Uzman Görüşü

Sivil Toplumda Öze Dönüş ve Yeni Bir Soluk: Sosyal Girişimcilik

Zeynep Meydanoğlu (Ashoka Vakfı Türkiye, Direktör)  

Son yıllarda “sosyal girişimcilik” terimini sık sık duyar olduk. Sosyal + Girişimci = sosyal girişimci midir? Sosyal girişimciler iktisadi faaliyetlerinin yanında sosyal sorumluluk faaliyetlerini de ihmal etmeyen girişimciler midir? Bir toplumsal soruna “girişmek” sosyal girişimci olmak için yeterli midir? Liste böyle uzayıp gidiyor… Bu tartışma daha uzun yıllar da sürecek gibi. Aman sürsün, çok sesli, sağlıklı toplumsal tartışma ortamlarına hasret kaldık. Bu sebeple bu yazının amacı kesinlikle bir sosyal girişimcilik tanımı yapmak, kalın çizgiler çekip bazıları içeride bazıları dışarıda demek değil. Aksine, bir adım geri atıp sosyal girişimcilik kavramı ve alanına uzaktan bakmak, böylece odağı bir miktar netleştirerek toplumsal sorunların değil, çözümlerin parçası olmaya hasret duyan herkesin çalışmalarına değer katabilecek bazı konuları masaya yatırmak. Haydi öyleyse, başlayalım…

Sivil Toplum Kuruluşlarının Potansiyeli ve Paradoksu

Sivil toplum kuruluşları bu alanda çalışmaya başladığım ilk günden beri beni çok heyecanlandırıyor. Neden derseniz, müthiş bir potansiyel içeriyorlar. Önce, sistemin içinden çözüm geliştiriyorlar, böylece toplumun daha iyi bir noktaya evrilmesini mümkün kılabiliyorlar. Dünya ve Türkiye kadın hareketlerine bakalım, binlerce yıllık erkek egemenliğini yüz yıldan az sürede nasıl da adım adım eşitliğe doğru evriltiyorlar… İkincisi, oy veya kar kaygısı taşımadıklarından yeni yaklaşımlar denemede kamunun ve özel sektörün asla olamayacağı kadar özgür olabiliyorlar. Üçüncüsü, geliştirdikleri modelleri özel sektör ve kamuyla paylaşarak ölçeklerini çok büyütebiliyorlar. Tamamen bir sivil hareket olarak başlayan erken çocukluk eğitimi bugün kamu kuruluşlarının gündeminde ve temel eğitimin bir parçası olarak sağlanması bekleniyor. Slow food hareketi bugün pek çok restoranın işletme prensiplerinde kendine yer buluyor. Ancak bu potansiyel her zaman ortaya çıkmıyor. STK’lar da kendilerini eleştirdikleri özel sektör kuruluşları gibi para peşinde, veya devlet kuruluşları gibi büyük bürokratik yapılar altında hantallaşmış bulabiliyorlar. Potansiyelinden uzaklaşan STK’lar ele aldıkları sorunu çözmekten uzaklaştıkça, sorunun bir parçası haline gelebiliyorlar, adeta bir paradoks halini alıyorlar.

Öze Dönüş olarak Sosyal Girişimcilik

Sosyal girişimcilik kavramı sivil toplum kuruluşlarının yukarıda bahsettiğim sistemin içinden ve kökten çözüm üretme, yenilikçilik ve büyük çaplı toplumsal değişime ön ayak olma potansiyellerinin altının çizilmesini, “olmazsa olmaz” olmasını içeriyor, bu anlamda bir açıdan bir öze dönüş olarak nitelendirilebilir. Dünyanın önde gelen sosyal girişimcileri, sivil alanın bu potansiyellerini sonuna kadar hayata geçiriyor: Vikipedi’nin kurucusu Jimmy Wales, online ansiklopediyle herkesin bilgi üretimine katılabildiği ve bilgiye ulaşabildiği bir kanal yaratıyor, tek kaynaktan gelen cilt cilt ansiklopedi dönemini kapıyor. Adil ticaret sertifikasyon yöntemi ile üretici ve tüketici arasındaki mesafeyi kapatarak daha adil bir uluslararası ticaret sağlayan Paul Rice, adil ticaret kavramını gündeme taşıyor, belirli sektörlerde hatırı sayılır yer kaplıyor.

Yeni bir Çalışma ve Finansman Yöntemi olarak Sosyal Girişimcilik

Diğer yandan, sosyal girişimcilik yeni bir soluk ve çalışma şekli de getiriyor: sosyal girişimcilik yaklaşımı, STK’ların iktisadi faaliyetler de yürütebileceğini, toplumsal faydasını doğrudan böylece sağlayabileceği gibi, bu şekilde faaliyetleri için özgün ve sürdürülebilir finansman modelleri de geliştirebileceğini söylüyor. Yoksulların içinde bulundukları yoksulluk döngüsünden çıkmalarını sağlamayı amaçlayan, mikrokredinin babası Muhammed Yunus’un sosyal girişimi Grameen, tam anlamıyla bir banka. Brezilya’da risk altındaki gençleri kurduğu boks kulüpleri ile suçtan uzak tutmayı ve hayatlarını yönlendirmelerini sağlayan bir sosyal girişimci, kurduğu spor kıyafet firmasından elde ettiği gelirler sayesinde bir kuruş bağış almadan faaliyetlerini ülke çapında sürdürebilecek durumda.

Sonuç Yerine

Alandaki tek kabul gören yaklaşım bu olmamakla birlikte, Ashoka’da bu vasıfları olan çözümlere “sosyal girişimcilik” örnekleri, bu tür çözümlerin fikir annesi/babası olan ve liderlik eden kişilere sosyal girişimci, söz konusu çözümün bir iktisadi faaliyetle desteklenmesi veya bir fiil bu yolla hayata geçirilmesi durumunda ortaya çıkan tüzel kişiliğe ise “sosyal girişim” diyoruz. Ancak başta söylediğim gibi tanım tartışmaları hem Türkiye’de hem dünyada tüm çeşitliliği ile devam ediyor…

Diğer taraftan günümüzün toplumsal sorunları hiç olmadığı kadar karmaşık ve inatçı. Bu sorunlara anlamlı bir etkisi olabilecek çözümlerin açlara balık vermek veya balık tutmayı öğretmekten çok öteye geçmesi gerekiyor. Tüm balıkçılık sektörünü dönüştürmeyi hedefleyen, yenilikçi yaklaşımlarla değişken sorunlara her seferinde yeni müdahaleler üretebilen, girişimcilik vasıflarıyla ister fiziksel, ister fikirsel olarak büyüme, yaygınlaşma kaygısı taşıyan, özgün finansman yollarıyla sürdürülebilirliğini sağlayarak uzun soluklu müdahaleler yapabilen çözümlere ihtiyacımız var. Türkiye ve dünyada hızla gelişen sosyal girişimcilik alanı bu vasıfları olan çözümler ve arkalarındaki sosyal girişimci birey ve ekiplerle bunun için büyük fırsat sunuyor.

Ashoka Hakkında:

Dünyanın ilk ve en geniş sosyal girişimcilik ağı Ashoka’da, günümüz acil toplumsal sorunlarına etkin ve kalıcı çözümler getiren sosyal girişimcileri tespit ediyor, onları küresel bir destek ağında buluşturarak potansiyellerini gerçekleştirmelerini ve çözümlerini yaygınlaştırmalarını sağlıyoruz. Bugün 80 ülkeden 3500’e yakın Ashoka Fellow’u ekonomik kalkınmadan yurttaş katılımına, kadınların güçlendirilmesinden eğitim reformuna çeşitli alanlarda fark yaratıyor. Önde gelen Ashoka Fellow’ları arasında 2014 Nobel Barış Ödülü sahibi ve çocuk işçiliğine karşı hareket lideriKailash Satyarthi, Vikipedi’nin kurucusu Jimmy Wales ve Adil Ticaret sertifikasyon sistemini başlatan Paul Ricegibi sosyal girişimciler bulunuyor. Ashoka, “her bireyin toplumda fark yaratabildiği ve bunu başarmak için ihtiyaç duyduğu özgürlük ve desteğe sahip olduğu bir dünya” vizyonuna erişebilmek için, Ashoka Fellowship’e ek olarak, çocukları, gençleri, okulları, üniversiteleri, şirketleri ve kamu kuruluşlarını sosyal girişimciliğe ve fark yaratmaya teşvik eden çok sayıda farklı program geliştirip uyguluyor.

Detaylı bilgi için: www.turkey.ashoka.org

Leave a Reply