Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Günebakan Kadın Derneği ile Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu Kapsamında Desteklediğimiz Projelerini Konuştuk

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2020 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile hibe verdiğimiz Günebakan Kadın Derneği, Yasalar Uygulansın Kadın Danışma Merkezleri ve Kadın Sığınma Evleri Açılsın projesi ile Mersin’deki kadın danışma merkezlerinin ve kadın sığınma evlerinin durumlarının iyileştirilmesi ve yeni kadın sığınma evlerinin açılması için çalışmalar yapacak.

Kadınların özgür ve etkin bir bireyler olarak toplumsal hayatın her alanında var olabilmesi için çalışmalar yapan Günebakan Kadın Derneği’nin Yönetim Kurulu Üyesi Derya Alpaslan ile devam eden çalışmalarını, COVID-19 sürecinin kadına yönelik şiddete etkisini ve proje kapsamında yürütücekleri faaliyetleri konuştuk.

Kadınların toplumda eşit hak, sorumluluk ve katılımla yer almasını amaçlayan ve Mersin’de faaliyet gösteren Günebakan Kadın Derneği’nin kurulma sürecinden ve bu zamana kadar yaptığı çalışmalardan bahseder misiniz?

Kadının bağımsız bir birey olduğunun toplumca kabul edilmesi, öncelikle kadınların kendi sorumluluklarını üstlenmesi ve haklarını talep etmesi ile mümkün olduğunu düşünüyoruz. Günebakan Kadın Derneği olarak amacımız ise kadınların toplumda eşit hak, sorumluluk ve katılımlarla yer almasına destek olmak. Bu düşünceyle kurmuş olduğumuz Derneğimiz 25 Kasım 2008 de resmiyet kazandı.

Mersin ilindeki kadına yönelik adli suç davalarına dernek Avukatımız aracılığı ile müdahil oluyoruz. Derneğimiz üyesi ve gönüllüsü psikologlar ve avukatlar tarafından şiddet gören kadınlara psikolojik ve hukuki danışmanlık veriyoruz. Mersin’deki kadına yönelik adli suç davalarına dernek avukatımız aracılığı ile müdahil oluyoruz. Yerelde kadın sorunlarını takip etmek ve kadınlara destek vermek için Baro Kadın Hakları Merkezi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Şiddet Önleme Merkezi (ŞÖNİM) ve Mersin Kadın Platformu ile birlikte ortak çalışmalar yapılmaya devam ediyoruz. Ayrıca Mersin Barosu iş birliği ile Anayasada Kadın Hakları söyleşileri düzenledik.

Kuruluşumuzdan bugüne kadar yaptığımız çalışmalarda pek çok paydaşla beraber çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz. 2010-2012 yıllarında Akdeniz Halk Eğitimi ve Olgunlaşma Enstitüsü’nün kadınlara yönelik projelerinde iştirakçi olarak yer aldık ve kadınlara verilen eğitimlere destek sunduk. 2012-2014 yıllarında ise İstanbul’dan Başak Kültür ve Sanat Vakfı ve Urfa’dan Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği ile eş zamanlı üç ilde uygulanan projenin Mersin ortağı olarak “Yerel Destek Mekanizmasıyla Toplumsal Cinsiyet Temelli Eşitsizlikle ve Kadına yönelik Şiddetle Mücadele‘’ projesini uyguladık. Bunlara ek olarak, Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği’nden eğitici eğitimi alan iki arkadaşımızın liderliğinde Kadının İnsan Hakları Eğitimi Programı (KİHEP) eğitim çalışmasını Mersin/Yenişehir Cem Evi Kadın Kolları ve Yedi Renk Derneği iş birliği ile tamamladık. Toroslar Halk Eğitimi işbirliği ile dernek binasında (Halkkent) sertifikalı ’”0-6 yaş arası çocuklar için Aile Eğitim Kursu’’ ile ‘”7-11 yaş arası çocuklar için Aile Eğitim Kursu’’nu düzenlendik.

Yerel yönetimlere yönelik olarak toplumsal cinsiyet eşitliği temelli savunuculuk ve izleme faaliyetleri de yürütüyoruz. Örneğin Mersin’de kadın danışma merkezi ve sığınma evi olmayan iki merkez ilçe belediyesine yönelik olarak imza kampanyası düzenlendik. Yerel yönetimler, Kent Konseyleri ve Kadın Meclisleri ile iletişimimizi olabildiğince sürdürüyoruz. Yerel yönetim seçimleri döneminde belediye başkan adaylarına yönelik ‘’Kadın Dostu Kentler ve Cinsiyete Duyarlı Bütçe” konulu bir çalıştayı Mersin Barosu ve Mersin Üniversitesi Kadın Sorunlarını Uygulama ve Araştırma Merkezi desteği ile düzenledik.

Mezitli Belediyesi Kent Konseyi Toplumsal Cinsiyet Eşitliği çalışma grubunda yer aldık ve Mezitli Belediyesi’nin Kadın Üretici Pazarı’nda bir stant alarak üyelerimizin üretimlerinin pazarlanması için destek olup üyelerimizi teşvik çalışmalarında bulunduk. Ayrıca, Toroslar Belediyesi ile birlikte yapılan projelerde toplumsal cinsiyet ve kadın hakları ile ilgili çalışmalar da yaptık.

Derneğimiz çalışma alanı için özel günlerden olan 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele günü ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde çeşitli farkındalık çalışmaları yapıyoruz. 25 Kasım’da kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri davalarına giren Mersin genelindeki hakim ve savcılara, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanunun uygulanması için dilekçeler gönderdik. 25 Kasım ve 8 Mart ile ilgili olarak çeşitli iletişim çalışmaları yaptık ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde gelenekselleştirmeyi amaçladığımız Kadın ve Dans etkinliğinin ikincisini bu yıl düzenledik .

Bu çalışmalarımıza ek olarak çocuk istismarı, çocuk eğitimi, kadın sağlığı, kadınların çalışma hayatına katılımı ve mikrokredi alanlarında eğitim, farkındalık ve savunuculuk faaliyetleri de gerçekleştirdik.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2020 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile desteklediğimiz Yasalar Uygulansın Kadın Danışma Merkezleri ve Kadın Sığınma Evleri Açılsın projesinin kapsamını ve bu projeye Mersin özelinde neden ihtiyaç duyduğunuzu anlatır mısınız?

Belediye Kanunu’nun 14. maddesine göre, büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 100 binin üzerindeki belediyeler, kadınlar ve çocuklar için sığınma evleri açmak zorunda olmasına rağmen yasa ve sözleşmelerin dikkate alınmadığını r ve birçok belediyenin bu konuda gerekli adımları atmadığını gözlemliyoruz. Mevcut kadın ve çocuk sığınma evlerinin ise kapasiteleri ise yetersiz durumda ve bu konuda merkezi yaptırım da uygulanmıyor. Bu koşullar kadınların ulaşabilecekleri ve desteklenebilecekleri güvenilir merkezlerden mahrum kalmalarına neden oluyor.

Doç. Dr. Coşkun Taştan ve Araştırma Görevlisi Aslıhan Küçüker Yıldız’in Dünyada ve Türkiye’de Kadın Cinayetleri 2016-2017-2018 Verileri ve Analizler raporuna göre Türkiye’de işlenen kadın cinayetlerinin % 3’ü Mersin’de gerçekleşiyor ve Mersin kadın cinayetleri istatistiklerinde ilk 10 il içerisinde yer alıyor. Bu durum Mersin ilinde şiddete uğrayan kadın sayısının azımsanmayacak ölçüde olduğunu ortaya koyuyor. Dolayısıyla, kadın danışma merkezi ve sığınma evlerinin kapasite ve sayılarının artırılması ve bu merkezlerde yeterli sayıda uzman istihdamının sağlanması gerekiyor. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak hayata geçireceğimiz proje ile kadın sığınma evleri ve danışma merkezlerinin mevcut durumunu ortaya koymanın yanı sıra yürüteceğimiz kampanya ve savunculuk çalışmaları ile hem bu ihtiyaçların giderilmesi hem de bu merkezlerin eksik olduğu yerlerde açılması için çalışmalar yapmayı planlıyoruz.

COVID-19 salgını ile mücadele kapsamında alınan önlemler herkesin evde kalmasını zorunlu hale getirdi. Birleşmiş Milletler’in 2019 yılında yayınladığı raporda ise kadına şiddet vakalarının en çok kadınların kendi evinde gerçekleştiği belirtiliyor. Avrupa’da ve Asya’da kadına şiddet vakalarının salgın döneminde arttığına dair veriler paylaşıldı. Türkiye’de yaşanan pandemi sürecini ve alınan önlemlerin etkisini kadınlar ve kadına yönelik şiddet açısından değerlendirebilir misiniz?

Türkiye’de ilk korona virüs vakası 11 Mart 2020 tarihinde görüldü. 4 Nisan itibariyle Türkiye’de 18.135 hasta ve 356 can kaybı mevcuttu. Vakaların zamanla artmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Fakat COVID-19 salgını sadece bir sağlık sorunu olarak ele alınmamalı; bu salgın aynı zamanda toplumsal, sosyal ve ekonomik boyutları olan büyük bir sorun. Son yıllarda ciddi artış gösteren kadına yönelik şiddet vakaları ve kadın cinayetlerini takip ediyoruz. COVID-19 sebebiyle evde kalmak durumunda olan kadınların, şiddet gördükleri erkekle aynı evi paylaşmak durumunda kalması ne kadar güvenli olabilir?

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF), geçtiğimiz günlerde acil yardım hattına gelen kadına yönelik şiddet çağrılarının son üç aylık verilerini paylaştı. Türkiye’nin 53 ilinde gelen aramalarda, kadına yönelik fiziksel ve psikolojik şiddet, komşu ihbarı, sığınma evleri başvurusu ve hukuki destek talebi gibi konular ön planda yer alıyor. Son üç aylık verilere göre, acil yardım hattına Mart ayında toplam 904 çağrı geldi. Yapılan bu çağrıların 578’i fiziksel şiddete maruz kalma vakası, 80’i psikolojik şiddete maruz kalma vakası, 113’ü komşu ihbarı, 60’ı sığınma evi talebi, 48’i acil vaka, 25’i hukuki destek talebi oldu. Nisan ayında yapılan toplam 730 çağrının dağılımı ise 651 fiziksel şiddete maruz kalma vakası, 45 acil vaka ve 34 komşu ihbarı oldu. Mayıs ayında gelen 491 arama içinde; aile içi şiddetle ilgili kayıt açılan vaka sayısı 274, aile içi şiddetle ilgili başvuran kişi sayısı 182, komşu ihbar sayısı ise 35 olarak kayıt edildi. Basına yansıyan haberlere göre, 11 Mart’tan Mayıs ayının sonuna kadar öldürülen kadınların sayısı 50’yi geçti.

Kadın ve çocuklar için yeterli önlemler alınmazsa, şiddet, istismar ve kadın cinayetleri vakalarında artış yaşanmaya devam edecektir. Pandemi sebebiyle kadına yönelik şiddet alanında devam eden davaların takibi zorlaştı ve bu süreçleri takip eden sivil toplum kuruluşlarının baskısı da zayıfladı. Adli süreçlere kısıtlılık getirildiği için davaların devamlılığı sekteye uğradı.

Hayat eve sığar deniyor ama önlem alınmazsa kadınlar için o evler şiddet yuvası olmaya devam edecek çünkü biliyoruz ki kadınlar en çok evlerinde şiddete maruz kalıyor ve öldürülüyor. COVID-19 salgını kapsamında evde kalma tedbirlerinin alındığı bu dönemde, kadına yönelik şiddetle mücadele için öncelikle, var olan mekanizmaların, acil yardım hatları ve mobil destek uygulamalarının, sosyal medya ve basın yoluyla yaygınlaştırılması ve görünürlüğünün arttırılması gerekiyor. Şiddet tehlikesi altında olan kadınlar için alternatif çözümler de ortaya konulmalı. Şiddet uygulayan erkekler için uzaklaştırma kararları daha hızlı alınmalı ve etkin şekilde uygulanmalı. Ayrıca kadın sığınma evlerinin koşulları salgın açısından değerlendirilerek yeniden düzenlenmeli.

COVID-19 salgını hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep oldu. Bu durum mevcut çalışmalarınızı ve yürüttüğünüz programları nasıl etkiledi? Bu dönemde çalışmalarınıza devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

Çalışmalarımıza pandemi öncesindeki gibi olmasa dakısıtlı koşullarda devam ediyoruz. Dernek binamızı kapattık ama çevrimiçi haftalık toplantılarımız devam ediyor. Bazı eğitimlere pandemi süreci nedeniyle çevrimiçi katılım sağlıyoruz fakat dernek olarak bizim yürüttüğümüz oryantasyon eğitimi ve Kadının İnsan Hakları Eğitim Programı gibi eğitimlerin devamlılığı aksadı. Bunun dışında, hukuki ve psikolojik destek için yapılan başvuruları gündemimizde tutuyoruz ve başvuran kadınları gerekli yerlere yönlendiriyoruz fakat fiziksel koşullarda kadınlarla irtibata geçemiyoruz.

COVID-19 kapsamında alınan önlemler sonucunda ve bu dönemde ortaya çıkan ihtiyaçlara paralel olarak gelecek dönemde sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanlarında ve iş yapma biçimlerinde değişiklikler yaşanması bekleniyor. Günebakan Kadın Derneği önümüzdeki dönemde, çalışma alanlarında ve biçimlerinde değişiklikler yapmayı planlıyor mu? 2020 yılının geri kalanında öncelikleriniz neler olacak?

Pandemi sürecinin etkisi nedeniyle toplantılar ve eğitimler gibi çok sayıda katılımcının bir araya gelmesi gereken çalışmaları çevrimiçi olarak yapmaya devam edeceğiz. Yüz yüze görüşmemiz gereken kurumlarla ile ilişkilerimizi resmi yazışmalar, e-posta, telefon veya çevrimiçi görüşmeler ile sürdüreceğiz. Dernek adına katılım sağlanan komisyon ve yürütme toplantıları, haftalık toplantılar ve üye toplantılarına da çevrimiçi olarak devam edilecek. Şiddete uğrayan kadınların başvurabileceği kurum ve kuruluşlara yönlendirme çalışmalarının sosyal medya aracılığıyla yapılması daha da sıklaştırılacak. Gelecek dönem için planladığımız çalışmaların hepsi çevrimiçi olarak devam ettirilecek ve derneğimizin çalışma alanlarında herhangi bir değişiklik olmayacak.