Monthly Archives

Ağustos 2022

Hayat Boyu Hayat Dolu Derneği Demansı Anlamanın İnteraktif Yolu Projesini Tamamladı

By | Her Yaşta Fonu, Her Yaşta Fonu

Hayat Boyu Hayat Dolu Derneği, yaşlanmakta olan kişilerin günlük yaşam kalitelerini artıracak bilişsel ve psikososyal yöntemleri hayata geçirmek, aktif yaşlanma sürecine destek olmak ve bu sürece katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. AgeSA Hayat ve Emeklilik işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu kapsamında  Demans Simülatörü: Demansı Anlamanın İnteraktif Yolu projesini hayata geçiren dernek; Demans Simülatörü uygulaması ile ilgili bir eğitim modülü hazırladı ve bir ölçme değerlendirme sistemi oluşturdu. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Bilimleri Fakültesi Gerontoloji bölümü 3. ve 4. sınıf lisans öğrencilerinden oluşan toplam 122 öğrenciye 16 saatlik teorik ve 30 saatlik uygulama eğitimi verdi. Hazırlanan eğitim modülünün etkisi ölçülerek Demans Simülatörü uygulamasının etkisi bilimsel olarak kanıtlandı. 

Hayat Boyu Hayat Dolu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Çağla Aktaş Aytöre, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Gerontoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Hatice Selin Irmak ve Araştırma Görevlisi Tule Gültekin ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; projenin gençler üzerinde yarattığı farkındalık ve mesleki becerilerine katkıları, Türkiye’de demans hastalığı ve alınabilecek önlemler, derneğin gelecek dönem planları ve hibe kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında konuştuk. 

Hibe desteğimizle gerçekleştirdiğiniz Demans Simülatörü: Demansı Anlamanın İnteraktif Yolu projesini yakın zamanda tamamladınız. Proje kapsamında yürüttüğünüz çalışmalardan bahseder misiniz?

Demans Simülatörü: Demansı Anlamanın İnteraktif Yolu projemizi İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Bilimleri Fakültesi Gerontoloji bölümü akademisyenleri ve öğrencileri ile birlikte gerçekleştirdik ve 9 aylık bir sürecin sonunda tamamladık.

Bu projeyle derneğimizin çalışmaları arasında yer alan Demans Simülatörü uygulamasının bir eğitim modelini geliştirmekti aynı zamanda bilimsel ölçüm metotları kullanarak eğitim modülünün etkinliğini kanıta dayalı bir veri haline getirerek, bu alanda eğitim alan öğrencilerin mesleki gelişimlerine ve nitelikli uzmanların yetiştirilmesine katkı sağlamaktı.

Proje kapsamında öğrencilere verilecek eğitim modülünü iki aşamalı olarak planladık: Teorik ve uygulamalı. İlk etapta üniversitenin teorik eğitimi ile Demans Simülatörü uygulamasının entegre edilmesi üzerinde çalıştık. Proje ekibinde yer alan akademisyenlerimiz simülasyon uygulamamızın içerik ve prensiplerini inceleyerek simülasyonun bilimsel altyapısını oluşturacak teorik eğitimin içeriğini oluşturdular. Proje için geliştirilen eğitim modülünün etkinliğini ölçmek amacıyla ön test ve son testler için kullanılacak ölçekler belirlendi ve söz konusu testlerin eğitimlerin hangi aşamalarında uygulanacağına karar verildi. Daha sonrasında öğrencilerin teorik bilgilerini simülasyonda pratikte deneyimleyebileceği, demansa dair semptomlarla bütünlüğü sağlayabilecek ve öğrencilerin uygulama esnasında not alabilecekleri eğitim kitapçığını hazırladık. Teorik ve uygulama eğitimlerinin sürelerini ve üniversitenin eğitim müfredatını göz önüne alarak eğitimlerin tarihlerini Şubat-Mart 2022 olarak belirledik.  Teorik eğitimlerimizi Gerontoloji bölümü öğretim üye ve elemanları çevrimiçi olarak, uygulama eğitimlerini ise derneğimiz İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Hadımköy Yerleşkesinde yüz yüze gerçekleştirdik. 

Proje kapsamında, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde lisans eğitimi alan 3. sınıf ve 4. sınıf 122 Gerontoloji bölümü öğrencisine toplam 16 saatlik teorik ve 30 saatlik uygulama eğitimi verdik. Her iki eğitimi tamamlayan öğrencilerimize eğitim bitimde katılım sertifikalarını teslim ettik. 

Projeye katılım sağlayan öğrencilere eğitim öncesi ve sonrasında bilimsel ölçekler uygulayarak eğitim modülünün, teorik ve uygulama eğitimlerinin ayrı olarak etkisini ölçtük. Değerlendirme çalışmalarının tamamlanmasıyla beraber Haziran ayında projemizi bitirdik.  Projede yer alan akademisyenler elde ettiğimiz istatistiksel sonuçları bilimsel yayına dönüştürmek için çalışmalarına devam ediyorlar.

Bu proje ile İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Bilimleri Fakültesi Gerontoloji bölümünde okuyan öğrenciler demans hastalarının gündelik hayatta karşılaştığı zorlukları deneyimleme fırsatı buldu. Eğitime katılan öğrencilerin geri bildirimlerini de düşündüğünüzde, bu uygulamanın yaşlılık ve yaşlanma alanında eğitim gören gençlerde ne tür bir farkındalık yarattığını ve mesleki becerilerine nasıl bir katkısı olduğunu düşünüyorsunuz? 

Projeye katılan öğrencilere, teorik eğitim ve Demans Simülatörü öncesi ve sonrasında ön ve son testler uygulayarak hem teorik eğitim hem de uygulama eğitiminin öğrencilerin demansa yönelik tutumlarına ve empati düzeylerine olan etkisini ölçtük. Aynı zamanda, simülasyon uygulamasının teorik eğitime olan etkisini de değerlendirebildik. Elde ettiğimiz bulgular eğitime katılan öğrencilerin, eğitim öncesine göre demansa yönelik tutumlarının olumlu yönde değiştiğini ve empati seviyelerinin arttığını gösterdi. Uygulama eğitimi öğrencilerin demansın tipik semptomlarını deneyimleyerek demanslı bir bireyin günlük hayata yaşadığı sıkıntıları, karşılaştığı zorlukları ve nasıl hissetmiş olabileceğini dolayısıyla onun ‘iç dünyasını’ anlamasını sağladı. Öğrenciler yaptıkları bu çalışmanın sonunda demanslı bireyleri daha iyi anladıklarını, bu bireylere nasıl davranmaları gerektiğinin farkına vardıklarını ve hayatlarını kolaylaştırmak için neler yapabileceklerini düşündüklerini ifade ettiler.

Lisans eğitimi süresince öğrencilere demansı olan hastalarla çalışırken ne beklemeleri gerektiği, nelere dikkat etmeleri gerektiği ve bu hastalara hangi stratejilerle bakılacağı hakkında bilgiler veriliyor. Ancak bunların bir çoğu hastanın bakış açısından verilmez. Dolayısıyla teorik eğitime eklenecek bu tür bir uygulama eğitimi klasik eğitimin açığını demans hastasına karşı empatiyi yükselterek kapatabilir. İstatistiksel verilerle uyumlu şekilde öğrenciler, simülasyona katıldıktan sonra demansla yaşayan insanlara karşı daha fazla empati hissettiklerini belirtti.

Ayrıca çalışmanın akademik bulguları öğrencilerin sadece teorik eğitim almalarına göre, teorik eğitim sonrasında uygulama eğitimi almalarının eğitiminden memnun olma derecelerini artırdığını gösterdi. Öğrenciler teoride öğrendikleri bilgileri simülasyon uygulaması ile deneyimlemiş olmalarının bilgilerini pekiştirdiklerini ve çok faydalı olduğunu belirtti.

İleride demanslı bireylerle de çalışacak yaşlılık ve yaşlanma bilimi olan Gerontoloji bölümü öğrencilerinin, teorik eğitimlerinin uygulama eğitimleriyle desteklenmesi önemli ve gereklidir. Öğrencilerin meslek yaşamlarında yaşlı bireyle karşılaşmadan evvel eğitim ortamlarında demans hastaları gibi özel bir grupla çalışmayı simülasyonla deneyimlemeleri, demansı daha iyi tanımaları ve anlamaları demanslı bireylere karşı daha olumlu tutumlar göstermelerini ve daha etkili başa çıkma becerileri geliştirmelerini destekleyecektir ve aynı zamanda sahada özgüvenle çalışmalarını sağlayacaktır. Ayrıca, demanslı bireylerin gereksinimleri ve ihtiyaçlarını daha iyi karşılayacak ve yaşam kalitelerini artıracak etkin çözüm ve uygulamaları hayata geçirebilmelerine katkıda bulunacaktır. 

Washington Üniversitesi’nin yapmış olduğu araştırmaya göre dünya genelinde demanslı hasta sayısının 2050 yılında 57 milyondan 153 milyona çıkması ön görülüyor. Aynı araştırmada, Türkiye’deki demanslı hasta sayısı oranının ise 2050 yılına kadar %277 artması bekleniyor. Sizce Türkiye böyle bir durum için hazırlıklı mı? Türkiye’de demans hastalığı ve alınabilecek önlemler konusunda bir politika bulunuyor mu? 

Dünya Sağlık Örgütü tarafından öncelikli halk sağlığı sorunu olarak nitelendirilen demans, dünya çapında yaşlı bireyler arasında engelliliğin ve bağımlılığın başlıca nedenlerinden biridir. Türkiye yaşlı nüfusunun en hızlı arttığı ülkeler arasında yer alıyor. Bu nedenle, demansın ülkemizde görülme sıklığının önümüzdeki yıllarda büyük oranda artacağı, en önemli sağlık ve toplumsal sorunlar arasında yer alacağı öngörülüyor. 

Türkiye’de demans konusunda toplumda yeterli bilinç ve farkındalığın olmadığını ve bu konuda daha fazla çalışmalar yapılmasının, demanslı bireylere ve bakım verenlere yönelik desteklerin ve hizmetlerin geliştirilmesi ve artırılmasının gerektiği görüşündeyiz. Bu konuda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı sivil toplum kuruluşları (STK) ve akademisyenler belirli çalışmalar yürütüyor, fakat ülkemizde henüz demans özelinde ulusal bir politika bulunmuyor.

Ülkemizde ve dünyada nüfusun yaşlanmakta olduğu gerçeği doğrultusunda gelişmiş toplum anlayışının bir gereği olarak yaşlılık ve yaşlılara sunulan hizmet yaklaşımında Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanmış olan “Türkiye Sağlıklı Yaşlanma Eylem Planı ve Uygulama Programı 2021-2026” uygulamaya konulmuştur. Program kapsamında demansı olan bireylere yönelik egzersiz yaklaşımlarını içeren “Demanslı Bireylerde Koruyucu Yaklaşımlar” kitabı hazırlanmıştır. Ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sosyal içerme politikaları alanında kurumsal kapasitesinin geliştirilmesi projesi kapsamında Türkiye’de demans bakımına yönelik “Demans Bakım Planı Modeli” geliştirme çalışmaları yürütülmüştür. Bunların yanında demans alanında çalışmalar yürüten Türkiye Alzheimer Derneği’nin demans hastalığında korunma, erken tanı, bilgilendirme, kaliteli bakımın sağlanması, hastanın ve ailelerinin yaşam kalitesinin arttırılması için verilecek destek hizmetlerini içeren Ulusal Demans Stratejik Plan Çalışması bulunmaktadır.

Her Yaşta Fonu’ndan aldığınız hibe desteğinin derneğinize ve çalışmalarınıza ne tür katkıları oldu? Yaşlılık alanında yapılan çalışmaların farklı bağışçılar tarafından desteklenmesi sizce neden önemli?

Demans Simülatörü atölyelerimizi bu proje öncesinde de farklı kurumlar, üniversiteler ve  demanslı bireylerin yakınları ile de uyguluyor ve çok olumlu geri bildirimler alıyorduk. Dernek olarak bu çalışmamızı farklı alanlarda uygulamak, daha çok kişiye ulaşmak ve toplumda demans farkındalığını artırmayı hedefliyorduk, ancak bunu yapmadan önce uygulamanın etkisini ölçümlenebilir bir hale getirmek ve bilimsel veri ile kanıtlamak istiyorduk. Her Yaşta Fonu’ndan aldığımız hibe desteği sayesinde daha önce de birlikte çalıştığımız İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Gerontoloji Bölümü ile Demans Simülatörü uygulamamızı istatistiksel olarak ölçümlenebilir bir proje haline getirdik ve hedeflediğimiz gibi uygulamanın etkisini kanıtlayabildik. Demans Simülatörünün özellikle akademik alanda uygulanmasında teorik eğitim ile desteklendiğinde farkındalık ve empati oluşturma etkisinin daha da arttığını gördük. Proje sonunda elde ettiğimiz bu olumlu sonuçlar sayesinde, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Gerontoloji Bölümü ders müfredatında bulunan Geronörodavranış Bilimi II dersi kapsamında, bahar yarıyılı eğitim döneminde, önümüzdeki seneden itibaren Demans Simülasyonu uygulamasını ders izlencelerine resmi olarak eklenmesi planlanıyor.

Yaşlılık alanında akademik ve tıbbi birçok önemli çalışma yapılmakta ancak edilen bilgiler topluma yeterli derecede ve anlaşılabilir bir şekilde aktarılamamakta. Bu konudaki sosyal farkındalığın ve toplumsal bilincin geliştirilmesinde, toplumun tüm kesimlerine ulaşılmasında ve yaygınlaştırılmasında STK’ların önemli bir role bulunuyor. Bunu gerçekleştirebilmek için STK’ların özellikle saha çalışmaları ve faaliyetlerinin devlet tarafından sağlanan imkanlar dışında farkı bağışçılar tarafından da desteklenmesi kritik.  

Hayat Boyu Hayat Dolu Derneği’nin gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan bahseder misiniz? 

Hibe kapsamında hayata geçirdiğimiz proje sayesinde aldığımız olumlu sonuçlar doğrultusunda, Demans Simülatörü uygulamamızı üniversitelerin yaşlılık alanında eğitim gören ve ileride yaşlı bireyler ile etkileşimde olacak yaşlı bakımı, hemşirelik, sosyal hizmetler gibi diğer bölümlerinde de teorik eğitimleri destekleyecek bir uygulama olarak geliştirilmesi için benzer çalışmalar yapmayı planlıyoruz. 

Üniversite dışında, yaşlanma ve yaşlılık konusunda toplumda özellikle empati yoluyla farkındalık yaratacak çalışmalarımızı belediye, kurumlar ve diğer STK’larla ortak proje ve işbirlikleri ile genişletmeyi ve yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.

COVID-19 salgını nedeniyle ara vermek zorunda kaldığımız saha çalışmalarımızın başında gelen ve huzurevlerinde yaşayan yaşlılarımıza birebir uyguladığımız Psikososyal Destek Programımızı da farklı kurumlarda uygulamaya devam etmek ve yaygınlaştırmak istiyoruz. 

Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu 2022 Dönemi Tanıtım Toplantısına Davetlisiniz

By | Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu

Eğitim ve öğrenme yoksulluğu konularına odaklanan sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını ve projelerini desteklemek amacıyla Vakfımızın koordinasyonunda Latro Kimya A.Ş işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu 2022 döneminin 1 Eylül Perşembe günü 14:00 – 15:00 saatleri arasında gerçekleşecek olan çevrimiçi tanıtım toplantısına davetlisiniz.

Tanıtım toplantısında fonun öncelikleri, başvuru koşulları ve değerlendirme kriterleri gibi konularda bilgi paylaşımının yanı sıra katılımcıların fon ve başvuru süreci hakkındaki sorularına yanıt verilecek bir soru-cevap oturumu da düzenlenecektir.

Toplantıya katılmak isteyenlerin kayıt formunu doldurmasını rica ederiz. Toplantının katılım bağlantısı yalnızca kayıt yaptıran kişilere e-posta yoluyla iletilecektir.

 

Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu’nun 2022 Dönemi Başvuruları Açıldı

By | Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu

Eğitim ve öğrenme yoksulluğu konularına odaklanan sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını ve projelerini desteklemek amacıyla Vakfımızın koordinasyonunda Latro Kimya A.Ş işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu 2022 dönemi başvuruları açıldı.

Fona yapılan başvurularda eğitim alanında yoksulluk temelli eşitsizlikleri sorun olarak tanımlayan proje önerilerinin aşağıdaki konulardan en az birine odaklanması beklenir:

  • Okulların yüz yüze eğitime başlaması ile birlikte yoksulluk koşullarında yaşayan çocukların eğitime erişimlerinin önündeki engellerin ortadan kaldırılmasına yönelik çözümler üretilmesi,
  • Yoksulluk ve eğitimsizlik kısır döngüsünün kırılmasına yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi,
  • Eğitimin yoksullukla mücadelede etkili olması için geliştirilebilecek eşitlikçi politikaların hayata geçirilmesi,
  • Pandemi ile derinleşen ekonomik krizin eğitimdeki olumsuz etkilerinin azaltılmasına yönelik modeller geliştirilmesi,
  • Öğrenme yoksulluğunun azaltılmasına yönelik destekler sağlanması,
  • Yoksulluk koşullarındaki çocukların eğitim sisteminden kopmaması için destekler sağlanması,
  • Pandemi sonrası ortaya çıkan ve öğrenme yoksulluğunu derinleştiren sosyal – duygusal öğrenme ihtiyaçlarının giderilmesi,
  • Konu özelinde araştırma ve veri geliştirme faaliyetleri gerçekleştirilmesi.

Yukarıdaki içeriği tamamlayacak biçimde tüm başvurularda:

  1. Diğer paydaşların da kullanabileceği açık uygulama ve içeriklerin üretildiği,
  2. Eğitim alanındaki kurumlar ve kişiler arası işbirliği, eşgüdüm ve/veya  bilgi/beceri paylaşım olanaklarına imkan veren,
  3. Eğitim modellerini günün şartlarına uyarlayan,
  4. Bir pilot projeyi model haline getirmeyi odağına alan yaklaşımlar teşvik edilir.

Aşağıdaki başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar hibe programına başvurabilirler:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler, vakıf üniversitelerinin araştırma ve uygulama merkezleri ve diğer kâr amacı gütmeyen,
  • En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan,
  • 2021 yılı gelirleri 30.000 TL ile 3.000.000 TL arasında olan kuruluşlar,
  • Geçmişinde fonun kapsamına girecek biçimde odağında eğitim temalı çalışmalar yapmış olması.

Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu 2022 dönemi kapsamında STK’lara dağıtılacak hibenin toplam tutarı en fazla 390.000 TL’dir. Başvuru yapan STK hibe programından en fazla 130.000 TL talep edebilir.

Fona başvurmak isteyen kuruluşların başvuru formunu eksiksiz şekilde doldurarak 19 Eylül 2022 Pazartesi günü saat 18:00’a kadar göndermeleri gerekir.

Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu hakkında detaylı bilgilere (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve fon takvimi) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.

LİSTAG ile Kurumsal Hibe Desteğimiz Kapsamında Yürütecekleri Çalışmaları Konuştuk

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Lezbiyen Gey Biseksüel Trans Artı Bireylerin Aileleri ve Yakınları Derneği (LİSTAG), çocukları veya yakınları LGBTİ+ (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks) olan ailelere destek olmak amacıyla faaliyetlerini yürüten dernek, ailelerin LGBTİ+ çocuklarını ve/veya yakınlarını kabul etmeleri, sevmeleri, LGBTİ+’ların onurlu bir şekilde yaşamalarını sürdürmeleri ve toplumda kabul görmeleri için çalışmalar yapıyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonunun 2022 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla kurumsal hibe desteği sağladığımız LİSTAG, finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalar yürütecek. LİSTAG hibe kapsamında, tam zamanlı Mali ve İdari İşler Sorumlusu istihdam edecek.

LİSTAG Eş Koordinatörü Neşe Tamer ve İletişim Koordinatörü Aslı Dülgeroğlu Meleş ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; derneğin yürüttüğü faaliyetler, LGBTİ+ ailelerinin oluşturduğu dayanışma alanının LGBTİ+ mücadelesine etkisi, yakın zamanda yayımladıkları Üç Kılavuz kitabı, Onur Ayı ve Onur Haftası’nın LGBTİ+ hareketi açısından önemi ve hibe kapsamında yürütecekleri faaliyetler hakkında konuştuk. 

LİSTAG, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2022 döneminde vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Öncelikle Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu kapsamında LİSTAG’a vermiş olduğunuz destek için tekrardan çok teşekkür ederiz. 

LİSTAG çocukları, kardeşleri, akrabaları veya yakınları LGBTİ+ (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks ve +) olan aile üyelerinden oluşan bir destek ve dayanışma derneğidir. 2008 yılında bir grup anne ve babanın Lambdaistanbul çatısı altında bir araya gelmesiyle yola çıkan LİSTAG, Mayıs 2019’da dernekleşmiştir. Bizler tüm insanların cinsel yönelimlerini, cinsiyet kimliklerini ve cinsiyet ifadelerini özgürce beyan edebildiği, değer verildiği ve saygı duyulduğu bir geleceğini hayalini kuruyoruz. Bu vizyonumuzu gerçekleştirmek için de LGBTİ+ ailelerini ve yakınlarını bilgilendirerek destek oluyor; LGBTİ+ların karşılaştıkları özel sorunlar ve zorluklarla ilgili hem üyelerimize hem de sivil toplum örgütlenmelerine ve kuruluşlarına danışmanlık hizmeti veriyor; LGBTİ+ların tam eşitliğe ulaşabilmesi için gerekli kanunların ve politikaların yaratılması, toplumumuzda bu konuda farkındalık yaratılması ve bir tutum değişikliğinin sağlanması için savunuculuk faaliyetleri yürütüyoruz. 

Bu çalışmalar ile toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli farklılıklardan doğan ön yargıları kırmak, ayrımcılıkla mücadele etmek ve insanları doğru bilgilendirmek amacıyla çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu amaçlar doğrultusunda her fırsatta sesimizi duyurmak, görünürlüğümüzü arttırmak ve farkındalık yaratmak için çalışıyoruz. LISTAG’dan yedi ebeveynin hikayelerinden oluşan “Benim Çocuğum” adlı belgeselimiz bu farkındalığı artırmamızda oldukça önemli rol oynuyor. Aynı zamanda her ay Antalya, Ankara İstanbul ve İzmir’de Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği’den (CETAD) gönüllü ruh sağlığı uzmanlarının desteğiyle, bilgilendirme ve paylaşım toplantıları düzenliyoruz.

LGBTİ+ların ailelerinin ve yakınlarının arayabilecekleri ve destek alabilecekleri Danışma Hattımız da (0546 484 82 85) pazar günleri hariç her gün 10.00-19.00 saatler arasında hizmet veriyor. 

Bahsettiğim bu faaliyetlerin yanı sıra özellikle son dönemlerde açılma yaşının giderek düşmesiyle beraber LGBTİ+ların ailelerine yönelik toplumsal cinsiyet temelli bilgilendirme ve bilinçlendirme atölyelerinin yer aldığı yaz ve kış kampları ve webinarlar düzenliyoruz.  

Kurulduğumuz günden beri “başka bir ailenin mümkün olduğunu” başarıyla gösteriyoruz. Binlerce LGBTİ+ ailenin çocuklarını kabul etmeleri, sevmeleri ve çocuklarını onurlu bir şekilde yaşamaları ve toplumda kabul görmeleri için destekledik ve desteklemeye devam ediyoruz.

LİSTAG olarak 14 yıldır LGBTİ+’ları ve mücadelelerini desteklemek amacıyla çalışmalar yürütüyorsunuz. Aradan geçen 14 yılı düşündüğünüzde LGBTİ+ ailelerinin örgütlenerek bir dayanışma alanı oluşturmasının Türkiye’deki LGBTİ+ mücadelesine nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?

Türkiye’de yaşayan LGBTİ+ aileleri olarak bir araya gelerek içinde yaşadığımız toplumun LGBTİ+’lar için daha eşit ve özgür bir hale gelmesi, ayrımcılık ve nefret söylemlerinin ortadan kalkması için mücadele ediyoruz. 2008 yılında LİSTAg’ın kurulmasıyla beraber bu mücadele daha örgütlü bir şekilde verilmeye başlandı. İstanbul’da başlayan örgütlü mücadelemiz sırasıyla Ankara, İzmir, Antalya ve Denizli’ye yayılarak büyüdü ve büyümeye de devam ediyor. 

Cinsiyete ve cinsel yönelime dayalı ayrımcılık ve eşitsizliğin ürettiği şiddet önemli bir toplumsal sorun. Bu şiddete maruz kalan her birey aslında toplumsal hayatın işleyişini de etkiliyor. Bugün aile ve devlet arasındaki ilişkide devletin nasıl olmasına karar verdiği aile işleyişini çeşitli sosyal ve söylemsel politikalarla kontrol etmeye, ona yön vermeye çalıştığını görüyoruz. Eğer toplumda demokratik bir yönetim biçimi olacaksa aile de bu yönetim biçimine göre örgütlenmelidir. Modern aile kavramı ile toplumsal cinsiyet rollerinin, kadın-erkek ayrımının ve ataerkil düşünce yapısının sorgulanması sürecinde LİSTAG, asıl aile diye bir şeyin olmadığının, farklı farklı ailelerin, diğer bir deyişle başka bir ailenin mümkün olduğunun altını çiziyor.                            

LGBTİ+ ailelerinin ve yakınlarının sayıları bir yandan artarken ne yazık ki bir yandan da bilinçli bir şekilde kendilerini görünmez kılıyorlar. Bu nedenle de etkili olamıyorlar. Dolayısıyla aile kurumunun yeniden örgütlenmesi için gerekli mücadele ve özgürlük taleplerimizin LGBTİ+ mücadelesi içinde olmazsa olmaz bir yeri ve ağırlığı var. Toplumsal cinsiyet eşitliği tam da bu noktada LGBTİ+ çocuklar ile ilgili damga ve ayrımcılığın değişmesi, ayrımcılığa, şiddete ve nefrete maruz kalmamaları, aynı şekilde LGBTİ+ olmayan insanların da değişip dönüşmesi, doğru bilgilendirilmeleri için hayati önem taşıyor. 

Tek tip aile anlayışına uygun olmayan bireyler, vatandaşlığın gerektirdiği tüm yükümlülüklerden sorumlu oldukları halde haklardan yararlanma konusunda kısıtlamalarla karşılaşıyorlar. LGBTİ+ hakları aynı zamanda insan haklarıdır. Vatandaşlık ve insan hakları devletin bir lütfu değil, mücadele alanıdır. LİSTAG olarak biz bu anlayışın 2008 yılından beri tüm toplumda yaygınlaşmasını sağlamak amacıyla çalışmalarımıza devam ediyoruz.  

2008 yılında faaliyetlerimize başladığımızda LGBTİ+ aileleri olarak birbirimizi yargılamadan dinler, destek olur ve çağrıldığımız her yerde hikayelerimizi anlatırdık. Fakat bugün geldiğimiz noktada LİSTAG Derneği olarak LGBTİ+ İnsan Hakları konusunda ailelerin ve yakınların gözünden farkındalık çalışmaları yapmak için sivil toplum kuruluşlarına, üniversitelere ve şirketlere atölyeler ve eğitimler veriyoruz, insan hakları ile ilgili her platformda sesimizi duyurmaya çalışıyoruz ve LGBTİ+ mücadelesindeki yerimizi alıyoruz.

Sonuç olarak LİSTAG, haklara ve hak savunuculuğuna bütüncül yaklaşarak genelde tüm insan hakları, özelde ise LGBTİ+ hakları alanında çalışmalar yürütüyor. LGBTİ+ ile erkek egemen toplum ve tek tip aile yapısı arasındaki bağların farkında olarak, toplumsal cinsiyet konularına da değinerek, Türkiye’deki LGBTİ+ mücadelesinde önemli bir mihenk taşı olma özelliğini taşıyor.

 

Yakın zamanda LGBTİ+ İnsan Hakları Farkındalık Atölyeleri Kolaylaştırıcı Kılavuzu, LGBTİ+ Aileleri için Danışma Hattı Kılavuzu ve LGBTİ+ Aileleri için Medya ve İletişim Stratejisi Kılavuzu başlıkları ile LGBTİ+ aileleri ve yakınları için üç kılavuz yayımladınız. Bu kılavuzların amacından ve içeriğinden bahsedebilir misiniz? 

“Lgbti+ İnsan Hakları Farkındalık Atölyeleri Kolaylaştırıcı Kılavuzu”, LGBTİ+ hakları ve LGBTİ+lara yönelik ayrımcılıkla mücadele eden LGBTİ+ ebeveynleri ve aileleri için hazırlandı. Aynı zamanda bu kılavuz ile LGBTİ+ haklarının birer insan hakkı olduğuna ilişkin mücadele yürüten ebeveyn gruplarının ve/veya derneklerinin bu alanda atölyeler planlama ve kolaylaştırıcılık becerileri kazanmaları amaçlandı. Bu sebeple kılavuzda hem uygulama hem de teorik bilgilere yer verdik. Kılavuzun içeriği Şiddetsizlik Eğitim ve Araştırma Merkezi’nin 13 ebeveyn-katılımcı grupla gerçekleştirdiği çevrimiçi ebeveyn atölyelerinden oluşuyor.  Kılavuzda insan haklarına dair farkındalık oluşturulması düşünülen temel çalışma konularından “Toplumsal Cinsiyet”, “Ön yargı ve Ayrımcılıklar”, “LGBTİ+’ya Dair Yaygın Mitler” ve “Temel Kavramlar” üzerine odaklanıldı. Ebeveynlerin bu konularda temel farkındalık atölyeleri planlamaları ve yürütücü olmaları için ise eğitim türleri, öğrenme biçimleri ve farklılıkları ve kolaylaştırıcılık süreçlerine dair bilgiler yer aldı. Ayıca uygulamaya yönelik program tasarlama, konulara dair çevrimiçi ve fiziksel egzersiz önerileri, atölye esnasında çeşitli oyunlar ve değerlendirme araçlarına yer verildi. Kitapçık hem bu atölyelerde kolaylaştırıcılık deneyimleyen hem de deneyimlemek için hevesli tüm LGBTİ+ ebeveynlerine ve ailelerine yol gösterecek için olarak tasarlandı. 

Diğer kılavuzumuz olan “Lgbti+ Aileleri İçin Danışma Hattı Kılavuzu” LGBTİ+ aile gruplarındaki ebeveynlerin, Danışma Hattı’na bakabilecek yeterlilik ve donanıma sahip olabilmesi için hazırlandı. Danışma Hattımız LGBTİ+ların ebeveynlerine ve yakınlarına destek olmak için var. Danışma Hattımız için LİSTAG’ın olmazsa olmazı can damarıdır diyebiliriz. Danışma Hatları aile gruplarımız için önemli bir hayat kaynağı çünkü LİSTAG olarak bizler yeni ailelerle Danışma Hattımız sayesinde bağ kuruyor, yeni gönüllüler kazanıyor ve gruplarımızı bu şekilde genişletebiliyoruz. Bu kitapçık LGBTİ+ ailelerine önce kendilerini iyi etmeleri ve güçlenmeleri yolunda kılavuzluk ediyor. Kendi hikayesinin biricik olduğunu düşünen ebeveynlere yalnız olmadıklarını gösteriyor. Aynı zamanda ailelerin güçlenerek başka hayatların farkına varabilmesini ve o hayatlara dokunabilmesini, şifa olmasını sağlıyor. Danışma Hattı Kılavuzu’nun hedefi bu hatta bakacak donanımlı gönüllüler yetiştirmek olsa da bir yandan da gönüllünün nasıl ve nereden besleneceğinin tarifini veriyor. Herhangi bir karşılık beklemeden bireylerin yaşam kalitesini artırmak, karşılıklı deneyim paylaşmak, birlikte güçlenmek ve toplum yararına olduğu düşünülen hedefe ulaşmak için çalışan gönüllülerin Danışma Hattı’na en üst düzeyde faydalı olacaktır. Bu kitapçık gruba yeni katılan bir ebeveyn ile iletişim kurmanın yolları konusunda bir rehber olma özelliğini taşımaktadır. Kılavuzda, “Kimlikler ve Açılma”, “Danışma Hattı Gönüllüsü Olma”, “Gönüllü Olmak”, “Görüşme Teknikleri’’, “Danışma Hattına Gelen Sorular ve Yanıtlar”, “Canlandırmalar” üzerine odaklanılmıştır.  

Son olarak, medyanın hak mücadelesinde önemli bir rolü olduğu bilinciyle “Lgbti+ Aileleri İçin Medya Ve İletişim Stratejisi Kılavuzu”nu hazırladık. LGBTİ+ aileleri olarak sesimizi duyurabilmemiz ve hikayelerimizi anlatabilmemiz için geleneksel ve yeni medya araçları hayati bir yerde duruyor. Ancak LGBTİ+’lar medyada neredeyse görünmezler. Ayrıca, kanıksanmış ve normalleştirilmiş bir sansür sistemi bulunuyor. Ön yargı ve ayrımcılığı verili kabul eden, sorgulamayan bir anlayışla yazılan haberler ise nefret söyleminin ve cinsiyetçiliğin yaygınlaşmasına, kökleşmesine ve şiddet döngüsüne neden oluyor.  İşte tam da bu nokta, toplumsal farkındalığı artırmak, medyadaki bu negatif algıyı kırmak için gazetecilerin yanı sıra LGBTİ+ aile örgütlerinin de medyada görünür olması, kendi hikayelerini anlatması oldukça önem taşımaktadır. Bu kılavuz LGBTİ+ aile örgütleri özelinde medya ile görüşmelerde dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bir rehber niteliğindedir. Kılavuz “Gazeteci Size Geldiğinde”, “Siz Gazeteciye Gittiğinizde” ve “Çeşitli Görüşme Türleri için İpuçları” bölümlerinden oluşuyor.

Haziran ayı itibari ile Onur Ayı’na giriş yaptık.  Onur Ayı ve Onur Yürüyüşü’nün LGBTİ+ hareketi açısından öneminden ve bu yıl bu kapsamda gerçekleşecek faaliyetlerden bahseder misiniz?

28 Haziran 1969 tarihinde Stonewall Inn adlı gey barında meydana gelen ayaklanmalar, toplum içerisinde her zaman “öteki” olarak varsayılan LGBTİ+’ların, bu sisteme karşı ilk kitlesel isyanı ve açık direnişi olarak görülüyor.  Bu “onurlu” isyanın başlangıcından bu yana her yıl Haziran ayının son haftası dünya genelinde LGBTİ+ Onur Haftası olarak kutlanıyor.  Bütün aya yayılan kutlama ve etkinlikler nedeniyle de Haziran ayı Onur Ayı olarak adlandırılıyor. Her ülkede farklı tarihlerde de olsa Haziran ayının son haftası içinde, bütün LGBTİ+ topluluğunun katıldığı kalabalık ve şenlikli bir Onur Yürüyüşü yapılıyor. Onur Ayı ve etkinliklerinin ve yürüyüşünün amacını LGBTİ+ topluluğunun tüm dünyada görünürlüğünü arttırmak, hak mücadelesini ve dayanışmasını güçlendirmek ve paylaştıkları ortak tarihi kutlamak olarak özetleyebiliriz.

Ancak maalesef ülkemizde 2015 yılından itibaren şiddetli polis müdahalesine maruz kalan Onur Yürüyüşü, 2016’da İstanbul Valiliği tarafından yasaklandı. Yine de Onur Yürüyüşü çeşitli illerde, polis müdahalesi ve yasaklara rağmen küçük gruplar şeklinde yapılmaya devam ediyor. Biz de LİSTAG olarak her sene Onur Ayı ve Onur Haftası’nı kutlayarak, bu coşkuyu ailelerimiz ile paylaşıyoruz. Öncelikle Onur ayı içerisinde LİSTAG aileleri ile birlikte buluştuğumuz ve Onur Ayı’nı kutladığımız yemekler düzenliyoruz. Konsoloslukların ve LİSTAG dostu firmaların Onur Ayı davetlerine katılıp, LGBTİ+ görünürlüğü ve hak mücadelesi için elimizden gelen desteği veriyoruz. Özellikle bu sene çevrimiçi medyayı daha efektif kullanarak, Onur Ayı’na özel bir çok içerik ürettik. Onur Ayı’na özel kampanyalar düzenledik, takipçilerimize hediyeler verdik, müzik listeleri hazırladık ve yine WhatsApp gibi sohbet uygulamalarında kullanılması için Onur Ayı temalı etiketler hazırladık. Onur ayı ile ilgili röportajlar gerçekleştirdik. Özetle sokaklarda çocuklarımız ile arzu ettiğimiz gibi yürüyemesek de Onur Ayı’nı ve Onur Haftası’nı coşku ile kutladık. 

Vakfımızın sağladığı kurumsal hibe desteğini hangi kurumsal gelişim alanında kullanacaksınız? Bu desteğin derneğinize nasıl bir katkı sunmasını bekliyorsunuz?

LİSTAG’ın kurumsal yapısını koruyarak LGBTİ+ ailelerini desteklemeye ve güçlendirmeye devam edebilmesi ve- örneğin Danışma Hattı, ruh sağlığı uzmanlarıyla yapılan bilgilendirme ve destek toplantıları- sabit maliyetleri (kira, genel idari giderler ve maaş bordroları vb.) karşılayacak kaynak bulması gerekiyor. İşte bu noktada, bu destek derneğimizin finansal sürdürebilirliği açısından oldukça önemli katkı sağlayacaktır.  

Bunun yanı sıra verdiğiniz destek sayesinde gerçekleştirmeyi planladığımız, LGBTİ+ların ailelerine yönelik uzmanlar eşliğinde yapılacak webinarlar, toplumsal cinsiyet temelli bilgilendirme ve bilinçlendirme atölyeleri ve bu atölyelerin bir kısmının da yer alacağı yaz kampı sayesinde LGBTİ+ ailelerine destek misyonumuzu gerçekleştirmeye devam edebileceğiz. 

LİSTAG olarak LGBTİ+ların görünürlüğünü ve farkındalığını arttırabilmek için  hem üyelerimize hem de diğer sivil toplum örgütlenmelerine ve kuruluşlara danışmanlık veriyoruz. Vereceğiniz destek sayesinde misyonlarımız arasında önemli bir yer tutan danışmanlık alanında da faaliyetlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. 

 

Her Yaşta Fonu 2022 Dönemi Tanıtım Toplantısına Davetlisiniz

By | Her Yaşta Fonu, Her Yaşta Fonu

Yaşlılık ve yaşlanma alanlarıyla kadın, sağlık, eğitim gibi bu alanı çevreleyen konularda faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını ve projelerini desteklemek amacıyla AgeSA Hayat ve Emeklilik işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu 2022 döneminin 18 Ağustos Perşembe günü 14:00 – 15:00 saatleri arasında gerçekleşecek olan çevrimiçi tanıtım toplantısına davetlisiniz.

Tanıtım toplantısında fonun öncelikleri, başvuru koşulları ve değerlendirme kriterleri gibi konularda bilgi paylaşımının yanı sıra katılımcıların fon ve başvuru süreci hakkındaki sorularına yanıt verilecek bir soru-cevap oturumu da düzenlenecektir.

Toplantıya katılmak isteyenlerin kayıt formunu doldurmasını rica ederiz. Toplantının katılım bağlantısı yalnızca kayıt yaptıran kişilere e-posta yoluyla iletilecektir.

Yaren Kooperatif ile Teknolojide Gelecek Biziz: Kooperatif 4.0 Projesi Kapsamında Yapacakları Çalışmaları Konuştuk

By | Yarınlara Uçuyoruz Projesi

S.S. Yaren Fikri Mülkiyet Hakları ve Proje Danışmanlığı Kooperatif (Yaren Kooperatif) kısa ve uzun vadede öncelikle Ege Bölgesi, daha sonra Türkiye genelinde sürdürülebilir eğitim ve kalkınma projeleri oluşturmak, eğitimdeki kültürel, sosyal ve ekonomik eşitsizlikleri en aza indirerek toplumun tüm kesimlerinde sosyal dengeyi sağlayacak projeler yaratmak ve sürdürmek amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Vakfımız yürütücülüğünde Pegasus Hava Yolları tarafından hayata geçirilen Yarınlara Uçuyoruz Projesi hibe programı kapsamında 

Teknolojide Gelecek Biziz: Kooperatif 4.0 projesini hayata geçirecek olan Kooperatif; İzmir, Manisa ve Aydın’da sürdürülecek olan pilot proje kapsamında üniversite gençleri ile kırsalda yaşayan gençler arasında teknolojik bilgi aktarımı yoluyla bağ kurulması amaçlanıyor. Türkiye’nin önce gelen üniversitelerinde eğitim gören 8 üniversite öğrencisi tarafından hazırlanacak Küçük İşletmeler Dijital İhtiyaç Analizi Raporu çerçevesinde kırsalda yaşayan 19-25 yaş arası 50 gence üniversite öğrencileri tarafından 3 aylık eğitim verilecek.

Yaren Kooperatif ortaklarından Özgür Topaç ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; kooperatifin faaliyetleri, geliştirdikleri işbirlikleri, dijitalleşen dünyada çocuklara geleneksel kültürü aktarırken yaşadıkları deneyimler, kırsalda yaşayan gençlerin öne çıkan ihtiyaçları ve proje kapsamında yürütecekleri faaliyetler hakkında konuştuk. 

Yaren Kooperatif, Yarınlara Uçuyoruz Projesi hibe programı kapsamında vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Kâr amacı gütmeyen sosyal bir kooperatif olan Yaren Kooperatif, yasal adı ile SS Yaren Fikri Mülkiyet Hakları & Proje Danışmanlığı Kooperatifi, toplumsal kalkınmaya destek vermek amacı ile 14 Şubat 2020 tarihinde İzmir’de kuruldu. Yıllar boyu bireysel olarak halk bilimi çalışmalarında yer almış 8 Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) mezunu “yaren” olan bizler, çocuklarımıza ve gençlerimize yapılan her yatırımın kelebek etkisiyle ailelere ve oradan da topluma yayılması hayalini taşımaktayız. 

Biz Yarenler, bu kuruluş amacı ile özellikle kültür, sanat, eğitim ve teknoloji alanlarında projeler üretmekteyiz. Projelerin kurgulanması, planlanması, uygulanması ve raporlanmasını içeren her aşamada, farklı disiplinlerden pek çok akademik danışman ve sayıları elliyi geçen üniversiteli gönüllümüz ile birlikte çalışıyoruz. Uyguladığımız bu iş modeli ile günceli yakalama imkanına kavuşuyor, gençlerin önemli tecrübeler elde etmesine olanak sağlıyoruz.

Pandeminin hemen başında, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) işbirliği ile Türkiye’de ve dünyada ilk defa ulusal çapta çevrimiçi kültür-sanat-teknoloji eğitimi veren kooperatifimiz, iki yıl içinde Edirne’den Van’a 30 üniversiteli gönüllüsü ile beraber, yine bu geniş coğrafyadaki 500’ün üzerinde çocuğumuza halk bilimi, müzik, resim, teknoloji, ekoloji, kodlama konularında çevrimiçi eğitimler sundu. Bu tecrübe ile İzmir bölgesindeki farklı sivil toplum kuruluşlarıyla (STK) işbirliğine giderek, hazırlamış olduğumuz çevrimiçi etkinlikleri yerelde zenginleştirme olanağı elde ettik. Proje kapsamında çocuklar tarafından yapılan resimleri çevrimiçi ortama taşıyarak ülkemizin ilk çocuk resimleri çevrimiçi sergisini ortaya çıkardık.

Farklı kültürlerden gelen çocukların kültürel farklılıkları anlamasını ve birbirlerine yakınlaşmasını sağlama hedefiyle gerçekleştirdiğimiz “Aynada Aynı” adlı projemizde ise, farklı kültürlerden gelen çocukları yine kültür ve sanat platformunda bir araya getirerek, kültürel farklılıkların farkındalığını yaratmada, gelenekleri ve kültürün zenginliğini kullandık. Bu proje sonunda, bugüne kadar 4 temsili yapılan ve mülteci bir çocuğun başından geçenleri anlatan “Allı Turna” adlı çocuk oyununu ortaya çıkarmış olmaktan dolayı son derece mutluyuz. 

Sunduğumuz eğitimlerde, çocuklara yönelik halk bilimi referans kitabı eksikliğini hissettik. Konusunda uzman bir kadro danışmanlığında ve güçlü bir gönüllü ekibi ile Anadolu’nun zengin gelenek ve kültürünün, halk müziğinin ve halk danslarının anlatıldığı “Rengarenk Anadolu” adlı kitap setini ortaya çıkardık. Bugüne kadar yaklaşık 200 köy okulu kütüphanesine bağışladığımız bu resimli çocuk kitapları seti, Rengarenk Anadolu Kültür Balonu, Notalarla Yolculuk ve Halk Dansları Treni adlarıyla kitapevlerinden de temin edilebilir.

Yaptığınız çalışmalarda sivil toplum kuruluşlarıyla ve yerel işletmelerle çeşitli iş birlikleri yapıyorsunuz. Bu iş birliklerinin kapsamından ve çalışmalarınıza katkılarından bahseder misiniz?

Kooperatiflerin amacı, ortakların bilgi ve becerilerini doğru yönlendirmek, daha etkin ve verimli hizmet ve ürün elde edilmesini sağlamak ve bu sayede ortakların refahına katkıda bulunmaktır. Biz her ne kadar sekiz ortak olarak çalışmalarımızı yürütüyor görünsek de daha önce de belirttiğimiz şekilde danışman ve gönüllü kitlemizin genişliği ve zenginliği sayesinde derin etkiler yaratan, toplumsal kalkınmamıza güçlü etkiler sunan projeler planlayıp sunabiliyoruz.

Proje üretimimizde, bizler ile benzer hayale sahip ve benzer yollarda yürüyen STK’lar ile sürekli iletişim halinde kalıyor, onların ihtiyaçlarına birlikte çözüm bulmaya çalışıyor, birbirimizin kaynaklarını kullanarak daha geniş kitlelere etkin erişim imkânı sağlayabiliyoruz. Bu amaçla, ÇYDD ile gerçekleştirmiş olduğumuz ulusal çaptaki işbirliğinin kooperatif ortaklarımızın bakış açısında hızlı bir değişim yaşattığını ve yerelden başlayarak topluma erişme hayalimizde çok büyük bir sıçrayış yarattığını belirtmek isteriz. İzmir Bölgesindeki Ege Çağdaş Eğitim Vakfı (EÇEV), Cevdet İnci Eğitim Vakfı gibi farklı eğitim STK’ları ile işbirliklerimiz ile karşılıklı olarak birbirimiz destekliyor, hedef kitlemizi genişletebiliyor ve birbirine entegre edebiliyoruz.

Ülkemizde engelli bireylerin pek çok kurumun ortaya koyduğu etkinliklerde sınırlı bir şekilde yer aldığını görmemizden sonra, engelli çocuk ve gençlerimizi de projelerimize dahil etme kararı aldık. Kekemeler Derneği, Engelli Olan Bireyler ve Aileleri Gelişim Merkezi Derneği (EBAGEM) gibi engellilere yönelik çalışma yapan dernekler ile işbirliklerimizi sürdürüyoruz, onların yön göstericiliğinde eğiticilerimize eğitimler aldırıyor ve engelli bireylerimizi de projelerimizde yer alma konusunda cesaretlendiriyoruz. 

Kültür ve sanat üreticisi olan kooperatifimiz, yerel yönetimler tarafından onların bu konulardaki ihtiyaçlarında çözüm ortağı olarak görülüyor. Özellikle halk biliminin alt dallarından gelenekler, halk dansları ve halk müziği konusunda, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Konak Belediyesi gibi farklı yerel yönetimler ile danışmanlık ve proje üretimi konusunda ortak çalışmalara devam ediyoruz. 3-5 İzmir Günleri kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi için hazırlamış olduğumuz ve IzmirTube kanalında çevrimiçi canlı yayınlanan “İzmirli Zeybekler” adlı programımız, hemşerilerimiz ve halk bilimi camiası tarafından ilgi ve beğeni ile izlenmiştir. Bizler de belediyemizin doğru işler ortaya koymasında onlara destek verdiğimiz için gururluyuz.

Teknoloji alanında her gün farklı bir yenilikle karşı karşıya geliyoruz. Çocuklara yönelik çeşitli kültürel aktarım faaliyetleri yürüten bir kurum olarak hızla değişen dünyada geleneksel kültürü çocuklara aktarırken yaşadığınız deneyimlerden bahsedebilir misiniz?

“Geleceği gelenekle harmanlayan dost” mottosu ile kültürel aktarımın önemine inanan Yaren Kooperatif, ilk hedef kitlesini çocuklar olarak belirlemiştir. Kültürel aktarımda oluşan kırılmaların önüne geçmek amacı ile kültürü önce araştırma, derleme, ardından kayıt altına alma, sunma ve nihayetinde bir sonraki nesle aktarmak üzerine çalışmaktadır. Kültürü, insanoğlunun yaratmış olduğu her şey olarak tanımladığımızda, gelenekler görenekler, müzik ve dansın kültürün alt bileşenleri olduğu kadar, yemek yapma, tarım, ekoloji, bilgi işlem, teknolojinin de bu alt bileşenlere dahil olduğunu düşünüyoruz.

Danışmanlarımızın, günümüz çocuklarının sabırsız ve hızlıca çözüme gitmek isteyen bireyler olduğunu belirtmesi üzerine, sonuca birkaç haftada erişilebilecek tohumdan bitki elde atölyemizi reçel yapma atölyesine çevirerek, hemen gün içinde kültürel aktarımın sonuçlarını sunmuş olduk. Ülkemizde imece adıyla anılan takım çalışmalarını desteklemek adına, farklı şehirlerde yaşayan çocukların, eğitimlerde verilen ödevlerini bir danışman eşliğinde çevrimiçi tartışarak tamamlaması için kooperatifimizin çevrimiçi iletişim platformunu çocuklarımıza açtık.

Ancak teknolojinin en önemli kazanımını, teknolojik gelişmelerin mekândan bağımsız işbirliklerine imkân vermesi ile yaşadık. Van’da, Ankara’da, Mersin’de, Kıbrıs’ta, İzmir’de, İstanbul’da üniversite okuyan gönüllü gençlerimiz ile çevrimiçi platformlarda proje planlamaları yapabildik.  Edirne’den Van’a, Samsun’dan Adana’ya çok geniş bir coğrafyada yaşayan çocuklarımıza kültürel eğitimlerimizi sunabildik ve coğrafi engelleri ortadan kaldırabildik. Avustralya’ya erişerek, orada yaşayan Türk çocuklarına, Anadolu kültürünü aktarabildik. Yine ülkemizin ilk çevrimiçi bayram kutlamasını biz gerçekleştirdik. Çocuklarımız, eğitmenleri eşliğinde konuşmalar, şiirler, türküler ve şarkılar hazırladılar, kukla oynattılar ve bu çevrimiçi etkinliğe katılanlara bayram havası yaşattılar.

Türkiye’de kırsal alanda yaşayan gençlere yönelik çeşitli projeler yürütüyorsunuz. Faaliyet yürüttüğünüz grup özelinde düşündüğünüzde kırsalda yaşayan gençlerin öne çıkan ihtiyaçları nelerdir?

Kırsala baktığımızda, kültür ve sanata olduğu kadar bilimsel ve teknolojik olanaklara erişimde de zorluklar yaşandığını gördük. Bunların bir kısmı coğrafi engeller olsa da maddi imkansızlıkların ve bu konuların önceliklendirilmemesinin ana engellerden olduğunu tespit ettik.

Ayrıca kırsalda yeterli eğitim/kişisel gelişim imkanlarına sahip olunamıyor, yüksek öğrenim fırsatı yakalanamadığı için beceri ve bilgi seviyesindeki sınırlar sebebi ile düşük katma değerli işlerde çalışmak durumunda kalınıyor ya da işsizlik sorunuyla karşılaşılıyor. Kırsalda yaşayan bu gençler, aldıkları eğitimin seviyesinden kaynaklı olarak teknoloji ve dijitalleşme çağının gereksinimleri olan teknolojik eğitim imkanlarına erişemiyor, uzaktan verilen eğitimlere yetersiz katılım sağlıyor, coğrafi ve/veya maddi zorluklar sebebi ile 21. yy. yetkinliklerine tam anlamıyla erişemeyerek kaliteli istihdam gücü haline gelemiyorlar. 

Projede hedef kitlemiz, istihdamın seviyesine artıracak olan teknolojik gelişmelere ve dijitalleşmeye eğilim gösteren, ilgisini yukarıda tutan ancak bu teknolojiyi yaratacak altyapıyı oluşturamadığından sadece teknoloji kullanır hale gelmiş kırsalda yaşayan gençler. Bu gençler, aile işletmelerinde veya yerel kooperatiflerde onlara sunulan düşük katma değerli işleri, maddi ve manevi olarak kendileri için yetersiz görmekte buna karşılık hayallerinde yer alan üst seviyede istihdama katılacak bilgi becerilerini güçlendiremeyerek, istihdam dışında kalmaktalar. Örneğin ailesi gibi süt üreticisi olarak bir süt kooperatifinin veya domates salçası üreterek üretim kooperatifin ortağı olmayı tercih etmemektedir. İşte bizim hedef kitlemizdeki bu gençler, proje kapsamında, yerel kuruluşların dijital ihtiyaçlarına yönelik kapsamlı bir eğitime katılarak, bilgi ve becerilerini güçlendirecek, dijital okuryazarlığı kadar teknoloji üretir hale gelecekler, kendi katma değerlerini artırarak daha kalifiye bir birey olacak ve ekonomik olarak güçlenecekler. Kendi bölgelerindeki kooperatiflerin süt/salça üretici ortağı değil, teknoloji-dijital medya üretici ortağı olarak, hayallerindeki işleri yapabilir hale gelecekler. Bunun sonucunda da hem kendilerini güçlendirmiş hem de ortağı oldukları kooperatiflerin güçlenerek ekonomik faydalarını üst seviyeye taşıma fırsatı elde edecekler.

Hibe desteğimizle Teknolojide Gelecek Biziz: Kooperatif 4.0 projesini hayata geçireceksiniz. Bu projenin amacından ve proje kapsamında yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Gençlerin iyi olma halini desteklemek istediğimiz  Teknolojide Gelecek Biziz: Kooperatif 4.0 projesiyle üniversite gençliği ile kırsalda yaşayan gençler arasında teknolojik bilgi aktarımı yoluyla bağ kurulmasını, dijital anlamda güçlenen kırsal gençliğin, daha katma değerli bir istihdam gücü haline dönüşmesini amaçlıyoruz. 

Farklı üniversitelerde ve disiplinlerde eğitim gören gençler, kendi ilgi alanlarına paralel dijitalleşme/teknoloji kullanımı konularında uygulamaya yönelik çalışmalar yapacaklar, kültürel farklılıkların olduğu bu ekipte gerçek hayat tecrübesi kazanacak ve önemli bir network oluşturacaklar. Bu işbirliği sayesinde toplumun ekonomik, kültürel ve sosyal durumu hakkında doğrudan gözlem yapma imkanı elde edecek ve gelecek dönemler için farklı vizyonlar elde edebilecekler.

Kırsalda yaşayan 18-25 yaş aralığındaki işsiz ya da düşük katma değerli işgücü olarak çalışan gençlerimiz ise, proje süresince kendilerine sunulan eğitimler sonrası teknolojik altyapılarını güçlendirebilecek ve kazandıkları meziyetleri kendi yörelerindeki iktisadi yapıya aktararak daha katma değerli işgücü haline gelebilmenin yolunu açmış olacaklar. Bu gelişimleri ile kooperatiflerin dijitalleşme sürecine destek sunarak onların daha verimi iş modelleri benimsemelerinde anahtar rol üstlenebilecekler.

Ülkemizin önde gelen üniversitelerinin özellikle teknik bölümlerinde okuyan gençler, pilot bölge seçtiğimiz İzmir, Aydın ve Manisa’daki toplam on kooperatifi ziyaret ederek, bu kooperatiflerin dijital olgunluk seviyesini ölçecek bir anket uygulayacak ve anket sonucunu Dijital İhtiyaç Raporu adıyla raporlayacaklar. Bu rapora uygun olarak üç odak konu üzerinde eğitim programı hazırlayıp, kooperatifler tarafından projeye dahil edilecek yaşları 18-25 arasında değişen elli gence bu eğitimleri çevrimiçi ortamda sunacaklar. Eğitimlerin ardından, üniversiteli gençler ve kırsalda yaşayan gençlerimiz bir takım halinde her bir kooperatife birer adet dijitalleşme projesi hazırlayacaklar. Böylece, on kooperatif için on farklı dijitalleşme projesi ortaya çıkarılacak.

Teknolojide Gelecek Biziz, Kooperatif 4.0 projesini pilot bir proje olarak hayata geçiriyoruz. Programın olumlu sonuçlar elde etmesi ile kolaylıkla yinelenebileceğini, coğrafi olarak farklı bölgelere adapte edilebileceğini öngörüyor ve etkisini rahatlıkla çoğaltabileceğini düşünüyoruz.

İzmir, Aydın ve Manisa’da sürdürülecek ‘’Teknolojide Gelecek Biziz: Kooperatif 4.0’’ projesi akranlar arası aktarılan bilgilerin yerel kooperatiflerde uygulamasını, dijital farkındalık seviyesi artan bu yerel işletmelerin dijitalleşme yolu ile verimliliklerini güçlendirmesini hedefleyen pilot bir çalışmadır.

 

Her Yaşta Fonu’nun 2022 Dönemi Başvuruları Açıldı

By | Her Yaşta Fonu, Her Yaşta Fonu

Yaşlılık ve yaşlanma alanlarıyla kadın, sağlık, eğitim gibi bu alanı çevreleyen konularda faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını ve projelerini desteklemek amacıyla Vakfımızın koordinasyonunda AgeSA Hayat ve Emeklilik işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu’nun 2022 dönemi başvuruları açıldı.

Yapılan başvuruların odağında, yaşlılık ve yaşlanma alanlarını desteklemeye yönelik aşağıda yer alan yaklaşımlardan en az bir tanesinin yer alması beklenir:

  • Hizmetlere erişim çerçevesinde teknoloji, finans, vb. alanlarda üretilen ürün ve hizmetlerden eşit yurttaşlık temelinde yararlanılmasını sağlamaya yönelik savunuculuk, işbirliği ve uygulama projeleri,
  • Yaşlıların günlük hayatta karşılaştığı izolasyon, ayrımcılık ve istihdam gibi temel konularda yaşanılan problemlerin çözümlerini teşvik eden, uygulayan ve model haline getirme potansiyeli bulunan çalışmalar,
  • Yaşlılara ve yaşlılığa dair ayrımcı yaklaşımları değiştirmeyi hedefleyen çalışmalar ve kampanyalar,
  • Yaşlılara yönelik oluşturulan dil temelli ayrımcılıkla mücadele eden projeler,
  • Sivil toplum, özel sektör, kamu kurumları ve yerel yönetimlerin işbirliği kapsamında kurumların yaşlıların lehine ortak ve kalıcı çözümler üretmelerini destekleyen faaliyetler,
  • Kamusal hayata katılımı geliştirme temelinde yaşlıları güçlendiren projeler,
  • Yaşlılık alanıyla sivil toplumun toplumsal cinsiyet eşitliği, insan hakları, engellilik, gençlik gibi diğer alanlarının diyaloğunu ve işbirliğini sağlayarak sivil alan paydaşlarının arasındaki sinerjiyi geliştirme ve yaşlılık alanını genişletme perspektifiyle uygulanan diyalog ve işbirliği projeleri,
  • Yaş dostu şehirler başta olmak üzere yaşlılarla yaşam alanlarının bağını güçlendirme odaklı çalışmalar,
  • Daha iyi yaşlanma konusunu gündem haline getirecek, başta üst orta yaş grubu (ve onların kadınlar, engelliler gibi alt kırılımında yer alan gruplar) olmak üzere toplumun diğer kesimlerinin yaşlılığa hazırlanmasını ve yaşlanma perspektifini desteklemeye yönelik çalışmalar,
  • Yaşlı yoksulluğu konusuna odaklanan çalışmalar,
  • Türkiye’deki yaşlı haklarını geliştirici politikaların ve yasal altyapının oluşması ve gelişmesine yönelik yapılacak savunuculuk faaliyetleri.

Yukarıdaki içeriği tamamlayacak biçimde tüm başvurularda;

  1. Yaşlılık algısının hak temelli bir perspektifle gelişmesini sağlamaya yönelik çalışmalar,
  2. Konuyla ilgili farklı paydaşların kullanabileceği açık uygulama ve içeriklerin üretildiği çalışmalar,
  3. Türkiye’de sivil toplumda yaşlılık alanının gelişmesine olanak sağlayacak çalışmalar,
  4. Bu alandaki kurumlar ve kişiler arası işbirliği, eşgüdüm ve/veya bilgi, beceri paylaşım olanaklarına imkân veren projeler,
  5. Bir pilot projeyi model haline getirmeyi odağına alan yaklaşımlar teşvik edilir.

Aşağıdaki başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar hibe programına başvurabilirler:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler, vakıf üniversitelerinin araştırma ve uygulama merkezleri ve diğer kâr amacı gütmeyen,
  • En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan,
  • 2021 yılı gelirleri 30.000 TL ile 3.000.000 TL arasında olan (Yıllık geliri 30.000 TL’nin altında olan kuruluşların yaşlılık alanında yapmış olduğu çalışmalar bir referans olarak kabul edilebilir.),
  • Geçmişinde yaşlılık alanında çalışmalar yapmış olan ya da toplumsal cinsiyet, sağlık, engellilik, eğitim, vb. alanlarında biriktirmiş olduğu tecrübeyi çalıştığı hedef kitle nezdinde yaşlılarla genişletmeyi planlayan kuruluşlar.

Her Yaşta Fonu 2022 dönemi kapsamında STK’lara dağıtılacak hibenin toplam tutarı en fazla 300.000 TL’dir. Başvuru yapan STK hibe programından en fazla 150.000 TL talep edebilir.

Fona başvurmak isteyen kuruluşların başvuru formunu eksiksiz şekilde doldurarak 31 Ağustos 2022 Çarşamba günü saat 18:00’a kadar göndermeleri gerekir.

Her Yaşta Fonu hakkında detaylı bilgilere (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve fon takvimi) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.

Turquoise Coast Environment Fund Başvuruları Sona Erdi

By | Turquoise Coast Environment Fund

Kara ve denizle bağlantılı adalar, kıyısal bölgeler ve sulak alanlar da dahil olmak üzere, Türkiye’nin güney ve/veya batı kıyı bölgelerinde; doğa ve biyo-çeşitlilik, deniz ve kıyı koruma konularında aktif olarak çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını desteklemek amacıyla Conservation Collective işbirliği ile hayata geçirdiğimiz Turquoise Coast Environment Fund (TCEF) başvuruları sona erdi.

Fona teknik kriterlere uyan toplam 28 STK başvuruda bulundu. Başvuruların 24’ü dernek, 2’si vakıf ve 2’si kooperatif tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona Ankara, Antalya, Balıkesir, Bodrum, Çanakkale, Hatay, İstanbul, İzmir, Kırklareli ve Muğla olmak üzere 10 ilden başvuru alındı. Turquoise Coast Environment Fund’dan talep edilen toplam hibe tutarı 4.511.274 TL oldu.