretmenleri ve yaklaşık 1.000 öğrenciyi geleceğe hazırlıyoruz. Meslek Liseleri Yapay Zekayla Tanışıyor projesinde ise EmPower Foundation desteğiyle meslek liselerinde yapay zekayla ilgili bilinmeyenleri açıklamak için 12 saatlik bir giriş atölyesi düzenliyoruz. Devlet okullarında çocuklarla toplumsal cinsiyet temelli eğitimler yapmaktan her yıl Hour of Code’u çocuklarla kutlamaya kadar daha pek çok başka etkinlikle bu alanda bilinci artırmaya çalışıyoruz.

2019 yılında yayınladığınız Türkiye Teknoloji Sektörü Durum Analizi Raporu’nun Türkiye’deki yazılım sektörünün ve gençlerin ihtiyaçlarına yönelik olarak öne çıkan bulguları neler? Raporun ortaya koyduğu bilgi ve verilerin Kodluyoruz’un çalışmalarına nasıl bir etkisi oldu?

En önemli bulgular, eğitim sistemlerinin bilişim sektöründeki hızı yakalayamadığı ve bu yüzden sektördeki beceri açığının büyük bir sorun olduğu yönünde. Şirketler, Türkiye’de yazılım sektöründe yetenek açığı seviyesini 100 üzerinden 75,9 olarak puanladı. Bu açığın en yüksek olduğu yazılım alanları olarak, yapay zeka/makine öğrenmesi/veri bilimi, Java ve Python ilk üç sırada yer alıyor. Bu alanlarda yetenek açığının önümüzdeki 5 yılda daha da büyümesi beklenirken, bugün itibariyle yazılım ekiplerinde en çok kullanılan dil ve platformlar SQL, JavaScript, Java, C#, Python ve .NET olarak belirlendi. Bunların yanında mobil platformların yükselişi ve React Native gibi hızla gelişen frameworkler için de kurumsal şirketlerin personel arayışları dikkat çekiyor. Özellikle mobil platformlarda native kod yazılmasına imkan veren bu platformların hem zaman hem de bütçe kazanımları sağladığı için tercih edilmeye başlandığını görüyoruz.Bu sebeple, Kodluyoruz gibi daha esnek, teknolojinin hızını anlayıp modüler eğitim modelleri oluşturabilen yapılara günümüzde daha çok ihtiyaç var. Bu rapor bize eğitimin sadece 4 yıllık üniversite sıralarında kalmaması gerektiğini çok net bir şekilde gösterdi. Gençleri yaşam boyu öğrenmeye hazırlamamız gerekiyor.

Kodlama ve teknoloji Türkiye’de giderek daha fazla konuşuluyor ve özellikle erken yaştan itibaren bu alanda eğitim almanın önemi vurgulanıyor. Siz de projelerinizde farklı yaş grupları ve hedef kitlelerle çalışıyorsunuz. Sizce kodlama eğitimlerinin ve teknoloji üzerine yapılan çalışmaların nasıl bir önemi var? Özellikle gençlerin istihdamı açısından düşündüğünüzde bu alanda ne tür fırsatlar olduğunu düşünüyorsunuz?

Bu alanda yapılan çalışmalar çok kıymetli. Ancak özellikle gençlerin istihdamını hedefleyen girişimlerin önce sektörü çok iyi anlaması ve gençleri öyle yetiştirmesi gerek. Pek çok programın ne yazık ki sadece çok basit seviyede eğitim sağladığını ve gençleri programlardan sonra takip edemediğini, sektörle buluşturamadığını görüyoruz. Bu da gençlerin daha da büyük umutsuzluğa sürüklenmesine yol açıyor. O yüzden istihdama yönelik projeleri özel sektörün de sahiplendiğine, onların eğitim programının içeriğine katkıda bulunduğuna emin olmak zorundayız.

Kodluyoruz Derneği, Turkey Mozaik Foundation’ın desteğiyle vakfımızın Kurumsal Destek Fonu’ndan yararlan sivil toplum kuruluşları arasında yer aldı. Aldığınız kurumsal destekle neler yaptınız ve bu destek derneğin kurumsal gelişimi açısından nasıl bir katkı sağladı?

Kurumsal hibe desteği bizim için büyük bir kapasite gelişiminin yolunu açtı. Bu desteği almadan önce yılda en fazla 100 genci eğitimlerimize dahil edebiliyorduk, bu yıl ise 600’dan fazla gence yazılım alanında eğitim verdik. Aldığımız destekle özellikle bootcamp’leri geliştirmek için ihtiyaç duyduğumuz yetenekleri ekibimize kattık. Kurumsal kapasitemizin tam zamanlı çalışanlarla desteklenmesi tabi ki büyük bir fark yarattı. Turkey Mozaik Foundation’ın tam zamanda gelen desteği için çok teşekkür ediyoruz.

Kodluyoruz derneği önümüzdeki dönemde ne tür çalışmalar yapacak? Öncelik verdiğiniz alanlar, hedef kitleler ve projelerinizle ilgili bir değişiklik yapmayı planlıyor musunuz?

En önemli amacımız, eğitim sistemleriyle değişen dünya arasındaki hız farkına çözüm bulacak alternatif bir eğitim modeli geliştirmek ve bu modeli yaygınlaştırmak. Üniversitede okuyanlar, işsiz gençler veya kapasitesinin altındaki işlerde çalışan gençlere odaklanmaya devam edeceğiz. Kendi eğitimlerini kendilerinin kontrol etmesini sağlayacak araçları bu gençler için erişilebilir kılmayı hedefliyoruz. Bunun için hem bootcamp’leri tüm Türkiye’de ölçeklendireceğiz, hem de daha tabansal bir akranlar arası eğitim modeli geliştireceğiz.