Tag

toplumsal cinsiyet eşitliği arşivleri - Sivil Toplum için Destek Vakfı

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2020 dönemi Başvuruları Sona Erdi

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2020 dönemi için başvurular sona erdi. Fona ilgi gösteren tüm STK’lara teşekkür ederiz.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’na 8 şehirden 28 sivil toplum kuruluşu başvuru yaptı. Başvuru sahibi kuruluşların 25’ü dernek, 3’ü vakıf oldu. Fondan talep edilen toplam hibe tutarı 2.249.950 TL; STK başına talep edilen ortalama hibe miktarı ise 86.596 TL oldu. 20 STK projeleri için başvuru yaparken, başvuruların 8’i kurumsal gelişimin desteklenmesi için yapıldı.

Başvurular ile ilgili değerlendirme sürecimiz başladı. Sonuçlar hakkında bilgilendirmeleri ilerleyen dönemde internet sitemiz ve sosyal medya hesaplarımız üzerinden paylaşacağız.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2020 Dönemi Başvuruları Açıldı

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak, toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını ve kurumsal gelişimlerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation iş birliği ile bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2020 dönemi başvuruları açıldı.

Fon kapsamında, toplumsal cinsiyet eşitliğini geliştirmeye yönelik çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşlarının:
– Sistematik bir değişim için tasarlanmış, uygulandığında bir model oluşturma vizyonuna sahip yenilikçi pilot proje fikirlerine,
– Alanda çalışan bir STK’nın kurumsal faaliyetlerini ve/veya gelişimini desteklemeye yönelik çalışmalara ve
– Kampanya ve savunuculuk odaklı faaliyetlere hibe desteği sağlanacak.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu kapsamında STK’lara dağıtılacak hibenin toplam tutarı en az 240.000 TL’dir. Başvuru yapan STK’lar hibe programından en fazla 80.000 TL talep edebilirler.

Aşağıdaki başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar hibe programına başvurabilir:
– En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan,
– 2019 gelirleri en az 30.000 TL en fazla 1.500.000 TL olan,
– Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler ve diğer kar amacı gütmeyen,
– Geçmiş dönemde toplumsal cinsiyet eşitliğini geliştirmekle ilgili çalışmalar yapan kuruluşlar.

Fona başvurmak isteyen STK’ların başvuru formunu 16 Mart 2020 günü saat 10:00’a kadar eksiksiz olarak doldurmaları gerekir.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2020 dönemi hakkında detaylı bilgiye (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve takvim) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.

Kadın Cinayetleri Durduracağız Platformu Derneği Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu Kapsamında Desteklenen Projesini Anlattı

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

2019 yılında ilk kez açtığımız Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile desteklediğimiz Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği ile platformun çalışmalarını, 6284 sayılı Kanunun kadın hakları açısından önemini ve desteklenen projelerini konuştuk.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun kurulma süreci, Türkiye’de yakın zamanda çok büyük bir toplumsal tepkiye sebep olan Münevver Karabulut cinayeti ile başlıyor. Bize Platformun bileşenlerinden ve yaptığı çalışmalardan bahseder misiniz?

Platform, öldürülen kadınların aileleri ve şiddete maruz bırakılan kadınlar tarafından kuruldu ve çalışmalarımıza bu şekilde devam ediyoruz. Yüzlerce kadın cinayeti, fiziksel-cinsel şiddet, tehdit, hakaret ve çocuk istismarı davası takip ettik ve takip etmeye de devam ediyoruz. Her ay ve her yıl kadın cinayeti gerçeklerinin raporunu kamuoyu ile paylaşıyoruz. Mücadelemize dair kararları, aramıza katılmak isteyen tüm kadınlarla birlikte düzenli toplantılarla alıyoruz. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanunun uygulanması için eylemler ve eğitimler düzenliyoruz. Kadınları bu mücadeleye katmak ve çözümü gösterebilmek için stantlar açıyor, broşürler dağıtıyoruz. Acil durumlarda kadınların ulaşabileceği destek hattımızla kadınları ihtiyaç duydukları destek konusunda uygun şekilde yönlendiriyor, işlemeyen mekanizmaların harekete geçmesini sağlıyoruz.

Platform olarak Türkiye’deki kadın cinayeti verilerini derleyerek her ay kamuoyu ile paylaşıyorsunuz. Kadın cinayetlerine ilişkin verilerin paylaşımı ve kamuoyunun konuyla ilgili düzenli şekilde bilgilendirilmesinin bu alandaki mücadeleye nasıl bir katkısı oluyor?

Verilerin hazırlanması kadın cinayeti gerçeğinin açığa çıkarılması açısından önemlidir. İstanbul Sözleşmesi’nde de belirtildiği gibi sorunun tespiti ve alınan ya da alınmayan önlemlerin etkisinin ölçülmesi için verilerin tutulması şarttır. Örneğin bizim açıkladığımız kadın cinayeti raporu, 2011 yılının kadın cinayetlerinin en az gerçekleştiği yıl olduğunu gösteriyor. Bu bilgi kadın cinayetlerini durdurmak için nasıl mücadele edilmesi gerektiğini anlamamız için önemli bir veri sağlıyor. 2011 yılında ne olmuş diye baktığımızda İstanbul Sözleşmesi’nin imzalandığı, 6284 sayılı Kanunun gündeme geldiği yıl olduğunu görüyoruz. Bu da bizi İstanbul Sözleşmesi ve sayılı kanunun uygulanması için bir mücadele vermeye götürüyor.

Kadın cinayetleri sizin ve pek çok kadın hareketi bileşenin de etkisiyle giderek daha görünür hale geliyor, toplumsal bir tepki ve kamuoyu yaratılıyor. Buna rağmen, gerçekleşen şiddet vakalarında azalma gözlemlenmiyor. Kadın cinayetlerini önlemek için ne gibi toplumsal mekanizmalara ihtiyacımız var?

Öncelikle kadın-erkek eşitliğini esas alan önleyici politikalara ihtiyaç var. Yetkililerin açıklamaları, bakanlıkların uygulamaları, yetkili mekanizmaların şiddeti durdurmaya yönelik irade geliştirmesi ve birbiri arasındaki koordinasyonu bu önleyici politikaları kapsar.

Önleyici politikalar tek başına yeterli değildir. Devam eden şiddete karşın tehlike altında olan kadınlar korunmalıdır. Bu da 6284 sayılı Kanun ile mümkündür. 6284 sayılı Kanun etkin bir şekilde uygulanırsa şiddet açığa çıkmadan ya da düzeyi ilerlemeden durdurulabilir.

Eğer şiddet açığa çıktıysa adaletin sağlanması gerekir. Bu süreç kadınların daha fazla örselenmesinin önüne geçerek işletilmelidir. Adalete olan inancın zayıf olmasına rağmen şiddete maruz bırakılan kadınların şikayetçi olma oranının da yükseldiğini görüyoruz. Adalet mekanizması da adil yargılamalar yaparak adaleti sağlamak zorundadır. İstanbul Sözleşmesi’nde de belirtildiği gibi toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak açısından şiddeti normalleştiren ceza indirimlerinin uygulanmaması gerekir. Adaletin sağlanması, sadece kadınların örselenmemesi için değil caydırıcı olacağı için de önemlidir.

Tüm bunlarla beraber sosyal, ekonomik ve siyasi olarak kadınların güçlendirilmesi gerekir. Örneğin 11 milyon kadının iş gücü dahi sayılmadığı, işsizliğin yüksek olduğu Türkiye’de kadınların haklarına sahip çıkma imkanı azalıyor. Ancak sosyal, ekonomik ve siyasi anlamda güçlü olan bir kadının şiddet tehlikesiyle başa çıkması çok daha kolaydır.

Tüm bu mekanizmalar İstanbul Sözleşmesi’nde tanımlanmıştır ve 6284 sayılı Kanunda önemli ölçüde çözümü vardır. Bu nedenle çoğu mekanizmanın işlememesi kadın cinayetlerini körüklüyor. Bütünlüklü olarak bu süreçler işletilirse kadın cinayetlerini durdurabiliriz.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kadınlara ne tür haklar sağlıyor? Alandaki deneyimlerinizden yola çıkarak Kanunun uygulamasına dair mevcut durumu değerlendirebilir misiniz?

6284 sayılı Kanun sadece aile içinde değil, bir kadının tanıdığı ya da tanımadığı bir erkeğin şiddet eylemine ya da olası şiddet tehlikesine karşı koruma sağlıyor. Kanunda, uzaklaştırma kararı, kadının çocuklarıyla berber şiddet kaynağından uzak barınma imkanı, iş yeri değişikliği, kimlik bilgilerinin değiştirilmesi, adres bilgilerinin gizliliği, elektronik kelepçe uygulaması, yüz değiştirme, maddi destek, çocukların geçici velayeti gibi pek çok koruma ve tedbir maddesi yer alıyor. Tüm kararlar bakanlıkların ve uygulayıcıların koordinasyonu ile gerçekleşmesi gerekiyor ama bu şu an yapılmıyor.

Bir kadın uzaklaştırma kararı aldırdığında bu çoğu zaman kağıt üstünde kalıyor, kadının güvende olup olmadığının takibi yapılmıyor, ya da ihlal durumunda zorlama hapsi için emniyet harekete geçmiyor. Yasada dava görülmeksizin zorlama hapsi uygulanması gerekirken şu an fiili olarak dava açılıyor. Geri kalan koruma ve tedbir kararları ise çok zor çıkıyor. Basından gördüğümüz kadarıyla yüz değiştirme ameliyatı talebi için ise bakanlık bütçelerinin yetersiz olduğu söyleniyor. Elektronik kelepçenin de yetersiz sayıda olduğu belirtiliyor. Kadınlara iş imkanı ve maddi yardım çok zor sağlanıyor. Ya reddediliyor ya da bu karar çıkana kadar uzun süreler geçiyor. Kadınların ne düzey tehlikede olduğunu anlayarak ona uygun koruma kararı verilmesi gerekirken çoğu zaman sadece uzaklaştırma kararı veriliyor. Eskiye göre gelişme olsa da kadınların şikayetlerinin emniyet tarafından işlenmediği de oluyor. İş yeri değişikliği talebi olduğunda kurumlar arası koordinasyonsuzluk sebebiyle talep ya reddediliyor ya da kararın çıkması uzun süre alıyor.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Vakfımızın 2019 yılında ilk kez açtığı Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’ndan hibe desteği alan kuruluşlar arasında yer alıyor. Fon kapsamında desteklenen “Kadınların Can Simidi: 6284 Sayılı Kanun” projesinden bahseder misiniz? Bu proje ile ne tür çalışmalar gerçekleştireceksiniz?

Yukarıdaki soruların cevabından anlaşılacağı üzere İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanunun uygulanması kadınlar için hayati öneme sahiptir. 6284 sayılı Kanunun uygulanması kadına yönelik şiddetin ilk anda önüne geçmek için önemli bir basamaktır. Bu nedenle ‘can simididir’ 6284 sayılı Kanunun uygulanması için önce toplumun farklı kesimlerinin kadınların haklarını bilmesi ve etrafındaki kadınlara güç vermesi gerekir. Bu nedenle, kadınların bulunduğu çevrede en kolay ulaşabilecekleri yerel yönetimleri projedeki odak noktamız olarak seçtik. Beş ilin iki ilçesinde hem belediye çalışanlarına hem de muhtarlara İstanbul Sözleşmesi kapsamında 6284 sayılı Kanunun eğitimlerini veriyoruz. Aynı zamanda o bölgedeki kadınlara yönelik olarak da eğitimler düzenliyoruz. Bu eğitimler, hem 6284 sayılı Kanun çerçevesinde kadınların var olan haklarının neler olduğunun eğitime katılanlar açısından bilinmesini sağlıyor hem de katılanların çevrelerini etkilemesini sağlıyor. Aynı zamanda sadece kişisel etkiler değil belediyelerin kadına yönelik şiddete karşı da harekete geçmesini sağlıyor.

CŞMD’nin Çocukların Bedensel Söz Hakları Eğitmen Eğitimi Projesi Tamamlandı

By | Çocuk Fonu

2018 – 2019 döneminde Çocuk Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla 53.400 TL hibe desteği sağladığımız Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği (CŞMD) “Çocukların Bedensel Söz Hakları” Eğitmen Eğitimi projesini tamamladı.

Cinsel istismarla mücadele alanında farklı hedef kitlelerin yanı sıra çocuklar için de çalışmalar yürüten CŞMD, çocukların bedensel söz hakları ve kapsamlı cinsel eğitim haklarına erişmeleri, toplumdaki çocuk algısı ve istismarla ilgili yanlış inanışlardan kaynaklanan sorunların çözümü için çalışıyor. Dernek, çocuklara ve yetişkinlere yönelik hazırladığı içerikleri çocuk alanında çalışanlar, eğitimciler ve ebeveynlere ulaştırarak konuyla ilgili farkındalığın ve doğru bilginin artmasını amaçlıyor.

Dernek, çocukların cinsel istismarına karşı farkındalık yaratmak ve çocuğun bedensel söz hakları konusunda görünürlük sağlamak amacıyla 2018 yılında Şişli Belediyesi ile “Çocuk Anlatır Sen Dinle, İstismarı Önle!” isimli kampanyayı yürüttü. Kampanyanın ardından pek çok yerel yönetimden benzer çalışmalar yapmak için talepler alan CŞMD, bu taleplere cevap verebilmek amacıyla Ocak-Eylül 2019 tarihleri arasında Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla Çocukların Bedensel Söz Hakları Eğitmen Eğitimi projesini hayata geçirdi.

Belediyelerde uygulanmak üzere bir eğitim modelinin hazırlanması, hak temelli yaklaşımın belediye çalışanları ve belediyelerce benimsenmesi ve konunun gündemden düşmemesi amacıyla uygulanan proje kapsamında yetişkinlere yönelik eğitim içeriği ve materyalleri hazırlanarak üç günlük eğitmen eğitimleri düzenlendi. İki eğitmen eğitimine; 9 belediyeden 20 belediye çalışanı ve Mili Eğitim Bakanlığına bağlı Rehberlik Araştırma Merkezlerinden toplam 20 psikolojik danışman ve rehber öğretmen katılım sağladı. Eğitmen eğitimlerini alan toplamda 40 katılımcı, okullarda ve belediyelerde toplam 16 eğitim uygulaması gerçekleştirdi. Belediyelerden gelen talep doğrultusunda, bu eğitmen eğitimi modeli ile 230 kamu çalışanına ve 800 çocuğa ulaşılmış oldu. Ayrıca sosyal hizmet uzmanları ve psikologlar tarafından çocuk katılımını ve çocuk haklarını merkeze alan “Çocukların Bedensel Söz Hakları” isimli bir uygulama kılavuzu ve örnek bir seminer sunumu hazırlanarak eğitimlerde kullanıldı ve referans kaynak oluşturuldu.

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği ile projeye dair yaptığımız röportaja buradan, oluşturulan rehbere de buradan ulaşabilirsiniz.

Uçan Süpürge Vakfı ile sağladığımız kurumsal destek hibesini konuştuk

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Uçan Süpürge Vakfı kadın hareketi içindeki köklü örgütlenmelerden biri. Özellikle bugüne kadar hayata geçirdikleri film festivali ile önemli bir geleneğin de devamını sağlıyorlar. 2019’un sonbaharında ilan ettiğimiz Toplumsal Cinsiyet Eşitliği hibe programı kapsamında desteklemeye başladığımız Vakıf ile çalışmalarını konuştuk:

Sivil Toplum için Destek Vakfı: Uçan Süpürge, toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki çalışmalarına uzun süredir devam ediyor. Çalışmalarına 1996 yılında kar amacı gütmeyen bir şirket olarak başlayan ve 2017 yılında vakıflaşan Uçan Süpürge’nin faaliyet alanları ve çalışmalarından bahseder misiniz?
Uçan Süpürge 13 Kasım 1996’da kar amaçı gütmeyen bir şirket olarak hayatına başladı. 2009 yılında dernek statüsü kazandı. 2017 yılında Uçan Süpürge Vakfı kuruldu. Vakıf kurucuları Halime Güner, Sündüz Haşar, Sevinç Ünal, Elif Topkaya Sevinç ve Ayşe Ürün Güner. 22 sene önce bu yolculuğa kadınların ve kadın örgütlerinin birikimlerine olan inancımızla başlamıştık. Bugün Uçan Süpürge Vakfı olarak devam ediyor, şirket ve dernek olarak çalıştığımız yılların deneyim ve birikimleri üzerinde yükseliyoruz.

90’larda kadın örgütlerinin kurumsallaşması bir ihtiyaçtı ve kadın hareketinin örgütlenmesi kadınlardan gelen talep üzerine gerçekleşti. Bugün yine zor zamanlardan geçiyoruz. Kadın cinayetlerini, kadına ve çocuğa karşı cinsel tacizi, şiddeti, hak savunucularına karşı yapılan haksızlıkları yaşamaya devam ediyor, çalışma yaşamından eğitime kadar kadınların kazanılmış haklarında geri adımların atıldığını görüyoruz. Bu yüzden tekrar bir araya gelmemiz, eylemlerimizi hatırlamamız gerekiyor. Kadınların güçlendiği, toplumsal cinsiyet eşitliğinin hayatın her alanında sağlandığı, herkes için adil bir dünyaya kavuşmak üzere değişim yaratmalıyız. Bunun için de başından beri yaptığımız gibi kadın örgütleri arasında etkileşimi ve iletişimi artırmak, yerel, ulusal ve uluslararası çalışmalara yön vermek ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği alanında farkındalık oluşturmak istiyoruz.

Uçan Süpürge bugüne kadar kadın örgütlenmesinde pek çok ilke imza attı. 1997’de daha Türkiye’deki kadın örgütleri arasında etkileşim çok zayıfken Bölge Toplantılarını başlatarak bu etkileşimin artmasına, ilişkilerin ve dayanışmanın güçlenmesine ortam yarattı. Kadın örgütlerinin kendi aralarındaki iletişimini sadece il il gezerek ve onları ziyaret ederek değil aynı zamanda bunu bir yayına çevirerek de destekledi. Uçan Haber Dergisini çıkarmak, yerel ve ulusal olmak üzere radyo programları yapmak, Kedi Dili ve Masalın Eksik Yüzü adında televizyon programı ve TRT’de yer alan birkaç programa danışmanlık yapmak, Yerel Kadın Muhabirler Ağı, Uçan Süpürgenin sürekli güncellenen web sayfası kadın örgütleri arasındaki iletişimleri güçlendirmek adına yaptığı çalışmalardı. Bunların yanı sıra kapsamlı bir araştırma sonucu Türkiye Kadın Örgütleri Rehberi’ni hazırlayarak sivil toplumun kullanımına sundu.

Kamu ile kadın sivil toplum kuruluşları arasındaki diyalogları artırmak için ‘İlk Adım’ projesini başlattı. Kadın Örgütleri, illerdeki üniversite kadın çalışmaları bölümleri ve yerel yönetimlere ortak çalışma ortamları yaratan ‘Patikalardan Yollara’ projesi ile illeri dolaştı. Demokrasideki Kadın İzlerini Meclise taşıdı. Mecliste CEDAW şampiyonlarını seçti ve onlarla birlikte çalıştı.

3 kez ulusal kadın sivil toplum kuruluşları toplantısı organizasyonunu yaptı. Bunlar 2000 yılı Pekin+5 toplantısı; 149 kadın örgütü temsilcisi, 2003 yılı 2. Ulusal STK toplantısı; 81 ilden katılan 453 kadın örgütü temsilcisi, 2013 yılı 3. Ulusal STK toplantısı; 81 ilden katılan 600 kadın örgütü temsilcisi ile yapılan toplantılardı.

‘Benim Madam Curiem’ projesiyle çocukların geleceğe hazırlanırken özellikle meslek planlamalarında ufuklarının açılmasını ve kadınlara atfedilen kalıplaşmış meslekler konusunda yerleşik algının kırılmasını hedefledik. 2003 yılından itibaren Uçan Süpürge çocuk gelinler, erken yaşta ve zorla evlilikler konusunu devletin gündemine ve kadın örgütlerinin çalışma alanına taşıdı. ‘Çocukgelinlerehayır’ ulusal platformunu kurdu. Nijer, Nijerya, Hindistan, Bangladeş gibi ülkelerle beraber Avrupa’nın birçok ülkesinde bu alanda çalışmaları yerinde gördü ve deneyim biriktirdi. KEFEK’te (Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu) erken yaşta ve zorla evlilikler alt komisyonu kurulması konusunda çalışmaları oldu.

Türkiye’de bir ilk olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali; kadın yönetmenlerin çektikleri filmleri gösteren bir festival olarak her yıl dünya çapında kadın yönetmenleri, oyuncuları davet ederek Türkiye’de Kadın Yönetmen ve Yapımcılar Buluşmalarını gerçekleştirmiştir ve bu sayede bu sektörde kadınlar arasında bir iletişim ağı kurmaya, iletişimde iş birliklerini güçlendirmeye ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda eğitimler vermeye devam etmektedir.

Uçan Süpürge son yıllarda kadın örgütlenmelerindeki yaşanan moralsizlik nedeniyle yeni ortamı iyi okuyabilmek için 2018 yılında 56 kadın örgütü ile eylem ve strateji planları ile ilgili çalışmalarını başlatmıştır. Buradan aldığı güçle Uçan Süpürge 21. Uluslararası Kadın Filmleri Festivalini kendi gücüyle tamamlayıp, vakfını kendi gücüyle kurmuştur.

Vakıf kurulduğundan beri yaptığımız çalışmalardan da kısaca söz etmek gerekirse;

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mezunları Derneği ve Uçan Süpürge Vakfı İş birliği ile Düzenlenen Söyleşiler; 2018 yılı Kasım ayında başlayan söyleşiler dizisinde ODTÜ Mezunları Derneği iş birliği ve Ayşe Füsun Gönül Moderatötlüğünde Vişnelik’te düzenlenen söyleşilerde kasım ayında Funda Şenol Cantek ile ‘Yerel Seçimler Yaklaşırken Kadınların Talepleri, aralık ayında Eser Köker ile ‘Seçim Propagandalarında Olmayanlar’ı ve ocak ayında ise Özlem Akarsu Çelik ile ‘Alternatif Medya ve Yerel Seçimler’i konuşulmuştur. Söyleşiler önümüzdeki aylarda da devam edecektir.

Birleşik Krallık Ankara Büyükelçiliği destekleri ile 17-18 Kasım 2018 tarihinde Ankara’da Erken Yaşta ve Zorla Evliliklerle Mücadele Acil İl Eylem Planlarını STK’ların gündemine taşımak amacıyla; erken yaşta ve zorla evliliklerin yoğun olduğu ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın pilot il seçtiği Muş, Kilis, Bitlis, Niğde, Kars, Siirt, Kahramanmaraş, Gaziantep, Van, Yozgat, Hatay, Aksaray, Iğdır, Nevşehir, Şanlıurfa, Şırnak, Mardin ve Diyarbakır illerinden kadın kuruluşları ve baro kadın hakları temsilcileri ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından uzmanların katılımıyla atölye çalışmaları gerçekleştirildi.

UNCHR ve Ankara Büyükşehir Belediyesi ortaklığında gerçekleştirilen Cinsel ve Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet ile Mücadele Etmek için Sektörler Arası Köprüler Kurmak Projesi kapsamında Uçan Süpürge tarafından mülteci ve göçmen anne, baba ve çocuklara erken yaşta ve zorla evliliklerle mücadele etmek amacıyla eğitimler verilmiştir. Eğitimlerde erken yaşta ve zorla evliliklerle mücadelenin yanı sıra kadına yönelik şiddetle mücadelede başvurulacak mekanizmalar da anlatıldı.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Haftasında Flört Şiddeti ve Erken Yaşta Evlilik Üzerine Toplantılar: Başkent Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Küçük Ağaç Psikolojik Danışma Merkezi’nde üniversite öğrencileriyle buluşup flört şiddeti ve kadına yönelik şiddetin en ağır biçimlerinden biri olan erken yaşta ve zorla evlilikler hakkında sunum ve söyleşi yapılmıştır.

22. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali ise geçtiğimiz günlerde sonlanmıştır yakın zamanda ayrıntılı bir festival raporu yayınlanacaktır.

Uçan Süpürge Vakfı olarak yerelde faaliyet gösteren kadın örgütlerinin birbirleriyle bilgi ve tecrübe paylaşarak örgütlenmelerine destek veren çalışmalar da yürütüyorsunuz. Bu yaklaşımınızın Türkiye’de kadın örgütlerinin güçlenmesi ve kadın örgütleri arasındaki dayanışmanın artması açısından katkısını değerlendirir misiniz?
Son 5-6 yıldır Kadın STK arasında motivasyon düşüklüğü, kapatılan dernekler, GoNGO örgütlenmelerinin arttığı, korkuların yayıldığı, örgütlerin arasında iletişim eksikliğinin yaşandığı böyle bir dönemde vakıf olarak ilk yaptığımız 56 kadın örgütüyle tüm bu konularla ilgili bir toplantı yapmaktı. Bu toplantı sonunda, bu tür toplantıların devamlılığının özellikle de yerelde bölgesel olarak devam etmesinin, kadın örgütlenmelerinde yeniden ihtiyaç analizlerinin birlikte konuşulmasının önemli olduğunun altının çizildiğini belirtmek gerekir.

Bunlar Uçan Süpürge’den beklentiler olarak görüldü ve bundan sonrası için vakfın yol haritasını oluşturacak başlıklar haline geldi. Ayrıca 2018 yılı faaliyetimiz olan “Erken Yaşta ve Zorla Evliliklerle Mücadelede STK’larla İşbirliğinin Arttırılması Atölyesi” kapsamında bakanlığın il eylem planları kapsamında belirlediği 22 pilot ilden gelen STK temsicileriyle konuya dair 2 gün boyunca atölye çalışmaları yapıldı. (Rapor)

Uçan Süpürge’nin bunca biriktirilmiş tarihi ve tecrübesini paylaşmaya hazır olduğunu görüyoruz ve bunların kadın örgütlerinin güçlenmesinde katkısı çok olacaktır.

Mayıs 2019’da 22.’si gerçekleştirilen ve Vakfın önde gelen çalışmalarından biri olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin amacından ve festival kapsamında gerçekleştirilen faaliyetlerden bahseder misiniz?
Bu sene 22.’sini düzenlediğimiz festivalimizle bir kez daha sinamadaki kadın emeğini görünür kılmak için çalıştık. 1721 film başvurusu ile tarihimizde bir rekor kırdık ve dünyanın dört bir yanında kadın yönetmenlerin filmlerini Ankaralı sinema seyircisiyle buluşturduk. Bunun yanında paneller ve atölye çalışmalarımızla sanat severlere sinema adına verimli bir hafta geçirmelerini sağladık.

Dünyada bir ilki gerçekleştirerek bizim gibi sadece kadın filmleri gösteren dünyanın dört bir yanından festivalleri Ankara’da buluşturduk. Festivalimiz boyunca Ankara’da ağırladığımız festival temsilcileri ile yapılan toplantılarda kadın festivali yapmak üzerine tecrübelerimizi paylaştık.

Festivalimize dair görseller için internet sayfamızı sosyal medya hesaplarımızı takip edebilirsiniz. Bu seneki festivalimizle ilgili videolarımızı ilgili linklerde bulabilirsiniz:
– https://mail.google.com/mail/u/0/#inbox/FMfcgxwChJbtfJVVzZfTHvNsnVGHMFlc?compose=GTvVlcRzBlMKKfnkzwkLxCKTCLQBsggKmXLZzVWfqMzPwWCDdZQwkWknJJQjDfqnHPmNZJGBQZvKr
– https://www.youtube.com/watch?v=6ZGdQE–dno
– https://www.youtube.com/watch?v=ERh8xCVCKwc
– https://www.youtube.com/watch?v=I_15yAUNmVo

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Hibe Programı kapsamında Turkey Mozaik Foundation’dan aldığınız hibe desteğini hangi kurumsal ihtiyaçlarınızı karşılamak için kullanacaksınız? Bu hibe desteğin çalışmalarınıza nasıl bir katkı sağlayacağını düşünüyorsunuz?
Uçan Süpürge Türkiye’nin en uzun soluklu sivil toplum kuruluşlarından biri olmakla beraber 2017’den itibaren farklı bir kurumsal yapıda faaliyetlerine devam etmektedir. 2017 yılından beri faaliyetlerini 5 kurucu üye ve gönüllü çalışma arkadaşlarının maddi ve manevi katkıları ile yürütmektedir. Gönüllü çalışmanın sivil toplumun ayrılmaz bir parçası olmasının yanında ulusal ve uluslararası etkinliğimiz arttırmak için kalıcı sürdürülebilir bir kurumsal kapasite oluşturmanın öneminin farkında olarak özellikle gönüllü arkadaşlarımızın emeğini kalıcı yol arkadaşlığına dönüştürebilmek için aldığımız hibe desteğini personel giderleri, gönüllü giderleri ve de hesap verilebilirlik açısından muhasebe ve denetim için sağlanacak dış destekler için kullanacağız.  Bu anlamda sizlerden aldığımız desteği çok önemsiyoruz. Bu destek bizim söz konusu giderler için ayıracağımız kaynak yaratma emeğini asıl sorumlu hissettiğimiz savunuculuk emeğine ve faaliyetlerimize harcama imkanı vereceğinden yaratacağı katkı çok değerlidir.

Uçan Süpürge Vakfı’nın 2019 yılında gerçekleştirmeyi planladığı diğer çalışmalardan bahseder misiniz?
2019 yılında 23. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali ile kadınların sinemadaki emeği görünür kılanacaktır.  Yerelde kadın örgütlenmeleri ve Erken Yaşta ve Zorla Evlilikler’le mücadelede üniversitelerde farkındalık çalışmalarımız devam edecektir.