Tag

şartlı destek arşivleri - Sivil Toplum için Destek Vakfı

Zeytin Çekirdekleri Derneği Renkli Saatler Projesini Tamamladı

By | Şartlı Hibe

Her çocuğunun, insanın gelişimdeki en önemli dönem olan çocukluk çağlarını verimli bir şekilde yaşaması amacıyla Ayvalık’ta faaliyet gösteren Zeytin Çekirdekleri Derneği, Şartlı Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansmanıyla verdiğimiz hibe ile gerçekleştirdiği Renkli Saatler projesini tamamladı.  Zeytin Çekirdekleri Derneği’nden Nuray Serttürk ile resim, müzik, görsel sanatlar gibi konularda atölyelerden oluşan Renkli Saatler programını, derneğin COVID-19 sürecinde çevrimiçi olarak gerçekleştirdiği çalışmaları ve gelecek planlarını konuştuk.

Hibe desteğimizle gerçekleştirdiğiniz Renkli Saatlar projesinin çalışmalarını yakın zamanda tamamladınız. Projenin amacından ve bu kapsamda gerçekleştirdiğiniz faaliyetlerden bahseder misiniz? Renkli Saatler’in birlikte çalıştığınız çocuklar ve aileler üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu gözlemliyorsunuz?

Zeytin Çekirdekleri Derneği’nin programlarımdan biri olan Renkli Saatler, 7-11 yaş grubu çocukların yaptıkları her çalışmada onlar için özgür düşünce ve ifade özgürlüğünü esas alıyor. Program kapsamında yapılan çalışmaların benzerleri ev ödevi olarak evde ailelerle devam ediyor. Bu şekilde çocukların becerilerinde özgürleşme; yaratıcılıklarında ise artış ve özgünleşme gözlemleniyor. Özellikle resim ve müzik alanında sanatsal kavramlarla erken yaşta tanışıyorlar.

Evde yapılması için verdiğimiz ödevler ve özellikle salgın döneminde çevrimiçi yaptığımız faaliyetlerde aile bireyleri ile ortaklaşa çalışmalar yaptık, çeşitli dernek etkinliklerine kırsal kesimde annelerden gönüllü katılımlar oldu.

2019-2020 hibe döneminde toplam 280 çocuğa ulaştık, ayrıca salgın dönemindeki çalışmalara katılan 70 çocuğun ailesi de Renkli Saatler’in ayrılmaz bir parçası oldu. Böylece aile boyu atölyelerle hedef sayımız olan 300’ün üstünde bir etki alanı kendiliğinden gelişti.

Yüz yüze yaptığımız atölyelerde, atölye yöneticileri çocuklara yapılacak çalışmaları aktarırken, salgın döneminde çocuklar çeşitli fikirleriyle atölyelere yön vermeye başladı. Bu gelişimi görmek bizi çok mutlu etti, bu sayede iki yönlü iletişim ve çalışma yapısı kurulmuş oldu. Onlar bizi yönlendirmeye başladılar. Bundan güzel daha ne olabilir hissi ise bizim ileriye dönük daha çok çalışmamız için en güzel motivasyon oldu.

Renkli Saatler programı 2. yılı bu dönemle birlikte tamamlandı. Programın amacını ve bu süreç içindeki gelişimini değerlendirir misiniz?

Renkli Saatler programları ile 7-11 yaş grubu çocuklarının erken yaşta sanatsal aktivitelerin içinde olmalarını, kendilerini ifade edebilmelerini, yaratıcılıklarının artmasını, başarıyı deneyimleyip özgüvenlerinin gelişmesini ve bu sayede ileriki yıllara daha donanımlı girmelerini amaçlıyoruz. Ayrıca Renkli Saatler gruplarının içinden özellikle sanatsal yetenekleri olan çocukları erkenden fark edip müzik, resim, tiyatro, edebiyat gibi ilgi alanlarına göre bir an evvel doğru zamanlarda doğru ortamlara yönlendirmeyi de hedefliyoruz. Renkli Saatler programından Zeytin Çekirdekleri’nin diğer programlarına seçilen ve konservatuar düzeyinde eğitim almaya başlayan çocuklarımızın sayısı artıyor.

Bugün ise salgın sürecinin el verdiği ölçüde çalışmalarımız çevrimiçi olarak devam edecek. Yetenekli çocuklarımız kendi alanlarında bireysel çalışmalara ya da çevrimiçi grup çalışmalarına katılacaklar. Dezavantajlı bölgelerdeki çocuklar ve aileleri ile çalıştığımızdan dolayı çocukların çevrimiçi çalışmalara katılabilmeleri için evlerine internet, modem ve tabletler temin etme gayretlerimiz de hızla devam ediyor.

COVID-19 salgınının birlikte çalıştığınız çocuklar ve aileleri üzerindeki yansımalarını bizimle paylaşır mısınız? Bu süreçte ortaya çıkan olumsuz etkilerin en aza indirilmesi için dernek olarak ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

COVID-19 salgının birlikte çalıştığımız çocuklar ve aileleri üzerindeki yansımaları Mart’tan itibaren her ay değişime uğradı. Mart dönemine çocuklara ve ailelere bu salgının ne olduğunu ve neler yapmaları gerektiğini anlatmak ile başladık, Nisan döneminde çevrimiçi atölyeler kapsamında yaptığımız çalışmalara çocuklar, evde kalma tedbirlerini ve televizyondan duyduklarını yansıtmaya başladı.

Salgın, tüm atölyelerin bir parçası oldu ve zaman ilerledikçe hem çocuklarda hem de velilerde endişe ve korku artmaya başladı. Bu dönemde çocukları ve aileleri, bu ruh halinden biraz olsun uzaklaştırmak, yaratıcılığa ve öğrenmeye açık tutabilmek için değişik konular ve çalışmalar denemeye başladık; zaten aileler evde olduğu için atölyelerimiz aileye hitap eder hale geldi. İnternet bağlantısı bitenlere destek olmak için ek çalışmalar da yapmaya başladık. Çocukların atölyeler için gerekli malzeme ihtiyaçlarını sağlamak adına muhtarlar ve bazı veliler ile iş birliği yaptık, malzemeleri dernek olarak temin edip evlere dağıttık. Dernek olarak atölyelerin başarı ile devam etmesi için çok daha yoğun çalıştık. Normal şartlarda Mayıs sonunda bitirmeyi planladığımız atölyeleri çocukların ve velilerin isteği ile Temmuz ayı sonuna kadar uzattık.

COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin, hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep olduğunu biliyoruz. Bu durum Zeytin Çekirdekleri Derneği’nin çalışmalarını nasıl etkiledi? Bu süreçte çalışmalarınıza devam etmek için ne tür yöntemler kullandınız?

Renkli Saatler programının 7 Mart’ta başlayan iki yeni grubu ile sadece bir kere yüz yüze atölye yapma imkanımız oldu ve bu atölyeler sadece tanışma amacıyla gerçekleştirildi. Hemen ardından salgın nedeni ile çalışma merkezimiz kapatıldı. Çalışmalarımıza ara vermemek için atölyelerimizi çevrimiçi olarak devam ettirme kararını hızlıca aldık.

Çevrimiçi platformlar olarak velilerden oluşan Whatsapp grupları ve sadece velilerin kayıt olduğu kapalı Facebook grupları kurduk, bu altyapıları çok zorlanmadan oluşturduk. Veliler ile yoğun bir iletişim yürüttük, çok fazla telefon görüşmesi yaptık ve kısa sürede 70 çocukla çalışmalarımıza başladık. Bu yeni yapının veliler tarafından benimsenmesi sağlamak ve katılımlarını sürdürülebilir kılmak için çocukların her paylaşımlarına geri bildirimde bulunduk. Bu durum dernek gönüllülerinin çalışma sürelerini çok artırdı, Renkli Saatler atölyeleri haftada bir kere iki saatlik bir atölye iken çevrimiçi olunca her gün yapılmaya başladı.

Bu çalışmaların başarılı olmasının nedenlerinden biri de Milli Eğitim Bakanlığı henüz çevrimiçi eğitime geçmeden dernek olarak çalışmalarımızı çevrimiçi platformlara taşımamız. Bu sayede çocuklar ve veliler ile iletişimimiz hiç kopmamış oldu. Ayrıca bu süreçte bazı veliler ve çocuklar komşularını da ilave ederek çalışma gruplarımızın genişlemesine destek oldular.

Salgın sürecinde yaşadığımız en önemli gelişmelerden biri Renkli Saatler’in zaman ve mekan kavramlarının aşarak evlere köylere ve mahallelere girmesi oldu. Örneğin veliler kendi aralarında organize olarak 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları yaptılar. Şiirler ve şarkılarla bahçelerinde sokaklarında “Renkli Saatler 23 Nisan Kutlamaları” yaparak bizleri çok duygulandırdılar. Sosyal medya üzerinden yaptığımız çalışmaları resim şarkı ve şiirleri yarışmaya dönüştürdüler. En çok katılanlara yıldız dağıtmaya başladık. Her akşam 21.00’de yıldızlarını dağıtıyorduk. Dağıtmakta geciktik mi telefonlar yağıyor, çocuklar yıldızlarını soruyordu. Gece yarısı bile resim yapıp göndermeye devam eden çocuklarımız oldu.

Zeytin Çekirdekleri Derneği önümüzdeki dönemde ne tür çalışmalar yapmayı planlıyor? COVID-19 salgını sürecindeki deneyimlerinizi de düşündüğünüzde, çalışma alanlarınız ve yöntemlerinize ilgili değişiklikler yapmayı düşünüyor musunuz?

Renkli Saatler atölyelerini resim, müzik, görsel sanatlar gibi sanatsal araçlar kullanılarak Ayvalık ilçesi’nde çocuklarımızın kendilerini özgürce ifade etmelerini ve interaktif katılımlarını sağlamak amacıyla gerçekleştiriyoruz. Başlangıç tarihi olan 2018 sonbaharından beri atölyelerimizin hem kapsamını geliştirdik hem de değişik çocuk gruplarına ulaştık. Bütün bu deneyimler salgın sürecinde yeni bir boyut kazandı. Uzaktan internet üzerinden erişim ile Renkli Saatler’in interaktif katılımı sadece çocuk boyutundan çıkarak aileleri de kapsamaya başladı. İkinci önemli değişim ise, atölyeler haftada 2 saat yerine her gün yapılan, saat ve zaman kısıtlaması olmayan sınırsız çalışmalara dönüştü.

Dolayısıyla belirlenen merkezlerde yapılan atölye deneyimlerini ve kazanımlarını, uzaktan erişim ile evde yapılabilen sınırsız atölyelerle birleştirerek hibrit bir atölye yapısı ile Ayvalık ilçesine kısıtlı kalmadan ulusal boyutta yapılması olanak sağlanabilir. Örneğin Ayvalık’ın bir köyü, Manisa’nın köyü, Gaziantep’in bir köyü ve Kars’ın bir köyü eşzamanlı olarak aynı eğitmenlerin hibrit atölyelerine katılabilir. Bu yapının kazanımları sonsuz olacaktır. 2020 -2021 dönemi için hem hibrit yapıda atölyeler düzenlemek hem de ulusal düzeyde çocuklara erişim sağlayabilmek için çalışmalarımıza başladık. Bu dönemde karşılaştığımız önemli zorluklardan birisi internet erişimine sahip olmayan çocuklara bu imkanı sağlamak oldu.

Atölyelerin kapsamına okuma alışkanlığını kazandıracak ‘kitap kurdu’ okuma grupları ve ‘minik hesap makinaları’ adında eğlenceli matematik grupları eklemeyi de planlıyoruz. Ayrıca çocukların sağlıklı bir beden ile daha iyi bir gelişim içinde olacaklarına inancımız ile çalışmalarımıza uzaktan da çevrimiçi spor ve sağlık programları eklemeyi planlıyoruz. ‘Arkadaşım spor’ ismiyle gerçekleştireceğimiz bu atölyelerin yaşamlarının düzenli bir parçası olmasını hayal ediyoruz. Salgın döneminin bilinmezliği karşısında, bir merkezde veya evde yaratıcılık ve üretmeye yönelik bu atölyelerin hem çocuklara hem de ailelere değerli kazanımlar katacağına inancımız sonsuz.

Barış İçin Müzik Vakfı, Gülümseten İşler Projesini Tamamladı

By | Röportaj, Şartlı Hibe

Barış İçin Müzik Vakfı, Turkey Mozaik Foundation bünyesindeki Meltem Göçer Fonu finansmanıyla şartlı hibe desteği sağladığımız Gülümseten İşler: Akordeon Sınıfı ve Gençlik Korosu projesini tamamladı. Ocak-Mayıs 2020 tarihlerinde gerçekleştirilen proje kapsamında çalışmalar yapan akordeon sınıfı ve gençlik korosu derslerini tamamladı, programa katılan çocuk ve gençler sahne tecrübesi kazandı. Vakfın Genel Koordinatörü Nilgün Öztunalı ve Program Koordinatörü Hazal Kol ile yaptığımız röportajda Gülümseten İşler’i, vakfın uluslararası iş birliklerini ve COVID-19 salgını sürecinde vakfın deneyimlerini konuştuk.

Turkey Mozaik Foundation bünyesindeki Meltem Göçer Fonu kapsamında hibe desteği sağladığımız Gülümseten İşler: Akordeon Sınıfı ve Gençlik Korosu projesinin faaliyetlerini yakın zamanda tamamladınız. Proje kapsamında hangi yaş aralığındaki çocuklarla, ne tür çalışmalar gerçekleştirdiniz?

Öncelikle Barış İçin Müzik Vakfı’na verdiğiniz bu destek için çok teşekkür ederiz. Turkey Mozaik Foundation bünyesinde oluşturulan Meltem Göçer Fonu bize moral ve güç verdi. Gülümseten İşler: Akordeon Sınıfı ve Gençlik Korosu projesi vakfın yarar ekonomisi içindeki rolünde kapasitesinin ve birikiminin harekete geçmesini sağladı. Bu proje ile Vakfın kuruluş hikayesinde önemli rolü olan akordeon sınıfını yeniden kurgulayabildik. Böylece, hem akordeon gibi bir orkestranın gücünü bünyesinde taşıyabilen bir enstrümanı 22 çocukla buluşturabildik hem de programı içinde yer alan Gençlik Korosu’nu 35 üyesi ile devam ettirebilecek olanağı bulduk.

Akordeon sınıfında yer alan öğrenciler 7-12 yaş, koro sınıfı öğrencileri ise 15+ yaş grubu çocuklar ve gençler oluşturuldu. Akordeon sınıfı öğrencilerine vakfın kuruluş yıllarında öğrenci olan Aytekin Kumcuoğlu eğitmenlik yaptı. Böylece daha önce vakıfta eğitim alan öğrencilerin, yeni yetişen öğrencilere öğretmenlik yapma ve rol model olma hedefi de hayata geçirildi.

Akordeon sınıfı öğrencilerine vakfın enstrümanları arasında yer alan akordeonlar bakımdan geçirilerek teslim edildi. Her çocuk kendisine ait akordeonla haftada 2 gün 4 saat ders aldı. Koroda ise haftada iki gün 5 saat; ses, diyafram, nota, koronun tarihsel gelişim süreci üzerine çeşitli dersler verildi.

COVID-19 salgını hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep oldu. Salgın ve bu kapsamda alınan önlemler Gülümseten İşler: Akordeon Sınıfı ve Gençlik Korosu projesinin uygulamasında ne tür değişikliklere sebep oldu? Bu süreçte karşılaştığımız zorluklardan ve projede yer alan faaliyetleri gerçekleştirebilmek için kullandığımız yöntemlerden bahseder misiniz?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın okulların kapanması kararına uyumlu olarak biz de bu süreçte evlerimize kapandık. İlk hafta çok düşünmeden refleks ile program hedeflerimizi sürdürmeye yöneldik. Her iki sınıf için Whatsapp grupları oluşturduk ve dersleri uzaktan sürdürdük. Evlerimize kapanmadan önce akordeon sınıfı öğrencilerinin akordeonlarını yanlarında eve götürmelerini sağlamıştık.

Koro sınıfı için uzaktan derslere devam etmek yaşları ve teknoloji ile uyumları açısından sorun oluşturmadı. Akordeon sınıfının daha küçük yaş grubu olmasının ortaya çıkardığı zorluklar ise velilerinin desteği ile bertaraf edilebilir oldu.

Bununla birlikte müziğin, yan yana gelip üretilerek öğrenimi kolaylaştıran yanını bu süreçte kullanamadık. Ev koşullarının niteliği, teknolojik imkanlarının farklılığının getirdiği zorluklarla tanıştık. Birbirimizi yeniden tanıdık, dayanışmanın nasıl olabileceğini yeniden öğrendik. Aslında fiziksel olanaklara izin veren bir mekanın kolaylaştırıcılığını yeniden idrak ettik. Süreç ilerledikçe, kullandığımız yöntemlerle ilgili bilgimiz geliştikçe, çocuk ve gençlerle yürüttüğümüz çalışmaların verimliliği arttı. Teknolojik imkanlarla yan yana gelmeyi başardığımız uzaktan eğitim platformlarını kullanmaya başladık. Bu, hem birbirimizden etkilenmemizi kolaylaştırdı hem de takip ve değerlendirmemize yardımcı oldu. Bir açıdan iş yükümüzü de hafifletti.

Proje kapsamında çocukların sahnede olma deneyimini yaşamaları için de farklı fırsatlar sundunuz. Bu kapsamda Leipzig Operası Çocuk Korosu ile Barış İçin Müzik Gençlik Orkestrası ve Korosu’nun ortak projesi Don’t Stop Me Now kapsamında bir performans da gerçekleştirildi. Bu projenin amacını, Leipzig Operası Çocuk Korosu ile olan iş birliğinizi ve sahne performanslarının birlikte çalıştığınız çocuklar ve gençler açısından önemini bizimle paylaşır mısınız?

Barış İçin Müzik Vakfı’nın akordeon, orkestra ve koro programlarında yer alan çocuk ve genç müzisyenlerin kendileri gibi ya da farklı şartlarda ama benzer yollarda olan genç müzisyenlerle yan yana gelmeleri, karşılıklı öğrenme sürecini deneyimlemeleri programımızın öncelik ve önem verdiği bir unsurdur. Yan yana ya da tekil olarak sahne deneyimi de öğrendiklerini aileleri, çevreleri ya da hiç tanımadıkları izleyiciler ile paylaşmak açısından öğrenimine katkı sunar.

Leipzig Operası Çocuk Korosu ile vakıf çocukları ilk defa 2016 yılında Leipzig’de buluşmuştu. Bu buluşma hayatın içinde tekrar tekrar buluşabilmeleri ve birbirlerinden öğrenebilmeleri için de bir potansiyel sağladı. 2020 yılı Leipzig Operası Çocuk Korosu’nun 30.yılı. Bu özel yılda hedefleri, dünyanın gündeminde olan küresel iklim krizini odağına alan bir performans sergilemekti. 2019 yaz mevsiminde bir araya geldik ve birlikte neler yapabileceğimizi konuştuk. 2020 yılı için biri İstanbul’da biri Leipzig’de olacak iki performans ile yan yana gelmeyi planladık. İlk performansı Enka Kültür Sanat’ın ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirdik. İkinci performansı ise 2020’nin sonbahar-güz döneminde Leipzig’de gerçekleştirme planımız var.

Farklı olanaklara sahip çocuk ve gençlerin bir araya gelmesi ile karşılıklı öğrenme ve hayat boyu devam edebilecek dostluklar her açıdan kıymetli ve sihirli oluyor.

COVID-19 ile ilgili alınan tedbirler doğrultusunda çalışmalarınızın önemli bir bölümünü dijital platformlar üzerinden gerçekleştirmeye başladığınızı paylaştınız. Çalışmalarınızı dijital platformlara taşıma süreci Vakfınız için nasıl bir öğrenim ve deneyim oldu? Vakfınızın çalışma alanı ve birlikte çalıştığı gruplar açısından düşündüğünüzde, faaliyetlerinizi dijital platformlarda gerçekleştirmenin olumlu ve olumsuz yanları neler?

Farklı platformları deneyimledikten sonra vakfın çalışmalarına ve faydalananların kullanımına uygun olduğunu düşündüğümüz bir platform olan Google Classroom üzerinden çalışmalarımıza devam etmeye karar verdik. Bu uygulama ile sadece COVID-19 süreci boyunca değil, fiziksel derslerimiz başladığında da sınıf arşivleme, Yaz Okulu gibi farklı programlar üretebileceğimizi gördük.

Faaliyetlerimizi dijital platformlarda gerçekleştirmenin olumlu yanlarını müzik eğitimlerimizden faydalananların vakıfla iletişiminin devam etmesi, çocuk ve gençlere karantina sürecinde evde katılım gösterdikleri düzenli bir aktivite sağlanması, vakıf eğitmenlerinin aktif çalışmalarını devam ettirebilmemiz, dijital projeler gerçekleştirme üzerine düşünmeye başlama fırsatı olarak ifade edebiliriz.

Faaliyetlerimizi dijital platformlarda gerçekleştirmenin olumsuz yanlarını ise vakfın amaçladığı topluluk derslerinin dijital ortamda eşzamanlı olarak gerçekleştirilememesi, teknik ve kişisel sebeplerden düzenli devam etmeyen öğrenciler olması, dijital ortamda lütiye (müzik aleti üretimi) işlerinin sağlanamaması olarak sıralayabiliriz.

COVID-19 sürecinde yaşanan gelişmelerin sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanlarında ve iş yapma biçimlerinde değişikliklere neden olması bekleniyor. Barış için Müzik Vakfı’nın gelecek dönemdeki çalışmalarında öncelikleri neler olacak? Önümüzdeki dönemde çalışma alanlarınız ve kullandığınız yöntemleri ile ilgili değişiklikler yapmayı planlıyor musunuz?

Bunun üzerine düşünüyoruz. Bu sürecin olumlu yanı olarak şunları söyleyebiliriz. Barış İçin Müzik Vakfı şuna inanıyor: Siz çocukların sanata ve araçlarına erişiminde sosyo-ekonomik koşulları, yetenek vb. başarı kriterlerini kaldırdığınızda her çocuk bundan yararlanabilir. Vakfın çocuklarının müziğin sağladığı imkanlarla buluşmasında erişim engeli yaratan faktörlerden biri olan sosyo-ekonomik koşulları çözümleyen her çocuğa yetenek aramadan enstrüman ve öğrenim imkanını ücretsiz sağlaması bunun mümkün olabileceğini de kanıtlıyor.

Çocuk ve genç müzisyenlerin çok sesli müzik öğrenimi için ne gerekiyorsa sağlayan bir vakıf merkezinin olması epey kolaylaştırıcı bir faktör olarak yeniden karşımıza çıktı. Diğer yandan bu olağanüstü süreçte müzik eğitimini sağlayan ekibin çocuk ve genç müzisyenlerle, evden eve, yarar üretmesine tanıklık ettik. Bunun, vakfın mümkün olduğunca daha fazla çocuğa erişme hedefi için imkan oluşturduğunu fark ettik.

Uzağımızda olan tüm çocukların programdan yararlanabileceğini, bunun için gereklilikleri yeniden öğrenebileceğimizi gördük. Örneğin; Adana’nın Yüreğir ilçesinden bize ulaşan “Ben de burada büyüyen çocukları müziğin imkanları ile buluşturmak istiyorum” diyen bir aktiviste uzaktan nasıl destek verebileceğimize yönelik geliştirebileceğimiz fikirlerimiz oluştu.

Barış için Müzik Vakfı ile Gülümseten İşler Projesini Konuştuk

By | Şartlı Hibe

Turkey Mozaik Foundation’nın Meltem Göçer Fonu kapsamında şartlı hibe desteği sağladığımız Barış için Müzik Vakfı, “Gülümseten İşler: Akordeon Sınıfı ve Gençlik Korosu” projesine başladı. Barış için Müzik Vakfı’ndan Nilgün Öztunalı ile vakfın son dönemde yaptığı çalışmaları, Orkestralar ve Koro programını ve Gülümseten İşler projesini konuştuk.

Sosyoekonomik imkanları sınırlı çocuk ve gençlere müzik eğitimi sağlayarak sanata katılım hakkı önündeki engelleri kaldıran ve barışın sesini müzikle duyurmayı hedefleyen Barış için Müzik Vakfı çalışmalarına 2011 yılından beri devam ediyor. Başta İstanbul’daki Edirnekapı bölgesi olmak üzere, Türkiye’nin farklı illerinde yaptığınız çalışmaları Sivil Toplum için Destek Vakfı bağışçıları da yakından tanıyor. Son dönemde Vakfınız ne tür çalışmalara öncelik veriyor?

Dünyada ve Türkiye’de yönetişime bağlı ekonomik ve ekolojik krizler bizi de etkiledi, etkilemeye devam ediyor. Amacımız ve hedeflerimiz doğrultusunda yolumuza devam edebilmek, ekonomik zorlukların üstesinden gelebilmek üzere iş birliği yaptığımız kişi ve kurumları genişlettik. Bunun için paydaşlarımızı ve hali hazırda bize destek olan dostlarımızı düzenli iş birliğine davet ederek bir Danışma Kurulu oluşturduk. Diğer yandan onların danışmanlığında iç kaynaklarımızı daha iyi yönetebilmek üzere takip sistemimizi gözden geçirdik. 2020 yılında ölçme ve değerlendirme araçlarını geliştirebilmek üzere Barış İçin Müzik Akademi Kurulu’nu oluşturduk.

2020 yılında kuruluşunun 15. yılını kutlayacak olan Barış İçin Müzik Vakfı, ortaya çıkardığı Orkestralar ve Koro programının yaygınlaşarak mümkün olduğunca fazla çocuğa ulaşma hedefini canlı tutuyor, bunun üzerine politika ve strateji geliştiriyor. Bunu gerçekleştirebilmek için yerel yönetim ve sivil toplum temsilcileri ile görüş alışverişinde bulunuyoruz. Bu yıl, Orkestralar ve Koro programının yanı sıra bir Akordeon sınıfı oluşturduk ve 22 çocuğun derslere başlamasını sağladık. 2020 yılını daha iyi yönetebilmek üzere ajanda, bütçe ve mali yönetim, iletişim stratejisi ile kaynak geliştirme, veriden bilgiye karar süreçlerini inşa etmeyi hedefliyoruz.

Vakfımız, geçtiğimiz yıllarda da Barış için Müzik Vakfı’na hem proje hem de kurumsal destekler verdi. Bu hibelerin projelerinizi uygulamanızda ve kurumsal gelişiminizde nasıl bir katkı sağladığını bizimle paylaşır mısınız?

Sivil Toplum için Destek Vakfı’na sağladığı destekler için teşekkür ederiz. Vakfınız tarafından sağlanan proje ve kurumsal destek çalışmalarımızın sürekliliğini sağladı. Ayrıca bu süreklilik içinde kalmak iş süreçlerinin iyileştirilmesini de mümkün kıldı. İş süreçlerinin analizi ve iyileştirme planları verimliliğe yansıdı, kararların düşük risk ile alınmasına katkı sundu diyebiliriz.

Barış için Müzik Vakfı bünyesinde farklı korolar ve enstrüman grupları bulunuyor. Bu gruplardan bahseder misiniz? Çocukların ve gençlerin bu çalışmalara katılımında devamlılığı sağlamak için kullandığınız farklı yöntemler var mı?

Barış İçin Müzik Vakfı; müzik eğitimi alma olanağı olmayan, ekonomik imkânları sınırlı çocuklara, yaşadıkları mahallelerde, yetenek sınavlarıyla hiçbir çocuğu elemeden, ayrımcılık yapmadan, rekabetçi olmayan, birlikte öğrenmeyi amaçlayan, sürdürülebilir, edinilen deneyimlerin paylaşıldığı, başka mahallelerde, okullarda, şehirlerde de tekrarlanabilen, tamamen ücretsiz, kaliteli ve çok sesli bir müzik programıdır.

Barış İçin Müzik Orkestralar ve Korolar Programı içinde 5 farklı gruba nota, solfej ve enstrüman kullanım deneyimi sağlanıyor. Gruplar, İlk Adım Orkestrası (Başlangıç Düzey), Çocuk Orkestrası (Orta Düzey), Gençlik Orkestrası (İleri Düzey), Akordeon Sınıfı ve Koro olarak ayrılıyor. Dersler, haftada 6 gün, günde 4-6 saat okuldan sonra katılabilecekleri zaman aralığında devam ediyor. Yaylılar, Üflemeliler, Vurmalılar olarak ayrılan enstrümanlar yararlanıcıya zimmetleniyor. Bu şekilde, programa devam ettiği sürece enstrümanın sorumluluğu çocuğa ait oluyor. Eğitim yapısı içinde atölyeler, grup eğitimleri, provalar, birebir dersler yer alıyor. Müzikal aktiviteler içinde performanslar, konserler, Edirnekapı vakıf konserleri, diğer orkestralar ile “Yan Yana” konserleri, okulların salonlarında öğrencilere yönelik okul konserleri, ulusal ve uluslararası kamplar, turneler, özel etkinlikler yer alıyor.

Barış İçin Müzik Vakfı program modeli ile çocuklar bir topluluğun üyesi olmayı, birbirini dinlemeyi ve ortak bir amaç etrafında toplanmanın anlamını öğreniyorlar. Vakıftaki öğrenme sürecini takiben öğrencilerin “öğretme” rolünü üstlenmesi ve deneyimlerini yeni başlayanlarla paylaşması da modelin bir diğer yapı taşını oluşturuyor.

Barış İçin Müzik Vakfı çatısı altında gerçekleştirilen faaliyetlerden bir diğeri de enstrüman yapım atölyesinde verilen lutiye (müzik enstrümanları yapım ve onarımını yapan kişi) eğitimidir. Müzik yapmanın yanı sıra enstrüman yapmanın da öneminin altını çizen bu faaliyet, çocuklara müzik alanında kariyer yapmanın yanı sıra başka bir meslek edindirme imkânını da sunuyor.

Vakfınıza, Turkey Mozaik Foundation bünyesindeki Meltem Göçer Fonu aracılığıyla sağladığımız hibe desteği ile “Gülümseten İşler: Akordeon Sınıfı ve Gençlik Korosu” projesini hayata geçiriyorsunuz. Proje kapsamında birlikte çalışacağınız gruplardan ve gerçekleştireceğiniz faaliyetlerden bahseder misiniz?

Meltem Göçer Fonu ile bu yıl Akordeon sınıfı açıldı. Yaşları 7-9 yaş arası 22 çocuk haftada 2 gün günde 2 saat süre ile ders almaya başladı. Akordeon sınıfı öğrencilerinin diğer müzik toplulukları ile birlikte sahne performansı deneyimlemesini hedefliyoruz. Vakıf bünyesinde genellikle her ayın üçüncü cumartesi günü Açık Prova Günleri gerçekleştiriliyor. Ocak 2020 Açık Prova günü üçüncü cumartesi günü gerçekleştirildi ve Akordeon Sınıfı, İlk Adım, Çocuk, Gençlik Orkestraları ve Koro ortak bir performans sundu. İzleyiciler arasında, kurucular, danışma kurulu üyeleri, basın, kurum temsilcileri, bağışçılar ve veliler vardı. Bu sene henüz ilk derslerini tamamlayan Akordeon sınıfının mini performansı izleyicilerin yüzünügülümsetti.

Gençlik Korosu’nda ise 15 yaş üstü 35 genç derslere devam ediyor. Haftada 2 gün toplam 4 saat ders alan koro üyeleri arasındaki uyum ve ahenk izleyiciyi etkiliyor. Barış İçin Müzik Gençlik Korosu Programı, kendi içinde gelişerek kendi ses gruplarına liderlik edecek seviyeye gelen öğrencilerin, akapella müzik yapma deneyimini bir ileri seviyede gerçekleştirebilecekleri bir alan da sunuyor. Topluluklar, Barış İçin Müzik Korolar Sistemi’nin bir parçası olarak faaliyet gösteriyor ve zengin bir akapella repertuvarı ile yer alacakları performanslar için hazırlık yapıyor.

Projenin sonunda Ev Konserleri adını verdiğiniz konserler düzenleniyor ve bu konserlere ailelerin, bağışçılarınızın ve diğer paydaşların katılımını da teşvik ediyorsunuz. Bu konserlerin, başta faaliyetlerinize katılan çocuklar ve gençler olmak üzere daha geniş anlamda bir topluluk oluşturma konusunda nasıl etkileri oluyor?

Edirnekapı merkezinde gerçekleştirilen Ev Konseri ve Açık Prova Günü etkinlikleri farklı kesimlerden izleyicinin bir araya gelmesini sağlıyor. Bağışçılar, veliler,danışma kurulu üyeleri yan yana gelebiliyor. Böylece her kesimden kişi ve temsilcinin çocuklar için ortaklaşması, iyiliğin takipçisi olması mümkün oluyor. Bu izleyicileri bir araya getiren çocuklar ise birlikte üretmeyi deneyimlemenin dışında farklı kesimlerin ortak performanslarına verdikleri tepkiyi gözlüyor, çabalarının sonucunu almış oluyor.

uçan süpürge derneği benim steam agim

Uçan Süpürge Derneği ile Benim STEAM Ağım Projesi’ni Konuştuk

By | Röportaj

Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği (Uçan Süpürge Derneği) ile Turkey Mozaik Foundation’ın desteğiyle sağladığımız şartlı hibe kapsamında gerçekleştirilen Benim STEAM Ağım projesini, kadının ve kız çocuklarının insan hakları alanındaki çalışmaları ve 2020 yılı için önceliklerini konuştuk.

Kadınların ve kız çocuklarının insan hakları alanında çalışan Uçan Süpürge Derneği nasıl kuruldu ve ne gibi çalışmalar yapıyor?

Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği 2008 yılında Ankara’da kuruldu. Derneğin temelde kuruluş amacı feminist ilke ve politikaları yaygınlaştırmak, kadının ve kız çocuklarının insan hakları alanında savunuculuk faaliyetleri yürütmek ve hak temelli çalışma yürüten sivil toplum kuruluşları arasında kadının insan haklarına duyarlı bir diyalog zemini oluşturmaktır. Dernek 2008 ve 2010 yılları arasında İstanbul Sözleşmesi savunuculuk grubunda ve CEDAW sözleşmesi tanıtma grubunda sekretarya faaliyeti yürüttü.

Kurumumuz, kadının insan hakları ve toplumsal cinsiyet alanında yürüttüğü çalışmaların bir parçası ve geleceği olarak kız çocuklarının insan haklarını iyileştirmek ve güçlendirmek için çalışıyor. Bu bağlamda kız çocuklarının erken/zorla evlendirilmesinin önlenmesi, kız çocuklarının toplumsal cinsiyet eşitliği ilkeleri temelinde eşit ve ayrımcılıktan uzak bir eğitime ulaşması öncelikli konularımız arasında.

Kız çocuklarının güçlenmesi toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmaya yönelik çabaların, savunuculuk faaliyetlerinin sürdürülebilir bir zemin oluşturulmasını sağlaması sebebiyle de kadın hareketinin bugünü ve yarını için çok önemli bir noktada duruyor.

2009 yılında Sabancı Vakfı’nın desteğiyle başlayan ve ulusal-uluslararası değerli ortaklıklarla devam eden erken/zorla evlilikleri önlemeye yönelik faaliyetlerimiz şimdi Birleşmiş Milletler Kadın Birimi ortaklığında mülteci kız çocuklarını da kapsayacak şekilde devam ediyor. Derneğimiz kız çocuklarına yönelik erken/zorla evlilikler ile ilgili Türkiye haritasının çıkarılması ve savunuculuk materyalleri geliştirilmesi, kamu-sivil toplum arasında diyalog zemininin oluşturulması, sağlığa erişimin iyileştirilmesi, gölge raporlar oluşturulması, ulusal-uluslararası ortaklıklar kurulması gibi çalışmalar yürüttü. Derneğimiz alandaki mevcut bilgi birikimi ve deneyimlerini mülteci ve göçmen kadınları da içerecek şekilde revize ederek çalışmalarına devam ediyor.

Kadının insan hakları alanında yürütülen çalışmalar zamanla değişen savunuculuk ve yayıncılık biçimleriyle birlikte -bir fırsat olarak değerlendirilerek- internet yayıncılığına taşındı. 2009’dan beri devam eden “Uçan Haber” zamanla kendini kadın muhabirlerin doğrudan kendi haberlerini kendilerinin yazdığı, editör olarak yine kadınların görev aldığı bir çalışmamızdı. “Kırmızı Kalem Medya İzleme” çalışması özellikle medyadaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dair haberlerin tarandığı ve toplumsal cinsiyet eşitliği gözetilerek, barış haberciliği formatında tekrar oluşturulduğu bir platformdu. Derneğimiz akabinde “Kadınların Postası” web projesi ile toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısını yaygınlaştırmak için medyayı etkin bir araç olarak kullanmayı, medyanın da bu bakış açısıyla içerik üretmesini; kadın dostu bir medya anlayışının teşvik edilmesi amacıyla 2015-2016 yılları arasında Free Press Unlimited desteğiyle bu çalışmayı uyguladı. Free Press gibi kurumlarla iş birliği yapmak alternatif bir yayıncılık anlayışının kurumumuz içinde gelişmesine ciddi bir katkı sağladı. Kurumun bu çalışmalarda amacı günümüzde hızla tüketilen bir şey haline gelen habercilik anlayışının eşitlikçi ve ayrımcılıktan uzak bir örneğinin mümkün olduğunu göstermekti.

Kız çocuklarının insan hakları alanında hali hazırda yürütülen projelerimizde erken/zorla evliliklerin önlenmesi için eğitimin önemli bir işlevi olduğunu düşünüyoruz. Ancak özellikle okullarda cinsiyet eşitsizliğine dayalı köklü bir ataerkil kültürle bezenmiş müfredatın ve uygulamaların da kız çocukların geleceğinde, meslek seçiminde ve kariyer planlarında hala eşit fırsatlara ulaşmasının önünde bir engel oluşturduğu aşikâr. 2010 itibariyle başlayan kız çocukların eğitim hakları ile ilgili faaliyetlerde kurumumuz temelde kız çocuklarının STEM (bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) alanına yönlendirilmesi için faaliyet yürüttü. Çalışmalarda çocukların bu alana meraklarının, isteklerinin artması; bu alanda kadın görünürlüğünün öne çıkarılması ve eşitsizliklere dayalı normların azaltması temel hedeflerdi. “Benim Madame Curie’m” projesi ile başlayan çalışmalar şu sıralar “Benim STEAM Ağım” eğitim girişimiyle devam ediyor.

Dernek bünyesinde kurulan Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Kolektifi’nin (GEN-DER) misyonu nedir? Ne gibi hedefler doğrultusunda çalışıyor?

Dernek bünyesinde 2017’de doğan “GEN-DER Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Kolektifi”, dernek kendi faaliyetlerine bir yandan devam ederken, öte yandan özelleşmiş bir kol olarak toplumsal cinsiyet eşitliğinin ana akımlaştırılması için çalışacak kolektif bir ekibin kendini sürdürmesi için oluşturulan bir çalışma grubu. Kolektifin misyonu toplumsal cinsiyet eşitliği alanında ortaklıklar kurarak eşitsizliklere dayalı sorunlara birlikte çözüm üretmek. Bu anlamda kolektifin ilk çalışması o dönem kendini sürdüremeyen pek çok paydaşla bir araya gelerek, birlikte çözüm yolları aradığı “Alternatif Karşılaşmalar Festivali” oldu. Öte yandan toplumsal cinsiyet alanında bir bellek oluşturmak ve tüzel kişiliği olmayan ve olmayacak bir oluşum olarak deneyimlerini sürekli kılan örnek bir model olarakkalmak kolektifin amaçları arasında.

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın Turkey Mozaik Foundation ile iş birliği kapsamında desteklenen Benim STEAM Ağım projesinin amacı nedir? Proje kapsamında neler yapmayı planlıyorsunuz?

“Benim STEAM Ağım” eğitim ağı girişimi ile toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan bir eğitim, meslek seçiminde kız çocukları Bilim (Science), Teknoloji (Technology), Eğitim (Education), Tasarım (Art) ve Matematik (Math) alanlarının birleşiminden oluşan kesişimsel bir eğitim modeline yönlendirme ve meslek seçiminde eşitlikçi bir kariyer anlayışının ilk adımlarını atmayı amaçlıyoruz.

Aslında ağımızı bir proje olarak değil; pek çok paydaşın rol aldığı bir eğitim girişimi olarak görüyoruz artık. Sürecin başlangıcında zaman planlaması ve kız çocuklara ulaşmakla ilgili bir sıkıntımız oldu; dolayısıyla çalışma öngördüğümüz takvimle ilerlemedi. Örneğin, MEB müfredatından ve politikaları arasından ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’ ilkesinin çıkarılması ve bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarının protokollerinin iptali/yenilenmemesi, eğitim alanında çalışanlar (eğitimciler ve okullar) ile sivil toplum alanında çalışanlar arasında bir iletişim problemini ortaya çıkardı. Yöntem olarak projeyi bir sivil toplum örgütünün başı-sonu belli bir projesi olarak konumlandırmak ve yapılacak işten önce sivil toplum örgütünü anlatmak yerine yapılan işi özerk bir yerde tutmak, o işin marka değerini ön planda tutmak bizim için süreci hızlandırdı. Yani bu bir projeden ziyade bir ortaklık ağı girişimi ve pek çok bileşenin söz hakkı olan kendini sürdürmek isteyen bir eğitim platformu.

Çocuklara ulaşmak için başta veliler ve eğitimcileri referans alan ekolojik bir model ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu modelin içinde yer alan eğitim alanında çalışan farklı bileşenleri ağın içinde bir destekçi olarak konumlandırarak hem ağın görünürlüğü hem de çalışmaların etkisinin sürdürülebilirliği için çalışıyoruz. Girişimin dışardan bir göz olarak bu gibi çeşitli bileşenleri izlemesi, desteklemesi ve üretilen işlerde bir yönlendirici olması ağın gücünü ve etki alanını genişletiyor!

Girişime dair daha fazla bilgi için internet sitesini ziyaret edebilirsiniz: www.benimsteamagim.com

Uçan Süpürge Derneği’nin daha önce de kız çocuklarının bilim ve teknoloji eğitimi alarak güçlendirilmesi ile ilgili projeler gerçekleştirdiğini biliyoruz. Bu projelerden ve alandaki deneyimlerinizden bahsedebilir misiniz?

Eğitim alanında kız çocukları STEM alanlarına yönlendirme çalışmalarımız 2010’dan bu yana devam ediyor. İlk olarak ilkokul 4. sınıfa devam eden çocuklarla başlayan toplumsal cinsiyet eşitliği (o yaş grubu toplumsal cinsiyetin şekillenmeye başladığı yaş grubu olduğu için seçildi) ve meslek seçiminde ön yargıları kırmak üzere başlayan “Benim Madame Curie’m” projesi Türkiye’de yaşayan rol model kadınlarla okulları buluşturdu. Ankara’nın merkez dışındaki ilçelerinden dezavantajlı 10 okulda gerçekleşen buluşmalarda öğretmenler, rehberlik servisleri, okul içi eğitim personelleri ve saha ziyaretlerine davet edilen velilerin toplumsal cinsiyet eşitliği ve meslek seçimine dair bakış açılarının değiştirilmesi ve iyileştirilmesi hedeflendi. Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Araştırma Merkezleri (RAM) ile iş birliği içinde gerçekleşen bu çalışmanın sonunda Türkiye’den 4 kadın bilim insanının filmi hazırlanarak proje esnasında gidilmeyen ve daha sonradan seçilen okullarda fen bilimleri derslerinde izletilmesi üzere okullarla paylaşıldı. Bu projenin sonrasında gerçekleşen çalışmalardan biri de periyodik olarak 4 eğitim-öğretim dönemini kapsayan ve Ford Otosan Türkiye iş birliğinde 2015-2017’de gerçekleşen “Bal Arıları Mühendis Oluyor” projesiydi. Proje kapsamında 81 ilde ortaokullarda (mesleki bilginin şekillenmeye başladığı bir yaş grubu olduğu için bu grup seçildi) 9000’i aşkın kız çocukla buluşuldu. Bu buluşmalarda toplumsal cinsiyet eşitliğinin meslek seçimine etkisine dair yapılan atölye çalışmalarında Ford Otosan Türkiye’de hali hazırda çalışan mühendisler de saha ziyaretlerine katılarak; çocukların ve eğitimcilerin sorularını yanıtladı. Projenin ana amacı kız çocukları mühendislik alanına yönlendirmek ve var olan kalıpları dönüştürmekti. Projenin özel amacı ise Ford Otosan ile yapılan protokol sonucunda çocukların eğitim takibi yapılarak, ilerleyen zamanda mühendislik alanından mezun olan kız çocukların Ford Otosan bünyesinde istihdamını sağlamaktı.

2017’de literatürde STEM olarak tanımlanan kesişimsel alanda yaşanan eşitsizlikler ve bu eşitsizliklere dair çözüm odaklı çalışmaların yapılmaması sonucu eşitsizliklerin çözülemeyecek kadar artacak olması bizi ilk olarak ABD eğitim sisteminde ortaya çıkan STEM çalışmalarına yönlendirdi. ABD Büyükelçiliği iş birliğinde 2017-2019 yılları arasında sürdürülen “Bilim ve Teknolojide Kız Çocuklar/Girls Can STEM” projesi, 9. sınıf kız çocukları (alan seçiminden önceki son yıl olduğu için bu grupla çalışıldı) endüstriyelleşmiş toplumlarda cinsiyetlendirilmiş olan bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında eşitsizliği ortadan kaldırmayı ve özellikle kız çocukları pozitif bilimlere yönlendirmeyi hedefledi. Proje, kız çocuklarını bu alanlarda üretim yapmaya teşvik ederken, onları yenilikçi düşünmeye sevk ediyordu. Toplam 42 ilde gerçekleşen saha ziyaretine dâhil ettiğimiz ve gidilen ilde çalışmalarına devam eden rol model kadınlar, kız çocukları için hayallerini gerçekleştirmiş ve güçlendirici bir örnek oluşturuyordu. Bunun yanı sıra bu isimler okullardaki eğitimcilerin iletişimde kalacağı ve iş birliğine gideceği kişiler de oluyordu. Bu ziyaretlerde kız çocuklarından elde ettiğimiz ihtiyaçlar ve test sonuçları şu sıralar bir yayın olarak alanda çalışanlara kılavuz olması açısından hazırlanıyor.

Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik eğitimi STEM (Science, Technology, Engineering ve Math) uluslararası alanda çok kullanılan bir kavram. Sizin projenizde STEAM kavramı kullanılıyor ve sanat (Arts/Tasarım) da dahil ediliyor. Bunun nedeninden bahsedebilir misiniz?

STEAM kavramı Türkiye’de yeni olmasının yanı sıra Dünya’da da çok yeni bir kavram. 2017-2018 yıllarında eğitimde ve literatürde çok yaygınlaştığını biliyoruz. Aslında bizim bu sıralarda gerçekleştirdiğimiz çalışmalar STEM üzerine olsa da çocuklarla ve eğitimcilerle çalışmalarımız esnasında A (Arts-Sanat/Tasarım) sürecine de hep değindik. Yapılan çalışmalarda tasarım ve sanat kısmının üretilen işler ve çalışmalar esnasında biricikliğin oluşması ve empatiye dayalı bir anlayışın gelişmesi için önemli olduğunu düşünüyoruz. Tamamen mekanik olarak tasarlanan bir iş, alanında ne kadar öncü olursa olsun türler arasında sürdürülebilirliği önemsemiyorsa, çevreye ve insanlara duyarlı değilse o işin tartışmaya açılması gerektiğine inanıyoruz. Üretilen bir işin sosyal alanı, sosyal bilimleri yok saydığı bir anlayışla üretildiği takdirde kapsayıcı bir STEM alanından bahsedebilir miyiz? STEM eğitimlerinde kız çocuklara ve eğitimcilere aktardığımız grup çalışması, birlikte üretim pratiğiyle bu süreç kendi içinde çok çelişiyordu. Örneğin, bir ürün ürettiğimizde ya da fikir aşamasındayken söz gelimi engelli bir bireyin de o üründen faydalanmasını sağlamamız, buna dair düşünmemiz aslında fark yaratacaktır. O kişiyi ve ihtiyaçlarını tanımak, doğanın ihtiyacını tanımak ancak karşılıklı bir anlayışın gelişmesi ile mümkün olabilir. Örneğin bilimi ele alırsak temelde iki türlü bir bilim anlayışından bahsedebiliriz: İlki savaş araçlarını üreten, bunun için bütün sermayesini kullanan bir bilim anlayışı; ikincisi ise türler arasındaki işleyişe duyarlı, ürettiği işlerde insan ve doğa dostu daha onarıcı, rehabilite edici bir bilim anlayışı. Yaptığımız çalışmalarda ikinci anlayışın benimsenmesi için bir motivasyon geliştiriyoruz. Bu nedenle tasarımın yapılacak işlerde benimsenmesi, üreten kişinin çevresini tanıması, ihtiyaçlara cevap vermesi ve tasarım boyutunun diğer alanları içerecek şekilde kurgulanmasının, üretilen işleri/fikirleri besleyecek bir yaklaşım olduğunu düşünüyoruz.

Uçan Süpürge Derneği’nin 2020 yılı için planları neler? Özellikle savunuculuk alanında yapacağınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Kadınlar ve çocukların insan hakları alanındaki faaliyetlerimiz 2020 yılında da devam edecek. Kadının insan hakları alanında CEDAW, İstanbul Sözleşmesi’nin izleme ekibindeyiz; Pekin 25 ortaklığında ise raporlama ekibindeyiz ve bu sözleşmelerin uygulanması için izleme faaliyetlerine, gölge raporlama sürecine katkı vermeye devam edeceğiz. Sözleşmeleri ve özellikle 6284’ün uygulanması esasında yaşanan problemleri ve sözleşmeyi takiben kadınları koruyan mevcut yasaları riske atabilecek süreçlerde ortağı olduğumuz ağlar üzerinden katılım sağlamaya ve kampanya süreçlerinde etkin olmaya ve yine aynı şekilde tartışma grubunda yer aldığımız yoksulluk nafakasına dair kazanımları korumaya, savunuculuğunu yapmaya devam edeceğiz.

Küresel iklim krizinde de pek çok eylemlilik alanında olduğu gibi kadınların ve çocukların en önde yer aldığını görüyoruz. Türkiye’de bu alanda yapılan çalışmaları yakından takip ediyoruz; mümkün olduğunca katılım sağlamaya ve karşılıklı iş birliği geliştirmeye, medya kanallarımızda konuya destek olmaya ve bir kampanya varsa etkisini büyütmeye gayret ediyoruz. Dünyanın çeşitli bölgelerinden iklim kriziyle mücadele eden kadın aktivistlerle yaptığımız iyi örneklerden oluşan bir yayın hazırlığı içindeyiz.

Son yirmi yılda kadının insan hakları alanında Türkiye’de ve Dünyada yaşanan önemli adımları görmek ve bir bellek çalışması oluşturmak için 2020 yılının ilk çeyreğinde dijital bir adım sayar oluşturmak istiyoruz: 20 yılda kadın alanında yaşanan gelişmeler, fırsatlar ve engeller sürekli kendini güncelleyen bir dijital bellek olarak konumlanacak.

2016’da Uçan Süpürge Derneği’nin kurumsal değişiminin bir parçası olarak yönetim, üye ve çalışan pozisyonlarına ilişkin bir düzenlemeye giderek dernek içinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği özelinde bir iyileştirme süreci başlattık. Bunun sonucu olarak LGBTİ+ aidiyetlerin dernek içinde temsilinin sağlanması, karar alma mekanizmalarında yer alması ve kurumsal politika gereği belli oranların sağlanmasını sağladık. Son aylarda tüm Dünyada olduğu gibi Türkiye’de süregelen ve özellikle trans kadınları hedef alan radikal feminist oluşumların trans kadınların gerçek kadın olmadığı yönündeki trans dışlayıcı söylem ve politikalarına karşı şimdi olduğu gibi 2020’de de savunuculuk faaliyeti yürüteceğiz. Özellikle bu alanda özelleşen, bilgi üreten ve ayrımcılığa karşı farkındalık oluşturan sivil toplum kuruluşlarıyla ortak politika geliştirmeye ve çalışmalarına destek olmaya devam edeceğiz. Kurumumuz şu sıralar Batı Balkanlar ve Türkiye için LGBTİ Eşit Haklar Derneği (ERA) ile üyelik konusunda yazışmalarını sürdürüyor. Amacımız kadının insan hakları alanında faaliyet yürüten kurumlar arasında konuya dair ortak bir diyalog zemini oluşturmak.

Çocuk hakları bağlamında 2021 yılına kadar yürütme kurulunda olacağımız Çocuğa Karşı Şiddeti Önlemek için Ortaklık Ağı’nda çeşitli kurumlarla birlikte şu sıralar şiddet durum raporu üzerinde çalışıyoruz. Bu raporun çeşitli başlıklarının çalışması 2020 yılının ilk çeyreğinde de devam edecek. Ağ içinde üyelerle belirli periyotlarda bir araya geliyoruz; bu buluşmalar yine 2020’de de sürecek. Kamu kurumlarıyla, yasa koyucularla ve küresel ortaklarla belli dönemlerde buluşarak, çocuğa yönelik şiddete karşı iş birliğine gitmeye, bilgi ve deneyimlerimizi paylaşmaya devam edeceğiz. Erken/zorla evliliklerle mücadele alanında Birleşmiş Milletler Kadın Birimi ile 2020’de de çalışmalarımız sürecek. Şu an devam eden ve odağında Suriyeli kız çocukların erken/zorla evlendirilmesinin önlenmesi olan çalışmamızdan 3 bilgi notu hazırladık. Çocukların eğitimde kalması için Suriyeli veliler, Türkiyeli öğretmenler ve Suriyeli öğretmenlerle yaptığımız odak görüşmeler sonrasında ortaya çıkan raporu 2020 yılının ilk periyodunda yayınlayacağız. Bu rapor ve 3 bilgi notunun (Eğitimciler için eşitlikçi sınıf rehberi, hukuk rehberi ve bilgi seti) 2020 yılında dağıtımı yapılacak. Ayrıca medya kanallarımız üzerinden yaygınlaştırılmasını sağlayacağız.

STEM&STEAM alanında çocuklarla uzun zamandır gerçekleşen çalışmaların bizden sonra da sürdürülebilir ve etkin bir şekilde devam etmesi için kadın eğitimcilere yönelik 7 bölgede 8 noktaya yayılan bir STEM elçileri programı yürüteceğiz. Benim STEAM Ağım eğitim girişiminin sürdürülebilirliğini sağlamak ve etkisini büyütmek için çalışmalara devam edeceğiz.

2019 yılı ortalarında Ankara’da konuk ettiğimiz Uluslararası Kadın Sağlığı Koalisyonu (IWHC) ile bir görüşme gerçekleştirdik. Yaptığımız görüşmeden elde ettiğimiz veriler ışığında geride bıraktığımız 1 Aralık Dünya HIV Farkındalık Günü’nü fırsat bilerek Çankaya Belediyesi Halk Sağlığı Merkezi, Kaos GL Derneği, Kırmızı Şemsiye Derneği ve Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği ortaklığında bir atölye çalışması gerçekleştirdik. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan “Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı 2019-2024” raporunu incelediğimiz çalışmada, aralarında hiv ve sağlık alanında çalışan sivil toplum örgütü temsilcileri ve sağlık hukukçuların da olduğu bir grupla raporun avantajı ve risklerine ilişkin alternatif bir rapor hazırladık. Rapor şu sıralar hazırlık aşamasında. Odağımız olan kadınlar ve kız çocukların insan hakları bağlamında sağlığa erişim ve HIV (korunma yöntemleri, tanı öncesi-tanı sonrası süreç, başvuru süreçleri) başlıklarında 2020 yılında savunuculuk faaliyetleri yürüteceğiz.

Renkli Saatler, Ayvalık’ta başlıyor

By | Proje Destek Fonu, Röportaj

Zeytin Çekirdekleri Derneği, Turkey Mozaik Foundation‘ın şartlı bağışı kapsamında desteklenmeye başlandı. Aşağıda dernek ve desteklenen çalışmalarla ilgili yaptığımız röportajı bulabilirsiniz.

Ayvalık’ta faaliyet gösteren Zeytin Çekirdekleri Derneği’nin kurulma sürecinden, çalışma alanlarından ve yürüttüğünüz temel faaliyetlerden kısaca bahseder misiniz?
Renkli Saatler, Ayvalık Belediyesi, Ayvalık Kaymakamlığı ve Ayvalık Milli eğitim Müdürlüğü ile Zeytin Çekirdekleri Derneği gönüllülerinin işbirliği ile hayata geçirilmiş, dezavantajlı ilçe çocuklarının sosyal gelişimlerini güçlendirmeye yönelik ücretsiz müzik, sanat ve spor eğitim sunan bir program. Sivil toplum, dernekler ve özel sektör işbiriliği de projenin ayrılmaz birer parçası. Bu projede pek çok gönüllü hem eğitimde hem de operasyonda görev alarak tam bir imece yapısı oluşturmakta ki bu yapı şu an 5. yılının içinde olan projenin hızlı bir şekilde yol almasında ve gelişmesinde önemli rol oynamakta.

Derneğimiz projemizin mali açıdan desteklenmesi, gönüllü eğitmenler ve sponsor ilişkilerinin kurulması ve sürdürülmesi ve diğer kurum ve kuruluşlarla olan ilişkilerin yürütülmesi amacıyla gönüllüler tarafından 2015 yılında kuruldu.

Derneğin çocuklara yönelik olarak uyguladığı eğitim programlarında müzik ve orkestra eğitimleri ve kültür-sanat faaliyetlerinin yanı sıra farklı destekler de sağlıyorsunuz. Bu yaklaşımınızın nedenlerinden ve birlikte çalıştığınız çocuklara katkılarından bahseder misiniz?
Derneğimizin ana amacı; sanat aracılığı ile çocuk >aile>toplum etkileşiminin olumlu anlamda gelişmesidir. Bu nedenle çocuklarımızın gelişimine katkısı olan destekler de veriyoruz. Çocuklarımızın pozitif ortamlara aidiyet duygusu gelişmekte sosyal ilişkileri de olumlu anlam kazanmaktadır.

Çocuklara verdiğimiz keyifli ev ödevleri (şarkı, resim ) ile ebeveynin ve kardeşlerin de interaktif katılımı sağlamakta bu da – eğer evde olumsuz bir atmosfer var ise – bireylerin kaliteli bir zaman dilimi geçirmelerini sağlamakta. Ayrıca çocukların akademik olarak bireysel ihtiyaçlarını karşılamak için programlar geliştiriyoruz. Örneğin müzik çalışmalarındaki gözlemlerimiz sonucunda müzik için matematik programı gerçekleştiriyoruz.

Yerel bir örgütlenme olan Zeytin Çekirdekleri Derneği, çalışmalarını başta Ayvalık Belediyesi olmak üzere farklı kurum ve kuruluşlarla iş birlikleri kurarak gerçekleştiriyor. Bu iş birliklerinin kapsamını ve derneğinizin çalışmalarında nasıl bir etkisi olduğunu paylaşır mısınız?
Ayvalık Belediyesinin yanısıra İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri, Kaymakamlık ve Boğaziçi Üniversitesi İle Zeytin Çekirdekleri Sosyal Sorumluluk Projelerinde işbirliği içindeyiz. Bu kurum ve kuruluşlar dezavantajlı bölgelere okullara ve dezavantajlı çocuk ve ailelerine ulaşabilmemizde olumlu katkılar sağlamakta. Projelerimizde eğitim alan çocukların eğitimsel ya da psikolojik sorunlarının çözülmesinde ciddi katkıları olmakta. Üniversitelerin bu projeye katılmasını çok önemli buluyoruz. Boğaziçi Üniversitesi bu anlamda çok güzel bir örnektir. Tiyatro ve yaz okulları ayağında önemli işlevler üstlenmiş durumdalar. Ayrıca devlet senfoni orkestraları, opera ve baleleri, ve konservatuarları ile işbirliğimiz, çocukların vizyonlarına ve toplumsal gelişimlerine önemli katkı sağlıyor, dünyalarını genişletiyor.

Sivil Toplum için Destek Vakfı Şartlı Hibe Programı kapsamında, Turkey Mozaik Foundation tarafından sağlanan hibe desteği ile gerçekleştireceğiniz Renkli Saatler Programı’ndan bahseder misiniz? Bu hibe desteğinin çalışmalarınıza nasıl bir katkı sağlayacağını düşünüyorsunuz?
Renkli Saatler Programı 7-12 yaş ilköğretim seviyesindeki çocuklarla yaptığımız bir proje.
Erken yaşta ulaştığımız dezavantajlı çocukların yoksun oldukları ama gelişimleri için temel ihtiyaçları olan özgür sosyokültürel ve sosyopsikolojik ortamlar yaratarak aidiyet, yaratıcılık ve hayal güçlerini geliştirmelerine dinleme>anlama>düşünme>ifade etme zincirini kurmalarına fırsat verilmekte.

Somut bir örnek vermek gerekirse bir şarkının sözlerini kendilerinin yaratarak ve ritim katkıları sağlanarak bestelenen şarkıları var. Renkli Saatler ve Dodo Kuşu şarkıları bu şekilde oluştu.

Özellikle 2019-2020 döneminde kendilerinin yaptığı şarkılardan repertuar oluşturma hedeflerimiz var. Ayrıca Renkli Saatler Programını ve felsefesini kırsal kesimlerde geliştirmek amacı ile 14 köy mahallesi ve merkezden 300 çocuğa ulaşmayı hedefledik. Tüm bunlar dışında bir de Renkli Saatler Cdsi yapmayı planlıyoruz. Sekizer haftalık programlara katılan çocuklara 2 kültür gezisi yapma çabamız var. Müzik çalışmalarına interaktif katılımları için eğitim materyalleri ve orff çalgıları setlerimizi geliştirmek istemekteyiz.

Hibe desteğinin bu alanlarda çok önemli katkısı olacağını inanıyoruz.

Zeytin Çekirdekleri Derneği’nin 2019-2020 döneminde gerçekleştirmeyi planladığı diğer çalışmalardan bahseder misiniz? Derneğin çalışma modelini farklı yerlerde de uygulamayı düşünüyor musunuz?
2019-2020 döneminde orkestra, çalgı eğitimi, koro, tiyatro eğitimlerimizi geliştirme, yeni çocukların katılımını sağlama yönünde çalışmalarımız devam etmekte. Ayrıca bu yıl ilk defa mandolin orkestrası kurma hedefimiz var. Tiyatro grubumuz ise Romeo Jüliet oyunun sahneleyecek. ‘’El sistema Avusturya‘’ ile Beethoven’ın 250. doğum yılı konulu ortak konser hedefimiz için çalışmalar başlıyor. Gerekli fonu sağlamak için çalışmalarımız ve kampanyamız 2020 de devam edecek. İkinci beş yıl stratejimiz olan Türkiye genelinde faaliyet göstermek ve genişlemek için Ayvalık dışında bu yıl iki pilot bölgede; Kars ve Balıkesir de proje yapma hedeflerimiz var.

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği ile çalışmalarını konuştuk

By | Röportaj

Sivil Toplum için Destek Vakfı bağışçıların ihtiyaçları çerçevesinde ilgili kuruluşlara zaten yapılacak bağışların izlemesi ve etkisi ile ilgili kolaylaştırıcılık yapıyor. Türk Üniversitesi Kadınlar Derneği (TÜKD) bu çerçevede desteklenen kuruluşlardan biri. Kasım ayında TÜKD’ye vermeye başladığımız 9.750 TL’lık kurumsal katkıya istinaden aşağıda kurum yetkilileriyle yaptığımız röportajı bulabilirsiniz.

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) sivil toplum açısından çok eski bir kurum. Ne zaman ve neden kuruldu?

Derneğimiz; Türkiye’nin ilk kadın hukukçularından Av.Süreyya Ağaoğlu (1903-1989) ve Beraat Zeki Üngör, ilk kadın profesörlerimizden Sara Akdik (1897-1982), Şevket Fazıla Giz (1903-1981), Fatma Müfide Küley (1904-1995), ilk kadın astronom, ilk kadın dekan ve ilk kadın senatör olan Nüzhet Toydemir Gökdoğan (1910-2003), ilk kadın kimyagerimiz Remziye Hisar (1902-1992) , Çapa Öğretmen Okulu ve Eğitim Enstitüsü’nde pedagoji ve ruh sağlığı öğretim üyesi Nebahat Karaorman (?-1986) , ilk kadın hukuk profesörü ve aynı zamanda dünyanın ilk kadın Roma Hukuku Profesörü Türkan Rado (1915-2007) ve ilk jinekoloğumuz, ülkemizdeki ilk kadın doğum kliniğinin kurusucu ve İstanbul Boğazı’nı da yüzerek geçen ilk kadın unvanına sahip Pakize Tarzi (1910-2004) hanımefendiler tarafından  19 Aralık 1949 yılında kurulmuş.

Cumhuriyet sonrası, kadın haklarının yeni yeni anlaşılmaya başladığı Türkiye’de ilk nesil kadın yüksek okul mezunları veriliyor. Bu başarılı bir avuç üniversite mezunu kadın, alanlarında hevesle ve tutkuyla çalışıyorlar. İçlerinden biri Prof. Sara Akdik bir Londra seyahati sırasında tesadüfen Uluslararası Üniversiteli Kadınlar Derneği (International Federation of University Women – IFUW) çalışanları ile tanışıyor, dernek hakkında detaylı bilgi alıyor. İstanbul’a döndüğünde dernek hakkında öğrendiklerini arkadaşlarına anlatıyor ve arkadaşlarının da onayı ve desteği ile 19 Aralık 1949 tarihinde Üniversiteli Kadınlar Derneği’ni kuruyor. Yıllar süren özverili çalışmaları ile dernek bu günlere geliyor.

Bakanlar Kurulu Kararı ile 1953 yılında uluslararası faaliyet izni alan dernek, 1955 yılında Uluslararası Üniversiteli Kadınlar Federasyonu( GWI)  asil üyeliğine kabul ediliyor. Yine Bakanlar Kurulu Kararları ile 1970 yılında kamu yararına dernek statüsüne sahip oluyor.

2002 yılında Avrupa Üniversiteli Kadınlar Birliği’ne de (UWE) üye olan Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) bugün Prof. Dr. Nevin Gaye Erbatur’un Genel Başkanlığı’nda yoluna devam ediyor.

Oldukça geniş bir yapılanması var. Bugün TÜKD’nin kaç şubesi var ?

Türkiye genelinde 27 şubemiz var.

TÜKD’nin İstanbul şubesinin yaptığı çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

TÜKD İstanbul şubesi olarak Dostluk Köprüsü, Aile İçi Şiddetin Önlenmesi, Kadın ve Kentleşme, Armağanınız Kitap Olsun, Çocuk Gelinler Geleceğe Umut Köprüsü, Mina’nın Çocukları projelerini yürütmekteyiz. 

‘Dostluk Köprüsü Burs Projesi ‘çerçevesinde Devlet Üniversitelerinde okuyan, ihtiyaç sahibi,  akademik başarısı yüksek olan üniversiteli genç kızları destekliyoruz. Sadece İstanbul Şubemiz ile 300’e yakın başarılı kız öğrenciye burs vermekteyiz. Onlarla burs verenler arasında dostluk köprüleri kurarak, üniversiteli kızlarımızın başarılı ve güçlü kadın bireyler olarak yetişmeleri için bir nevi mentorluk yapmaya çalışmaktayız. 

Burs verenler ile öğrenciler arasında bir dostluk kurulmasını, burs verenin öğrencimizle deneyimlerini paylaşıp bu zorlu yolculuklarında onlara destek olmalarını amaçlıyoruz.  Geleceğin güçlü ve başarılı kadınlarını yetiştirebilmek amacıyla, İstanbul Şube Akademi adı altında deneyimli eğitmenlerle çok çeşitli eğitim programları ve lisan kursları düzenliyoruz. Erasmus’a giden öğrencilerimize maddi destek sağlıyoruz. Sektörün ileri gelen firmalarıyla görüşerek öğrencilerimize staj,  mezunlarımıza iş konusunda yardımcı olmaya çalışıyoruz.

Öğrencilerimizin kültürel alanda kendini geliştirmesi, İstanbul’u tanımaları, dernek üyeleri ve diğer bursiyer öğrencilerle zaman geçirebilmesi için tiyatrolara, operalara, dünyaca ünlü sanatçıların sergilerine ve müzelere ziyaretler düzenliyoruz. Her yıl boğazda tekne gezileriyle baharı karşılıyoruz. Her ay Derneğimizde  sinema etkinlikleri düzenliyoruz. O alanda uzman bir konuğumuz öğrencilerimizle birlikte filmi izliyor ve sonrasında birlikte yorumluyorlar.

Ayrıca her yıl, iyi not ortalamasına sahip olan öğrencilere Başarı Ödülleri takdim ediliyor. Tablet, bilgisayar, cep telefonu gibi öğrencinin eğitimi süresince ihtiyacı olabilecek ödüller vermeye gayret ediyoruz.

Aile içi şiddet konusunda hukuk okuryazarlığı eğitimi veriyoruz. Çünkü mağduriyetler karşısında hakkını hukukunu bilerek arayan nesiller ile toplumu daha hukuki bir zemine taşıyabileceğimize inanıyoruz. Bursiyerlerimizi bu alanda bilinçlendiriyoruz. Onlarda çevrelerini bu konuda aydınlatıyorlar.

Okumayan bir toplumun kaliteli bir gelişim sağlayacağına inanmıyoruz. O sebepledir ki kitap okumayı teşvik ediyoruz ve daha okuryazar bir toplum olma hedefinde “Armağanınız Kitap Olsun” projesini gerçekleştiriyoruz.

Bir diğer projemiz kapsamında kadın ve kentleşme; çeşitli kadın topluluklarına sağlık,hukuk, beslenme, ergen ilişkileri konusunda uzman dost ve üyelerimiz tarafından sohbet toplantıları düzenliyoruz

Vakfımızdan aldığınız hibe desteğini hangi ihtiyacınız için kullanacaksınız?

Vakfınızdan aldığımız desteği, Dernek çalışmalarımızda bizimle çalışan, haftanın değişik günlerinde, bilgisayar, dosyalama, etkinlik organizasyonlarında bize yardımcı olan, toplantılarımıza katılıp not tutan  4 öğrencimize 9 ay boyunca kitap yardımı olarak cep harçlığı biçiminde kullanacağız.

Önümüzdeki dönem hangi faaliyetleri yapmayı hedefliyorsunuz? Bunlara değinebilir misiniz?

Bütün bu faaliyetlerimiz önümüzdeki dönem de devam ediyor olacak. Bunlara ek yeni bir çalışmaya başlıyoruz, adı “Mina’nın Çocukları”. Bu proje kapsamında gençlerin klasik eğitim biçimleri dışında kendilerini tanımalarına yönelik bir süreçle tanışmalarını sağlamayı umuyoruz.