Category

Gelecek için Dayanışma Fonu

Deprem Bölgesinde Koruma Altındaki Çocukların Geleceği: “Özel Projeler Yürütülmeli!”

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

Kırmızı Çocuklar Derneği (Kırmızı Çocuklar), çocukların ve gençlerin eğitim, sağlık, kültür-sanat hakkına erişimini desteklemek ve sportif faaliyetlere katılımını güçlendirmek amacıyla çalışmalar yürütüyor. Paribu mali desteği ve iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 döneminde desteklediğimiz Kırmızı Çocuklar, Geleceğe Doğru projesini hayata geçiriyor. Dernek proje kapsamında Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen 14-18 yaş arası gençlerin eğitim hakkına erişimini destekleyerek; okul terkini önlemek ve gençlerin gelecekteki istihdam olanaklarını güçlendirmek amacıyla yüz yüze kariyer planlama atölyeleri ve danışmanlık desteği sağlıyor.

Kırmızı Çocuklar ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; proje kapsamında yürüttükleri faaliyetler, koruyucuyu aile modeli çerçevesinde yürüttükleri çalışmalar ve deprem bölgesinde koruma altında yaşayan gençlerin karşılaştıkları sorunlar hakkında konuştuk.

Kırmızı Çocuklar Derneği’nin misyonundan ve bugüne dek yürüttüğünüz çocuk ve genç odaklı çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Kırmızı Çocuklar Derneği olarak, korunma altındaki çocuk ve gençlerin güvenli bir ortamda büyümelerini sağlamak, haklarına erişimlerini desteklemek ve sosyal hayata aktif katılımlarını teşvik etmek amacıyla çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bugüne kadar eğitim, sanat, spor ve psikososyal destek alanlarında pek çok proje yürüttük. Çocukların potansiyellerini keşfetmeleri ve güçlü bireyler olarak hayata hazırlanmaları öncelikli hedeflerimiz arasındadır.

 “Deprem bölgesinde koruma altındaki çocuklar, temel ihtiyaçlarına ulaşmakta zorluk çekiyor!”

Koruma altındaki çocuklar ve koruyucu aileler konularında yürüttüğünüz farkındalık çalışmalarından; bu alanda karşılaştığınız temel sorunlardan ve çözüm önerilerinizden bahser misiniz?

İmkân sunulduğunda her çocuğun yetenekleri doğrultusunda gelişebileceği inancından yola çıkarak bütüncül bir yaklaşımla işe koyulduk. 2018’den beri koruma altındaki çocuklar ve koruyucu aileliğin farkındalıklarını artırmaya yönelik eğitim ve atölye çalışmaları düzenliyoruz. En büyük sorunlar arasında çocukların topluma entegre olma güçlükleri, eğitim olanaklarına erişim eksiklikleri ve psikososyal destek ihtiyaçları yer alıyor.

Çözüm olarak ise aile temelli bakım modellerinin yaygınlaştırılması, çocukların bireysel ihtiyaçlarına uygun projelerin artırılması ve toplumda farkındalığın geliştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Elele Federasyonu üyesi olarak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile birlikte çalışmalar yürüterek sistemi iyileştirme çalışmalarına katılıyoruz. Projelerimiz sürdürülebilir ve süreklilik arz eden hak temelli projeler.

Koruma altındaki gençlerin 18 yaş sonrası yuvalardan çıktıktan sonraki sorunlarının çok daha fazla olduğunu tespit ettik. Bu yüzden özellikle yuvalardaki 16-18 yaşındaki gençlerin daha iyi bir eğitim alması ve yuva sonrasındaki hayata hazırlanması gerekiyor. Bu gençler arasında üniversite okuma oranı çok düşük olduğu için, onları hayata hazırlamak için çeşitli projeler ve eğitimler düzenlenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

2023 yılında başladığımız ilham yolculuğu gibi projeleri 2025 yılı içerisinde daha da geliştirerek ilerlemek istiyoruz. Meslek eğitimleri, ilham konuşmaları, kişisel gelişim etkinlikleri gibi geniş çaplı ve tüm Türkiye’yi kapsayan projeler hazırlanmasını faydalı görüyoruz.

Gelecek için Dayanışma Fonu kapsamında Geleceğe Doğru projesini deprem bölgesinde yürütüyorsunuz. Proje kapsamında yürütmeyi planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Geleceğe Doğru Projesinin genel amacı, Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen 14-18 yaş arası gençlerin eğitim hakkına erişimini artırmak, okul terkini önlemek ve gençlerin gelecekteki istihdam olanaklarını güçlendirmek için kapsamlı bir kariyer planlama desteği sağlamaktır. Proje ile gençlerin akademik ve mesleki gelişimlerine katkı sağlıyoruz ve yeteneklerine uygun kariyer hedefleri belirlemelerine yardımcı olacak eğitim, danışmanlık ve rehberlik hizmetleri sunuyoruz.

Proje yürütme aşamasında, Kahramanmaraş ilinde faaliyet gösteren kamu kurumları, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, gönüllü gruplar ve şirketlerle en az 15 katılımcının yer aldığı bir işbirliği semineri düzenliyoruz. Bu seminerde, gençlere yönelik politika üretmek için yapılması gerekenler tartışılıyor. Ardından, atölye ve danışmanlık programları geliştirerek, gençlerin gelecek ve kariyer planlaması sürecini, hangi yöntem ve metotların nasıl ve ne zaman uygulanacağı konusunda netleştiriyoruz.

Proje sürecinin devamında, 400 gençle yetenek eğilim araştırması yapıyoruz, ebeveynlerle görüşmeler gerçekleştiriyor ve ön testler uyguluyoruz. Belirlenecek 10 başlıkta, 400 gence geleceğin mesleklerine yönelik atölye çalışmaları ve seminerler sunuyoruz. Ayrıca, önemli isimlerin katılımıyla rol model etkinlikleri de düzenliyoruz.

Projenin son aşamasında ise Mentör Kardeşim Programı ile gençlerin üniversiteye giden akranlarıyla bir araya gelmelerini sağlıyoruz ve onlara rehberlik ile motivasyon desteği sunuyoruz.

İstanbul merkezli bir dernek olarak daha önce bölgede bir çalışma yapma şansınız oldu mu? Bölgeye dair izlenimlerinizi paylaşır mısınız?

Gelecek için Dayanışma Fonu kapsamında yürüttüğümüz Geleceğe Doğru projesiyle, depremlerden etkilenen çocukların yeniden yapılandırma sürecinde ihtiyaç duydukları desteğe erişimine katkı sağlıyoruz.

Kırmızı Çatı Çocuk ve Gençlik Merkezi projemizi depremlerden hemen sonra hayata geçirdik.  300 m2 kapalı ve 700 m2 açık alanı olan Kırmızı Çatı’da iki eğitmen istihdam ettik: haftanın beş günü çocuklarla etkinlikler yapılıyor ve gelişimleri takip ediliyor. Bugüne kadar 12300 çocuğa toplamda 668 etkinlik yaptık.

Deprem sonrası gerçekleştirdiğimiz incelemelerde, çocukların travma sonrası iyileşme sürecinde, süreklilik esas alınarak sosyal, kültürel ve psikolojik desteğin hayati önem taşıdığını gözlemledik.

İlk günden beri düzenlediğimiz etkinlikler çerçevesinde 14-18 yaş grubu gençlerin bu süreçte daha çok etkilendiğini ve gelecek kaygıları olduğunu gözlemledik. Bu yüzden bu yaş grubu için daha özel çalışmalara ve eğitimlere yöneldik.  Aynı zamanda, çocuğun gelişimi için ailenin desteği ve eğitimi de çok önemli olduğundan, belirli periyotlarda      aile seminerleri düzenliyoruz.

 “Deprem sonrası bölgede eğitim ve sosyal etkinliklere katılım oranları düştü, çocuklar travma kaynaklı sosyal izolasyon yaşadı ve eğitim materyalleri ile mekanlara erişimde büyük sıkıntılar oldu.”

Kahramanmaraş depremleri sonrası, çocukların ve gençlerin eğitim, kültür-sanat ve sportif faaliyetlere katılımını artırmaya yönelik sivil toplum faaliyetlerine ve mevcut sorunlara dair tespitlerinizi paylaşır mısınız?

Depremler sonrası bölgede eğitim ve sosyal etkinliklere katılım oranlarının düştüğünü, çocukların travma kaynaklı sosyal izolasyon yaşadığını ve eğitim materyalleri ile mekanlara erişimde büyük sıkıntılar olduğunu tespit ettik. Çözüm olarak, çocukların güvenli alanlarda sosyalleşmesini sağlayacak sanat, spor ve eğitim projeleri ile psikososyal destek hizmetlerinin artırılmasını öneriyoruz.

Merkezinizin bulunduğu İstanbul ile deprem bölgesini kıyasladığınızda; özellikle koruma altındaki çocukların ve gençlerin sorunlarına dair edindiğiniz deneyimi kısaca özetler misiniz?

İstanbul’da koruma altındaki çocuklar daha geniş bir hizmet ağına sahipken, deprem bölgesinde bu ağın zayıf olduğunu ve temel ihtiyaçlara erişimin öncelikli sorun olarak öne çıktığını gözlemliyoruz. Deprem bölgesindeki çocuklar, travma sonrası süreçlerde daha fazla bireysel destek ve kaynak gereksinimi duyuyor. Aynı zamanda aileler de diğer şehirlere göre daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyorlar. İstanbul’daki deneyimlerimizden yola çıkarak, hem aileler hem çocuklar için bölgede daha yapılandırılmış ve sürekli projeler yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz.

 Size destek olmak isteyen kişi ve kurumlar için kendinizi nasıl anlatırsınız? 

Tüm bu süreç içerisinde birçok hikâyeye tanıklık ettik. Her yaştan çocuğun ve ailenin bu yolculukta hislerine ve duygularına şahit olduk. Burada bizi etkileyen, kalbimizde derin izler bırakan çok fazla anımız oldu. Deprem bölgesinde yürüttüğümüz faaliyetler sırasında bir ebeveyn yanımıza gelerek, yaşadığı travma sonrası tamamen içine kapanan ve hiç konuşmayan çocuğunun, etkinliklerimiz sonrası nasıl bir değişim yarattığını bizimle paylaştı. Bu duygusal anılar dışında en önemli somut dönüşümleri hep ailelerden aldık.

“Benim çocuğumun gözünün içindeki ışıltı sönmüştü ve siz, benim çocuğumu tekrar ışıldattınız!” Faydalanıcı Ebeveyn

Hatay’da Gençlerle Sanat Hasadı: İyileşme ve İnşası Süren Kente Aidiyet

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

Hasat Derneği, katılımcı liderliği ve diyalogu yaygınlaştırarak toplumsal fayda sağlamak; farklı sektör ve paydaşlar arasında iş birliğini ve sivil toplumun etkisini güçlendirmek; dezavantajlı gruplar dahil olmak üzere tüm toplumsal gruplara yönelik güçlendirici ve fırsat eşitliğini sağlayan faaliyetler gerçekleştirmek amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Paribu mali desteği ve iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 döneminde desteklediğimiz Hasat Derneği, “Sanat Ne İşe Yarar?” Hatay’ı Sanatla Düşünmek projesine devam ediyor. Hatay’ın yeniden inşa sürecinde gençlerin aktif olarak katılımını ve yaşadıkları şehirle sanat yoluyla yeniden bağ kurmalarını desteklemek amacıyla atölye çalışmalar yürütüyor. 

Hasat Derneği ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, derneğin faaliyetlerini, proje kapsamında yürütülen çalışmaları ve Hatay’ın yeniden inşasında kültür-sanatın rolü hakkında konuştuk. 

Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Hasat Derneği olarak, topluluklar ve bireylerle birlikte; dahil etme, kutuplaşma, zor veya travmatik alanlarda diyalog alanları      oluşturmak amacıyla çalışmalarımızı yürütüyoruz. Aynı zamanda, kişinin kendisinin farkına varması, kendini koruması ve en önemlisi alanı dinleyerek      yolda sürekli değişmeye açık ve hatta değişmeyi arayan araçlarla yol almasını hedefliyoruz. Kuruluş hikayemizde kullandığımız “hasat” kelimesi, yalnızca güvenli alanlar yaratmayı değil, karşılaşmalardan elde edilen deneyimlerin işlenerek sürece dahil edilmesi gerektiğini de vurgular. Bu anlayışla, her karşılaşmanın bir hasadı alınır.

Dernek ekibi olarak; yoksulluk, gençlik, toplumsal cinsiyet, LGBTİ+, katılımcı yapılar, işçi hakları, örgün eğitim, sürdürülebilirlik, organizasyonel gelişim ve çok paydaşlı iş birlikleri gibi çeşitli alanlarda deneyim sahibiyiz. Gençlik katılımını artırmak, sivil toplumu güçlendirmek ve yaratıcı yöntemlerle topluluk oluşturma hedefimizi hem İstanbul’da hem de Hatay’da yürüttüğümüz projelerle yaygınlaştırıyoruz.

“Sanata dair ilgi ve yeteneğimiz olsa da burada kendimizi geliştirecek herhangi bir alan bulamıyoruz. Kültür-sanat faaliyetlerine yeterince önem verilmiyor.” Faydalanıcı

Hatay’ın kültür- sanat odağındaki sorunlarına dair gözleminiz ve izlenimlerinizi paylaşır mısınız?  

Hatay, tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve bu çeşitlilik, farklı sanat anlayışlarının bir arada var olmasını sağlamıştır. Şehir, çok kültürlü müzik ve tiyatro gelenekleri, tarihi Antakya evleri, camiler, kiliseler, sinagoglar gibi yapılarla zengin bir kültürel mirasa sahiptir. Ayrıca, mozaik ve heykelcilik alanlarında birçok önemli esere ev sahipliği yapıyor.

6 Şubat depremleri, Hatay başta olmak üzere birçok ilde büyük yıkımlara yol açarken, kentin tarihi ve kültürel mirasına da ciddi zararlar verdi. Özellikle geleneksel sanatları icra eden atölyeler büyük ölçüde zarar gördü, birçok el sanatları atölyesi ve sanat merkezi ya tamamen yıkıldı ya da ağır hasar aldı. Sanatçılar, icra alanlarını kaybettikleri için ya şehri terk etmek zorunda kaldı ya da sanatlarını sürdüremez hale geldi.

Depremler sonrası güvenli mekânların yetersizliği, sanatçılardaki motivasyon kaybı ve göç etmek zorunda kalanların sayısının artması gibi nedenlerle, sanata erişim giderek zorlaşıyor. Yeniden inşa sürecinde şehirde kalmayı tercih edenler için de ekonomik koşullar sanata erişimi her geçen gün daha da zorlaştırıyor.

Özellikle 12-18 yaş arasındaki gençler için sanata erişim daha da zor bir hale geldi. Oysa sanatın, gençlerin yaratıcı düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirdiği, öz farkındalıklarını artırdığı, duygusal ifade ve empati kurma yetilerini güçlendirdiği, sosyal becerilerini desteklediği ve aidiyet duygusu ile kimlik inşasında önemli bir rol oynadığı biliniyor. Depremler öncesi müzik, görsel sanatlar ve dans gibi alanlara erişim imkânı, gençler için rahatlatıcı ve ifade alanı sunan önemli bir araçtı.

Bugün ise, geçici barınma alanlarında kültür-sanat etkinliklerine uygun merkezlerin bulunmaması, ulaşım imkânlarının yetersizliği ve ekonomik açıdan erişilebilir olmaması, sanat merkezlerinin yok denecek kadar az olması gibi nedenlerle gençler, kültür-sanat faaliyetlerinden uzak kalıyor. Yaptığımız çalışmalarda gençler, bu durumu şu sözlerle ifade ediyor: “Sanata ilgi ve yeteneğimiz olsa da burada kendimizi geliştirebileceğimiz bir alan bulamıyoruz. Kültür-sanat faaliyetlerine yeterince önem verilmiyor.”

Hatay’daki kültür-sanat faaliyetlerinin deprem sonrası iyileşme sürecindeki rolünden bahseder misiniz? Gençlerin sanatsal üretim yoluyla toplumsal dayanışma ve iyileşme sürecine nasıl katkı sağlayabileceklerini düşünüyorsunuz?

Kahramanmaraş depremleri öncesi Hatay, kültürel mirası ve yerel sanat gelenekleriyle canlı bir kültür-sanat ortamına sahipti. Depremler sonrası birçok sanat mekânının yıkılması veya kullanılamaz hale gelmesi erişimi ciddi şekilde kısıtladı. Afet öncesinde Evvel Temmuz Kültür-Sanat Festivali ve Antakya Film Festivali gibi etkinlikler müzik, tiyatro, halk oyunları ve sinema gibi farklı sanat dallarını kapsayarak geniş bir katılımla gerçekleşiyordu. Ayrıca, şehrin çok kültürlü yapısı – farklı dini ve etnik grupların bir arada yaşaması, kültür-sanat etkinliklerine de yansıyordu.

Depremler sonrası ise kültür-sanat faaliyetleri ağırlıklı olarak iyileşme sürecine yönelik yerel inisiyatifler ve STK’lar tarafından yürütülmeye başlandı. Ancak bu durum faaliyetlerin düzenli ve sürdürülebilir olmasını zorlaştırıyor; çoğu etkinlik tek seferlik ya da kısa süreli programlarla sınırlı kalıyor. Özellikle Hatay’daki sınırlı kültür-sanat çalışmaları belirli ilçelerde yoğunlaşırken, bazı bölgelere hâlâ erişim sağlanamıyor.

“Sanatın iyileştirici gücü vardır; bu nedenle Hatay’da afetten etkilenen bireylerin travmalarını sanat yoluyla ifade etmesi, duygularını açığa çıkarması ve toplumsal destek bulması büyük önem taşıyor.”

Depremler sonrası psikososyal destek ihtiyacının artması ve bu ihtiyacın kurumlar tarafından düzenli ve yeterli şekilde karşılanamaması, birçok sorunu beraberinde getirdi. Sanat; bireylerin stresle başa çıkmasına, kendi hikâyelerini anlatmalarına, ifade alanlarının oluşturulmasına ve duygusal-kolektif iyileşme süreçlerine katkı sağlayarak, bu ihtiyaca cevap verebiliyor.

Hatay’da, özellikle gençler için topluluk temelli, sanat ve hak odaklı çalışmalar; onların potansiyellerini keşfetmeleri ve kimlik inşa süreçlerinde kritik bir eşik oluşturmaları açısından büyük bir değer taşıyor.

Hatay, sahip olduğu kültürel miras ve sanatsal potansiyel açısından oldukça zengin bir şehir olmasına rağmen, afet sonrası süreçte ciddi bir dayanışma ve destek ihtiyacı taşıyor. Şehrin yeniden inşasında, gençlerin katılımıyla ve sanatsal üretim yoluyla “yaratıcı, güvenli ve güçlendirici” bir bağın nasıl kurulacağı sorusuna yanıt arıyoruz.

“Hataylı gençler sanatla üretecek, kentle yeniden bağ kuracak!” 

Hibe desteğimizle Sanat Ne İşe Yarar? Hatay’ı Sanatla Düşünmek projesini hayata geçireceksiniz. Bu projenin amacından ve proje kapsamında yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Sanat Ne İşe Yarar? Hatay’ı Sanatla Düşünmek projesi, Hasat Derneği ve Gençlerle Sanat İnisiyatifi’nin önceki projesinin devamıdır. İlk projede, depremler sonrası gençlerin mekânsal değişiklikler karşısında hayatlarındaki mekanlarla yeniden anlamlı bir bağ kurabilmelerini sanat aracılığıyla keşfetmiştik.

Bu projede ise, Hatay’daki yıkım ve yeniden yapım sürecinde gençlerin şehirle “yaratıcı, güvenli ve güçlendirici” bir bağ kurmasının yollarını arıyoruz. Projemizin iki amacı vardır:

  1. Gençlerin yaşam alanları üzerinden şehri nasıl gördüklerini anlatacak bir alan yaratmak,
  2. Dışavurumcu sanatsal yöntemler kullanarak şehirle ve mekânla yeniden bir bağ kurulup kurulamayacağını araştırmak.

Gençler, bu amaçlar doğrultusunda, Hatay’da ve Hatay dışında uzmanlar ve sanatçılarla çalışarak şehre dair sanat üretimlerine katılacaklar. Bu süreçte, şehrin kültürel mirasını içeren bir rota oluşturulacak ve gençler, bu rota üzerinden mekânsal ilişkiler geliştirecekler. Proje sonunda, sanatçıların rehberliğinde üretilen eserlerden bir sergi hazırlanacaktır.

Lefebvre’in mekânın toplumsal olarak üretildiğini belirttiği gibi, mekânsal aidiyetin, bir kenti yeniden inşa etme sürecinde hayati önemi vardır. Hasat Derneği olarak, 2023 yılında hazırladığımız rapor da; depremlerle birlikte gençlerin yaşam koşullarının değiştiğini, birçok mekanın kullanılmaz hale geldiğini ve mekânsal aidiyet duygusunun zayıfladığını vurgulamıştık.  Bu kayıp, gençler üzerinde stres yaratmakta ve yeniden kurulan bir kentte aidiyet kurmanın önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.

“Gençlerle yapılan çalışmaların azlığı, düzenli ve sürekli olmaması hala gündemde olan ihtiyaçlar arasında.”

Size destek olmak isteyen kişi ve kurumlar için, çalışmalarınızın etkisini katılımcıların geri dönüşleriyle nasıl anlatırsınız?    

Hatay’da, iki yıldır gençlerle yürüttüğümüz çalışmalarla edindiğimiz deneyimlere dayanarak; psikososyal destek ve topluluk oluşturma gibi alanlarda sürdürülebilir adımlar atmaya çalışıyoruz. Temel ihtiyaçlar hâlâ devam etmekte, özellikle gençlerle yapılan çalışmaların azlığı ve sürekliliğinin olmaması ön planda. Erişilebilir ve güvenli mekanların eksikliği, ulaşım ve sosyalleşme gibi sorunlar da çözülmesi gereken önemli meseleler arasında yer alıyor.

Depremin ilk günlerinde, sahadaki ihtiyaçlar hızla değişiyordu. Ancak bazı ihtiyaçlar hâlâ geçerliliğini koruyor ve uzun süre daha devam edecek gibi görünüyor. Afet sahasını bir halı dokuma tezgahına benzetirsek, belirli aralıklarla aynı deseni yeniden dokumak zorunda kalırız, tıpkı burada olduğu gibi.

Depremin 3. yılına girerken, mevcut temel ihtiyaçlar hâlâ güncelliğini koruyor. Gençlerle yapılan çalışmaların azlığı, düzenli ve sürekli olmaması hâlâ gündemdeki önemli sorunlar arasında. Erişilebilir ve güvenli mekanların yok denecek kadar az olması, ulaşım ve sosyalleşme gibi ihtiyaçlar da gündelik hayatta çözülmesi gereken meselelerden birkaçıdır. Bizler, afet sahasında üçüncü yılımıza girerken, bu ihtiyaçları karşılamak için aynı kararlılıkla çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Sanat Ne İşe Yarar? projesi kapsamında yaptığımız çalışmaları ve etkisini paylaştığımız Apaçık Radyo’nun Hikâyenin Her Hali programında, proje katılımcılarımızın paylaştıkları ifadelerle bu soruyu yanıtlamak isteriz: 

“Ben bu proje 7 hafta sürecek ve hayatıma kaldığım yerden devam edeceğim diye düşünüyordum. Ama öyle olmadı. Mühendislik okuyacağım diye düşünürken sonra ‘Neden sanat okumayayım ki?’ dedim. Bu proje rotamı değiştirdi. Bir de şunu fark ettim ki, sanat çok daha güzel: Özgürsün, gelişime ve değişime açıksın, kuralları yok. Sanat dışında hiçbir alan bu özgürlüğü sağlamıyor. Kendimi buldum buraya gelerek.” Faydalanıcı

Sanat odaklı üretimler yapmak, kendini geliştirmek isteyen bir diğer katılımcımız ise şunları söylüyor: 

“Yeteneğimin olduğunu biliyorum ama bu yeteneğimi geliştirecek bir program, kurs, eğitim bulamıyorum. Bu nedenle bu şehirden gitmenin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Ama sizin yaptığınız çalışmalar umudumu arttırıyor.” Faydalanıcı

Deprem sahasında gençlerle sanat odaklı çalışma, topluluk olma dinamiği oluşturma çabamızı ve kararlılığımızı inatla koruyoruz. Deprem sahasında çalışanlar olarak; tükenmeden, yapılan sanat programlarının sürdürülebilirliğini sağlamak için Hatay’da dayanışmaya ve desteğe ihtiyaç duyuyoruz. Bu herhangi bir destek olabilir; sıcacık bir tanışma da olabilir, bir kaynağa erişmek de…

Deprem Bölgesinde Geleceğin Işığı: Genç Kadın Mühendisler

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

Bulgurcu Vakfı (Bavak), üniversitelerin mühendislik bölümlerinde okuyan genç kadınların eğitimlerinin sürekliliğine katkı sağlayarak, kadınların mühendislik alanlarında kalma oranını artırmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor.  Paribu mali desteği ve iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 döneminde desteklediğimiz Bavak, hibe desteğimizle Geleceğin Işığı: Kız Öğrencilerle İyi Yaşam Atölyesi projesini hayata geçiriyor. Buradayız Hatay Derneği iş birliğiyle gerçekleşen proje kapsamında, Hatay’daki lise öğrencisi kız çocuklarının ve deprem bölgesindeki üniversite öğrencisi genç kadınların kariyerlerini STEM (Bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik) alanlarında planlayabilmesine katkı sağlıyor.

Bavak ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; proje kapsamında yürütülen faaliyetler, derneğin çalışmaları, depremler sonrası genç kadınların devam eden ihtiyaçları ve kız çocuklarının STEM alanlarına yönlendirilmesinin önemi hakkında konuştuk. 

Okuyucularımızın Bavak’ı daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

BAVAK olarak, mühendislik eğitimi alan kız öğrencilere geniş bir yelpazede destek vermeye gayret ediyoruz. Bursiyerlerimize sağladığımız destek yalnızca finansal yardımlarla sınırlı değil; mentorluk, staj imkânları, teknik geziler ve eğitim materyalleri gibi birçok alanda öğrencilerimizin yanındayız. Lisans düzeyindeki kız mühendislik öğrencilerinin eğitimlerinin sürekliliğine katkı sağlayarak, kadınların mühendislik alanında kalma oranını artırmayı hedefliyoruz. Genç kadın mühendis adaylarını destekleyerek, çevre bilinci yüksek, üretken, yenilikçi ve çağdaş bireyler olmalarını ve toplumun kalkınmasına katkıda bulunmalarını amaçlıyoruz.

Bu doğrultuda, Gözdelerimiz ve Sesini Duyan Var Burs programlarımız ile bursiyerlerimize kesintisiz ve sürdürülebilir burs desteği sağlıyoruz. FemVizyon Mentorluk programımız ile öğrencilerin iş hayatında alacakları önemli kararlarda veya karşılaştıkları zorluklar karşısında rahatlıkla danışabilecekleri bir yapı oluşturuyoruz. Geleceğin Bizde Kariyer Programı kapsamında ise bursiyerlerimizin istek ve ihtiyaçlarına göre, eğitim hayatlarına olumlu katkı sağlayacak iş ve staj imkânları sunuyoruz. BAVAK olarak, bursiyerlerimizin potansiyellerini etkin ve verimli bir şekilde kullanarak, ülkemizin geleceğine katkı sağlayacaklarına inanıyoruz.

“Deprem bölgesindeki kız çocuklarının daha fazla desteğe ihtiyaç var!” 

Deprem bölgesine dair izlenimlerinizi, kız çocuklarının ve genç kadınların devam eden ihtiyaçlarını paylaşır mısınız?

Nüfusun önemli bir kısmı konteyner kentlerde yaşamaya devam ediyor.  Bu tür izole yaşam koşulları, özellikle gelişim çağındaki gençlerde sosyal çekingenliğe yol açabiliyor. Kız çocukları ve genç kadınlar özelinde ise bu koşullar, iletişim becerilerinde zorlanmalara ve yeni ortamlara girdiklerinde sosyalleşme konusunda çekingenlik yaşamalarına neden olabiliyor. Ancak dikkat çekici bir şekilde, bu gençlere sağlanacak küçük bir destek, kendilerini ifade etme becerilerini ve sıcakkanlı yaklaşımlarını geliştirerek, bu engelleri hızla aşmalarını sağlayabiliyor. Dolayısıyla gözlemlerimiz, doğru yönlendirme ve sağlanacak imkanlarla kız çocukları ve genç kadınların potansiyellerinin açığa çıkmasına katkı sağlayabileceğimizi gösteriyor.

Geleceğin Işığı: Kız Öğrencilerle İyi Yaşam Atölyesi projesinin amacından ve proje kapsamında hayata geçireceğiniz çalışmalardan bahseder misiniz?

Bulgurcu Vakfı ve Buradayız Hatay Derneği farklı amaçlarla kurulmuş olsalar da, aslında aynı amaca hizmet ediyorlar: Hep birlikte bir hayata dokunmak. Proje paydaşımız Buradayız Hatay Derneği ile, depremlerden etkilenen kız çocuklarının mühendislik mesleği ile tanışmalarını, mesleki farkındalıklarını keşfetmelerini, kariyer planlamalarını desteklemeyi ve yaşadıkları dezavantajlı durumu iyilik haline dönüştürmeyi amaçlıyoruz.

Hatay ve çevre illerde genç kadınlara yönelik düzenlediğimiz destekleyici oturumlarla, onların mesleki becerilerini güçlendiriyor ve birbirine bağlayacak bir ağ kurarak dayanışmayı artırıyoruz. Bu sayede, onlara hem mesleki hem de sosyal alanda kendilerini geliştirme fırsatları sunuyoruz.

Buradayız Hatay Derneği’nin bölgeyi derinlemesine tanıması, öğrencilerle kolayca iletişim kurabilmesi ve ev sahipliği yapacak bir merkeze sahip olması, çalışmalarımıza önemli katkılarda bulunuyor.

İstanbul’da faaliyet gösteren bir vakıf olarak, diğer illerdeki STK’lar ve STEM alanlarında çalışan farklı kurumlarla geliştirdiğiniz iş birliklerinden bahseder misiniz?

Türkiye’nin farklı bölgelerindeki sivil toplum kuruluşları ve üniversite kulüpleriyle iş birlikleri geliştirmeye büyük önem veriyoruz. Özellikle mühendislik ve STEM odaklı üniversite kulüpleriyle ortak etkinlikler düzenleyerek, kız öğrencilerin bu alanlarda daha fazla temsil edilmesi için projeler yürütüyoruz.

Örneğin, Mardin/Nusaybin’deki sosyal girişim Stardust’ın kurucusu Fatma Dilan Güneş ile gerçekleştirdiğimiz ilk atölye çalışmamız, bu alandaki etkili iş birliklerinin güzel bir örneğini oluşturdu. Bu projeyi Hatay’daki gençler için sürdürülebilir kılmak adına çalışmalarımıza hızla başladık. Bu tür iş birlikleri, yerel topluluklarla daha güçlü bağlar kurmamıza ve STEM alanlarında genç kızların potansiyellerini ortaya çıkarmalarına destek oluyor.

“Deprem bölgesindeki kız öğrenciler, eğitimde sürekliliği sağlamakta büyük zorluklarla karşılaşıyor.” 

İstanbul ile deprem bölgesini kıyasladığınızda, kız çocukları ve genç kadınların eğitimi ile STEM alanına yönlendirilmesi konusunda ne tür farklılıklar gözlemliyorsunuz?

İstanbul’daki öğrencilerle deprem bölgesindeki kız öğrenciler arasında STEM alanına yönlendirme konusunda belirgin farklar gözlemledik. İstanbul’da farkındalık düzeyi ve imkanlar daha yüksekken, deprem bölgesindeki kız öğrenciler, öncelikli olarak temel ihtiyaçlarını karşılamak ve eğitimde sürekliliği sağlamak gibi ciddi zorluklarla karşılaşıyor. Ancak bu engellere rağmen, deprem bölgesindeki gençler potansiyellerini gerçekleştirmek için büyük bir çaba harcıyor. 

Geleceğin Işığı projesi kapsamında yaptığımız çalışmalarda, bu öğrencilerin STEM alanlarına ilgi duyduklarını ancak nereden başlayacaklarını bilmediklerini gözlemledik. Atölyeler sonrasında ise bu ilginin arttığını, öğrencilerin STEM’i eğlenceli bulduklarını ve bu alanda kendilerine bir gelecek hayali kurmaya başladıklarını fark ettik. Bu da doğru yönlendirme ve destekle, öğrenciler üzerinde büyük bir dönüşüm yaratılabileceğini gösteriyor.

Deprem deneyimi, bölgedeki bireylerin özellikle STEM alanlarında bilimsel çalışmalara yönelme ve çözüm üretme ihtiyacını belirgin şekilde artırdı. Bu nedenle, bölgeye sağlanan destekler, hem bireysel hem toplumsal dönüşüm için çok daha kritik bir etkiye sahip.

Şüphesiz, tüm kız çocuklarının hayalleri çok kıymetli. Ancak deprem bölgesinde yaşayan kız çocuklarının hayallerini gerçekleştirebilmeleri için hâlâ çok daha fazla desteğe ihtiyaçları var.

Projelerinizi yürütürken ve/veya yeni projeler hayata geçirirken karşılaştığınız zorluklardan bahseder misiniz? Vakıf olmak; kaynak yaratma ve faaliyetlerin yürütülmesi gibi konularda, sizi dernek ve diğer sivil kuruluşlarından nasıl ayırıyor?

Bavak olarak, daha geniş çaplı projeler geliştirmek için sürdürülebilir fon kaynakları yaratmak önemli önceliğimizden biridir. Bu önceliğimizi yerine getirmede bağışçılarımız ve kurumsal iş birliklerimiz büyük rol oynuyor. Büyük kurumlar ile çalışmak ve sürdürülebilir kaynak bulmak konusunda çalışmalarımız devam ediyor.

Vakıf olmamız, öncelikle faaliyetlerimizi daha uzun vadeli bir perspektifle planlamamıza olanak tanıyor. Vakıflar, belirli bir amaca hizmet etmek üzere tahsis edilmiş varlıklar ve kaynaklarla çalışır; bu da kaynak yaratma süreçlerimizi daha stratejik ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürüyor. Dernekler veya diğer tüzel kişilikler genelde üyelik tabanlı çalışırken, vakıf olarak biz amacımıza odaklanıyor ve bu doğrultuda projeler geliştiriyoruz. Ayrıca, kaynaklarımızı yönetirken şeffaflık ve kalıcılık ilkeleriyle hareket ediyor böylece sosyal faydayı artırmayı hedefliyoruz. Nihai olarak bu yapı, uzun vadeli etkiler yaratmamız için önemli bir farklılık oluşturuyor.

“Bavak olarak, kadın mühendislerin hayatın her alanında var olduğunu görmek ve onları bu yolda desteklemek amacıyla çalışmalarımızı yürütüyoruz.” 

Size destek olmak isteyen kişi ve kuruluşlar için, birkaç cümle ile kendinizi nasıl anlatırsınız?   

Kadın mühendislerin, üniversitelerde aldıkları eğitime paralel şekilde iş hayatında da yer aldığını görmek bizim en büyük mutluluğumuz oluyor. Eğitimine destek olduğumuz bir mühendislik öğrencisinden ‘Ailem gibi oldunuz.’ sözünü duyduğumuzda ya da ‘Yıllardır kendimi Bulgurcu Vakfı’ndaymış gibi hissediyorum ve hiç yabancılık çekmiyorum.’ yorumunu aldığımızda yaptığımız işin ne kadar anlamlı olduğunu bir kez daha görüyoruz.

Burs programlarımızdan yararlanan mezun bursiyerlerimizin, yaşadığı finansal zorluklara rağmen mezun olup bir teknoloji şirketinde mühendis olarak çalışması ya da yüksek lisans yaparak eğitim hayatına devam etmesi, Bavak olarak yarattığımız etkiyi gösteriyor.

Sanat Yoluyla Dayanışma Projesi: “Adıyaman’da Gençler Sanatla Dayanışıyor ve İyileşiyor!”

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

Dayanışma İnsanları Derneği (Dayanışma İnsaları), Adıyaman’da gençlerin ve dezavantajlı grupların sosyal ve ekonomik hayata katılımını güçlendirmek amacıyla çalışmalar yürütüyor. Paribu mali desteği ve iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 döneminde desteklediğimiz Dayanışma İnsanları, Adıyaman’da yaşayan gençlerin kültür-sanat faaliyetlerine erişimini desteklemek amacıyla Sanat Yoluyla Dayanışma projesini hayata geçiriyor.  

Dayanışma İnsanları ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; proje faaliyetleri, depremler sonrası gençlerin devam eden ihtiyaçları ve Adıyaman’da devam eden kültür-sanat faaliyetleri hakkında konuştuk. 

Dayanışma İnsanları Derneği yeni kurulmuş bir STK, kısa sürede Bir Umut Arıyoruz ve Adıyaman Köy Okulları Raporlarını yayınladınız. Kendinizi nasıl tanıtır ve çalışmalarınızı nasıl özetlersiniz? 

Depremin ikinci günü itibariyle, Adıyaman’da organik olarak bir araya gelerek gençlerle birlikte insan onuruna yaraşır bir şekilde insani yardım çalışmaları yapan bir grubuz. Depremin ilk günleri ve haftaları ekip olarak her yere yetişmeye, her ihtiyacı karşılamaya çalıştık. Birlikte çalıştığımız sivil toplum kuruluşları (STK) ve ağları oldu. Bu öznelerden öğrenmeyi ve bildiğimizi paylaşmayı oldukça önemsedik. O kadar güçlü bir birlikteliğimiz vardı ki, depremin dördüncü ayında Dayanışma İnsanları Derneği’ni kurarak çalışmaları daha kalıcı hale getirmeye ekipçe karar verdik. Halihazırda Adıyaman’da, başta gençler olmak üzere ihtiyaçları farklılaşan grupların taleplerine odaklanarak gençlerle birlikte çalışıyoruz.

Önceliklerimiz gençlik, kalkınma ve afetlere hazırlık ancak Adıyaman’daki toparlanma ve kalkınma süreçlerinde farklı çalışmalar da gerçekleştiriyoruz. Bugün süren 3 ana projemiz var: birincisi BCause Foundation’un desteğiyle hayata geçirdiğimiz Adıyaman Okul Durum ve İhtiyaç Sistemi (ODİS). Açtığımız sistem ile okullardaki ihtiyaçlar ile bağışçıları bir araya getiriyoruz. 

İkincisi, Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Paribu desteğiyle hayata geçirdiğimiz Sanat Yoluyla Dayanışma Projesi. Bu proje kapsamında gençleri sanatın birleştirici gücüyle bir araya getirerek iyi olma hallerini desteklerken, çalışmaları gerçekleştirdiğimiz dernek ofisini bir gençlik merkezine dönüştürmeye yönelik çalışmalar yapıyoruz. 

Üçüncüsü ise, önümüzdeki günlerde başlayacak. Avrupa Birliği tarafından fonlanan ve Sivil Toplum Geliştirme Merkezi tarafından yürütülen Yerelden Büyüyen Dayanışma Projesi. Bu proje kapsamında da hem derneğimizin kurumsal yapısını güçlendirmeyi hem de daha önce gerçekleştirdiğimiz gençlerin ihtiyaçları araştırmasını tekrarlayarak, alana dair veri üretmeyi ve güncel ihtiyaçları somut bir biçimde ortaya koyarak veriye dayalı savunuculuk çalışmalarımızı devam ettirmeyi planlıyoruz.

“Adıyaman’da gençler ve ihtiyaçları görünmüyor!” 

Kahramanmaraş depremlerinin ardından geçen iki yılda, Adıyaman’da yaşamaya devam eden gençlerin ihtiyaçlarından ve yaşadıkları zorluklardan bahseder misiniz?

Gençler ne yazık ki görünmez bir grup. Sadece depremde, sonrasında ya da sadece bu bölgede değil. Gençliğin bir geçiş evresi olarak görülüyor olması ile gençlerin, gençlik kimliğiyle sahip oldukları haklar ve ihtiyaçları ne yazık ki yeterince gündem edilmiyor. Gençlik kimliği gibi taleplerin ve ihtiyaçların da geçici olarak görüldüğüne şahit oluyoruz. Özellikle de afet gibi kriz dönemlerinde ihtiyaçlar derinleşiyor ve farklılaşıyor ama gençlere yönelik hizmetler ve gençlerin ihtiyaçları lüks olarak görülebiliyor. 

Afet dönemlerinde, bu taleplerin ve ihtiyaçların önüne acil ihtiyaç adı altında başka gündemler geçebiliyor. Burada bir önceliklendirme krizi ortaya çıkıyor. Sadece gençlik bağlamında değil haklar bağlamında bir sorun ortaya çıkıyor. Barınma sorunu herkes gibi gençlerin de birincil sorunu. Yaptığımız araştırmada bunu net bir biçimde gördük. Buna bağlı olarak özel alan kavramı gençler için temel ancak karşılanmayan bir sorun. 

Benzer biçimde sosyal alanların da yetersizliği, çeşitliliğin olmaması beraberinde psiko-sosyal sorunları da tetikliyor. Gelişiminin özel evresinde olan ve mahremiyet ihtiyacı olan bir genç 28 m2 alanda birçok kişi ile birlikte yaşıyor. 

“Genç olmaya dair sayılabilecek pek çok unsur bugün için şehrimizde eksik.” 

Tüm bu sorunlara ek olarak, ne eğitimde ne de istihdamda yer alan gençlerin sayısı her geçen gün daha da artıyor ve buna bağlı olarak genç yoksulluğu da giderek derinleşiyor. Bir gencin arkadaşları ile sosyalleşebileceği alanların eksikliği ve olanlara dair de ekonomik yetersizlik gençleri kısır bir döngüye sokuyor. Bu iyi olma haline yönelik temel bir sorun Bir genç, iyi olma halini nasıl sürdüreceğini, destek almak isterse nereye başvuracağını ve bu süreçlerin nasıl işlediğini bilmiyor; bu konularda bilgi sahibi olanlar ise, deprem bölgesi dışındaki akranlarına kıyasla kendilerini yetersiz hissediyor. Hızlı bir internete erişim, kişisel bilgisayar, düzenli sosyalleşebilmek, güvenli ve özgür bir alanda akranları ile buluşabilmek ne yazık ki lüks tüketim kategorisinde.

Gelecek için Dayanışma Fonu desteğiyle Sanat Yoluyla Dayanışma projesini hayata geçiriyorsunuz. Proje kapsamındaki faaliyetlerinizden bahseder misiniz?

“Sanat Yoluyla Dayanışma projesini, gençlerin talepleri ve yaptığımız araştırmayla şekillendirdik.” 

Daha önce Anadolu Kültür ile gerçekleştirdiğimiz bir müzik atölyesindeki etkiyi görerek gençlere yönelik kültür-sanat etkinlikleri ve faaliyetlerinin sayısını arttırmaya ve buna uygun özgür bir alan kurgulamaya karar verdik. 

Proje kapsamında dernek ofisinin dönüşümünü gerçekleştirerek etkinlikler için uygun, güvenli ve özgür bir alan kurgulayarak çalışmamıza başladık. Kültür sanat etkinlikleri için bir alan var etmenin ardından, gençleri dernekle tanıştıracak ve derneğe davet etmemize vesile olacak faaliyetler kurguladık. Bu kapsamda proje süresi boyunca Anadolu Kültür ve Mordem Sanat Derneği iş birliği ile toplamda 20 kültür-sanat atölyesi gerçekleştirmeyi arzu ediyoruz. Bu atölyelerin 10 tanesi müzik ses ve ritim, diğer 10 atölye ise beden, tiyatro ve performatif sanat dallarıyla ilgili şekilde kurgulandı.

Bu atölyelere ek olarak yine çalışmamız kapsamında 10 adet insan hakları temalı film atölyesi düzenliyoruz. Bu atölyelerde gençlerle birlikte insan hakları konulu ya da insan hakları üzerinden değerlendirebileceğimiz film günleri gerçekleştiriyor ve bir atölye yürütücüsü ile birlikte filmleri, konuları ve içerdiği mesajları birlikte tartışıyoruz. 

Tüm bu etkinliklerin yanı sıra deprem bölgesinde ya da farklı bir coğrafyada gençlerle kültür-sanat etkinlikleri gerçekleştirmek isteyen kuruluşlar için kendi faaliyetlerimizden yola çıkarak bir kılavuz hazırlayacağız. Kişi ve kurumların, bu kılavuzu ellerine alarak gençlerle birlikte kültür-sanat atölyeleri düzenlemek için yola çıkabilmelerini arzu ediyoruz. Kılavuzda hangi atölyeyi neden yaptığımızı, gerçekleştirirken neler yaşadığımızı ve sonunda ne elde ettiğimizi açık, anlaşılır bir biçimde aktarmayı ve bunu sivil toplumla paylaşmayı planlıyoruz.

“Gençleri sanatla buluşturup umut ve mutluluk tazelemek!”

Gençlerle dayanışmayı ve afetlere karşı dirençli bir sivil toplumun gelişmesini desteklemek amacıyla yürütmeyi planladığınız kültür-sanat projesiyle ilgili beklentilerinizden bahser misiniz? Depremler sonrası oluşan koşullar, Adıyaman’da kültür-sanat faaliyetlerini yürütmeyi nasıl etkiledi?

Sanat ve spor, dünya üzerindeki evrensel dillerdir. Bu çalışmamızda sanatın birleştirici ve iyileştirici gücünden faydalanarak depremler yaşamış bir şehirde gençlerle yan yana gelerek, umut ve mutluluk tazeleyip çalışmalarımızı büyütmeyi arzu ediyoruz. Sanat yoluyla daha fazla genci derneğimize davet edip, daha fazla gencin sivil alan ile tanışması ve gönüllü çalışmalara katılmasını istiyoruz. Bunu yaparken de gençlerin akranlarıyla bir araya gelmelerini, birlikte düşünmelerini, üretmelerini ve bir dayanışmanın parçası olduklarını hissedip görmelerini arzu ettik.

Sivil alana ve gönüllü çalışmalara sanat yoluyla atılacak bir adımın ardından gerçekleştirilecek çalışmaların yaratacağı olumlu etkiyi sınırlamak neredeyse imkânsız. Ancak biliyoruz ki müzikle, dansla ve temasla kurulacak bağlar hem kalıcı olacak hem de umut tazeleyecek. Asrın felaketi olarak adlandırılan bir afet hayatın her alanını elbette zorlaştırıyor. Bu temiz içme suyuna erişimden, eğitime katılıma, barınmadan, sosyalleşmeye hemen her alanı olumsuz etkilediği gibi sanat üretimi ve tüketimini de elbette olumsuz etkiliyor, fakat her zaman dediğimiz gibi “Ne zaman karamsarlığa düşersen bu dayanışmayı hatırla!”. Bu sefer hatırlamamıza, hafızamızı tazelememize sanat yardımcı oluyor.

Türkiye’de sizin gibi yerel ölçekte çalışmalar yapan dernekler kaynak geliştirme açısından ne tür zorluklarla karşılaşıyor? Belirlediğiniz kaynak geliştirme stratejisi, diğer genç ve yerel STK’lar için bir model olabilir mi? Deneyimlerinizi aktarır mısınız? 

Kaynak geliştirme konusu bizim için de temel meselelerden biri. “Fonların daraldığı bugünlerde” ile başlayan yüzlerce cümle kurabiliriz. Bugün sivil toplum ciddi bir dönemden geçiyor ama sivil toplumun en önemli becerilerinden biri yeni taktikler geliştirmek, ayakta kalmaya çalışmak ve denemeye devam etmektir. Biz öncelikli olarak kaynağı, sadece finansal destekler olarak görmediğimiz, sahip olduğumuz bütün kaynakları en anlamlı şekilde kullanabildiğimiz bir örgüt kültürünü güçlendirmeyi hedefliyoruz. 

Kurulduğumuz ilk sene hem bireysel hem kurumsal destekler aldık. Büyük bütçeleri hedeflemekten çok, küçük bütçelerle büyük etkiler yaratmaya odaklandık. Bütün bunları yaparken işbirlikleri ve ortaklıklarımızda sürekli olarak dayanışmayı canlı tutmaya çalıştık. Adıyaman’da sivil toplum dayanışmasının, kolektif kaynak kullanımı ve iş birlikleri bağlamında önemli bir unsur olduğunu da eklemek önemli olacaktır. 

Geçtiğimiz bir sene bireysel bağışlar ve özel sektör iş birliklerinden daha fazla kurumsal hibe programları ile informel gruplarla birlikte hayata geçirdiğimiz projeler aracılığıyla kaynak geliştirdik. Bu sene ise, bir yandan güçlendirdiğimiz kaslarımızı kullanmaya devam ederken bir yandan da bireysel bağışlara ve özel sektör işbirliklerine de odaklanmak istiyoruz. Elimizde başta Adıyaman Okul Durum ve İhtiyaç Sistemi gibi hazır araçların olmasının ise, işbirlikleri geliştirmek için kolaylaştırıcı olduğunu düşünüyoruz. Biz kaynak geliştirmek için bugün attığımız tüm tohumların ve döktüğümüz terlerin, bugün olmasa da gelecekte sürdürülebilirliğimize katkı sağlayacağına inanıyoruz. Hepsinden öte inandığımız bir güç var ve bunu hiçbir şeyin olmadığı günlerde birlikte var ettik. Bu dayanışmaya inanıyor ve büyütmeye can atıyoruz. 

Size destek olmak isteyen kişi ve kurumlara, çalışmalarınızı ve yarattığınız etkiyi anlatacağını düşündüğünüz bir hikayenizi paylaşır mısınız?

Derneğin kuruluşunda yer alan, bugün gençlik çalışanı olarak bizimle çalışan, Adıyamanlı ve depremi yaşamış olan iş arkadaşımızın hikayesi, bize göre umudun hikayesini çok açık bir şekilde ifade ediyor. Kendisi hikayesini şöyle anlatıyor ‘’Deprem sonrası şehrin içinde bulunduğu durum o şehirde yaşayan birçok insanda olduğu gibi, benim de umudumu kaybetmeme sebep oldu. Yaşadığım şehri terk etmeyi düşündüğüm sırada Dayanışma İnsanları’nı kurduğumuz insanlar ile yolum kesişti. İçimdeki umudu tekrar yeşerten o birlik olma hali ve dayanışma ruhu sayesinde o gün yaşadığım şehirden gitmekten vazgeçip bu şehirde kalıp, burası için bir şeyler yapmaya karar verdim. Dayanışma İnsanları Derneği’nin kuruluşunda emeğim olması dahi benim ve bu şehir için çok kıymetli bir şeydi. Geride bıraktığım bir buçuk yılı, yaymaya çalıştığımız umut ışığı sayesinde sivil toplumda kalarak geçirdim. Bugün olduğum yerde karamsarlığa kapıldığımda ilk günkü umuda tutunuyorum ve bu şehir için yapabileceğim çok şey olduğunu bilerek buraya daha sağlam bir şekilde bağlanıyorum. Dayanışma İnsanları benim doğup büyüdüğüm şehre olan umudumu tekrar kazanma ve büyütme sebebim.’’

Gelecek için Dayanışma Fonu 2024 Dönemi Başlangıç Raporu Yayımlandı

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından, depremlerden etkilenen ergenlerin ve gençlerin iyi olma haline katkıda bulunan sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini desteklemek amacıyla Paribu iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Gelecek için Dayanışma Fonu 2024 dönemi Başlangıç Raporu yayımlandı. Fon kapsamında Bulgurcu Vakfı‘na, Dayanışma İnsanları Derneği‘ne, Hasat Derneği‘ne ve Kırmızı Çocuklar Derneği‘ne toplam 2.440.150 TL hibe desteği sağlıyoruz.

Gelecek için Dayanışma Fonu’nun yapısı, desteklediğimiz STK’lar ve yapacakları çalışmalara dair bilgilerin yer aldığı raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.

Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 Dönemine Yapılan Başvurularla İlgili Değerlendirme Metnimiz Yayımlandı

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından, depremlerden etkilenen ergenlerin ve gençlerin iyi olma haline katkıda bulunan sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini desteklemek amacıyla Vakfımız koordinasyonunda, Paribu iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 dönemi başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

STK’ların bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla fonun bu dönemi için yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan ulaşabilirsiniz. 

Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 Dönemi Kapsamında Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından, depremlerden etkilenen ergenlerin ve gençlerin iyi olma haline katkıda bulunan sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini desteklemek amacıyla Vakfımız koordinasyonunda, Paribu iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 döneminde desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 4 STK’ya toplam 2.440.150 TL hibe desteği sağlayacağız.

Desteklenen STK’lar ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Bulgurcu Vakfı, (Bavak), (Geleceğin Işığı: Kız Öğrencilerle İyi Yaşam Atölyesi Projesi, 602.800 TL), İstanbul
Bavak, üniversitelerin mühendislik bölümlerinde okuyan genç kadınların eğitimlerinin sürekliliğine katkı sağlayarak, kadınların mühendislik alanlarında kalma oranını artırmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Bavak, Buradayız Hatay Derneği iş birliğiyle Geleceğin Işığı: Kız Öğrencilerle İyi Yaşam Atölyesi projesini hayata geçirecektir. Vakıf, Hatay’da yürüteceği proje kapsamında, lise düzeyinde öğrenim gören kız çocuklarının mühendislik mesleğine dair farkındalıklarını artırarak, bu alandaki potansiyellerini keşfetmelerini desteklemek ve kariyer yönelimlerini güçlendirmek amacıyla atölyeler düzenleyecektir. Aynı zamanda, Hatay ve çevre illerdeki üniversitelerin mühendislik bölümlerinde eğitim gören genç kadınların okul süreçlerini destekleyerek, mesleki becerilerinin artırmaya yönelik faaliyetler gerçekleştirecektir.

Dayanışma İnsanları Derneği (DİD), (Sanat Yoluyla Dayanışma Projesi, 603.750 TL), Adıyaman
Adıyaman’da faaliyet yürüten DİD, gençlerin ve kırılgan grupların kalkınmada yer almasına ve afetlere dayanıklı bir sivil toplumun oluşmasına katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını gerçekleştiriyor. DİD hibe desteğimizle Sanat Yoluyla Dayanışma projesini hayata geçirecektir. Dernek proje kapsamında Adıyaman’da ikamet eden gençlerin iyi olma halini desteklemek amacıyla kültür-sanat faaliyetleri yürütecektir. Bu doğrultuda 20 tane kültür-sanat atölyesi düzenleyecek olan dernek; aynı zamanda insan hakları temelli film gösterimleri gerçekleştirecektir. Ayrıca, dernek merkezinin kültür-sanat faaliyetleri ve atölyeleri için uygun hale getirecek olan DİD; hibe kapsamında Deprem Bölgesindeki Gençlere Yönelik Kültür Sanat Etkinlikleri Rehberi hazırlayacaktır.

Hasat Derneği, (“Sanat Ne İşe Yarar?” Hatay’ı Sanatla Düşünmek Projesi, 623.600 TL), İstanbul
Katılımcı liderliği ve diyaloğu yaygınlaştırarak toplumsal fayda sağlamak, farklı sektör ve paydaşlar arası iş birliğini ve sivil toplum etkisini güçlendirmek, ve toplumsal gruplara güçlendirici ve fırsat eşitliği sağlayan faaliyetler gerçekleştirmek amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Hasat Derneği hibe desteğimizle “Sanat Ne İşe Yarar?” Hatay’ı Sanatla Düşünmek projesine devam edecektir. Dernek proje kapsamında Hatay’ın yeniden inşa sürecinde gençlerin aktif olarak katılımını ve yaşadıkları şehirle sanat yoluyla yeniden bağ kurmalarını desteklemek amacıyla atölye çalışmaları yürütecektir. Bu amaç doğrultusunda, 6 aylık uygulama sürecinde atölye çalışmalarının tasarımı ve uygulanmasında görev alacak, Hatay’dan ve Hatay dışından sanatçılar, uzmanlar ve gençlik-sanat odaklı STK temsilcilerinden oluşan en fazla 8 kişilik bir Danışma ve Uygulama Ekibi kurulacaktır. Oluşturulacak ekip, Hatay’da kültürel ve sanatsal olarak kent üzerine çalışılabilecek lokasyonları ve rotaları belirleyecektir.

Kırmızı Çocuklar Derneği (Kırmızı Çocuklar), (Geleceğe Doğru Projesi, 610.000 TL), İstanbul
Çocukların ve gençlerin eğitim, sağlık, kültür-sanat hakkına erişimini desteklemek ve sportif faaliyetlere katılımını güçlendirmek amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Kırmızı Çocuklar hibe desteğimizle Geleceğe Doğru projesini hayata geçirecek. Dernek proje kapsamında Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen 14-18 yaş arası gençlerin eğitim hakkına erişimini destekleyerek; okul terkini önlemek ve gençlerin gelecekteki istihdam olanaklarını güçlendirmek amacıyla kariyer planlama atölyeleri ve danışmanlık desteği sağlayacaktır. Bu amaç doğrultusunda yetenek eğilim araştırması gerçekleştirecek olan dernek, 400 gence ve ebeveynlerine yönelik ön test çalışmaları yapacaktır. Mentör Kardeşim Programı aracılığıyla akran öğrenmesini güçlendirecek olan dernek, gençlerin deprem bölgesi dışında üniversiteye giden akranlarıyla bir araya gelmelerini sağlayacaktır. Son olarak, dernek Kahramanmaraş’taki kamu kurumlarından, STK’lardan, özel sektörden, öğrenci gruplarından ve üniversitelerden temsilcileri bir araya getirerek gençlerin akademik ve mesleki gelişimlerine katkıda bulunacak iş birliği seminerleri düzenleyecektir.

Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 Dönemi Başvuruları Sona Erdi

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından, depremlerden etkilenen ergenlerin ve gençlerin iyi olma haline katkıda bulunan sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini desteklemek amacıyla Vakfımız koordinasyonunda, Paribu iş birliğiyle hayata geçirilen Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 dönemi başvuruları sona erdi.

Bu yıl fona teknik kriterlere uyan 79 STK başvuruda bulundu. Başvuruların türleri şu şekilde dağıldı:

  • 58 Dernek
  • 2 Federasyon
  • 4 Kooperatif
  •  Sendika
  • 13 Vakıf
  • 1 Vakıf Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Merkezi

Fona Adana, Adıyaman, Ankara, Antalya, Bartın, Bursa, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Malatya, Mardin, Mersin, Muğla, Samsun, Şanlıurfa ve Yozgat olmak üzere 21 ilden başvuru alındı.

2024 döneminde talep edilen toplam hibe tutarı 41.743.309 TL oldu.

Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 Dönemi Tanıtım Toplantısına Davetlisiniz

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından, depremlerden etkilenen ergenlerin ve gençlerin iyi olma haline katkıda bulunan sivil toplum kuruluşlarının projelerini desteklemek amacıyla Vakfımız koordinasyonunda, Paribu iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 21 Ağustos Çarşamba günü, 14.00 – 16.00 saatleri arasında gerçekleşecek çevrimiçi tanıtım toplantısına davetlisiniz. 

Tanıtım toplantısında fonun öncelikleri, başvuru koşulları ve değerlendirme kriterleri gibi konularda bilgi paylaşımının yanı sıra katılımcıların fon ve başvuru süreci hakkındaki sorularına yanıt verilecek bir soru-cevap oturumu da düzenlenecektir.

Toplantıya katılmak isteyenlerin kayıt formunu doldurmasını rica ederiz. Toplantının katılım bağlantısı yalnızca kayıt yaptıran kişilere e-posta yoluyla iletilecektir.

 

Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 Dönemi Başvuruları Açıldı

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından, depremlerden etkilenen ergenlerin ve gençlerin iyi olma haline katkıda bulunan sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini desteklemek amacıyla Vakfımız koordinasyonunda, Paribu iş birliğiyle hayata geçirilen Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 dönemi başvuruları açıldı.  

Fonun bu dönemine yapılan başvuruların odağında, depremlerden etkilenen ergenlerin ve gençlerin iyi olma halini desteklemeye yönelik aşağıda yer alan yaklaşımlardan en az bir tanesinin yer alması beklenir:

  • Eğitim hakkına erişimin artırılması ve okul terkinin önlenmesi, 
  • Gençlerin istihdama katılımının desteklenmesi, 
  • Sağlık hizmetlerine erişimin iyileştirilmesi, 
  • Güvenli barınma imkanlarına ulaşımın sağlanması, 
  • Kültür-sanat faaliyetlerine katılımın artırılması, 
  • Spor faaliyetlerine erişimin kolaylaştırılması,
  • Sosyal hayata katılımın güçlendirilmesi. 

Aşağıdaki başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar hibe programına başvurabilirler:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, ​​kâr amacı gütmeyen kooperatifler ve diğer kâr amacı gütmeyen kuruluşlar,
  • Proje faaliyetlerinin çıkıtları ile doğrudan ergenleri ve gençleri hedefleyen kuruluşlar
  • İlgili alanda deneyim, kurumsal kapasite ve vizyona sahip kuruluşlar,
  • Fon kapsamında karşılıklı belirlenecek ihtiyaç alanları üzerinden kapasite güçlendirme çalışmalarına katılmayı taahhüt eden kuruluşlar

Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 dönemi kapsamında STK’lara dağıtılacak hibenin toplam tutarı 2.400.000 TL’dir. Başvuru yapan STK, hibe programından en fazla 600.000 TL talep edebilir.

Fona başvurmak isteyen kuruluşların başvuru formunu eksiksiz şekilde doldurarak 12 Eylül Perşembe günü saat 18.00’e kadar göndermeleri gerekir.

Gelecek için Dayanışma Fonu hakkında detaylı bilgilere (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve fon takvimi) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.