Tag

Çocuk Fonu arşivleri - Sivil Toplum için Destek Vakfı

Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği ile Çocuk Hakları Krizi Değil! Yerel Yönetimler İçin Çocuk Hakları Temelli Kriz Yönetimi Projesini Konuştuk

By | Çocuk Fonu

Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği (FİSA) bir yandan maddi yetersizlikler nedeniyle öğrenimini tamamlayamamış, şehir ya da öğrenim kurumu değiştirmiş veya kayıt yaptırmaktan imtina etmiş öğrencilere burs kaynağı sağlarken, öte yandan çocuk haklarının korunması ve hayata geçirilmesi amacıyla, çocuk ihmali ve istismarı, çocuk işçiliği, ayrımcılık, çocuk katılımı, çocuk ve göç, engellilik ve eğitim alanlarında proje ve programlar yürütüyor. Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle bireysel ve kurumsal bağışçıların finansal desteği ile hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonu“nun 2021 döneminde sağladığımız hibe desteği ile Çocuk Hakları Krizi Değil! Yerel Yönetimler İçin Çocuk Hakları Temelli Kriz Yönetimi projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında dernek, yerel yönetimlerin olağan koşulların yanı sıra yangın, salgın, sel gibi çeşitli kriz durumlarında da çocukların yaşam, sağlık, eğitim, barınma, beslenme, katılım hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerinin yerine getirilmesini sağlayacak ve ihlalleri önleyecek yerel politikalar ve uygulamalar geliştirilmesine destek olacak bir rehber hazırlayacak. FİSA; Çiğli Belediyesi, Sultanbeyli Belediyesi ve Fındıklı Belediyesi ile de bu rehber üzerinden eğitimler düzenleyerek, çocuk hakları temelli bir stratejik plan hazırlayacak.

FİSA Proje Koordinatörü Ezgi Koman ile yaptığımız röportajda proje kapsamında yürüttükleri çalışmalar, kriz ve afet anlarında çocukların karşılaştığı zorluklar, yerel yönetimlerin çocuğa duyarlı stratejiler geliştirmesinin önemi ve Türkiye özelinde çocukların afet ve benzeri alanlardaki politika üretim süreçlerine ne kadar dahil olabildiği hakkında konuştuk.

Vakfımızı takip edenler FİSA’nın çocuk haklarının korunması ve hayata geçirilmesi amacıyla yaptığı çalışmaları yakından tanıyor. Derneğinizin öncelik alanları doğrultusunda, 2022 yılında  ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

FİSA Çocuk Hakları Merkezi olarak çocuk haklarının korunması ve geliştirilmesi yönündeki çalışmalarımıza devam edeceğiz. Önümüzdeki dönemde de ne yazık ki kriz durumları ve ihlallerin devam edeceğini öngörüyoruz. Bu nedenle çocukların yaşadıkları hak ihlallerini görünür kılmak için izleme ve raporlama çalışmaları yapacağız. Çocuk işçiliğinin önlenmesiyle ilgili bir alan araştırması kurguluyoruz. Bir yandan da Turkey Mozaik Foundation ve Sivil Toplum için Destek Vakfı (STDV) desteğiyle gerçekleştireceğimiz yerel yönetimlerin güçlendirilmesi çalışması devam edecek. Hukuk yoluyla savunuculuk çalışmalarımız yani dava takipleri ve stratejik davalamalar sürecek. Özellikle yaşam hakkı, eğitim hakkı ve çocukların örgütlenmesine odaklanmış durumdayız. Çocuklarla daha fazla bir araya gelmek, onlarla birlikte olan biteni anlamak istiyoruz. Bu konuda da çocuklarla düzenli olarak nasıl bir araya gelebileceğimizi kurgulamaya çalışıyoruz.

COVID-19 salgını, 2020 yılında yaşanan depremler ve son olarak Temmuz – Ağustos aylarında yaşadığımız orman yangınları toplum olarak özellikle kriz ve afet durumlarında çocuk hakları alanında çok fazla bilgiye sahip olmadığımızı gösterdi. Kriz ve afet anlarında çocukların karşılaştıkları zorluklardan bahsedebilir misiniz?  Çocukların doğal afetler, salgınlar, kriz anlarındaki hakları hakkında genel bir çerçeve çizebilir misiniz?

Evet gerçekten de küresel olarak zor zamanlardan geçiyoruz. COVID-19, iklim krizi kaynaklı yangınlar, seller ve ekonomik kriz gibi pek çok olağanüstü durumla karşı karşıyayız. Savaşlar, çatışmalar gibi kriz durumları da en çok çocukları etkiliyor. Çünkü kriz durumlarında çocukların ihtiyaçları çoğunlukla görünmez olabiliyor. Yetişkinler bu krizleri kendi bakış açıları ile çözmeye çalışıyor ve bunu yaparken de ne yazık ki çocuklar odağa alınmıyor ve bunun için pek çok gerekçe üretilebiliyor.

Tabii bir de bu tür kriz durumlarında çocukların ne kadar etkileneceğini belirleyen şey, çocuk koruma mekanizmalarının var olup olmadığı.  Var olduğu taktirde de ne kadar etkili olduğu. Çocuk koruma mekanizmaları yeteri kadar işlemeyen, sosyal devlet uygulamaları güçsüz olan, eşitsizliğin derin olduğu ülkelerdeki çocuklar, kriz durumlardan çok daha fazla etkileniyor.

Evet krizler olağanüstü durumlar ancak çocukların bu dönemlerde de hak ve özgürlükleri devam ediyor. Birleşmiş Milletler  Çocuk Hakları Sözleşmesi (BM ÇHS) de bunu öngörüyor. BM ÇHS’ye göre kriz yönetme, krizle baş etme politikalarının çocuk haklarına saygılı olması gerekiyor.  Politikaların çocukları krizin doğrudan etkilerinden koruması, etkilenenleri yeniden güçlendirmesi, kriz müdahale süreçlerine onların da katılımlarını sağlaması ve çocukların doğru bilgi edinmesine yardımcı olması gerekiyor.  Türkiye’de de çocuklar salgın sebebiyle ortaya çıkan durumlardan etkileniyor. Özel gereksinime ve potansiyele sahip farklı çocukları da dikkate alacak şekilde -örneğin; kapalı kurumlarda kalanlar, kronik rahatsızlığı olanlar, ebeveynlerinde gelir kaybı oluşanlar, mülteciler, temel haklarına erişemeyen gruplar, derin yoksulluk ve yoksunluk içinde yaşayanlar, çalışmak zorunda kalanlar gibi- uygulamalar yürütülmeli. Tabii bunun için önceden hazırlıklı olmak şart. İşte bu yüzden de bütüncül, hak temelli yerel ve merkezi çocuk politikaları oldukça gerekli.

Vakfımızın sağladığı hibe desteği ile Çocuk Hakları Krizi Değil! Yerel Yönetimler İçin Çocuk Hakları Temelli Kriz Yönetimi projesini hayata geçireceksiniz. Bu proje fikri nasıl ortaya çıktı ve proje kapsamında ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Küresel ölçekte yaşadığımız krizlerin insan haklarına dayalı olmayan, çocuğu odağa almayan politikalar ile çözülmeye çalışılması nedeniyle bir çocuk hakları krizine dönüştüğüne tanık oluyoruz. Bir raporlama çalışması içerisindeyiz. Son dönemlerde Türkiye’de yaşanan çeşitli kriz durumlarının çocuklara olan etkisine bakıyoruz. Aslında her biri hak temelli politikalarla önlenebilir nitelikte. Bu yüzden de kriz anlarında ilk müdahaleyi yapabilen / yapması beklenen kurumsal yapılar olan yerel yönetimlerin bu anlamda güçlenmesi çocukların yaşamını doğrudan etkileyecek diye düşünüyoruz.  Aslında bu bir zorunluluk ve BM ÇHS’ye göre de bu bir  yükümlülük.

Bu destek kapsamında öncelikle bir rehber hazırlayacağız. Bu rehber kriz durumlarında çocuk hakları temelinde uyulması gereken asgari standartları içerecek. Ardından İzmir, İstanbul ve Rize’deki üç ilçe belediyesi ile bu rehber üzerinden eğitimler yapacağız ve stratejik planlar hazırlayacağız. Umarız ki bu üç belediye ile yapacağımız çalışma diğer belediyeler açısından da ilham verici olur.

Dernek olarak yaptığınız birçok çalışmada yerel yönetimlerle işbirlikleri geliştirmeye öncelik veriyorsunuz. Yerel yönetimlerin çocuğa duyarlı stratejiler geliştirmesinin öneminden bahsedebilir misiniz? Yerel yönetimlerin çocuklara yönelik politikalar geliştirirken nelere dikkat etmesi gerekiyor?

Yerel yönetimler merkezi idareye oranla tüm çocuklar için çok daha yakından hizmet üretebilen yapılar. Ayrıca ihtiyaçları ve potansiyelleri yerinde tespit edebilme olanağına sahip oldukları için çocuk hakları açısından da etkili politikalar üretebilme, uygulamalar gerçekleştirebilme gücüne sahipler. Bu yüzden yerel yönetimlerde insan haklarına dayanan, çocuk merkezli stratejilerin geliştirilmesi, çocukların hak ve özgülüklerinin korumasında ve geliştirilmesinde önemli bir role sahip. Türkiye gibi nüfusu ve coğrafyası büyük ülkelerde yerel yönetimlerin bu rolü, bu çocuk hakları ve özgülükleri açısından çok daha büyük önem kazanıyor.

Yerel yönetimler çocuklara yönelik politikalar geliştirirken öncelikle bu yaptıklarının bir lütuf değil bir yükümlülük olduğunu unutmamalı. Bu bir insan hakları yükümlülüğü. Bunun yanı sıra yerel yönetimler öncelikle hizmet ürettikleri çocukları nasıl algıladıklarına ilişkin bir çalışma yapmalı. Hak ve özgürlüklerin önünde engel olan ezber ve ön yargılarla yüzleşmeli ve bunları dönüştürmeli. Hem kendisinin hem de toplumun… Yani yerel yönetimler çocuğa hak temelli yaklaşmalı, çocukları hak ve özgürlük sahibi bireyler, özneler olarak görmeli.

Yerel yönetimler hizmetlerine; hizmet ürettiği çocuk grubunun ihtiyaçlarını, potansiyellerini bilerek ve onları tanıyarak başlamalı. Bu hizmetleri bütüncül, çocuk odaklı ve çocuğun yüksek yararını gözeten bir anlayışla planlamalı ve uygulamalı. Ve uygulamalarını da aynı yaklaşımla izlemeli ve değerlendirmeli. Gerekiyorsa değiştirmeli, dönüştürmeli. Yerel yönetimler çocuğun katılımını esas almalı. Çocukların karar alma mekanizmlarında sahici bir katılımı esas alacak şekillerde  uygulamalı ve bunun için çeşitli araçlar, mekanizmalar oluşturmalı. Ve bunu elbette çocuklarla beraber yapmalı. Yerel yönetimler, BM ÇHS’i kendisine temel bir dayanak olarak kabul etmeli.  Çocuklara ilgili çalışmaları izleme ve değerlendirme konusunda mekanizmalar kurmalı ve bunları uygulanabilir hale getirmeli. Gerçekleştirdiği tüm uygulamaların bağımsız taraflarca izlenebilmesi için izlemeye açmalı.

Çocuklarla ilgili yaptığı çalışmaları çocuklara duyurmalı ve sık sık bu konuda çocukları bilgilendirmeli, onların görüşlerini alacağı, katılımını sağlayacağı mekanizmalar oluşturmalı. Çocukların hızlıca ve kendi başlarına da erişebilecekleri güven duyacakları başvuru mekanizmaları kurmalı, destek ya da dayanışma süreçlerinden yararlanabilecekleri kurgular yapmalı. Tüm bunlar için çocuklar başta olmak üzere çocuk hakları hareketiyle işbirlikleri geliştirmeli.

Greta Thunberg’in başlattığı iklim krizi eylemleri kısa sürede tüm dünyaya yayılarak Türkiye dahil olmak üzere 139 farklı ülkeden çocukların katıldığı büyük bir eyleme dönüştü. Bu eylemler ile çocuklar ilk kez iklim krizi hakkında bu denli güçlü ses çıkarabildi. Türkiye özelinde düşündüğümüzde çocuklar afet ya da benzeri alanlardaki politika üretim süreçlerine ne kadar dahil olabiliyor? Türkiye’de çocukların katılımını garanti altına alan mekanizmalar bulunuyor mu?

Evet Greta’nın başlattığı eylemler tüm dünyaya yayıldı çünkü düşünülenin aksine çocuklar yaşamda olan biten her şeyle oldukça ilgililer ve hepimiz gibi onların da görüşleri ve talepleri var.

Greta ve yüzlerce çocuk iklim krizine karşı bir adalet talebi örgütlediler. Üstelik bunu yetişkinlerin pek çoğunun sessiz kaldığı, hatta değişmez diye düşündüğü, belki de umudun küresel olarak bittiği bir dönemde yaptılar. Türkiye’de de pek çok çocuk iklim adaleti aktivisti olarak çalışmalar yürütüyor. Fakat e yazık ki genel olarak afet ya da benzeri alanlarda -önleyici ya da iyileştirici politikalarda- çocuklara yer açıldığını söyleyemeyiz. Ancak biz yetişkinler ne yaparsak yapalım çocuklar kendi alanlarını yaratmak konusunda oldukça yetkinler.

Türkiye’de yapısal olarak çocuk katılımını garantiye alan çok fazla mekanizma yok. Her ne kadar Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre bu bir yükümlülük olsa da ne yazık ki bir lütufmuş gibi düşünülüyor ve yetişkinlerin keyfiyetine bağlı kalıyor. Ama çocuk hakları hareketi katılım konusunda çocuklarla birlikte hareket ettikçe bu tür yapısal mekanizmalar da gelişecektir. Her geçen gün bu yönde bir değişim, dönüşüm olduğunu söylemek sanırım yersiz olmaz.

Sulukule Gönüllüleri Derneği ile Kurumsal Hibe Desteğimizle Yapacakları Çalışmaları Konuştuk

By | Çocuk Fonu

Tüm çocukların eğitime adil ve eşit şekilde erişimini sağlamak amacıyla çalışmalar yapan Sulukule Gönüllüleri Derneği (SGD), risk altında, dezavantajlı ve ayrımcılığa maruz kalmış gruplarla, öncelikli olarak okulu terki önlemek, kadınlara ve çocuklara hakları konusunda farkındalık kazandırmak amacıyla hak temelli çalışmalar yapıyor. Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle  bireysel ve kurumsal bağışçıların finansal   desteği ile hayata geçirdiğimiz  Çocuk Fonu’nun 2021 döneminde hibe desteği sağladığımız SGD, finansal sürdürülebilirliğini geliştirmek ve bireysel bağışçılara erişimini artırmak amacıyla çalışmalar yapacak. Bu kapsamda, kaynak geliştirme çalışmalarından sorumlu olacak bir kişiyi istihdam edecek.

SGD Proje Koordinatörü Aytül Özcan ile yaptığımız röportajda; kademeli normalleşme ile beraber faaliyet yürüttükleri bölgede ortaya çıkan ihtiyaçları, uzun bir süreden sonra yeniden başlayan yüz yüze eğitimin çocuklara ve bakımverenlere etkileri ile derneğin 2022 yılı için önceliklerini konuştuk.

Vakfımızı takip edenler derneğinizin risk altında, dezavantajlı ve ayrımcılığa maruz kalmış gruplarla, öncelikli olarak okulu terki önlemek, kadınlara ve çocuklara hakları konusunda farkındalık kazandırmak amacıyla  çalışmalar yürüttüğünü biliyor. Bu öncelikler doğrultusunda, 2022 yılında ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

2022 yılında faaliyetlerimizi, çocukların iyi olma hallerini destekleyecek şekilde planladık.  Aynı zamanda çocuklarla ilgili paydaşların güçlendirilmesi amacıyla bakım verenlerin dahil olacağı faaliyetler kurguladık. Bu kapsamda;

Çocuklar ve gençlerle, dernek mekanında ve okul alanında yıl boyunca sürecek oyun temelli öğrenme yöntemleri kullanacağımız atölyeler ve psikososyal destek çalışmaları gerçekleştireceğiz.  Aynı zamanda vaka çalışmalarıyla salgın döneminde okulu terk eden ve bağı zayıflayan çocukları tespit edip, faaliyetlere dahil edeceğiz.

Bakımverenlerle, dernek mekanında ve telefon yoluyla okuma yazma derslerine ve salgın döneminde başladığımız  psikososyal destek çalışmalarına devam edeceğiz. Bunların yanında, kimlik, okul kayıt, suça itilme gibi hallerde hukuki destek mekanizması sağlayacağız.

Eğitim dönemi boyunca, Milli Eğitim Bakanlığı’nın organize ettiği veli buluşmalarında, bakımverenlere yönelik, özellikle pandemi sonrasında okula devam konusunda çocuklarını nasıl destekleyeceği ile ilgili atölyeler düzenleyeceğiz. Ayrıca SGD’nin gelir kaynakları içinde bireysel bağışların oranını artırmaya yönelik, bireysel bağışçılık sistemini güçlendirmek üzerine sistemli bir şekilde çalışacağız.

Türkiye’de Mayıs 2021 itibari ile kademeli normalleşme süreci başladı. Normalleşme ile beraber faaliyet yürüttüğünüz bölgede yaşanan değişikliklerden bahsedebilir misiniz?  Bu değişiklikler ne tür ihtiyaçlar ortaya çıkardı? SGD olarak ortaya çıkan bu ihtiyaçları karşılamak için geliştirdiğiniz ya da geliştirmeyi planladığınız projeleriniz var mı?

Normalleşme sürecinin yaptığımız çalışmalarla  en ilgili yanı okulların yüz yüze eğitime geçmesi oldu. Fiziken okul ortamından uzakta kalan çocukların okula alışması ve akranları ile uyum elde etmesi süreçlerinde desteklenmesi gerekliliği ortaya çıktı. Diğer yandan uzaktan eğitim sürecinde okul ile bağı zayıflayan, bağı kopan çok fazla çocuk oldu. SGD olarak okul ile bağı zayıflayan ya da kopan çocukların tespiti ve bu durumun sebeplerini araştırmak amacıyla vaka çalışmaları gerçekleştireceğiz. Faaliyetlerimizin içeriklerini bu durum özelinde sürekli olarak güncelleyeceğiz. Ayrıca, her ne kadar okullar yüz yüze eğitime geçse de çocuklar ve bakımverenler için COVID-19 hala ciddi bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Diğer yandan hanelerde gelir kayıpları oldukça sık görülüyor. Bu durum, SGD’nin, çocukların fiziksel, sosyal ve bilişsel anlamda güçlendirilerek, iyi olma hallerinin destekleyeceği  faaliyetler düzenlemesine yol açtı.

Salgın sürecinde uygulanan uzaktan eğitim ve farklı sorunlar nedeniyle  birçok çocuğun okula ara vermek veya terk etmek zorunda kaldığını biliyoruz. Yüz yüze eğitimin Eylül ayı itibarıyla başlaması ile birlikte okula terkiyle ilgili gözlemlerinizi paylaşabilir misiniz? Bu süreç ile ilgili olarak birlikte çalıştığınız çocuklardan ve bakım verenlerden nasıl geri bildirimler alıyorsunuz?

Pandemi öncesinde öğretmenleriyle, akranlarıyla yani genel olarak okulla bağı kuvvetli olmayan çocukların, pandemi döneminde okulla bağları koptu ya da ciddi anlamda zayıfladı. Bu dönemde, bu grupta yer alan çocukların tespit edilmesi, ihtiyaçlarının belirlenmesi ve desteklenmeleri için gerekli çalışmalar yeterli şekilde yapılmadı. Akademik olarak  başarılı olmadığını hisseden çocuklar, bir yandan da akran ve öğretmen desteğinden uzak kalanca  yüz yüze eğitimin başladığı bu dönemde uyum sorunları yaşamaları kaçınılmaz oluyor. Ayrıca, bakımverenlerin ve okul içerisindeki çocukların COVID-19 riski nedeniyle endişe yaşadıkları, alınan önlemlerin yeterli olmadığını düşündükleri yönünde geri bildirimler alıyoruz.

Vakfımızın Çocuk Fonu kapsamında sağladığı kurumsal hibe desteği ile SGD’nin finansal sürdürülebilirliğini güçlendirmek için çalışmalar yapacaksınız. Bu kapsamda gerçekleştireceğiniz çalışmalardan ve bu hibenin derneğinize ne tür  katkılar sağlamasını beklediğinizden bahseder misiniz?

Destek kapsamında, SGD’nin bireysel bağışçılık sisteminde iyileşme gerçekleştirmeyi     hedefliyoruz. Bu yolla SGD’nin proje, hibe ve fonlardan bağımsız öz kaynaklarını arttırmasını sağlayacağız. Kurumun faaliyetlerinin sürekliliğinin sağlanması için; profesyonel çalışanlarının uzun dönemli çalışma yapması, mevcut mekanını koruması, kaynak geliştirme endişesi olmaksızın etkili içerik ve faaliyet planlamasına zaman ayrılması gibi olanaklar yaratmayı hedefliyoruz.

 SGD mahalle düzeyinde çalışan bir dernek ve toplum merkezi. Türkiye’de yerel ölçekte çalışmalar yapan dernekler kaynak geliştirme açısından ne tür zorluklarla karşılaşıyor? Hibe desteğimizle uygulayacağınız kaynak geliştirme çalışmalarının benzer çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşları için bir model oluşturabileceğini düşünüyor musunuz?

SGD, çalışmalarıyla hedeflediği değişimleri gerçekleştirebilmek için uzun dönemli ve farklı paydaşların dahil edildiği  çok yönlü bir çalışma yöntemini benimsemiştir. Kaynak geliştirme çalışmaları sırasında, nitelikten bağımsız şekilde beklenen hedef sayıların yüksek oluşu, yalnızca hedef kitle ile doğrudan ilişkili faaliyetlerin destekleniyor oluşu, kısa dönemli hibeler, maaş, kira gibi idari giderlere harcamaların yapılamıyor oluşu karşılaşılan zorluklardandır.

Kurumsal gelişim alanında verilen hibeler, SGD gibi mahalle bazlı ve az sayıda insan kaynağı ile çalışan kurumların güçlenmesine imkan sağlıyor. Bu yolla hibe desteğinin sona ermesinin ardından kurumun yol haritasız, hazırlıksız ve kaynaksız kalmasının önüne geçilmesi için fırsat yaratılıyor.

 

Çocuk Fonu 2021-2022 Dönemi Fon Başlangıç Raporu Yayımlandı

By | Çocuk Fonu

Çocukların ihtiyaçlarının giderilmesi ve haklarının tesis edilmesi için 0-15 yaş arası çocuklarla çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini ve kurumsal gelişimlerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonunun 2021-2022 dönemi fon başlangıç raporu yayımlandı. Fon kapsamında; Bilim Kahramanları Derneği, Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği, Sulukule Gönüllüleri Derneği ve Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği’ne toplam 359.000 TL hibe desteği sağlıyoruz.

Çocuk Fonu 2021-2022 döneminin yapısı, desteklediğimiz STK’lar ve yapacakları çalışmalara dair bilgilerin yer aldığı raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.

Çocuk Fonu’nun 2021-2022 Döneminde Yapılan Başvurulara Dair Değerlendirme Metnimiz Yayınlandı

By | Çocuk Fonu

Çocukların ihtiyaçlarının giderilmesi ve haklarının tesis edilmesi için 0-15 yaş arası çocuklarla çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini ve kurumsal gelişimlerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonunun 2021-2022 döneminin başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

STK’ların bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla Fonun bu dönemi için yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği ile Çocuğun Sesi Ortaklık Ağı Projesini Konuştuk

By | Çocuk Fonu

2008 yılından beri engelli bireylerin karşılaştığı hak ihlallerinin giderilmesi üzerine çalışmalar yapan Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği (TOHAD), bu çerçevede 2015 yılından beri engelli çocuklarının sorunlarını görünür kılmak ve engelli çocukların katılım hakkını desteklemek amacıyla faaliyetler yürütüyor. Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle bireysel ve kurumsal bağışçıların finansal desteği ile hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonu’nun 2021 döneminde TOHAD, Çocuğun Sesi Ortaklık Ağı – Çocuk Bakışıyla İnsan Hakları projesini hayata geçirecek. TOHAD proje kapsamında en az %30’u engelli ve dezavantajlı gruplardan oluşacak 30 çocuk ile Boğaziçi Üniversitesi’nde 5 gün sürecek 2 ayrı kış okulu düzenleyecek. Kış okulu kapsamında düzenlenecek atölyelerde buluşacak olan çocuklar yaratıcı drama ve felsefe gibi eğitimlerin yanı sıra ev, sokak ve mahalle gibi çevrelerde yaşadıkları sorunları ve güncel insan hakları konularını tartışacak. Projenin ikinci ayağında ise atölyeye katılan çocuklar en az 6 farklı okulu ziyaret ederek, edindikleri bilgi ve deneyimleri akranlarına aktaracak.

TOHAD Yönetim Kurulu üyesi İdil Seda Ak ile yaptığımız röportajda, Türkiye’de engelli çocukların ve bakımverenlerinin karşılaştıkları zorlukları, Engelliler için Dilekçe internet sitesi üzerinden sağladıkları hizmetleri ve proje kapsamında yürütecekleri çalışmaları konuştuk.

Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği, Çocuk Fonu kapsamında vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

TOHAD kurulduğu 2008 yılından bugüne engelli bireylerin hak ihlalleri üzerine çalışmalar yürütüyor. 2015 yılından bu yana ise çocuklar özelinde de çalışmalar yürütmekte. Bu bağlamda engelli çocuklarının sorunlarını görünür kılmak ve engelli çocukların katılım hakkını desteklemek için çalışmalar yapıyoruz.

TOHAD, alanda çalışan sivil toplum örgütlerine (engellik, çocuk, kadın, mültecilik vb.) engelli hakları üzerine eğitimler veriyor, gençlere yönelik ayrımcılık ve engelli hakları özelinde sivil toplum akademisi düzenliyor, engelli hakları (eğitim, sağlık, erişilebilirlik, istihdam, rehabilitasyon/habilitasyon ve şiddet) üzerine izleme ve raporlama çalışmaları yürütüyor, hak ihlallerine yönelik idari ve hukuki başvuru süreçlerini yürütüyor. 2016 yılında Engelli Çocuk Hakları Ağı’nı (EÇHA) kuran kurucu üyelerden biri olan TOHAD, aynı zamanda EÇHA kapsamında engelli çocuk öz savunucu grubunun kurulmasını sağlayarak çocukların hakları bakımından güçlenmesi için çalışmalar yapıyor. TOHAD ayrıca, 2016 yılından itibaren Çocuğa Karşı Şiddeti Önleme Ortaklık Ağı yönetim kurulu üyesi. Bu ağ içerisindeki STK’ların engelli hakları ve engelli çocuklara yönelik şiddet konularında bilgilenmelerine destek oluyor.

Yakın zamanda 2020 Engelli Hakları İzleme Raporunu yayınladınız. Raporun içeriğinden bahsedebilir misiniz? Türkiye’de engelli çocukların ve bakım verenlerinin en sık karşılaştığı zorluklar neler? Bu zorluklar ile mücadelede STK’ların ve kamu kurumlarının rolü nedir? 

Hrant Dink Vakfı’nın desteği ile yürüttüğümüz 2020 tarihli Engelli Hakları İzleme Çalışması kapsamında, engellilerin maruz kaldığı fiziksel-cinsel şiddet, kötü muamele ve istismar olaylarının yanı sıra, engellilerin bağımsız yaşam, toplum yaşamına dâhil olma ve sosyal korunma haklarından ne derece yararlandıkları ve kendilerine sağlanan hizmetlerin kalite ve yaygınlığı araştırıldı. Engelli bireyler her ne kadar yasalar önünde eşit olarak görülse de fiili duruma bakıldığında hayatın pek çok alanında ayrımcılığın ve kendilerini hayata katılımdan mahrum bırakan eksikliklerin var olduğunu görmekteyiz. Fiziksel-cinsel şiddetten mevzuatın eksik yönlerine ve uygulanmasındaki sıkıntılara, kişisel hareketlilik ve rehabilitasyon haklarına kadar yaşam standartlarının kötü etkilendiğini araştırmamızda gördük. Hem devlet hem de toplum nezdindeki sağlamcı bakış açısının da sorunların temelini oluşturduğu araştırmamızın önemli bulgularından birisi. Türkiye’deki kurum ve kuruluşların, Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi ’nin ve 5378 Sayılı Engelliler Hakkında Kanun hükümlerinin bir gereği olarak engelli bireyleri bir hak öznesi olarak benimsemesi sağlanmalı. Bu amaca ulaşmak, konuyu ana akımlaştırmak, sorunları sahiplenmek ve farkındalığı artırmak için sivil toplum kuruluşlarının (STK) ve kamu kurumlarının çalışmaları mevcut olmakla birlikte, hak öznesi olma bilincini geliştirmek için daha fazla işbirliğine ihtiyaç duyuyoruz. 

Engelli Hakları Savunuculuk Bilgilendirme Modül projesi kapsamında Engelliler İçin Dilekçe internet sitesini hayata geçirdiniz. Bu internet sitesinin kapsamından ve engelli bireylere sağladığı desteklerden bahseder misiniz? 

Engelli Hakları Savunuculuk Bilgilendirme Modül projesi, engelliler konusunda faaliyet gösteren STK’lara ve hak mağduriyeti yaşayan engellilere haklara nasıl erişebilecekleri konusunda bilgilendirme olanağı sağlayan, internet ortamında yarı interaktif bir internet sayfası projesi. Bu proje, söz konusu özelliği ile alanında bir ilk niteliğinde. Engelli hakları, engellilere yönelik ayrımcılık kavramı gibi temel bilgiler ve engelli hakları mevzuatına erişim yöntemleri, engellilerin haklarının kazanımı için STK’ların kullanacağı savunuculuk yöntemleri, bu yöntemlerin kullanılmasındaki koşul, usül ve takip yöntemleri sitemizde yer alıyor. İnternet sayfasında savunuculuk, bilgi edinme ve idari başvuruları, kamu denetçiliği kurumuna başvuru, idare mahkemelerine başvuru ve (özellikle ayrımcılık başta gelmek üzere) kamu suçlarında savcılığa başvuru yöntemleri ele alınıyor.

Vakfımızın sağladığı  hibe desteği Çocuğun Sesi Ortaklık Ağı projesini hayata geçireceksiniz. Bu proje fikri nasıl ortaya çıktı? Proje kapsamında ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

​Projemiz, TOHAD ve Boğaziçi Üniversitesi ekibi ile 5 aylık bir süre için planlandı. Ekip üyelerimiz Zeynep Erdiller Yatmaz, Seran Demiral, İdil Seda Ak, Ersoy Erdemir ve Serpil Açıkalın. Projemiz üç aşamadan oluşuyor, bunlar:

  1. Çocuk alanında çalışan STK’lar ve kamu kurumları ile görüşerek onlarla temasta olan çocuklarla iletişime geçmek ve bu çocuklarla hak odaklı görüşmeler yapmak. Bu çalışmanın amacı çocuk hakları denildiğinde çocukların aklına gelenleri öğrenmek, onların bu konudaki gündemini anlamak ve bir sonraki aşamada düzenleyeceğimiz kış okulunun içeriğini belirleyebilmek. 
  2. İkinci aşamada 7-16 yaş grubuna giren ortalama 30 çocuğun katılımcı bir perspektifle iki ayrı grup halinde belirleyeceğimiz mekanda kış okuluna katılması hedefleniyor. Proje kapsamında en az %30 oranında engelli veya mülteci çocukların da dahil edilmesi planlanıyor. Kış okulu dahilinde hem öğrenme hem de tartışma zemininde buluşan çocuklar, yaratıcı drama ve felsefe gibi eğitimlerin yanı sıra düzenlenecek atölye oturumlarında ev, sokak ve mahalle gibi çevrelerde yaşadıkları sorunları ve güncel insan hakları konularını tartışacaklar. 
  3. Projenin üçüncü aşamasında; kış okuluna katılan çocuklar, bu yoğun etkileşim süreci sonunda öğrendiklerini, bilgi ve deneyimlerini diğer okullarda yayma faaliyetleri yürütecekler. Böylece projenin daha geniş çocuk çevrelerine ulaşmasını sağlayacaklar. Bu öğrenilen ve paylaşılan deneyimler, farklı okullar ile kurulan bağlantılarla diğer öğrencilere bizzat çocuklar tarafından aktarılacak. Hazırlanan videoların sosyal medya platformlarından da paylaşılarak bu alanda toplumsal farkındalığın artırılması  planlanıyor. 

Bu proje, 2020 senesinde Boğaziçi Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen ve çocuk katılımının ve hak temelli savunuculuğun somut anlamda hayata geçirilmesini hedefleyen projenin daha kapsamlı bir hale getirilmesi, sürdürülebilirliğinin ve yaygınlaştırılmasının sağlanması amacıyla  ortaya çıktı. Burada öncelikli hedefimiz, “çocuktan çocuğa” bir ortaklık ağının oluşturulması, farklı çocukluk deneyimleri ışığında çocuk haklarının güncel hayattaki karşılığının paylaşılması ve çocukların hayatlarıyla ilgili söz hakkı olan öznelere dönüşümünün desteklenmesi. Aslında projemizin ilhamı yine çocukların talebine dayanıyor. 2018 Aralık ayında Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen Çocuğun İnsan Hakları etkinliği esnasında katılımcı çocukların çocukluk meselesinde “neden hep yetişkinlerin konuştuğunu” sorgulaması ve “başka çocuklarla” iletişim kurmak, onların deneyiminden yararlanmak arzusunu dile getirmeleri neticesinde, çocuk hakları ve çocukların katılım hakkı konusunda sürekliliği olan ve yaygınlaştırılmasının kıymetli olduğu bir çalışma hazırlamamız gerektiğine karar verip, bu yola koyulduk. Şimdiyse hak temelli atölyeler, ilgili konularda eleştirel düşünmeyi destekleyici uygulamalar, çocukların yaratıcılığıyla şekillenecek ve onların yaratıcılığını ortaya çıkaran etkinlikler ile bu çalışmaları genişletmeyi amaçlıyoruz.

Proje kapsamında öncelikle STK’lar aracılığıyla farklı semtlerden, engelli ve mülteci grupları kapsayacak şekilde bir planlamayla çeşitli çocuklara ulaşarak; onların arzularını, meselelerini ve ilgi duydukları konular bağlamındaki düşüncelerini öğrenmek niyetindeyiz. Ardından çocukların taleplerine ve yaratıcılıklarına bağlı olarak, onlarla birlikte düzenleyeceğimiz Kış Okulu faaliyeti için etkinlik içerikleri hazırlayacağız. Bu aşamada yaratıcı drama, çocuklarla felsefe gibi branşlarda uzmanlığı olan yetişkin ekibimiz çocuklarla birlikte içerik geliştirecek ve nihayetinde iki farklı yaş grubuyla Kış Okulu düzenleyecek. Sonraki aşamada ise çocukların liderliğinde çocuk katılımının yaygınlaşması için çocukların okul ve diğer çeşitli kurumlarda atölyeler gerçekleştirmesi, kendi seçtikleri araçlar ve uygun buldukları yöntemlerle başka çocuklarla iletişime geçerek Kış Okulu’nda çocuk haklarının güncel hayatta karşılık bulması ve hak temelli savunuculuk konularında edindikleri deneyimleri paylaşmalarını desteklemek hedefleniyor.

Projenin daha geniş çocuk çevrelerine ulaşması amacıyla eğitimlere katılan çocuklar, bu süreçte edindikleri bilgileri farklı okullardan ve kurumlardan çocuklarla paylaşacak. Projenin yaygınlaştırılması için bu yöntemi tercih etme nedeniniz nedir? Bu yöntemin nasıl bir etki yaratmasını bekliyorsunuz? 

Çocuk katılımının öznesinin bizzat çocuk olması çok önemli. Bizim bu ortaklık ağının kurulmasındaki rolümüz kolaylaştırıcılık, sorumluluğumuz ise çocuğun üstün yararının sağlanması için elimizdeki araçların kullanımı. Biz projenin başlangıcından sonuna kadar çocuklarla birlikte yürütücülük faaliyetimize devam edeceğiz fakat çocukların kendi haklarını birbirleriyle konuşmalarını sağlamak  esas amacımız. Dolayısıyla projenin yaygınlaştırma aşamasını tamamen çocuk liderliğine, onların inisiyatifine bırakmak istedik. Kış Okuluna katılacak 30 çocuğun çocuk hakları konusundaki bilgi ve deneyimlerine dair farkındalık kazanmalarının yanı sıra, kendine güven ve inisiyatif alma gibi alanlarda belirgin değişimler göstermesini bekliyoruz. Çocukların aktif uygulayıcılar olmasının ve çocuk katılımı konusunda etkin bireylere dönüşümlerinin ancak bu şekilde mümkün olacağı düşüncesindeyiz. Projenin dolaylı faydalanıcısı olacak çocuklarda, yani Kış Okulu’na katılan 30 çocuğun deneyimlerini paylaşmak amacıyla ulaşacağı, yaygınlaştıracağı diğer çocuklarda ise çocuk hakları konusunda bilgi ve farkındalık alanlarında değişim bekliyoruz. Çocuk haklarının insan hakları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve çocuk haklarının kendi hayatlarındaki somut yansımalarını görmeleri ve ayrıca bu konuda talepkâr olmaları konusunda cesaretlendirilmeleri projenin bu grup için amaçladığı değişimler arasında yer alıyor. Böylece ilerleyen senelerde çocuklar arası bir iletişim ve güçlendirme ağı üretme olanağından  söz etmek mümkün olacak. Çocuklar yaşları büyüdükçe bu ağda sorumluluk alabilir, kendilerinden daha küçük çocuklara deneyimlerini aktarabilir ve çocuktan çocuğa bir ağın inşası bu sayede gerçekleştirilebilir.

 

Bilim Kahramanları Derneği Kızlar Bilimle Buluşuyor Projesinin 4. Fazına Başladı

By | Çocuk Fonu

Bilim Kahramanları Derneği (Bilim Kahramanları), bilimsel düşünce ve bilimsel farkındalığın toplumun her kesiminde yayılması ve teşvik edilmesi amacıyla çalışmalar yapıyor, çocukların ve gençlerin erken yaşta bilimle buluşmalarını sağlıyor. Çoçuk Fonu’nun 2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla hibe desteği sağladığımız Bilim Kahramanları, uluslararası bir program olan Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor (FIRST LEGO League Jr) kapsamında Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin 4. dönemini hayata geçirecek. Projenin bu fazında dernek, kız çocuklarının bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik becerileri (STEM) kazanması; kodlama, proje geliştirme, takım çalışması, sunum yapma gibi alanlarda deneyim elde etmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalıklarının arttırılması için faaliyetler yürütecek. 

Bilim Kahramanları Derneği Proje Koordinatörü Özlem Özel ile yaptığımız röportajda; Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin 4. fazında gerçekleştirecekleri faaliyetleri, projenin sürdürülebilirliğinin  önemini ve beraber çalıştıkları kız çocuklarının yaşadığı dönüşümü konuştuk. 

Yapılan çalışmaların devamlılığını sağlayabilmenin ve etkisini arttırmanın STK’lar açısından oldukça önemli bir ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Bilim Kahramanları olarak Vakfımızın desteğiyle 2018 yılından beri devam ettirdiğiniz Kızlar Bilimle Buluşuyor projesi bu anlamda sürdürülebilirlik açısından önemli bir örnek. Bu süreçteki deneyimlerinizden de yola çıkarak projeye uzun dönem devam edebilmenin katkılarını ve bu devamlılığı sağlamak için faydalanıcılar ve destekçilerle kurduğunuz ilişkinin öne çıkan noktalarını paylaşır mısınız?

Bilim Kahramanları Derneği olarak Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın Çocuk Fonu ile desteklenen Kızlar Bilimle Buluşuyor projemizle 3 yıldır Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşayan ve devlet okullarında eğitim gören kız çocuklarını STEM uygulamaları ile buluşturuyoruz. Fon desteği ile 3 yılda toplam 20 şehirden 52 takıma, 309 çocuğa ve 100 öğretmene ulaştık.

Kızlar Bilimle Buluşuyor projemizi ilk kez 2018 yılında hayata geçirdik. Proje ile kız çocuklarının Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor adıyla yürüttüğümüz FIRST LEGO League Explore programına katılmasını destekliyoruz. Projenin ilk fazında 12 kız takımını destekledik. Projenin 2. fazında, 20 takım desteğinin yanı sıra, Bahçeşehir Üniversitesi BAUSTEM Merkezi işbirliğinde öğretmen ve öğrenci görüşmeleri ve ölçek uygulaması  ile etki raporu hazırladık. Etki raporunun sonuçlarına göre, öğrenciler STEM alanlarına ilgileri başta olmak üzere STEM kimliği, STEM anlayışları ve STEM kariyerlerine olan ilgilerini geliştirme imkanı buldular. Öğretmenler ise aldıkları eğitimlerden sonra sınıf yönetimine daha az zaman harcadıklarını ve özellikle programla ilişkilendirilebilecek uygulamaları daha çok gerçekleştirdiklerini belirttiler.

2. fazda takım çıkartan devlet okullarının %50’sinin projenin 3. fazında da devamlılık gösterdiği ve verilerin toplandığı koç ve danışmanların %55’nin aynı kişilerden oluştuğunu gördük. Böylece, projemizin 3. fazının desteklenmesi ile katılımcı devlet okullarının sürdürülebilirliği güçlendirilmiş oldu. İlk başvurularında temel malzemeleri fonlanan devlet okullarının, gelecek yıllarda yaptıkları başvurularda giderlerinin azalması, desteklenme oranlarını yani katılım devamlılığını arttırdı.

Projenin 3. fazında daha önceki fazlarda yer alan öğretmenlerden de aldığımız geri bildirimler sonrasında, projeye öğretmen eğitimi ekledik. Takım koçlarına (öğretmenlere) yönelik proje detaylarına, programın uygulama süreçlerine, programın kazanımlarına ve  genel süreçlere ilişkin bilgilendirme toplantısı, takım koç ve danışmanlarının alandaki yetkinliklerini ve farkındalıklarını arttırmaya yönelik robotik, kodlama, proje yönetimi, STEM uygulamaları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konulu katılımcı metotlar içeren çevrimiçi eğitimler düzenledik.

STEM uygulamalarının yaygınlaştırılması, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanabilmesi ve eğitimle değişimin gerçekleşebilmesi için sürdürülebilirliğin çok önemli olduğunun farkındayız. Bu sebeple her yeni başvurumuzda kapasitemizi genişletmeye ve kazandığımız tecrübeler ile uygulamalarımızı geliştirmeye çalışıyoruz. Amacımız daha fazla kız çocuğuna, daha etkili şekilde erişebilmek. Bu amaç doğrultusunda, yıllar içerisinde projemizin içeriklerini geliştirdik, öğretmen eğitimleri ekledik, nitel ve nicel yöntemler kullanarak projemizin etkisini ölçüp, raporladık. Her yıl benzer devlet okullarının ya da koçlarının başvurusu ile bilimsel farkındalık konusunda tecrübe kazanan ve tecrübe kazandıkça daha etkili eğitimler veren öğretmenlerimizi desteklemeye ve projemizin etkisini artırmaya çalışıyoruz. 

Projenin 4. fazına başvurmamızın en önemli sebebi; önceki yıllarda  ortaya çıkan etkinin sürdürülebilirliğini sağlamak oldu. Devamlılığı sağlarken uyguladığımız adımların esas amaçları, daha fazla kız takımını bilim ve mühendislik alanları ile ilgilenmeleri konusunda teşvik etmek, fırsat eşitliği ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin savunuculuğunu devam ettirmek. Aynı zamanda, sahada edindiğimiz tecrübeler ile projemize kız takımı eğitimleri, STEM seti hazırlığı ve dağıtımı ile görünürlüğün, bilinirliğin arttırılması adına dijital gazete hazırlanması gibi adımlar ekleyerek projenin çocuklar üzerindeki etkisini ve  niteliğini artırmayı hedefliyoruz..

Bilim Kahramanları Derneği olarak yürüttüğümüz uluslararası ve ulusal proje ve programlarda devlet okullarını destekliyoruz. %30’luk bir payı desteklediğimiz devlet okullarına ayırıyoruz. Bu sayede fırsat eşitsizliğini ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Tahmin edebileceğiniz üzere kız takımlarının STEM kariyerlerine ilgi duymaları, dijital becerilerini geliştirmeleri ve geleceğin liderleri arasında yer alabilmeleri sürdürülebilir projelerle mümkün kılınabiliyor. Bu sebeple Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin yeri bizim için çok ayrı.

Her yılın sonunda proje kapsamında bir araya geldiğimiz kız çocuklarının ve takım koçlarının geri bildirimleri ve hikayelerini siz değerli bağışçılarımız ve dernek iletişim ağımız ile paylaşarak projenin görünürlüğünü arttırmaya ve sürdürülebilirliğine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Yarattığımız etkiyi çoğaltmaya dair gayretimizi görüp, bu yolculukta yıllardır bizimle birlikte yürümeniz gerçekten çok kıymetli. 4. yılımızda, daha fazla kız çocuğuna ulaşma, eğitimde fırsat eşitliğini destekleme ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaygınlaştırılmasına katkı sağlama fırsatını bize sağladığınız için   Sivil Toplum için Destek Vakfı’na, Turkey Mozaik Foundation’a ve tüm  bağışçılarına çok teşekkür ediyoruz.

Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin önceki dönemlerini de göz önüne aldığınızda; desteklediğiniz takımlardaki kız çocukları, STEM kavramı ve bu alana dahil olan meslek grupları hakkında ne kadar bilgiye sahipti? Geçmiş dönem çalışmalarınıza baktığınızda beraber çalışma yürüttüğünüz kız çocuklarının bu anlamda nasıl bir dönüşüm yaşadığını gözlemliyorsunuz?

Her sezon tamamlandıktan sonra programa katılan kız takımlarından aldığımız geri bildirimlerde, yapılan desteğin sağladığı değişim etkisini ve bu etkinin kızlar üzerindeki değerini görme fırsatını yakaladık. Aynı zamanda projenin 2. fazı sonrasında Bahçeşehir Üniversitesi BAUSTEM Merkezi’nin desteği ile hazırlanan etki raporunda, yapılan ön ve son testler kıyaslandığında kız çocuklarının bilim, teknoloji ve mühendislik alanlarındaki kariyer olanaklarına olan ilgilerinin %6-%34 oranlarında artış gösterdiğini gördük. 

2. faz sonunda takım koçları ile iletişime geçerek, proje süresince edindikleri kazanımları, projeden memnuniyetleri ve deneyimlerini öğrenmek amacıyla takım üyelerinden ve kendilerinden geri bildirimler talep ettik. Geri bildirimler yazılı (teşekkür mektubu ve geri bildirim mektubu), görsel (video ve fotoğraf) ve farklı iletişim araçlarıyla (blog yazısı ve yerel haber sitelerinde çıkan demeçler) bizlere ulaştı. Bu bildirimler baz alınarak, kız çocuklarının kendilerine güvenlerinin arttığı, pes etmediklerinde başarıya ulaştıklarını gördükleri, ekip çalışmasından keyif aldıkları ve gelecek hayallerinin mühendislik ve pozitif bilim alanlarına yönelmek olduğunu açıkça gördük. Sezon teması kapsamında çevrelerine karşı daha duyarlı oldukları ve yaşamlarının ilerleyen kısımlarında engellilik alanında (sezon teması kapsamında) çalışmak istediklerini belirten takım üyeleri vardı. Geri bildirimler doğrultusunda, takım koç ve danışmanları ile idari kadro yetkilileri, çocukların gelişim gösterdiklerini, dahil oldukları süreçten birçok şey öğrendiklerini ve hayallerinin değiştiğini belirttiler.

Kız çocuklarının gelişimlerine olan inançlarının ve öz güvenlerinin arttığı ve STEM alanında, doğuştan gelen özelliklerin başarıları konusundaki belirleyiciliğine olan inançlarının azaldığı sonucuna hem kız çocuklarının geri bildirimlerden, hem etki raporu sonuçlarından hem de kendi deneyimlerimiz üzerinden ulaştık.

3. faz sonunda, kız çocuklarının ve  bir takım koçunun geri bildirimlerini sizlerle paylaşmayı çok isterim:

Sakarya’dan projeye katılım sağlayan bir kız çocuğu ‘’Festivale hazırlık sürecinde arkadaşlarımla beraber yeni bir şeyler yapmak, LEGO parçalarıyla hayal ettiğimiz parkı düzenlemek çok güzeldi. Bazen yaptıklarımız olmadı ve biz üzüldük. Ama yeniden yaptık. Bazen yaptığımız parçalar dağıldı. Her şeyi bozup yeniden yaptık. Ve sonunda başardık. Sunumlarımıza günlerce çalıştık. Annem ve babam da çok heyecanlıydı. İkisi de sunumumu ezberledi.‘’ diyerek yaşadığı süreci anlattı.

Kastamonu’dan programa katılan bir diğer kız çocuğu ‘’Bilim Harikaları takımının bir üyesiyim. Engelliler için yaptığımız bu proje bana çok iyi geldi. Büyüyünce mucit ya da bilim insanı olmayı düşünüyorum. Engelliler için bir yerler yapmayı düşünüyorum.’’ diyerek hayallerindeki değişimi paylaştı. 

Sakarya’dan bir kız çocuğu ise ‘’Köy okulu öğrencileri olarak bu çok gurur verici bir başarıydı.‘’ diyerek duygularını paylaştı.

İzmir’den takım koçu çocukların ve kendi deneyimini bizlerle şu şekilde paylaştı:Tamamı kızlardan oluşan bir takımla çalışmak gerçekten güzel bir deneyim. Haftalar ilerledikçe öğrencilerdeki değişimi gözlemledim. İlk başlarda yapmam diyen öğrenciler zamanla çok güzel ürünler çıkardı. Kendilerine güvenleri geldi. Her gün ne zaman çalışma yapacağız, Robotik-Kodlama yapacağız diye sorular artarak devam etti. Öğrenciler çalışmalara hevesle geliyor, LEGO’larla bir şeyler tasarlayınca mutlu oluyorlardı. Özellikle mühendislik defterine çizim yapmayı çok seviyorlar ve daha sonra LEGO’larla hayallerindeki tasarımı gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Bu öğrencilerin hayal gücünün gelişmesine katkı sağlıyor. Ayrıca takım çalışması birbirlerinin ufuklarını açıyor. Herkes tasarımı bir tık daha üst noktaya taşıyor. Özellikle festival günü çok farklı oluyor. Birilerinin  karşında konuşmak, yaptıklarını anlatmak onları çok mutlu ediyor. Başkalarından takdir görmek sonraki çalışmalar için onlara en büyük destek. Aslında bu süreç iletişim, takım çalışması, özgüven, yaratıcılık ve kodlama becerilerinin gelişmesine çok büyük katkı sağlıyor. Öğrencilerin meslek tercihlerinde büyük değişimler oldu. 2. sınıf olan öğrencilerimden biri büyünce mucit olmak istiyorum diyerek süreçlerini aktardı.”

Son olarak, 2. fazın sonunda hazırlamış olduğumuz Etki Raporu’nu incelemek için internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Vakfımızın sağladığı hibe desteği ile Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin 4. dönemini hayata geçireceksiniz. Projenin bu döneminde ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Kızlar Bilimle Buluşuyor Projesinin 4. fazı ile şimdiye kadar oluşturduğumuz tüm etkinin sürdürülebilirliğini sağlamanın yanı sıra toplumsal cinsiyet eşitliği temalı kız takımı eğitimleri, kız çocuklarına aynı temada (toplumsal cinsiyet eşitliği ve STEM temalı) malzeme seti hazırlığı ve dağıtımı, görünürlüğün ve bilinirliğin arttırılması için dijital gazete hazırlanması ve ölçme – değerlendirme çalışmaları için etki raporu hazırlanması gibi hedeflerimizi gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

Öncelikle 20 kız takımının programa katılımı destekleyeceğiz. Takım koç ve danışmanlarını programın uygulama süreçleri, çocukların tarafındaki kazanımlar ve süreçlere dair   bilgilendireceğiz. Sezon temasına uygun keşif setlerinin gönderimini sağlayacağız. Daha önceki fazlarda takımlar için alınan tabletler ve robot setlerini de düzenleyerek, eksikleri tamamlayıp takımlara iletileceğiz. 

Bu senenin teması “CARGO CONNECT” olacak. Türkçe’de “Bir Kargonun Yolculuğu” olarak çocuklarla buluşturduğumuz Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor programında kız takımları lojistik ve taşımacılık üzerine araştırmalar yapacak; kargoların nasıl taşındığını, nasıl ayrıştırıldığı ve teslimat noktalarına güvenli nasıl aktarıldığını keşfederek bu alanlardaki farklı sorunlara çözüm üreten proje fikirleri geliştirecekler. Takımlar, proje kapsamında göndereceğimiz Keşif Seti’ndeki LEGO parçalarından bir proje model oluşturacak, aynı zamanda hazırladıkları modellerine “LEGO Education” robot setlerini kullanarak hareketli bir parça da ekleyerek, kodlama becerilerini de geliştirecek. Bu süreçte farklı disiplinlerden uzmanlarla görüşme yapmaları için kızları teşvik etmeyi ve çevrelerinden proje geliştirme sürecinde destek almaları konusunda onları yönlendirmeyi planlıyoruz. Bu sayede, sorunlara çözüm ararken daha bütüncül ve disiplinler arası düşünmenin önemini kavramalarını bekliyoruz. Yapılacak çevrimiçi sezon toplantıları ile takımların sorularını yanıtlayacak ve tüm program boyunca e-posta ve telefon yoluyla uygulama süreçlerini takip ederek takımları, koç ve  danışmanları  her adımda destekleyeceğiz.

Projenin geçen yıllardaki uygulamalarına ek olarak, kız çocuklarının mühendislik ve temel bilim alanlarına ilgilerinin ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki farkındalıklarının artırılması için STEM alanında aktif çalışan bir uzman yardımı ile Kızlar Bilimle Buluşuyor Seti hazırlamayı ve bu setleri kız çocuklarına göndermeyi planlıyoruz. Bu setin içerisine, ilham verici iletişim malzemelerini (ilham verici hikâye kartları vb.) dahil etmeyi planladık. STEM seti tanıtımı ve kız çocuklarına cinsiyet eşitliği, ayrımcılık ve çocuklara toplumsal cinsiyet eşitliği alanlarında farkındalık kazandırabilmek için tek seferlik atölyeler gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Kız çocuklarının desteklenmesi sürecinde hem sezon teması ile ilişkili hem de STEM alanında kariyer yapan kadınların ilham verici hikayelerini kız çocuklarıyla buluşturabileceğimiz etkinliklerin de projeye dahil edilmesini planlıyoruz. 

Projenin son aşamasında ise takımlar, kendi yaşadıkları şehirde ya da yakın kentlerde gerçekleşecek festivallere katılım sağlayabilecek, çalışmalarını akranları,  bağımsız gözlemciler ve gönüllülerle paylaşabilecekler. Yarım gün süren festivallerde keyifli etkinliklere katılım sağlayacak çocuklar festival sonunda bireysel olarak madalya; takım olarak ise en güçlü oldukları alanlardan birinde (hareketli model, proje ya da takım çalışması) ödül alacaklar. 

Yapılan çalışmaların görünürlüğünün ve bilinirliğinin arttırılması için proje sonunda kız çocuklarının ve öğretmenlerinin de katılımıyla bir dijital gazete hazırlamayı hedefliyoruz. Belirlenecek format doğrultusunda STEM çalışmalarına katılan kız çocuklarını tanıyacağımız ve takım olarak yürüttükleri çalışmaları (projeler, kodlama ve öz değerler) takip edebileceğimiz bir yayın olmasını planlıyoruz. Bu kataloğu alanda çalışan STK’lar, destekçilerimiz ve gönüllülerimizle de paylaşarak hem farkındalık yaratmayı hem de proje sonunda ortaya çıkacak bilgi ve deneyimlerin yaygınlaşmasını amaçlıyoruz. 

 Son olarak, 2. faz sonunda hazırladığımız, kız çocuklarının, takım koç ve danışmanlarının proje tamamlandıktan sonra STEM alanındaki tecrübelerinin değişimine dair etki raporuna benzer bir rapor hazırlayacağız. Ayrıca, kız çocuklarından ve takımlara rehberlik eden öğretmenlerden etkinlik sonundan yazılı ya da görsel geri bildirim alarak faz sonu raporumuzu hazırlayıp  Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation’a ileteceğiz. 

 Projenin bu döneminde toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda kız çocuklarının farkındalığını arttırmak için  atölye ve etkinlikler düzenlemeyi planlıyorsunuz. Bu çalışmayı projeye dahil etmenizin nedeninden ve bu kapsamda yapacaklarınızdan bahseder misiniz?

UNICEF’in 2020 yılında gelişmekte olan ülkelerdeki kız çocuklarını, STEM alanında destekleme çalışmalarının sonuçlarından yararlanarak hazırladığı raporda (Towards an Equal Future: Reimagining Girls’ Education Through STEM) kız çocuklarının STEM uygulamalarına erişimlerinin gelecekte toplumsal cinsiyet eşitliği, eğitimde fırsat eşitliği, ekonomi ve teknoloji alanlarında büyük gelişmeler sağlayacağı belirtiliyor. Ancak mevcut durumda da kızların her ne kadar STEM konularında daha iyi performans gösterseler de erkeklere göre STEM işgücü alanında yetersiz temsil edildiğinin altı çizilerek, önemli bir yetenek ve insan potansiyeli kaybı yaşandığı vurgulanıyor. Ayrıca COVID-19 kaynaklı okul kapanışları ve karantinaların kız çocuklarını daha çok etkilediği de paylaşılıyor.

 Kız çocuklarının STEM uygulamalarında geride kalmalarının nedenlerine baktığımızda da iki sebep öne çıkıyor. Birincisi yoksulluk, yani eğitim araçlarına erişimde yaşadıkları kısıtlılık. Diğeri ise, toplumsal cinsiyet rollerinin kız çocukları üzerinde bıraktığı etki. Bu iki sebebin etkilerini en aza indirgemek için çalışmalar yürütüyoruz. 

STEM uygulamalarının yaygınlaştırılması, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanabilmesi ve

eğitimle değişimin gerçekleşebilmesi için sürdürülebilirliğin yeri çok ayrı. Bu sebeple her yeni başvurumuzda kapasitemizi genişletmeye ve kazandığımız tecrübeler ile uygulamalarımızı geliştirmeye çalışıyoruz. Daha fazla çocuğa, daha etkili şekilde erişebilmek için yıllar içerisinde projemizin içeriklerini geliştirdik, öğretmen eğitimleri ekledik, nitel ve nicel yöntemler kullanarak projemizin etkisini ölçüp, raporladık. Her yıl benzer devlet okulları ya da koçların başvurusu ile bilimsel farkındalık konusunda tecrübe kazanan ve tecrübe kazandıkça daha etkili eğitimler veren öğretmenlerimizi desteklemeye ve projemizin etkisini geliştirmeye çalışıyoruz. Bu yıl toplumsal cinsiyet eşitliği temalı atölyeler ve set gönderimlerini projemize dahil etmemizin sebebi, kız çocuklarında yarattığımız farkındalığı güçlendirmek ve toplumsal cinsiyetten bağımsız olarak STEM uygulamalarında başarılı olabileceklerine dair inançlarını arttırmak.

Görüldüğü üzere kız çocuklarının cinsiyete duyarlı STEM eğitimi almaları hem cinsiyete dayalı toplumsal kalıp yargıları ve cinsiyet normlarını ortadan kaldırmayı destekleyecek hem de kaliteli ve çağına uygun eğitime erişen kız çocukları gelecekte dijital dünya üzerine kurulu iş yaşamından ayrı tutulmayacak. Bildiğiniz üzere ülkemizdeki STEM uygulamaları sınırlı erişime ve düşük bir sürdürülebilirliğe sahip. Tüm bu sebepler ışığında, devlet okullarında okuyan ve kızlardan oluşan takımların desteklenmesini, kız çocuklarının STEM uygulamaları ile buluşturulmasını ve bu çalışmaların sürdürülebilirliğini önemsiyor ve destekliyoruz. 

Sonuç olarak projenin bu döneminde daha fazla kız takımını bilim ve mühendislik alanları ile ilgilenmeleri konusunda teşvik etmeyi ve aynı zamanda fırsat eşitliği ve toplumsal cinsiyet eşitliği savunuculuğunu devam ettirmeyi amaçlıyoruz. Son olarak proje kapsamında, geçmiş dönemlerde sahada edindiğimiz tecrüber ile kız takımlarının eğitimi, STEM seti hazırlığı ve dağıtımı ile projenin çocuklar üzerindeki etkisini ve projenin niteliğini arttırmayı amaçlıyoruz.

 

Çocuk Fonu Kapsamında Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Çocuk Fonu

Çocukların ihtiyaçlarının giderilmesi ve haklarının tesis edilmesi için 0-15 yaş arası çocuklarla çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini ve kurumsal gelişimlerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonu’nun 2021 döneminde desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 4 STK’ya toplam 359.000 TL hibe desteği sağlayacağız.

Desteklenen STK’lar ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Bilim Kahramanları Derneği (Bilim Kahramanları): Bilim, bilimsel düşünce ve bilimsel farkındalığın yayılması ve teşvik edilmesi amacıyla çalışmalar yürüten Bilim Kahramanları, çeşitli ulusal ve uluslararası projeler ile 4-19 yaş arasındaki çocukların ve gençlerin erken yaşta bilimle buluşmalarını amaçlıyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla 91.000 TL hibe desteği sağladığımız Bilim Kahramanları, kız çocuklarının bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik becerileri (STEM) kazanması; kodlama, proje geliştirme, takım çalışması, sunum yapma gibi alanlarda deneyim elde etmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalıklarının arttırılması amacıyla Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin 4. fazını hayata geçirecek. 2018 yılından beri Vakfımız tarafından desteklenen projenin 4. fazına 20 devlet okulundan 120 kız çoçuğu ve 40 koç katılacak. Bilim Kahramanları projenin bu fazının görünürlülüğünün ve bilinirliliğinin arttırılması amacıyla kız takımları ile beraber bir dijital gazete hazırlayacak. 

Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği(FİSA): FİSA, çocuk haklarının korunması ve hayata geçirilmesi amacıyla, çocuk ihmali ve istismarı, çocuk işçiliği, ayrımcılık, çocuk katılımı, çocuk ve göç, engellilik ve eğitim alanlarında proje ve programlar yürütüyor. Mayıs 2019’da FİSA bünyesinde kurulan Çocuk Hakları Merkezi ise Türkiye’de özellikle çocukların maruz kaldığı hak ihlallerinin görünür kılınmasına, bu ihlal alanlarıyla ilgili bütüncül ve hak temelli politikaların ve uygulamaların geliştirilmesine, bu süreçlere sivil toplumun ve çocukların katılımı ile müdahale becerilerinin güçlenmesine yönelik çalışmalar yapıyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla 90.000 TL hibe desteği sağladığımız dernek, bu kapsamda Çocuk Hakları Krizi Değil! Yerel Yönetimler İçin Çocuk Hakları Temelli Kriz Yönetimi projesini hayata geçirecek. 12 ay süreyle devam edecek proje kapsamında FİSA, yerel yönetimlerin olağan koşulların yanı sıra yangın, salgın, sel gibi çeşitli kriz durumlarında da çocukların yaşam, sağlık, eğitim, barınma, beslenme, katılım hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerinin yerine getirilmesini sağlayacak ve ihlalleri önleyecek yerel politikalar ve uygulamalar geliştirmesine destek olacak. Bu amaç doğrultusunda dernek, Yerel Yönetimler için Çocuk Hakları Temelli Kriz Yönetiminde Minumum Standartlar El kitabını hazırlayacak ve farklı yerel yönetimlerle paylaşacak. ÇiğliBelediyesi, Sultanbeyli Belediyesi ve Fındıklı Belediyesi için çocuk hakları temelli kriz yönetimi eğitimleri düzenleyecek olan FİSA, bu eğitimlerin ardından katılımcı 3 belediyenin kriz durumlarına ilişkin çocuk hakları temelli bir stratejik plan hazırlamasına ve uygulamasına destek olacak. Aynı zamanda yerel yönetimler için çocuk hakları temelli kriz yönetimi konulu çevrimiçi seminerler düzenleyecek.

Sulukule Gönüllüleri Derneği (SGD): Tüm çocukların eğitime adil ve eşit şekilde erişimini sağlamak amacıyla çalışmalar yapan SGD, risk altında, dezavantajlı ve ayrımcılığa maruz kalmış gruplarla, öncelikli olarak okulu terki önlemek, kadınlara ve çocuklara hakları konusunda farkındalık kazandırmak amacıyla hak temelli çalışmalar yapıyor. SGD, Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 85.000 TL kurumsal hibe desteği ile derneğin finansal sürdürülebilirliğini geliştirmek ve bireysel bağışçılara erişimini artırmak amacıyla çalışmalar yapacak. Bu kapsamda, kaynak geliştirme çalışmalarından sorumlu olacak bir kişiyi istihdam edecek.

Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği (TOHAD): 2008 yılından beri engelli bireylerin karşılaştığı hak ihlallerinin giderilmesi üzerine çalışmalar yapan TOHAD, bu çerçevede 2015 yılından beri engelli çocuklarının sorunlarını görünür kılmak ve engelli çocukların katılım hakkını desteklemek amacıyla faaliyetler yürütüyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla 93.000 TL hibe desteği sağladığımız dernek, Çocuğun Sesi Ortaklık Ağı – Çocuk Bakışıyla İnsan Hakları projesini hayata geçirecek. TOHAD ve Boğaziçi Üniversitesi’nden uzman ekipler tarafından 5 ay boyunca yürütülecek proje kapsamında, farklı şehirlerden STK’ların ve Gençlik Merkezleri’nin desteği ile belirlenecek 50 çocuk ile ön görüşmeler yapılacak. Daha sonra bu çocuklar arasından belirlenecek olan 7-15 yaş arasındaki 30 çocuk için Boğaziçi Üniversitesi’nde 5 gün sürecek 2 ayrı kış okulu düzenlenecek.  Projeye katılacak çocukların en az %30’un engelli ve dezavantajlı gruplardan olmasına öncelik verilecek. Kış okulu dahilinde hem öğrenme hem de tartışma zemininde buluşacak olan çocuklar, yaratıcı drama ve felsefe gibi eğitimlerin yanı sıra düzenlenecek atölye oturumlarında ev, sokak ve mahalle gibi çevrelerde yaşadıkları sorunları ve güncel insan hakları konularını tartışacak. Projenin ikinci ayağında ise atölyeye katılan çocuklar en az 6 farklı okulu ziyaret ederek, edindikleri bilgi ve deneyimleri akranlarına aktaracak.

 

Bilim Kahramanları Derneği Kızlar Bilimle Buluşuyor Projesinin 3. Dönemini Tamamladı

By | Çocuk Fonu

Bilim Kahramanları Derneği (Bilim Kahramanları) bilimsel düşünce ve bilimsel farkındalığın toplumun her kesiminde yayılması ve teşvik edilmesi amacıyla çalışmalar yapıyor, çocukların ve gençlerin erken yaşta bilimle buluşmalarını sağlıyor. Çoçuk Fonunun 2020 döneminde Turkey Mozaik Foundation bünyesindeki Meltem Göçer Fonu eş finansmanı ile  hibe desteği sağladığımız Bilim Kahramanları, uluslararası bir program olan Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor (FIRST LEGO League Jr) kapsamında 6-10 yaş arasındaki kız çocuklarının bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik becerileri (STEM) geliştirmelerini ve kodlama, proje geliştirme, takım çalışması, sunum yapma gibi alanlarda deneyim kazanmalarını amaçlayan Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin 3. dönemini hayata geçirdi. Dernek,  proje kapsamında yaptığı çalışmalarla Adana,  Antalya, Aydın, Balıkesir, Batman, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Kars, Kastamonu, Kocaeli, Kütahya ve Mersin illerindeki 20 farklı devlet okulundan 20 kız takımına, 117 kız çocuğuna ve 48 öğretmene ulaştı. Aynı zamanda, kız çocukları ile çalışacak öğretmenler için robotik ve kodlama, proje geliştirme ve toplumsal cinsiyet konularında destek sağlayacak öğretmen eğitimleri düzenledi.

Bilim Kahramanları Derneği Proje Koordinatörü Özlem Özel ile yaptığımız röportajda Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin 3. döneminde gerçekleştirdikleri faaliyetleri, dezavantajlı grupların STEM eğitimine erişimde ve bu alanda kariyer yapma konusunda yaşadıkları zorlukları ve derneğin gelecek dönem planlarını konuştuk. 

Farklı yaş gruplarıyla yaptığınız çalışmalardan edindiğiniz deneyimleri düşündüğünüzde, STEM alanında eğitim veya kariyer yapmak isteyen, özellikle düşük gelirli topluluklardan gelen kızların karşılaştığı en büyük zorluklar neler?

Ekonomik ve sosyal zorluklar diyebiliriz. Bilim okuryazarlığını erken yaşlarda edinen, fen ve matematik becerilerini hayatlarının farklı aşamalarında kullanabilen, küresel sorunların ve çözümlerin bir parçası olabileceğinin farkında olan özgüvenli bireylerin yetişmesi için nitelikli

içeriklerin geliştirilmesini ve tüm çocuklara adil bir şekilde sunulmasını önemli buluyoruz. Fakat hepinizin bildiği üzere, devlet okullarında ve özel okullarda öğrenim gören çocuklar eğitim haklarından eşit şekilde faydalanamıyorlar. Devlet okulunda öğrenim gören çocukların özel okullarda sunulan yeni nesil eğitim uygulamalarına ve teknolojik araçlara erişimleri kısıtlı kalıyor.

Böylelikle 21. yüzyıl becerileri ile erken yaşta tanışamayan çocuklar ile teknoloji ve bilim odaklı nitelikli eğitime erişebilen çocuklar arasındaki dijital uçurum büyüyor. Örneğin, pandemi döneminde birçok çocuk  internet, bilgisayar ya da çevrimiçi derslerine katılabilmeleri için ihtiyaç duydukları teknolojik araçlar evlerinde bulunmadığı için eğitim haklarından faydalanamadılar ve derslerinden geri kaldılar.

Ekonomik farklılıkların dışında bir diğer sebep ise kız ve erkek çocukları arasındaki toplumsal eşitsizliklerdir. Toplumsal cinsiyet rolleri sebebi ile kız çocuklarının çoğunlukla evde kalması, ev işleri ile ilgilenmesi ve diğer kardeşlerinin bakımından sorumlu olması bekleniyor. Erkek çocuklarının ise kamusal alanda daha fazla yer almaları ve bilim, teknoloji gibi alanlarda daha başarılı olmaları kabul görmüş bir düşünce. Ekonomik imkansızlıklar ve kız çocuklarına karşı toplumsal ön yargılar, kız çocuklarının STEM uygulamalarına erişimlerini ve alandaki başarılarını olumsuz etkiliyor ya da kısıtlıyor diyebiliriz.

UNICEF’in gelişmekte olan ülkelerde kız çocukları ve STEM uygulamaları üzerine hazırladığı raporda “Önyargılı toplumsal cinsiyet normları, STEM konularına katılma yeteneklerinden yoksun olan kızların ve kadınların klişelerini güçlendirebilir. STEM yeteneklerine ilişkin düşük beklentiler ve sınırlı başarı fırsatları ile karşı karşıya kalan kızların özgüvenlerini, STEM’e yönelik inançlarını ve tutumlarını ve STEM kariyerlerini sürdürme istekleri olumsuz etkilenir. Bilim ve matematik alanlarında, erkeklere kıyasla kızların kendi yeteneklerine olan inancı genellikle daha düşüktür’’ (UNICEF, 2020) tespitinin yapıldığı görülüyor. Takımlardan aldığımız geri bildirimlerde kız çocuklarının STEM alanında kendilerine ve yapabileceklerine olan inançların ne kadar az olduğunu, fakat programa katılım sonrasında başardıkları ve vazgeçmedikleri için ne kadar mutlu olduklarını gördük. Bizim için önemli olan da devlet okullarında okuyan kız çocuklarına, STEM alanındaki becerilerin doğuştan gelen maddi imkanlar ya da toplumsal cinsiyet ile ilgisinin olmadığını gösterebilmek ve STEM alanlarına ve kariyerlerine dair ilgilerini ve umutlarını yeşertebilmek.

Buradan yola çıkarak çocuklar arasındaki dijital uçurumu kapatmak için devlet okullarındaki altyapı ihtiyaçlarının karşılanmasını, farklı içeriklerde nitelikli öğretmen eğitimlerinin gerçekleştirilmesini ve yeni nesil eğitimin araçlarını kapsayan içeriklerin geliştirilmesini destekliyoruz. Bunu yaparken toplumda, toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığının yaygınlaştırılmasını ve kız çocuklarının kendilerine ve yapabileceklerine olan inançlarının güçlendirilmesini önemsiyoruz.

Hibe desteğimizle gerçekleştirdiğiniz Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin üçüncü dönemini yakın zamanda tamamladınız. Projenin bu döneminde yürüttüğünüz çalışmalardan bahseder misiniz?

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın Çocuk Fonu kapsamında desteklenen Kızlar Bilimle Buluşuyor Projesi’nin 3. yılında, 20 farklı devlet okulundan 20 kız takımına, 117 kıza ve 48 öğretmene ulaştık. Fon sayesinde 117 kız çocuğu Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor / FIRST LEGO League Explore 2020-2021 PLAYMAKERS: Oyun Kurucular sezonuna katılım gösterdi. Bu sezonda çocuklar herkesi spora ve harekete teşvik eden yenilikçi proje fikirleri üzerine çalıştılar. Biz de proje boyunca hem öğretmenleri hem de çocukların çalışmalarını destekleyecek çok sayıda faaliyet yürüttük.

Projemize, takımlar belirlendikten sonra takım koçlarına yönelik proje detaylarına, programın uygulama süreçlerine, programın kazanımlarına ve genel süreçlere ilişkin bilgilendirme toplantısı ile başladık. Bu toplantıda yeni sezona ve projenin ilk 2 yılında neler yaptığımıza dair ayrıntıları anlattık. Programa katılan tüm takımları, süreç boyunca yapılan çevrimiçi sezon toplantılarıyla,  e-posta ve telefon yoluyla iletişim sağlayarak  destekledik. Program kapsamında her takımın kullanacağı eğitim malzemelerinin (1 LEGO Education WeDo 2.0 Robot Seti, 1 FIRST LEGO League Explore Keşif Seti, takım üyesi kadar Mühendislik Defteri ve öğretmen sayısı kadar Takım Çalışması Kılavuzu, 1 adet tablet) gönderimini gerçekleştirdik.

Takımlar, PLAYMAKERS: Oyun Kurucular sezonu kapsamında Takım Çalışması Kılavuzu’nda yer alan yönlendirmeler rehberliğinde çalışmalarına başladılar. Süreçte takımlar geliştirdikleri fikirlerini LEGO parçaları aracılığıyla model olarak inşa ettiler. Yenilikçi fikir üretme ve model inşa etme sürecine ek olarak, hazırladıkları modellerinde  WeDo robot setlerini ve kodlama becerilerini geliştirdiler. Tüm süreç boyunca programın öz değerlerini (takım çalışması, kapsayıcılık, eğlence, keşif etki ve yenilikçilik) yansıtacak etkinliklere de öğretmenlerinin rehberliğinde  katıldılar. Ayrıca takımların proje boyunca sezon teması hakkında farkındalık kazanmaları için farklı disiplinlerden uzmanlarla çevrimiçi görüşmeler gerçekleştirdik.

Salgın önlemleri sebebiyle projede yer alan tüm takımlar  yerel ortaklarımızın desteğiyle 2 Mayıs- 12 Haziran arasında çevrimiçi gerçekleştirilen festivallere katılarak, çalışmalarını akranları ve bağımsız gözlemciler ve gönüllülerle paylaştılar. Yarım gün süren etkinlikte, keyifli aktivitelere katılan çocuklar etkinlik sonunda bireysel olarak madalya; takım olarak da 6 farklı ödülden birini almaya hak kazandılar. Ödüller, festivali düzenleyen yerel ortaklar tarafından takımlara gönderildi. Takımların festivallere hazırlanma sürecinde ihtiyaç duydukları tişörtü/sweatshirtü, anahtarlık, kırtasiye malzemeleri, eğitim malzemeleri gibi ürünlerin basımı ya da alımı da fon kapsamında desteklendi.

Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin 3.fazının önceki yıllardan farkı, bu yıl projeye eklemeyi önemli bulduğumuz öğretmen eğitimiydi. Bu kapsamda projeye kız çocukları ile çalışacak öğretmenler için robotik ve kodlama alanı, proje geliştirme ve toplumsal cinsiyet konularında destek sağlayacak öğretmen eğitimleri ekledik. Alanında uzman eğitimcilerin destekleri ile katılımcı metotlarla bir öğretmen eğitimi içeriği hazırladık ve çevrimiçi olarak gerçekleştirdik.  Eğitimler Koç Üniversitesi Doktora Sonrası Araştırmacı Dr. Esin Aksay Aksezer ve LEGO Education  Akademi Eğitmeni Emine  Bozkan  tarafından verildi. Tüm eğitimlere, 36 takım koçu ve danışman katıldı. Bu eğitimlerle özellikle uzaktan yürütülen proje geliştirme ve robotik çalışmalarında öğretmenlerin desteklenmesini sağladık ve toplumsal cinsiyet farkındalığı yaratacak bir oturum gerçekleştirdik.

Proje sonlanırken ölçme ve değerlendirme çalışmalarımız için kız çocuklarından, takım koç ve danışmanlarından görsel ya da yazılı geri bildirimler aldık. 3. yılımızda kız çocuklarının ve devlet okullarının programa katılımları için sürdürülebilir bir destek sunmaktan dolayı da büyük mutluluk duyduk.

Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin üçüncü döneminde ilk kez öğretmenlere yönelik de çalışmalar yürütttünüz. Projenin bu döneminde öğretmenlerle de çalışmayı  tercih etmenizin nedeni nedir? Bu faaliyetlerin kapsamından ve katılan öğretmenlerin geri bildirimlerden bahseder misiniz?

Projenin daha önceki sezonlarında yer alan öğretmenlerden aldığımız geri bildirimler sonrasında, projeye takım koç ve danışmanları için robotik ve kodlama, proje geliştirme ve yürütme ile toplumsal cinsiyet konularında destek sağlayacak öğretmen eğitimleri eklemeye karar verdik. STEM alanında uygulayacakları etkinliklerde kız takımlarına önderlik edecek öğretmenlerin dijital becerilerinin desteklenmesini ve proje kapsamında yalnızca kız çocuklarından oluşan takımlar desteklenirken, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık kazanmalarını projenin kapasitesini ve niteliğini geliştirmek adına fazlasıyla önemli bulduk. Öğretmen eğitimi sayesinde yalnızca takım koç ve danışmanlarının değil, aynı zamanda kız çocuklarının da dijital becerilerinin gelişeceğine ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanında farkındalık kazanacaklarına inandık. Beklediğimiz gibi koç ve danışmanlardan eğitimler sonrasında kodlama alanındaki yeteneklerinin gelişmesinden, proje sürecinin takımlar ile yürütülmesinin kolaylaşmasına kadar birçok olumlu geri dönüşler aldık. Ayrıca uzaktan uygulama sürecine geçilen salgın döneminde uygulama araçlarını proje özelinde nasıl kullanabileceklerini gösterdiğimiz eğitimlerin proje sürecinin daha sağlıklı yürütülmesi konusunda da büyük bir katkı sağladığına dair geri bildirim aldık.

Çocuk Fonu’ndan aldığınız hibe desteğinin derneğinize ve çalışmalarınıza ne tür katkıları oldu? Çocuk Fonu’nu ve Kızlar Bilimle Buluşuyor projesini üç dönemdir destekleyen bağışçılarımızla paylaşmak istediğiniz bir mesaj var mı?

Projenin 4. fazı için Sivil Toplum için Destek Vakfı’na yeni bir  başvuru yapmamızın en önemli sebebi; önceki yıllarda proje sayesinde ortaya çıkan etkinin sürdürülebilirliğini sağlamaktır. Projenin 3. fazı tamamlandıktan sonra, devlet okullarında eğitim gören kız takımlarından aldığımız geri bildirimlerde, yapılan desteğin sağladığı değişim etkisini ve bu etkinin kızlar üzerindeki değerini görme fırsatını yakaladık. STEM uygulamalarının yaygınlaştırılması, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanabilmesi  ve eğitimle değişimin gerçekleşebilmesi için sürdürülebilirliğin öneminin de farkındayız. Bu sebeple her yeni başvurumuzda kapasitemizi güçlendirmeye ve kazandığımız tecrübeler ile uygulamalarımızı geliştirmeye çalışıyoruz. Amacımız daha fazla çocuğa, daha etkili şekilde erişebilmek. Bu amaç doğrultusunda, yıllar içerisinde projemizin içeriklerini geliştirdik,  öğretmen eğitimleri ekledik, nitel ve nicel yöntemler kullanarak projemizin etkisini ölçüp, raporladık. Her yıl benzer devlet okulları ya da koçların başvurusu ile bilimsel farkındalık konusunda tecrübe kazanan ve tecrübe kazandıkça daha etkili eğitimler veren öğretmenlerimizi desteklemeye ve projemizin etkisini artırmaya çalışıyoruz.

Yürüttüğümüz proje ve programlarda devlet okullarını destekliyoruz ve %30’luk bir payı desteklediğimiz devlet okullarına ayırıyoruz. Bu sayede fırsat eşitliğini desteklemeye çalışıyoruz. Fakat yalnızca Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation’dan aldığımız fon ile devlet okullarında eğitim gören kız takımlarını destekliyoruz ve onları STEM uygulamaları ile tanıştırıyoruz. Bildiğiniz üzere dezavantajlı takımların yani kız takımlarının STEM kariyerlerine ilgi duymaları, dijital becerilerini geliştirmeleri ve gelecekte toplumsal değişikliklere sebep olmaları ancak sürdürülebilirlikle ve devamlılıkla mümkün. 3 yıl boyunca toplamda 20 şehirden 52 takıma, 309 çocuğa ve 100 öğretmene ulaştık. Bunun için Sivil Toplum için Destek Vakfı’na, Türkiye Mozaik Vakfı’na ve tüm bağışçılara çok teşekkür ediyoruz.

Bilim Kahramanları Derneği’nin gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan bahseder misiniz? Yüz yüze eğitimin başlamasıyla birlikte faaliyetlerinizi yeniden okullarda gerçekleştirmeyi planlıyor musunuz?

Bilim Kahramanları Derneği olarak 4-19 yaş arasında çocuk ve gençlere yönelik sürdürdüğümüz uluslararası ve ulusal STEM programlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Bilim Kahramanları Buluşuyor / FIRST LEGO League Challenge, Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor / FIRST LEGO League Explore, Minik Bilim Kahramanları Keşfediyor / FIRST LEGO League Discover, Dünya Robot Olimpiyatı Türkiye / World Robot Olympiad Turkey sürdürmeye devam ettiğimiz programlarımız arasında yer alıyor. Ayrıca 38 yaşın altında bilim insanlarının çalışmalarını desteklediğimiz ve görünürlüğünü arttırmaya çalıştığımız Yılın Bilim İnsanı programı kapsamındaki 2020 Genç Bilim İnsanı Ödül Törenimizi Ekim ayında gerçekleştirmeyi planlıyoruz. 2021-2022 etkinliklerimizin uygulama sürecini de hem çevrimiçi hem de yüz yüze olacak şekilde planlıyoruz. Ancak tabi ki süreç içerisinde gelişen tüm gelişmelere göre çalışmalarımızı adapte etmeye de hazırız.

2021 yılında ise 3 yeni projeyi hayata geçirmek üzere ortaklarımızla çalışmalara devam ediyoruz. İlki Koç Holding ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (United Nations Development Programme – UNDP) desteği ile başladığımız “Sivil Toplum Kuruluşları için Dijital Dönüşüm Programı” kapsamında gönüllü, mezun ve ilgili tüm paydaşlarımızla olan iletişimimizi kuvvetlendirmeyi hedeflediğimiz portal projemiz. Bu proje Yapı Kredi Ülkem İçin Fonu ile desteklenmeye devam edecek. Buna ek olarak gençlerin havacılık alanında deneyim kazanmasını hedefleyen bir proje ile liseli gençlerin bilim insanları ile tasarım odaklı etkinliklerde bir araya getireceğimiz projeler için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

 

Sulukule Gönüllüleri Derneği Okula Dönüş Projesini Tamamladı

By | Çocuk Fonu

Sulukule Gönüllüleri Derneği (SGD) risk altında, dezavantajlı ve ayrımcılığa maruz kalmış gruplarla, öncelikli olarak okulu terki önlemek, kadınlara ve çocuklara hakları konusunda farkındalık kazandırmak amacıyla hak temelli çalışmalar yapıyor. Çoçuk Fonu’nun 2020 döneminde hibe desteği sağladığımız SGD, Okula Dönüş projesini gerçekleştirdi. Dernek proje kapsamında  Fatih,  Karagümrük bölgesinde okula başlamış ve bırakmış ya da uzun süreli devamsızlık yapan çocukları tespit etti ve COVID-19 salgını döneminde uzaktan eğitim alan ve teknik eksiklikler nedeniyle derslere erişmekte ve/veya takip etmekte zorluk çeken çoçuklara bireysel destekler sağladı. 

SGD Proje Koordinatörü ve İzleme Değerlendirme Sorumlusu Aysun Koca ile yaptığımız röportajda Okula Dönüş projesini, salgın sürecinin okul terki üzerindeki etkisini ve okul terkini önlemeye yönelik geliştirilebilecek politikalar ve uygulamalar hakkında konuştuk. 

Hibe desteğimizle gerçekleştirdiğiniz Okula Dönüş projesini yakın zamanda tamamladınız. Salgın sürecinde projede çeşitli değişiklikler yapmak zorunda kaldığınızı  biliyoruz. Projenin amacından ve bu değişiklikler sonrasında proje kapsamında gerçekleştirdiğiniz çalışmalardan bahseder misiniz?

Okula Dönüş projesi ile, Fatih bölgesinde risk altındaki okulu terk etmiş, uzun süre devamsızlık yapma eğiliminde olan, okul sisteminde kayıtlı gözüküp herhangi bir sebeple okula hiç gitmeyen veya yaşı nedeniyle örgün eğitim sisteminin dışında kalmış çocuklarla ve onlarla doğrudan ilişkili bakımverenlerinin güçlendirmesi yolu ile çocukların eğitim sistemine dahil olmalarının sağlanması ve okulu terk etmelerinin önlenmesini hedeflemiştik. Proje salgın sürecine denk gelince, pandemi koşullarına göre sahada çeşitli düzenlemeler yaptık. Proje kapsamında planladığımız sosyal gelişim atölyeleri ile okula hazırlık atölyelerini, bireysel desteklere dönüştürdük. Uzaktan eğitim sürecinde teknik donanım ihtiyacı sebebiyle derslerine erişemeyen çocuklar için, dernek mekanında, hijyen ve mesafe koşullarını sağlayacak şekilde, derslerini takip edebilme imkanı sunmayı planladık.

Salgın ve karantina koşullarına bağlı olarak, çocuk ve bakımverenleri ile bireysel görüşmeler gerçekleştirdik. Bireysel görüşmeler, uzaktan eğitim sürecinde derslere dahil olmakta zorluk yaşayan ve hiç erişemeyen çocukları kapsayacak ve onları yaşadıkları sürece dair destekleyecek görüşmelerdi. Görüşmeler, çocuğun ve ailenin koşullarına göre çevrimiçi, telefon veya randevu yolu ile yüz yüze gerçekleştirildi. Yaşı nedeniyle eğitim sistemi dışına çıkmış ancak açık okul kaydı olmayan çocukları tespit edip kayıtlarını yapmalarına ve sınavlarına girmelerine destek olduk. 

Karagümrük bölgesinde birlikte çalıştığınız çocukların devamsızlık ve okulu terk sebepleri hakkında bilgi verebilir misiniz? Salgın sürecinde yaşanan gelişmeler birlikte çalıştığınız çocukların okulu terk oranlarında bir değişikliğe neden oldu mu?

Okula Dönüş projesi ile eş zamanlı olarak bir araştırma projesi yürüttük. Çocukların Gözünden Okul ve Oyun isimli araştırmada, SGD’nin atölyelerinin çocukların okul terkini önleme üzerindeki etkilerine yoğunlaşırken, bir yandan da çalıştığımız bölgedeki okul terk durumunu anlamaya çalıştık. Bahsini ettiğim bu rapor için pandemi öncesi fiziksel olarak çalıştığımız okullardan 20 gün ve daha fazla devamsızlık yapan çocukların oranlarını almıştık. Karşılaştığımız tabloda okulu terk eğiliminin yüksekliği göze çarpıyor. Araştırma sonuçları da, bir dönemde 20 günden fazla devamsızlık yapan ve yine bir dönem boyunca kayıtlı olduğu halde hiç okula gitmeyen çocuk sayınının bu eğilime işaret etmesi açısından oldukça kritik olduğuna işaret ediyordu.

Kuşkusuz ki, salgın koşulları, çalıştığımız bölgedeki okul terk durumunu etkiledi. Buna dair doğrudan oransal veriye henüz erişememiş olsak da, birebir gözlemlerimizde okulla ilişkisi oldukça zayıflamış çocukları tespit edebiliyoruz.

Okul terkinin önlenmesine yönelik ne tür politikalar ve uygulamalar geliştirilmesi gerekiyor? Kamu kurumları ve ebeveynler bu uygulamaların hayata geçirilmesinde nasıl bir rol oynayabilir?

Okul terkinin önlenmesinin ekip işi olduğuna inanıyoruz. Veli, okul aile birliği, öğretmen, psikolojik danışman, okul yöneticileri ve çalışanları arasında işbirliği sağlamak gerekli. Her çocuğun tek ve biricik olduğu kabulünden hareketle, her bölgenin hatta her okulun kendi koşullarını tespit edip, ihtiyaçlara göre hareket etmesi, özellikle bakımverenleri sürece dahil edebilmesi önemli. Okula Dönüş projesinde birebir olarak daha yakından teması deneyimlediğimiz için, özel çözümlerin geliştirilmesinin daha doğru olduğunu düşünüyoruz. 

SGD’nin uyguladığı ders saati içinde ders dışı aktivite olarak atölyeler çocukların okulla bağını kuvvetlendiren bir araç olarak yaygınlaşabilir. Bu süreçte de muhakkak tutarlı ve kararlı olmak gerekir çünkü okul terki eğiliminde olan çocuklardaki davranış ve uyum problemlerinin düzelebilmesi için uzun zamanlı ve kararlı bir çalışma gerekiyor. Kimi zaman riskli bir davranışın düzelmesi, yıllar süren bir çalışmayı gerektiriyor. Dolayısıyla kamunun uzun süreli ve düzenli faaliyetleri desteklemesi, bakımverenleri de çocuğun okula devamının önemi konularında bilgilendirmesi önemli. Elbette okul terkinin maddi boyutunu da göz önünde bulundurmak, örneğin okul beslenmesi desteği ile çocukları ve aileyi maddi açıdan desteklemek de, sorunun çözümüne sunulabilecek bir diğer katkı olarak görülebilir.

Okula Dönüş projesini bu alanda yapılacak çalışmalar açısından bir pilot proje olarak hayata geçirdiniz. Bu pilot projede edindiğiniz deneyimler doğrultusunda, okulu bırakmış veya uzun süreli devamsızlık yapan çocukların okula dönüşünü desteklemek için önümüzdeki dönemde ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Yeni dönem çalışmalarında elbette yine öncelikle çocuk ve kadınlara yönelik faaliyetler planladık. Bu çalışmalardan bazıları akranları ve güvendikleri yetişkinlerden uzak kalan çocukların iyi olma hallerini destekleyecek temas alanları yaratmak, özellikle pandemi nedeniyle artış gösteren kaygı ve endişeyle ilişkili olarak psikososyal destek sağlamak, çevrimiçi ortamlarda yürütülen faaliyetler ve eğitim için dijital okur yazarlık desteği vermek, pandemi sürecinin öncesinde de mahallede ihtiyaç olduğunu gördüğümüz hukuki destek sağlamak şeklinde özetlenebilir.

Farklı olarak ise, yönlendirme ağı çalışması ve mevcut deneyimi benzer kurumlarla paylaşmak üzere eğitim sisteminden uzaklaşmış çocuklara yönelik kılavuz hazırlama işlerini ekledik. Ağ çalışması ile, bölgede sağlanan kamu hizmetleri ve bu hizmetlere erişim yollarını hedef kitlenin ihtiyaçları doğrultusunda derleyeceğiz. 

Çocuk Fonu’ndan aldığınız hibe desteğinin derneğinize ve çalışmalarınıza ne tür katkıları oldu? Çocuk Fonu’nu destekleyen bağışçılarımızla paylaşmak istediğiniz bir mesaj var mı?

Okula Dönüş projesi, SGD’nin kuruluşundan bu yana iletişimimizin sürdüğü ancak okulla bağı tamamen kopmuş olduğu için okullardaki atölye çalışmalarına dahil edemediğimiz bir grup çocukla yeniden temas kurmamıza destek oldu. Bu grubun eğitim sistemine dahil olma istekliliği derneğin saha ekibini de iyi hissettirdi ve bu türden çalışmalara devam etme konusunda motive etti.

Okula Dönüş projesinin deneyimleri ışığında bu projenin içeriğini mahallenin ihtiyaçlarını gözeterek genişlettik ve yeni fon başvurularında değerlendirdik. Yukarıda bahsettiğimiz çalışmaları yapabilmek için bir fon desteği alabildik.

 

Çoçuk Fonu 2021 dönemi başvuruları sona erdi

By | Çocuk Fonu

Çocukların ihtiyaçlarının giderilmesi ve haklarının tesis edilmesi için 0-15 yaş arası çocuklarla çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini ve kurumsal gelişimlerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Çoçuk Fonu’nun 2021 dönemi başvuruları sona erdi. 

Fona toplam 25 STK başvuruda bulundu. Başvuruların 22’si dernek, 3’ü vakıf tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona Ankara, Diyarbakır, İstanbul, Mersin, Sakarya ve Tunceli olmak üzere 6 ilden başvuru alındı. Çoçuk Fonu 2021 döneminde talep edilen toplam hibe tutarı 2.117.901 TL oldu.