Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Kadın Cinayetleri Durduracağız Platformu Derneği Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu Kapsamında Desteklenen Projesini Anlattı

2019 yılında ilk kez açtığımız Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile desteklediğimiz Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği ile platformun çalışmalarını, 6284 sayılı Kanunun kadın hakları açısından önemini ve desteklenen projelerini konuştuk.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun kurulma süreci, Türkiye’de yakın zamanda çok büyük bir toplumsal tepkiye sebep olan Münevver Karabulut cinayeti ile başlıyor. Bize Platformun bileşenlerinden ve yaptığı çalışmalardan bahseder misiniz?

Platform, öldürülen kadınların aileleri ve şiddete maruz bırakılan kadınlar tarafından kuruldu ve çalışmalarımıza bu şekilde devam ediyoruz. Yüzlerce kadın cinayeti, fiziksel-cinsel şiddet, tehdit, hakaret ve çocuk istismarı davası takip ettik ve takip etmeye de devam ediyoruz. Her ay ve her yıl kadın cinayeti gerçeklerinin raporunu kamuoyu ile paylaşıyoruz. Mücadelemize dair kararları, aramıza katılmak isteyen tüm kadınlarla birlikte düzenli toplantılarla alıyoruz. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanunun uygulanması için eylemler ve eğitimler düzenliyoruz. Kadınları bu mücadeleye katmak ve çözümü gösterebilmek için stantlar açıyor, broşürler dağıtıyoruz. Acil durumlarda kadınların ulaşabileceği destek hattımızla kadınları ihtiyaç duydukları destek konusunda uygun şekilde yönlendiriyor, işlemeyen mekanizmaların harekete geçmesini sağlıyoruz.

Platform olarak Türkiye’deki kadın cinayeti verilerini derleyerek her ay kamuoyu ile paylaşıyorsunuz. Kadın cinayetlerine ilişkin verilerin paylaşımı ve kamuoyunun konuyla ilgili düzenli şekilde bilgilendirilmesinin bu alandaki mücadeleye nasıl bir katkısı oluyor?

Verilerin hazırlanması kadın cinayeti gerçeğinin açığa çıkarılması açısından önemlidir. İstanbul Sözleşmesi’nde de belirtildiği gibi sorunun tespiti ve alınan ya da alınmayan önlemlerin etkisinin ölçülmesi için verilerin tutulması şarttır. Örneğin bizim açıkladığımız kadın cinayeti raporu, 2011 yılının kadın cinayetlerinin en az gerçekleştiği yıl olduğunu gösteriyor. Bu bilgi kadın cinayetlerini durdurmak için nasıl mücadele edilmesi gerektiğini anlamamız için önemli bir veri sağlıyor. 2011 yılında ne olmuş diye baktığımızda İstanbul Sözleşmesi’nin imzalandığı, 6284 sayılı Kanunun gündeme geldiği yıl olduğunu görüyoruz. Bu da bizi İstanbul Sözleşmesi ve sayılı kanunun uygulanması için bir mücadele vermeye götürüyor.

Kadın cinayetleri sizin ve pek çok kadın hareketi bileşenin de etkisiyle giderek daha görünür hale geliyor, toplumsal bir tepki ve kamuoyu yaratılıyor. Buna rağmen, gerçekleşen şiddet vakalarında azalma gözlemlenmiyor. Kadın cinayetlerini önlemek için ne gibi toplumsal mekanizmalara ihtiyacımız var?

Öncelikle kadın-erkek eşitliğini esas alan önleyici politikalara ihtiyaç var. Yetkililerin açıklamaları, bakanlıkların uygulamaları, yetkili mekanizmaların şiddeti durdurmaya yönelik irade geliştirmesi ve birbiri arasındaki koordinasyonu bu önleyici politikaları kapsar.

Önleyici politikalar tek başına yeterli değildir. Devam eden şiddete karşın tehlike altında olan kadınlar korunmalıdır. Bu da 6284 sayılı Kanun ile mümkündür. 6284 sayılı Kanun etkin bir şekilde uygulanırsa şiddet açığa çıkmadan ya da düzeyi ilerlemeden durdurulabilir.

Eğer şiddet açığa çıktıysa adaletin sağlanması gerekir. Bu süreç kadınların daha fazla örselenmesinin önüne geçerek işletilmelidir. Adalete olan inancın zayıf olmasına rağmen şiddete maruz bırakılan kadınların şikayetçi olma oranının da yükseldiğini görüyoruz. Adalet mekanizması da adil yargılamalar yaparak adaleti sağlamak zorundadır. İstanbul Sözleşmesi’nde de belirtildiği gibi toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak açısından şiddeti normalleştiren ceza indirimlerinin uygulanmaması gerekir. Adaletin sağlanması, sadece kadınların örselenmemesi için değil caydırıcı olacağı için de önemlidir.

Tüm bunlarla beraber sosyal, ekonomik ve siyasi olarak kadınların güçlendirilmesi gerekir. Örneğin 11 milyon kadının iş gücü dahi sayılmadığı, işsizliğin yüksek olduğu Türkiye’de kadınların haklarına sahip çıkma imkanı azalıyor. Ancak sosyal, ekonomik ve siyasi anlamda güçlü olan bir kadının şiddet tehlikesiyle başa çıkması çok daha kolaydır.

Tüm bu mekanizmalar İstanbul Sözleşmesi’nde tanımlanmıştır ve 6284 sayılı Kanunda önemli ölçüde çözümü vardır. Bu nedenle çoğu mekanizmanın işlememesi kadın cinayetlerini körüklüyor. Bütünlüklü olarak bu süreçler işletilirse kadın cinayetlerini durdurabiliriz.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kadınlara ne tür haklar sağlıyor? Alandaki deneyimlerinizden yola çıkarak Kanunun uygulamasına dair mevcut durumu değerlendirebilir misiniz?

6284 sayılı Kanun sadece aile içinde değil, bir kadının tanıdığı ya da tanımadığı bir erkeğin şiddet eylemine ya da olası şiddet tehlikesine karşı koruma sağlıyor. Kanunda, uzaklaştırma kararı, kadının çocuklarıyla berber şiddet kaynağından uzak barınma imkanı, iş yeri değişikliği, kimlik bilgilerinin değiştirilmesi, adres bilgilerinin gizliliği, elektronik kelepçe uygulaması, yüz değiştirme, maddi destek, çocukların geçici velayeti gibi pek çok koruma ve tedbir maddesi yer alıyor. Tüm kararlar bakanlıkların ve uygulayıcıların koordinasyonu ile gerçekleşmesi gerekiyor ama bu şu an yapılmıyor.

Bir kadın uzaklaştırma kararı aldırdığında bu çoğu zaman kağıt üstünde kalıyor, kadının güvende olup olmadığının takibi yapılmıyor, ya da ihlal durumunda zorlama hapsi için emniyet harekete geçmiyor. Yasada dava görülmeksizin zorlama hapsi uygulanması gerekirken şu an fiili olarak dava açılıyor. Geri kalan koruma ve tedbir kararları ise çok zor çıkıyor. Basından gördüğümüz kadarıyla yüz değiştirme ameliyatı talebi için ise bakanlık bütçelerinin yetersiz olduğu söyleniyor. Elektronik kelepçenin de yetersiz sayıda olduğu belirtiliyor. Kadınlara iş imkanı ve maddi yardım çok zor sağlanıyor. Ya reddediliyor ya da bu karar çıkana kadar uzun süreler geçiyor. Kadınların ne düzey tehlikede olduğunu anlayarak ona uygun koruma kararı verilmesi gerekirken çoğu zaman sadece uzaklaştırma kararı veriliyor. Eskiye göre gelişme olsa da kadınların şikayetlerinin emniyet tarafından işlenmediği de oluyor. İş yeri değişikliği talebi olduğunda kurumlar arası koordinasyonsuzluk sebebiyle talep ya reddediliyor ya da kararın çıkması uzun süre alıyor.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Vakfımızın 2019 yılında ilk kez açtığı Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’ndan hibe desteği alan kuruluşlar arasında yer alıyor. Fon kapsamında desteklenen “Kadınların Can Simidi: 6284 Sayılı Kanun” projesinden bahseder misiniz? Bu proje ile ne tür çalışmalar gerçekleştireceksiniz?

Yukarıdaki soruların cevabından anlaşılacağı üzere İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanunun uygulanması kadınlar için hayati öneme sahiptir. 6284 sayılı Kanunun uygulanması kadına yönelik şiddetin ilk anda önüne geçmek için önemli bir basamaktır. Bu nedenle ‘can simididir’ 6284 sayılı Kanunun uygulanması için önce toplumun farklı kesimlerinin kadınların haklarını bilmesi ve etrafındaki kadınlara güç vermesi gerekir. Bu nedenle, kadınların bulunduğu çevrede en kolay ulaşabilecekleri yerel yönetimleri projedeki odak noktamız olarak seçtik. Beş ilin iki ilçesinde hem belediye çalışanlarına hem de muhtarlara İstanbul Sözleşmesi kapsamında 6284 sayılı Kanunun eğitimlerini veriyoruz. Aynı zamanda o bölgedeki kadınlara yönelik olarak da eğitimler düzenliyoruz. Bu eğitimler, hem 6284 sayılı Kanun çerçevesinde kadınların var olan haklarının neler olduğunun eğitime katılanlar açısından bilinmesini sağlıyor hem de katılanların çevrelerini etkilemesini sağlıyor. Aynı zamanda sadece kişisel etkiler değil belediyelerin kadına yönelik şiddete karşı da harekete geçmesini sağlıyor.