Tag

Proje hibe desteği arşivleri - Sivil Toplum için Destek Vakfı

Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği Proje Desteği Hibe Süreci Sona Erdi

By | Röportaj

Proje Hibe Programı kapsamında desteklediğimiz Türkiye Omuriliği Felçlileri Derneği, omurilik felçlilerinin tıbbi, mesleki, ekonomik, sosyal sorunlarının çözümü ve yeni omurilik felçlilerinin oluşmaması için hizmet vermek amacıyla 1998 yılında kuruldu.

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak, 1 Kasım 2017- 1 Kasım 2018 tarihleri arasında “Erişebilirim Projesi’ kapsamında olan çalıştay organizasyonu, uzaktan eğitim platformu, dijital eğitim paketi ve video çekimlerine destek verdik.

Derneğin, proje kapsamında yaptıkları ve gelecek planları ile ilgili röportajı aşağıda okuyabilirsiniz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): “Erişebilirim” projesi için hibe desteği aldınız. Projeden kısaca bahsedebilir misiniz?
Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği (TOFD): Erişilebilirlik bir kavram olarak, genellikle engelli kişilerin toplum yaşamındaki tüm alanlara ve mekanlara olan katılımı ile ilişkilendiriliyor olsa da aslında herkesi etkileyen veya kısıtlayabilen bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kısıtlamalar hayatımızdaki birçok yerde, kimi zaman mimari ölçekteki uygulamalarda, kimi zaman ise kullandığımız çok basit ve temel ürünlerde etkileşim sorunlarına yol açabilmektedir. Bu sorunların aslında temelinde, bu sistemleri, yapıları, mekanları veya ürünleri tasarlayan profesyonellerin herkes için engelsiz bir şekilde tasarlanabilmesine olanak sağlayacak bilgiye “erişememesi” bulunmaktadır. Bununla birlikte, Ülkemiz nüfusunun %12,29’unun engelli bireyler ve süreğen hastalardan oluştuğu gerçeği de göz önüne alındığında, engelsiz tasarımın önemi daha da dikkat çekmektedir. Bu nedenle, erişilebilirlik konusunda herkesin ulaşabileceği bir bilgi kaynağı oluşturulabilmesi amacıyla Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği tarafından “ERİŞEBİLİRİM” projesi geliştirilmiş ve sonucunda da erişilebilir yapı ve çevreden ürün tasarımına kadar mimarlık, tasarım ve mühendislik alanlarında kullanılabilecek sanal ortamda bir platform oluşturulması amaçlanmıştır. Güncel yaşamın içinde kullanılan tüm mekan, zemin, eşya ve benzeri tasarımların farklı üretim aşamalarında görev alan profesyoneller başta olmak üzere üniversitelerin ilgili bölümlerinde görev alan akademisyenler, belediyelerin ilgili birim temsilcileri, konuyla ilgili çalışan sivil toplum kuruluşlarının üye, gönüllü ve çalışanları ile diğer kurum ve kuruluşların temsilcileri projenin hedef gruplarını oluşturmaktadır.

DV: Proje kapsamında gerçekleştirilen sempozyum ile ilgili biraz bilgi verir misiniz?
TOFD: Proje faaliyetlerinden birisi olarak düzenlediğimiz sempozyum, 26 Ocak 2018 tarihinde geniş katılımlı bir grupla gerçekleştirilmiştir. Erişilebilirlik konusunun mesleki eğitim içerisine nasıl ve ne düzeyde entegre edildiği, eğitim açısından ne ifade ettiği ve mesleki açıdan farkındalığın nasıl artırılabileceği gibi konulara bir tartışma zemini oluşturmak ve geliştirilecek olan engelsiz tasarım kılavuzunun içeriğini planlamak bu sempozyumun öncelikli konuları arasında yer almıştır. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve İstanbul Rumeli Üniversitesinden akademisyenlerin söz aldığı sempozyumda “Engelsiz Kent Farkındalığı”, “Mimari Tasarım Sürecinde Erişilebilirlik”, “Kapsayıcı Tasarımın Önemi”, “Endüstri Ürünleri Tasarımı Eğitiminde Herkes İçin Tasarım” başlıkları ön plana çıkarılmıştır.

DV: Sanırım bir de çalıştay yapıldı? Sempozyum ile ikisi arasında nasıl bir fark var?
TOFD: Evet, proje kapsamında 20-21 Mart 2018 tarihlerinde bir de çalıştay gerçekleştirildi. Çalıştayın ilk gününde, erişilebilirlik hakkında genel tartışma ve değerlendirmeler yapıldı, erişilebilirlik ile ilgili alt temalar tartışıldı ve Erişebilirim Platformunun ön taslak çalışması katılımcılarla paylaşılarak yapıcı geri bildirimleri alındı. Sempozyumda, fiziki erişilebilirliğin eğitim süreçlerindeki aksayan yönlerinin neler olduğu, söz konusu eğitim içeriklerinde iyileştirmeye açık alanların belirlenmesi ve bu alanların mesleki eğitime yansıtılması için gereksinimler tartışıldı. Çalıştayda ise erişilebilirliğin bir kavram olarak ele alınmasından başlayarak deneyimsel paylaşımlar, kullanıcı ve uzman deneyimleri ile hedef grubun dışındaki bireyler için erişilebilirliğin neler ifade ettiği yanıtının arandığı farkındalık çalışmalarına kadar konu geniş bir perspektiften ele alındı. Yani çalıştay, tüm sahayı kapsayan bireysel bir bakış açısıyla yaklaşırken, sempozyum erişilebilirlik sorunlarının eğitim boyutunda ele alındığı bir toplantı olarak gerçekleştirildi.

DV: Projenin yararlanıcılar üzerindeki olası etkisinden bahseder misiniz?
TOFD: Projenin tasarımı gereği yararlanıcılarını, TOFD’nin çalışma alanında bulunan ve hizmet götürdüğü engelli bireylerin dışında kalan kişiler olarak tanımlamak yanlış olmaz. Engelli bireylerin hayatını kolaylaştıran/zorlaştıran meslek elemanlarından, akademisyene, kamu çalışanlarından özel sektör temsilcilerine kadar geniş bir alanda farkındalık yaratmasını beklediğimiz Erişebilirim Platformu proje süresi içinde yayınına başladı. Sürdürülebilirlik çalışmaları kapsamında yeni içeriklerin eklenmesi yanında platformun tanıtım ve görünürlük çalışmalarının hızlandırılması da hedeflerimiz arasında. Akademi dünyasında ses getiren ve bu alana giren meslek eğitimi içerikleriyle ilgili tartışmaların başlaması için kaynak oluşturan platformun, kamuoyu farkındalığı noktasında etkisinin büyümesi için tanıtım ve görünürlük çalışmalarının güçlendirilmesine ihtiyaç var. İlgili alanda ayrıntıları verilen sürdürülebilirlik planı çerçevesinde yeni fon kaynakları bulmak ve TOFD kurumsal iletişim faaliyetlerine ek olarak zenginleştirilmiş görünürlük çalışmalarıyla platformun tüm kamuoyuna tanıtımının gerçekleştirilmesi için çalışmalara başladık bile.

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğinin çalışmalarınıza nasıl bir katkısı olduğunu düşünüyorsunuz?
TOFD: Sahadaki reel bir ihtiyaçtan doğarak hazırlanan Erişebilirim Projesi, STDV tarafından desteklendiği için belli bir zaman faaliyet planı içinde, belirli bir bütçeyle gerçekleştirildi. Çalışmanın bir proje mantığı içinde tamamlanması ve özellikle platformun oluşturulması için mali desteğin kullanılması sonucun verimli olmasını destekledi.

DV: Bundan sonraki plan ve çalışmalarınız hakkında kısaca bilgi verir misiniz?
TOFD: Proje ortağımız Mimar Sinan Üniversitesi’nin mimarlık, endüstriyel tasarım, şehir planlama bölümleri başta olmak üzere ilgili bölümlerinden akademisyenlerle çalışmalarımız devam ediyor. Geçtiğimiz haftalarda yaptığmız ve projenin sürdürülebilirliğini konuştuğumuz olgunlaştırma toplantılarında;
Erişebilirim platformuna eklenmesi gereken içeriklerin konu başlıkları,
⦁ Bu içerikleri oluşturacak ve çekimlerde görev alacak uzmanların kimler olabileceği,
⦁ Platformun meslek elemanı ve ilgili alan uzmanları tarafından izlenirliği ve kamuoyu farkındalığını arttıracak tanıtım ve görünürlük çalışmalarının hangi araç ve kanallardan yapılması gerektiği başlıkları ele alındı.
⦁ Özetle; erişebilirim platformunun, ortopedik engelli bireylerin hayatını güçleştiren her türlü fiziki erişim engeli için uyarıcı, farkındalığı arttırıcı, meslek elemanlarının doğru kararlar almak/vermek için yararlanacağı bir mecra olması için çalışmalara devam ediyoruz.

Galata Rum Okulu Vakfı’na Proje Hibe Desteği

By | Röportaj

Proje Hibe Desteği Programı kapsamında desteklediğimiz Galata Rum Okulu Vakfı‘nın geçmişten günümüze olan hikayesini, yaptıklarını ve yapacaklarını konuştuğumuz röportajı aşağıdan okuyabilirsiniz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Galata Rum İlköğretim Vakfı (Galata Rum Okulu) ne zaman kuruldu? Kurulduğu tarihten bu yana okul faaliyetlerine ek son dönemde Galata Rum Okulu da oldukça renkli kültür ve sanat faaliyetlerine ev sahipliği yapıyor. Biraz bahsedebilir misiniz?
Galata Rum Okulu Vakfı (GROV): Galata Rum Okulu, 1885 yılından itibaren başlayan inşa sürecin ardından, dönemin önde gelen ve Rum cemaatinin eğitimi konusunda büyük katkılar sağlamış olan filantroplardan Eleni Zarifi’nin girişimi ile hayat buldu ve ilk olarak eğitime 1910 yılında başladı. Bu dönemden 1988 yılına kadar modern bir eğitim kurumu olarak hayatına devam etmiş ancak azınlık nüfusuna yönelik gerçekleşen göç ve sürgün politikaları sonrasında eğitim faaliyetlerine ara verildi. Uzun yıllar kapalı ve öğrencisi kalmış olan yapı, 2012 yılında Galata Rum İlköğretim Vakfına geri verilmiş ve 2015 yılında da resmen eğitime kapatıldı. Kültürel faaliyetlere kapılarını açması ilk defa 2010 Avrupa Kültür Başkenti projeleri sırasında başlayan basit onarım sonrasında gerçekleşti. 1. İstanbul Tasarım Bienali, Galata Rum Okulu’nun bir kültür sanat mekanı olarak geleceğe yönelik kimliğinin temellerinin atıldığı ilk etkinliklerdendir diyebiliriz. 2012 yılından itibaren Galata Rum Okulu, IKSV’nin düzenlediği bienallerin dışında farklı kurum, organizasyon ve sanatçılarla birçok ortaklık kurarak çeşitli sergilere, performanslara ve konuşma serilerine ev sahipliği yaptı. Galata Rum Okulu’nda yer alan her sergi ve etkinlik, onları oluşturan sanatçı ve organizasyonların ortaya çıkardıkları ve beraberlerinde getirdikleri binlerce izleyici ile bu hafıza mekanının hayata ve bugüne daha çok bağlamasını sağlayarak, geleceğe adım atması için de daha çok yaşama gücü verdi.

Galata Rum Okulu’nun kurduğu ortaklıkların yanı sıra, özellikle 2015 yılından itibaren her yıl bir sanatçıyı kendi insiyatifi ile davet ederek mekana özel bir proje üretmesi için ağırlamakta. Bunlardan ilki Ceren Oykut’un sergisi ‘’Konstantiniye ve Ayasofya Defterleri’’ ve daha sonraki dönemlerde de Ekin Saçlıoğlu ve Olga Alexopoulou gibi sanatçılara da ev sahipliği yapmıştır.
2014 yılında Hollanda Başkonsolosluğunun MATRA İnsan Hakları Fonu’nun desteğiyle yıllardır kapalı kapılar ardında kalan okul arşivini gün yüzüne çıkarmak üzere Açık Okul Kütüphanesi hayata geçirildi. Öğrenci kayıt dosyalarından, okul kitaplarına, birçok benzeri doküman ve obje temizlenerek, kaydedilmiş ve düzenli bir arşive dönüştürüldü. Bu vesileyle okulun eski kütüphane alanı da gerek sanatçıların proje üretebileceği veya tartışma programları yürütebileceği bir platform gerekse sergilere paralel olan çeşitli kontekstlerde kaynakların okunup tartışıldığı kollektif kitap okuma etkinliklerine yer vermektedir.

Bunun dışında Galata Rum Okulu ekibinin yürüttüğü araştırma ve çalışmalar paralelinde , özellikle Rum kimliği ve toplumsal hafızasından yola çıkarak araştırma bazlı dokümanter sergiler de düzenlemektedir. Örneğin 2015 yılında, Stefanos Yerasimos’un kaybının 10. Yılı vesilesiyle bir anma etkinliği niteliğinde düzenlenen sergi ‘’Yerasimos Okulu’’, bir tarihçi, araştırmacı, eğitmen ve yazar gibi çok katmanlı bir alt yapıya sahip olan Stefanos Yerasioms’un üretimine odaklanan bir sergiydi.
Her sergide farklı bir kimliğe bürünen Galata Rum Okulu, gerek taşıdığı Rum mirasını ve belleğini yaşatmasıyla, gerekse 2012 yılından bu yana düzenlediği ve ev sahipliği yaptığı etkinliklerle, İstanbul’un kültür sanat hayatında önemli bir yer etmiş bir paylaşım ve kültür platformuna dönüşmüştür.

DV: Çalışmalarınızı sürdürürken nasıl sorunlarla karşılaşıyorsunuz? Sizce bu sorunları aşmak için yapılması gerekenler nelerdir, kısaca bahseder misiniz?
GROV: Sanırım karşımıza çıkan en büyük sorunlardan birisi Galata Rum Okulu’nun tarihi bir yapı olmasından kaynaklı olarak binanın fiziksel yapısını korumaya çalışma zorluğu diyebiliriz. Binanın kullanımına dair belirli kurallarımız ve sınırlamalarımız olmasına karşılık, neredeyse 100 yıllık bir binada sergilerin olması yapısal anlamda koruma çabamızı zorlayabiliyor mekana yapılan müdahalelerden dolayı. Bu zorluklar bir nevi kültürel mirası koruma meselesinin ve gerekli hassasiyetlerin yeteri kadar genel algıda yerleşmemesinden kaynaklı bence. Dolayısı ile öncelikle tarihi yapılar konusunda, veya esasında her türlü yapıya karşı olan bakış açısının doğru yönlendirilmesi ve bilinçlendirilmesi gerekiyor. Bunu kurum olarak kendi çerçevemizde gerek sanatçı veya çeşitli alanlarda üreten kişilerle ortaklıklarımızı doğru yönlendirerek, gerekse bu çerçevede bilinçlendirmeye dair etkinlikler yaparak sağlamaya çalışıyoruz.

DV: Vakfımızın da destekleyeceği ‘206 Odalı Sessizlik: Büyükada Rum Yetimhanesi Üzerine Etüdler’’ projesi nasıl ortaya çıktı?
GROV: Projeye dair ilk fikir, 4. Tasarım Bienali’nin kavramsal çerçevesini açıklaması ve aynı dönemde Büyükada Rum Yetimhanesi’nin Europa Nostra tarafından ‘Dünyadaki 7 tehlike altındaki kültür mirası’’ listesine seçilmesi ile ortaya çıktı. Tasarım Bienali’nin başlığı ‘’Okullar Okulu’’ ilk açıklandığında, esasında Okulların Okulu’nun Büyükada Rum Yetimhanesi’nin kent ve toplumsal tarih bağlamında bir hayat okulu olarak ta kendisi olduğunu düşünmüştük. Europa Nostra’nın listesine seçilmesi üzerine binanın kurtarılması için ne tür çalışmalar yapılacak, nereden destek bulunacak tartışmaları sürerken, Avrupa’nın birinci, dünyanın ise ikinci büyük ahşap yapısı olan Büyükada Rum Yetimhanesinin toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından esas olarak bilinmemesi ve bir kent hafızası olarak yok olmanın eşiğine gelmiş bu yapının bugününü ve özünü anlayabilmek için geçmişine bir nevi ışık tutmanın önemli olduğunu düşünerek, yapının gerek tarihsel arka planına gerekse sanatçıların gözünden sahip olduğu kadim ruha ve belleğe dair bir kapı aralayacak bu çalışmayı gerçekleştirmeye karar verdik.

DV: Proje dahilinde yapılacak temel etkinlikler nelerdir? Bu etkinliklerin sonunda nasıl bir etki yaratmayı hedefliyorsunuz?
GROV: Projenin ana omurgası sergiden oluşuyor. Sergi izleyiciyi bir kent tarihinin görünmez katmanlarını içinde barındıran bu hayat okulunun koridorlarında gezinmeye ve geçmişe bugünün gözünden bakmaya davet ediyor. Özellikle tarihe farklı açılardan bakabilme ve okuyabilmeyi önermenin yanı sıra tarihin canlı bir tanığı olan bu yapının ışığında genel anlamda kültür ve kent mirası/ belleğine dair olan bilicin gelişmesini ve yaygınlaşmasını hedefliyoruz. Projenin diğer ayağında da kültürel miras, hafıza ve yetimlik ekseninde tartışmalar, okumalar ve atölyeler oluşturacaktır: Yetimhanenin 1964’te boşaltılması ve çocukların başka bir merkeze nakliyle beraber Rum cemaatinin maruz kaldığı uygulamalar, yetimhanenin hukuki durumu, filantropi ve diğer azınlık cemaatlerinin yetimhane deneyimleri çerçevesinde muhtelif etkinlikler düzenlenecektir. Buna ek olarak Açık Okul Kütüphanesi’nin parçası olan söyleşi serisi yapılacak. Bu vesileyle Büyükada Rum Yetimhanesi gibi bir örnek üzerinden kültürel mirası koruma meselesinin bugünü ve geleceği üzerine daha derinlemesine bir tartışma ve düşünme platformu sunabilecek.

DV: Son dönemde farklı kuruluşların çeşitli tarihsel olguları – sergi, eğitim, vb. metotlarla – yeni kuşaklarla paylaşmasına daha sık rastlamaya başladık. ‘206 Odalı Sessizlik: Büyükada Rum Yetimhanesi Üzerine Etüdler’ de bu çerçevede farklı kişilerle bir iletişim kurarak bu konu(lar)çerçevesinde bir diyalog geliştirmek istiyor. Acaba genel olarak İstanbul’daki bu tür çalışmaların nitelik ne nicelik açısından değişimiyle ilgili bir değerlendirme yapabilir misiniz?
GROV: Sergiler ve benzeri çalışmalar kimi tarihsel olayların ve gerçekliklerin aktarımı konusunda farklı ve toplumda yer etmiş kemikleşmiş bakış açılarının aksini sunabiliyor. İzleyiciye ve özellikle de yeni nesile, geçmişe farklı boyutlarından bakarak bugünü ve geleceği tahayyül edebilmelerini sağlayacak pencereler açıyor. Bu anlamda bir tür hikaye anlatımı, hissiyat ve deneyim yaşatacak anlatılarla kurgulanan sergiler izleyicide daha derin izler bırakabiliyor. Bir olayı yada olguyu anlamanın en iyi yolu onu hissedebilmek ve kendini onun yerine koyarak, bir parçası olduğunu deneyimlemekten geçiyor. Tarihsel konuların, özellikle de toplumsal tarih ve belleğe dair olayların işlendiği sergilerde tarafsız olmak ve tek bir perspektiften kaçınarak olabildiğince çok bakış açısını beraber sunarak izleyiciye düşünme payı bırakan anlatılara gitmek daha sağlıklı . Kimi konular kendi içerisinde belirli hassasiyetlere ve ifade zorluğu yaratacak ağırlıklara sahip olabiliyor. Bu anlamda işlenen konuyu yada olayı tüketmeden, onu bir tüketim aracı yapmadan ve hassasiyetlerin farklında olarak görsel ve sözel bir dil kullanmak son derece önemli. Dediğiniz gibi son dönemde bu tip çalışmalara çok sık rastlanıyor.. Bu bence ifade özgürlüğünün kısıtlandığı noktalarda faklı anlatılarla bir şeyleri görünür kılma, ona dair ufak da olsa bir virgül açma ve bilgi sunma istediğinden gelen bir süreç. O nedenle son derece değerliler kendi içlerinde. Kimi örneklerde ise az önce değindiğim tüketme nosyonuna sahip olunabiliyor… Özellikle tarihsel tanıklıkları içeren çalışmalarda gerekli hassasiyetler gösterilmeye biliniyor ve o olayı yaşamış kişileri ve yaşanmışlıklarını sömürmeye giden bir sürece dönüşüyor. Tanıklıklardan çok şey öğrenebiliriz evet, ancak bunu yaşamış kişilerden bilgi alırken onlara o anı tekrar yaşatıyor olma ve onları bir tüketim aracına dönüştürüyor olunduğu gerçekliğini de unutmamak lazım. Bu açıdan bu tip çalışmalara daha samimi yaklaşmak ve hızlı tüketilir bir neşeye dönüştürmeden, deneyime ve düşünmeye daha açık bir aralık sunmanın daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum.

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı tarafından sağlanan hibe desteği, proje çerçevesinde nasıl bir katkı sağlıyor?
GROV: Almış olduğumuz destek öncelikle bu çalışmanın üretilebilmesi ve hayata geçirilebilmesi konusunda bize büyük destek sağlamış oldu. Serginin ve çalışma ekibinin yapılan projeyi en iyi haliyle sunabilmesi ve izleyiciye iletebilmesi için bu destek çok önemli. Özellikle de üretim konusunda en iyi şekilde temsil etmek çok mühim.

Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği ile Proje Hibe Süreci Hakkında Konuştuk

By | Röportaj | No Comments

Türkiye’de ve Dünya’da omurilik felçlilerine yönelik tıbbi, mesleki, ekonomik, sosyal, kültürel ve hukuki alanlarda hizmet veren  bir STK olan Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği (TOFD) ile, 1 Kasım 2017- 1 Kasım 2018 tarihleri arasında Proje Hibe desteği kapsamında yapacakları ve gelecek planları üzerine sohbet ettik.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Türkiye Omurilik Felçleri Derneği, ne zaman kuruldu? Genel olarak ne tür faaliyetlerde bulunuyorsunuz?

TOFD: Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği 1998 yılından bu yana; öncelikle omurilik felçlileri olmak üzere tüm ortopedik engellilerin tıbbi, mesleki, ekonomik ve sosyal sorunlarının çözümlerine yönelik ulusal ve uluslararası alanlarda çalışmalar yapmaktadır. TOFD, başarılı ve yaygın çalışmaları nedeniyle 03.05.2004 tarih ve 2004/7252 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla “Kamu Yararına Çalışan Dernek” statüsünde hizmet vermektedir. Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği, hayata geçirdiği projelerini ve yaptığı tüm çalışmalarını merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları ile yürüttüğü işbirliği çerçevesinde sürdürmektedir. Derneğimizin birincil hedeflerinden biri yeni oluşabilecek kalıcı sakatlıkların önlenmesi ve toplumun bu alanda bilgilenmesini sağlamaktır. Derneğimiz var olan sorunların bilincinde olarak; hem bireysel engelli haklarını ve hem de kamusal alanda yaşanan engellerin ortadan kaldırılması için çözümler üreterek uygulanmasını sağlamaktadır. Amaçlarımızı gerçekleştirmek ve hizmet verdiğimiz bireylerin yaşam standartlarını iyileştirmek amacıyla bahsettiğimiz birçok ulusal ve uluslararası projeyi sürdürmekteyiz.

DV: Çalışmalarınızı sürdürürken nasıl sorunlarla karşılaşıyorsunuz? Sizce bu sorunları aşmak için “yapılması gerekenler” nelerdir, kısaca bahseder misiniz?

TOFD: Çalışmalarımızı sürdürürken karşılaştığımız sorunların başında mevcut yasaların uygulamadaki eksiklikleri gelmektedir. Derneğimizin kamu yararına unvanına rağmen, kamusal alanlarda sağlanan olanaklardan gerektiği gibi yararlanamamaktadır. Örneğin, hizmetlerimizin gerçekleştirip genişletebilmek için yeni arazi ve binalara ihtiyaç duyulmaktadır. TOFD bu çalışmalarını sürdürebilmesi için yüksel bedeller ödeyebilmektedir. Toplum, STK’lar ve yapmış olduğu çalışmalar konusunda yeterince bilgi sahibi değildir. Dolaysıyla STK’lar aktif çalışabilecek ve daha fazla sorumluluk alabilecek kişilere ulaşmakta zorluk çekebilmektedir.

DV: ‘Erişebilirim’ projesi nasıl ortaya çıktı? Bu proje, “sorunu” çözmek için nasıl bir yol izliyor?

TOFD: TOFD’nin kuruluşundaki en önemli nedenlerden biri engellilerin yaşadığı erişim sorunudur. Standartlara uygun olmayan yapı ve kamusal alanlarda yaşanan zorluklar engellilerin sosyal yaşama katılımını engellemekte ve dolayısıyla tüketicilikten üreticiliğe geçişlerinde engel taşımaktadır. Sorunların çözülebilmesi için merkezi yönetimlerde eksikliklerin tamamlanması, yerel yönetimlerde standartların eksiksiz uygulanabilmesi, üniversiteler ve STK’lar ile çözüm odaklı çalışmalar yaparak web sitelerinde ve sosyal meralarda sorun ve çözüme yönelik duyular yapmak büyük önem taşımaktadır.

DV: Proje dâhilinde verilecek eğitimler ile kimlere ulaşmayı hedefliyorsunuz? Eğitimler sonrasındaki aşamalar neler olacaktır?

TOFD: Proje dâhilinde verilecek eğitimler ile akademisyen ve öğrenciler (MİMARLIK, MÜHENDİSLİK, KENTSEL TASARIM, ENDÜSTRİYEL TASARIM, İÇ MİMARİ, ÇEVRE, PEYZAJ, İNŞAAT VS. ) yerel yönetimler, ilgili kamu ve özel sektöre ulaşmayı hedeflemekteyiz.

  • Video Yayınlama ve Paylaşım
  • İçerik pdf aktarımı ve paylaşım
  • Konu hakkında uzmanların paylaşımları
  • Paylaşımlara yorum yapabilme özelliği
  • Uzmanların Önerilerini Kapsayacak Videolar ile eğitimler sonrasında ki aşamalar hedeflenmektedir.

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı tarafından sağlanan hibe desteği, proje çerçevesinde nasıl bir katkı sağladı?

TOFD: Yapılacak ve tamamlanacak olan çalışmalar sonucunda engelliler ile ilgili evrensel standartların birçok yerde uygulanmasına olanak sağlanabilmesi amacıyla; TOFD’nin erişilebilirlik konusunda hayata geçirmeyi planladığı platform çalışmasına başlandı. Konuyla ilgili eğitimler ve sempozyumlar yapılarak hedeflenen kitlenin bilgilendirilmesi amacına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir. Hazırlanan tanıtım filmi ile projenin daha geniş kitlelere duyurularak genişletilmesi sağlanacaktır.

DV: Önümüzdeki dönem gerçekleştirmeyi planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

TOFD: Engelli cinselliği ( veri çalışması-çalıştay-sempozyum), Engelli çocuk ve ebeveyn aile etkileşimi psikososyal destek, engelli ve siyaset (sempozyum), TOFD Pilates Akademi Kuruluşu (engelli eğitimci eğitimi-30 engellinin pilates yaparak iskelet, kemik ölçümleri, kas gelişimleri, yağ ölçümleri sonrasında belirlenen sürede daha sağlıklı yaşamalarının hedeflenmesi, omurilik felçlilerinde bası yaraları ve çözümlerine yönelik sempozyum, TOFD Sanat Atölyesinde engelli konularında toplumsal farkındalık yaratmak amacıyla tiyatro çalışmaları