Tag

acil deprem fonu arşivleri - Sivil Toplum için Destek Vakfı

Orman Yangınları Acil Destek Fonu’na Yapılan Başvurularla İlgili Değerlendirme Metnimiz Yayınlandı

By | Orman Yangınları Acil Destek Fonu

28 Temmuz 2021 tarihinde başlayan ve Türkiye’nin farklı illerinde sayısı 100’den fazla olan yangınlar sonrasında sahada faaliyet gösteren STK’ları ve çalışmalarını desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation, ACTECON ve 212 işbirliğiyle bireysel ve kurumsal bağışçıların finansal desteği ile hayata geçirdiğimiz Orman Yangınları Acil Destek Fonu’nun başvuru ve seçim süreci tamamlandı.

STK’ ların bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla Orman Yangınları Acil Destek Fonu’na yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan ulaşabilirsiniz.

AKUT Arama Kurtarma Derneği İzmir Toplumunun Afetlere Dayanıklılığının Artırılması Projesini Tamamladı

By | Acil Deprem Fonu

AKUT Arama Kurtama Derneği, doğal afetlerde veya ulaşılması zor olabilecek yerlerde kaybolanların aranması ve bu koşullarda kaza geçirenlerin kurtarılması için faaliyetler yürütüyor. İzmir Depremi Acil Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla hibe verdiğimiz dernek, bu destekle İzmir Toplumunun Afetlere Dayanıklılığının Artırılması projesini hayata geçirdi. Bu kapsamda depremden etkilenen 254 aileye erzak ve hijyen paketleri dağıtıldı ve arama kurtarma ekiplerinin saha çalışmalarında ihtiyacı olan ekipmanlar temin edildi.

Derneğin Genel Sekreteri Dr. Öğr. Üyesi Gülçin Güreşçi ile yaptığımız röportajda AKUT Arama Kurtarma Derneği’in çalışmalarını, proje kapsamında yapılan faaliyetleri ve depremzedelerin güncel durumunu konuştuk.

İzmir Toplumunun Afetlere Dayanıklılığının Artırılması projesini geçtiğimiz dönemde tamamladınız. Proje kapsamında yaptığınız çalışmalardan ve projenin çıktılarından bahseder misiniz?

Proje kapsamında İzmir ve Kuşadası’nda depremden etkilenen 254 aileye ulaştık. Bazı evlerde birden fazla ailenin birlikte kaldığını gördük. Geçici konut hakkı olanlar, deprem sonrasında afetten etkilenen diğer aile fertlerini de yanlarına almışlardı. Bu nedenle aslında projeyle hedeflediğimizden daha fazla insana ulaşabildik. Proje kapsamında İzmir Depremi Acil Destek Fonu’nun sağladığı hibe desteği ile ailelere hijyen paketleri ulaştırdık. Aynı zamanda, AKUT olarak afet ve pandemi konularında bilinçlendirme çalışmaları yaptık. Ayrıca AKUT Kuşadası ekibimizin İzmir’de müdahale sırasında kullanılamaz hale gelen kesme-ayırma setini de yenileme imkanına kavuştuk. Bu gelecek dönemde olası bir deprem için hazır olmamız açısından oldukça önemli. İzmir Toplumunun Afetlere Dayanıklılığının Artırılması projesi kapsamında yapacağımız çalışmaları paylaştığımız bazı kurumlar da ayni bağışlar yaparak depremzedelere daha çok yardım malzemesi götürebilmemize katkıda bulundular. Bu bağlamda depremzedelere kıyafet, havlu, deterjan ve kitap gibi malzemeler de dağıtabildik. Özellikle bir kurumdan gelen sınavlara hazırlık kitapları da depremzede çocukların gelecekleri açısından oldukça önemli bir katkı oldu.

AKUT Arama Kurtarma Derneği ağırlıklı olarak afet öncesi hazırlık ve afet sonrası ilk müdahale çalışmaları yürütüyor. Bu proje kapsamında farklı kurum ve bağışçılarla da işbirlikleri geliştirerek insani yardım alanında da çalışmalar yaptınız. Gerek depremzedelere ayni destek sağlanması gerekse farklı bağışçıların harekete geçirilmesi noktasında bu süreçte edindiğiniz deneyimleri paylaşır mısınız?

İzmir Depremi Acil Destek Fonu kapsamında projemizin destekleneceğini öğrendiğimizde, bu bilgiyi daha önce AKUT’un eğitim verdiği bazı kurumlar ile paylaştık. Bu kurumlardan özellikle çocuk ve kadın kıyafetleri bağışlayan bir tanesi oldukça yüksek bütçeli bir bağış yaptı. Bu sayede depremzede çocuklar ve kadınlar için yazlık ve kışlık kıyafet de dağıtabildik. Hibelerle desteklenen projelerde genellikle önce proje hedeflerine ulaşılması sonrasında ise etkilerinin kamuoyu ile paylaşılması gibi bir anlayış var. Ama biz bu proje için yola çıktığımızda, daha projeyi uygulamaya başlamadan önce proje konusu ile ilgili bağışçı olabilecek kurumlara başvurarak, ulaşacağımız kişilere daha fazla yardım sağlayabilmenin yollarını araştırdık. Bunda da oldukça başarılı olduk.

İzmir depreminden etkilenenler aynı zamanda salgın koşulları nedeniyle de zorlu bir durumla karşılaştılar. Depremler sonrasında oldukça yoğun olan maddi ve ayni yardımların depremden etkilenen kişilerin ihtiyaçları devam etmesine rağmen zamanla azaldığını da biliyoruz. Projenin tamamlanmasının ardından depremden etkilenen kişilerin durumu ve varsa devam eden ihtiyaçları konusundaki gözlemlerinizi bizimle paylaşabilir misiniz? AKUT Arama Kurtarma Derneği olarak bu kişileri desteklemeye devam etmek için çalışmalar yapmayı düşünüyor musunuz?

Haziran ayı içinde son paketlerimizi dağıtmaya gittiğimizde depremzedeler bize artık herkesin onları unuttuğunu ve yapılan yardımların neredeyse hiç kalmadığını söylediler. Bu bağlamda bazı adımlar atmaya başladık. Bu alanda açılabilecek hibe desteklerinden yararlanabilmek için hazırlıklarımızı tamamladık ve fon veren çeşitli kurumlarla iletişime geçtik. Salgın koşulları nedeniyle bölgede hijyen malzemesi ihtiyacı önemini koruyor, gıda paketlerine duyulan ihtiyaç ise her zaman için geçerli. Ayrıca mevsimin değişmesi ve sıcakların başlamasıyla birlikte kıyafet ihtiyacı da oldukça fazla. Bölgede çok sayıda küçük yaşta depremzede çocuk bulunuyor ve bu çocukların oyuncakları, topları vb. yok. . Onları mutlu edebilmek için oyuncak, boyama kitabı, boya vb. verilmesi de çok güzel olur. Salgın nedeniyle bir kısım depremzedenin işini kaybetmesi ve buna bağlı olarak gelirlerinin düşmesi, bu depremzedelerin çok daha zor durumda kalmalarına neden oldu. Salgın koşulları olmamış olsaydı belki bu süreci daha kolay atlatabilirlerdi.

İzmir Depremi sonrasında kurulan Meclis Deprem Araştırma Komisyonuna davet edildiniz ve burada afet öncesi eğitim ve bilinçlendirme konularında birçok öneriyi komisyona sundunuz. Türkiye’nin bundan sonra yaşanabilecek afetlere hazırlıklı hale gelebilmesi için ne tür çalışmalar yapılması gerekiyor? Bu çalışmaların hayata geçirilmesinde kamu kurumları ve sivil toplum arasında geliştirilecek işbirliklerinin önemi nedir?

Afetler gerçekleşmeden önceki hazırlık süreci çok önemli. Bunun en önemli adımlarından biri ise halkın bilinçlendirilmesi ve sivil toplum kuruluşlarının hazır hale gelmesinin sağlanması. Özellikle fay hatlarının yoğun olduğu risk altında bulunan yerlerde bilinçlendirme çalışmalarına hız verilmeli ve bu çalışmaların sürekliliği sağlanmalı. Bilinçlendirme çalışmalarında ortak dil ve ortak sunumlar kullanılmalı, akredite olmayan kişi ve kurumlar kesinlikle bilinçlendirme çalışması yapmamalı. Eğitim materyalleri de çağın gerekliliklerine ve değişen afet tip ve şiddetlerine göre güncellenmeli. Ayrıca daha kırılgan olan özel gereksinimli bireylerin tespitleri yapıldıktan sonra acil durum ve afetler için tahliye planları özellikle muhtar, yerel yönetimler ve kamu idareleri tarafından yapılmalı. Toplum merkezleri kurulmalı. Bu toplum merkezlerinde afetlere yönelik koruyucu, önleyici, destekleyici ve geliştirici aktiviteler yapılmalı. Ayın zamanda, bu merkezlerde eğitim ve sosyal aktiviteler ile travma geçirmiş bireyler afet sonrası topluma entegre edilmeli ve afetten etkilenen bireylere yeni beceriler kazandırılabilmeli. Afet gerçekleştikten sonra ise operasyon sahasına ihtiyaç kadar arama kurtarma personelinin yedekleriyle birlikte bölgeye ulaşmasının sağlanması için gerekli ön hazırlıklar, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte çalışması ile yapılmalı..

Gelecek dönemde yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

AKUT olarak bugüne kadar birçok ulusal ve uluslararası çalışmaya imza attık; afetlere hazırlık ve müdahale ile arama kurtarma alanlarında çalışmalar yaptık. Yapmaya da devam edeceğiz. Derneğimiz yıl boyunca operasyonlarına devam ediyor. Bu operasyonlar sadece büyük afetlerde değil aynı zamanda son yıllarda çok fazla artan kayıp vakalarını da içeriyor. Bu alanda da çok etkin bir şekilde görev alıyoruz. Hem Türkiye’nin coğrafi yapısı nedeniyle hem de beklenen yaşam süresinin uzaması ile birlikte demans, Alzheimer gibi hastalıkların da fazlalaşmasıyla kayıp vakaları da artış gösteriyor. Her geçen gün gelişen ekibimizle ileride dünya çapında da adımızı daha fazla duyuracağız. AKUT’un 2020 yılında Avrupa Sivil Koruma Mekanizması’na girmesi de bunun en önemli işaretlerinden biri. AKUT arama kurtarma alanında etkinliğin artabilmesi için bu alanındaki ihtiyaçları belirleyip, uluslararası projelere de ortak olarak çalışmalarda bulunuyor. Gönüllü ve üyelerimizin çok farklı meslek gruplarından olması ve bu alanda katkı yapabilmek için çok fazla emek vermeleri sayesinde her geçen gün etkimiz ve ulaşabildiğimiz canlı sayısı da artıyor.

 

Temel İhtiyaç Derneği ile Elazığ Depremi Acil Destek Fonu Kapsamında Desteklediğimiz Projelerini Konuştuk

By | Acil Deprem Fonu, Acil Destek Fonu

Elazığ Depremi Acil Destek Fonu’nun ikinci aşamasında Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile hibe verdiğimiz Temel İhtiyaç Derneği (TİDER) ihtiyaç sahiplerine gıda bankacılığı yoluyla destek oluyor ve kişilerin istihdam edilebilirliklerini artırarak yoksullukla mücadelede gerçekçi ve sürdürülebilir bir model oluşturmayı hedefliyor.

Hibe kapsamında, depremden etkilenen Elazığ ve Malatya illerinde yerel paydaşlarla iş birliği halinde Destek Market’ler kurmak için çalışmalar yapacak olan TİDER’in Genel Sekreteri Nil Tibukoğlu Yurdakul ile derneğin gıda bankacılığı modeli, proje kapsamında yapacakları çalışmalar ve COVID-19 salgının etkileri üzerine konuştuk.

Temel İhtiyaç Derneği (TİDER), bir taraftan dünyanın en önemli sorunlarından biri olan israfı önlemek, diğer taraftan da faydalanıcılarının temel ihtiyaçlarına adil ve eşit şekilde ulaşabilmesi için çalışmalar yürütüyor. TİDER’in kuruluş hikayesini ve hayata geçirdiği gıda bankacılığı modelinin öne çıkan özelliklerini bizimle paylaşır mısınız?

2010 yılında gıda sektöründe çalışan ve gıda bankacılığının açlık ve yoksullukla mücadelede önemli bir araç olduğuna inanan 9 kurucu üyemiz ile birlikte Gıda Bankacılığı Derneği adı altında faaliyetlerimize başladık. Gıda bankacılığı hakkındaki bilgi ve deneyimlerimizi yeni kurulan gıda bankalarına aktardık. Gıda bankalarını ve bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarını bağışlar ile destekledik.

2014 yılında insanların kendi yetkinlik ve yeteneklerine uygun işlerde çalışabilmesinin de en temel ihtiyaçlardan biri olduğundan hareketle çalışmalarımıza istihdam ve kalkınma projelerini de katarak Temel İhtiyaç Derneği adını aldık. Böylelikle ihtiyaç sahiplerine yalnızca gıda bankacılığı yoluyla yardım etmekle kalmayıp, istihdam organizasyonunu da üstlenerek yoksullukla mücadelede gerçekçi ve sürdürülebilir bir model oluşturmayı hedefledik. Bu Türkiye’de bir ilkti ve dünyadaki benzer kuruluşlara da örnek teşkil ediyordu. Bu yenilikçi ve özgün modelimizin ilk Destek Market’ini ise 2015 yılında İstanbul, Maltepe’de kurduk.

Bugün kurduğumuz ve desteklediğimiz Destek Marketler ile yoksulluk sınırı altında yaşayan insanların temel ihtiyaçlarına ulaşmalarını sağlarken Destek İK aracılığı ile bu kişilere eğitimler veriyor, meslek edindiriyor ve işe yerleştiriyoruz. Bunun yanı sıra, kriz dönemlerinde afet bölgelerinde yaşayanların temel ihtiyaçlarını karşılıyor, kırsal bölgelerdeki kadınların ekonomik ve sosyal açıdan güçlenmelerine öncelik veren kalkınma projeleri geliştiriyor ve çocuk yoksulluğu konusunda yerel projeler üretiyoruz.

TİDER Destek Marketleri nerelerde faaliyet gösteriyor ve faydalanıcılarına ne tür imkanlar sağlıyor? Marketlerin faydalanıcı sayısı ve sosyal etkisi ile ilgili bilgi verir misiniz?

2015 yılında kurulan Destek Market, Maltepe ilçesinde kuruldu. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden göç almış olan Maltepe ilçesi, gelir eşitsizliği ve yapılaşma yanlışları ile Türkiye’nin prototipi olan bir ilçe. Bu sebeple bir toplum merkezi görevi görecek olan Gıda Bankası’nın böyle bir ilçede kurulması önemli bir örnek oldu.

2017 yılında İstanbul’un en çok göç alan dezavantajlı bölgelerinden biri olan Bağcılar ilçesinde ikinci Destek Market’imizin açılışını yaptık. COVID-19 sürecine kadar açık olan Bağcılar Destek Market, operasyon zorlukları sebebi ile süresiz olarak kapatıldı.

Bu iki Destek Market’ten bugüne kadar faydalanan toplam kişi sayısı ise 9.300 aile yani ortalama 32.600 kişi.

Destek marketleri kurarken ve işletirken içinde kamu kurumlarının ve özel sektörün de yer aldığı farklı paydaşlarla iş birlikleri de yapıyorsunuz. Destek marketler bünyesinde geliştirdiğiniz iş birliği modelleri ve bu iş birliklerinin çalışmalarınıza katkısından bahseder misiniz?

Gıda bankası, bir toplum varlığıdır ve öyle de olmalıdır. Önceden mevcut olan bir dernek veya vakıf tarafından kurulması ve işletilmesi mümkün olsa da kapsamı içinde bulunduğu topluma hizmet sunar. Bu sebeple inancımız o dur ki; toplumun gıda bankası ile etkileşim kurması ve gıda bankasını sahiplenmesi halinde, gıda bankası çok başarılı olacaktır.

Gıda bankacılığı, toplumun üç farklı kesiminden (tüm düzeylerde kamu sektörü, iş çevreleri – gıda endüstrisi ve medya dahil olmak üzere özel sektör ve sivil toplum kuruluşları ve platformlarından oluşan gönüllü sektör) önemli temsilcilerin, yoksul insanların gereksinimlerinin karşılanmasına yönelik ciddi diyaloğa ve eyleme girmesine olanak sağlamanın ve teşvik etmenin yanı sıra bu anlamda özgün bir iş birliği modeli de oluşturuyor.

Her üç kesimin de temsil edildiği başarılı bir ittifakla gıda bankacılığı sisteminin tasarlanması ve işletilmesi sağlıklı tartışmaların önünü açarak ihtiyacın, fırsatın ve iş birliğinin değerlendirilmesine elverişli bir ortam yaratıyor. Sonuç olarak, bu tür ittifaklar, toplumdaki yoksulluğun nedeni ne olursa olsun, yoksulluğu çeken insanların bu sorununu gidermeye odaklanan ve gerçek anlamda iş birliğine dayalı bir girişim yaratılması için duvarların yıkılmasına ve ellerin uzatılmasına olanak sağlıyor.

TİDER modelini tüm Türkiye’ye anlatmak ve sürdürülebilir bir Gıda Bankacılığı sistemi yaymak amacı ile yerel yönetimlerle, ticaret odalarıyla ve kalkınma ajanslarıyla ciddi iş birlikleri içine girdik. Bu iş birlikleri, Türkiye’nin her bölgesinin ayrı ihtiyacını ve profilini anlamamız ve buna özel çözümler üretmemiz adına bize yardımcı oldu. Aynı zamanda bu yönetim şekilleri ve sosyal hizmet sistemi içerisinde Gıda Bankacılığı sisteminin yerleştirilmesinin ne kadar uygun olduğunu ve doğru sistemle başlayan bir oluşumun başarılı olacağı inancımızı pekiştirdi.

TİDER, 24 Ocak 2020 tarihinde Elazığ ve çevre illeri etkileyen depremin ardından, Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile hayata geçirdiğimiz Acil Destek Fonu kapsamında hibe verdiğimiz STK’lar arasında yer alıyor. Bu hibe desteğiyle bölgede ne gibi çalışmalar yapacaksınız?

24 Ocak tarihinde Elazığ ve Malatya’da yaşanan deprem felaketinde, doğrudan ve dolaylı olarak zarar gören şehir sakinleri ve ihtiyaç sahibi kişilere hizmet vermesi amaçlı Gıda Bankalarının açılmasının sağlanması amacı ile başvurduğumuz hibeye hak kazanmış olmaktan dolayı çok mutluyuz.

Malatya Belediyesi ve Elazığ Ticaret Odası ile iş birlikleri ile her iki ilde birer gıda bankasının açılışına öncülük etmeyi planlıyoruz. Deprem sürecinde, her iki bölgenin de ihtiyaçlarını yakından izleme şansı bulduk. Elazığ ve Malatya illerinde birer Gıda Bankası olması gerekliliğine inanıyoruz. Bu hibe sayesinde, bağışların ve israftan kurtarılacak ürünlerin doğru bir sistemle, belirlenmiş ihtiyaç sahiplerine, bedelsiz şekilde yönlendirilmesini sağlamak amacıyla gıda bankalarının açılmasına öncülük edeceğiz. TİDER olarak Gıda Bankacılığı ile ilgili tüm bilgi birikimimiz ve dokümanlarımızı doğru sistemle, sürdürebilir ve kontrol edilebilir bir Gıda Bankacılığı sistemi oluşturmak amacı ile kullanacağız.

COVID-19 salgınının etkilerinin, yoksul ve kırılgan gruplar üzerindeki daha fazla olduğu biliniyor. Salgın, TİDER’in çalışmalarını, Acil Destek Fonu kapsamında yürüteceğiniz projeyi ve çalışmalarınızdan faydalanan grupları nasıl etkiledi? Bu süreçte çalışmalarınıza devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

COVID-19 salgını sebebi ile ihtiyaç sahibi aile sayısı tüm Türkiye’de önemli seviyede artış gösterdi. Buna karşılık gıdaya ulaşım zorlaştı ve gıda stoklamaları sebebi ile israftan ürün kurtarmak nerdeyse imkansız hale geldi. Bu süreçte TİDER olarak çalışmalarımıza aralıksız devam ettik. Büyük çapta, dünyanın büyük markaları ile yaptığımız iş birlikleri ile satın alma yaparak tüm Türkiye’de 29 şehirdeki 45 Gıda Bankasına gıda ve temizlik malzemeleri göndererek yaklaşık 160.000 aileye destek verdik. Seyahat edemediğimizden dijital haberleşme yöntemleri ile toplantı ve çalışmalarımızı yaptık. Ne yazık ki birçok gıda bankası bu süreçte depo formatında, ailelere koli dağıtımı yaparak servis verdiğinden, market formatı gıda bankacılığı aktif olarak uygulanamadı. Bu sebeple destek verdiğimiz Gıda Bankalarının güvenli olabilmesi için kendilerine hijyen malzemeleri gönderimi yaptık. Yakın gelecekte güvenli seyahat edilebilir bir ortama kavuştuğumuzda, birlikte Gıda Bankası açmayı planladığımız belediye ve Ticaret Odası ziyaretlerimizi gerçekleştireceğiz.

Acil Deprem Fonu’nun Birinci Aşaması Sonuçlandı

By | Acil Deprem Fonu

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak, 24 Ocak 2020 tarihinde Elazığ, Malatya ve çevre illeri etkileyen depremin ardından, sahada faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını (STK) ve çalışmalarını desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation’ın finansal desteğiyle hayata geçirdiğimiz Acil Deprem Fonu’nun birinci aşaması sonuçlandı.

Acil Deprem Fonu’nun ilk aşamasında Hayata Destek Derneği’ne 60.000 TL hibe desteği sağlanacak.

Afetlerden etkilenen birey ve toplulukların temel hak ve hizmetlere erişimine destek olmak amacıyla 2005 yılında kurulan Hayata Destek Derneği, desteklenen proje kapsamında depremden etkilenenlerin kısa ve orta dönemdeki ihtiyaçlarının doğru şekilde tespit edilmesi ve bu ihtiyaçların karşılanması amacıyla çalışmalar yürütecek. Deprem bölgesindeki gönüllü çalışmaların sürdürülebilir ve etkili şekilde devam etmesini hedefleyen Hayata Destek Derneği, bu amaç doğrultusunda Elazığ’daki Fırat Üniversitesi’nin Sosyal Hizmet Bölümü öğrencilerinin afet müdahalesi alanında kapasitelerini güçlendirecek hızlandırılmış bir eğitim programı uygulayacak. Bununla birlikte, gönüllü ekibin hane ve çadır ziyaretleri yoluyla ihtiyaç tespiti yapması ve tespit edilen ihtiyaçların giderilmesi için ilgili kurumların bilgilendirilmesi amacıyla çalışmalar yapılacak. Sahadaki mevcut durumun ortaya konulması ve dağıtılan yardımların izlenmesi için ihtiyaç analizi ve izleme raporları da hazırlanacak.

Acil Deprem Fonu Başvuru Süreci Tamamlandı

By | Acil Deprem Fonu

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak, 24 Ocak 2020 tarihinde Elazığ, Malatya ve çevre illeri etkileyen depremin ardından sahada faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını (STK) ve çalışmalarını desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation’ın finansal desteğiyle hayata geçirdiğimiz Acil Deprem Fonu’nun birinci aşaması için başvurular 6 Şubat Perşembe günü saat 22.00’de sona erdi.

Acil Deprem Fonuna, 17’si dernek, 1’i kooperatif, 5’i vakıf ve 2’si federasyon olmak üzere toplam 25 başvuru yapıldı. Fona yapılan başvurularda kurum başına talep edilen ortalama hibe tutarı 52.792 TL olurken, toplamda 1.319.819 TL hibe desteği için başvuru yapıldı. Başvuru yapılan projelerin süresi ise ortalama 3 ay oldu.

Başvurular ile ilgili değerlendirme sürecimiz devam ediyor. Hibe almaya hak kazanan kuruluşlar ve fonun ikinci aşaması ile ilgili bilgileri ilerleyen günlerden internet sitemiz ve sosyal medya hesaplarımız üzerinden paylaşacağız.

İlgi gösteren bütün sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ederiz.

Acil Deprem Fonu Açıldı

By | Acil Deprem Fonu

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak, 24 Ocak 2020 tarihinde  Elazığ, Malatya ve çevre illeri etkileyen depremin ardından sahada faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını (STK) ve çalışmalarını desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation’ın finansal desteğiyle hayata geçirdiğimiz Acil Deprem Fonu’nun birinci aşaması için başvurular açıldı.

Acil Deprem Fonu kapsamında, STK’ların sahada yürüttükleri çalışmaların desteklenmesi ve bu çalışmaların hayata geçirilmesi için gerekli olan operasyonel giderlerin karşılanması amacıyla hibe verilecektir. Fon ile dağıtılacak toplam hibe miktarı en az 200.000 TL’dir ve hibeler sahadaki STK’lara iki aşamada ulaştırılacaktır.

İlk aşamada aşağıda ayrıntısı verilen başvuru kriterlerine uyan STK’ların saha çalışmalarına toplam 60.000 TL’lık bir kaynak aktarılacaktır. Bu hibe çağrısı bahsedilen ilk aşama ile ilgilidir.

Hibenin ikinci aşaması olan 140.000 TL sahadaki gelişmeler ve acil durum sonrası ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda orta ve uzun dönemli faaliyetlerin desteklenmesi amacıyla kullanılacaktır. Bu aşamayla ilgili bilgilendirme ilerleyen dönemde yapılacaktır.

Fona yalnızca depremin sonucunda ortaya çıkan ihtiyaçların giderilmesi için afet sahasında halihazırda çalışmalar yürüten ya da çalışmalara başlamak için aktif bir girişim başlatmış olan tüzel kişiliğe sahip, kar amacı gütmeyen sivil toplum kuruluşlarının (dernek, vakıf, kooperatif. vb.) başvuruları kabul edilecektir.

Başvuran kuruluşlarda ve başvurularda aranan temel özellikler:
– Tüzel kişiliğe sahip, kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşu olmak (dernek, vakıf, kooperatif. vb.)
– Depremin sonucunda ortaya çıkan ihtiyaçların giderilmesi için ilgili afet sahasında çalışıyor olmak ya da çalışmak için aktif bir girişim başlatmış olmak.
– Başvurudaki faaliyetlerin deprem sahasındaki ihtiyaçları temel alan bir ihtiyaç analizine dayandırılmış olması (Örneğin: bu ihtiyaçlar karşılanırken sivil toplum kuruluşlarının ortaya çıkan saha operasyonuyla ilgili kurumsal masraflar, sahada sivil toplumun oluşturduğu iş birliklerini destekleyecek çalışmalar ya da diğer acil yardıma yönelik faaliyetler gibi)
– Başvuruların en az 30.000 TL en fazla 60.000 TL’lık detaylandırılmış bir bütçe ile yapılmış olması

Bölgedeki ihtiyaçlarının aciliyeti ve sahada çalışan STK’ların yoğunluğunu göz önünde bulundurularak, Acil Deprem Fonu için uygulanan başvuru süreçleri diğer fonlarımıza kıyasla daha basit olacak ve daha hızlı şekilde sonuçlandırılacaktır.

Acil Deprem Fonu’na başvurmak isteyen STK’ların bağlantıda yer alan formu eksiksiz şekilde doldurarak 6 Şubat 2020 Perşembe günü saat 22:00’ye kadar göndermeleri gerekir.

Acil Deprem fonu hakkında detaylı bilgiye buradan, başvuru formuna da buradan ulaşabilirsiniz.