Uzman Görüşü

Fon Verenler Açısından Sosyal Etki ve Sosyal Etki Ölçümlemesi: Nedir, Ne İşe Yarar?

Sosyal Etki kavramından ne anlıyoruz?

Sivil toplum örgütleri, fon verenler, sosyal girişimciler, kamu kurum ve kuruluşları, kurumsal sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştiren şirketler… Tüm bu aktörlerin motivasyon ve stratejileri farklı olsa da “birlikte iyi yaşam” nihai amacına hizmet eder şekilde toplumsal sorunlara yönelik çözümler bulmaya, müdahaleler gerçekleştirmeye ve bu müdahaleler sayesinde insanların hayatlarında olumlu değişimler yaratmaya çalıştıklarını varsayıyoruz.  

Şüphesiz ki söz konusu sosyal müdahalelerin gerçekleştirilebilmesi için belirli girdilere (insan kaynağı, zaman ve finansal kaynaklar) ihtiyaç duyuluyor. Bu kaynakların nasıl kullanıldığı ve gerçekleştirilen faaliyetler yoluyla arzu edilen değişimin ne ölçüde sağlanabildiği sorularını yanıtlama çabalarının özellikle son beş yıl içinde bir artış gösterdiğini söyleyebiliriz. Sosyal etki ölçümlemesi,  bu ihtiyaç çerçevesinde inşa edilen ve halen inşa süreci devam eden, devingen bir alan olarak karşımıza çıkıyor. 

Alanın farklı disiplinlerden beslenerek inşa ediliyor oluşu sosyal etkinin farklı tanımlamalarının ortaya çıkması ile sonuçlandığından şu an için tek bir sosyal etki tanımı yapmak pek de kolay gözükmüyor. Öte yandan tek bir tanımlamanın gerekliliği de ayrı bir tartışma konusu. Aşağıdaki tabloda paylaşılan çeşitli sosyal etki tanımları arasındaki farklar temelde  etki, çıktı, sonuç, sosyal değer yaratımı ve sosyal geri dönüş terimlerinin birbirleriyle içi içe geçen şekillerdeki kullanımları ve farklı düzeylerde vurgulanmaları nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte, hem literatürde hem de pratik uygulamalarda iki ayrı ana kavramsal zeminin (“sosyal etki ölçümlemesi” ve “etki değerlendirme”) kullanıldığını görüyoruz. Ölçümleme yapmak isteyen kişi ve organizasyonların içinde var oldukları bağlamları, çerçeveleri, stratejileri, amaçları, hedefleri ve kaynakları doğrultusunda bu iki zeminden birine, farkında olarak ya da olmayarak, yöneldiklerini gözlemliyoruz. 

Öyleyse, sosyal etki kavramından ne anlayacağız? Önerim keskin bir tanım yapmaktan çok kavramın çerçevesini ve içeriğini mümkün olduğunda kapsayıcı bir şekilde çizmekten yana olacaktır. Dolayısıyla sosyal etkiden en genel anlamda, “yapılan bir aktivite, müdahale sonucu ortaya çıkan değişim” veya “bir eylem/aktivite/proje/program/politika sonucu insanlar, organizasyonlar ve toplumun geneli üzerinde oluşan etkiler” olarak söz edebiliriz. Bahsedilen etki olumlu veya olumsuz olarak algılanabilir; planlanarak veya planlanmadan elde edilebilir, kısa veya uzun vadede kendini gösterebilir ya da bütün bu özelliklerin birleşimiyle ortaya çıkabilir. Bir faaliyetin insanlar ya da çevre üzerinde hemen ve doğrudan bir etkisi olabileceği gibi, aktiviteyle doğrudan ilişkisi olmamış insanlara, kuruluşlara veya örgütlere kadar uzanan etkileri de olabilir. Bunlara ek olarak, söz konusu etkinin rastgele biçimde;  gerçekleştirilen müdahale olmaksızın veya başka değişkenlerin etkileri ile ortaya çıkabilecek sonuç ve değişimlerden ne ölçüde farklılaştığının anlaşılması ve gösterilmesi ise sosyal etki ve sosyal etki analizinin önemli unsurlarındandır. 

Özetle, fon verenler açısından bakıldığında sosyal etkiyi, sağlanan kaynaklar, sunulan hizmetler ve gerçekleştirilen faaliyetler aracılığıyla 

a) bireysel düzeyde (örneğin; fonlanan proje ve programların yararlanıcılarına etkisi),

b) organizasyonel düzeyde (örneğin; fon alan organizasyonların kapasite gelişimleri) ve 

c) toplumsal sorun düzeyinde (örneğin; fon alan organizasyonların sonuç ve etkilerini de kullanarak belli bir toplumsal soruna dair kampanya yürütülmesi) 

yaratılmak istenen/yaratılan değişimler olarak anlayabiliriz. 

Peki, fon veren kuruluşlar etki ölçmekle neden ilgilensin?

Elde edilen kazanımların düzeyleri ve dağılımı açısından farklılıklar olsa da sosyal etki ölçümlemesi yapmanın hem fon alan organizasyonlar hem de fon veren kuruluşlar için temel olarak iki ana nedeninden söz edebiliriz. Bir fon veren kuruluş neden sosyal etki ölçümlemesi yapalım sorusuna bu iki başlık altında, kendi önceliklerini göz önünde bulundurarak yanıt verebilir. 

A) Öğrenmek için ölçmek

Bu ana başlığı da iki ayrı alt kategoride değerlendirebiliriz. Bunlardan ilki fon veren kuruluşun kendi içindeki öğrenme sürecidir. En özet haliyle, varsaydığımız değişimi gerçekten yaratıp yaratmadığımızı ve bunu yaparken en etkili yolun ne olduğunu anlamaya çalıştığımız bir öğrenme sürecinden söz ediyoruz. 

Bir miktar daha açarsak etki ölçümleme çalışmasıyla; “Sağlanan kaynakla gerçekleştirilen proje ve programlar hedef kitle üzerinde gerçekte ne gibi değişimlere yol açıyor?, Hangi faaliyetler ve sosyal müdahaleler hedeflenen değişimleri gerçekleştirmekte daha etkili oluyor?, İşe yarayan ve yeterince işlevsel olmayan uygulamalar, faaliyetler hangileri?, Fon dağıtımında farklı bir yöntem ya da strateji geliştirmeye ihtiyacımız var mı?, Süreçte ne gibi değişiklikler yapmaya ihtiyacımız var? Ne tür beklenmedik etkilerle karşılaşıyoruz?” soruları üzerine çalışıyoruz. 

“Yeterince iyi” yürütülen etki ölçümleme çalışmaları bu sorulara mümkün olduğunca geçerli ve güvenilir yanıtlar sağlayarak kuruluşun veriye dayalı karar alma süreçleri kullanmasına ve daha gerçekçi, kendine güvenen, tatmin edici bir işleyiş kazanmasına imkan sunabilir. Etki ölçümleme çalışması, ancak fon veren kuruluşun karar alma süreçlerine; strateji geliştirmesine ya da stratejisini gözden geçirmesine etki ettiğinde anlamlı bir hale geliyor. 

İkinci kategoride ise fon veren kuruluşun faaliyet gösterdiği alana sağladığı geçerli ve güvenilir bilgiden bahsedebiliriz. Yapılan etki ölçümlemesi sonuçlarıyla hangi tür müdahalelerin daha etkili olduğu, hangi koşullarda ne tür değişimlerin beklenebileceği, beklenmedik sonuç ve risklere yönelik somut öneriler konularında alana bilgi sunarak hem sağlam bir tartışma zemini oluşturulabilir hem de kuruluşun alandaki saygınlığı artırılabilir. 

B) Hesap verebilir olmak için ölçmek

Hesap verebilir olmak genel anlamıyla kaynakları ne için, nasıl ve ne tür değişimlere yol açacak şekilde kullandığımızı “göstermek”  olarak düşünülebilir. Bunu yapabilmek, bütün organizasyonlar için geçerli oldu gibi, fon veren kuruluşlar için de güvenirlik ve saygınlık kazanmak anlamına geliyor.  Pek çok paydaş gördüğü etki doğrultusunda hareket eder. Paydaş gruplarla işbirliği içinde olmak ve onlara şeffaf bir biçimde bilgi sağlamak kuruluşla paydaşın arasındaki ilişkiyi güçlendirir. Bir fon veren kuruluş faaliyetlerini, yöntemlerini, yarattığı ve yaratamadığı değişimi,  ve bunları kapsayan stratejisini  güvenilir şekilde gösterebildiği ölçüde hem kendine güvenini artıracak hem de alandaki konumunu güçlendirecektir. Söz konusu güçlenme farklı şekillerde geri dönüşler sağlayabilir. Örneğin, bağışçılar, kuruluşun ortaya koyduğu anlamlı ve olumlu etkiye bakarak destek vermeye devam edebilir. Fon arayanlar için güvenilir bir kuruluş olunabilir. Politika yapma ve karar alma süreçleri konusunda etkin olmak isteyen fon veren bir kuruluş devlet kurumları açısından daha fazla dikkate alınabilir, işbirliği yapma olasılığı artabilir.  

Bir fon veren kuruluş olarak sosyal etki ölçümlemesi yapmaya başlarken neleri göz önünde bulundurmak gerekir?

Yukarda bahsedilen kazanımlara ulaşmak adına etki ölçümlemesi yapmak veya var olan pratiği geliştirmek için fon verenlerin bazı önemli konular üzerine düşünmesi ve kararlar alması belirleyici oluyor. Bu hazırlık yapılmadan girişilen bir sürecin sağlıklı sonuçlar vermesi de pek mümkün olmuyor. 

Bir çerçeve, yol haritası oluşturmak: Hangi model ve yaklaşım seçilirse seçilsin (Mantıksal Çerçeve, Değişim Teorisi, vb.), sosyal etkinin anlaşılabilmesi ve ölçülebilmesi için proje, program veya kurum/kuruluş özelinde paydaşların katılımıyla bir yol haritası ve stratejik plan oluşturulması öncelikli koşuldur. Aksi takdirde tıpkı sorunları tespit etmeden, ihtiyaçları analiz etmeden, amaç ve hedefleri belirlemeden hangi faaliyetlerin yapılacağının belirlendiği ve kervanın yolda düzüldüğü proje, program veya örgütlenmelerde olduğu gibi karışık, karmaşık ve amacına hizmet edip etmediğinin anlaşılamadığı sosyal müdahaleler üretmek kaçınılmaz olacaktır. 

Kuruluşun müdahale düzeyi:  Bir fon veren kuruluşun üç farklı düzeyde etki yaratabildiğinden söz edilebilir. Bireysel düzeyde (proje/program yararlanıcıları), fon sağlanan organizasyonlar düzeyinde ve toplumsal sorunlar düzeyinde. Hangi düzeyde faaliyet gösterildiği kuruluştan kuruluşa veya zamana bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Sosyal etki ölçümlemesi sürecine girilmeden önce belli bir zaman aralığında hangi düzeyde, ne oranda faaliyet gösterileceğinin belirlenmesi sosyal etki ölçümleme sisteminin (yöntem ve araçlarının) ne şekilde geliştirileceğinin son derece önemli bir belirleyicisi olacaktır. 

Fon alanlara sağlanacak destek: Fon veren bir kuruluşun etki ölçümleme yapabilmesi için fon verdiği organizasyonlardan gelecek verilere, dolayısıyla onlarla birlikte çalışmaya ihtiyacı olacaktır. Bu noktada, fon alanlara nasıl bir destek verileceğinin belirlenmesi de son derece önemlidir. Bütçe sağlamak, eğitim vermek, uzman desteği sunmak, mentorluk ya da koçluk sağlamak, ortak ölçümleme yöntemleri geliştirmek… Farklı şekillerde destek sağlamak mümkün olmakla birlikte desteğin niceliği ve niteliği fon alanlardan ne tür veri beklenebileceğini ve yine ölçümleme sisteminin yöntem ve araçlarını belirleyecektir. 

Kaynaklar

Burdge RJ and  Vanclay F 1996, ‘Social impact assessment: A contribution to the state of the art series’, Impact Assessment, vol. 14, pp. 59-86. 

Clark C, Rosenzweig W, Long D and Olsen S 2004, Double bottom line project report: Assessing social impact in double bottom line ventures; methods catalog, viewed 28 may 2010, <http://www.shidler.hawaii.edu/Portals/1/resources/DoubleBottomLine.pdf>.

Emerson J, Wachowicz J and Chun S 2000, Social return on investment: Exploring aspects of value creation in the non-profit sector, The Roberts Foundation, San Francisco.

Funders’ principles and drivers of good impact practice, 2013, Inspiring Impact 

http://www.acf.org.uk/downloads/publications/Funders_Principles_and_Drivers_of_Good_Impact_Practice_2013.pdf

Müftügil Yalçın AS, Güner D, 2015, Sosyal Etki Ölçümlemesi: Kusif 4 Adım Yaklaşımı, KUSIF Yayınları

Plimmer D and Kail A, 2014,  THEORY OF CHANGE FOR FUNDERS: Planning to make a difference, New Philanthropy Capital

Leave a Reply