Tag

travma arşivleri - Sivil Toplum için Destek Vakfı

Türk Psikologlar Derneği ile hibe sürecini konuştuk

By | Kurumsal Destek, Röportaj

Türk Psikloglar Derneği (TPD) 1976’dan beri faaliyet gösteren eski kurumlardan biri. Kurumsal Hibe Programından Turkey Mozaik Foundation katkılarıyla aldıkları 25.250 TL destekle Kasım 2018 – Nisan 2019 tarihleri arasında önümüzdeki dönemki stratejik yönelimlerini tartışarak bir yol haritası oluşturuyorlar. Biz de dernek yetkilileriyle TPD’yi ve hibe sürecini konuştu.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (STDV): Türk Psikologlar Derneği alandaki eski kurumlardan biri. Kurumun neden kurulduğu ve genel yapısıyla ilgili bilgi verebilir misiniz?

Türk Psikologlar Derneği (TPD): TPD Türkiye’de psikoloji bilimi ve kuruluşlarının çağdaş düzeye ulaşmasını, psikologların mesleki haklarının korunmasını ve ulusal psikoloji sorunlarının çözümlenmesini, ülkemizin bu anlamdaki birikimlerini ortaya koymak doğrultusunda çalışmalarda bulunmak, psikologlar arasında birlik, beraberlik ve dayanışma sağlayarak, psikoloji biliminin ve mesleğinin ülkemizde tanıtılması, geliştirilmesi ve toplumun yararına kullanılması için çalışmalarda bulunmak; sağlık, eğitim, endüstri, işletme, adalet, askerlik, kitle iletişimi, güvenlik kuvvetleri, yayın hizmetleri, din, dil, iletişim, sosyal hizmetler, siyaset, sanat ve psikolojinin diğer uygulama alanlarında psikoloji biliminin ülkemize katkılarını artırmak, psikoloji lisans ve lisansüstü programlarının kalite standartlarının yükseltilmesi ve akreditasyon süreçlerinin yönetilmesi ve meslek elemanlarının standartlarını yükseltmek ve haklarının korunmasını sağlamak, mesleğe aykırı davrananlar hakkında ilgili birimlere duyuruda bulunmak amacı ile 25.10.1976 tarihinde kurulmuş.

Ulusal bir derneğiz. İstanbul, İzmir, Bursa, Eskişehir, Antalya ve Samsun olmak üzere altı farklı şehirde şubemiz var. TPD Türkiye’deki psikoloji lisans programlarının akreditasyonu, Avrupa Psikoloji Sertifikası gibi psikoloji temel eğitimi ve psikologluk mesleğinin icrasına dair önemli yetkileri bünyesinde barındıran ve her bir yetki alanına ilişkin çalışmalarını kurullar aracılığı ile yürüten bir dernek. Farklı alanlardaki çalışmalarımızı kurullar ve birimleri aracılığı ile yürütüyoruz. İki yılda bir yapılan genel kurullarında seçimle göreve gelen kurulları (yönetim kurulu, denetleme kurulu ve etik kurul) dışında, Akreditasyon Üst Kurulu, Eğitim Değerlendirme Kurulu ve Europsy Ulusal Ödüllendirme Komitesi aktif olarak görev yapan diğer kurullarımız. Bunun yanı sıra TPD aşağıda adı geçen birimleri aracılığıyla da toplum yararına ve meslektaşlara yönelik çalışmalarını yapılandırmakta:

Travma, Afet ve Kriz Birimi, Çocuk Çalışmaları Birimi, Test Birimi, Trafik Psikolojisi Birimi
Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Birimi, Yayın Birimi, LGBTİ Çalışmaları Birimi, Klinik Psikoloji Birimi, Sağlık Psikolojisi Birimi ve Spor Psikolojisi Birimi.

TPD’yi Türkiye’deki birçok toplumsal meseleyle ilişkili konularda aktif olarak görüyoruz. Bu, bazı konularda devletle beraber çalışmayı bazen de eleştirel bir pozisyonda olmanızı sağlıyor. Bu dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

TPD toplumsal meselelere ilişkin çalışmalarında durduğu yeri, toplumsal meselelerin hem devlet organları ile bir arada hem de yeri geldiğinde devletin politikalarına eleştirel bir yerde durularak gerçekleştirebileceği algısından yola çıkarak belirlemekte. Bu algının oluşması ve ortaya konmasındaki temel dayanak noktalarından biri psikoloji biliminin insana ve topluma bakış açısı. Bir diğeri de her ne kadar eğitimi içerisinde ağırlıklı olarak yer verilmese de insan haklarının hayata geçirilmesinde psikoloji bilimi aracılığıyla yapılacak çalışmaların göz ardı edilemeyecek olması. Örneğin toplumsal travmaya neden olan bir şiddet olayı karşısında TPD’nin insanı yardım, psikososyal destek ve dayanışma çalışmalarını, iş birliği fırsatı sunulması halinde, devlet organları ile yürütme olasılığı her zaman var. Çünkü asıl gücü elinde tutan devlet organları ile birlikte hareket ediyor olmak hedeflenen çalışmaların daha etkin bir şekilde yürütülmesine hizmet edecektir. Bununla birlikte sivil alanda var olan deneyimin devlet kurumlarında olmadığı bir sistemde sivil toplum örgütlerinin devlet organları ile kurdukları işbirlikleri devlet organlarının kapasitelerinin güçlenmesine aracılık edecektir. Yukarıda anılan ve toplumsal travmaya neden olan bir şiddet olayı karşısında devlet organlarının sivil örgütlerle işbirliğine açık olmaması durumunda ise TPD yine üzerine düşen görevleri, farklı kaynaklar yaratma yoluyla yerine getirme sorumluluğundadır. Böylesi bir durumda devlet görüşü ile ters düşme ve meseleye daha eleştirel bir yandan yaklaşma da kaçınılmaz olarak söz konusu olacaktır. Ancak eleştirel de olsa burada TPD’nin hareket noktası devlet ile ters düşmek değil, fikir ayrılıklarının olduğu zeminde de dahi toplum yararına, insan haklarını gözeten bir şekilde ve bir etik sorumlulukla hareket etmektir. Ortaya konan bu türden bir çaba aynı zamanda devletin hesap verebilirliğini sağlamak açısından da bir sivil toplum örgütü olarak sorumluluğumuzdur. Bu sorumluluk yerine getirilirken de yine devletin taraf olduğu tüm sözleşmeler temel dayanak noktasını oluşturmaktadır. Son olarak bu dengenin kurulabilmesinde TPD’nin Bakanlar Kurulu kararı ile Kamu Yararına Dernek olma statüsünün de etkili olduğu söylenebilir.

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın Kurumsal Programı’ndan yararlanmaya başlıyorsunuz. Bu hibeyi neden kullanacağınızla ilgili bilgi verebilir misiniz?

TPD’nin Türkiye’deki belli alandaki sosyal sorunların çözümüne ilişkin yürüttüğü çalışmaları yukarıda özetlenmeye çalıştık. TPD tüm bu çalışmaları yürütürken genel merkez, şubeler, genel merkeze bağlı temsilcilikler, genel merkeze bağlı kurullar ve çalışma birimlerinin koordinasyonu ile ilerlemekte. TPD’nin alt birimleri ve birimlerin örgütlenmeleri hem genel merkez hem de şubeler düzeyinde olmakta. Ancak TPD’nin yıllar içerisinde üye sayısı ve alt örgütlenme birimi sayısı ile işbirliği kurduğu kurumlar, çalışma yürüttüğü alanlar ciddi düzeyde artış gösterdi. Bu durum bir yandan daha fazla ve daha çok insanın katkısı ile çalışma yürütülmesine hizmet ederken bir yandan da ciddi koordinasyon sorunlarını beraberinde getirmekte. Bu bağlamda Nisan 2018 döneminde göreve gelen yeni Genel Merkez yönetimi ve şube yönetimleri ile kurul ve birim sorumluları TPD örgütlenme yapısında iyileştirmeye gidilmesi ve böylece kurumsal kapasitenin artırılması gerekliliği konusunda ortaklaştı. Bu kapsamda ihtiyaç duyulan çalışmalar da özetle aşağıdaki gibi:
● Genel Merkez-Şube iletişim ve koordinasyon kapasitesinin artırılması
● Genel merkez-şube-birimlerin iletişim ve koordinasyon kapasitesinin artırılması
● Birimlerim yapı ve görevlerinin yeniden tanımlanması
● Birimlerin çalışma yöntemleri için çatı yönetmelikler ve her birim için çalışma yönergelerinin oluşturulması
● Örgütlenme alanındaki uzmanların desteği ile TPD örgütlenme şemasının yeniden çıkartılması
● Gönüllü yönetimi konusunda kapasite artırılmasına yönelik danışmanlık alınması

Yukarıda bahsettiğiniz süreç sonunda ortaya bir yönelim çıkacak. Bunu hayata geçirmek için nasıl bir plan yaptınız?

Yukarıda kısaca sıralanan hedeflerin hayata geçirilmesi için bir dizi çalıştay gerçekleştirilmesi planlandı Öncelikle TPD’nin şu anki örgütlenme yapısına ilişkin olumlu ve geliştirilmesi gereken yönlerini ortaya koyan bir değerlendirme çalışması yapılacak. Sonrasında TPD şubelerinin olduğu illerde, şube temsilcilerinin ve il birim sorumlularının yer aldığı odak gruplar yapılarak genel merkez tarafından hazırlanan değerlendirmelerin bu gruplarca tartışılması sağlanacak. Bir günlük odak grup çalışmalarında katılımcılardan var olan sorunları, gelişmeye ihtiyaç duyulan alanları ve TPD’nin yeni örgütlenme yapısına ilişkin alternatif modelleri içeren bir rapor sunmaları beklenmekte. Sunulan raporlar öncelikle örgütlenme alanındaki uzmamların danışmanlığında analiz edilecek ve her odak gruptan birer temsilci ile bir ön çalıştay yapılarak analizler değerlendirilecek. Ön çalıştayda aynı zamanda TPD Örgütlenme ve Kurumsal Kapasite çalıştayının da hazırlığı yapılacak. Hazırlıkların tamamlanmasının ardından genel merkez, şube ve birim sorumlularının katılacağı ve iki uzmanın danışmanlığında yürütülecek TPD Örgütlenme ve Kurumsal Kapasite Çalıştayı gerçekleştirilecek. Bu çalıştayda, TPD’nin yeni örgütlenme ve koordinasyon modelinin ortaya konması ve kurumsal kapasite geliştirici çalışmaların somut olarak planlanması hedeflenmekte.
Yaklaşık 6 aylık bir sürede tamamlamayı planladığımız TPD Örgütlenme ve Kurumsal Kapasite Çalışmasının sonunda;
● Genel merkez-şube ve birimler arası koordinasyon yapısının güçlenmesi
● Var olan gönüllü sayısının artması
● Gönüllü yönetimi kapasitesinin artması
● Farklı çalışma alanlarına ilişkin yeni birimlerin ve çalışma gruplarının oluşturulması
● Daha fazla önleyici çalışmanın hayata geçirilmesi
● Saha çalışanlarına yönelik daha fazla kapasite artırma çalışmasının yapılması
● Sosyal sorunların çözümüne yönelik müdahale çalışmalarının yanı sıra politika oluşturma çalışmaları konusunda birimlerin kapasitelerinin artırılması konularında ilerleme kaydetmiş olacağız.

Bu stratejik arayış dışında TPD’nin önümüzdeki dönem gündeminde hangi konular var, biraz söz edebilir misiniz?

STDV desteği ile gerçekleştirilecek bu çalışma sonrasında ortaya konacak çıktıları ve yönetim değişiklikleri TPD tüzüğünde kapsamlı bir değişikliğin yapılmasını da gerektirecektir. Bu nedenle bu çalışma sonrasında bir tüzük kurultayının yapılması planlanmakta.

TPD’nin çok uzun yıllardır gündeminde olan konulardan bir tanesi Bağımsız Meslek Yasası ve Ruh Sağlığı Yasasıdır. Ruh sağlığı yasası ile ilgili çalışmalar, diğer meslek alanlarının da ortak konusu olması sebebiyle, bazı sivil toplum örgütlerinin koordinasyonunda başlatılmış ve Meclis gündemine alınmıştır. Ancak Bağımsız Meslek Yasası çalışmaları sadece TPD eliyle yürütülmesi gereken ve TPD’nin şubelerinin ve üyelerinin de görüşlerini kapsayacak şekilde planlanması gereken bir süreçtir. Böylesi bir sürecin yönetilmesi ise ciddi anlamda bir örgütsel kapasite gerektirmektedir. STDV desteği ile yürütülecek olan Örgütlenme ve Kapasite Geliştirme Projesi sonrasında oluşması hedeflenen yeni yapı ile bağımsız meslek yasası çalışmalarına başlanması planlanmaktadır. Son olarak yine bu çalışmanın çıktılarına bağlı olarak TPD’nin yeni çalışma birimleri oluşturması da hedeflenmektedir. Özellikle de psikoloji öğrencilerinin TPD’nin yönetimine, karar alma süreçlerine ve alan uygulamalarına katılımını destekleyecek bir birimleşme oluşturulması önemli çalışma hedefleri arasındadır.

Manchester Saldırısından Etkilenenler için Arı Dövmesi

By | Uzman Görüşü | No Comments

10.000 get bee tattoo to raise money for victims of Manchester Bombing / The Guardian

Makale, Manchester saldırısından etkilenen kişilere ve ailelerine destek olmak için yaptırılan arı dövmesinin nasıl bir kaynak geliştirme aracına dönüştüğünü anlatıyor. Dövme, hem bir sembol haline geliyor hem de bir dayanışma yolu yaratıyor.

Yazının tamamı için tıklayınız.

Psiko-Sosyal Travmalara Müdahale Çalışmaları ve Hibenin Etkisi

By | Röportaj | No Comments

Türk Psikologlar Derneği / https://www.psikolog.org.tr

Sivil Toplum İçin Destek Vakfından Kurumsal Program dahilinde hibe desteği alan Türk Psikologlar Derneği İzmir Şubesi, hibe sürecini ve bu süreçteki deneyimlerini anlattı. Röportajın tamamını aşağıda okuyabilirsiniz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Sivil Toplum için Destek Vakfının sağladığı hibe desteği kapsamında TPD İzmir’in 10 gönüllü psikoloğunun EMDR eğitimi (göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme) alması sağlandı. Kısaca EMDR eğitiminden ve saha çalışmalarınıza sağladığı etkiden bahsedebilir misiniz?

TPD: Türk Psikologlar Derneği, toplumsal travmalara en hızlı tepki veren kurumlardan biridir. Bünyesinde bulundurduğu gönüllü sayısı da kayda değer bir seviyededir. TPD İZMİR Şubesinde, yaklaşık olarak 25 ile 30 arasında aktif gönüllü toplamda 40’ın üzerinde de olay bazlı çalışan gönüllümüz var.

Son yıllarda, travmaya müdahale alanında çokça kullanılan ve hızlı sonuç veren tekniklerden olması nedeniyle, bu tekniğin öğrenilmesi ekibimizin travmaya müdahale becerilerinin gelişmesine yardımcı olmuştur. Ayrıca bu eğitim gönüllülerimiz için güdüleyici de olmuştur ve toplantı katılımlarına olumlu yansımıştır.

(DV): İzmir’de yaşanan Adliye patlaması sonrasında, dernek olarak psiko-sosyal destek çalışmaları gerçekleştirdiniz. Toplumsal travma müdahalelerinde -tecrübeleriniz doğrultusunda- en çok zorlandığınız konu nedir?

TPD: Toplumsal travma müdahalelerinde en çok zorlandığımız konu yardıma ihtiyacı olan kişilere ulaşmak diyebilirim. Travmaya maruz kalmış kişilere ilk önce bir bilgilendirme çalışması, yani psiko-eğitim semineri yapıyoruz ki bu çalışma travmanın etkilerini ciddi oranda azaltıyor. Bu çalışma için kişilere ulaşmak bizi zorlayan konulardan. Burada hem travmaya maruz kalanlara ulaşımımızı açacak yetkililere ulaşmak hem de direkt travmatik yaşantı yaşayanlara ulaşmak oldukça zor olabiliyor.

Bir zorluğumuz da travma alanında gönüllülerin yetiştirilmesi, hem teknik hem maddi olanakların kısıtlılığı, tüm ülke çapında yetişmiş gönüllü sayısının azlığını getiriyor.

(DV): Bahsedilen sorunun çözümüne dair Türkiye’de neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz? Bu alanda finansal destek sağlanması çözümün parçalarından biri olabilir mi?

TPD: Bu sorunun çözümüne en büyük katkı en geniş kitlelere ulaşıp travma ve etkileri konusunda bilgilendirmek ve önleyici çalışmalar yapabilmektir. Bu amaç ile yerel yöneticiler, emniyet güçleri, kurumlarda çalışan yetkili kişiler ve aile hekimlerine travma eğitimleri verilmesi, önleme ve erken müdahale açısından önemlidir.

Nasıl ki depremler ve benzeri durumlar için belli önlemler var ve halk en azından belli bir oranda ne yapması, nerede toplanması veya nereye başvurması gerektiği hakkında fikir sahibi, psikososyal destek için de bu böyle olmalı. Böyle bir olay sonrasında, insanlar ne yapmaları gerektiğini hangi durumlarda psikolojik destek aramaları gerektiğini ve nereden arayacaklarını bilmelidirler. Ayrıca psikolojik destek aramanın olumsuz bir durum olmadığı ve travma karşısında verilen tepkilerin normal olduğu da anlatılmalıdır. En ideal olanı, aslında her ilde travma ve kriz merkezleri olması ve burada psikososyal müdahale yapabilen uzmanların görev almasıdır. Bu merkezler bir afet anında da psikososyal çabaları koordine etmek ve sivil toplumun vermek istediği destekleri gerekli yerlere ulaştırmak konusunda görev alabilirler. Tüm bunların hayata geçmesi içinde ciddi finansal desteğe ihtiyaç var tabii ki.

Dolayısı ile deneyimli olan gönüllüler her olaya yetişmekte güçlük çekiyor ve doğal olarak yorgun olabiliyorlar.

(DV): TPD İzmir’in gelecek dönem çalışmalarından bahseder misiniz?

TPD: TPD, üyelerine ve meslektaşlarına, akademi dışı, mesleki eğitimler sunma konusunda Türkiye’deki en köklü ve en eski kurumdur. TPD İzmir’de bu doğrultuda üyelerine yönelik eğitim organizasyonlarına devam edecektir.

TPD İzmir bu yönetim dönemine eğitim birimimiz hariç iki adet çalışma birimine sahip olarak başladı. Kısa zaman içerisinde travma, afet ve kriz birimi ve LGBTI çalışmaları birimine çocuk ve ergen birimi, kadın çalışmaları birimi ve AR-GE birimini ekledik. Bu birimlerin ve birimlerde çalışan gönüllülerimizin kapasitesini arttırmak ve bu birimlerin faaliyetlerini çoğaltmak ana hedeflerimizden.

Birimlerimizin çeşitliliğinin ve gönüllü sayısının artması, duyulabilir olmak ve sürdürülebilir olmak gibi bazı temel çalışmalara bağlıdır. Mesleğe yeni katılacak öğrenciler dahil olmak üzere henüz üye olmamış meslektaşlarımıza da ulaşabilmek için çeşitli projeler gerçekleştireceğiz

Tüm bu çalışmalarımızda bize verdiğiniz hibe desteğiniz ile daha da güçlendik, teşekkür ederiz.

Kurumsal Destek ve Sanat Odaklı Çalışmalar

By | Röportaj | No Comments

Sosyal Kültürel Yaşamı Geliştirme Derneği / http://www.sosyalkulturelyasam.org

Sivil Toplum İçin Destek Vakfından Kurumsal Program dahilinde hibe desteği alan Sosyal Kültürel Yaşamı Geliştirme Derneği (SKYGD) hibe sürecini ve bu süreçteki deneyimlerini anlattı.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Kurumsal destek almanın sürdürülebilirlik açısından derneğinize ne gibi faydaları oldu? Kısa ve uzun dönemdeki etkilerinden genel olarak bahsedebilir misiniz?

Sosyal Kültürel Yaşamı Geliştirme Derneği (SKYGD): Kurumsal destek almanın SKYGD’nin sürdürülebilirliği açısından özellikle bu konuda bir strateji ve yol haritası çıkarma konusunda faydası oldu. SKYGD’yi hem bilen, tanıyan kişi ve kurumlara, hem de henüz bilmeyen kişi ve kurumlara yönelik bir dil ve materyaller oluştu. Buna ek olarak, SKYGD’nin mevcut ve geleceğe yönelik ihtiyaçları ve bundan sonra kısa ve orta vadede uygulanabilecek projeler şekillendi.

DV: Hibe çerçevesinde kurumsal gelişim ve kaynak geliştirme alanında 2 danışman ile çalıştınız. İnsan kaynağı konusunda destek almak, kurumun ihtiyacına dair yapılan çalışmalarda nasıl bir ivme yaratıyor?

SKYGD: Danışmanlar ile çalışmanın SKYGD’nin vizyonuna büyük katkısı oldu, somut ihtiyaçlarını ve potansiyelini ortaya çıkarma konusunda ciddi bir katkısı oldu. Operasyonun dışına çıkarak SKYGD’ye dışarıdan bir göz atma fırsatı ve hafızasını toparlama, bu anlamda da kısa ve orta vadedeki hedeflerini netleştirmede önemli bir fırsat yarattı.

DV: Sanat odaklı çalışan bir dernek olarak, en çok zorlandığınız konu nedir?

SKYGD: Sanat odaklı çalışan bir dernek olarak en çok zorlandığımız konu sanatın zaman zaman önemli bir ihtiyaç olarak algılanmaması olabiliyor. Bir örnek olarak, belediyelerin sivil toplumun çalışmalarını bir öncelik olarak görmemeleri soncunda işbirliğinde sık sık zaman ve mekan yaratma konusunda sıkıntılar yaşanabiliyor. Ayrıca, kültür sanata yatırım yapan büyük kurumlar (büyük sivil toplum kuruluşları da buna dahil olmak üzere) genelde ana akım sanat etkinliklerine daha sıcak bakıyor. Dolayısıyla organizasyonlarında ya da işbirliği stratejilerinde SKYGD gibi çok da büyük olmayan STK’ların çalışmalarına yer vermeyebiliyorlar. Örneğin, bu yılki bienale paralel olarak mülteci çocukların ürünlerinden oluşan paralel bir sergi düşünüyoruz ve buna mekan bulmakta ciddi zorluklar yaşıyoruz.

DV: Önümüzdeki dönem yapacağınız çalışmalarla ilgili bilgi verebilir misiniz?

SKYGD: SKYGD olarak, kısa vadede, özellikle yaz aylarındaki nispi sakinlikten de faydalanarak eğitmen ekibimizi ve networkümüzü güçlendirmeyi, sanat atölyeleri deneyimimizi yeni eğitmenlerin faydalanabileceği materyaller halinde toparlamayı, uygulanabilir kılavuzlar üretmeyi istiyoruz. Orta vadede ise yeni eğitmenler kazanmayı, özellikle üniversitelerin sanat bölümlerinde SKYGD’yi tanıtmayı, bu yolla ekibi genişletmeyi amaçlıyoruz. Nispeten uzun vadede ise SKYGD’nin deneyimini, yurtdışındaki benzer örneklerle birlikte tartışabileceğimiz ve paralel etkinliklerle daha geniş bir kesime ulaşabileceğimiz, sanatın dönüştürücü potansiyeline odaklanan büyük bir etkinlik yapabilmeyi arzuluyoruz. Bu hedeflere paralel olarak SKYGD’nin mevcut atölyeleri ve çalışmaları uygulanmaya devam edecek.

TPD İzmir Travma Çalışmalarına İvme Kazandırdı

By | Kurumsal Destek | No Comments

Sivil Toplum İçin Destek Vakfının kurumsal destek sağladığı Türk Psikologlar Derneği İzmir Şubesinin hibe süreci sona erdi. Hibe kapsamında saha çalışmalarında aktif 10 gönüllü psikoloğun EMDR eğitimi alması sağlandı. Eğitimlerini tamamlayan gönüllüler, iki günlük süpervizyon çalışmasını da gerçekleştirerek eğitim sürecini tamamladı. 

Alınan eğitimin hemen ardından, İzmir Adliyesi önünde yaşanan terör saldırısı sonucunda oluşan travmatik durum ile baş etme sürecinde Türk Psikologlar Derneği İzmir Şubesi hızla harekete geçip psikososyal destek çalışmalarını başlattı. Saldırı sonrası, TPD İzmir Travma Afet ve Kriz Birimi, travmadan doğrudan veya dolaylı bir şekilde etkilenen kişilere gönüllü hizmet verdi. Taziye ve ev ziyaretlerinin yanı sıra olaydan etkilenen bir çok kişiye psiko-sosyal destek sağladı ve ilk etapta 75 kişi ile temasa geçti. Bilgilendirme ve Psiko-eğitim grupları, paylaşım grupları ve bireysel görüşmeler ile çalışmalarını artırarak sürdürdü. TPD İzmir Şubesi, hibe kapsamında aldığı EMDR eğitimi ile var olan yetkinliklerine yeni bir teknik daha ekleyerek ve donanımlarını arttırarak, özellikle bireysel görüşmelerinde travma gönüllülerinin kapasitesini arttırmanın verimini yaşadı.

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneğine Hibe Desteği

By | Kurumsal Destek | No Comments

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği (CŞMD), cinsel şiddetten hayatta kalan yetişkinler, çocuklar ve tüm canlılar için var olan hakların uygulanması, geliştirilmesi ve ihlallerin engellenmesine yönelik çalışmalar yapmaktadır. 

Dernek, toplumda var olan ‘mağdur/kurban’ algısını yıkarak, hayatta kalanlar için yeni güçlendirici bir dil ve algı oluşturmaya çalışmaktadır. CŞMD, yalnızlaştırmaya ve sessizleştirmeye maruz bırakılmış bireyler arasındaki dayanışmayı arttırma ve savunma çabasındadır. 

CŞMD, kurumsal gelişimine ve kaynak geliştirme çalışmalarına katkı sağlamak amacıyla 24 Ekim 2016 – 24 Ağustos 2017 tarihleri arasında Kurumsal Program kapsamında hibe desteği alacaktır. 

Hibe desteği ile derneğin finansal sürdürülebilirliğine yönelik bir destek sağlanacaktır.

Toplumsal İhtiyaçlar ve Sanatın ‘İyileştirici’ Gücü

By | Röportaj | No Comments

Sosyal Kültürel Yaşamı Geliştirme Derneği / http://www.sosyalkulturelyasam.org/ 

SKYGD ve çalışmaları ile ilgili daha detaylı bilgi edinmek için aşağıdaki röportajı okuyabilirsiniz. Sivil Toplum için Destek Vakfı, Kurumsal Program dahilinde SKYGD’ye hibe desteği sağlıyor. 

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Sosyal Kültürel Yaşamı Destekleme Derneği hangi toplumsal problemlerin çözümüne yönelik çalışmalar yapıyor?

Sosyal Kültürel Yaşamı Geliştirme Geliştirme Derneği (SKYGD): SKYGD, toplumun ihtiyaçlarına göre her türlü dezavantajlı grupla çalışmalar yürütmektedir. Şu anda ise ağırlıklı olarak mülteci ve engelli bireylerle çalışmaktadır. Geçmişte yürüttüğü çalışmalar arasında ise risk altındaki çocuklar, gençler, kadınlar, ruh sağlığı sorunu yaşayan bireyler ve mahpuslar yer almıştır. 

DV: Aslında SKYGD geçmişi olan bir STK. Ancak özellikle son 1-2 senedir bir toparlanma sürecindeymiş gibi bir algı da var. Bundan bahsedebilir misiniz?

SKYGD: SKYGD, aslında Marmara depreminden sonra, 2000 yılında kurulmuş ve bugüne kadar Türkiye genelinde çeşitli çalışmalar yürütmüş bir dernek. Son 1-2 yılda ise uluslararası çalışmalara da dahil olmuş olması ve özellikle de ekibin yenilenmesi ile birlikte daha aktif bir döneme girmiştir. 

DV: Neden sanatın “iyileştirici” gücünden bahsediyoruz? Özellikle sanat aracılığıyla çalışmalarınızı sürdürmeniz size ve çalıştığınız alana nasıl bir katkı sağlıyor?

SKYGD: SKYGD, kurulduğu günden bu yana sanatı kişilerin yaşamla olan bağlarını güçlendiren bir araç olarak görmüş ve çalışmalarını bu görüşe dayandırmıştır. Yani “iyileştirme” dendiğinde kastedilen, çeşitli toplumsal ve ekonomik nedenlerle zayıflayan yaşamla olan bağların güçlendirilmesi, kendini ifade etme yollarının açılması ve böylece toplumsal yaşamda daha etkin ve içermeci bir yer edinmedir. SKYGD ekibi olarak sanat yoluyla yaptığımız çalışmaları iki taralı bir süreç olarak görüyoruz ve sanat atölyelerinin hedef kitleye kazandırdıklarının yanı sıra ekibe de çok şey kattığını, atölyelerin karşılıklı bir öğrenme, karşılaşma ve tanışma süreci olduğunu düşünüyoruz. toplumsal dönüşümün bu tür karşılaşmalardan geçtiğine inanıyoruz. Toplumsal sorunları ve bu sorunları birebir yaşayan kişileri daha yakından tanıma, ihtiyaçlarını anlama ve bunun sonucu olarak hayata karşı duruşlarımızın yeniden şekillenmesi, yeni çalışmaların planlanması gibi katkıları olmakta. Sivil alanda ise sanatsal çalışmaların önemli bir boşluğu doldurduğuna inanıyoruz. Başta lüks gibi görülen bu alanın, aslında kişilerin psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayan ve üretim potansiyellerini açığa çıkarmalarına katkı sağlayan önemli bir alan olduğunu düşünüyoruz. 

DV: Sanat aracılığıyla dayanışma ve kendini ifade etme beraber çalıştığınız kişiler açısından bir etki yaratıyor?

SKYGD: Eşit ve katılımcı bir ortamda gerçekleştirilen sanat atölyeleri sırasında ve sonucunda katılımcılar arasında çeşitli sosyal ve psikolojik etkiler gözlemliyoruz. Bunları başlıcaları arasında tanınma, kendine özgürce ifade etme, travmalarının bir nebze de olsa üstesinden gelme, travmatik olanı yaratıcı bir dile dönüştürme, yaratıcılıklarının farkına varma, potansiyellerini gerçekleştirme konusunda özgüvenlerinde artış ve yaşadıkları sorunların sanatsal dil ve ürünler aracılığıyla daha görünür olması gibi etkiler yer almakta. 

DV: Bu yılki çalışmalarınızın odak noktası nedir? Suriyeli mülteciler ile ilgili çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

SKYGD: Son 2 yıldır ağırlıklı olarak mülteci bireylerle ve ağırlıklı olarak mülteci çocuk ve gençlerle çalışıyoruz. sanat atölyeleri yine çalışmalarımızın ana eksenini oluşturmakta. Gerçekleştirdiğimiz atölyeler arasında plastik sanatlar, drama, dans, hip-hop yer almakta. Farklı sivil toplum kuruluşlarının toplum merkezlerini, mekanlarını ve kampları mekan olarak kullanmaktayız. Ayrıca mülteci kadın ve çocukların ihtiyaçlarına dayanarak geliştirdiğimiz yeni bir model ise “Çocuklar için Sanat, Kadınlar için Türkçe” modeli. Bu modelde, mülteci kadınlar ve çocukları eşzamanlı olarak çalışmalara katılmakta. Çocuklar sanat atölyelerine katılırken, anneler Türkçe öğrenmekte. 

DV: Genel olarak sivil toplum, özel olarak sivil toplum içinde çalıştığınız alanla ilgili ve kurumunuzun sürdürülebilirliği ile ilgili karşılaştığınız en büyük zorluk nedir? Bu zorlukları aşmak için sizce nasıl destekler gündemde olmalı?

SKYGD: Çalıştığımız alanla ve kurumumuzun sürdürülebilirliği ile ilgili karşılaştığımız en önemli zorluk mali sürdürülebilirlik. Türkiye’de bağış toplama yollarının oldukça zorlu olması, filantropi kültürünün çok yerleşmiş olmaması ve bizim gibi STK’ların varlığının süreli projelere bağlı olması bize göre geleceği görebilmemizin önünde en büyük engel. 

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibeyi nasıl değerlendireceksiniz? Özellikle kaynak geliştirme konusunda önümüzdeki yıllara yönelik ne tür çalışmalar planlıyorsunuz?

SKYGD: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığımız kurumsal desteği projelere alternatif yeni kaynak geliştirme yöntemlerini araştırma ve hayata geçirme yönünde kullanacağız. Profesyonel ve kurumsal bir sunum ve dosya hazırlayarak, bunları kullanarak alternatif bağış toplama yöntemlerini araştıracak ve hayata geçireceğiz. 

Toplumsal Travmalar ve Psikolojik Destek

By | Uzman Görüşü | No Comments

Kurumsal Program dahilinde desteklediğimiz Türk Psikologlar Derneği İzmir Şubesinden uzman psikolog Nevin Küçük, toplumsal travmalarda ortaya çıkan tepkileri ve psikolojik destek sürecini anlattı. Yazının tamamını aşağıda okuyabilirsiniz. 

Toplumsal Travmaların Psikolojik Etkileri İle Başa Çıkma Yolları 

Acil durumlar ve afetler her bireyi farklı biçimde etkiler. Yine de genel olarak herkes stres ve travma yaşar. Bu durum; insanda halsizlik yaratan ve sonuçta çeşitli fonksiyonlarını yerine getirmesini engelleyen hafif bir endişe durumundan ağır psikolojik sorunlara kadar bir dizi belirtiyi ortaya çıkartabilir. Bu noktadan hareketle Psikososyal destek hizmetleri; bireylerin, ailelerin ve toplumların doğal afet/savaş/terör/mülteci akını sonrası yardım sürecinde etkin bir katılımcı olarak rol almalarını kolaylaştırarak iyileşme sürecine katkıda bulunan sistemlerdir. Toplumsal travmalar; toplumdaki yerleşik düzen duygusunu ve toplumsal dengeyi sarsarak, korku ve dehşet oluşmasına yol açar.

Terör olaylarının ve toplumsal travmaların ardından yaşanan korku, varlığımızı tehdit eden olaylar karşısında gösterdiğimiz gerçekçi tepkilerdir. Bu tür olayların ardından, olaya doğrudan ya da dolaylı olarak tanık olan herkeste çeşitli stres tepkileri görülmesi olasıdır. Bazı tepkiler herkes için ortak olmasına karşın ( üzüntü, endişe, korku gibi), her birimiz bu tepkileri farklı biçimde ortaya koyabiliriz. Genel olarak, duygusal açıdan olayın içinde ne kadar olursak, tepkimiz de o derece yoğunlaşır. Olayı doğrudan yaşayıp dehşeti hissedenler, olay sırasındaki görüntülere ve seslere doğrudan tanık olanlar daha fazla etkilenebilir ve daha yoğun stres belirtileri gösterebilirler. Bunun yanı sıra, yakınları olaya doğrudan maruz kalmış kişiler de aynı yoğunlukta tepkiler verebilirler. Ancak, olayı yalnızca duymak, yayın organlarından izlemek bile duygusal açıdan yeterince sarsıcı olabilir.

Bu tür olayların ardından yaşanabilecek olan tepkiler;

Duygularımızdaki değişiklikler 

Geçici bir şok yaşayabilir, korku, öfke, suçluluk, kaygı, çaresizlik ve umutsuzluk duygularını hissedebiliriz. Yaşadığımız dünyaya ve çevremizdeki insanlara güvenimizi yitirebiliriz.

Zihinsel düzeyde ortaya çıkan belirtiler- Biz istemesek de, olayla ilgili görüntüler sürekli aklımıza gelebilir; olayı sanki tekrar yaşıyormuş gibi hissedebiliriz; olayı hatırlatan en ufak bir şey bizi yeniden o ana götürebilir. Zihnimiz sürekli bu olayla meşgul olduğundan, dikkatimizi bir işe yöneltmek ve karar vermede zorluklar yaşayabiliriz.

Fiziksel tepkiler; Gerginlik, yorgunluk, uyku sorunları (uykuya dalamama, çok uyuma, kabuslar nedeniyle sık sık uyanma), iştahta bozulma, bedensel ağrılar, kalp artışlarında düzensizlik, ani irkilmeler gibi bedensel sıkıntılarımız olabilir. 

Sosyal alanda değişiklikler

Olay nedeniyle yaşamakta olduğumuz gerginlik sosyal ilişkilerimize yansıyabilir. Olayı yaşamamış ya da olaydan bizim gibi etkilenmemiş kişilerin tepkileri, bizimkinden farklı olabilir ve bu, anlaşılmadığımızı hissetmemize neden olabilir. İş yaşamında, okulda, arkadaşlık ve aile içi ilişkilerimizde sorunlar yaşayabiliriz. Huzursuzluk, güvensizlik, kendini reddedilmiş ya da yalnız bırakılmış gibi hissetme, aşırı yargılayıcı ve suçlayıcı olma, her şeyi kontrol altında tutma isteği, çevremize ve olaylara yönelik ilgimizde azalma gibi durumlar ortaya çıkabilir.

Tüm bu stres tepkileri, yaşamımızı derinden sarsan olağandışı bir olaya verdiğimiz normal tepkilerdir. Bunların neler olduğunu bilmek, üstesinden gelmemizde yardımcı olacaktır. Çoğumuz kısa bir süre sonra bunlardan büyük ölçüde kurtuluruz, hatta eskisine göre daha da güçleniriz. Bu sıkıntıların üstesinden daha kısa sürede gelebilmek için bazı ipuçları yardımcı olabilir.

Kendinize ve Ailenize Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz? 

  • Olumlu düşünmeye çalışın. Toparlanmak için kendinize zaman tanıyın. Bu dönemde, duygularınızda iniş-çıkışlar olması normaldir. Zaman içinde her şey daha iyiye gidecektir.

  • Olayı yaşayan diğer kişilerle duygularınızı paylaşın.

  • Bu olayın, gündelik yaşantınızı ve düzeninizi tamamen bozmasına izin vermeyin. Koşullar elverdiğince, alışagelmiş olduğunuz gündelik işlerinizi ve düzeninizi sürdürmeye özen gösterin.

  • Yazılı ve görsel basında olayla ilgili verilen haberleri seçici olarak izleyin. Kendinizi korumaya yönelik bilgileri takip edin. Ancak, sizi ve ailenizi daha fazla sarsacak görüntü ve yorumlara tanık olmamaya çalışın.

Zaman içinde bu belirtilerin azalmadığını ve gündelik yaşantınızı zorladığını fark ederseniz bir uzmana danışabilirsiniz.

Travmatik Olayların Çocuklar Üzerindeki Etkileri

Çocukların tehdit içeren yaşam olayları karşısında verdikleri tepkiler, birbirininkiyle oldukça benzerdir. Bir başka deyişle, tüm çocuklar hemen hemen aynı tepkileri gösterirler. Bununla birlikte, çocuğun yaşına ve kişisel özelliklerine bağlı olarak, yaşamakta olduğu duyguları ve stres belirtilerini dışavurma biçimi değişiklik gösterebilmektedir.

Okul Öncesi Dönem Çocukları (0-6 yaş)

Okul öncesi dönem çocukları, bakım ve korunmaları için yetişkinlere gereksinim duyarlar. Tehdit edici bir durumla karşı karşıya kaldıklarında çaresizlik yaşarlar. Bu nedenle, kendilerini yeniden güvende hissedebilmeleri için tehdit yaratan durumdan kurtulabilmeleri için yetişkinlerin desteği çok önemlidir. Küçük yaştaki çocuklar, zorlu yaşantıları önleyecek ya da bunların üstesinden gelebilecek yollar üretme becerisine sahip olmadıklarından, kendilerini çoğunlukla savunmasız hissederler. Bunun sonucunda da kaygı ve güvensizlik yaşarlar. Tehdit içeren yaşantılar sonrasında küçük çocuklar sessiz ve içe çekilmiş durabilirler. Bu sessizlik, olayı unuttukları anlamına gelmez.

Küçük çocuklar, bir süre geçtikten sonra, güvendikleri kişilere olayı ayrıntılarıyla anlatabilmektedirler. Diğer yandan, bu olayın bazı yönleri çocuğun oyunlarında kendisini gösterebilmektedir. Oyun aracılığıyla çocuk, yaşadığı olayı bazen defalarca canlandırarak, bu olaya bir anlam vermeye, neler olup bittiğini anlamaya çalışır. Anne-babalarını ve kendilerinden büyük kardeşlerini, kendilerini rahatlatacak ve güven verecek kaynaklar olarak görürler. Sarsıcı yaşantılar sonrasında, sıklıkla ayrılık korkusu yaşarlar, anne-babalarından ayrı kalmak onları kaygılandırır. Kabuslar ve uyku sorunları sık gözlenen durumlardır. Uyurgezerlik, uykuda sayıklama ve kabuslar, bu yaş grubunda sık rastlanan durumlardır. Genellikle anne-babalarına yapışır, yalnız başlarına kalmak ve tek başlarına uyumaktan korkabilirler. Küçük çocuklar, yaşlarına uymayan bebeksi davranışlar da (örneğin; altını ıslatma, parmak emme gibi) gösterebilirler.

Tüm bu stres belirtileri, çocukların gündelik yaşantılarındaki düzenin ve önceden güvenli olduğuna inandıkları dünyalarının altüst olması karşısında yaşadıkları kaygının doğal bir sonucudur. 

Okul Çağı Çocukları (6-11 yaş) ve Ergenler (12-18 yaş)

Okul çağından itibaren çocuklar, şiddet olaylarının kendilerine ve çevrelerine yönelik tehditlerini daha iyi anlamaya başlarlar. Özellikle ergenlik dönemi ile birlikte olayları çok daha iyi kavrar duruma gelirler. Olup bitenin daha fazla farkında olmaları, aynı zamanda, zihinlerinin sürekli olarak yaşanan olayla ilişkili düşünceler ve yakınlarına zarar geleceğine yönelik korkularla meşgul olmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle dikkatlerini diğer şeylere yoğunlaştırmakta güçlük yaşayabilmekte; bu da okul başarılarını olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

Oyun yoluyla olayı yeniden canlandırma ilkokul çağı çocuklarında daha gelişmiştir. Bu yaştaki çocukların yaşadıkları kaygı, baş ağrısı, karın ağrısı ve diğer fiziksel sorunlar gibi bedensel olarak da kendini gösterebilir.

Uyku ve iştah sorunları, sosyal etkinliklere yönelik ilgi kaybı, yetersizlik, çaresizlik ve suçluluk duyguları gibi stres belirtileri de hem okul çağında hem de ergenlik kendini gösterebilir.

Ergenler, sarsıcı bir olayın ardından, yeniden kötü bir şey olacağı beklentisi içine girebilirler. Bu yaşlarda, gelecek planları yapamama ya da geleceğe karamsar bakma eğilimi gösterebilirler. Dünyaya ve insanlara yönelik güvenlik sarsılabilir.

Çocuklarınıza Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz? 

Anne-Baba ve Öğretmenler için Öneriler

Çocuğunuzun/öğrencilerinizin sarsılan güven duygusunu onarmaya çalışın: Bu tür olayların ardından çoğu çocuk (ve yetişkin), korkmuş durumdadır. Yaşanan olay tüm toplumda güven duygusunu sarsacak niteliktedir. Çocuğunuz/öğrencileriniz kişisel güvenliği kadar, çevresindeki yetişkinlerin güvenliği konusunda da endişelenir. Çocuğunuzun güvenini tazelemeye çalışın. Evlerimiz ve içinde yaşadığımız toplum güvenlidir. Bazı konularda da güvenliği arttırmak için yeni önlemler alınmaktadır. 

Güvenli bir ortam yaratma: Çocuğunuzun güvende hissetmesini sağlamak atacağınız ilk ve en önemli adımdır. Tanıdığı, güven duyduğu bir ortamda, kendisine yakın hissettiği kişilerle bir arada bulunmasına özen gösterin. Çocuklar için alıştıkları, tanışık oldukları düzenin devam etmesi oldukça rahatlatıcıdır. Bu nedenle, çocuğunuzun gündelik düzenini mümkün olduğunca korumaya çalışın.

Gerekli duygusal desteği verin: Yetişkinler, çocukların zihinlerini meşgul eden soruları rahatlıkla sorabilecekleri ve duygularını çekinmeden paylaşabilecekleri ortamlar yaratılmalıdırlar. Çocuğunuzla/öğrencinizle konuşurken olayla ilgili düşünce ve duyguları anlamaya çalışın. Çocuğunuza olayla ilgili nelere tanık olduğunu ya da neler duyduğunu ve bunlarla ilgili neler hissettiğini sorabilirsiniz. Çocuklar çoğu zaman böyle büyük olayların nedenleriyle  ilgili yanlış varsayımlarda bulunabilirler. Bu yanlış varsayımlar, çocuğun korkusunun büyümesine ve başa çıkılması güç duygusal ve davranışsal sorunlar geliştirmesine yol açabilir. Bu varsayımları basit ve çocuğun yaşıyla uyumlu açıklamalarla düzeltin. Çocuğunuza, artık güvende olduğu ve onun yanında olacağınız güvencesini verin.

Çocuklarınızla/öğrencilerinizle olayla ilgili konuşmaktan kaçınmayın: Böyle olayların ardından olayı düşünmemek ya da bunu zihinlerinden atmak çocuklar için yararlı değildir. Yaşanan olayla ilgili konularda çocuklarınıza/öğrencilerinize karşı açık, dürüst ve anlaşılır olun. Onlara olayla ilgili olarak doğru bilgileri verin; ancak bunun yaşlarına uygun ve anlayabilecekleri düzeyde olmasına dikkat edin. Konuşmayı çocuğun sorularıyla yönlendirmesine izin vermek, onun bilgileri daha kolay özümsemesini sağlayacaktır.

Çocuklar sizin başkalarıyla yaptığınız konuşmalara tanık olabilir. Ayrıca; olan biteni ve yapılan yorumları televizyondan izleme olanağı da vardır. Bu nedenle, çocuklarla özel olarak konuşarak, alacağı bilgiler konusunda bir filtre görevi de üstlenmeniz gerekmektedir. Okul ortamında da, öğretmenin yönlendirdiği açık ve anlaşılır tartışmalar yararlı olacaktır.

Kendinizi tüm yanıtları bilmek zorunda hissetmeyin: Yaşanan olayın bazı yönleri hiçbir zaman tam olarak anlaşılamayabilir. Yanıt bulamadığınız sorular karşısında çocuğunuza bunu açıkça söyleyin ve bazı olayların nedenlerinin bilinemeyebileceğini anlatmaya çalışın. Sizin açıklama çabalarınızı görmesi, çocuğun da anlama çabasını arttıracaktır. Ayrıca, sizin hala onu koruduğunuzu görmesi bazı yanıtları bilmeseniz de, kendisini daha güvende hissetmesini sağlayabilir.

Çocuğunuzun basında yer alan haber ve yorumların tümünü izlemesine izin vermeyin: Çocuğun olayla ilgili görüntüleri tekrar tekrar izlemesinin hiçbir yararı yoktur. Özellikle küçük çocuklar için bu çok zarar verici olabilir. Altı yaşından küçük çocuklar, bu görüntülere tanık oldukça, sürekli benzer olayların yaşandığını sanabilirler. Çocuğunuzun izlediği haberleri onunla birlikte izleyin ve açıklamalarda bulunun. Amaç, bu görüntülerin sarsıcı etkilerini azaltmaktadır. 

Evdeki yaşantının bir an önce normale dönmesini sağlayın: Çocuklar için gündelik yaşamın rutinleri ve alışkanlıklar önemlidir. Evdeki düzen ne kadar çabuk eski haline dönerse çocuk da o kadar çabuk güvende hissetmeye başlar.

Bazı çocuklar diğerlerinden hassas olabilir: Bu olaylara tüm çocukların tepkisi aynı olmayacaktır. Bazı çocuklarda belirgin hiçbir olumsuz durum ortaya çıkmazken bazıları ciddi tepkiler gösterebilirler. Olayın gerçekleştiği mekana daha yakın olan, bir yakını yaralanan ya da ölen çocukların daha fazla sıkıntı duyması çok normaldir.

Çocuğunuzda/öğrencilerinizde çeşitli stres tepkileri gözlenebilir: Bu tür olayların ardından çocuklarda çeşitli belirtiler ortaya çıkabilir: kaygı, korku, üzüntü, dürtüsellik, dikkat ve uyku sorunları, saldırganlık. Bu sorunlar, doğru yaklaşımlarla zaman içinde azaltılabilir. Çocuk güvende hissettikçe yeniden yaşına uygun biçimde davranmaya başlar.

Sizin tepkileriniz çocuğunuzun/öğrencilerinizin tepkileri üzerinde etkilidir: Küçük çocukların stres karşısında verdikleri tepkiler anne-babalarının tepkileri ve olayla ne şekilde baş ettikleri ile yakından ilişkilidir. Çocuğunuz sizin duygusal tepkilerinizden ve açıklamalarınızdan doğrudan etkilenir. Küçük çocuklar sizin üzülmemeniz için gerçekte hissettiklerini göstermeyebilirler. Bu durumda en iyi yol sizi rahatsız eden şeyle ilgili çocuğunuzla doğrudan konuşmanızdır. Çocuklar için, olumsuz duyguları yalnız kendilerinin yaşamadığını anlatmak yararlı olur.

Olayla ilgili olarak sizin de endişeleriniz sürüyor olabilir. Yine de, çocukların bu tür olayların sık rastlanılan olaylar olmadığını bilmeye ihtiyaçları vardır.  Bu tür travmatik olayların her gün herkesin başına gelen olaylar olmadığını ve dünyanın genel olarak güvenli bir yer olduğunu hem kendinize hem de çocuğunuza hatırlatmanızda yarar vardır.

Yardım almaktan kaçmayın: Eğer çocuğunuzun/öğrencilerinizin olaydan sonra göstermeye başladığı tepkilerle başa çıkamayacağınızı hissederseniz bir umandan yardım almaya çalışın.

Çocuklar ve Ergenler için Öneriler

Arkadaşların, öğretmenlerin ve anne-babanla zaman geçir: Üzüntü verici olaylar hakkında birbirimizle konuşmak bizim için yararlı olur. Her birimiz bu olaydan farklı biçimlerde etkilenebiliriz. Yakın ilişkilerimiz aracılığıyla kendimizi daha iyi hissetmek için destek bulabiliriz. Yaşamında yer alan, sana yakın kişilerle konuş. Olanlara anlam vermekte güçlük çekiyorsan, yaşamında senin için önemli olan şeyleri düşünmek için bu iyi bir zaman olabilir.

Olanları tekrar tekrar televizyonda izlememeye çalış: Olayla ilgili görüntüleri defalarca izlemen, olanları anlamana ya da bir anlam vermene yardımcı olmayacaktır. Bu görüntüler korkutucu olmalarına karşın ilgimizi çeker. Bu durum hemen herkes için böyledir. Bu görüntüleri tekrar tekrar izlemek, her defasında yeniden sarsılmana neden olacaktır.

Bu yaşananların, sana, evinde ya da okulunda güvende olmadığın duygusunu yaşatmasına izin vermek:Evin ve okulun hala güvenli. Ayrıca, her şeyin daha güvenli olması için çalışmalar devam ediyor.

Eğer olanları aklından çıkaramıyorsan endişelenme: Zihninin inanılması güç olaylarla sürekli meşgul olması çok normal. Olaya ilişkin görüntülerin aklına gelmesi, rüyalar görmen ya da bazı ses ve görüntülerin sana yeniden olayı hatırlatması doğal. Zamanla, bunlar düzelecektir. 

Olayın yaşandığı yerden çok uzakta olmasına karşın, olanlarla ilgili çok güçlü/yoğun duygular yaşıyor olman seni endişelendirmesin: Olanların televizyondan izlemek ya da bununla ilgili başkalarıyla konuşmak, kendini olaya yakın hissetmene neden olabilir. Yaşananlar çok kötüydü. Bu nedenle kendini üzüntü, korku, karmaşa ve kızgınlık içinde bulabilirsin. Bu normaldir. Zaman geçtikçe, bu duygular da giderek azalacaktır.

Duyguların sık sık değişebilir: Kendini bu olayları düşünüp ağlarken bulabilirsin. Uykuya dalmakta zorluk çekebilirsin. Bir an çok iyiyken, başka bir zaman çok üzgün, bir başkasında da çok kızgın olabilirsin. Duygularınızdaki bu değişiklikler yorucu olabilir ve kendini bitkin hissedebilir ya da dikkatini toplamakta zorlanabilirsin. Bu durum geçicidir.

Eğer kendini çok üzgün, korkmuş ya da öfkeli hissedersen, öğretmenin ya da anne-babanla paylaş:Bazen olanlar çok fazla gelebilir. Eğer duygularının çok yoğun olduğunu fark edersen güvendiğin bir büyüğüne bunu anlat. Yardım istemekten çekinme.

Unutulmaması gereken nokta; bu tepkilerin anormal olaylara verilen normal tepkiler olduğudur. Bu bilinçle olaylara yaklaşıldığında sorunların üstesinden gelmek daha kolay olacaktır. 

Toplumsal Travmalara Psikososyal Destek

By | Kurumsal Destek | No Comments

Türk Psikologlar Derneği (TPD) İzmir Şubesi, 1989 yılında toplum yararına yönelik programların oluşturulmasını, uygulanmasını sağlamak ve psikolojinin hem yerel hem de uluslararası arenada desteklenmesinde aktif bir rol almak amacıyla kurulmuştur.

Derneğin İzmir Şubesi içinde LGBTI Çalışmaları Birimi, Travma, Afet ve Krize Müdahale Birimi, Çocuk ve Ergen Çalışmaları Birimi, Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Birimi, son olarak 2016 Genel Kurulu’ndan sonra kurulan Ar-Ge ve Proje Birimi bulunmaktadır. 

Bahsedilen sorun alanları içinde tüm birimler hak temelli çalışmalarını aktif olarak yürütmekte, ancak son 2 yıldır özellikle travma, afet ve krize müdahale alanında; doğal ve doğal olmayan afetler ile insan eliyle yapılmış travmalarda, travmalardan etkilenen kişilere ve gruplara ücretsiz psikososyal destek çalışmaları yürütmektedir. 

Soma faciası, Ankara patlaması gibi toplumsal travma yaratan olaylarda dernek aktif rol almıştır. 

Derneğin uzman gönüllüleri gerek travmalardan direkt olarak gerekse dolaylı olarak etkilenen kişilerde çalışmalarını ücretsiz olarak sürdürmektedir. 

Sivil Toplum için Destek Vakfı, travmatik olaylara müdahale kapasitesini arttırmak için 10 gönüllü uzmanın alacağı EMDR eğitimi için TPD İzmir Şubesi’ne hibe desteği sağlamaktadır. 

EMDR, Türkçe açılımıyla Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme, eğitimi toplumsal travma yaşamış bireylere psikososyal destek sağlamak amacıyla kullanılacaktır.