Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Güneş Kadınlar Projesi için Çalışmalarına Başlıyor

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2020 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile desteklediğimiz Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Güneş Kadınlar projesini gerçekleştirecek. Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Doğan ile bölgede yürüttükleri çalışmaları, kadınların ekoloji mücadelesindeki rolünü ve COVID-19 salgınının derneğe etkilerini konuştuk.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği hangi amaçlarla kuruldu ve bu amaçlar doğrultusunda bu zamana kadar ne tür çalışmalar gerçekleştirdi?

Kazdağı yöresinde ve Türkiye’nin değişik yerlerinde yaşayan yaşam savunucuları olarak, ülkemizin ve özellikle Kazdağı ve çevresinin doğal ve kültürel varlıklarını korumak amacıyla, 2012 yılında Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği çatısı altında bir araya geldik. 2007-2012 döneminde aynı amaçla faaliyette bulunmuş olan Kazdağı Koruma Girişimi Grubu’nun devamı niteliğindeki Derneğimizin 450’nin üzerinde üyesi var. 2018 yılında Dernek Merkezimizi Küçükkuyu’dan Altınoluk’a taşıdık. Derneğimiz Ekoloji Birliği, Fosil Yakıt Karşıtı İnisiyatif, Zehirsiz Sofralar Ağı, Körfez Dayanışma, Ulusal Çevre Hakkı Savunuculuğu Ağı, Madra İçin Elele, Kazdağları Dayanışması, Edremit Demokrasi Platformu ve Edremit Kent Konseyi üyesi.

Derneğimizin amaçları arasında Kazdağı ve çevresindeki doğal, tarihi ve kültürel varlıkların korunması amacıyla her türlü flora ve faunasıyla ekolojik dengenin gözetilmesi ve biyolojik çeşitliliğin korunması, doğa koruma bilincinin geliştirilmesi, ekolojik ürünlerin üretilmesi, işlenmesi ve pazarlanmasına destek olunması, yerel kültürel değerlerin araştırılıp ortaya çıkarılması ve bölgede eko-agro turizmin desteklenmesi bulunuyor. Ayrıca, sanayileşme, madencilik, şehirleşme ve benzeri nedenlerle doğal ortamda oluşan ve oluşacak her türlü hasar ve kirliliğinin önlenmesi ve doğanın bir rant ve paylaşım aracına dönüştürülmesinin engellenmesine yönelik çalışmalar yapıyoruz.

Kazdağı Bölgesinde ekosistemi tahrip edici çok sayıda altın vb. metalik madencilik, termik santral, rüzgar enerji santralleri, jeotermal enerji santralleri, taş ocakları gibi projeler bulunuyor. Söz konusu projelerin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerini takip ediyor, yerel ve ulusal kampanyalar düzenliyor, köy ziyaretleri ile yerel halkı bilgilendiriyoruz. Çanakkale ve Balıkesir’in çeşitli bölgelerinde yapılacak altın madeni, termik ve rüzgar enerji santralleri, derin deniz deşarjı projeleri, jeotermal alan ihaleleri, madeni rehabilitasyonu gibi süreçleri takip ederek savunuculuk çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Bunun yanında Çanakkale, Ayvalık, Burhaniye; Bergama civarındaki diğer STK’ların mücadelelerine destek oluyor ve Türkiye genelindeki diğer doğa talan ve yıkım projelerinin iptal edilmesi için de mücadele ediyoruz.

Dernek olarak kültürel ve sosyal alanda da faaliyetler gerçekleştiriyoruz. En uzun gece olan 21 Aralık ve en uzun gün olan 21 Haziran tarihlerinde söyleşi, müzik, takas etkinlikleri içeren Gün Dönümü Şenlikleri düzenliyoruz. 25 Kasım Kadına Şiddetle Mücadele Günü ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde söyleşi, panel, konser, atölyeler ile her yıl ayrı bir köyde, köylü kadınlarla birlikte etkinlikler düzenliyoruz. Ayrıca fotoğraf, resim sergileri, konserler, edebiyat söyleşileri, film gösterimleri, halk oyunları, halk müziği, sanat müziği, ritm, Yunan ve Latin dansları gibi kültürel, sanatsal çalışmalar ve atölyeler gerçekleştiriyoruz.

Yerel ve kırsal kalkınma çalışmalarımız da devam ediyor. Bölgenin ürünlerinin aracısız bir şekilde satışına destek olmak amacıyla Aracısız Doğal Ürün Ağları Çalıştayı’nı gerçekleştirdik ve madenlerden etkilenen köylere gidip potansiyel araştırması yaptık. Nusratlı Köyü’nde kadınlardan oluşan Doğal Ürün Satış Merkezi Projesine destek oluyoruz. Ayvacık Depreminde zarar gören köylerden birisi olan Kaşkaya Köyünde 2018 yılından beri çocuklara eğitim ve kültürel destek projesi yürütüyoruz. Bu yıl da Doyuran Köyü’nde çocuklara destek projesi yürütmeye başlıyoruz. Mehmet Alan Köyü’ndeki kadınların bilgi ve el becerilerinin geliştirilmesi ve ekonomik ve sosyal yaşamlarına katkıda bulunmak amacıyla destek projesi yürütüyoruz.

Her yıl belirlenen bir tema ile doğada Kazdağı Ekofestival düzenliyoruz. Festival 4 gün sürüyor. Spor, atölyeler, paneller, konferanslar, söyleşiler ve konserler gibi etkinlikler gerçekleştiriliyor. Konaklama çadırlarda yapılıyor. Her yaştan çocuklar, gençler ve yetişkinler katılabiliyor. 2014 yılında başlayan festivalde sırasıyla, su, ağaç, toprak, enerji ve gıda temalarını işledik. Bu yıl altıncısı düzenlenecek Ekofest’te konu “hava” olacak.

Dernek çalışmalarımız arasında düzenli olarak her çarşamba günü geri dönüşüm, yeniden kullanım, tamir kurallarını gözeten eko hobi atölyeleri düzenlemek ve her ay doğal temizlik, doğal bakım ürünleri, doğal gıdalarla ilgili ekolojik yaşam atölyeleri ve söyleşiler var. Ayrıca her ay İkinci El ve Yerel Ürün Pazarı ve Kazdağı Sofrası düzenliyoruz. Tarım Fuarları ve tohum takas etkinliklerine katılıyoruz.

Mevzuat takibi ve yasal alanda savunuculuk çalışmalarımız devam ediyor. Maden Yasası, Çevre Kanunu, Zeytin Kanunu, Tohum Kanunu gibi yasal mevzuatları, yasa ve yönetmelik değişikliklerini takip ediyor; imza kampanyaları ve basın açıklamaları gerçekleştiriyoruz. Bu konularda hukuki süreçlere başvuruyor ve davalar açıyoruz. Zeytin Yasası Değişikliğine karşı kampanya, Maden Alanlarının Taşınması Yönetmeliğine karşı dava ve Yerel Tohumların Kayıt Altına Alınması Yönetmeliğine karşı dava başlattığımız hukuki süreçlere örnek verilebilir. Bugüne kadar ÇED kararları, yönetmelikler ve idari kararlarla ilgili 18 adet dava açtık. Davaların bazıları tek başına bazıları da diğer kuruluşlar ve kişilerle ortak davalar. Davaların 7’sini kazandık, biri reddedildi, bir dava düştü, 9 davamız ise hala devam ediyor.

Son yıllarda ekoloji ve çevre hareketinin ön saflarında kadınları daha çok görüyoruz. Alandaki tecrübenizden yola çıkarak çevre hareketinde kadınların rolü hakkında neler söyleyebilirsiniz? Çalışmalarınızı gerçekleştirdiğiniz bölgelerdeki deneyimlerinizden bahseder misiniz?

Kalkınma ve gelişme adı altında bir yandan doğal kaynaklarımız sömürülüyor, diğer yandan da yaşama hakkımız elimizden alıyor. Havamız, suyumuz, toprağımız kirleniyor. Bu durum da en çok kadınlar ve çocukları etkiliyor. Kadınlar bir yandan eşitlik ve özgürlük mücadelesi verirken diğer yandan da doğayı koruma mücadelesi veriyor. Hem dünyada hem de ülkemizde doğa koruma mücadelelerine bakarsak en ön saflarda kadınların olduğunu görüyoruz. Bu mücadele de kadınların özgürleşmesine katkıda bulunuyor. Kadının doğa koruma mücadelesinde ön safhalarda yer almasının nedenleri kadınların doğa ile kurduğu daha barışçıl ve saygılı ilişki, sebat etme yetenekleri, cesur oluşları ve yaratıcılıkları.

Kadınların doğurganlığı ve çocuklarına kendi vücutlarından besin sağlayabilmeleri kadınları daha dengeli ve olgun bir hale getiriyor. Kadın evin geçimi için dışarıda çalışsa bile tüm ev işlerinin yönetimini de üstleniyor. Bu durum kadının aynı anda birçok şeyi düşünme, planlama ve uygulama yetisini geliştiriyor. Aynı zamanda, gelişmiş duyarlılıklarından dolayı kadınlar, varsa ev dışı işleriyle birlikte, ev içinde çocukların, hastaların, yaşlıların bakımı, yemek, temizlik gibi tüm işlerle yakından ilgilenerek, bu süreçte çıkan sorunlara pratik çözümler getirmeye alışkın oluyorlar. Bu özelliklerin kadınlar için bir güç kaynağı oluşturduğunu düşünüyoruz. Kadın doğaya, toprağa, tohuma, üretime erkeklerden daha yakın.

Doğaya dair geliştirilecek politikalarda, doğaya daha yakın olan ve doğayla daha barışçıl bir ilişki kurmuş kadının sözünün dinlenmesi ve kadının öncü bir rol üstlenmesi gerekir. Doğanın kıymetini en iyi kadınlar biliyor ve bu nedenle de doğayı yine kadınlar kurtaracağına inanıyoruz.

Çalışma gerçekleştirdiğimiz yerlerde kadınlar her zaman daha öndeler. Kazdağı’nın ulaşabildiğimiz tüm köylerinde kadınlar mücadeleye daha çok sahip çıktılar ve öne geçtiler. Şirketlerin sosyal rüşvetlerine boyun eğmediler. Güvenlik kuvvetleri karşısında da daha direngen durdular. Mitinglerde konuşmalar yaptılar. Kadınlar bu süreçte bir yandan da sosyalleşti ve güçlendi.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2020 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile desteklediğimiz Güneş Kadınlar projesinin amaçlarından ve proje kapsamında yapılacak çalışmalardan bahseder misiniz?

Bölgemizdeki ekolojik yıkımlar tarım ve turizm gibi temel istihdam alanlarını tehdit etmenin yanı sıra kadın işsizliğini de pekiştiriyor. Mevcut toplumsal normlar ile belli iş kalıplarına sıkıştırılan kadınların kendi potansiyel kapasitelerini keşfetmeleri ise kısıtlı şekilde gerçekleşebiliyor.

Bu temel sebeplerle hayata geçirmek istediğimiz Güneş Kadınlar projesi; Kazdağları ve yöresindeki genç kadınların yenilenebilir enerji kooperatifi kurmasını, güneş enerjisi modelleri üzerinde iş üretmeleri ile birlikte geleneksel meslek kalıplarını yıkmalarını, kapasitelerini artırmalarını ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı rol model bir yapı geliştirmelerini amaçlıyor. Kalıplara sıkışmamış kadınların, bu süreçte hem kendi potansiyellerini keşfetmelerini hem de birlikte çalışarak temiz enerjinin bölge içindeki potansiyelini artırmalarını diliyoruz.

Proje kapsamında seçilen kadınlarla beraber 1 yıllık süre boyunca ekip olma, birlikte iş üretme, kooperatifçilik, yenilenebilir enerji ve iklim değişikliği, güneş enerjisi sistemleri üzerine atölye çalışmaları yürütmeyi planlıyoruz.

COVID-19 salgını hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep oldu. Bu durum mevcut çalışmalarınızı ve yürüttüğünüz programları nasıl etkiledi? Bu dönemde çalışmalarınıza devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

COVID-19 salgını başladığında derneğimizin merkezini fiziksel olarak kapattık. Yüz yüze yapmakta olduğumuz tüm faaliyetlerimizi durdurduk. Mayıs ayında yapmamız gereken genel kurulumuzu erteledik. Ancak faaliyetlerimize ara vermedik. Tüm çalışmalarımızı evlerden gerçekleştirmeye başladık. Zoom programı satın aldık ve yönetim kurulu toplantılarımızı sanal ortamdan yapmaya başladık. Halk müziği, ritim, pilates gibi bazı kurslarımıza da dijital platformlar üzerinden devam ettik. Radyo ve televizyon kanalları ile röportajlarımıza devam ettik. Farklı dijital platformlar üzerinden panellerde konuşmacı olduk. Aidat toplama yöntemlerimizi kolaylaştırmak için Fonzip aboneliği satın alıp altyapımızı kurmaya başladık.

İlk alan eylemimizi 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde Altınoluk Antandros Parkı’nda gerçekleştirdik. Maskelerle ve fiziksel mesafeyi koruyarak basın açıklaması, müzik dinletisi ve bir söyleşi gerçekleştirdik. Ayrıca Ekoloji Birliği’nin sanal ortamda gerçekleştirdiği 5 Haziran Çevre Mitingi’ne Zoom ile katıldık ve konuşma yaptık.

COVID-19 kapsamında alınan önlemler sonucunda ve bu dönemde ortaya çıkan ihtiyaçlara paralel olarak bundan sonraki süreçte sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanlarında ve iş yapma biçimlerinde değişiklikler yaşanması bekleniyor. Bu durumdan hareketle, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği önümüzdeki dönemde, çalışma alanlarında ve biçimlerinde değişiklikler yapmayı planlıyor mu? 2020 yılının kalanında öncelikleriniz neler olacak?

Bundan sonraki süreçte hükümet tarafından merkezi olarak alınan kararları da takip ederek mevcut duruma uyum sağlayarak çalışmalarımıza yön vereceğiz. Maske, hijyen, fiziksel mesafe gibi kuralları gözeterek derneğimizi yüz yüze etkinliklere açacağız. Gerekli önlemleri alarak ağustos ayında genel kurulumuzu yapacağız. Sanal ortamlarda toplantı ve panel gibi etkinlikler yapmanın avantajlarını da yaşadık. Oldukça verimli sonuçlar aldık. Yüz yüze buluşmalar ve etkinlikler yapsak da bu süreçte öğrendiğimiz yöntemleri kullanmaya devam edeceğiz. 2020’nin geri kalan döneminde projelerimize devam edeceğiz. Güneş Kadınlar projemize başlayacağız. Her zaman yaptığımız doğa koruma etkinliklerimize, ÇED süreci takiplerine alanda ve hukuki yollarla mücadeleye devam edeceğiz. Atölyelerimiz, kurslarımız ve gösterimlerimiz de sürecek.