Monthly Archives

Haziran 2023

Her Yaşta Fonu’nun 2023 Dönemi Başvuruları Açıldı

By | Her Yaşta Fonu, Her Yaşta Fonu

Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremler sonrası depremden etkilenen yaşlıların iyi olma halini destekleyen, yaşlılık ve yaşlanma alanlarıyla kadın, sağlık, eğitim gibi bu alanı çevreleyen konularda faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini desteklemek amacıyla Vakfımız koordinasyonunda AgeSA Hayat ve Emeklilik işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu’nun 2023 dönemi başvuruları açıldı.

Her Yaşta Fonu’na yapılacak başvuruların odağında aşağıda yer alan yaklaşımlardan en az bir tanesinin yer alması beklenir:

  • Depremden etkilenen yaşlılara yönelik psiko-sosyal destek sağlayan,
  • Depremden etkilenen yaşlıların fiziki iyi olma hallerini destekleyen,
  • Deprem bölgesinde yaşayan yaşlıların hizmetlere erişim çerçevesinde teknoloji, finans, vb. alanlarda üretilen ürün ve hizmetlerden eşit yurttaşlık temelinde yararlanılmasını sağlamaya yönelik savunuculuk, işbirliği ve uygulama tasarlayan,
  • Depremin ardından yaşlıların günlük hayatta karşılaştığı izolasyon, ayrımcılık ve istihdam gibi temel sorunların çözümlerini teşvik eden, uygulayan ve model haline getirme potansiyeli bulunan,
  • Deprem bölgesinde sivil toplum, özel sektör, kamu kurumları ve yerel yönetimlerin işbirliği kapsamında kurumların yaşlıların lehine ortak ve kalıcı çözümler üretmelerini destekleyen,
  • Türkiye’deki yaşlı haklarını geliştirici politikaların ve yasal altyapının oluşturulmasına ve geliştirilmesine yönelik savunuculuk faaliyetleri yürüten çalışmalara öncelik verilecek.

Aşağıdaki başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar hibe programına başvurabilirler:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler ve diğer kâr amacı gütmeyen kuruluşlar,
  • En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan kuruluşlar,
  • 2022 gelirleri 40.000 TL ve 4.000.000 TL arasında olan kuruluşlar,
  • İlgili alanda deneyim, kurumsal kapasite ve vizyona sahip kuruluşlar.

Her Yaşta Fonu’nun 2023 dönemi kapsamında STK’lara dağıtılacak hibenin toplam tutarı 400.000 TL’dir. Başvuru yapan STK hibe programından en fazla 200.000 TL talep edebilir.

Fona başvurmak isteyen kuruluşların başvuru formunu eksiksiz şekilde doldurarak 26 Temmuz Çarşamba günü saat 18:00’a kadar göndermeleri gerekir.

Her Yaşta Fonu hakkında detaylı bilgilere (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve fon takvimi) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.

Dijital Dönüşüm Fonu 2023 Dönemi Tanıtım Toplantısına Davetlisiniz

By | Çevresel Sürdürülebilirlik Alanında Dijital Dönüşüm Fonu

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından bölgede yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremden etkilenenlerin iyi olma halinin desteklenmesi amacıyla sahada aktif olarak faaliyet gösteren ve/veya bölgeye destek sağlamak üzere çalışmalarına başlayan sivil toplum kuruluşlarının dijital dönüşüm süreçlerini kapasite güçlendirme programları ve hibelerle desteklemek amacıyla European Bank for Reconstruction and Development  ve Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Dijital Dönüşüm Fonu’nun 2023 döneminin çevrimiçi tanıtım toplantısına davetlisiniz.

5 Temmuz 2023 Çarşamba günü saat 13.00-14.00 arasındaki gerçekleşecek tanıtım toplantısında fonun öncelikleri, başvuru koşulları ve değerlendirme kriterleri gibi konularda bilgi paylaşımının yanı sıra katılımcıların fon ve başvuru süreci hakkındaki sorularına yanıt verilecek bir soru-cevap oturumu da düzenlenecektir.

Toplantıya katılmak isteyenlerin kayıt formunu doldurmasını rica ederiz. Toplantının katılım bağlantısı yalnızca kayıt yaptıran kişilere e-posta yoluyla iletilecektir.

Yeşil Düşünce Derneği ile Kurumsal Destek Fonu Kapsamında Yürüttükleri Çalışmaları Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

Yeşil Düşünce Derneği, şenlikli, kolektif, katılımcı, şeffaf, sürdürülebilir, dirençli ve kendine yeten topluluklar oluşturmak anlayışı ile iklim krizini temele alarak; yenilenebilir enerji, yeşil ekonomi, ekolojik sürdürülebilirlik, demokrasi ve medya ile sosyal adalet alanlarında çalışmalarını yürütüyor. Kurumsal Destek Fonu’nun 2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla hibe desteği verdiğimiz Yeşil Düşünce Derneği, etki ölçüm kapasitesini güçlendirmek amacıyla çalışmalar yürüttü. 

Yeşil Düşünce Derneği Genel Koordinatörü Melisa Kutluğ ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; Kurumsal Destek Fonu kapsamında yürütülen çalışmalar, Afete Dirençli Kentlerde Güneşin Rolü Tutum Belgesi, Kimseyi Arkada Bırakmadan: Batı Karadeniz’de İklim Hareketinin Güçlendirilmesi projesi ve derneğin gelecek dönem planları hakkında konuştuk. 

Kurumsal Destek Fonu’nun 2021 döneminde Vakfımızdan aldığınız hibe desteği ile derneğinizin kurumsal gelişimi için hangi alanlara odaklandınız? Hibe desteğimizle yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Kurumsal Destek Fonu’nun 2021 döneminde ağırlıklı olarak etki ölçümü/ izleme ve değerlendirme alanına odaklandık. Yaptığımız ihtiyaç toplantıları sonrasında oluşturduğumuz stratejik yönelim dokümanı sayesinde sene içinde hem izleyeceğimiz bir rota hem de sene sonunda dönüp bakabileceğimiz bir planımız oldu. Sene içerisinde alana dair, konusunda son derece uzman mentorumuzla eşleştik ve çok çeşitli çalışmalar gerçekleştirdik. Konuyu farklı yönleriyle ele alan üç farklı eğitim çalışması gerçekleştirdik. Bunun haricinde mentorumuz ile sene içinde ayda en az iki defa olacak şekilde ofis ekibi ile birlikte toplantılar gerçekleştirdik. Bu toplantılarda ise dernekte hali hazırda kullandığımız araç ve metotların iyileştirilmesi, etki ölçüm planının hazırlanması, mevcut veri toplama araçlarının güncellenip bunlarla ilgili kılavuz görevi görecek rehberlerin oluşturulması, toplanan verilerin tasniflenmesi ve toplanan verilerin görselleştirilmesi gibi daha önce pek çalışma fırsatımız olmayan konuları ele alma ve geliştirme fırsatımız oldu. 

Kurumsal Destek Fonu kapsamında aldığınız desteğin derneğinize ve çalışmalarınıza nasıl bir katkısı oldu? Fonu destekleyen bağışçılarımızla paylaşmak istediğiniz bir mesajınız var mı?

Etki izleme ölçme ve değerlendirme çalışmaları kendine genellikle proje bütçelerinde pek de yer bulamayan bir alan. Ancak bu alan bir kuruluşun, özellikle kendi gelişimini, hedeflerini, ortaya konan işler sonrası geriye yönelik değerlendirme ve iyileştirme açısından çok önemli. Biz de Kurumsal Destek Fonu kapsamında aldığımız bu destekle konunun uzmanı ile birlikte derinlemesine çalışma ve geliştirme fırsatı bulduk. Bu desteğin tüm seneye yayılması ve mentorun de yine bu süreçte uzun dönem desteği süreci özümseme, sürdürülebilir araçları tanımlama ve öğrenme aşamasında çok destekleyici oldu. Kendi çalışma alanında üretim yapan, bu konu üzerine profesyonelleşen kruluşlarla için kuruluşun kendi ihtiyaçlarını gözeterek gelişmesine katkıda bulunmak açısından Sivil Toplum Destek Vakfı’nın Kurumsal Destek Fonu’nun önemini deneyimlemiş olduk. Bu kurumsal gelişim desteklerinin uzun vadede demokratik, kapasitesi güçlü, etkin, kendine yeten bir sivil toplum geliştirmek açısından çok destekleyici olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan fonu destekleyen bağışçılara sizin aracılığınızla teşekkür etmek isterim. 

Yakın zamanda Afete Dirençli Kentlerde Güneşin Rolü Tutum Belgesi’ni yayımladınız. Belge’nin içeriğinden ve sunduğunuz çözüm önerilerinden bahsedebilir misiniz?

Afete Dirençli Kentlerde Güneşin Rolü Tutum Belgesi’ni iklim ve çevre alanında çalışan ve faaliyet geliştiren on farklı kuruluş olarak beraber yayımladık. Belge Şubat ayında yaşadığımız depremler sonrası özellikle deprem bölgesi ve Türkiye genelinde, iklim hedefleriyle uyumlu bir yeşil yeniden inşa sürecine dair öneri ve taleplerimizi içeriyor. Şehirlerin yeşil iyileşme ve toparlanma süreçlerinin merkeziyetçi bir yapılanma süreciyle değil katılımcı, bilim ve akla dayalı yeniliklerle iklimi, doğal alanları, çevreyi yani bölgenin tüm ekosistemini gözeterek kültür, ekonomi, gıda ve tarım boyutlarının da ele alarak şekillenmesi gerektiğine inanıyoruz. Bunlar ile birlikte güneş enerjisinin etkili kullanımına dair bazı taleplerimizi de ilettik. Talepler Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na inşa edilecek binalarda güneş paneli konulmasının yasal düzenleme ile zorunlu hale getirilmesi talebi ile başlıyor. Yapılacak evlerin çatılarının güneş paneline uygun olması, tüm alt yapı sisteminin uygunluğu ve tüm enerji ihtiyacının elektrifikasyonunu sağlayacak düzeyde inşa edilmesi yine taleplerden bazılarıdır. Detayları yine bu belgede inceleyebilirsiniz.

Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği’nin desteğiyle Kimseyi Arkada Bırakmadan: Batı Karadeniz’de İklim Hareketinin Güçlendirilmesi projesini yürütüyorsunuz. Projenin amacından ve proje kapsamında yürüttüğünüz çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

Bu projemizin geçmişi Ağustos 2021 yılında Kastamonu’da meydana gelen sel felaketine dayanıyor. 97 kişinin hayatını kaybettiği, çok sayıda yaralının olduğu bu felaket sonrası geçtiğimiz sene başında bir rapor çalışmamız olmuştu. Bu rapor felaketin Bozkurt ilçesinde yarattığı tahribat ve bunun iklim adaleti bağlamında değerlendirilmesine yönelik saha çalışması notlarından oluşmakta idi. Böyle bir çalışmayı yapmışken iklim krizi etkilerini derinden hissetmeye başlayan Batı Karadeniz’e yönelik biraz daha uzun ve kapsamlı bir çalışmayı devam ettirmek istedik. Bu proje vesilesi ile de Zonguldak ve Kastamonu ilçelerinde birer günlük İklim Okulu organize ettik, bunların haricinde iklim forumu, bir rapor çalışması ve bunun yerel yönetim yetkililerine ve yöredeki kurumlara sunulması gibi etkinliklerimiz de olacak. Temelde Kastamonu ve Zonguldak’ta iklim krizine adaptasyon ve dayanıklılık kazanma süreçlerinde sivil toplumun katılımının sağlanmasına destek olmak, var olan kurumların, üniversitelerın ve  yerel yönetimlerin iklim değişikliği adaptasyonu ve dirençliliği konularında ilişkilenmeleri gibi hedeflerimiz de bulunuyor. 

Yeşil Düşünce Derneği’nin gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan ve önceliklerinden bahseder misiniz?

Yeşil Düşünce Derneği olarak bu sene iklim krizi alanında kapasite geliştirme ve ağ kurma faaliyetlerinin haricinde yeşil ekonomi çalışmalarına ağırlık verdik. Yıllardır birlikte yeşil ekonomi üzerinde çalıştığımız Heinrich Böll Stiftung Türkiye Temsilciliği ile 13.’sünü gerçekleştireceğimiz Yeşil Ekonomi Konferansı ve bu alanda çalışan, çalışmalarını daha geniş kitlelerle paylaşma imkanı veren Araştırmacılar Konferansı’nı gerçekleştireceğiz. Brüksel merkezli Yeşil Avrupa Vakfı (Green European Foundation) ile bizim de aralarında olduğumuz Avrupa’nın farklı ülkelerinde faaliyet gösteren  altı yeşil kurumun da dahil olduğu adil geçiş, yeşil mutabakat üzerine çalıştığımız bir proje yürütüyoruz. Ekolojik ve refah düzeyi yüksek bir düzende Yeşil Mutabakat için öneriler, geçişin adil olması için belirli toplum kesimlerinin ihtiyaçları üzerine yoğunlaşacağız. İklim krizi  bağlamında ise kömürden çıkış hedefleri için ise partnerilerinden biri olduğumuz Fosil Yakıtların Ötesinde (Beyond Fossil Fuels) kampanyası ile çeşitli iletişim içerikleri hazırlıyoruz. Yaz sonu için ise yeşil hareketin buluşma noktası sayılan, harekete ilgi ve merak duyanlarla buluştuğumuz Yeşil Kamp’ın da çalışmalarına başladık.  Kurumsal Destek Fonu kapsamında aldığımız eğitim ve mentorumuzla yaptığımız çalışmalar sayesinde tüm bu çalışmalarımıza devam ederken, gösterge belirleme ve etki ölçümü çalışmalarımızı da yürütüyor, her etkinlik ve projenin sonunda da çıktıları ve ölçümleri kaydetmeye devam ediyoruz.
Tüm çalışmalarımızın detayları için hem web sitemizi hem de sosyal medya hesaplarımızı takip edebilirsiniz! Çok teşekkür ederiz.

 

Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği Çocuk Hakları Krizi Değil! Yerel Yönetimler İçin Çocuk Hakları Temelli Kriz Yönetimi Projesini Tamamladı

By | Çocuk Fonu

Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği (FİSA) bir yandan maddi yetersizlikler nedeniyle öğrenimini tamamlayamamış, şehir ya da öğrenim kurumu değiştirmiş veya kayıt yaptırmaktan imtina etmiş öğrencilere burs kaynağı sağlarken, öte yandan çocuk haklarının korunması ve hayata geçirilmesi amacıyla, çocuk ihmali ve istismarı, çocuk işçiliği, ayrımcılık, çocuk katılımı, çocuk ve göç, engellilik ve eğitim alanlarında proje ve programlar yürütüyor. Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle bireysel ve kurumsal bağışçıların finansal desteği ile hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonu’nun 2021 döneminde sağladığımız hibe desteği ile Çocuk Hakları Krizi Değil! Yerel Yönetimler İçin Çocuk Hakları Temelli Kriz Yönetimi projesini hayata geçirdi. Proje kapsamında dernek, yerel yönetimlerin olağan koşulların yanı sıra yangın, salgın, sel gibi çeşitli kriz durumlarında da çocukların yaşam, sağlık, eğitim, barınma, beslenme, katılım hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerinin yerine getirilmesini sağlayacak ve ihlalleri önleyecek yerel politikalar ve uygulamalar geliştirilmesine destek olacak bir stratejik plan hazırlayarak, Çiğli Belediyesi, Sultanbeyli Belediyesi ve Fındıklı Belediyesi’sine bu stratejiler üzerinden eğitimler düzenledi. 

FİSA Çocuk Hakları Merkezi Kurucusu ve Proje Koordinatörü Esin Koman ile yaptığımız röportajda; 6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremler sonrası yürüttükleri çalışmalar, Türkiye’de Çocuğun Yaşam Hakkı Raporu, hibe kapsamında hayata geçirdikleri proje ve gelecek dönem planları hakkında konuştuk. 

6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş depremi sonrasında sahada faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarından (STK) biri olarak yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz? Sahadaki deneyimlerinizden yola çıkarak, deprem sonrasında yapılan müdahale çalışmalarının koordinasyonu ve çocuklara yönelik çalışmaların etkisi konusundaki görüşleriniz nedir?

Öncelikle depremin beşinci gününden itibaren insan hakları örgütleriyle birlikte bir koordinasyon oluşturularak deprem bölgesine izleme ve raporlama yapmak üzere saha çalışması yaptık. Farklı örgütlerden oluşan ekiplerle beraber farklı bölgelere üçer günlük ziyaretler yaptık. Durum değerlendirmesi ve ihtiyaç analizi yaparak bundan sonra yapılacak çalışmalar planlandı.  Depremin insan hakları bağlamında etkilerinin görünür kılındığı, oluşabilecek hak ihlallerine dikkat çeken ve önerilerin de yer aldığı ortak bir rapor hazırlandı. Kamuoyu, kamu idaresi ve ilgili STK’lar, medya  ve uluslar arası kurumlarla paylaşıldı. 

Buna paralel olarak depremin ikinci günü FİSA Çocuk hakları merkezi olarak çocuk hakları örgütlerine bir çağrı yaptık. Çağrı karşılık buldu ve Afet Sivil Çocuk Koordinasyonu kuruldu. İçinde çocuk hakları örgütlerinin ve çocuk hakları aktivistlerinin de bulunduğu yaklaşık 200 kişilik bir yapı oluştu. İlk bir ay her gün ve sonrasında düzenli periyotlarda çevrimiçi toplantılarla bir araya geldik. Temalara ve acil yapılması gerekenlere göre çalışma grupları oluşturuldu. Depremde çocukların korunmasına ilişkin çok hızlı ve acil nelerin yapılması gerektiğiyle ilgili bilgi ve belge üretildi. Hem sosyal medya da hem de kamu kurumlarıyla paylaşıldı. Sahaya çıkan çocuk hakları örgütleri ya da aktivistleriyle sahadan gelen bilgiler değerlendirildi, ihtiyaçlar tespit edildi. Gerekli işbirlikleri sağlandı. Bu konularla ilgi kaynaklar oluşturuldu; ebeveynler, kamu idaresi, gönüllüler, uzmanlarla paylaşıldı ve yaygınlaştırıldı. Depremin yarattığı hak ihlallerine ilişkin hızlı ve acil savunuculuk çalışmaları yapıldı. Hem yurt içinde hem de yurt dışında olmak üzere hak ihlalleri görünür kılınmaya çalışıldı. Koordinasyon hale devam ediyor. Sürecin getirdikleri göz önünde bulundurarak yapısı ve içeriği ile ilgili yeni düzenlemelerin yapılması üzerine çalışılıyor. 

FİSA Çocuk Hakları Merkezi olarak izleme yapmak, model oluşturmak ve çocukların seslerini duyurmak üzere hak temelli psiko-sosyal destek çalışmaları başlattık. Kahramanmaraş- Elbistan ve Adıyaman Merkez’de saha ziyaretleri yaparak ihtiyaçları belirleyip, çalışma programları hazırladık. Gönüllü ve profesyonel ekipler oluşturmaya çalışıyoruz. Özellikle çocuklarla çalışacak gönüllülere çocuk hakları temelli eğitim programları hazırlayıp atölyeler düzenliyoruz. 

Yakın zamanda Türkiye’de Çocuğun Yaşam Hakkı Raporu’nu yayımladınız. Raporun öne çıkan bulgularından ve sunduğunuz çözüm önerilerinden bahseder misiniz?

En önemli bulgu yaşamını kaybeden çocukların hepsinin önlenebilir sebeplerden dolayı yaşamını kaybettiğidir. Gerek aile gerek devlet yapılarının – okul hastane oyun alanları- içinde yaşanan bu hak ihlallerinin nedeninin toplumun ve devletin çocuk algısının çarpıklığı, çocuğu yok sayan bir bakış açısının benimsenmiş olması ve hizmetlerin hak temelli bir bakış açısıyla çocuk odaklı olmamasından kaynaklandığını söyleyebiliriz. 

Çözüm önerisi olarak yıllardır söylediğimiz gibi, bütüncül, çocuğu merkeze alan hak temelli bir çocuk politikasının benimsenmesi, uygulanması ve sistemli bir şekilde izlenmesi gerekiyor. 

Hibe desteğimizle gerçekleştirdiğiniz Çocuk Hakları Krizi Değil! Yerel Yönetimler İçin Çocuk Hakları Temelli Kriz Yönetimi projesini tamamladınız. Proje kapsamında yürüttüğünüz çalışmalardan bahseder misiniz?

İlk önce yerel yönetimlerin kriz dönemlerinde hak temelli stratejiler geliştirilmesine destek olanak sağlayacak çocuk hakları temelli standartlar geliştirdik. Belirlediğimiz üç belediyenin ilgili personelleri ile çocuk hakları eğitimleri düzenledik. Bu belediyelerinin çocuk hakları stratejilerin ilişkin hazırladıkları belgeleri, kurmuş oldukları birimlerin çalışmalarını inceledik. Ve özellikle kriz dönemlerinde çocuk hakları temelli yapılması gerekenlere yönelik öneriler geliştirdik ya da var olan çalışmalarını güçlendirecek şekilde değerlendirmeler yaptık. 

Bu tarama çalışması doğrultusunda taslak strateji belgeleri hazırladık. Bu belgeleri belediyelerin ilgili birim personelleriyle çevrimiçi toplantı yaparak sunduk. Onların görüşlerini ve geri bildirimlerini aldık. Ve bir süre belirleyerek kriz dönemlerine ilişkin çocuk hakları temelli strateji belgelerini hazırlamalarını istedik.

Son olarak hem proje sürecini hem de çıktıklarımızı paylaştığımız geniş katılımlı çevrimiçi bir toplantı yaptık. Bu toplantıya birçok belediyenin ilgili birimlerinde çalışan kişileri çağırdık. Hem hazırlanan strateji belgeleri sunuldu (Proje kapsamında çalıştığımız belediyeler, İzmir- Çiğli ve İstanbul- Kartal belediyesi) hem de projeye dahil olamayan ama bu konuda çalışmaları olan belediyeler yaptıkları çalışmaları anlatı. Sonunda ufak bir form düzenlenerek ihtiyaçlar ve öneriler konuşuldu.

Çocuk Fonu’ndan aldığınız hibe desteğinin derneğinize ve çalışmalarınıza ne tür katkıları oldu? Çocuklara yönelik yapılan çalışmaların farklı bağışçılar tarafından desteklenmesi sizce neden önemli?

Çocuk Fonu’ndan almış olduğumuz hibe desteğiyle beraber derneğimizin görünürlüğü arttı. Çalışmalarımızı anlatma ve geliştirme olanağı yarattı. Yeni işbirlikleri geliştirme fırsatı oluştu. Aynı zamanda çocuk hakları meselesine ilişkin farkındalığın artmasında ve görünür olmasına katkı sağladı. Fonun diğer önemli katkısı, alana ilişkin özellikle yerel yönetimlerin ihtiyaçları ortaya çıktı ve buna bağlı olarak yeni çalışma alanlarını tanımlama fırsatı yakaladık ve uzmanlık alanlarımız güçlendi. Ayrıca, yerel yönetimlerin çocuk hakları meselesine bütüncül bakış açısıyla yaklaşmasına neden oldu bu da bizim çalışmalarımızı güçlendirecektir. Çocuk hak ihlallerini görünür kıldı. Çözüm önerilerinin tartışılmasını sağladı. Çocuk hakları meselesini farklı kurumların gündemine alması, çocuk hakları meselesinin ana akımlaştırılması, bağış yapan kurumların sadece kendi belirledikleri alanlarla sınırlı kalmayıp meseleye bütüncül bakması, bu konuda da güçlenmesi, çocuk hakları alanının genişlemesi ve daha fazla görünür olması açısından önemlidir. Bu durum, meseleye bütüncül bakmaya neden oluyor

Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği’nin gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan ve önceliklerinden bahseder misiniz? 

Depremin yarattığı etkileri ortadan kaldırmak üzere çocuk katılımına ilişkin ve bu etkilerin görünür kılmak üzere izleme ve raporlama çalışmalarımız öncelikli olmak üzere, çocuk isçiliğinin önlenmesi, çocuk haklarının izlenmesi ve raporlanması, çocuk hakları temelli atölyelerin geliştirilmesi ve yaygınlaşması, çocuk hakları ihlallerine ilişkin davaların izlenmesi, çocuk hakları merkezinin kapasitesinin güçlendirilmesi öncelikli çalışmalarımız arasında yer alacaktır. 

 

Dijital Dönüşüm Fonu’nun 2023 Dönemi Başvuruları Açıldı

By | Çevresel Sürdürülebilirlik Alanında Dijital Dönüşüm Fonu

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından bölgede yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremden etkilenenlerin iyi olma halinin desteklenmesi amacıyla sahada aktif olarak faaliyet gösteren ve/veya bölgeye destek sağlamak üzere çalışmalarına başlayan sivil toplum kuruluşlarının (STK) dijital dönüşüm süreçlerini kapasite güçlendirme programları ve hibelerle desteklemek amacıyla European Bank for Reconstruction and Development (EBRD) ve Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Dijital Dönüşüm Fonu’nun 2023 dönemi başvuruları açıldı.

Fon kapsamında desteklenmeye hak kazanan her bir STK’nın kurumsal hedefleri doğrultusunda dijital dönüşüm planı oluşturması ve uygulaması bekleniyor. Toplam 15 ay sürecek hibe programının ilk üç ayında STK’lara yönelik yön belirleyici, bilgilendirici ve yetenek geliştirici atölyeler düzenlenecek. Daha sonraki 12 ayda ise STK’lar hibeler, mentorluk, pro bono ve diğer yetenek geliştirici çeşitli imkanlardan faydalanacak.

Dijital Dönüşüm Fonu’nun 2023 dönemine yapılan başvuruların odağında aşağıda yer alan yaklaşımlardan en az bir tanesinin yer alması beklenir:

  1. Kurumsal Verimlilik: STK’nın bilgi ve veri ile ilişkisini iyileştirmesi ve/veya düzenlemesi aynı zamanda haritalama, veri tabanı oluşturma, yeni veri toplama biçimleri, yeni yazılımların satın alınması ve ekiplerin bu sürece uyumunun sağlanması gibi çalışmalar,
  2. Paydaşlarla İletişim: STK’nın kamuoyunu ve/veya hedef kitlesini hareketlendirebileceği iletişim altyapısı oluşturulması, savunuculuk çalışmalarında desteklemek amacıyla veri görselleştirme çalışmaları, mevcut bir programın dijital ortama aktarılarak dönüştürülmesi gibi çalışmalar,
  3. Gelir Getirme Potansiyeli Olan Ürün veya Hizmet Geliştirme: Bağışçı arayüzü, e-dükkân, kayıt temelli e-eğitim ve/veya e-sertifika programı oluşturması, bağışçı odaklı bilgilendirme için altyapı kurulması gibi çalışmalar,
  4. Verileri, Altyapıyı ve Ürünleri Başkalarının Kullanımına Açmak: Kullanılan dijital altyapıların ve toplanan verilerin, farklı STK’ların da kullanımına sunulmasını içeren çalışmalar.

Aşağıdaki başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar hibe programına başvurabilirler:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler ve diğer kâr amacı gütmeyen kuruluşlar,
  • En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan kuruluşlar,
  • 2022 gelirleri 40.000 TL ve 4.000.000 TL arasında olan kuruluşlar,
  • İlgili alanda deneyim, kurumsal kapasite ve vizyona sahip kuruluşlar.

Dijital Dönüşüm Fonu kapsamında STK’lara dağıtılacak hibenin toplam tutarı en az 960.000 TL’dir. Başvuru yapan STK hibe programından en fazla 120.000 TL talep edebilir.

Fona başvurmak isteyen kuruluşların başvuru formunu eksiksiz şekilde doldurarak 17 Temmuz Pazartesi günü saat 18:00’a kadar göndermeleri gerekir.

Dijital Dönüşüm Fonu hakkında detaylı bilgilere (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve fon takvimi) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.

Turquoise Coast Environment Fund-Turkey 2023 Dönemi Başvuruları Sona Erdi

By | Turquoise Coast Environment Fund

Kara ve denizle bağlantılı adalar, kıyısal bölgeler ve sulak alanlar da dahil olmak üzere, Türkiye’nin güney ve/veya batı kıyı bölgelerinde; doğa ve biyoçeşitlilik, deniz ve kıyı koruma konularında aktif olarak çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını desteklemek amacıyla Conservation Collective işbirliği hayata geçirdiğimiz Turquoise Coast Environment Fund-Turkey (TCEF)’in 2023 dönemi başvuruları sona erdi.

Fona teknik kriterlere uyan toplam 23 STK başvuruda bulundu. Başvuruların 18’i dernek, 2’si vakıf ve 3’ü kooperatif tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona Ankara, Antalya, Balıkesir, Çanakkale, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir ve Muğla olmak üzere 9 ilden başvuru alındı. TCEF’den talep edilen toplam hibe tutarı 8.081.539 TL oldu.