Tag

çevre arşivleri - Sivil Toplum için Destek Vakfı

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği ile Çevreci Etkinlikler Platformunun Dijitalleşmesi İçin Yapacakları Çalışmaları Konuştuk

By | Çevresel Sürdürülebilirlik Fonu

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği (SADE), Türkiye’de sürdürülebilirlik çalışmalarının yaygınlaştırılması, etkinleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla çalışmalar yapıyor. European Bank for Reconstruction and Development (EBRD) ve Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Çevresel Sürdürülebilirlik Alanında Dijital Dönüşüm Fonu kapsamında hibe ve kapasite gelişim desteği sağladığımız SADE, bu destek ile Türkiye’de gerçekleşen iklim odaklı etkinliklerin paylaşıldığı bir platform olan Çevreci Etkinlikler’in  altyapısını ve içeriklerini yenileyecek ve çevrimiçi eğitim içerikleri oluşturacak. Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Emrah Kurum ve Yönetim Kurulu Üyesi Doğa Tamer ile yaptığımız röportajda Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları odağında farklı gruplar ile yaptıkları çalışmaları ve Çevreci Etkinlikler platformunu konuştuk.

Sürdürülebilirlik çalışmalarının geliştirilmesi ve etkinleştirilmesi amacıyla kurulan Sürdürülebilirlik Adımları Derneği vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak; Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları odağında farkındalık yaratmak, insanları ve kurumları harekete geçirmek, var olan sürdürülebilirlik çalışmalarını güçlendirmek ve bu çalışmaların etkilerini artırmak amacıyla çalışmalarımızı yürütüyoruz. Çalışmalarımızın 3 ana odağı bulunuyor:

– İletişim: Kurumların yaptığı sürdürülebilirlik çalışmalarının hem iç iletişim ile çalışanlarına hem de diğer paydaşlara ulaşması amacıyla projeler geliştiriyoruz. Bu iletişim çalışmalarına video içerikleriyle katkı sunuyoruz.

-İşbirliği: Kurumların var olan sürdürülebilirlik çalışmalarını geliştirmek ve yaygınlaştırmak için  farklı paydaşları Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları odağında bir araya getirip, iyi uygulamalarını paylaşmalarını ve işbirlikleri kurmalarını sağlıyoruz.

-Çalışan gönüllülüğü: Kurum çalışanlarının, kurumun sürdürülebilirlik çalışmalarına dahil edilmesi ve sürdürülebilirlik projelerini geliştirmesi için çalışıyoruz.

Sadece sorunları dile getirmenin çözüme bir katkısı olduğunu düşünmüyoruz. Evet, sorunlar var ve dile getirilmeli, ancak yapıcı eleştirilerin yapılması ve iyi uygulama örneklerinin ön plana çıkarılması taraftarıyız. Dönüşümün bardağın dolu tarafını görenler tarafından gerçekleştirildiğine inanıyoruz.

2018 yılından bu yana Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları özelinde iyi uygulama örneklerinin görünür olması ve paydaşlar arasında işbirliklerinin güçlenmesi için UNDP Türkiye ve Zorlu Holding ortaklığında çevrimiçi olarak gerçekleştirdiğiniz Sorunlara Çözümler Buluşması etkinliklerini yürütüyoruz.

Çözümler Atölyesi ile küresel bir sorunu yerelleştirerek çözme yöntemlerini gençlerle ve diğer paydaşlarla paylaşıyoruz. Etki alanları ne ise, evlerinde, okullarında, çalıştıkları yerlerdeki sorunları tespit edip bu sorunlara çözüm üretebilmeleri için atölyeler yapıyoruz. Gençler, artık geleceklerine sahip çıkıyor. Biz de onları harekete geçmeye teşvik ediyor, bu süreçte yanlarında olmaya çalışıyoruz.

“Emek” ve “üretme” kavramlarını tanımaları için çocuklarla Üreten Çocuklar isimli geri dönüşüm ve ekoloji atölyeleri yapıyoruz. Bu atölyelerde ekim-dikim yapıyoruz, atık kumaşlardan oyuncaklar üretiyoruz, kedi ve köpekler için kurabiyeler pişiriyoruz, organik atıklardan kompostun nasıl yapıldığını gösteriyoruz.

Salgının ilk gününden itibaren çok fazla konuşulmayan ve göz ardı edilen hak temelli çalışan sivil toplum kuruşlarının (STK) risk altında olduğunu düşünerek; STK’lar için Dijital Dönüşüm projesini hayata geçirdik. Kısıtlamalar sebebiyle sahaya inemeyen, çalışmalarını yürütmekte zorlanan STK’larla kendi deneyimlerimizi paylaşmak istedik. Çevrimiçi toplantı, etkinlik ve topluluk yönetimi araçlarının kullanımı, canlı yayınlar, etkili sosyal medya yönetimi, kampanya oluşturma ve yönetme gibi konularda 40 STK temsilcisiyle eğitim programımızı tamamladık. Yaptıkları çalışmaları daha geniş kitlelere duyurabilmeleri için 8 STK’nın tanıtım filmlerini hazırladık.

İletişim fakültesinde okuyan öğrenciler arasında bağımsız haberciliği teşvik etmek, sürdürülebilirlik odağında yaşanan sorunlara üretilen çözümleri görünür kılmak, doğru bilgiye erişebilmek için üniversitelerin son sınıflarında okuyan ve yeni mezun gençlerle Amaçlar için İletişim projesini yürütüyoruz.

Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir Yaşam, Balkon Bahçeciliği, Kompost Yapımı başlıklarında eğitimlerimizi dijitale uygun hale getirdik. Daha önce yüz yüze yürüttüğümüz bu eğitimleri, salgın sürecinde de şirket çalışanlarına yönelik olarak uygulamaya devam ediyoruz.

Son olarak, Nisan 2020’de derneğimizin Youtube kanalından Sürdürülebilirlik Gündemi adlı canlı yayınlara başladık. Yayınlarda özellikle bu dönemde sürdürülebilirlik alanında yaşanan gelişmeleri konuşmak, çözüm önerilerini sunmak ve iyi uygulamaları paylaşmak üzere birbirinden değerli uzmanları ağırlıyoruz. Bugüne kadar 23 yayın yaptık.

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları özelinde yapılan ilham verici çalışmaları ve iyi örnekleri paylaşmak amacıyla Sorunlara Çözümler Buluşması’nı hayata geçiriyorsunuz. Bu buluşmaları hayata geçirme nedeninizi ve bu kapsamda yaptığınız çalışmaları paylaşır mısınız?

Sorunlara Çözümler Buluşmaları, 2018 yılında dernekleşmeden önce UNDP Türkiye çözüm ortaklığında hayata geçirdiğimiz bir etkinlik dizisi. 2020 yılından bu yana Akıllı Hayat 2030 sürdürülebilirlik yaklaşımı kapsamında Zorlu Holding’in kurumsal desteğiyle de bu buluşmalar devam ediyor. Sorunlara Çözümler Buluşmaları ile, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları özelinde yapılan ilham verici çalışmaları ve iyi uygulama örneklerini öne çıkarmayı, düzenli buluşmalarla karşılıklı fikir ve deneyim paylaşımında bulunmayı amaçlıyoruz. Her buluşma, seçilen bir Sürdürülebilir Kalkınma Amacı doğrultusunda sosyal girişimci, özel sektör, STK ve kamu kurumlarını bir araya getiriyor. Buluşmalarla, konusunda uzman konuşmacılar ve sürdürülebilirlik alanında çalışan katılımcılar karşılıklı görüş alışverişinde bulunuyor, yaşanan gelişmeler ve yeni fırsatlar hakkında bilgi sahibi oluyorlar. 2018’den bu yana 18 buluşma ile birbirinden değerli 69 konuşmacıyı ağırladık, buluşmalarda 3258 kişi bizlerle birlikte oldu.

COVID-19 salgını ile beraber birçok sivil toplum kuruluşu çalışmalarını çevrimiçi ortama taşıdı. Siz de bu geçişi desteklemek amacıyla STK’lar için Dijital Dönüşüm projesini hayata geçirdiniz. Bu süreçte alanda gördüğünüz ihtiyaçlardan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

COVID-19 salgını hepimizin çalışma düzenini değiştirdi. Biz de dernek olarak hızlıca uzaktan çalışma sistemine geçiş yaptık. İlk günlerde uyum sağlamakta zorlandık. Etkinlik, eğitim ve projelerimizi yürütmeye devam edebilmek için hızlıca çalışmaya başladık. Kısa ve orta vadeli planlar yaptık. Eğitim ve atölye çalışmalarımızı dijitale taşırken, etkileşimi sürdürebilmek için çevrimiçi araçlar aradık, denedik ve programlarımızın birer parçası haline getirdik. Salgına kadar sahada fiziksel olarak uyguladığımız çalışmalarımızın büyük bir kısmını dijitale adapte etmeyi başardık, ancak bunun için çok zaman harcadık ve istedik ki bu bilgilerimizi diğer STK temsilcileriyle de paylaşalım.

Hak temelli çalışan, proje ve faaliyetlerini sahada yürüten STK ve kooperatifler, salgın sürecinde sahaya inemedikleri için çalışmalarının büyük bir kısmını ertelemek veya durdurmak zorunda kaldılar. Bu sorunun çözümü için en çok ihtiyaç duydukları konular; eğitimlerini, etkinliklerini ve atölye çalışmalarını çevrimiçi yürütebilmek, dijital kampanyalar yapabilmek oldu. Bu çalışmaları çevrimiçi olarak gerçekleştirebilmek  için de çevrimiçi araçların neler olduğunu, nasıl kullanıldığını ve hedef kitlelerine nasıl ulaşılabileceğini bilmeleri gerekiyordu. STK’lar ve sosyal kooperatifler,  paylaşıma açık, bildiklerini diğer kurumlara ve faydalanıcılara aktarma konusunda istekli  oldukları için öğrendiklerini ilişkide oldukları diğer kurumlara da aktaracak bir yaklaşıma sahiplerdi.  Böylece birbirimizden öğrendiğimiz ve birbirimize destek olduğumuz bir süreç başlatmış olduk.

STK’lar için Dijital Dönüşüm Projesi kapsamında çevrimiçi toplantı, etkinlik ve topluluk yönetimi araçlarının kullanımı, canlı yayın yapma yöntemleri, etkili sosyal medya yönetimi, kampanya oluşturma ve yönetme gibi konuları gündemimize aldık ve 40 STK temsilcisiyle bir araya geldik. Yaptıkları çalışmaları daha geniş kitlelere duyurabilmeleri için 8 STK’nın tanıtım filmlerini hazırladık.

Derneğinizin yürüttüğü bir diğer proje de Çevreci Etkinlikler. Çevreci Etkinlikler’in amacından ve bu çerçevedeki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Çevreci Etkinlikler, 2013 yılından bu yana sürdürülebilirlik temelli işleri yaygınlaştırmak ve görünür kılmak amacıyla Türkiye genelinde farklı STK’ların ve sivil inisiyatiflerin yaptığı etkinlikleri tek bir yerde toplayan Türkiye’nin ilk çevre etkinlikleri platformu. Platform,  sürdürülebilirlik ekosisteminin gelişmesi ve güçlenmesi için  paydaşlarıyla beraber etkinlik ve atölyeler de tasarlıyor ve uyguluyor.

Çevre ve Sanat Buluşmaları ile sanatçıların çevresel sorunlara yaklaşımlarını irdeleyen bir dizi etkinlik düzenledik.. Yaşanan çevresel, sosyal ve ekonomik sorunlara çözüm üretme noktasında gençlerle bir araya geldiğimiz Geleceğin Sürdürülebilirlik Liderleri programını farklı kurum temsilcilerinin katıldığı etkinliklerle gerçekleştirdik. Sürdürülebilirlikle ilgili yayınların sanal da olsa bir kütüphanesinin olmasını istedik ve Ekoloji Kütüphanesi başlığı altında Türkçe rapor, kitap ve yazılı kaynakları takipçilerimizle paylaşmaya başladık.

Çevresel Sürdürülebilirlik Alanında Dijital Dönüşüm Fonu kapsamında derneğinize Çevreci Etkinlikler’in dijital dönüşümünü güçlendirmek için bir kurumsal hibe ve kapasite gelişim desteği sağlıyoruz. Bu hibeyle ne tür çalışmalar yapacaksınız?

Çevreci Etkinlikler platformu üzerinden Türkiye’de farklı kişi ve kurumlar tarafından gerçekleştirilen sürdürülebilirlik odaklı etkinliklerin paylaşımını yapmaya devam edeceğiz. Aynı zamanda kişi ve kurumları kendi faaliyet alanlarında kurulacak işbirlikleri ile ortak etkinlikler düzenlemeye teşvik edileceğiz. Çevreci Etkinlikler, sosyal ve çevresel açıdan duyarlı bir topluluğa sahip olduğu için etkinliklerin doğrudan ilgili kişilere ulaşmasını sağlayarak, etkileşimin artmasına olanak sağlayacak.

Bunun yanı sıra, Çevreci Etkinlikler’i çevrimiçi bir eğitim platformuna dönüştürme hedefimiz var. Salgın öncesi sahada, salgın süresince dijitalde oluşturduğumuz eğitim içeriklerin videolarını hazırlayarak herkesin erişimine açmayı planlıyoruz. Böylece; konuya ilgi duyan, Türkçe eğitim içeriğine ihtiyaç duyan herkes eğitim videolarından ücretsiz olarak faydalanabilecek. Sürdürülebilirlik odağında dijital eğitim içeriği üreten diğer STK’lar da kendi çalışma alanlarında hazırladıkları video içeriklerini Çevreci Etkinlikler Platformu üzerinden ücretsiz olarak paylaşabilecekler.

Troya Çevre Derneği ile Hibe Desteğimizle Yapacakları Çalışmaları Konuştuk

By | Çevresel Sürdürülebilirlik Alanında Dijital Dönüşüm Fonu

Troya Çevre Derneği, kentsel ve kırsal ölçekte enerji verimliliğini sağlamak, enerji demokrasisi ve toplum temelli enerji üretimini geliştirmek amacıyla Çanakkale’de faaliyet gösteriyor. 2017 yılında tamamı kadın kuruculardan oluşan Troya Enerji Kooperatifi’ni kuran dernek, yaptığı çalışmalarla diğer enerji kooperatiflerine yol göstermeyi ve enerji sektöründe çalışan kadınların sektördeki rolünü güçlendirmeyi hedefliyor.  European Bank for Reconstruction and Development (EBRD)ve Turkey Mozaik Foundation iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Çevresel Sürdürülebilirlik Alanında Dijital Dönüşüm Fonu kapsamında hibe ve kapasite gelişim desteği sağladığımız Troya Çevre Derneği, yenilenebilir enerji kooperatiflerini bir araya getirecek çevrimiçi bir platform yenilenebilir enerji kooperatiflerini bir araya getirecek çevrimiçi bir platform oluşturacak. Enerji ve enerji kooperatifleri ile ilgili podcast yayınları düzenleyerek kooperatiflerin çalışmalarını daha geniş bir kitleye duyurmalarını sağlayacak.

Troya Çevre Derneği Koordinatörü Oral Kaya ve Proje Asistanı Melis Yılmaz ile yaptığımız röportajda derneğin çalışmalarını, enerji sektöründe kadınların durumunu ve hibe desteğimizle yapacakları çalışmaları konuştuk.

Vakfımızı takip edenler derneğinizin yerel ve ulusal alanda iklim değişikliği ve etkileri üzerine yaptığı çalışmaları tanıyorlar. COVID-19 salgını ve bu kapsamda alınan önlemlerin sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını oldukça etkilediğini biliyoruz. Salgının çalışma alanınız ve kuruluşunuza etkilerinden bahseder misiniz?

Troya’nın üzerinde çalıştığı sosyal konular ve sorunlar arasında, iklim değişikliğine karşı yerel hareketleri desteklemek, iklim değişikliği ve tarım, ekolojik koruma, hava ve su kirliliği, atık yönetimi ve yerel yönetimler arasında politik ilişkileri geliştirmek bulunuyor. Derneğimiz son 7 yıldır ülkemizde çok yeni bir yaklaşım olan Yenilenebilir Enerji Kooperatifleri’nin yerel, ulusal ve Avrupa düzeyinde geliştirilmesi için yenilenebilir enerji kooperatifleri üzerinde de çalışıyor.

COVID- 19 salgını her kuruluş gibi bizi de etkiledi, fakat başka alanlarda gelişmemize de olanak sağladı. Daha önce yüz yüze gerçekleştirdiğimiz toplantılarımızı ve etkinliklerimizi bu süreçte çevrimiçi platformlar üzerinden yürüttük. Bu durum, insanlarla daha iyi etkileşim kurmak ve ağımızı güçlendirmek için bir dezavantaj oluştururken öte yandan dijital ihtiyaçlarımızı belirlediğimiz ve kendimizi geliştirmeye başladığımız bir sürece girmemizi sağladı. Bu sürecin çevrimiçi araçlardan daha fazla faydalandığımız, çevrimiçi etkinliklere katıldığımız ve gerçekleştirdiğimiz bir dönem olduğunu söyleyebiliriz.

Belçika, Danimarka, İngiltere gibi Avrupa ülkelerdeki  örnekleri de inceleyerek 2017 yılında tamamı kadın kuruculardan oluşan Troya Enerji Kooperatifini kurdunuz. Bu kooperatifi kurma amacınızı ve kooperatif bünyesinde yaptığınız çalışmaları  anlatır mısınız?

Özellikle 2013 yılından itibaren yerel katılım ile, yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak enerji üretimi üzerine çalışmalar yapıyoruz. Yerel katılımcılığın özellikle de tarım ve tüketim kooperatifleri aracılığı ile yaygın olmasını da göz önüne alarak, enerji kooperatiflerini ön plana çıkardık. Bu sürecin  ülkemizde çok yeni olması, hiçbir deneyimin ve yayının bulunmaması nedeniyle, ilk aşamada deneyim kazanmak ve bu deneyimi ilgili taraflar ile paylaşmak için TROYA Yenilenebilir Enerji Kooperatifi’ni kurduk. Kurucuların ve yönetimin kadınlardan oluşması, cinsiyet eşitliği kavramına inancımızın bir sonucudur. Biliyoruz ki her alanda kadın katılımcılığı, sivil alanın demokratikleşmesi ve kültürel kapasitesinin artmasına neden oluyor.

Yaptığınız çalışmalarda kadınların enerji ve ekoloji mücadelesine aktif olarak katılımının güçlenmesine öncelik veriyorsunuz. Bu iki alandaki sivil toplum kuruluşları ve aktivistlerin birlikte çalışmasının neden önemli olduğu ve bu birlikteliğin nasıl katkıları olabileceğine dair görüşlerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Son zamanlarda özellikle kadın kooperatifleri ve enerjide kadınların rolleri ile ilgili çalışmalara odaklandık. 4 Mayıs tarihinde Enerjide Kadın konulu uluslararası bir webinar düzenledik. Polonya, Almanya, Danimarka, Gürcistan ve Türkiye’den konuşmacıları bir araya getirerek farkındalık yaratmayı amaçladık. Türkiye’de kadın kooperatifleri 1999 yılında kurulmaya başladı. Kadın gruplarının girişimiyle oluşan kadın kooperatifçiliği zamanla hükümetin, yerel yönetimlerin, kalkınma ajanslarının ve hatta özel sektörün ilgi alanına girmeye başladı. Ticaret Bakanlığı Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı’nda kadınların kooperatifler çatısı altında üretmeleri ve istihdam edilmeleri konusunda girişimlerde bulunuldu. Kadın kooperatifleri sadece sağladığı sosyal ve ekonomik getirilerden dolayı değil aynı zamanda dayanışma ekonomisi potansiyeli taşıması bakımından da önemli bir örgütlenme modelidir. Türkiye’de kadınların ekonomiye sağladıkları katkılar geleneksel olarak hep geride kalmıştır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, kadınların 2015’te işgücüne katılım oranı yalnızca %31,5’tir. Bu oran, BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) ülkeleri, OECD ve AB üyesi gibi üst-orta gelirli ülkelerle kıyaslanmayacak kadar düşüktür.

Günümüzde kadın kooperatiflerinin kurulması kamu kurumlarından özel sektöre kadar bir dizi kurum ve yapı tarafından teşvik ediliyor. Fakat bu kapsamda ortaya çıkan kadın emeği ve istihdamına dair çeşitli meseleler ve sorunlar zaman zaman göz ardı ediliyor. Örneğin, altyapısal hazırlık çalışması yapmadan ve yasal yükümlülükleri bilmeden hızlıca kurulan kooperatifler, daha sonrasında kadınların hayal kırıklığı yaşamasına neden oluyor. Bu bağlamda karşılaşılan sorunun, küçük ölçekli ve çoğu zaman geleneksel kadınlık rolleriyle bağlantılı üretim yapan veya hizmet sunan kadın kooperatiflerinin bu yükümlülük ve sorumlulukları karşılayabilecek kapasitede olmamalarından kaynaklandığını söyleyebiliriz.. Ürün veya hizmetin baştan yanlış seçilmesi, gerekli altyapının hazırlamamış olması, gerekli eğitimlerin alınmamış olması, pazar alanı bulunamaması ve yeterince organize olunmaması gibi sebepler ile ürünler elde kalabiliyor ve yasal yükümlülüklerin altından kalkmak imkânsız hale gelebiliyor. Bu durumda, kadın istihdamı potansiyeli taşıyan kooperatifler, kadınların borçlandığı ve öncekinden daha güçsüz hale geldikleri yerlere dönüşebiliyor.

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) 2019 yılında enerji sektöründeki kadın eksikliğine işaret eden bir rapor yayınladı. Bu rapora göre, kadınlar yenilenebilir enerji üretimi için iş gücünün yalnızca %32’sini, petrol ve gaz endüstrisi iş gücünün ise % 22’sini temsil ediyorlar. Yenilenebilir enerji sektöründe kadınların payı petrol ve gaz endüstrisine göre daha yüksek olsa da kadınlar bu sektörde çoğunlukla idari pozisyonlarda yer alıyor (kadınların% 45’i idari pozisyonlara sahipken, % 28 mühendislik pozisyonunda). Ayrıca kadınlar, hane halkı reisi konumlarından ve (ortalama olarak) düşük gelirlerinden dolayı iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha savunmasız durumdalar. Bu nedenle de enerji geçişine tam olarak dahil edilmeleri gerekiyor.

Troya Çevre Derneği olarak bu alandaki sivil toplum kuruluşları ve aktivistlerin kadınların enerji alanında kapasitelerinin güçlenmesini sağlamak, onlara ilham vermek ve girişimlerini desteklemek adına birlikte çalışmalarının önemli olduğunu düşünüyoruz.

Adaların kendi enerji sistemlerine sahip olması ve fosil yakıtlardan arınmasını sağlamak amacıyla VPP4ISLANDS projesini hayata geçiriyorsunuz. Projenin Gökçeada ve Bozcaada’da yaratmasını beklediğiniz değişimden ve bu doğrultuda yapacağınız çalışmalardan bahseder misiniz?

VPP4ISLANDS projesi ile adalarda yenilenebilir sistemlerin entegrasyonunu kolaylaştırmayı, akıllı ve yeşil enerjiye geçişi hızlandırmayı ve adaların enerji verimliliği potansiyelini yükseltmeyi  amaçlıyoruz. Aynı zamanda proje kapsamında  adaların yenilikçi depolama yaklaşımlarından faydalanmasını  sağlamayı hedefliyoruz.. Vatandaşların aktif katılımlarının teşvik edileceği bu proje ile adaların enerji konusunda kendi kendine yeterli olmasını sağlamak ve enerji üretim maliyeti düşürmek önceliklerimiz arasında yer alıyor.

Bu hedeflere ulaşmak için  sanal enerji depolama sistemleri (Virtual Energy Storage Systems -VESS) ve dağıtılmış defter teknolojisinin (Distributed Ledger Technology – DLT)  uygulanmasını öneriyoruz.  Böylece, mevcut sanal enerji santrallerinde (Virtual Power Plant – VPP) devrim yapmayı ve akıllı enerji toplulukları oluşturmayı hedefliyoruz. VPP4Islands proje konsorsiyumu 1 büyük şirket, 1 dağıtım sistemi operatörü (Distribution System Operator -DSO), 7 KOBİ, 3 üniversite, 2 bölgesel enerji iletim organisasyonu (Regional Transmission Organization – RTO), 3 ada belediyesi ve 2 kar amacı gütmeyen kuruluştan oluşuyor. Projenin tüm süreçleri lider adalar konumunda olan İspanya’daki Formentera adası ve Gökçeada üzerinden yürütülüyor. Bununla beraber, ülkemizden Bozcaada, İtalya’da Grado adası ve Danimarka’daki Bornholm adası da proje ilerledikçe sürece dahil edilecek. Troya Çevre Derneği olarak,  bu süreçte adalarda enerji geçişi ile ilgili politika ve mevzuatlarla ilgili olarak bilgi sağlıyor, ada profilleri oluşturuyor ve  adalarda ağ oluşturma ve ortak girişimler ile ilgili tüm faaliyetleri yönetiyoruz. Dünyadaki tüm örnek adalar ve projelerle iletişim halindeyiz ve proje ağımızı sürekli genişletiyoruz.

Çevresel Sürdürülebilirlik Alanında Dijital Dönüşüm Fonu kapsamında derneğinize dijital dönüşümünü güçlendirmek için bir kurumsal hibe ve kapasite gelişim desteği sağlıyoruz. Bu hibeyle ne tür çalışmalar yapacaksınız? Bu hibenin derneğinizin dijital dönüşümüne nasıl bir katkısı olmasını bekliyorsunuz?

Hibe kapsamında  enerji kooperatiflerini kurulacak olan çevrimiçi ağ altında toplayarak, hem kooperatiflerin birbirileri ile etkileşimini güçlendirmeyi hem de insanların enerji kooperatifleri hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlamayı amaçlıyoruz. Aynı zamanda belirli periyodlarla yenilenebilir enerji ve enerji kooperatifleri ile ilgili podcast yayınları düzenleyerek, bu ağ aracılığıyla kooperatiflerin sesini duyurmayı hedefliyoruz. Tüm bu adımlar, derneğimize dijital olarak yeni bir ivme sağlayacak ve yeni bir alanda  sesimizi duyurmamızı sağlayacak.

KuzeyDoğa Derneği Hibe Süreci Tamamlandı

By | Proje Destek Fonu | No Comments

Şartlı fon dahilinde hibe desteği alan KuzeyDoğa Derneğinin hibe süreci tamamlandı. 

Nisan – Aralık 2016 tarihleri arasında devam eden hibe dahilinde derneğin Aras Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezinde gerçekleşen çalışmalarını desteklendi. 

Kuş halkalama çalışmaları, kapsamında 154 günde 2464 saat arazi çalışması yapıldı ve  112 türden 8681 kuşa Türkiye halkaları takıldı. 500’den başvuru arasından seçilen 28 gönüllü arkadaşımız doğanın içinde bilimsel çalışmaları izleme ve uygulama fırsatı buldu. 238 kişi merkezimizi ziyaret edip yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı. 

Çalışmaları ile ilgili detaylı bilgi için; http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/gonullerini-kuslara-kaptirdilar

KuzeyDoğa Derneğine Şartlı Hibe Desteği

By | Proje Destek Fonu | No Comments

KuzeyDoğa Derneği, Doç. Dr. Çağan H. Şekercioğlu’nun 2003 yılında başlattığı Kars-Iğdır Biyolojik Çeşitlilik Projesi’nin bir ürünü olarak 2008 yılı Ocak ayında Kars’ta kurulmuştur. 

Her yıl Kafkas Üniversitesi işbirliği ile Aras Nehri Kuş Cenneti’nde kurulu bulunan Kuş Halkalama ve Araştırma Merkezinde kuş gözlem ve halkalama çalışmaları, Boğaziçi Üniversitesi işbirliği ile Sarıkamış-Allahuekber Dağları Milli Parkı’ndan başlayarak Posof’a (Adahan) uzanan ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı işbirliği ile oluşturulan Sarıkamış-Posof Yaban Hayatı Koridoru’nda bozayı, kurt ve vaşak başta olmak üzere yaban hayatı izleme çalışmaları yürütmektedir. (Detaylı bilgi için www.kuzeydoga.org.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.)

Sivil Toplum için Destek Vakfı, bu çalışmalar bünyesinde Aras Kuş Araştırma Merkezinde Nisan-Ağustos 2016 döneminde yürütülmesi planlanan Kuş Halkalama çalışmalarına katkı sağlamak amacıyla, bağışçımız Esra Habbab’ın desteğiyle, KuzeyDoğa Derneği’ne şartlı hibe desteği verecektir.

Hibe kapsamında Kuş Halkalama çalışmasında görev alacak yerli, yabancı uzman ve gönüllülerin ulaşım, konaklama ve yemek vs. masraflarına katkı sağlanması planlanmaktadır.